|
| Konular: 50,295 | Mesajlar: 311,800 | Üyeler: 10,666 | Online: 223 | Elhamdülillah...
|
|
|||||||
| ADİL DÜZEN Adil Düzen Hakkında Kaynak oluşturacak Paylaşımları Buradan Paylaşalım |
![]() |
|
|
|
LinkBack | Seçenekler | Stil |
|
|
#1 |
|
Derecesi :
![]() Grubu : Genel Yönetici
Üye No : 311
Üyelik tarihi : 28-08-2008
Mesleği : Kul
Nereden : Kâinat
Konuları : 5083
Mesajlar : 16,288
Teşekkürleri: 24,243
9,014 mesajına 19,421 kere teşekkür edildi.
Tecrübe Puanı: 10
![]() Son Aktivitesi : Bugün
Durumu : Status: Offline
|
Adil Düzen, "Devletçi bir Düzendir" İddiası Adil Düzen'in temel esaslarında ekonomik faaliyetlerin özel sektör tarafından yapılacağı esas alınmıştır. Birinci soruda da açıklandığı gibi, Adil Düzen "Gerçek Özel Sektörcü" düzendir. Devletin görevi, özel sektör tarafından yapılacak yatırımlar için -özel sektör isterse- yardım etmektir. Bu yardım makro plan çerçevesi içinde, bir albüm vasıtası ile proje yardımı, yönlendirme, tam teşvik ve tam destektir. Bununla beraber, mesela Van'da bir yatırım yapılması gerekiyorsa bunu da kimse yapmıyorsa, buna devlet yardımcı olur. Sonra da özel sektöre devreder. Bu durum arizidir. Çünkü, faizci çorba düzeninin 5 mikrobu ile Van'ın imkanları alınmış İstanbul'a götürülmüştür. Böylece Van'daki müteşebbise imkan kalmamıştır. Adil Düzen Van'daki müteşebbise de imkan sağlayacağı için, bu durum Adil Düzende olmayacaktır. Adil Düzen özel sektör cennetidir. KİT'ler Türkiye ekonomisinde büyük bir yer tutmaktadır. Önce bunların ekonomik çalışması sağlanacak. Çalıştırmak is-teyen müteşebbise (ki bu müteşebbis oradaki sendika olabilir) devlet tesis ve genel hizmet payı diye, üretimden iki pay alarak devredebilecektir. Diğerleri ise isçilik, hammadde ve teşebbüs paylarını alırlar. Şayet işletme kâr sağlamazsa müteşebbis değiştirilir. Bir kimse KiT'lerden herhangi birini satınalmak isterse bu da mümkündür. Ancak, bu tesisleri Thatcher'in oğluna peşkeş çekmek, arsası için fabrikayı satın alıp o fabrika ve üretimini yok etmek, Ereğli'ye ithal kömür satıp, komisyon parasını almak için Zonguldak kömür üretimini durdurmak, fabrikayı satıp beş yıldızlı otel inşa etmek, şeklinde olamaz. (RP'nin özelleştirme hakkındaki görüşleri) Yurtdışından birçok işçi yatırım yaptı fakat, yönetici ol-madığı için başarılı olamadı. Şimdiye kadar müteşebbis ve yöneticinin yetişmemesinin sebebi, imkanların tümüne yakınının holdinglere yönlendirilmesidir. Adil Düzen'de dürüst her müteşebbise kredi imkanları sağlanacağı için, müteşebbis ve yöneticiler artacak, yaygın yatırım hamlesi gerçekleştirilecektir. Stratejik tesislerin satılması ise, hiçbir zaman mümkün değildir. Fransa'da, İngiltere'de demir-çeliğin % 80'i devletin elindedir. KİT'lerin Avrupa'daki durumu da şöyledir. B.Almanya'da 1570 adet KİT, Fransa'da 400 adet KİT, İtalya'da 800 adet KİT mevcuttur. |
|
|
|
|
#2 |
|
Derecesi :
![]() Grubu : Milli Nizam
Üye No : 9189
Üyelik tarihi : 26-02-2011
Mesleği : adil düzen çalışanı
Nereden : İstanbul-küçükçekmece
Konuları : 212
Mesajlar : 436
Teşekkürleri: 48
38 mesajına 52 kere teşekkür edildi.
Tecrübe Puanı: 2
![]() Son Aktivitesi : 01.05.12
Durumu : Status: Offline
|
HAKKI ÜSTÜN TUTAN PARTİLERE SUNULUR HAKKI ÜSTÜN TUTAN PARTİLER HAKKI SÖYLEMEKTEN ÇEKİNMEZLER Hakkı üstün tutan partiler vardır; Kuvveti üstün tutan partiler vardır. Hakkın kuvvetli olduğuna inanan partiler vardır; Kuvvetlinin haklı çıkacağına inanan partiler vardır. Hakkı üstün tutan partiler gerçekleri halka anlatır ve sonunda; "Bakınız, biz hakkı üstün tutan bir partiyiz. İsterseniz bize oy verir ve kurtulursunuz. İstemezseniz oy vermez ve kuvvetin esiri olursunuz. Bizim görevimiz bu kadardır" derler ve tebliğ görevlerini yaptıktan sonra meseleyi orada bırakırlar. Kuvveti üstün tutan partiler ise kendilerini kuvvetli göstererek seçmenlere ve halka veremiyecekleri şeyleri vâdeder, onları korkutur, hakkı değil de halkın hoşuna gidecek ve onları aldatacak şeyleri söylerleri. Vaadlerinin sonu ve sınırı yoktur!... PARTİLER GERÇEKLERİ ANLATMAKTAN ÇEKİNİYORLAR Partiler ve Partililer! Siz halka hakkı tebliğ etmekle yükümlüsünüz. Gerçekleri onlara anlatmalısınız. Halk hakkı kabul eder, size inanır ve oy verirse, o zaman siz seçilir, halkın vekili olabilir ve halk adına hareket edebilirsiniz. Yoksa vekâlet almak için halka başka türlü görünür, sonra dediğinizi yapmazsanız veya yapamazsanız, vekâlete ihanet etmiş olursunuz. Bu netice ne sizin ne de halkın işine yarar. İhanetiniz sebebiyle topluca helâk olursunuz. Yoksa topyekün helâk mı olmak istiyorsunuz? Ulusu ve ülkesiyle devletiniz topyekün yok olup gider diye nasihat edilince, o kuvvete inanan partiler ne yaptılar? Kur'ân işte onları hatırlatıyor ve diyor ki: "Önerilere kulak asmadan sırtını çevirip giden kimsenin bu davranışını hiç düşünüp değerlendirmedin mi?"; "Tevelli eden kimseyi rey etmedin mi?"(Necm[53]; 33) HAKKI ÖNCE DESTEKLEYİP SONRA TERKEDEN HAKKA İHANET ETMİŞTİR Oysa bu partiler kurulurken hep hâlden, mevcut durumdan, yapılanlardan şikâyet etmiş ve halka gerçekleri anlatmak, onları uyararak halkı bâtıl partilerden kurtarmak için kurulmuş, bunun için mücadele etmiş ve rakipleriyle savaş vermişlerdi. Ne var ki, çok kısa zamanda halka hakkı söylemekten vazgeçmiş veya susmuşlar ya da bâtılı hak göstermeye başlamışlardır. Sonuç olarak yine kuvvete tapmaya başlamışlardır. Bu apaçık bir ihanettir. Cezası çok ağırdır. İlâhî kanunlar onları cezalandıracak ve paramparça edecektir. Kur'ân işte onları hatırlatıyor ve diyor ki: "Önce hakkı söyleyerek halkı uyardı, onları harekete geçirdi, sonra gerçekleri söylemekten vazgeçti ve halkı yarı yolda bıraktı."; "Kalîlen i'tâ etti ve ikdâ etti."(Necm[53]; 34) KEDA: Birinci yağmur yağdıktan sonra otlar yeşillenir ve 'vely' denilen ikinci yağmur gelmezse, yeşillikler kuruyup çerçöpe döner. Bu durumda tohumlar da yok olacağı için bir daha yağmur yağsa bile artık o topraklar kolay kolay yeşeremez. "HALK OY VERMEZ!" DİYORLAR Partilerin böyle davranmalarına kendi akıllarınca sebep vardır: "Halka hak ve hakikatı söylersek bize oy vermezler! Çabamız boşa gider!" Olumsuz davranışlarına bu düşüncelerini gerekçe olarak gösterirler. Oysa halkın gerçeklere mi yoksa yalanlara mı oy vereceği bilinmez.Şimdiye kadar hiç doğru söyleyen olmadığı için halk hep bâtıla oy vermek zorunda kalmıştır. Denemeden ve hak tebliğ edilmeden, halkın kime oy vereceği nasıl bilinecek? Kur'ân işte buna işaret ederek diyor ki: "Yoksa halkın kime oy vereceği gaybî bir olaydır. Onlarda gayb ilmi var da halkın yalanlara oy vereceklerini mi bilmektedirler?"; "Yoksa onda gaybın ilmi var da o rey mi ediyor?"(Necm[53/35) HAK DAİMA MUZAFFER OLMUŞTUR Tarih boyunca peşpeşe hak ve kuvvet medeniyetleri gelmiştir. Hak medeniyetler hep gelmiş ve gelişerek bugünkü dünyayı kurmuşlardır. Kuvveti üstün görenler ve kuvvetli olanlar daima helâk olmuş ve halef bırakmamışlardır. Bunun en ilgi çekici örneği Hz. Musa Peygamber'dir. Firavun, çağının tek güçlü ve süper devleti iken; yetim ve kekeme bir adam hakkı söylediği için galip gelmiş ve insanlık hâlâ onun gösterdiği yoldan gitmektedir. Kur'ân buna işaret ederek diyor ki: "Yoksa ona Musa'nın getirdiği kitap olan Tevrat'ta yazılanlar duyurulmadı mı?"; "Yoksa o Musa'nın sahifelerinden inbâ edilmedi mi?"(Necm[53]; 36) İBRAHİM HAK İÇİN OĞLUNU KESMEYİ KABUL ETTİ Hakka inanmak ne demektir? Hakkın üstün olduğunu kabul etmek ne demektir? Bunu Hz. İbrahim Peygamber'in davranışı ile daha iyi bilebiliriz. Hazreti İbrahim hakkı aramış ve önce aklı ile sonra da kendisine gelen vahiy ile hakkı bulmuştu. "Allah'a teslim oldum" demişti. Allah onu imtihan etmiş; "öyleyse oğlunu kes" demiş ve hem İbrahim hem de oğlu İsmail yani her ikisi de buna rıza göstermişlerdi. Oğlunu kesmeye kalkışmış, ama Allah ona oğlunu bağışlamıştı. Bu partiler nasıl oluyor da küçük bir çıkar veya zorluk gördüklerinde rotalarını değiştiriyor ve gerçekleri halktan gizliyorlar? Kur'ân buna işaret ederek diyor ki: "Allah'a teslim olduğunu söyledikten sonra Allah'ın emri özerine oğlunu kurban etmeye razı olan İbrahim'in de sahifeleridir o."; "Tevfî eden İbrahim'in de."(Necm[53]; 37) KİMSE BAŞKASININ OY VERMESİNDEN SORUMLU DEĞİLDİR Böylece hakkı üstün tutmanın ne demek olduğu anlatıldıktan sonra, Musa ile İbrahim'in ortak sahifelerinde bulunan ve hakkı üstün tutma ile ilgili hükümleri anlatmaya başlıyor. İnsanın görevi hakkı üstün tutarak halka anlatmaktır. Halk eğer isterse hak tarafını tutar, seni iktidar yapar ve böylece kurtulur. Ama eğer o hakkı istemiyor ve kuvvetin altında ezilmek istiyorsa, elli defa yalan söylesen bile sen onu kurtaramazsın. Çünkü herkes kendi yaptıklarından sorumludur. Ancak kendisi iyilik yaparsa, o iyiliklerinin karşılığı olarak o da iyiliklere ve iyi yöneticilere kavuşur. Kötülük ve kötüler de aynen öyle. Senin iyiliğinle o iyi olamaz ve iyiliğe kavuşamaz; dolayısıyla kötülüklerden kurtulamaz. Onun kötülüğünü de sen yalan söyleyerek başka bir kötülükle gideremezsin; aksine sen de onun gibi kötü olursun. Kur'ân bunu açıkça ifade ediyor; İbrahim ve Musa'nın sahifelerinde şöyle yazıyormuş: "Hiçbir topluluk veya kişi başka bir topluluğun yükünü yüklenmez. Herkes kendi yaptığından sorumludur ve kendi yaptığının karşılığını bulur."; "Hiçbir vâzir başkasının vizrini vezr etmez."(Necm[53]; 38) Burada "VAZİRET" müennes olarak kullanılmıştır. Bu, topluluğu ifade eder. Diğer taraftan kelime müfred olduğu için yük taşıyan kişi de kastedilmiş olabilir. Burada "HAMİLET" anlamına geldiği için müennes kullanılmıştır. Görev yüklenenler gebe kadına benzetilmiştir. Artık onların sorumlulukları var demektir. İNSAN İÇİN ÇALIŞMASI DIŞINDA BİR ŞEY YOKTUR Her parti ancak hak yolunda çalıştığı nisbette kendisi için hayırlı olan oyu alabilir. Yalan söyleyerek ve gerçekleri gizleyerek oy alması ancak kendisi için helâk sebebi olan bir oy olur. Kâfirler için belki dünyada başarı kaynağı olur; amma velâkin hakka inananlar için böyle oylar dünyada rezaletin sebebi olur. Demokrat Parti'nin başına gelenler bundan başka bir şey değildi. 1950'den beri sağdaki partilerin başına gelenler görülmüyor mu? Oysa tek kazanç yolu, sadece başkalarının oy vermesinde değil; kendisinin sadece ve sadece hakkı anlatmasında ve tebliğ etmesindedir. Kur'ân bunu şöyle anlatıyor: "İnsan için kendi yaptığından başka kimsenin yaptığından bir fayda yoktur."; "İnsanın sa'yinden başka bir şeyi yoktur."(Necm[53]; 39) HİÇ BİR ÇALIŞMA BOŞA GİTMEZ "Oy alamadıktan sonra bütün bu çalışmalarımız boşa gider! En iyisi biz halkın hoşuna gidecek şeyleri söyleriz, onlar da bize oy verirler. Sonra biz onların da bizim de yararımıza olan işleri yaparız!" diye düşünürler. Kur'ân, hiç bir çalışmanın boşa gitmeyeceğini, seçmenler oy vermeseler bile bu müsbet fikirlerin yayılacağını, sonra diğer partilerin de hakkı üstün tutan bu fikirleri kabul etmek zorunda kalacağını belirtir. Hangi peygamberin çalışmaları boşa gitmiştir ki? Kur'ân bu konuda da diyor ki: "Yaptıkları asla kaybolmayacak, ileride kesinlikle karşılığı görülecek ve semeresi alınacaktır."; "Ve sa'yı ileride rey olunacaktır."(Necm[53]; 40) BOŞA GİTMEK NE DEMEK; AZAMİSİ İLE KARŞILANACAKTIR "Çalışmalarımız boşa gidecek" diyorsun! Tam tersine hiç bir çalışma boşa gitmez. Her çalışmanın karşılığı hem de eksiksiz olarak verilir. İlâhî nizam budur ve bu da böyledir. Siz burada faaliyet gösterir ve hakkı söylersiniz. Halk o an için hakkı kabul eden cinsinden olmaz ve belki de sizin bu sözünüz o an için onlara etki etmez. Ancak Allah başka taraflardan bunun karşılığını mutlaka verir. Sizin sözlerinize kulak vermeyenleri helâk eder ve onların yerlerine başkalarını, iyi insanları ve hakka lâyık olanları getirir. Böylece sa'yiniz, gayretiniz, çalışmanız yine yerini bulmuş olur. Kur'ân bu konuda diyor ki: "Gerçekleri anlattığınız için size karşılığı eksiksiz olarak ödenecek."; "O evfâ cezâ ile tecziye edilecek."(Necm[53]; 41) SONUÇ ALLAH'A AİTTİR "Ben gerçekleri anlatmam! Hakkı hak kabul etmem! Konuşmalarım ve çabalarım boşa gider!" diyorsun. Oysa, hiç bir şeyi sen yapmazsın; yapamazsın. İyi bil ki; her şeyi yapan sadece ve sadece Allah'tır. Sen sadece sebepleri işler ve yerine getirirsin. Tarlayı sürersin, ekersin, gübrelersin, ilâçlarsın, sularsın... Ama sen asla buğdayı büyütemezsin. Buğdayı büyüten ve yetiştiren O'dur. Bir Müslüman 'Ben bunu yaptım!' dese; artık Müslüman değildir. Hayır ve şer, iyilik ve kötülük, sadece Allah'tandır. Sen sadece anlatacak ve tebliğ edeceksin. Senin görevin bu kadardır. Sonuç Allah'a aittir. Kur'ân işte buna işaret ederek İbrahim ve Musa'nın sahifelerinde şunlar yazılıdır diyor: "Sonuçlar Rabb'ine aittir. Sizin göreviniz yapmaktır. Sonuca karışmayın."; "Müntehâ Rabb'inedir."(Necm[53]; 42) BAŞARI ALLAH'TANDIR; BAŞARISIZLIK DA ALLAH'TANDIR Partileri iktidara getiren Allah'tır. İktidardan düşüren de yine Allah'tır. Süper güç diye tanımlanan Sovyetler'de olanları ibretle seyrediniz. O imparatorluğu hangi güç yendi? Hangi oy yendi? Oradaki esir milletleri kim kurtarıyor? Öyleyse sen de gücünü halktan değil Hak'tan al. Halk oy versin diye Hakkı unutma. Gizlilik yapma. Yalan söyleme. Halkı kandırma. Gerçekleri söyle. Hak ne diyors sadece onu söyle. Göreceksin karşılığında Allah seni iktidar edecektir. Allah halkın kalbine ilham edecek ve sana oy verecekler. Onları kandırarak, aldatarak, gönüllerini okşayarak halktan oy istersen ve halk da sana bunlar karşılığında oy verirse; iyi bil ki o oylar sana zehir olacaktır. Hiç şüphen olmasın, maraz ve belki de mezar olacaktır. Kur'ân bu konuda da diyor ki: "Başarıya ulaştırarak o güldürür. Başarısızlık içinde o ağlatır."; "O idhak etmiştir ve ibkâ etmiştir."(Necm[53]; 43) TOPLULUĞU OLUŞTURAN O'DUR; TOPLULUĞU YOK EDEN DE O'DUR Siz sanıyorsunuz ki bu partiyi biz kurduk ve onu biz yaşatacağız. Oysa partiler, ilâhî kanunlar gereği olarak günü gelince kurulurlar, fonksiyonlarını icra ederler ve görevleri bitince de kapanırlar. Siz bu partilerin kurucu ve yöneticileri! Siz sadece Allah'ın küllî iradesi içinde görevli olan kimselersiniz. Göreviniz hakkı söylemek ve söylediğinizi yapmaktır. Hakkı söylemez veya söyledikten sonra sözünüzde durmazsanız; bunun hesabını verirsiniz. Sonuç olarak; Şeytanın partisi olan kuvvetin peşinden koşan ve halkın hoşuna giden şeyleri söyleyip oy avcılığı yapan parti, sonu ve sonucu kötü olan partidir. Allah'ın partisi ise, hiç bir endişe içinde olmadan ve hiç bir şeyden korkmadan hakkı söyleyen, kendisine oy verildiği taktirde de sözünde duran partidir. Hakkı üstün tutmak ne demektir? Hakkı üstün tutmak bunları yapmak demektir. Anlayarak ve anlatarak; yaşayarak ve yaşatarak hakkı üstün tutmak. Kur'ân, sonunda diyor ki: "Tüm halkı ve toplulukları O öldürmektedir ve O diriltmektedir?"; "O imâte etmektedir, O ihyâ etmektedir."(Necm[53]; 44) HAKKI SÖYLEMEYEN NİFAK İÇİNDEDİR Son olarak partilere şu tavsiyede bulunacağım: Siz hakkı üstün tutan bir dünya görüşüne sahip iseniz; Hakkı hiç ketmetmeden, gizlemeden, saklamadan söyleyiniz. Oy endişesinde olmadan söyleyiniz. İktidar olma endişesinde olmadan tebliğ ediniz. Allah bunun karşılığında sizi üstün ve iktidar kılacaktır. Bunu yapabiliyorsanız; Hakkı üstün tutuyorsunuz demektir. Bunu yapmıyorsanız; İyi biliniz ki, nifak içindesiniz demektir. Nifak içinde olanlar ise iflâh olmazlar! |
|
|
![]() |
| Etiket |
| adil, devletçi bir düzendir, düzen, İddiası |
| Seçenekler | |
| Stil | |
|
|
Benzer Konular
|
||||
| Konu | Konuyu Başlatan | Forum | Cevaplar | Son Mesaj |
| Adil Düzen, İşsizliği Önleyen Düzendir | Alemdâr-ı İslâm | ADİL DÜZEN | 0 | 27.02.10 19:54 |
| Adil Düzen, İhracat Patlaması Sağlayan Düzendir | AeX | Erbakan'ın Mücadelesi | 0 | 15.04.09 12:13 |
| Adil Düzen, İşsizliği Önleyen Düzendir | AeX | Erbakan'ın Mücadelesi | 0 | 15.04.09 12:13 |
| Insanlığın saadet projesi "adil düzen" | alirıza | IGMG | 3 | 28.03.09 22:07 |
| Insanlığın saadet projesi "adil düzen" | alirıza | Milli Görüs (Cevaplar) | 0 | 28.03.09 21:52 |
| SİSTEM BİLGİLERİ | ÖNEMLİ BİLGİLENDİRME |
|
Powered by vBulletin® Version 3.8.6 Copyright ©2000 - 2012, Jelsoft Enterprises Ltd. Content Relevant URLs by vBSEO 3.5.0 RC2 Kuruluş Tarihi : 10 Ağustos 2008 Site içerisindeki materyaller kaynak gösterilmeden kullanılamaz,dağıtılamaz. |
milligorusforum.net/biz/org sitemiz bir forum sitesi olduğu için kullanıcılar her türlü görüşlerini onay
almaksızın anında siteye yazabilmektedir.Bu yazılardan dolayı doğabilecek her türlü sorumluluk
yazan kullanıcıya aittir.Sitemizde yasalara aykırı herhangi bir materyal bulursanız
iletisim@milligorusforum.biz e-mail adresimize bildirirseniz,şikayetiniz incelendikten sonra en kısa
sürede gereken yapılacaktır.
|