|
| Konular: 50,299 | Mesajlar: 311,810 | Üyeler: 10,668 | Online: 214 | Elhamdülillah...
|
|
|||||||
| AKADEMİ GRUBU MGForum Akademi Bölümümüz. |
![]() |
|
|
|
LinkBack | Seçenekler | Stil |
|
|
#1 |
|
Derecesi :
![]() Grubu : Genel Yönetici
Üye No : 311
Üyelik tarihi : 28-08-2008
Mesleği : Kul
Nereden : Kâinat
Konuları : 5083
Mesajlar : 16,288
Teşekkürleri: 24,243
9,018 mesajına 19,427 kere teşekkür edildi.
Tecrübe Puanı: 10
![]() Son Aktivitesi : Bugün
Durumu :
Status: Online
|
![]() Hz. Peygamber’in daveti Hz. Peygamber'in toplantılarda halkı İslam'a davet etmesi Cenab-ı Hak "En yakın aşiretini uyar" (Şuara: 26/214) ayetini indirdiğinde Hz. Peygamber evinden çıkıp Merve tepesine gitti. Sonra: "Ey Fihroğulları!" diye bağırdı. Kureyşliler süratle Rasûlullah'a geldiler. Ebu Leheb bin Abdulmuttalib (bu kişi Rasûlullah'ın özbeöz amcasıdır) "İşte Fihroğulları yanındadır, söyle!" dedi. Rasûl-ü Ekrem: "Ey Ğalibogulları!" deyince Fihroğullarından Benî Muharib ve Benî Haris yanından ayrıldılar. Rasûl-ü Ekrem "Ey Luey bin Ğalibogulları!" deyince, Benî Teym el-Edrem bin Ğaliboğulları yanından ayrıldı. Rasûl-ü Ekrem: "Ey Kâb bin Lueyoğulları!" deyince, bu sefer Benî Amir bin Luey Rasûlullah'ın yanından ayrıldı. Rasûl-ü Ekrem: "Ey Mürre bin Kâboğulları" deyince, Benî Adiy bin Kâb, Benî Sehm, Benî Cumeh bin Amr bin Huseys bin Kâb bin Luey, Rasûlullah'ın yanından ayrıldı. Rasûlullah: "Ey Kilab b,n Murreoğulları!" deyince, Benî Mahzun bin Yakaza bin Murre ve Benî Teym bin Murre Rasûlullah'ın yanından ayrıldı. Rasûl-ü Ekrem: "Ey Kuseyoğulları!" deyince, bu sefer Benî Zühre bin Kilab Rasûlullah'ın yanından ayrıldı. Rasûl-ü Ekrem: "Ey Abdi Menafoğulları!" deyince, Benî Abduddâr bin Kusay ve Benî Esed bin Abduluzza bin Kusay ve Benî Abd bin Kusay Rasûlullah'ın yanından ayrıldı. Bunun üzerine Ebu Leheb: "İşte Abdi Menafoğulları senin yanında. Şimdi konuş!" dedi. Rasûl-ü Ekrem şöyle devam etti: "Allah bana en yakın aşiretimi uyarmamı emretti. Sizler benim Kureyş'ten en yakın akrabalarımsınız. Ben Allah'tan sizin için herhangi bir nasip verme iktidarında değilim. Ahirette de size bir nasip veremem. Ancak siz lailaheillallah derseniz bu olur. Ben bu kelimenizle Rabbinizin katında size şahidlik edeceğim. Bunu söylediğiniz takdirde Araplar sizin emrinize girecek, Acemler size baş eğecektir." Bunun üzerine Ebu Leheb, Rasûl-ü Ekrem'e hitaben: "Helâk olasıca! Bunun için mi bizi buraya çağırdın" dedi ve Cenabı Hak Ebu Leheb hakkında Mesed suresini nazil etti. Bu surede "Ebu Leheb'in iki eli de kurusun" denilmiştir. [İbn Sa'd, Buhari, Müslim] Hz. Peygamber'in panayırlarda halkı İslam'a davet etmesi Tarık bin Abdullah şöyle anlatıyor: "Zü'l-Mecaz panayırında bulunuyordum. Genç bir kişi geçti. Sırtında kırmızı bir cübbe vardı. Şöyle diyordu: 'Ey insanlar! Lâilâheillallah deyiniz, kurtulunuz!' Arkasında da bir kişi vardı. Bu arkadaki kişi Hz. Peygamber'in topuklarını kan içerisinde bırakmıştı. Mübarek baldırlarına taş atmış, onları kanatmıştı. O da: 'Ey insanlar! Bu adam yalancıdır, ona itaat etmeyiniz' diyordu. Sordum: 'Bu kimdir?' Dediler ki: 'Bu, Haşim soyundan gelen ve ben peygamberim diyen kişidir. Arkasındaki de amcası Abduluzza'dır. [Tabarani, Heysemi] Benî Malik bin Kinane'den olan bir kişi şöyle anlatıyor: Hz. Peygamber'i Zü'l-Mecaz panayırında gördüm. Panayırı karış karış geziyor ve şöyle diyordu: 'Ey insanlar! Lâilâheillallah deyiniz, kurtulunuz!' Ebu Cehil de Hz. Peygamber'in üzerine toprak atıyor ve diyordu ki: 'Bu kişi sakın sizi dininizden ayırmasın, sizi aldatmasın! O ilahlarınızı; Lat ve Uzza'yı terketmeniz için bu çabayı göstermektedir! Fakat Hz. Peygamber, Ebu Cehil'e hiç aldırmıyordu. Ona dönüp bakmıyor, niye böyle yapıyorsun, demiyordu. Onu önemsemiyordu. İmam Ahmed, o kişiye, Rasûlullah'ı bize sıfatlandır, dedi. O kişi Hz. Peygamber'i şöyle tarif etti: "Onun sırtında iki tane kırmızı kürk vardı. Orta boylu, etine dolgundu. Güzel yüzlüydü. Yüzü beyazdı hem de çokça beyazdı. Saçları çok ve siyahtı, ne kıvırcık ne de tamamen düzdü" [Heysemi] Hz. Peygamber'in yakın akrabalarını İslam'a davet etmesi "En yakın hısımlarını uyar!" ayeti geldiğinde Hz. Peygamber, ehli beytinden olanları bir araya getirdi. Sayıları otuzdu. Yediler, içtiler. Hz. Peygamber onlara: "Hanginiz benim dinimin gereklerini yerine getirmeyi, sözlerimi dinlemeyi kabul eder ki benimle beraber cennette olabilsin ve ailem arasında da benim halifem olsun" dedi. Akrabalarından birisi bu sözler karşısında: 'Ey Allah'ın Rasûlü! Sen bir denizsin. Kim bu vazifeyi yerine getirebilir?' dedi. Sonra Hz. Peygamber bunu üç defa tekrar etti. Fakat hiçbir cevap alamadı. Bunun üzerine: 'Ben kabul ediyorum' dedim. [İmam-ı Ahmed, Hz. Ali'den] Hz. Peygamber, Abdulmuttaliboğulları'nı topladı veya çağırdı. Hepsi tek başına bir kuzu yiyebilirdi ve tek başına üç sa' büyüklüğünde olan bir kab içki içebilirdi. Hz. Peygamber ancak bir avuç kadar yemek hazırlatmıştı. Onlar yediler, doydular, yemek de olduğu gibi kaldı. Sanki hiç kimse ona el sürmemişti. Sonra Hz. Peygamber bir küçük bardak süt istedi. Onlar kana kana içtiler, süt olduğu gibi kaldı. Sanki ona hiç kimse dokunmamış ve o içilmemişti. Ve Hz. Peygamber şöyle dedi: "Ey Abdulmuttalib'in oğulları! Ben özel olarak Allah tarafından size, genel olarak da insanlara peygamber olarak gönderildim. Siz de bu yemek ve içmekteki mucizeden gördüklerinizi gördünüz. Acaba hanginiz benim kardeşim ve arkadaşım olmak hususunda bana biat eder?" Hiç kimse Hz. Peygamber'in bu teklifini kabul etmedi. Ben kalktım. Onların hepsinden yaşça daha küçüktüm. Hz. Peygamber bana 'Otur!' dedi. Sonra da bu sözü üç defa tekrarladı. Her defasında ayağa kalkıyordum, o da bana 'Otur!' diyordu. Üçüncü defa ayağa kalktığımda elimden tuttu. [İmam-ı Ahmed, Hz. Ali'den] Hz. Peygamber'in Ebu Cehil'i İslâm'a davet etmesi Muğire bin Şube şöyle anlatıyor: Rasûlullah'ı ilk tanıdığım günde, Ebu Cehil bin Hişam ile beraber Mekke'nin bazı sokaklarından gidiyorduk. Hz. Peygamber bize rastladı ve Ebu Cehil'e: "Ey Ebu Hakem! (Bu Ebu Cehil'in künyesidir). Allah'a ve Allah'ın Rasûlü'ne gel! Seni Allah'a davet ediyorum" dedi. Ebu Cehil: "Ey Muhammed! Sen bizim mabudlarımıza küfretmekten vazgeçer misin? İster misin, biz senin tebliğ ettiğine şahidlik edelim! Biz şahidlik ederiz ki sen tebliği yaptın. Allah'a yemin ederim, eğer ben senin söylediklerinin hak olduğunu bilseydim sana tâbi olurdum" dedi. Bunun üzerine Rasûl-ü Ekrem bizim yanımızdan geçip gitti. Ebu Cehil, bana yönelerek şöyle dedi: "Allah'a yemin ederim, ben onun söylediklerinin hak olduğunu biliyorum. Fakat ona tâbi olmaktan beni meneden bir şey vardır: Kusayoğulları (*) 'Hicâb (Kâbe'nin anahtarları) bizdedir' dediler. Biz onlara 'peki' dedik. Sonra 'Sikaye (Hac mevsiminde hacılara su vermek) bizim hakkımızdır' dediler. Biz 'peki' dedik. Sonra 'Nedve (istişare için Kureyş'in toplandığı yer. Bunu Kusay inşa etmiştir. Kureyş'in Şura meclisi mesabesinde idi) bizimdir' dediler. Biz ona da 'peki' dedik. Sonra 'Liva (harp sancağı, bunu ya Kusay taşıyordu veya istediğine veriyordu) bizimdir' dediler. Biz buna da 'peki' dedik. Sonra gelen hacılara yemek yedirdiler. Fakat biz de yedirdik. Nerdeyse bu haslet konusunda eşit derecede idik... Sonra dediler ki: 'Bizden bir peygamber geldi'. İşte vallahi ben bunu kabul etmem..." [Beyhaki] (*) Kusay, Rasulü Ekrem'in dördüncü dedesidir. Kureyş'in iftihar edeceği hasletlerini tesis eden odur. Kureyş'i evvela bir araya getirdi, saflarını düzeltti. Mekke'nin riyasetini Huzaa'dan alıp Kureyş'e verdi. Kureyşliler de onu Mekke Emiri olarak tayin ettiler. Böylece Kusay, Kab bin Luey'in sülalesinden Mekke'nin ilk kralı olan kişidir. Kavmi ona itaat etmiştir. Mekke'nin anahtarı, Zemzem kuyusu, hacılara yedirilen yemek, istişare evi Dar'un-Nedve ve Kureyş'in savaşlarda bayrak taşıma hakkı onun elindeydi. Mekke'nin bütün şerefi ona verilmişti. [Taberi, II/258] Milli Gazete |
|
|
| Bu mesaj için Alemdâr-ı İslâm kullanıcısına teşekkür edenler: | Medine Sevdalisi (27.10.09) |
![]() |
| Etiket |
| daveti, peygamber’in |
| Seçenekler | |
| Stil | |
|
|
Benzer Konular
|
||||
| Konu | Konuyu Başlatan | Forum | Cevaplar | Son Mesaj |
| Evlerin en güzeli; Hz. Peygamber’in evi | Alemdâr-ı İslâm | AKADEMİ GRUBU | 0 | 27.09.09 12:38 |
| Hz Peygamber s.a.v’in Hz. Ali r.a.’ye tavsiyeleri… | Alemdâr-ı İslâm | AKADEMİ GRUBU | 0 | 26.09.09 07:59 |
| Efendimiz’in İslâm’a daveti | Alemdâr-ı İslâm | SİYER-İ NEBİ | 0 | 09.09.09 10:08 |
| Hz. Peygamber’in Ramazan hutbesi | Alemdâr-ı İslâm | Hoşgeldin Ya Şehr-i RAMAZAN | 0 | 28.08.09 13:35 |
| Peygamber Efendimiz (sav)’in sevdiği içecekler | sina | SİYER-İ NEBİ | 5 | 23.04.09 21:10 |
| SİSTEM BİLGİLERİ | ÖNEMLİ BİLGİLENDİRME |
|
Powered by vBulletin® Version 3.8.6 Copyright ©2000 - 2012, Jelsoft Enterprises Ltd. Content Relevant URLs by vBSEO 3.5.0 RC2 www.milligorusforum.biz Kuruluş Tarihi : 10 Ağustos 2008 Site içerisindeki materyaller kaynak gösterilmeden kullanılamaz,dağıtılamaz. |
milligorusforum.net/biz/org sitemiz bir forum sitesi olduğu için kullanıcılar her türlü görüşlerini onay
almaksızın anında siteye yazabilmektedir.Bu yazılardan dolayı doğabilecek her türlü sorumluluk
yazan kullanıcıya aittir.Sitemizde yasalara aykırı herhangi bir materyal bulursanız
iletisim@milligorusforum.biz e-mail adresimize bildirirseniz,şikayetiniz incelendikten sonra en kısa
sürede gereken yapılacaktır.
|