| Konular: 50,299 | Mesajlar: 311,810 | Üyeler: 10,668 | Online: 216 | Elhamdülillah...



Geri git   Milli Görüş Forum MGForum AKADEMİ » AKADEMİ GRUBU »

AKADEMİ GRUBU MGForum Akademi Bölümümüz.

Cevapla
 
Konuyu Sosyal Paylaşım sitelerinde Paylaşın LinkBack Seçenekler Stil
Alt 30.10.09, 12:20   #1
Alemdâr-ı İslâm - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
 
Derecesi :
Grubu : Genel Yönetici
Üye No : 311
Üyelik tarihi : 28-08-2008
Mesleği : Kul
Nereden : Kâinat
Konuları : 5083
Mesajlar : 16,288
Teşekkürleri: 24,245
9,018 mesajına 19,427 kere teşekkür edildi.
Tecrübe Puanı: 10 Alemdâr-ı İslâm is on a distinguished road
Son Aktivitesi : Bugün
Durumu : Status: Online

Standart Hıristiyanlar ve Yahudiler nasıl/hangi zeminde birleşebildi?




Hıristiyanlar ve Yahudiler nasıl/hangi zeminde birleşebildi?



İslam ortak hedef olunca (I)

Kur'an-ı Kerim'in apaçık beyanına rağmen Yahudilerle Hıristiyanlar arasındaki birbirlerini yok saymanın geride kaldığını ve ortak cephelerde bulunabildiklerini müşahede ediyoruz. Bir asra yakın zamandan beri Hıristiyanların şartsız desteği ile Yahudiler yeryüzü hükümranlığını perçinlediler. Yahudilerin yaşadığı ülkelerdeki Hıristiyan yönetimler, kiliselerin dibinde Havra egemenliğine zımnen destek oldular. Uluslararası alandaki kuruluşlarda da -başta BM olmak üzere- herhangi bir Yahudi-Hıristiyan çekişmesine şahit olunmamıştır.
Tarih ise Hıristiyan yönetimlerin Yahudilere yaptığı zulümlerle doludur. Bu asrın başında Almanya'da Yahudilerin gördüğü iddia edilen zulümler ise filmlere bile konu olmuştur. İsa aleyhisselamla başlamış bir savaş, katliamlara, sürgünlere konu olmuş asırların biriktiği kutuplaşmalar ve el ele vererek kurdukları İsrail! Sathi bir bakışla tahlil edilmesi güç bir denklemle karşı karşıyayız.
Yahudilerle Hıristiyanlar arasındaki bu muhabbeti sadece ekonomik gerekçelere dayandırmak da yeterli olmayacaktır. Yahudilerin desteklenmesi Hıristiyanlar açısından ekonomik ve siyasi değerlerler olarak pahalı ödenmiş bir faturadır. Sözünü ettiğimiz destek bir iki yıllık destek değildir. Sadece Filistin topraklarındaki işgal devletinin kurulmasına yönelik bir destek de değildir. Bütün dünyada Yahudilerin yaşadığı küçük siteler bile bir tür devlet himayesi görmektedir.
Yahudilerin gördüğü himayenin kaynağı Avrupa ve ABD'dir. İki kaynak da Hıristiyanlığın merkezi durumundadır. Yahudilere desteğin, Avrupa veya ABD'ye dayandırılması yani bu desteğin bir devlet politikası, ülkelerin çıkar ilişkileri gereği sürdürülen bir uygulamadan çok inanç kaynaklı, din eksenli anlayışların ürünüdür. Hıristiyanlar, İslam âlemindeki madenleri ele geçirmeyi planlamış oldukları için İsrail'in arkasında durmuş olabilirler. Ancak esas gerekçe bu değildir. Dinlerinin onlardan böyle bir siyaset gütmelerini istediğine ciddi bir şekilde inanmaktadırlar.
Muharref bir din sahibi olmalarına rağmen, inançları doğrultusunda bir siyaseti izlemeleri ise onlar açısından, sevap umup ahireti kazanacaklarına inandıkları bir iştir.
Kur'anî hakikatlerden:
Kur'an, tartışmaya gerek bırakmayacak kadar açık bir dille iki gerçeğe işaret etmiştir. Bunların birincisi, Hıristiyanların Yahudileri, Yahudilerin de Hıristiyanları hor gördüğü gerçeğidir. İkinci gerçek de şudur: Yahudiler ve Hıristiyanların her biri kendi aralarında da müttefik değildirler. Kıyamet gününe kadar aralarında gruplaşma olacaktır. Bu gruplaşma düşmanlık düzeyindedir.
Bakara suresinin 113.ayeti iki dinin mensupları arasındaki cepheleşmeye işaret etmektedir:
"Yahudiler dedi ki: 'Hıristiyanların dayandığı bir şey yoktur' Hıristiyanlar da dedi ki: 'Yahudilerin dayandığı bir şey yoktur' Oysa ikisi de kitabı okuyup duruyor. Cahiller de onların sözlerine benzer şeyler söylediler. Onların ihtilaf ettikleri şey hakkında hükmü kıyamet gününde Allah verecektir."
Maide suresinin 14.ayeti ise Hıristiyanların kendi iç sorunlarıyla yoğrulduklarına işaret eder:
"Biz Hıristiyanlarız, diyenlerden de ahit almıştık. Onlar da kendilerine verilen öğütten nasiplerini unuttular. Biz de onların aralarına kıyamet gününe kadar sürecek bir kin ve düşmanlık saldık. Neler işleyip durduklarını Allah onlara bildirecektir."
Aynı sürenin 64. ayeti ise Yahudi kimliğini tasvir eden konulardan birini ve Allah Teâlâ'nın aralarına koyduğu düşmanlığı gözler önüne sermektedir: "Yahudiler bir de 'Allah'ın eli sıkıdır' dediler. Onu söyleyenlerin elleri bağlansın. Lanet olsun onlara. Allah'ın iki eli de açıktır; nasıl dilerse öyle bağışlar. Rabbinden sana indirilenler, onların azgınlığını ve inkârlarını daha da artıracaktır. Biz ise onların arasına kıyamete kadar sürüp gidecek bir düşmanlık ve kin bıraktık. Onlar ne zaman bir savaş ateşi körükleme istedilerse Allah onu söndürdü. Onlar dünyada hep fesat çıkarmaya uğraştılar. Fakat Allah fesatçıları hiç sevmez."
Bu üç ayetten anlaşılması gereken dört önemli tembih:
Hıristiyanlar aslında kendi aralarında birlik değildirler. Onların birlik görünmeleri asıl değildir. Milletlerin hayatını, insan hayatı gibi birkaç on yılla ölçemeyeceğimize göre, iki asır veya dört asır müttefik kalmaları temel gerçeği değiştirmez. Aynı prensip Yahudilerin iç çekişmeleri veya iki muharref dinin mensuplarının birbirlerine bakışı için de geçerlidir.
Yahudiler de kendi aralarında tek vücut değildirler. Kıyamete kadar devam edecek, yani Yahudilik var oldukça var olacak bir iç sürtüşme onların arasında vardır. Onların can boğaza dayanınca bu sürtüşmeyi ertelemeleri de temel gerçeği değiştirmez.
Hıristiyanlar ve Yahudiler bir arada duramayacak kadar birbirlerine karşı zıt kutuplarda durmaktadırlar. Onların bir arada görüntü vermeleri esas değildir; ortaya çıkacak birliktelikleri bir hedefin gerçekleşmesine kadar mümkündür. Hıristiyanların, dinlerinden ne kadar uzak kalırsa kalsınlar, peygamberlerini çarmıha gerdiğine inandıkları Yahudileri kökten affetmeleri mümkün değildir. İki din arasındaki çekişmenin temelinde toprak veya çıkar sürtüşmesi gibi basit bir neden yoktur.
Gerek Hıristiyanlar ve gerek Yahudiler, peygamberlerinin onlara tebliğ ettiği dinin esaslarından saptıkları ve kendi arzularına göre bir din icat ettikleri için böyle bir sürecin içine sürüklendiler.

Yahudilerin tarih başlıkları

Beş büyük peygamberden biri olan İbrahim aleyhisselam Babil'de yaşadı. İki oğlu oldu: İsmail ve İshak. İshak'tan da Yakub isimli bir torunu oldu. Yakub'un lakabı İsrail'dir. 'İsrailoğulları' ifadesi de buradan gelmektedir. Yakub'un on iki oğlu oldu. Bunlardan biri Yusuf aleyhisselamdı. Meşhur Yusuf kıssasının sonunda, Yusuf aleyhisselam ailesini Filistin'den Mısır'a çağırdı. Oraya yerleştiler. Mısır'da Firavunların zulmü İsrailoğullarının üzerinde yoğunlaşınca Allah Teâlâ Musa ve Hurun aleyhimesselamı onlara peygamber olarak gönderdi. Musa aleyhisselam onları Mısır'dan çıkarıp Filistin yöresine geçirdi. Firavun suda boğuldu.
İsrailoğulları, Musa aleyhisselamın önderliğinde Beytülmakdis'e doğru yürümeyi kabul etmediler. Allah Teâlâ onları cezalandırdı. Kırk yıl süründüler. O dönemde Musa aleyhisselam ve kardeşi Harun aleyhisselam vefat etti. İsrailoğullarının peygamberi Yuşa aleyhisselam oldu. Onun önderliğinde Beytülmakdis fethedildi.
Yahudilerin Filistin topraklarındaki ilk dört yüz yılı her bir ailenin bir yargıcının bulunduğu dönem olarak geçti. Ardından krallar dönemini yaşadılar. Davud ve Süleyman aleyhimesselam bu dönemde bulundular. Süleyman aleyhisselamdan sonra bölündüler. İki devlete bölündüler. Devletlerinden biri M.Ö yedi yüzlerde, diğeri de altı yüzlerde yıkıldı. M.Ö beş yüz seksenli yıllarda ise büyük bir esarete mahkûm oldular. Yine M.Ö yüz elli yıllarında ise Romalıların elinde dağıldılar.
Romalıların Filistin'e sahip olduğu bir dönemde Allah Teâlâ İsa aleyhisselamı onlara peygamberleri olarak gönderdi. İsa aleyhisselamın yaratılması ise başlı başına bir mucize idi. Onları içlerindeki fesadı düzeltmeleri, Musa aleyhisselamın akidesine dönmeleri için uyardı.
Bazı Yahudiler ona iman ettiler. Hahamlar ise İsa aleyhisselamı tezgâhlarını bozan biri olarak gördüler. Onu kendilerine düşman ilan ettiler.
Yahudiler iki gruba bölündüler: Bir grup İsa aleyhisselamı destekleyip, iman etti. Onlara NASARA adı verildi. Gerisi de YAHUDİLER olarak kaldılar.
Yahudi olarak kalanlar, Roma devletini İsa aleyhisselamın aleyhine kışkırttılar. Öldürülmesini önerdiler. Roma devleti de bu düşünceyi benimsedi. İsa aleyhisselamı öldürmeye kalkıştılar. Ama Allah Teâlâ onu ellerinden kurtardı. Başka birini İsa aleyhisselama benzetip onu öldürdüler. Kur'an-ı Kerim'de farklı surelerin ayetlerinde bu ayrıntılara işaret edilmektedir.
[Yarın: Hıristiyanların tarih başlıkları, düşündürücü birliktelik...]

Nureddin Yıldız
__________________





AllaH'ıN SıRRı SeNsİN. KaLbİNe sEfEr eT!

Konu Alemdâr-ı İslâm tarafından (31.10.09 Saat 09:02 ) değiştirilmiştir..
View Alemdâr-ı İslâm'in Fotoğraf Albümü  
Digg this Post!Add Post to del.icio.usBookmark Post in TechnoratiFurl this Post!
Alıntı ile Cevapla
Alt 31.10.09, 08:55   #2
Alemdâr-ı İslâm - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
 
Derecesi :
Grubu : Genel Yönetici
Üye No : 311
Üyelik tarihi : 28-08-2008
Mesleği : Kul
Nereden : Kâinat
Konuları : 5083
Mesajlar : 16,288
Teşekkürleri: 24,245
9,018 mesajına 19,427 kere teşekkür edildi.
Tecrübe Puanı: 10 Alemdâr-ı İslâm is on a distinguished road
Son Aktivitesi : Bugün
Durumu : Status: Online

Standart

Hıristiyanlar ve Yahudiler nasılhangi zeminde birleşebildi?





Hıristiyanların tarih başlıkları

Yahudilerin arasından İsa aleyhisselama iman edip onu destekleyenlere Hıristiyan denmektedir. Allah Teâlâ İsa aleyhisselamı Yahudilerin elinden kurtardıktan çok kısa bir zaman sonra Hıristiyanlar bölündüler. Bölünmelerinin ana konusu da İsa aleyhisselamın kendisi oldu. 325 yılında Hıristiyanlığı benimsemiş olan Roma imparatorunun emriyle gerçekleştirilen bir toplantıda İsa aleyhisselamın ilah olup olmadığı konusu görüşüldü. Toplantıda bütün kiliselerin önderleri bulunuyordu. Aldıkları kararların başında İsa aleyhisselamın ilah olarak benimsenmesi kararı vardı. Bunun dışında bilgi ihtiva eden kitapları yaktılar. 381 yılında de teslis inancı ortaya atıldı. Böylece derin bir bataklığa gömülmüş oldular.
Ellerindeki İncil de kendi arzularına göre telif ettikleri bir kitap olarak kalmıştır.
Hıristiyanlar, Katolikler, Ortodokslar ve Protestanlar olmak üzere üç ana gruba ayrılmaktadırlar. Her grubun kilisesi ve inancı farklıdır. Vatikan'daki papa, Katoliklerin başıdır. İstanbul'daki Fener patrikliği de Ortodoksların başı durumundadır.


Yahudilere göre İsa aleyhisselam



İsa aleyhisselam aslında Yahudilere gelmiş bir peygamberdir. Ama onlar İsa aleyhisselamı kabul etmediler. Babası olmadan sadece anne ile yaratıldığı için onu doğumu itibarıyla reddettiler. Peygamberliğini ve mucizelerini kabul etmediler. Öldürülmesi için yoğun çaba gösterdiler.
Yahudilerin İsa aleyhisselama karşı olan bu tutumları, İsa aleyhisselamdan sonra da ona iman eden Hıristiyanların üzerinde devam etti. Kimi zaman hileyle kimi zaman alenen Hıristiyan kıyımı içinde oldular.
Tarihin kaydettiği en büyük Hıristiyan kıyımlarından biri miladî 574 yılında Necran bölgesinde bir Yahudi olan Zünivas eliyle gerçekleşmiştir. Bu kıyımda binlerce Hıristiyan çukurlarda yakılarak öldürülmüştür. Kur'an-ı Kerim'de Burûc suresinde anlatılan olay budur.

Hıristiyanların intikamı

Yahudilerin sürgün dönemi başladıktan sonra Hıristiyanlar onlardan çok ağır intikam aldılar. İlk haçlı saldırısında Kudüs Hıristiyanların eline geçince oradaki Yahudileri yakarak öldürdüler. Yahudiler defalarca Avrupa ülkelerinden sürüldüler, imha edildiler. En son sürgün ve imhayı Hitlerin elinde gördüler.


Düşünülesi beraberlik



Fırınlarda yakıldığı söylenen yığınlar, gemilere doldurulup denizlere atılan Yahudiler, toplu isyan suçuyla idam edilenler, engizisyon mahkemelerinden kaçıp canını kurtaranlar ve onlara bu işkenceleri reva görenler...
Acılar unutulmuş ve derin bir dostluk ilişkisi kurulmuş! İki taraf da halinden memnun...

Bu tablo ne kadar inandırıcı?

Siyasi birliktelik, basit ekonomik menfaatler devlet politikası olabilir ve siyasiler kendilerini böyle bir politikaya mecbur hissedebilirler. Ancak kitlelerin tatmin olması için bunlar yeterli değildir. Bir asırdan bu yana bütün Hıristiyan dünyasının İsrail'in hatta Yahudilerin arkasında durması, onların hamisi kesilmeleri dini bir anlayışa sığınılmasından başka bir şeyle zor izah edilir.


Şimdi nasıl dost oldular?


Hıristiyanlarla Yahudiler yüzyıllarca birbirlerini kovaladılar durdular. Bu kovalamacadan iki taraf da zarar gördü. Son gelinen noktada ise Yahudiler, Hıristiyanlardan ciddi bir destek gördüler. Siyasî ve ekonomik boyutuyla bu destek Yahudileri, sürüldükleri ülkelere efendi olarak geri döndürdü. Birkaç milyonla ifade edilebilecek nüfuslarına rağmen milyarlara hâkim oldular. Bankalar, büyük şirketler, uluslar arası kurumlar onlardan sorulur oldu. Hıristiyanların Yahudilere gösterdiği ilgiyi, kendi dinlerine inanan farklı mezheplere göstermediklerini söylemek bile mümkündür. Bu, sonradan ortaya çıkan alakanın günübirlik siyasî çıkarlara bağlanması veya Yahudilerin filan ekonomik kuruluşun başında olmalarına bağlanması meselenin idrakine engeldir. Daha geniş bir yelpazede düşünmek durumundayız.
Avrupa ülkelerinde yaşayan Hıristiyanların kiliselerden gördükleri ağır baskılar, Hıristiyanlarla kiliseler arasında derin uçurumlar oluşmasına neden olmuştu. Hıristiyanlık ve baş makam olan Papalık siyasî otoriteleri de tahakkümü altında tutuyordu. Adeta papazlara şartsız teslim olmuş insanlardan oluşan ve Hıristiyan olarak anılan kitleler vardı.
Papazlar, halk üzerinde kişisel menfaatlere dayalı bir saltanat kurmaları yanında, öncekilerin elleriyle yazdıkları İncil'i bile tahakküm konusu yaptılar. İncil'i anlamayı, onu okumayı papazlara mahsus hale getirdiler. İstediklerinin günahlarını bağışlama cüreti gösterdiler. Hıristiyanlık zenginlerin dini şekline büründü. Hıristiyanlık iyice insanlardan uzak kaldı. İnsan eliyle yazılmış kurallar insanlara zulüm aracı olarak kullanıldı. Bin dörtyüzlü yıllardan sonra Hıristiyanlar, içerden ortaya çıkacak bir reform arayışı içine girdiler.
Bu reform, Martin Luther önderliğinde gerçekleşti. Papalık makamına karşı ciddi bir karşı duruşu temsil eden hareket rağbet gördü. Bir anlamda Hıristiyanlar dinlerinden ayrılmak zorunda kalmadan düşünebilme ve üretebilme imkânına kavuştular. Daha sonra Protestanlık olarak anılan bu çıkış, Hıristiyanların resmi merkezi olarak bilinen Katolik papalığı tarafından baskı altına alınmak istendi ise de tamamen dışlanamadı.
Ancak Protestanlığın bu reform kılıklı çıkışı, Hıristiyanlığın asıl saplantılarına dokunmadı. Daldan budaktan tırpanladı ise de İncil'in tahrifi, teslis gibi temel sorunlara değinmediler.
Protestanların yaptığı direniş, Hıristiyanlardan çok Yahudilerin işine yaradı. Şöyle ki ilk defa Hıristiyanlar Yahudilerle iyi ilişkiler içinde olmayı bu reform hareketinden sonra düşünür oldular. Bu da Protestanların başarısıydı.
Papalık yönetimindeki Hıristiyanların bu reformdan önce Yahudi düşmanlığını din edinmişlerdi. Yapabildikleri işkenceyi yapmaktan da çekinmiyorlardı. Katoliklerin, Mesih'i kabul edip Hıristiyan olmadıkça Yahudileri reddetmeleri yakın zamana kadar sürdü. Buna binaen onların Filistin'e dönmeleri gibi bir düşünceleri de yoktu. Hatta onlara göre Yahudi denebilecek bir millet de yoktu. Onların gözünde Yahudiler katledilmeleri gereken mürtetlerdi.
Protestanlık, Katoliklerin denetimindeki papalığın gücünü zayıflattıktan sonra rüzgârlar Yahudilerin lehine esmeye başladı. Tevrat Hıristiyanlar arasında da alaka gördü ve kilisenin arzularına uymayan ölçülerle yorumlandı. İncil'in ilk hali olan Tevrat bir anlamda Hıristiyanlardan sansürlenmişti. İncil de papazların istediği gibi anlaşılıyordu. Protestanlığın getirdiği açılımla beraber Tevrat'taki aslında Yahudilere yarayan vaatler, geleceğe ait mucizevî bilgiler Hıristiyanlar için de önemli hale geldi.
[Yarın: Protestanlığın sonuçları, ortak hayaller]

Nureddin Yıldız
__________________





AllaH'ıN SıRRı SeNsİN. KaLbİNe sEfEr eT!
View Alemdâr-ı İslâm'in Fotoğraf Albümü  
Digg this Post!Add Post to del.icio.usBookmark Post in TechnoratiFurl this Post!
Alıntı ile Cevapla
Alt 01.11.09, 20:35   #3
Alemdâr-ı İslâm - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
 
Derecesi :
Grubu : Genel Yönetici
Üye No : 311
Üyelik tarihi : 28-08-2008
Mesleği : Kul
Nereden : Kâinat
Konuları : 5083
Mesajlar : 16,288
Teşekkürleri: 24,245
9,018 mesajına 19,427 kere teşekkür edildi.
Tecrübe Puanı: 10 Alemdâr-ı İslâm is on a distinguished road
Son Aktivitesi : Bugün
Durumu : Status: Online

Standart



İslam ortak hedef olunca (III)


Protestanlığın neden olduğu sonuçlar
Hıristiyanlık akidesinin temelini İncil'in ilk şekli olan Tevrat oluşturdu. Tevrat yoğun bir şekilde okunmaya başlandı. Nadiren bulunan bir kitapken elden ele dolaşmaya başladı.
İbranice vahiy dili kabul edildi. Bu da Yahudilerin konumunu güçlendirdi. İbraniceye ve İbranice eserlere alaka oluşturdu.
Bu iki sonuç, iki muharref dinin mensuplarını birbirlerini desteklemeye ve İslam'a karşı, aralarındaki köklü sorunları unutmaya sevk etti. İbranice siyasetten sanata kadar her alanda etkin bir dil haline geldi. Edebiyatta önemli izler bırakan bir etkilenme ortaya çıktı. Sanat dine zemin hazırladı, dinler arası ilişkilere şekil verdi.
İbranicenin bıraktığı izlerin sonucunda üç önemli husus Hıristiyanların zihninde yer etti:
Yahudiler, Allah'ın seçkin kullarıdırlar.
Allah'ın İbrahim aleyhisselama verdiği söz sayesinde Yahudilerin Filistin'e dönmeleri kıyamete kadar sürecek bir sözdür. Yahudiler muhakkak Filistin'e dönmelidirler.
Mesih'in dönmesi, Yahudilerin Filistin'de toplanmalarına bağlıdır. Yahudiler Filistin'de toplanmalıdırlar ki Mesih onların arasından çıksın. İnsanlığı kurtaracak olan Mesih'tir. Onun gelmesi de Yahudilerin Filistin'de toplanmasına bağlı olduğuna göre, bir Hıristiyan'ın Yahudi devletinin kurulup yaşatılmasına yardım etmesi Allah'ın emridir. Bir Hıristiyan, iyi bir dindar kimliğe sahipse dini için çalışmalıdır. Bu çalışma da Yahudi'yi desteklemektir.
Belki Yahudilerin bile inanmadığı bir iki efsane, Avrupalı Hıristiyanların elinde sanat eseri, kültür mirası gibi isimlerle okuyucu bulduktan sonra Protestanlar, Yahudi'den daha Yahudi oldular. Bu edebi metinler aslında Hıristiyanlığın Siyonistleştirilmesinin en güçlü dayanağıdır. Yahudilerin bu süreci çok iyi değerlendiren politikalar izlemiş olmaları da şüphesiz süreci kolaylaştırmıştır.
Bu şu anlama gelmektedir: Siyonizm, Yahudilerden önce Hıristiyanların kucağında doğmuştur.
Ortak hayal

Hıristiyanların inancına göre Mesih'in gelmesi için üç önemli belirtinin ortaya çıkması gerekmektedir. Bu belirtilerin birincisi, İsrail devletinin kurulmasıdır. 1948 yılında İsrail'in kurulması onların açısından büyük bir öneme haizdir. Protestanların ortaya çıkacağını iddia ettikleri büyük bir mucize olarak İsrail devletinin kurulmasından dini bir haz duymuşlardır.
İkinci belirti, Kudüs'ün işgalidir. İsrail tarafından Kudüs'ün işgal edilmesi esnasında bütün insanlığın gözü önünde cereyan eden vahşete, medenî dünyanın sessiz kalmasının sırrı burada yatmaktadır. Biz mü'minler olarak, Mescid-i Aksamız, insanlık... derken onlar Mesih'in gelmesi için gerekli olduğuna inandıkları ikinci belirtinin sevincini yaşamaktadırlar.
Üçüncü belirti ise, Mescid-i Aksa'nın enkazı üzerine Süleyman heykelinin yeniden yapılmasıdır. Şu anda yürütülen kazılar ve benzeri tahribatın nedeni de budur. Projenin bir Yahudi projesi olmasına rağmen, ABD ve Avrupa'nın kendi projeleri gibi sahiplenmelerindeki sır da burada yatmaktadır. Çünkü Mesih bu heykelin iadesinden sonra gelecek ve bin yıl hayat sürecek! Dünyada da barış hüküm sürecek. Bir tarafın inandığı öbür tarafın da sömürdüğü efsane budur. Düşman kardeşler bu efsanenin etrafında aynı safta yer aldılar.
Onlara göre Filistin'de bir akide savaşı yapılmaktadır. Müslümanların ise Mescid-i Aksa'yı ve Kudüs'ü Arapların ya da Filistinlilerin sorunu olarak görmeleri şaşırtıcıdır doğrusu. Batıldaki nasıl görüyor Haktaki nasıl görüyor!
Maide suresinin 51. ayetine dönüp, Allah Teâlâ'nın 'Onlar birbirlerinin dostudurlar' sözündeki sırrı yakalayabilmemiz için oldukça canlı malzemelerle karşı karşıya bulunuyoruz.
"Ey iman edenler! Yahudileri ve Hıristiyanları dostlar edinmeyin. Onlar birbirlerinin dostlarıdırlar. Sizden kim onları dost edinirse o da onlardandır. Allah, zalim olan bir topluluğu doğru yola eriştirmez."
Ehli kitabın kendi içinde oluşturduğu ittifakın esası akide olduğu gibi, Müslümanlara karşı ortak bir cephe oluşturmaları ve Müslümanlarla savaşmalarının esası da akideleridir. Müslümanların onlara karşı göstereceği esneklik, farklı isimlerle onlara verecekleri tavizler, onların akidesinden bir şey değiştirmeyecektir. Onların batıl itikadına göre de olsa peygamberlerini öldürmüş birileriyle ittifak edebildikten sonra, Müslümanların onlardan koparabileceği hiçbir taviz yoktur. Her şey gayet açık bir şekilde ortadadır.
Kur'an ne kadar sarih beyanda bulunuyor:
Onlar aslında birbirlerinin düşmanıdırlar, kendi aralarında da parça parçadırlar. Ama batıl bir efsaneyi ihya etmek için olmazları olur hale getiriyorlar. Kesinlikle bu onların son tavrı değildir. Belki yirmi yıl belki seksen yıl ama dağılmaya ve birbirlerini imhaya mecburdurlar.
Bu o kadar büyük bir hakikattir ki, böyle bir ittifakın içinde bulundukları halde kendi yazdıkları başka efsanelerde Yahudileri yok sayan bir Hıristiyanlık görebiliyoruz.
Hüküm Allah'ın olduktan sonra efsanelerin ne değeri vardır.

__________________





AllaH'ıN SıRRı SeNsİN. KaLbİNe sEfEr eT!
View Alemdâr-ı İslâm'in Fotoğraf Albümü  
Digg this Post!Add Post to del.icio.usBookmark Post in TechnoratiFurl this Post!
Alıntı ile Cevapla
Bu mesaj için Alemdâr-ı İslâm kullanıcısına teşekkür edenler:
Abdülhamit (03.11.09)
Cevapla

Etiket
birleşebildi, hangi, hıristiyanlar, nasıl, nasıl or hangi, yahudiler, zeminde

Seçenekler
Stil

Yetkileriniz
Yeni Mesaj yazma yetkiniz Aktif değil dir.
Mesajlara Cevap verme yetkiniz aktif değil dir.
Eklenti ekleme yetkiniz Aktif değil dir.
Kendi Mesajınızı değiştirme yetkiniz Aktif değildir dir.

BB-Code Açık.
Smileler Açık
[IMG] Kodları Açık
HTML-Kodları Kapalı.
Trackbacks are Açık
Pingbacks are Açık
Refbacks are Açık


Benzer Konular
Konu Konuyu Başlatan Forum Cevaplar Son Mesaj
İçimizdeki ajanlar ve Yahudiler:M.Ş.EYGİ muallim SERBEST KÜRSÜ 0 29.10.09 11:06
AKP Neden ilk Yahudiler'le Görüşüyor (Niçin Onlar) Muhammed YAZARLAR VE KÖŞE YAZILARI 0 28.09.09 19:25
Hıristiyanlar da Böyle Kapitalist Oldular...-Nihal B. Karaca Vukuf-i Kalbi TARTIŞ-YORUM 2 07.08.09 11:11
Hıristiyanlar kelimesi ile ilgili ayetler Alemdâr-ı İslâm H,I,İ,J 0 28.06.09 23:37
Bediüzzaman(!) Said Nursi:Hıristiyanlar da şehid olabilir? KARAMURAT © Geri Dönüşüm Kutusu 0 31.08.08 15:46

Bütün Zaman Ayarları WEZ +2 olarak düzenlenmiştir. Şu Anki Saat: 10:30 .

SİSTEM BİLGİLERİ ÖNEMLİ BİLGİLENDİRME
Powered by vBulletin® Version 3.8.6
Copyright ©2000 - 2012, Jelsoft Enterprises Ltd.
Content Relevant URLs by vBSEO 3.5.0 RC2
www.milligorusforum.biz
Kuruluş Tarihi : 10 Ağustos 2008
Site içerisindeki materyaller kaynak gösterilmeden kullanılamaz,dağıtılamaz.

milligorusforum.net/biz/org sitemiz bir forum sitesi olduğu için kullanıcılar her türlü görüşlerini onay almaksızın anında siteye yazabilmektedir.Bu yazılardan dolayı doğabilecek her türlü sorumluluk yazan kullanıcıya aittir.Sitemizde yasalara aykırı herhangi bir materyal bulursanız iletisim@milligorusforum.biz e-mail adresimize bildirirseniz,şikayetiniz incelendikten sonra en kısa sürede gereken yapılacaktır.