|
| Konular: 50,299 | Mesajlar: 311,810 | Üyeler: 10,668 | Online: 226 | Elhamdülillah...
|
|
|||||||
| AKADEMİ GRUBU MGForum Akademi Bölümümüz. |
![]() |
|
|
|
LinkBack | Seçenekler | Stil |
|
|
#1 |
|
Derecesi :
![]() Grubu : Genel Yönetici
Üye No : 311
Üyelik tarihi : 28-08-2008
Mesleği : Kul
Nereden : Kâinat
Konuları : 5083
Mesajlar : 16,288
Teşekkürleri: 24,245
9,018 mesajına 19,427 kere teşekkür edildi.
Tecrübe Puanı: 10
![]() Son Aktivitesi : Bugün
Durumu :
Status: Online
|
Ahde vefa Söz vermek, verdiği sözde durmak, yaptığı her işte ve anlaşmada sadık kalmak ‘ahde vefa´dır. Yani, özü ve sözü bir olmaktır. Belki de insanı insan yapan en önemli hususlardan biridir ahde vefa… Kelime anlamıyla, ‘ahid´ ve ‘akit´ sözlü ve yazılı olarak tespit edilen anlaşma demektir. ‘Vefa´ da yapılan anlaşmanın icaplarını bütünüyle yerine getirmektir. Peki gerçek ahde vefa nedir? İNSANLIĞIN İLK AHDİ İnsanlığın en eski sözü, misak´ı bir ahdi vardı: “Evet sen bizim Rabbimizsin” Bizler Rab olarak seni biliriz, sana iman eder ve ancak sana kulluk ederiz… Evet, insanlık, ilk ahdini bu şekilde ikrar etmişti Rabb´ine karşı. Bütün Peygamberler de ümmetlerine verdikleri bu sözü hatırlatarak, onlara gerçek, doğru ve sağlam yolun ne olduğu göstermişti. Kimisi iman etmiş kimisi de etmemişti. Ve Allah-u Zülcelal verilen bu sözü son bir kez daha şu şekilde hatırlattı: “Kıyamet günü de, biz bunlardan habersizdik demeyesiniz diye, Rabbin âdemoğullarından, onların bellerinden zürriyetlerini çıkardı. Onları kendilerine şahit tuttu ve dedi ki: ‘Ben sizin Rabbiniz değil miyim?´ (Onlar da) ‘Evet buna şahit olduk´ (sen bizim Rabbimizsin), dediler.” (1). Görüldüğü gibi bizlerin öncelikle yerine getirmemiz gereken ahid, Allah-u Zülcelal´e verdiğimiz ahittir. Müslüman, her şeyden evvel iman etmekle, imanın gereklerini yerine getirmeye söz vermiş olmaktadır. İmanın derecesi de söz vermiş olduğu ahde sadık kalıp kalmamasıyla ölçülmektedir. “Mü´minler içinde öyle yiğitler vardır ki, Allah´a verdikleri sözlerine sadâkat gösterdiler. Onlardan kimi ahdini yerine getirdi (çarpıştı, şehid oldu) kimi de sırasını beklemektedir. Bunlar asla sözlerini değiştirmemişlerdir.” (2) Elbette böylesine sözünün arkasında duran müminlerin aşamayacağı hiçbir zorluk da olamayacaktır. PEYGAMBER EFENDİMİZE (SAV) VERİLEN SÖZ Akabe Bi´atı´nda bulunanlar, Resulullah´a şu şekilde biat etmişlerdi: “Refahta olduğu kadar sıkıntıda, sevinçte olduğu kadar üzüntüde de O´nu destekleyecek ve her konuda emirlerine itaat edeceğimize, Resûlullah´ı kendi nefislerimizden aziz tutup, durum ne olursa olsun ona muhalefet etmeyeceğimize, Allah yolunda hiç bir kınayıcının kınamasından korkmayacağımıza, Allah´a asla şirk koşmayacağımıza, hırsızlık ve zina yapmayacağımıza, çocuklarımızı öldürmeyeceğimize, kendiliğimizden uyduracağımız yalan ve dolanlarla hiç kimseye iftirada bulunmayacağımıza, hiç bir hayırlı işte Resûlullah´a muhalefet etmeyeceğimize dair bey´at ettik.” (3)Böylelikle onlar Yesrib´in (Medine) ilk müslümanları oldular. Bu şüphesiz, Peygamber Efendimize mutabaatın ve İslam´a sıkı sıkıya bağlanmanın bir göstergesiydi.AKİTLERDE SADAKAT Dinimiz yapılan sözleşmelere akitlere çok önem vererek, tarafların yapılan bu akitlere sadık kalmalarını ve şartlarını yerine getirmeleri üzerinde önemle durur. Eğer şartlar yerine gelmezse kişilerin birbirlerine karşı itimatları kalmaz, güven sarsılır. Bu yüzden konu hakkında gerek Kuran-ı Kerim´de ve gerekse hadis-i şeriflerde müslümanlar uyarılmıştır. Güven ortamına zarar verecek, kişilerin birbirlerine karşı olan itimatlarını sarsacak davranışlardan çekinmeleri gerektiği belirtilerek, verdikleri sözleri yerine getirmemekten, yaptıkları akitleri bozmaktan men edilmişlerdir. Allah Teâlâ şöyle buyurmaktadır: “Onlar ahdini yerine getirenler ve verdikleri sözü bozmayanlardır.” (4) Bu ayet-i kerimede muttakî müslümanların ahidlerini ifa ettikleri ve verdikleri sözü yerine getirdikleri bildirilmektedir. Diğer bir ayet-i kerimede de şöyle buyurulmaktadır: “Mü´minler emanetlerine, akitlerine riayet ederler.” (5) MÜNAFIKLIK ALAMETİ İslam güzel ahlak üzerine kurulmuştur. Mümin bir diğerini aldatmaz. Verdiği sözü tutar. Yalan söylemez. Çünkü yalan söylemek, sözünde durmamak, ahde vefasızlık; münafıklık alametlerinden sayılmaktadır. Nitekim bir hadis-i şerifte Peygamber Efendimiz şöyle buyurmaktadır: “Dört şey vardır ki bunlar kimde bulunursa o kimse halis münafıktır. Kimde bunlardan bir haslet bulunursa onu bırakıncaya kadar, kendisinde nifaktan bir haslet vardır. (O hasletler): Kendisine bir şey emanet olunursa hıyanet eder, konuşunca yalan söyler, söz verince sözünde durmaz, kavga ederse baştan çıkar (haktan ayrılır.)” (6)Diğer bir hadis-i şerifte de şöyle buyrulmaktadır: “Kıyamet gününde sözünde durmayan her hain için bir sancak (dikilecek) bu filanın vefasızlığıdır, hıyanetidir denilecektir.” (7) En dikkati çeken hadisi şerif ise: ‘Bizi aldatan bizden değildir.´ hadisidir. (8) EN GÜZEL ÖRNEK Her hususta olduğu gibi bu konuda da bizlere örnek, Peygamber Efendimiz olmalıdır. O hayatı boyunca, peygamberlikten önce ve sonrasında, bütün akitlerine sadık kalmış ve biz ümmetine de ahidlerini ifa etmeleri, sözlerini yerine getirmelerini tavsiye buyurmuştur. Peygamberimiz verdiği sözde duran, yaptığı anlaşmaya bağlı kalan en büyük insandır. Bu hususta dostunu da, düşmanını da ayırt etmemiştir. Dostuna verdiği bir sözde durup, onu yerine getirdiği gibi, düşmanlarıyla yaptığı anlaşmaya da sadık kalmış, her ne pahasına olursa olsun, aykırı harekette bulunmamıştır. Peygamberliğinden önce ticarî hususta bir dostuna verdiği sözü tutmak için üç gün beklemesi meşhurdur. O adam unutup gelmediği halde, “Nasıl olsa artık gelmez” diyerek çekip gitmemiş, verdiği sözde durmanın en güzel örneğini bizlere sunmuştur.TUTULMAYAN SÖZLER VE KAYIPLARIMIZ Günlük yaşantımızda, birçok konuda birbirimize sözler veririz. Gerek beşeri ilişkilerimiz, gerekse ticari ilişkilerimiz hep söz üzerine dayalıdır. Zaman zaman da bu hususları yazılı hale getiririz. En basit örneğiyle, kişi belli bir saatte bir yerde bulunacağını söylese, bu bir sözleşme hükmündedir. Sözün yerine getirilmesine bir engel çıktığı takdirde karşı tarafa, buluşma saatinden önce haber verilip özür dilenmelidir. Alınan ve zamanında ödenmeyen borçlar da bunun dışında değildir. Müslümanın sözü karşı tarafa verilmiş bir senet gibidir. O bakımdan verilen söz küçüğüne, büyüğüne bakmadan mutlaka yerine getirilmelidir. Maalesef günümüzde inananlar olarak bu konuya gereken önemi veremiyoruz. Ahde vefâ olmayınca, verilen sözler yerine getirilmeyince, insanlarında birbirlerine karşı güven ve saygısı kalmamaktadır. Toplumun yardımıyla yapılacak bir çok hayırlı hizmetlerde aksama olmakta ya da tamamen yapılamaz hâle gelmektedir. Her şeyin ötesinde, zaman kaybı, para kaybı, güven kaybı, itimatsızlık oluşmaktadır. Hatta verilen sözlerin yerine getirilmemesini bahane ederek, gereksiz yalanlarla kişi başka yönden de zarara uğramaktadır. Dolayısıyla kişilerin birbirlerine hakları geçmektedir. İnananlar olarak en kötü şartlarda bile sadakatle verdiğimiz sözleri muhakkak yerine getirmeliyiz. Anamıza, babamıza, yakınlarımıza, dostlarımıza özetle birbirimize karşı da vefâlı olmalıyız. İBRET TABLOLARINDAN Peygamberimiz en sıkışık ve en zor şartlar altında bulunsa dahi, verilen sözde durmayı, netice kendisinin aleyhine de olsa hiçbir surette vefasızlık göstermemeyi tavsiye etmiştir. Bedir Savaşı için hazırlıklar yapılıp İslâm ordusu Medine´den ayrıldığı sırada Huzeyfe el-Yemâni ile babası Huzeyl, Peygamberimizle birlikte çarpışmak üzere yola çıkmışlardı. Müşrikler, baba-oğulu yolda görerek sorguya çektiler: “Siz herhalde Muhammed´in yanına gitmek istiyorsunuz.”, “Evet, bizim bundan başka bir niyetimiz yoktur” dediler. Bunun üzerine müşrikler, onlardan Medine´ye dönmek, Peygamberimizle birlikte savaşta bulunmamak üzere söz aldılar. Bir müddet sonra Huzeyfe ile babası Bedir´de Peygamberimizin huzuruna gelerek mücahitlerle birlikte savaşmak istediklerini söylediler, müşriklerle aralarında geçen hadiseyi de anlattılar. Peygamberimiz, onların müşriklere verdikleri sözü öğrenince, insan gücüne o anda çok fazla ihtiyacı olmasına rağmen onlara şöyle dedi: “Hayır, siz Medine´ye dönün. Onlara verdiğiniz sözü yerine getirin. Biz de müşriklere karşı Allah´tan yardım isteriz. Onun yardımı bize kâfidir.” (9) Müşrik de olsa verilen sözde durmayı daha uygun görmek, ahdini bozmamak, yapılan anlaşmaya bağlı kalmak ancak bir Peygamberin gösterebileceği meziyettir. Ve Müslümanlar da O´na uymak durumundadırlar. Peygamber Efendimizin Hz. Hatice (r.anha) validemize karşı gösterdiği vefa da bu hususta bir diğer önemli örnektir. Hz. Aişe (r.anha) validemiz şöyle diyor. “Hz. Hatice´den başka hiçbir kadına gıpta etmedim. O, Rasûlullah ile olan nikahımdan üç yıl önce vefat etmişti. Fakat Rasûlullah her zaman onu hatırlar, onun hatırasını anar, onun için keçi keser, etini yakınlarına, hizmetçilerine hediye eder, dağıtırdı.” (10)Bireyselleşme ve bencilliğin günümüzün temel meselelerinden olduğu düşünüldüğünde, yukarıdaki örnekler, her zaman için büyük ibret tabloları olarak karşımızda duracaktır. Sözünü yerine getirenler, ahdine vefa gösterenler hem Allah-u Zülcelal nezdinde hem de kullar nezdinde sevilen ve itibar görenlerdir. Dürüst, emin ve güvenilir vasıflarıyla vasıflanmak her mümin için bir hedef olmanın ötesinde, her müminin üzerinde şerefle taşıması ve olmazsa olmaz bir meziyet olarak algılanmalıdır. Allah-u Zülcelal verdiği sözü yerine getirmeyen, ahdini bozanların kötü sonuçlarını şu şekilde bizlere bildirmektedir. “Allah´a verdikleri sözü kuvvetle pekiştirdikten sonra bozanlar ve Allah´ın riayet edilmesini emrettiği şeyleri terk edenler ve yer yüzünde fesat çıkaranlar, işte lânet onlar içindir ve kötü yurt (cehennem) onlar içindir.”(11) Allah-u Zülcelal bizlere doğru, dürüst, sözüne güvenilen ve itibarlı müminlerden olmayı nasip etsin. Kaynaklar: 1) A‘râf 7/172. 2) Ahzab/23. 3)Buhari. 4) Rad/20. 5) Mü´minun/8. 6) Buhari. 7) Buhari. Müslim. 9) Buhari. 10) Buhari. 11) Ra´d/ 25. Mehmet Ali Bozkurt |
|
|
| Bu mesaj için Alemdâr-ı İslâm kullanıcısına teşekkür edenler: | ZafeR (09.11.09) |
|
|
#2 |
|
Derecesi :
![]() Grubu : Genel Yönetici
Üye No : 311
Üyelik tarihi : 28-08-2008
Mesleği : Kul
Nereden : Kâinat
Konuları : 5083
Mesajlar : 16,288
Teşekkürleri: 24,245
9,018 mesajına 19,427 kere teşekkür edildi.
Tecrübe Puanı: 10
![]() Son Aktivitesi : Bugün
Durumu :
Status: Online
|
Tarihten bir vefa örneği... Mithat Cemal Kuntay anlatıyor: “Meşrutiyetin ilk seneleri. Bir cuma. Adam boyu kar yağmış ve o gün, ne tramvay ne araba ne şimendifer ne vapur işliyor. Çapadaki bizim eve ne sütçü gelmiş ne de ekmekçi ve öğlen yemeğinden sonra kapı çalındı. Biz ekmekçi geldi zannetttik, baktık Akif gelmiş ve şaşırdım, nasıl geldiğini merak ettim. Beylerbeyinden Beşiktaşa nasılsa bir vapur işlemişti ve bu kadar dedi. Bu kadar mı dedim; evet dedi. Beşiktaşa geçmiş Beylerbeyinden ve tabiî, oradan Çapaya kadar yayan yürümüş. Nasıl yaparsın bunu dediğimde nasıl yapmam; söz vermiştim, geleceğim demiştim; gelmeme, sözümü çiğnememe, ancak ecelim mâni olabilirdi diyor Akif.” İşte ahde vefa; işte söz; işte sözünde durmak ve işte bir insan örneği... Mehmet Akif, bütün ömrü boyunca, hep verdiği söze bağlı olarak yaşadı. Vefa duygusu Onun en belli başlı özelliklerinden birisiydi. Arkadaşları, Onun bir defa olsun yalan söylediğini duymadılar. Verdiği sözden caydığına şahit olmadılar. Yakın dostlarından Mitat Cemal Kuntay anlatıyor . «Balkan Harbi başlarken, Akif Bey, yegane geçim yolu olan resmi memuriyetinden istifa etti. Kirada oturduğu evine, bir cuma günü gittim. Beş çocuğundan başka, dört çocuk daha vardı. - Bunlar kim? dedim. - Çocuklarım! dedi. Sonra anlattı Âkif, Baytar Mektebinde iken bir arkadaşıyla anlaşmışlar. Kim önce ölürse, çocuklarına sağ kalan baksın! » demişler. Arkadaşı vefat etmiş Mehmet Akifte, verdiği söze bağlı kalarak anlaşma hükmünü yerine getirmiş. Mithat Cemal devam ediyor; - Halbuki o zamanlar, Akif Beyin beş parası yoktu; fakat beş çocuğu vardı! Yine çok yakın dostlarından Fatih Gökmen anlatıyor; Akif, verdiği söze bağlı olmayanlara insan gözüyle bakmazdı. Aramızda geçen bir olayı anlatayım: Ben Vaniköyde oturuyordum. Kendisi de Beylerbeyinde. Bir gün, öğlen yemeğini bende yemeği, sonra da oturup sohbet etmeyi kararlaştırdık. O gün, öyle yağmurlu, boralı bir hava oldu ki her taraf sele boğuldu. Havanın bu haliyle karadan gelemeyeceğini tabii gördüm. Yakın komşulardan birine gittim. Yağmur, bütün şiddetiyle devam ediyordu. Eve döndüğümde ne işiteyim, bu arada, Mehmet Akif Bey sırılsıklam bir vaziyette gelmiş. Beni bulamayınca, evdekilerin bütün ısrarlarına rağmen içeri girmemiş. «Selam söyleyin» demiş ve o yağmurlu havada dönmüş gitmiş! Ertesi gün, kendisinden özür dilemek istedim. - «Bir söz, ya ölüm veya ona yakın bir felaketle yerine getirilmezse mazur görülebilir” dedi ve benimle altı ay dargın kaldı.” Mehmet Ali Bozkurt |
|
|
| Bu mesaj için Alemdâr-ı İslâm kullanıcısına teşekkür edenler: | ZafeR (09.11.09) |
![]() |
| Etiket |
| ahde, vefa |
| Seçenekler | |
| Stil | |
|
|
Benzer Konular
|
||||
| Konu | Konuyu Başlatan | Forum | Cevaplar | Son Mesaj |
| Ahde vefa | Ayse Ergul | SERBEST KÜRSÜ | 0 | 02.08.09 10:29 |
| Ahde Vefa | fatımatüzzehra | SİYER-İ NEBİ | 2 | 17.06.09 08:05 |
| Ahde vefa......... | Adige Abzakh | SERBEST KÜRSÜ | 2 | 07.05.09 16:52 |
| Ahde vefa | sevgiliye sevdalı | KISSADAN HİSSELER | 0 | 04.05.09 11:58 |
| Ahde vefa | sevgiliye sevdalı | © Geri Dönüşüm Kutusu | 1 | 09.09.08 22:42 |
| SİSTEM BİLGİLERİ | ÖNEMLİ BİLGİLENDİRME |
|
Powered by vBulletin® Version 3.8.6 Copyright ©2000 - 2012, Jelsoft Enterprises Ltd. Content Relevant URLs by vBSEO 3.5.0 RC2 Kuruluş Tarihi : 10 Ağustos 2008 Site içerisindeki materyaller kaynak gösterilmeden kullanılamaz,dağıtılamaz. |
milligorusforum.net/biz/org sitemiz bir forum sitesi olduğu için kullanıcılar her türlü görüşlerini onay
almaksızın anında siteye yazabilmektedir.Bu yazılardan dolayı doğabilecek her türlü sorumluluk
yazan kullanıcıya aittir.Sitemizde yasalara aykırı herhangi bir materyal bulursanız
iletisim@milligorusforum.biz e-mail adresimize bildirirseniz,şikayetiniz incelendikten sonra en kısa
sürede gereken yapılacaktır.
|