|
| Konular: 50,299 | Mesajlar: 311,810 | Üyeler: 10,668 | Online: 302 | Elhamdülillah...
|
|
|||||||
| AKADEMİ GRUBU MGForum Akademi Bölümümüz. |
![]() |
|
|
|
LinkBack | Seçenekler | Stil |
|
|
#1 |
|
Derecesi :
![]() Grubu : Genel Yönetici
Üye No : 311
Üyelik tarihi : 28-08-2008
Mesleği : Kul
Nereden : Kâinat
Konuları : 5083
Mesajlar : 16,288
Teşekkürleri: 24,245
9,018 mesajına 19,427 kere teşekkür edildi.
Tecrübe Puanı: 10
![]() Son Aktivitesi : Bugün
Durumu :
Status: Online
|
En büyük sermaye: Takva Takva; korunma, sakınma demektir. Takva, Allah´a karşı sorumluluk duyarak, her türlü günahlardan kendini korumanın niyet ve gayreti içinde olmaktır. Yüce Allahın rızasını kazanmak için, Onun himayesine girerek emirlerine sımsıkı sarılmak ve yasaklarından da sakınmaktır. Takvanın ilk şartı; insanın yaratıcısına karşı minnet ve şükran borcunu fark edip, kul olduğunu sezme bilincine ermesidir. Hayatımızda bu kadar mühim bir yer işgal eden takva, iki şekilde ortaya çıkar: Bunların birincisi saygının ve sevginin neticesinde ortaya çıkan takva anlayışı, diğeri ise korkunun ortaya çıkardığı takva anlayışıdır. Eğer Allah (c c) korkusu ve sevgisi kalbimizde yerleşmemişse, Allahtan (c c) korkmanız, Allah tarafından sevilmeniz ve Allah´ı (c c) sevmeniz mümkün olamaz. Takva sahipleri, Allahın Rasulünü örnek alarak ibadeti ve insanlara hizmeti “Muhammedi Şefkat” anlayışıyla yaparlar. Böyle bir gayret içinde olan müminler, nefsini kötü sıfatlardan arındırarak kazandığı ilahi ahlak ile kemale erer ve takva sahibi kul olma mutluluğuna erişirler. Kurtuluşa erenler onlardır, cennet onlar için hazırlanmıştır. Kuranın emir ve yasaklarına uyanlar, Mutmaine Nefse ulaşarak cennete layık olurlar. Ancak Allah katında daha yücelmeyi dileyenler takvaya sarılmalı, onun özelliklerine göre yaşantısına yön vermelidir. Cenab-ı Allahın dostluğuna ancak “takva sahibi” olmakla erişilebilir. Her Müslüman takvanın niteliklerini mutlaka bilmeli, bunları ceht ve gayretle uygulamalı, diğer bir deyişle takvanın yaşamını kendisine temel prensip edinmeli, eğer tam uygulayamıyorsa Allahu Tealanın rahmetine sığınmalıdır. Kuran- Kerimde dört yüz civarında ayette takvadan bahsedilmektedir. Allah, takva sahiplerini sever. ( 3/ 76) …Hiç kuşkusuz ki Allah, takva sahipleri ve ihsanda bulunanlarla beraberdir. (16/ 128) …Muhakkak ki, Allah yolunda en değerli olanınız, takvaca en ileri olanınızdır. (49/13) bu ayetlerden bazılarıdır. Peygamber Efendimizin de takva ile ilgili bazı hadisleri mevcuttur. “İnsanın cennete girmesine en çok sebep olan şey, onun Allaha karşı duyduğu takvasıdır”(Ahmed b. Hanbel , 2 392, 442)“Allaha karşı takva sahibi olmanızı tavsiye ederim”(Ebu Davud, Sünen, 5; Tirmizi, İlim, 16; Ahmed b Hanbel ,325) “Arabın arap olmayana hiçbir üstünlüğü yoktur. Üstünlük ancak takva iledir”(Ahmed b Hanbel, 5, 411) Hz Ömer (ra) de takva için şöyle buyurmuştur: “Müminin keremi , takvasıdır”(Muatta, Cihad, 35) TAKVA, İNSANI GÜNAHLARDAN KORUYAN EN GÜZEL NÖBETÇİDİR Bu ayetler ve hadisler tetkik edildiğinde kurtuluş kapısının hep açık olduğu ve Hakka kavuşmanın hep takvaya bağlandığı görülecektir. Sizi, fitne ve fesada sürüklemek isteyen nefis ve şeytanın istek ve arzularından, takvayı düşünce ve fiillerimize bekçi, nöbetçi yaparak kurtulabilirsiniz. Gerçek manada insan ve Allahın (c c) katında şeref sahibi olanlardan olmak isterseniz, sahip olmanız gereken şey, yine takvadır. Makam, mevki, servet ve mensup olduğunuz ırk Allah (c c) indinde size hiçbir şeref kazandırmayan şeylerdir. Kalbine ve düşüncelerine takva, yani Allah (c c) sevgisi ve saygısı yerleşen insanlar, insan olarak yaşar ve kabirden insan olarak dirilirler. Onların gözü harama bakmaz, kulakları haram dinlemez, dilleri haram konuşmaz, ayakları haramın işlendiği yere gitme. Takva sahibi olanlar başkalarının iffet ve namusuna göz dikmez. Yalan ve yanlış dinlemez konuşmaz. İnsanların arasını bozmaz ve başkalarının hak ve hukukuna riayet eder. Takva sahibi insanlar, toplumları yıkan, insanları köleleştiren ve haksızlıkların ortaya çıkmasına sebep olan rüşveti almaz ve vermezler. Ancak Allah (c c) korkusu yeryüzündeki insanları rüşvetten kurtarabilir. Yoksa insanların tamamını birbirine nöbetçi tayin etseniz yine rüşvet ve haksızlıların önüne geçmeniz mümkün olamaz. Olmadığının şahidi de günümüz dünyasında ki ibret verici hadiselerdir. Bundan dolayı herkesin gönlündeki Allah (c c) korkusu, yani takva, insanı günahlardan koruyan en güzel nöbetçidir. Çünkü insan takvası ile keramet ehli olur, Allah (c c) yanında mevki kazanır. KALBİMİZİ MURAKABE ALTINDA TUTMALIYIZ Takvanın korunmak ve sakınmak olduğunu yazımızın başında ifade etmiştik. Bünyemizin merkezi olan kalbimiz de beşeri düşüncelerden, şeytanın vesveselerinden ve nefsin istek ve arzularından korumamız gereken en önemli varlığımızdır. Onu her zaman saldırılardan muhafaza ederek gidişatını kontrol edeceğiz. Acaba kalbimizde kim var? Bizim bedenimizi kim idare ediyor? diye dertlenerek uyanık olacağız. Çünkü kalbini kontrol etmeyi unutan insan, gönlünün idaresinin yanlış ellere geçmesine sebep olarak, dünya ve ahiretini perişan eder. Göstereceği en küçük bir gaflet neticesinde pusuda sinsice bekleyen en büyük düşmanlarımız olan nefis ve şeytan, kalbe girerek sapık düşüncelerini yaymak üzere, orayı işgal ederler. Bunun farkına varamayan gafil insanlar kendi kendilerini idare ettiklerini, Allahın (c c) ve Efendimizin (s a v) istediği gibi bir hayat yaşadıklarını zannederler. Hâlbuki en büyük düşmanı olan nefis ve şeytan kalbini işgal edip kontrolünü ele almıştır ve onu istediği tarafa sürükleyerek, adeta kedinin fareyle oynadığı gibi onunla oynamaktadır. Dünyaya sırt çevirip Ahirete döndüğünüz vakit, kalbinizde ilahi nur tecelli ederek gönlünüz dirilir. Maalesef ahireti unutarak kalbini dünyaya çeviren insanların kalbinde nur-i ilahinin tecellileri görünmemektedir. Kalpte oluşan ufak tefek kıpırtılar ise kalpteki ilahi nurun, eğer gayret edilmezse, kararmakta ve sönmekte olduğunun son işaretleridir. Onun için kalbimizi devamlı olarak murakebe altında tutarak uyanık olmamız gerektiğini çok iyi bilmeli ve geçip giden zamanı en güzel şekilde değerlendirmeliyiz. TAKVA ELBİSESİ Takvadan mahrum olan kulaklar Hakkı duymaz, gözler Hakka yapılan zulümleri görmez, diller hakikatleri terennüm etmez, gönüller insanlığı felakete sürükleyen bu durumdan dolayı ürpererek kendine gelmez. Dünya Müslümanlarının başlarına gelen bütün bela ve musibetler takva örtüsünden mahrum kalışlarından dolayıdır. Müslümanlar takva örtüsünden sıyrılır sıyrılmaz, sapıklık alametleri kendini göstermeye başladı. İsmi Müslüman olan toplumlar nefsi istek ve arzuların peşinde koşarak, ahlâksızlık çukurlarına yuvarlanıp şahsiyetlerini kaybettiler. Bir hadis-i şerifte Rasûl-i Ekrem (s a v) Efendimiz: “İnsanlar rahat yaşama sarhoşluğu içerisine düştüler.” buyurmaktadır. Bu bizim durumumuzu ifade eden bir hakikattir. Bizler yapılan bunca ikaz karşısında hala bu sarhoşluktan kurtulmaya gayret etmemekteyiz. Biraz dikkat ederseniz Cenab-ı Allahın (c c) bizi daldığımız bu gafletten uyandırmak için değişik vesilelerle ikaz ettiğine şahit olursunuz. Artık bu duruma dur demeli. Kendimize gelerek kurtuluşumuzun kaynağı ve en büyük sermayemiz olan takva elbisesine bürünmeliyiz. İnsanların hatalarını örterek onu Ahiret´te cennete taşıyacak olan, takva elbisesidir. Onsuz bir hiçten ibaret olduğumuzu, o olmadan dirilemeyeceğimizi, maddi ve manevi yönden zenginleşemeyeceğimizi, izzet ve şeref sahibi olamayacağımızı kavramalıyız. TAKVANIN YERİ KALBİMİZDİR İşte oturup bu hususları düşünmeye vakit ayırdığımız an, takvaya dönüş hareketini başlatmış oluruz. Takvaya dönüş yolculuğu başlayınca, varlığımız bir değer kazanacak, dinlediklerimiz bize tesir ederek hayatımıza amel olarak aksedecektir. Okuduğumuz ilim takva düşüncesiyle yoğrulacağı için hem bize, hem de öğretecek olduklarımıza tesir edecektir. Kısaca takva bize dünya ve ahiretin saadet yollarını gösterecek, Rabbimize giden yoldaki engelleri aşmamıza yardımcı olan, inancımızın temel esaslarından birisidir. Bizler takvayı kendimize rehber ve arkadaş edineceğiz. Ama bunu insanlara dilimizle değil fiillerimizle ispat edeceğiz. Resul-i Ekrem (s a v) Efendimiz takva hususunda ashaba uzun uzadıya bahsettikten sonra eliyle kalbini işaret ederek Takva buradadır, takva buradadır, takva buradadır buyurmuştur. Buradan anlıyoruz ki takva dille ifade edilecek bir şey değildir. Takvanın yeri kalbimizdir. Eğer müminler olarak takvayı dilimizden bırakarak, kalbimize ve davranışlarımıza yerleştirirsek, ibadetlerden zevk alırız. Takva düşüncesi kalbimize yerleşerek bütün düşünce, söz ve fiillerimizin denetleyicisi olacaktır, inşallah. Kalbimizdeki takva düşüncesi bizi yanlış düşünce ve işlerden inşaallah koruyacaktır. Gerektiği zaman tehlikelere karşı uyaracaktır. Cennet, takva sahipleri için hazırlanmıştır. Böyle nimetlere erişmek için biz de onlardaki özellikler olan takva yaşamı ile hayatımızı tazim etmeliyiz. Ancak bu şekilde sonsuz mutluluk ve kurtuluşu elde edebiliriz. “Gerçekten takva sahipleri, cennetlerde ve pınar başlarındadır”(51/15) Murat Başaran /[Üye Olmadan Linkleri Göremezsiniz. Üye Olmak için TIKLAYIN...]
|
|
|
| Bu mesaj için Alemdâr-ı İslâm kullanıcısına teşekkür eden 8 üyemiz: | Durr-û Meknûn (27.12.09), el-Kevserî (28.12.09), Lâ (28.12.09), Medine Sevdalisi (29.12.09), muallim (28.12.09), Muhammed (26.12.09), İn'ikas (28.12.09), Şecer (28.12.09) |
|
|
#2 |
|
Derecesi :
![]() Grubu : Fazilet
Üye No : 1503
Üyelik tarihi : 29-11-2008
Konuları : 210
Mesajlar : 1,020
Teşekkürleri: 333
548 mesajına 926 kere teşekkür edildi.
Tecrübe Puanı: 5
![]() Son Aktivitesi : 28.08.10
Durumu : Status: Offline
|
İnsan kendi ile haram arasında dağ gibi engeller görmedikçe takvaya ulaşamaz.
Süfyan bin Uyeyne
__________________
“Rabbiğfirli” |
|
|
| Bu mesaj için İn'ikas kullanıcısına teşekkür eden 3 üyemiz: |
|
|
#3 |
|
Derecesi :
![]() Grubu : Saadet
Üye No : 622
Üyelik tarihi : 27-09-2008
Mesleği : Öğrenci
Nereden : Bileyim:)
Konuları : 1173
Mesajlar : 7,948
Teşekkürleri: 1,802
2,630 mesajına 4,405 kere teşekkür edildi.
Tecrübe Puanı: 11
![]() Son Aktivitesi : 18.05.12
Durumu : Status: Offline
|
Takva; imanın mükemmelliğindendir...
__________________
[Üye Olmadan Linkleri Göremezsiniz. Üye Olmak için TIKLAYIN...] [Üye Olmadan Linkleri Göremezsiniz. Üye Olmak için TIKLAYIN...]
|
|
|
| Bu mesaj için el-Kevserî kullanıcısına teşekkür edenler: | muallim (28.12.09) |
|
|
#4 |
|
Derecesi :
![]() Grubu : Saadet
Üye No : 3461
Üyelik tarihi : 29-03-2009
Konuları : 654
Mesajlar : 4,481
Teşekkürleri: 10,380
2,953 mesajına 5,391 kere teşekkür edildi.
Tecrübe Puanı: 8
![]() Son Aktivitesi : 06.12.11
Durumu : Status: Offline
|
13 / RAD - 35 : Muttakilere vaadolunan cennet, altından nehirler akan ve onun meyvesi ve gölgesi daimî olan (bahçe) gibidir. İşte bu, takva sahiplerinin sonudur. Kâfirlerin sonu ise ateştir.
__________________
[Üye Olmadan Linkleri Göremezsiniz. Üye Olmak için TIKLAYIN...] " Kişi Sevdiği ile Beraberdir " (Hadisi Şerif) "İlim mü'minin en yakın dostudur.
Akıl onun yol göstericisi;iyi,yararlı amel,işlerini düzene sokucusudur. Yumuşak huyluluk onun veziri,sabır onun hükümdarı,şefkat ve merhamet onun babası,hazımlı olmak onun kardeşidir." |
|
|
| Bu mesaj için muallim kullanıcısına teşekkür eden 2 üyemiz: | Alemdâr-ı İslâm (29.12.09), babanın oğlu ibrahim (28.12.09) |
|
|
#5 |
|
Grubu : Yeni Üye
Üye No : 6296
Üyelik tarihi : 29-11-2009
Konuları : 8
Mesajlar : 7
Tecrübe Puanı: 0
![]() Son Aktivitesi : 03.07.10
Durumu : Status: Offline
|
TAKVA AYETLERİ 7 Grup takva çeşidi: 1a) 3. basamakta : Amenû takva başlar. 1b) 7. basamakta : Amenû takva tamamlanır. 2) 14. basamakta : Mûmin takva tamamlanır. 3) 21.basamakta : Ebrar takva tamamlanır. 4) 25. basamakta : Ekber takva tamamlanır. 5) 27. basamakta : Ahsen takva tamamlanır. 6) 28. basamakta : Azim takva tamamlanır. (4. mertebesinde) 7) 28. basamakta : Bihakkın takva tamamlanır. (5. mertebesinde) 1-ÂMENÛ TAKVA Fussilet 18 : “ve necceynellezîne âmenû ve kânû yettekuûn.” Anlamı : “ve biz kurtardık (kimi?) onlar ki âmenû oldular ve onlar ki takva sahibi oldular” Maide 35 : “ yâ eyyuhellezine âmenuttekullahe vebteguû ileyhil vesîlete ve câhidû fi sebîlihi leallekum tuflihûn.” Anlamı: “Ey âmenû olanlar! Allah’a karşı takva sahibi olun. O’na (Allah’a) ulaştırmaya vesile olanı (vesile olan kişiyi Allah’tan) isteyin. Ve Allah’ın yolunda cihat edin ve böylece felâha erin” Neml 53: “ ve enceynellezîne âmenû ve kânû yettekûn” Anlamı : “ Amenû olup, Allah’a karşı takva sahibi olanları kurtardık.” Hucurat 1 : “yâ eyyuhellezîne âmenû lâ tukaddimû beyne yedeyillâhi ve resûlihi vettekullah, innâllahe semiyyun alîm” Anlamı : “Ey âmenû olanlar! Allah’tan ve resullerinden öne geçmeyin. Çünkü Allah işitir ve herşeyi bilir. Allah’a karşı takva sahibi olun” En’am 32: “ ve mel hayâtud dunyâ illâ le’ıbun ve lehr ve leddârul âhiretu hayrun lilleziyne yettekuûn efelâ ta’kılûn” Anlamı : “ Dünya hayatı bir oyundan bir eğlenceden başka bir şey değildir. Ahiret yurdu takva sahiplerine elbette daha hayırlıdır. Halâ korkmaz mısınız? Hakka 48: “ ve innehu letezkiretun lilmuttekîym.” Anlamı: “Takva sahipleri için o (kur’an) gerçekten, muhakkak ki bir öğüttür. Lokman 33: “ yâ eyyuhennâsuttekû rabbekum vahşev yevmen lâ yeczî vâlidun an veledihî ve lâ mevlûdun huve câzin an validihî şey’en inne ve’adallâhi hakkun felâ teguzzennekumul hayâtud dunyâ ve lâ yegurrennekum billâhilgarûr. “ Anlamı: “Ey insanlar! Rabbimize karşı takva sahibi olun. Ne babanın evlâdına, ne de bizzat evlâdın babasına hiçbirşeyle fayda veremeyeceği günden korkun! Şüphesiz ki Allah’ın vaâdi haktır. Sakın dünya hayatı sizi aldatmasın. Ve sakın şeytan Allah’ın affına güvendirerek sizi kandırmasın. Meryem 97: “ “Feinnemâ yessernâhu bilisânike litubeşşire bihilmuttekîne ve tunzire bihî kavmen luddâen” Anlamı: “Biz Kur’an-ı takva sahiplerini müjdelemen ve inat edenleri (direnenleri) uyarman için, senin lisanınla kolaylaştırdır? 2-MÜMİNLER TAKVASI Ali imran 15: “ kul e unebbi’ukum bihayrın min zalikum. Lillezinettekav inde rabbihim cennatun tecrci min tahtıhel enharu halidîne fîha ve ezvacun mutahharatun ve rıdvanun minallah. Vallâhu basîrun bil’ibad.” Anlamı: “De ki “size bundan daha hayırlısınını haber vereyim mi? Takva sahibi olanlar için, rabblerinin katında içinde devamlı kalacakları, altından ırmaklar akan cennetler ve temiz eşler ve Allah’tan rıza (makamı) vardır.” Allah kullarını BASİRdir. (görendir, görücüdür) Ali imran 16: “ ellezîne ye??ûlune rabbenâ innenâ âmennâ fağfirlenâ zunubenâ ve kınâ azâbennâr” Anlamı: “ Onlar (takva sanhipleri) “Rabbimiz, biz hiç şüphesiz mümin olduk (iman ettik) artık bizim günahlarımızı (sevaba çevirerek) bize mağfiret et ve bizi ateş azabından koru” derler.” Ali imran 179: “ Mâ kânallâhu liyezeral mu’minîne alâ mâ entum aleyhi hattâ yemîzel habîse minettayyib. Ve kânallâhu li yutli’akum alel gaybi ve lâkinnallahe yectebî min rasulihî men yeşâu feâminu billâhi ve rasûlih, ve in tu’minû ve tettekû felekum ecrun azîm” Anlamı: “ Allah müminleri, pisi temizden ayırıncaya kadar şu üzerinde bulundukları hâl üzere bırakacak değildir. Fakat Allah Resûllerinden dilediği kimseyi seçer, (gaybı ona, o Resûlune bildirir). O halde Allaha ve Onun Resûllerin iman edin. Ve eğer iman eder ve takva sahibi olursanız o zaman sizin için ECRUN AZİM (Büyük mükâfat) var.” Maide 11: “ yâ eyyuhellezîne âmenuzkuru ni’metallahi aleykum iz hemme kavmun en yebsutû ileykum eydiyehum fekeffe eydiyehum ankum, vettekullah ve alallahi felyetevekkelil mu’minûn” Anlamı: “Ey âmenû olanlar! Allah’ın sizin üzerinizde olan nimetini anın. Hani bir topluluk size tecavüz etmeye kalkışmıştı da, Allah onlara mani olmuştu. Allaha karşı takva sahibi olun. Ve müminler yalnız Allaha dayansınlar.” Müdessir 54: “kellâ innehu tezkireh” Anlamı: “ Evet o (Kur’ân) şüphesiz bir öğüttür.” Müdessir 55: “ ve mâ yezkurûne illâ en yeşâallah, huve ehluttakvâ ve ehlulmağfireh.” Anlamı: “Sadece Allah’ın dilediği kimse öğüt alır. İşte o takva ehlidir. Ve mağfiret ehlidir. (onun günahları sevaba çevrilmiştir.)” Nur 52: “ ve men yuti’illahe ve resûhelu ve yahşallahe ve yettak?hi feulâike humulfâizûn.” Anlamı: “ Kim Allaha itaat eder ve Resûlune itaat ederse Allaha huşu duyarsa ve Allaha karşı takva sahibi olursa işte onlar faizun sahibidir.” Bakara 212: “ zuyyine lillezîne keferûl hayâtud dunyâ ve yesharûne minellezine âmenû vellezinettekav fevkahum yevmel kıyameh. Vallahu yerzuku men yeşâu bigayri hısâb” Anlamı: “O kâfirlere dünya hayatı müzeyyen kılındı. (süslü gösterildi) ve o iman edenlerden (bazılarıyla) alay ediyorlar (onları küçümsüyor) (Oysa) o takva sahibi olanlar kıyamet günü onların üstündedir. Allah dilediği kimseyi hesapsız rızıklandırır.” En’am 153: “ ve enne hazâ sırâtî mustekîmen fettebiuh, ve lâ tettebiussubûle feteferreka bikum an sebîlih zâlikum vassâkum bihî le’alellekum tettekûn.” Anlamı: “İşte bu muhakkak ki sırat-ı müstekim dir. Ona (sıratı müstekime) tâbi olun, ve diğer yollara tâbi olmayın ki (bütün o yollar) sizi Allah’ın yolundan ayırırlar (saptırırlar) işte bu Allah’ın sizi bağımladığı şeydir. Umulur ki takva sahibi olursunuz. “ Muhammed 36: “innelmel hayâtuddunya le’ıbûn ve lehv ve in tu’minû ve tettekû yû’tîkum ucûrekum ve lâ yes’elkum emvâlekum.” Anlamı: “Dünya hayatı bir oyun ve oyalanmadan başka bir şey değildir. Eğer siz mümin olup takva sahibi olursanız o size mükafatını verir.” 3-EVVAB TAKVA Kaf 31: “ve uzlufetil cennetû lil muttekîne gayre ba’ıyd.” Anlamı: “cennet takva sahipleri için uzak olmayarak yaklaştırıldı.” Kaf 32: “hâzâ mâ tûadune likulli evvâbin hafiyz.” Anlamı: “işte vaâd olunduğumuz şey (bu cennettir.) Bütün evvâb (Allah’a ruhu sığınmış ve ulaşmış) ve hafiz (başlarının üzerinde devrin imamının ruhunu muhafız olarak taşıyan ) olanlar için.” Sad 49: “hâzâ zikr ve inne lilmuttekıyne lehusne meâb.” Anlamı: “işte bu bir öğüttür. Ve muhakkak ki takva sahipleri için Allah’ın zatı en güzel sığınaktır.” Yunus 62: “elâ inne evliyâallâhi lâ havfun aleyhim ve lâ hûm yahzenûn.” Anlamı: “O Allah’ın evliyası varya onlara korku yoktur. Onlar mahzun da olmazlar.” Yunus 63: “elleziyne âmenu ve kânû yettekûn” Anlamı: “onlar amenüdürler ve takva sahibi olmuşturlar.” Yunus 64: “lehumul buşra fîl hayatuddunya fîl âhireh.” Anlamı: “onlara cennette de dünyada da müjdeler ( mutluluklar ) vardır.” Nebe 39 : “zâlikel yevmul hakk, femen şâettehaze ilâ rabbihi meâbâ.” Anlamı: “işte o gün halık günüdür. ( mürşidin eli hakka ulaşmak üzere öğüldüğü ve ona tabi olunduğu gün ) dileyen ( Allah’a ulaşmayı dileyen ) kişikendisine rabbini ulaştıran ( yolu, sırat-ı mustakiymi ) yol ittihaz eder ( edinir) ( Allah’a ulaşan kişiyi .Allah ) meab ( sığınak meke ) olur.” Bakara 224: “ve lâ tec’alullahe urdaten li eymânikum en teberrû ve tettekû ve tuslihû beynen nâs vallahu semiun alimun.” Anlamı: “ebrar olmak, takva sahibi olmak ve insanların arasını ıslah etmek (ten sizi alıkoyacak) yeminleriniz sebebiyle (için) Allah’ı engel kılmayın (Allah’ı kendinize siper etmeyin.) Allah,( hakkıyla işiten ve bilen SEMİ’ul ALİM’dir.) Allah’a yeminlerim var, bunları yapamam diyerek )” Maide 7 : “vezkurû nimetallahi aleykum ve mîsâkahullezî ve esekakum bihî iz kultum semi’nâ ve ata’nâ vette kullâh, innallahe alîymun bizâtis sûdur.” Anlamı: “Allah’ın üzerinizdeki nimetini zikredin ki o verdiğiniz misakinizi zikredin ki o misakinizle sizi bağlamıştı. ( yeminlerinizi üzerine farz kılmıştı ) o zaman ( elestü bi bi rabbiküm günü ) işittik ve itaat ettik demiştiniz ve Allah’a takva sahibi olun, muhakkak ki Allah sinelerdekini bilir.” Necm 32: “ellezîne yectenibûne kebâirel ismi vel fevâhışe illemem, inne rabbeke vâsi’ul mağfireh huve a’lemu bi kum iz enşe’ekum minel’ârd. Ve iz entum ecinnetun fî butûni umme hâtikum, felâ tuzekkû enfusekum, huve a’lemu bimenittekâ.” Anlamı: “Onlar küçük hatalar hariç büyük günahlardan ve hayasızlılıktan kaçınırlar. Muhakkak ki senin rabbinin mağfireti boldur. Sizi ( adem a.s ) topraktan var ettiği zaman ve anne karnında size şekil verdiği zaman o sizi biliyordu. ( boşuna ) nefslerinizi temize çıkarmayın ( nefslerinizi tezkiye ettiğinizi boşuna iddia etmeyin ) ( çünkü ) Allah, takva sahibi olanı bilir.” Rum 31: “munîbîne ileyhi vettekûhu ve ekîmus salâte ve lâ tekûnu minel muşrikîn.” Anlamı: “O’na (Allah’a) dön ( Allah’a ulaş ) ve takva sahibi ol ve namaz kıl müşriklerden olma.” Bakara 21: “yâ eyyuhen nâsu’budu rabbekumullezî halaka kum vellezîne min kablukum leallekum tettekûn.” Anlamı: “ey insanlar! sizi ve sizden öncekileri yaratan rabbinize kul olun. Umulur ki ; (böylece ) takvaya ulaşırsınız. ( takva sahibi olursunuz.)” Hücürat 10 : “innemel mu’minîne ihvetun feaslihu beyne ehaveykum vettekullâhe le’allekum turhamûn.” Anlamı: “şüphesiz ki müminler birbirleriyle kardeştir. Öyleyse dargın olan kardeşlerinizin arasını düzeltin. Allah’a takva sahibi olun ki oda size merhamet etsin.” 4-MUHSİN TAKVA Ali imran 133: “Ve sari’u ilâ mağfiretin min rabbikum ve cennetin ardu ??hassemâvâtu velardu, u’ıddet lil muttekîn” Anlamı: “Rabbinizden mağfirete ve eni göklerle yer kadar olan cennet’e koşuşun ki o cennet takva sahipleri için hazırlanmıştır.” Ali imran 134: “ellezîne yunfikûne fisserrâi veddarrâi velkâzımînel gayza vel’afîne aminnâs. Vallahu yuhibbul muhsinûn.” Anlamı: “o ( takva sahipleri ) ki, bollukta da Allah için infak ederler, ihtiyaç sahiplerine verirler, öfkelerini yutarlar ve insanları affederler. Allah MUHSİNLERİ sever.” Nisa 125 : “ve men ahsenu dînen mimmen esleme vechehu lillâhi ve huve muhsinûn vettebe’a millete ibrahîme hanîfâ, vettehazâllahû ibrahîme hanîfâ.” Anlamı: “o kişiden vechi ( vizik vücudu ) dinde daha ahsen kim vardır ? o kişi ki vechini ( vizik vücudunu ) Allah’a teslim etmiş ve muhsinlerden olmuştur ve hanif olarak h.z İbrahim’in dinine tabi olmuştur ve Allah h.z İbrahim’i dost ittihaz etmiştir.” Araf 20: “innellezînet tekav izâ messehum tâifun mineşşeytâni tezzekkerû feizâhum mubsırûn” Anlamı: “Muhakkak ki onlar takva sahipleridir. Şeytanın vesvesesine uğrayınca Allah’ı zikrederler. O zaman onlar (kalp gözüyle) görürler. Tövbe 44: “lâ yeste’zinukellezîne yu’minûne billâhi vel yevmil’âhiri en yucâhidu biemvâlihim ve enfusihim, vallahu alîmun bilmuttekîn” Anlamı: “Allah’a ve Ahiret gününe inananlar mallarıyla canlarıyla savaşmak hususunda senden izin istemezler. Allah takva sahiplerini çok iyi bilendir.” Ali imran 200: “Ya eyyuhellezîne âmenusbirû ve sâbirû ve râbitû vettekullahe leallekum tuflihûn” Anlamı: “Ey iman edenler! Sabredin, ve rabıta kurun. Allah’a (karşı) takva sahibi olun ki (böylece) felâha eresiniz.” 5-AHSEN TAKVA Maide 93: “leyse alellezîne âmenû ve âmilussâlihâti cunahun fîmâ ta’imû izâ mettekav ve âmenû ve amilûssâlihâti summet tekav ve ahsenû vallahu yuhibbul muhsinîn” Anlamı: “Amenû olup nefsi ıslâh edici ameller işleyenler ve takva sahibi olanlar (ruhlarını Allah’a teslim edenler) sonra yeniden mümin olup, nefsi ıslah edici ameller işleyenler ve (2. defa) takva sahibi olanlar (vechlerini Allah’a teslim edenler) sonra yeniden (3.defa) takva sahibi olup ahsene ulaşanlar (nefslerini Allah’a teslim edenler) için (önceden) yedikleri şeylerde üzerlerine bir günah yoktur. Allah muhsinleri (nefslerini Allah’a teslim ederek)sever.” Zümer 10: “kul yâ bâdillezîne âmenûttekû rabbekum lillezîne ahsenû fî hâzihiddunyâ haseneh ve ardullahi vâsia innemâ yuveffes sâbirûne ecrehum bigayri hisâb” Anlamı: “Ey Muhammed tarafından) şöyle de; “âmenû olanlar rabbinize karşı takva sahibi olun. Bu dünyada ahsen olanlar için hasene vardır.” Zariyat 15: “innel muttekîne fî cennâtin ve uyûnin” Anlamı: “Muhakkak ki takva sahibi, içinde pınarlar bulunan cennetlere gireceklerdir.” Zariyat 16: “âhızîne mâ âtâhum rabbuhum, innehum kânû kable zâlike muhsinîn” Anlamı: “Rabblerini kendisine, kendilerine verilecek mükâfatın memnunluk içinde alacaklardır. Muhakkak ki onlar bundan önce muhsinlerdir.” Maide 27: “vetlu aleyhim nebe’ebney âdeme bilhakk iz karrebâ kurbânen fetukubbile min ehadihimâ ve lem yutekabbel minelâhar kaâle leaktulennek, kaâle innemâ yetekabbelullahu minelmuttekîn.” Anlamı: “Onlara Adem iki oğullarının haberini doğru olarak anlat ve onlar Allah’a yaklaşmak için iki kurban sunmuş; birininki kabul edilmiş, diğerinin ki kabul edilmemuştu. Kurbanı kabul edilmemiş olan diğerine “and olsun ki seni öldüreceğim” deyince o da; “Allah ancak takva sahiplerinin kurbanını kabul eder” demişti. “And olsun ki beni öldürmek için elini uzatırsan ben seni öldürmek için elimi uzatmam, çünkü ben alemlerin Rabbi olan Allahtan korkarım. Allah’ın bir yaptığım yanlışlıktan dolayı bana olan o büyük sevgisinin azalmasından korkarım.” Beyyine 5: “ ve mâ ûminû illâ liya’budullahe muhlisîne tuzekkâte ve zâlike dîmilkayyime” Anlamı: “Onlar emrolunmadılar. Sadece hanifler olarak Allah için dinde halis (nefslerini halis kılmış) kullar olmakla emrolundular. Ve namaz kılmakla ve zekât vermekle emrolundular. İşte kayyum olan din budur.” Talak 10: “e’addallahum azâben şedîden fettekullahe yâ ûlilelbâb ellezîne âmenû kad enzelallahu ileykum zikren.” Anlamı: “Onlar için Allah şiddetli bir azap hazırladı. Ey ulûl Elbab! Öyleyse takva sahibi olun ki âmenû olanların üzerine Allah’a zikri (Kuran-ı Kerimi) indirdi.” 6- AZİM TAKVA Nur 52: “ ve men yuti’ıllahe ve resûlehu ve yahşallahe ve yettakhi feûlâike humulfâizûn” Anlamı: “Kim Allah’a itaat eder ve Resûlüne itaat ederse ve Allah’a huşu duyarsa ve Allah’a karşı takva sahibi olursa işte onlar kurtuluşa erenlerdir. Tevbe 100: “ vessâbikûnel evvelûne minel muhâcirîne vel ensâri vellezînet tebeûhum bi ihsânin radıyallahu anhum ve radu anhu ve e’adde lehum cennâtin tecrî tahtehel’enhâru hâlidîne fîhâ ebedâ, zâlikel fevzul azîm” Anlamı: “O sabikunel evvelin (evvel ki ulul-elbab, ihlâs ve salâh makamları olan en üst 3 makamı işgal edenler) varya, onların bir kısmı muhacirînden (Mekke’den Medine’ye göç edenlerden) bir kısmı ensardan (Medine’deki yardımcılardan) ve bir kısmı da onlara ( Ensar ve Muharcirîne) ihsânla tâbî olanlardandı. (Sahabe irşâdç makamına sahip oldukları için onlara tâbî olundu) Allah onlardan razı ve onlar da O’ndan (Allahtan) razıdır. Onlar Altlarından ırmaklar akan cennetlere konulacaktır ve orada ebediyyen kalacaklardır. İşte en büyük (azîm) mükâfat budur.” Fussilet 33: “ ve men ahsenu kavlen mimmen de’â ilallahi ve amile sâlihan ve kâle innenî minel muslimîn.” Anlamı: “Muhakkak ki ben Allah teslim oldum diyerek Allaha çağırandan ve nefsi ıslah edici ameller işleyenden daha güzel söz söyleyen kim vardır.” Fussilet 34: “ ve lâ testevî hasenetu ve lesseyyieh, idfâbilletî hiye ahsenu feizellezî beyneke ve beynehu adâvetun ke’ennehu veliyyun hamîm” Anlamı: “Hasenât (sevaplar) ile seyyiât (günahlar) eşit değildir. Sen yapılanı ahsen (davranışla) söndür(önle). O zaman seninle aranda düşmanlık olan kişi muhakkak ki yakın dost olmuştur.” Araf 35: “.....yâ benî âdeme immâ ye’tiyennekum rusulun minkum yekussûne aleykum âyâtî fe menittekâ ve eslaha fe lâ havfun aleyhim ve lâ hum yehzenûn.” Anlamı: “Ey Adem oğulları sizin içinizden size ayetlerimi kıssa (açıklayan, beyan ) eden resuller gelince her kim ki takva sahibi olup nefsini ıslah ederse onlar için korku yoktur. Onlar mahzun da olmazlar.” 7- BİHAKKIN TAKVA Ali İmran 102: “yâ eyyuhellezîne âmenût tekulâhe hakka tukâtihî ve lâ temûtunne illâ ve entum muslimûn.” Anlamı: “Ey iman edenler! Hakkıyla takva sahibi olanlar (nasıl bir takvanın sahibleriyse aynı onlar ) gibi Allâh’a karşı takva sahibi olun. Ve ölmeden (önce) Allâh’a teslim olun.” Ali İmran 28: “lâ yettehızıl mu’minûnel kâfirîne evliyâe min dûnil mu’minîne ve men yef’al zâlike fe leyse min allâhi fî şey’in illâ en tettekû minhum tukâten. Ve yuhazzirukumullâhu nefsehû. Ve ilâllâhil masîr.” Anlamı: “Mü’minler mü’minlerden başkasını (yani) kâfirleri dost edinmesin. Kim bunu yaparsa, o zaman Allâh’tan hiçbir şeye (sahip) değildir. ( Allâh’ın indinde o kimsenin hiçbir değeri yoktur. ) Onlardan ( gelecek bir tehlike karşısında ) korunmak (için) sakınmak hariç. Allâh sizi (asıl) kendisinden sakındırır. (Kendisinden sakınıp, takva sahibi olmanızı, yani ruhunuzu ölmeden evvel Allâh’a ulaştırmanızı ister.) Ve dönüş Allâh’adır. (Takva sahibi olarak ruhunuzun ölümden evvel Allâh’a dönüşü söz konusudur.)” Bakara 177: “leysel birra en tuvellû vucûhekum kıbelel meşrıkı vel magribi ve lâkinnel birre men âmene bilâhi vel yevmil âhiri vel melâiketi vel kitâbi ven nebiyyîne ve âtel mâle âlâ hubbihî zevil kurbâ vel yetâmâ vel mesâkîne vebnes sebîli ves sâilîne ve fir rikâb. Ve ekâmes salâte ve âtez zekâte vel mûfûne bi ahdihim izâ âhedû. Ves sâbirîne fil be’sâi ved darrâi ve hînel be’si. Ulâikellezîne sadekû. Ve ulâike humul muttekûn.” Anlamı: “Yüzlerinizi doğu ve batı tarafına çevirmeniz (hakiki imanı yansıtan ) BİRR (ebrar kılacak davranış biçimi) değildir. Lâkin asıl birr, kişinin Allâh’a, yevmil âhire (Allâh’a ulaşılan sonraki güne, hidâyet gününe, vuslat gününe) meleklere, Kitab’a, Peygamberlere iman etmesi ve O’nun sevgisine dayalı olarak akrabalarına (yakınlık sahiplerine), yetimlere, miskinlere (çalışamaz durumda olan ihtiyarlara), yolda kalmış yolculara, dilencilere, köle ve esirlere (kurtulmaları için) mal vermesi (harcaması), namazı kılması, zekatı vermesi, (Allâh’a ve insanlara ) ahid verdiği zaman ahdini yerine getirmesi, zorlukta ve darlıkta ve sıkıntı halinde sabredenlerden olmasıdır. İşte onlar, o kişiler sadıklardır. İşte takva sahibi onlardır.” Nisa 69: “ ve men yu’tillâhe ver rasûle fe ulâike maallezîne en’amâllâhu aleyhim minen nebiyyîne ves sıddîkîne veş şuhedâi ves sâlihîn. Ve hasune ulâike refîka.” Anlamı: “ve kim Allâh’a ve resule itaat ederse, işte onlar Allâh’ın kendilerine nimet verdiği nebilerle (peygamberlerle) ve sıddıklarla ve şehidlerle ve salihlerle ve (Allâh’ın) has kullarıyla beraberdirler. Onlar (ne iyi ) arkadaştırlar.” Araf 128: “ kâle mûsâ li kavmihisteînû billâhi vesbirû. İnnel arda lillâhi yûrisûhâ men yeşâu min ‘ıbâdihî. Vel âkıbetu lil muttekûn.” Anlamı: “Musa kavmine dedi ki: “Allâh’tan yardım isteyin ve sabredin. Muhakkak ki yeryüzü Allâh’ındır. Kullarından dilediğini ona varis kılar. Güzel sonuç Takva sahipleri içindir.” Son Güncelleme ( Pazartesi, 19 Kasım 2007 ) < Önceki Sonraki > [ Geri ] Yazarlarımız Şaban Uçur Dr. İsmail Akgün Cüneyt Gökalp Mehmet Vefa © 2009 Joomla! is Free Software released under the GNU/GPL License. |
|
|
| Bu mesaj için babanın oğlu ibrahim kullanıcısına teşekkür eden 2 üyemiz: | Alemdâr-ı İslâm (29.12.09), muallim (29.12.09) |
![]() |
| Etiket |
| büyük, sermaye, takva |
| Seçenekler | |
| Stil | |
|
|
Benzer Konular
|
||||
| Konu | Konuyu Başlatan | Forum | Cevaplar | Son Mesaj |
| İNGİLİZ BAYRAKLI RAHMİ KOÇ ve YEŞİL SERMAYE | Zeynel Açıkgöz | AKADEMYA - KİTAP | 3 | 30.09.09 08:01 |
| 7 takva kademesi | İn'ikas | TASAVVUF | 3 | 03.09.09 04:46 |
| Çin ile sermaye ilişkisi | Adige Abzakh | YAZARLAR VE KÖŞE YAZILARI | 0 | 14.07.09 07:16 |
| En önemli sermaye ;Eğitilmiş insan kaynağı | Alemdâr-ı İslâm | MİLLİ GAZETE | 1 | 22.06.09 09:32 |
| Takva nedir ve takva ile ilgili ayetler | sufican | AKAİD-İ EHL-İ SÜNNET | 0 | 10.11.08 12:42 |
| SİSTEM BİLGİLERİ | ÖNEMLİ BİLGİLENDİRME |
|
Powered by vBulletin® Version 3.8.6 Copyright ©2000 - 2012, Jelsoft Enterprises Ltd. Content Relevant URLs by vBSEO 3.5.0 RC2 Kuruluş Tarihi : 10 Ağustos 2008 Site içerisindeki materyaller kaynak gösterilmeden kullanılamaz,dağıtılamaz. |
milligorusforum.net/biz/org sitemiz bir forum sitesi olduğu için kullanıcılar her türlü görüşlerini onay
almaksızın anında siteye yazabilmektedir.Bu yazılardan dolayı doğabilecek her türlü sorumluluk
yazan kullanıcıya aittir.Sitemizde yasalara aykırı herhangi bir materyal bulursanız
iletisim@milligorusforum.biz e-mail adresimize bildirirseniz,şikayetiniz incelendikten sonra en kısa
sürede gereken yapılacaktır.
|