|
| Konular: 50,299 | Mesajlar: 311,810 | Üyeler: 10,668 | Online: 303 | Elhamdülillah...
|
|
|||||||
| AKADEMİ GRUBU MGForum Akademi Bölümümüz. |
![]() |
|
|
|
LinkBack | Seçenekler | Stil |
|
|
#1 |
|
Derecesi :
![]() Grubu : Fazilet
Üye No : 1942
Üyelik tarihi : 04-01-2009
Konuları : 143
Mesajlar : 1,284
Teşekkürleri: 357
636 mesajına 1,242 kere teşekkür edildi.
Tecrübe Puanı: 5
![]() Son Aktivitesi : 31.01.12
Durumu : Status: Offline
|
![]() Allah rızası için verilen yardımlar mükafatsız kalmaz. Karşıdakinin müstahak olup olmaması bu hükmü değiştirmez. Ama mümkün mertebe gerçek muhtaç olanları araştırıp ona göre yardımda bulunmak gerekir. Dilenciliğin altında hangi sebep yatarsa yatsın, hepimizin tartışmasız kabul edeceği acı bir gerçek vardır. Bu hastalık toplumun kapanmaz, şifa bulmaz bir yarasıdır. Görüldüğü kadarıyla, dilenen kişiler ya ihtiyar, kötürüm, sakat ve hasta gibi bedenî özürlerinden dolayı iş bulamayan, çalışma imkânından mahrum kimseler; veya özürlü olduğu halde aza kanaat etmeyip kolayından bol paraya göz dikenler yahut bedenen ve ruhen sağlam olup bu yolu bir kazanç ve meslek hâline getirenlerdir. Toplum hayatında köklü ve esaslı inkılâplar yapan Resul-i Ekrem Efendimizin dilencilik illetine nasıl çareler getirdiğini, ihtiyacı olmadığı halde dilenenlerin mes’uliyetini ve hangi hallerde dilenmenin caiz olabildiğini şu canlı hadise ibretli bir şekilde gözlerimizin önüne sermektedir: Enes bin Mâlik anlatıyor: Bir gün Resulullahın (a.s.m.) huzurunda Ensardan birisi gelerek birşey istedi. Resulullah ona sordu: “Evinde bir şey var mıdır?” “Evet, yâ Resulallah, bir çulumuz var. Bir kısmını altımıza seriyoruz, bir kısmıyla da örtünüyoruz. Bir su kabımız var, onunla da su içiyoruz.” “Öyleyse hemen kalk, çul ve su kabının her ikisini de al, bana getir.” O kişi gitti, her ikisini de getirdi. Resul-i Ekrem çulla su kabını eline aldı, hazır olanlara göstererek, “Şu iki eşyayı satın alacak kimse var mı?” diye sordu. Cemaattan bir zat, “Ben her ikisine de bir dirhem veririm” dedi. Resulullah iki-üç defa, “Bir dirhemden fazla veren yok mu?” diye tekrarladı. Daha sonra başka birisi, “Ben iki dirheme alırım” dedi. Resulullah çulu ve su kabını o zata sattı. İki dirhemi aldı, eşya sahibine verdi ve şöyle buyurdu: “Bu paranın bir dirhemi ile yiyecek al, âilene bırak; bir dirhemine de bir balta al, bana getir.” O adam gitti, bir balta aldı, geldi. Resul-i Ekrem baltaya kendi eliyle bir sap taktı. Sonra da o adama vererek, “Al bunu, git odun kes, topla, sat. Seni on beş gün görmeyeceğim” buyurdu. O adam gitti, odun kesti, topladı, sattı. Resulullahın huzuruna geldiğinde on beş dirhem kazanmıştı. Bir kısmına giyecek, bir kısmına da yiyecek almıştı. Resulullah bunun üzerine şöyle buyurdu: “Dilencilik yüzünden siyah bir nokta olarak Kıyamet gününde gelmektense şu hâlin ondan daha hayırlıdır. “Dilenmek ancak şu üç kişiye caizdir: (1) Toprağa yapıştıran fakirliğe uğrayana (son derece fakir düşene), (2) altından kalkamayacak derecede borç altına girene, (3) ara bulmak için kan parası yüklenen kimseye.” Başka bir rivâyette ise dördüncü bir şart getirilir: “Çok acı veren müzmin bir hastalığa kapılan kimse ihtiyacı kadar isteyebilir.”1 Hadisten açıkça anlaşılan odur ki, çalışamayacak kadar mağdur, sakat ve özürlü olan kişi, kendisine bakacak bir kimse yoksa, devlet de yardım etmiyorsa, ancak zarurî ihtiyacını telâfi edebilecek kadar başkalarından isteyebilir, dilenebilir. Borçluluk hali de buna eklenmektedir. Bu zarurî hâlin dışında, dilenciliği sırf bir geçim vasıtası haline getirenler büyük bir mes’uliyet altına girmektedir. Bu çeşit kimselere Peygamberimizin ikazı şöyledir: “Her kim malını çoğaltmak için insanlardan mallarını isterse, o ancak ve ancak ateş parçası ister. Artık bunun ister azını, isterse çoğunu ister.”2 Bu hadis-i şerif, ihtiyacı olmadığı halde dilenmeyi caiz görmeyip Cehennem azabını netice verecek bir iş olduğunu ifadeyle haram saymaktadır. İşte haram işleyenlerin sayısının artmaması için bu tür kimselerin türemesine meydan vermemek lâzımdır. Duhâ Sûresinde geçen “Birşey isteyeni geri çevirip azarlama” mealindeki âyet-i kerimeden esas murad, ilmî bir mesele soranı, birşey öğrenmek isteyeni geri çevirmemektir. Yoksa her isteyeni boş çevirmemek şeklinde anlaşılmamalıdır.3 Çünkü bu takdirde dilenciliğe yol açılmış olur. 1. Ebû Dâvud, Zekât: 26. 2. Müslim, Zekât: 35. 3. Es-Sâvî, 4: 330. Mehmed Paksu Helal – Haram
__________________
Konu Alemdâr-ı İslâm tarafından (27.12.09 Saat 11:48 ) değiştirilmiştir.. Sebep: Forum anasayfası için resim eklenmiştir. |
|
|
| Bu mesaj için k@rdelen kullanıcısına teşekkür eden 3 üyemiz: |
|
|
#2 |
|
Derecesi :
![]() Grubu : Fazilet
Üye No : 1942
Üyelik tarihi : 04-01-2009
Konuları : 143
Mesajlar : 1,284
Teşekkürleri: 357
636 mesajına 1,242 kere teşekkür edildi.
Tecrübe Puanı: 5
![]() Son Aktivitesi : 31.01.12
Durumu : Status: Offline
|
Dilencilere yardım edilir mi? Davranışları ne olursa olsun; insanlar hakkında, hüsn-ü zan imkânı varsa esas olan hüsn-ü zan yapmaktır Delil olmadan sû-i zanna gitmek caiz değildir .. Eğer gerçek durumlarını biliyorsak ve fakir olduklarından emin isek şüphesiz yardım edilir Hile yaptıkları ve dolandırıcı oldukları şüphesi uyandıran kimseler için ise doğru olan, haklarında sû-i zan yapmamaktır, yani hüsn-ü zan mümkünse hüsn-ü zan yapmak gerekir .. Böyle kimselerle mümkünse, nezaket sınırları içinde kişiliklerini ve gerçek hallerini tanımaya yönelik saygı ve sevgi temelinde bir diyalog geliştirilebilir İncitilmeden hususî bir şekilde yaklaşılabilir Başlangıçta haklarındaki hüsn-ü zannımızı kaybetmemize gerek yoktur .. Neticede, yalan söyledikleri konusunda emin olduğumuz fakir olmayan kimselere yardım yapmamıza lüzum yoktur .. Yardımda böyle aldanmalara düşmemek için Kur-ân'ın yardım ve iyilikler için getirdiği sıralamayı prensip olarak takip etmek en güvenli yol olacaktır .. Kur-ân, Allah'a ibadet edin ve O'na hiçbir şeyi ortak koşmayın Ana-babaya, akrabaya, yetimlere, yoksullara, yakın komşuya, uzak komşuya, yakın arkadaşa, yolcuya, ellerinizin altında bulunanlara (köle, cariye, hizmetçi ve benzerlerine) iyi davranın; Allah kendini beğenen ve daima böbürlenip duran kimseyi sevmez 1 buyurmaktadır Demek, yardım ve iyilik yapılacak kişilerin seçiminde en yakından en uzağa doğru bir sıra takip edilmesi Kurânın tercihidir Bu sıralamayı takip edersek aldanma şansımız olmaz .. Çünkü yakınlarımızın gerçek durumlarını biliriz ve onlar bizi aldatmazlar Yani önce anne ve babadan başlanır, sonra kardeşlere bakılır Anne baba veya öz kardeşler içinde ihtiyaç içinde olan varsa, öncelik onlarındır Sonra yakın akrabalar, yani annenin ve babanın öz kardeşleri ve onların çocukları gelir .. Yakın akrabalar içinde ihtiyaç varsa, onlara öncelik verilir Daha sonra yakın-uzak fark etmeksizin sair akrabalar Ardından, yetimler, yoksullar, yakın komşu Sonra uzak komşu gözetilir Sonra arkadaşlarımız, ardından yolda kalmış yolcular gözetilir .. Bu sıra içinde bizi aldatacak bir zümre çıkmaz Çünkü onlar bizim tanıdıklarımız ve âyete göre de sorumlu olduklarımızdır Aynı zamanda bu sırayı takip etmekte sıla-i rahim sevabı da vardır Peygamber Efendimiz Aleyhissalâtü Vesselâm buyurur ki: Allah, merhametli olanlara rahmetle muamele eder.. Öyleyse, sizler yeryüzündekilere karşı merhametli olun ki, semada bulunanlar da size rahmet etsinler .. Rahim (akrabalık bağı) Rahman'dan bir bağdır Kim bunu korursa Allah onunla rahmet bağı kurar; kim de koparırsa, Allah ondan rahmet bağını koparır 2 *Hz Aişe (ra) anlatıyor: Resûlullah (asm) buyurdular ki: Rahm, Arş'a asılıdır ve şöyle duâ eder: Kim beni devam ettirirse Allah ona rahmetini ulaştırsın Kim benden koparsa Allah da ondan rahmetini koparsın 3 *Selman İbnu Âmir (ra) anlatıyor: Resulullah buyurdular ki: -Fakirlere yapılan tasadduk bir sadakadır Ama akrabaya yapılan ikidir: Biri sıla-i rahim, diğeri sadaka sevabı getirir 4 Herkes zikrettiğimiz bu âyetin ve hadislerin yüklediği sorumlulukları dikkate alsa, esasen orta yerde dilenci de kalmaz Dolayısıyla böylece dilenci kılığında dolandırıcılara da meydan verilmiş olmaz Demek oluyor ki biz, Kur-ân'ı ve sünneti ihmal edişimizin vebalini bazen aldatılmakla ödeyebiliyoruz Bu da kaderin adaleti olsa gerektir Dipnotlar: 1- Nisâ Sûresi, 4/36 2- Tirmizî, Birr 16, (1925); Ebû Dâvud, Edeb 66, (4941) 3- Buharî, Edeb 13; Müslim Birr 17, (2555) 4- Nesâî, Zekât 82, (5, 92); Tirmizî, Zekât 26, (658); İbni Mâce, Zekât 28, (1844) Süleyman KÖSMENE Yardım ve iyilikte sınır yoktur
__________________
|
|
|
| Bu mesaj için k@rdelen kullanıcısına teşekkür eden 2 üyemiz: | Alemdâr-ı İslâm (27.12.09), evlad-ı fatihan (27.12.09) |
|
|
#3 |
|
Derecesi :
![]() Grubu : Fazilet
Üye No : 1942
Üyelik tarihi : 04-01-2009
Konuları : 143
Mesajlar : 1,284
Teşekkürleri: 357
636 mesajına 1,242 kere teşekkür edildi.
Tecrübe Puanı: 5
![]() Son Aktivitesi : 31.01.12
Durumu : Status: Offline
|
DİLENCİYE PARA VERME Öncelikle dilenme ‚Islâm nazarında çok kötü bir kazanç yoludur Rasûlüllah Efendimiz : "Kişi ister, ister nihayet kıyamet gününe yüzünde bir parçacık et yokken gelir", "Ihtiyacı yokken dilenen, ateş topluyor demektir"(E1-Hindî, VI/495; Ibn Hacer, Bulug`1-Meram, (Serhi) N/144) buyururlar Kur`ân-ı Kerim; iffetlerinden ötürü ihtiyaçsız sanılan, insanlardan israrla istemeyen fukarayı över ve verilecek olanların onlar olduğunu bildirir (K Bakara (2) 273) Dilenmenin kötülügü konusunda ayrıca çok ve açık hadisler mevcuttur (bk el-Hindî, agk) Ancak bazı Kur`ân ayetlerine, Rasûlüllah `in fiiline ve sözlerine baktığımızda dilenene verilmemesini ve onun reddedilmesini değil, aksinin olması gerektiğini görürüz:Kur`ân`da iyıliğe (birre) ulaşma yolları sayılırken, akraba, yetimler, miskinler ve yolda kalmışlarla beraber dilenenlere de malı gönül hoşnutlugu ile vermekten söz edilir .. (K Bakara (2) 177) Aynı ayette arkasından zekât da zikredildiğine göre, onlara verilen zekâtın dışında bir verme olacaktır Ayrıca iki ayette daha takva ehli ve cennet ikramına lâyık insanların özellikleri sayılırken "onlar ki, mallarında dilencinin ve mahrumun bir hakkıvardır" ifadesi kullanılır (bk K Zâriyât, (51) 19; Me`câric, (70) 25) Demek ki, hakikaten mahrum olana da, mahrum olup olmadığı bilinmeyen dilenciye de vermek gerekir.. Ayrıca Kur`ân`da: "Isteyeni (dilenciyi) de azarlama" diye bir ayet daha vardır (K Duhâ 10) Gerçi bunu "dilenen" değil de "soran", yani dini öğrenmek için soru soran şeklinde anlayanlar da olmuştur (bk Kurtubî XX/101) Ama ilk akla gelen mânâ dilenendir ve bunda diğer mânâ bulunsa dahi dilenci mânâsını da içermediğine dair hiçbir işaret yoktur Rasûlüllah Efendimiz fiili hayatı boyunca kendisinden kibarca isteyenlere verdiği gibi, kabaca isteyenleri de boş çevirmemiş ve "bunlar ya çirkin sözlerle benden mal istemek ya da beni cimri göstermek arasında beni muhayyer bıraktılar Ben cimri değilim" buyurarak onlara da vermiştir(bk Müslim, Zekât,127 (Davudoğlu V/479 vd)), Efendimizin sözlerinden anlaşılan da budur: "Sizden biriniz (kendisinden) dileneni boş çevirmesin ve istediğinde vermemezlik etmesin, hatta kolunda iki altın bilezik görse dahi"(Kurtubî, XX/101), "Eğer miskin (dilenciler) yalan söylemiyor olsalardı, onları boş çeviren iflah olmazdı"(E1-Hindî, VI/362) "Dilenciyi az (da olsa) bir şeyle ya da güzellikle geri çevirin Çünkü insan ve cin olmayan (melek) size uğrayıp Allah (cc)`in bahşettiği nimetler konusunda nasıl davrandığınıza bakıyor olabilirler"(Kurtubi, agek; Benzer hadis için bk el-Hindî, VI/390 (5) E1-Hindî, VI/363) "Kimden Allah (cc) için diye istenir de verirse ona yetmiş hasene yazılır"(5) "Allah (cc) için, deyip dilenen mel`undur, Allah (cc) için diyerek dileneni boş çeviren de melundur, yeterki bir kötülük istemiş olmasın", "Allah (cc) için diye, sadece cennet istenir"(E1-Hindî, VI/502-503) Bu hadislerin sihhat derecelerini tek tek araştırmış değiliz Ancak çok ve aynı anlamda oluşları aksi yönde de bir hadisin bulunmayışı dilencilere de vermenin uygun olduğunu gösterir Ibrahim b Edhem: "Dilenciler ne iyi adamlardır; ahirete bizim için azık taşıyorlar" demiş Ibrahim en-Nehâi de: "Dilenci ahiretin postacısıdır Kapınıza kadar gelir ve yakınlarınıza bir şey göndermek istiyor musunuz? diye sorar" dermiş (Kurtubî, XX/101) Ancak kişi yollarda oturup herkese el uzatanlara birşey vermek zorunda değildir Bizzat kendisinden dilenen olur ve "Allah (cc) için, Allah (cc) rızası için" diye dilenirse ona az da olsa bir şey vermeli ve öyle diyerek dilenmesinin çok kötü olduğunu ona uygun bir dille anlatmalıdır .. Cami içlerinde dilenenlere ise bir şey vermemesi -Allah`u a`lem- daha uygun olur Çünkü böylece bir bidatin önüne geçmiş olur .. Ihtiyacı olmadığı halde dilenmeyi bir meslek haline getirdiğini bildiği kişilere de -bizzat kendisinden istemedikçe- vermemesi daha uygundur.. Ama her halûkârda dilenciyi azarlamamak bir Allah emridir Dilenciye hem verip, hem de onu inciten bir davranışta bulunmaktansa güzel bir sözle onu savmak da Allah (cc) emridir(bk K Bakara (2) 263) İslam Fıkhı Ansiklopedisi
__________________
|
|
|
| Bu mesaj için k@rdelen kullanıcısına teşekkür eden 2 üyemiz: | Alemdâr-ı İslâm (27.12.09), evlad-ı fatihan (27.12.09) |
|
|
#4 |
|
Derecesi :
![]() Grubu : Fazilet
Üye No : 1942
Üyelik tarihi : 04-01-2009
Konuları : 143
Mesajlar : 1,284
Teşekkürleri: 357
636 mesajına 1,242 kere teşekkür edildi.
Tecrübe Puanı: 5
![]() Son Aktivitesi : 31.01.12
Durumu : Status: Offline
|
Dilenmek Sual: Bazılarının zengin olduğu, dilenciliği meslek haline getirdiği söyleniyor. Böyle kimselere para vermek haram mıdır? Sadaka istemek ne zaman caiz olur? CEVAP Bir günlük yiyeceği bulunan kimsenin dilenmesi haramdır. Hiç yiyeceği bulunmayıp, sağlam, çalışacak, ticaret edecek halde olan kimsenin de, yiyecek, içecek veya bunları almak için para istemesi, dilenmesi haramdır. Bunun varlığını bilerek, istediğini vermek de haramdır. Ancak istemeden verilen malı alması caizdir. Aç veya hasta olanın yiyecek istemesi gerekir. Bir günlük yiyeceği olup da çalışabilecek haldeki kimse, ilim öğrenmekle veya öğretmekle meşgul ise, yiyecek istemesi caiz olur. Parasını harama sarf edene ve israf edene sadaka verilmez. Camide cemaat arasında dolaşarak dilenmek haramdır. (Redd-ül Muhtar) Görüldüğü gibi, İslamiyet’te, eli ayağı tutup da çalışabilenlerin dilenmesi haramdır. Hadis-i şeriflerde buyuruldu ki: (Çalışmayıp kendini sadaka isteyecek hâle düşüren, 70 şeye muhtaç olur.) [Tirmizi] (Muhtaç olmadan dilenen, ateş koru yutan kimse gibidir.) [Beyheki] (Mal biriktirmek için dilenen, ateş koru dilenmiş olur.) [Müslim] (Kendisinin veya çoluk çocuğunun katlanamayacakları bir ihtiyacı yok iken, dileneni Allahü teâlâ ummadığı yer ve zamanda muhtaç eder.) [Beyheki] (Dilenci, dilenmekteki vebali bilseydi, hemen dilenmekten vazgeçerdi.) [Taberani] (Gerçek yoksul, ihtiyacını karşılayacak bir şeyi olmayan, hatırlanmadığı için sadaka verilmeyen, kendisi de kalkıp kimseden bir şey istemeyen kişidir.) [Buhari] (Şu üç şey için yemin ederim: Sadaka vermekle asla mal eksilmez. Öyle ise sadaka verin! Zulüm gördüğü şahsı, Allah rızası için affeden, dünya ve ahirette aziz olur. Öyle ise affedin! İsteme kapısını açana da, Allahü teâlâ fakirlik kapısını açar.) [İ.Ahmed] (Dilenmeye mani olan zenginlik, sabah-akşam yiyeceğe malik olmaktır.) [Rüzeyn] Dilenmekteki ölçü Bir günlük yani sabah-akşam yiyeceği olanın dilenmesi caiz değildir. Dilencinin önünde bir günlük yiyecek parası varsa, ona bir şey vermek caiz olmaz. Fakat önünde para yoksa veya çok az varsa, onun bir günlük yiyeceği olduğu bilinmediğinden sadaka vermek caiz olur. Her gün az da olsa sadaka vermelidir. Bir ay bekleyip de daha çok vereyim diyerek sadakasız gün geçirmemelidir. Bilal-i Habeşi hazretleri, misafirlerine ikram etmesi için Resulullah efendimize vermek üzere en iyi hurmalardan bir yığın hurma ayırmıştı. Bir gün Peygamber efendimiz, Hazret-i Bilal’in evine gelip bu hurmaları görünce, bunların ne olduğunu sordu. Hazret-i Bilal de, (Bunları misafirlerinize ikram edesiniz diye size vermek üzere sakladım) dedi. Peygamber efendimiz buyurdu ki: (Bunların Cehennemde duman olmasından korkmuyor musun? Ya Bilal bunları infak et, azalır diye korkma!) [Bezzar] Hediye için bile uzun müddet saklamak uygun görülmemiştir. Sual: Birisinden bir şey istemek caiz midir? CEVAP Bir günlük yani sabah ve akşam yiyeceği olan kimsenin başkasından bir şey istemesi haramdır. Hadis-i şerifte buyuruldu ki: (İhtiyacını karşılayacak bir şeyi varken, bir şey isteyen, muhakkak Cehennem ateşini çoğaltmış olur.) Bunun üzerine (Ya Resulallah, istemeye mani olan zenginlik nedir?) diye sual edildiğinde Peygamber efendimiz buyurdu ki: (Sabah ve akşam yiyeceği kadar bir mala sahip olmak.) [Ebu Davud] Başka bir rivayet ise şöyle: (Sabah ve akşam karnını doyuracak kadar yiyeceği olmak.) [İbni Huzeyme] Bir günlük yiyeceği varken dilenmek haramdır. Hadis-i şeriflerde buyuruldu ki: (Kim bana insanlardan bir şey istemeyeceğine söz verirse, ben de Onun Cennete gireceğine kefil olurum.) [Nesai] (Kim insanlardan bir şey istemezse, Allahü teâlâ onu zengin eder. Kanaat edene de Allah kâfidir.) [Bezzar] (Halktan bir şey istemeyin! Bir misvakı bir defa kullanmak için de olsa.) [Beyheki] (Açgözlü olmaktan, istemekten sakının! Tamah, fakirliğin tâ kendisidir.) [Taberani] (Sakın kimseden bir şey isteme! Kırbacın düşse bile, başkasından isteme, inip kendin al!) [İ. Ahmed] Hazret-i Ebu Bekir, deve ile giderken devenin yuları düşünce, devesini çöktürüp yuları aldı. Oradakiler, (Bize söyleseydin de biz alıp sana verseydik, inmene ne lüzum vardı?) dediler. Hazret-i Ebu Bekir, (Resulullah bana, halktan bir şey istemememi emretti) buyurdu. (İ. Ahmed) Sual: Dilenci, (Allah rızası için bana bir sadaka ver) derse, ona Allah versin diyerek terslemek caiz mi? CEVAP Her dilenene sadaka vermek uygun değil ise de, bu şekilde terslemek de uygun değildir. http://www.dinimizislam.com/detay.asp?Aid=1222
__________________
|
|
|
| Bu mesaj için k@rdelen kullanıcısına teşekkür edenler: | evlad-ı fatihan (27.12.09) |
|
|
#5 |
|
Derecesi :
![]() Grubu : Fazilet
Üye No : 1942
Üyelik tarihi : 04-01-2009
Konuları : 143
Mesajlar : 1,284
Teşekkürleri: 357
636 mesajına 1,242 kere teşekkür edildi.
Tecrübe Puanı: 5
![]() Son Aktivitesi : 31.01.12
Durumu : Status: Offline
|
ÇEŞİTLİ SORULARINIZA CEVAPLAR --Dilenciye para vermek sevap mıdır? --Dilenciye para verilir. Peygamber SAS diyor ki: "İsteyen kim olursa olsun, at üstünde gelse bile verin!" diyor. Verildiği zaman sevap olur amma, dilencileri gruplara ayırmak lâzım!.. Bu devirde bu işin tüccarları türedi. Baktın, işin tüccarıysa, gerçekten ihtiyacı yoksa, vermeyebilirsin. Gerçeğini, hakîkisini bulmağa gayret edersin. Bu adam sahtekârdır diye içinde tam bir his belirmiyorsa, o zaman küçük büyük bir şey verirsin. Vermeyi teşvik ediyor Peygamber SAS... Verince de sevap olur. İçkiye harcarsa, kumara harcarsa, zinaya harcarsa... Burda dilenip, gidip şurda meyhanede içecekse, ona verilmez tabii... Bazısı cami kapısında cemaati ayartıyor, parayı topluyor. Ondan sonra gidiyor, günahını işliyor. Öyle olanlara vermemek lâzım!.. Esad Coşan-Güncel Meseleler
__________________
|
|
|
| Bu mesaj için k@rdelen kullanıcısına teşekkür eden 2 üyemiz: | Alemdâr-ı İslâm (27.12.09), evlad-ı fatihan (27.12.09) |
|
|
#6 |
|
Derecesi :
![]() Grubu : Fazilet
Üye No : 1942
Üyelik tarihi : 04-01-2009
Konuları : 143
Mesajlar : 1,284
Teşekkürleri: 357
636 mesajına 1,242 kere teşekkür edildi.
Tecrübe Puanı: 5
![]() Son Aktivitesi : 31.01.12
Durumu : Status: Offline
|
Dilenciye para vermek: Bizzat kendisinden dilenen olur ve “Allah rızası için..” diye dilenirse ona az da olsa mutlaka birşey vermeli ve öyle dileyerek dilenmesinin çok kötü olduğunu ona uygun bir dille anlatmalıdır. Cami içlerinde dilenenlere ise bir şey vermemesi daha uygun olur. Çünkü böylece bir bidatın önüne geçilmiş olur. İhtiyacı olmadığı halde dilenmeyi bir meslek haline getirdiğini bildiği kişilere de bizzat kendisinden istemedikçe vermemesi daha uygundur. Ama her halükarda dilenciyi azarlamamak bir Allah emridir. (Bakara:263) (Fetvalarla Çağdaş Hayat-Faruk Beşer)
__________________
|
|
|
| Bu mesaj için k@rdelen kullanıcısına teşekkür eden 2 üyemiz: | Alemdâr-ı İslâm (27.12.09), evlad-ı fatihan (27.12.09) |
![]() |
| Etiket |
| caiz, dilencilere, para, vermek |
| Seçenekler | |
| Stil | |
|
|
Benzer Konular
|
||||
| Konu | Konuyu Başlatan | Forum | Cevaplar | Son Mesaj |
| Spor yapmak caiz mi? | Sükut-u Leyl | İSLAMİ HAYAT SORU-CEVAP | 0 | 18.06.09 18:58 |
| Futbol oynamak ve izlemek caiz mi? | Sükut-u Leyl | İSLAMİ HAYAT SORU-CEVAP | 10 | 17.06.09 18:21 |
| Oy kullanmak caiz midir?... | 34-İSTANBULLU | TARTIŞ-YORUM | 2 | 27.04.09 22:56 |
| ammet kaya dinlemek caiz mi? | milligenç | Millî Gazete - TV5 | 42 | 23.01.09 13:02 |
| Estetik Ameliyatı Caiz Midir? | akinci_gençlik37 | HADİS | 0 | 02.11.08 15:38 |
| SİSTEM BİLGİLERİ | ÖNEMLİ BİLGİLENDİRME |
|
Powered by vBulletin® Version 3.8.6 Copyright ©2000 - 2012, Jelsoft Enterprises Ltd. Content Relevant URLs by vBSEO 3.5.0 RC2 Kuruluş Tarihi : 10 Ağustos 2008 Site içerisindeki materyaller kaynak gösterilmeden kullanılamaz,dağıtılamaz. |
milligorusforum.net/biz/org sitemiz bir forum sitesi olduğu için kullanıcılar her türlü görüşlerini onay
almaksızın anında siteye yazabilmektedir.Bu yazılardan dolayı doğabilecek her türlü sorumluluk
yazan kullanıcıya aittir.Sitemizde yasalara aykırı herhangi bir materyal bulursanız
iletisim@milligorusforum.biz e-mail adresimize bildirirseniz,şikayetiniz incelendikten sonra en kısa
sürede gereken yapılacaktır.
|