|
| Konular: 48,952 | Mesajlar: 306,678 | Üyeler: 10,575 | Online: 357 | Elhamdülillah...
|
|
|||||||
| AKADEMİ GRUBU MGForum Akademi Bölümümüz. |
![]() |
|
|
|
LinkBack | Seçenekler | Stil |
|
|
#1 |
|
Derecesi :
![]() Grubu : Genel Yönetici
Üye No : 311
Üyelik tarihi : 28-08-2008
Nereden : Kâinat
Konuları : 4762
Mesajlar : 15,431
Teşekkürleri: 23,197
8,361 mesajına 17,869 kere teşekkür edildi.
Tecrübe Puanı: 10
![]() Son Aktivitesi : Dün
Durumu : Status: Offline
|
![]() İbn Tufeyl Öğretisi ve Eğitim Sistemine Öneriler İbn Tufeyl öğretisiyle uzun süre tartışmalara sebep olan başlıca üç sorunu çözümlemeyi amaçlamaktadır. Giriş 21.yüzyıla girdiğimiz bilgi çağında birey ve toplumun geleceği, bilgiye ulaşma, bilgiyi kullanma ve bilgiyi üretme becerilerine bağlı bulunmaktadır. Bu becerilerin kazanılması ve hayat boyu sürdürülmesi, bilgiyi ezberlemeyi değil, bilgi üretimine dayalı çağdaş bir eğitimi gerektirmektedir. Eğitim genel anlamıyla insanın iyi davranış kazanması ve sosyalleşmesi için yapılan çabalardır. Eğitim felsefesi ise; eğitimin amaçlarının meydana getirdiği ana konu üzerinde duran bir felsefi disiplindir. Eğitim felsefesine sosyal yönden bakarsak o, insanların ortak hayatının doğurduğu sorun, kural ve davranış kalıplarının sahip olduğu sosyal boyutlu eğitim olaylarını analiz eden bir alt bilgi dalıdır. Felsefe, kültür üzerine düşünce olduğuna göre, onun en önemli cephesi eğitim ve öğretim felsefesi olmalıdır. İnsanlık tarihi eğer insan olmanın tarihi ise, o her şeyden önce eğitim tarihi demektir. Eğitim felsefesi dar anlamı içerisinde eğitimle ilgili düşünce ve uygulamaları analiz ederek yorumlayan ve bu yorumlara uygun olarak eğitimi yeniden sistemleştirmeye çalışan felsefi bir disiplindir. Eğitim felsefesi, insan ve insanlığın tarihî, sosyal ve kültürel varlık problemlerini inceleyen, buradan elde ettiği bulgularla insanı özel çevre ve evrensel ölçülerle tanımlayan, sonuç olarak da bu tanıma uygun olarak bir eğitim anlayışı öneren bilgi alanıdır. Ortaçağ’da Batı koyu bir karanlıkta yaşarken İslam Dünyasında eğitim felsefesi anlayışları kendi dönemlerine olduğu kadar, geleceğin dünyasına da ışık tutan büyük düşünürler; insan olmanın yücelik ve bu yüceliğin gerektirdiği sorumluluk bilinciyle bizlere aydınlık yolları göstermişlerdir. Eğitime esas olması bakımından Batı’da iki büyük felsefi gelenek etkili olmuştur. Biri analitik-ampirist (deneyci) yaklaşım, diğeri de materyalist-pozitivist temelli neo-materyalist yaklaşımdır. Bu yaklaşım daha ziyade tefsire, meseleleri incelemeye ve eleştirmeye dayanır. Bunlara şüphesiz dini temelli felsefe geleneği de eklenebilir. Ne var ki bu felsefe bu iki akım kadar etkili olmamıştır. (Tozlu, 2003, s.27) Bilgi Çağı! Bilgi çağı olarak adlandırılan 21.yüzyılda ülkemizin gelişmiş ülkeler seviyesine çıkmak ve hatta onları geçmek için müfredat değişikliğine gitmesi ve çağdaş bir müfredat hazırlaması kaçınılmaz olmuştur. Bunları dikkate alan Milli Eğitim Bakanlığı 2005 yılında ilköğretim müfredatını önemli ölçüde değiştirmiştir. İlköğretim öğretim programları öğrenci merkezli bir yaklaşımla hazırlanmıştır. Program kâğıt üzerinde incelendiğinde mesela matematik eğitiminde yaşadığımız birçok problemi ortadan kaldırabilecek bir reform niteliğindedir. Fakat unutulmamalıdır ki, her eğitim reformunun kaderi büyük bir oranda onu uygulayacak öğretmenlerin elindedir. (Uçar, 2007) Anlatım yönteminde öğrencinin sürekli dikkatini toplaması oldukça güçtür. Öğretmen merkezli olan geleneksel yöntemlerde daha çok öğretme çabasına yer verilmekte, bireysel farklılıklara ise yeterince yer verilememekteydi. Ayrıca geleneksel yaklaşım gereği kullanılan anlatım yöntemi öğrenciyi derse katmamakta, sadece alıcı yerine koymakta ve öğrencinin fikirlerine, keşif gücüne, sezgilerine yer vermemekteydi. (Demirel, 2006) Dikkat sürekliliği sağlanamayan bu öğretme sürecinden de yeterince verim alınamamaktaydı. Geleneksel yöntemlerin olumsuz sonuçlarını ortadan kaldırmak için geliştirilen çağdaş öğretim yöntemlerinde öğrenci öğrenme sürecine aktif olarak katılmakta ve öğretmene öğrencinin katılımını sağlama, öğrenciye doğrudan bilgi vermek yerine bilgi kaynağına nasıl ulaşılabileceği konusunda yardım etme, rehberlik yapma ve öğrenciyi sürekli güdüleme görevleri düşmektedir. Yapılandırmacılık, öğretimle ilgili bir kuram değil; bilgi ve öğrenme ile ilgili bir kuramdır ve bu kuram, bilgiyi temelden kurmaya dayanır. Özellikle geleneksel sınıf ortamında öğrenme, ezbere ve bilginin tekrarına dayanır; oysa yapılandırmacılıkta bilginin transferi, yeniden yapılandırması söz konusudur. (Yapıcı, 2007) Bir eğitim sistemini oluşturan temel öğelerin başında öğretim programı gelmektedir. Çünkü öğretim programı; öğretim sürecine kimler katılacak, neleri öğrenecekler, nasıl öğrenecekler ve ne zaman öğrenecekler sorularını cevaplandıracak şekilde tasarlanmaktadır. Dolayısıyla, eğitimde reform çalışmaları öğretim programları üzerinde yoğunlaşmaktadır. Öğretim programı, öğrenilecek konu alanları ve disiplinleri açıkladığı gibi programın uygulanmasında, programa katılan öğrencilerin ve öğretmenlerin görev ve sorumluluklarını da açıklamaktadır. Bir öğretim programında öngörülen öğretimsel uygulamaların başarılı bir şekilde gerçekleşmesinde öğretmen önemli bir role sahiptir. Bundan dolayı, öğretim programlarının yeniden yapılandırılması sürecinde öğretmen ve öğrencilerin program içindeki rolleri de yeniden tanımlamaktadır. Günümüzde hızla gelişen bilim ve teknoloji, eğitimin her alanını etkilemekte ve özellikle eğitim yaklaşımlarında köklü değişimleri zorunlu kılmaktadır. Geleneksel eğitim yaklaşımlarının yetersiz kaldığı bilgi ve teknoloji çağında, çoklu zekâ kuramı ve yapılandırmacı eğitim yaklaşımları ön plana çıkmaktadır. Bu yaklaşımlarla eğitim sürecinde, öğretmen merkezli anlayışla öğrencinin davranışını değiştirmek yerine, öğrenci merkezli anlayışla öğrencinin zihinsel becerilerini geliştirmeye ve bilgiyi yapılandırmaya ağırlık verilmektedir. İbn Tufeyl Öğretisi (1106–1186) Ortaçağ’da yaşayıp dünyaya ışık saçan düşünürlerden biri hiç şüphesiz İbn Tufeyl’dir. Endülüslü filozof İbn Tufeyl’in tam ismi Ebubekr Muhammed İbn Abdulmelik İbn Muhammed İbn Tufeyl el Kaysî’dir. Batı dünyasında Abubacer unvanıyla tanınmaktadır. “Ruhun Uyanışı” (Hayy Bin Yakzan ) adlı romanı ile İbn Tufeyl, bilgi ve varlık nazariyelerinde ortaya koyduğu gibi insanın kendi başına, “insan-ı kâmil” aşamasına ulaşabileceğini tüm açıklığıyla göstermiştir bize… Romanın kahramanı olan Hayy’ı, bütün ömrünü geçirdiği ıssız bir adada canlandırır. Dünyada felsefi romanın olduğu kadar Robinsonad roman türünün de ilk örneği olan Hayy bin Yakzan, Batıda değişik dillerde tercüme edilerek çokça yayımlanmıştır. Maalesef, ülkemizin aydınları kendi değerlerini kuran bu türden eserleri bizlere kazandırmayı yüzyıllar sonra ve yine Batı yaptıktan sonra başarabilmiştir (!). (Önkal, 2002) İbn Tufeyl’e göre eğitim bir arayıştır ve ‘aramak’ iki yönlü bir çabayı gerekli kılar. Birincisi gözlem ve deneylerle pekiştirilen düşünme (tefekkür) ve ikincisi ise arınmadır. Düşünme nesneler dünyasından başlayarak adım adım en yüce gerçek olan Allah’ın bilgisine ulaşıncaya kadar aklın bütün imkânlarına son aşamasına kadar kullanmaktır. Arınma ise ulaşılan bilginin hayata geçirilmesini sağlayan sezgiye (keşf ve ilham) ve Allah’ta yok olmaya ulaşmak için nefsi ve ruhu veya bir başka deyişle Allah’ın tecelli yeri olan kalbi dünyevî ilgi ve eğilimlerden, bu tür kir ve pisliklerden temizleme çabasıdır. ( Küken, 2006 ) Gerçek bilgi akıl ve sezgi olmak üzere iki esasa dayanmaktadır. İbn Tufeyl’e göre bilgi deneyin akıl ile ve aklın da sezgi ile uygunluğudur. İnsan gerçeğe ulaşırken, hem parçalardan bütüne (tümevarım), hem de bütünden parçalara (tümdengelim) yani akıl yürütme yolunu da aşarak kendi içinde bulunan sezgi gücünü kullanma aşamalarını gerçekleştirir. İbn Tufeyl’in “Hayy İbn Yakzan” isimli romanında da duyu bilgisi, akıl bilgisi ve sezgi bilgisi sırasıyla ele alınmıştır. İbn Tufeyl öğretisiyle uzun süre tartışmalara sebep olan başlıca üç sorunu çözümlemeyi amaçlamaktadır: 1-İnsan kendi başına hiçbir eğitim görmeksizin, doğayı inceleyerek düşünme yoluyla “insan-ı kâmil” (yetkin insan), aşamasına ulaşabilir, insani nefs faal akıl ile birleşebilir. 2-Gözlem, deney ve düşünme yoluyla edinilen bilgiler vahiy yoluyla gelen bilgilerle çelişmez; yani felsefe ile din arasında tam bir uygunluk vardır. 3-Mutlak bilgilere ulaşmak bütün insanların başarabileceği bir şey değildir. Mutlak bilgilere ulaşmak ve hakikate yaklaşmak bireysel bir olaydır. (Küken, 2001) İbn Tufeyl bu üç sorunu eğitici felsefi romanı “Hayy İbn Yakzan” adlı eserinde bir olay örgüsü içinde açıklamaktadır! “Hayy İbn Yakzan” adlı romanın kahramanı olan Hayy, bebekken ıssız bir adada bir ceylan tarafından bulunmuş, ceylan onu kendi yavrusu gibi beslemiş büyütmüştür. Kitapta Hayy’ın gelişim sürecinden bir bilimsellik içinde bahsedilmekte; çevresini tanıma, yakalama, agulama, konuşma, emekleme, yürüme, ellerini etkili bir biçimde kullanma gibi gelişim aşamaları zamanına uygun olarak kitapta verilmektedir. Bu durum bizi İbn Tufeyl’in çocuk gelişimi ve eğitimini çok iyi irdelediği ve gelecek nesillere önemli bilgileri miras bıraktığı bilgisine ulaştırıyor. İbn Tufeyl’in Batı Eğitimine Etkisi İbn Tufeyl’in tanındığı tek eser “Hayy İbn Yakzan” isimli felsefi eğitim romanıdır. Bu romanın içinde barındırdığı eğitim felsefesi sonraki yüzyıllarda yaşayan birçok filozofu etkisi altına almıştır. İbn Tufeyl’in “Hayy İbn Yakzan” adlı eserinin etkileri günümüze kadar gelmiştir. İbn Tufeyl’den önce İbn Sina (980–1037) da aynı başlık altında bir eser kaleme almıştır. İbn Sina’nın işraki felsefesine (Aydınlanma felsefesi) bir anlamda geçiş yaptığı bu eserden, İbn Tufeyl’in faydalandığı özellik; öncelikle kişilerin adlarıdır. İbn Tufeyl, felsefi romanın girişinde işraki hikmete ve İbn Sina’nın kıssalarına atıf yapmaktadır. İbn Tufeyl’in eseri özgün bir eser olup hiçbir şekilde İbn Sina’nın kıssasının basit bir genişletilmesinden ibaret değildir. Buradan hareketle daha önceleri Hayy İbn Yakzan’ın İbn Sina tarafından da yazıldığı ancak söz konusu iki eser arasında felsefi açıdan farklılıklar olduğu aşikârdır. (Küken, 2003) İbn Tufeyl bu kitabıyla ne kadar iyi bir tıpçı ve tabiatçı olduğunu bize göstermekte; gözlemle elde ettiği bilgileri deneyle uygulayarak akıl bilgisine, kalbini arındırıp aklını kullanarak insan-ı kâmil aşamasına, sezgi bilgisine ulaşan Hayy’ın yaşadıklarıyla doğaya dayalı ve bireyin etkenliğini savunan öğretisini ispatlamaktadır. İşte bu şekilde oluşup yetişkin kıvama gelmiş olan bir insan, içinde oluştuğu evreni tanıyıp öğrenmede, deneyimleri ve sadece kendi düşüncesiyle yol alır. İbn Tufeyl öğrenme aşamalarını insanın gelişmesiyle paralel olarak yedişer sene aralıklarla yedi dönemi anlatmayı amaçlamıştır. Hayy’ın gelişim sürecini aktarırken bu dönemlere uygun özelliklerle aktarmaktadır. İbn Tufeyl’in insanın doğal gelişim ve eğilim süreçlerine göre eğitimi 7 ana kademe halinde geliştirmesi bir yandan da Jean Jack Rousseau’nun gelişim aşamalarını beş kademe içerisinde incelemesine benzer. İki filozofun da doğal ortamda bireyin faal olduğu eğitimi savunup, çocuk gelişimini dönemlere ayırması öğretileri arasındaki büyük benzerliği ortaya koymaktadır. Ancak İbn Tufeyl ile J.J.Rousseau tabiat içinde doğal eğitimi savunurken aralarındaki fark İbn Tufeyl’de bir başka insan olarak öğretmenin olmaması, insanın sadece tabiat aracılığıyla ve kendi doğal yatkınlıklarıyla eğitilmesidir. Rousseau ise doğa, insan ve eşyayı öğretici olarak görmektedir. Sonuç ve Önerleri! Sonuç olarak; bir ülkenin eğitim gerçeğinin temel zeminini eğitim felsefesi oluşturur; onun üzerine eğitim politikaları şekillendirilir; eğitim politikalarına dayanarak eğitim planlaması somutlaştırılır; eğitim planlamasıyla da eğitim uygulamalarına meşruluk kazandırılır. Görüldüğü gibi eğitim gerçeğinin temel bağlantı kategorilerinin temelinde eğitim felsefesi bulunmaktadır. Ancak, sorun, toplumsal yapıya ve insan gerçeğine uygun eğitimin ne olduğuna ilişkin felsefi yaklaşımların tartışılmaması ve buna bağlı olarak da doğru politikaların oluşturulamamasında düğümlenmektedir. Eğitim ve öğretim sürecinde bireyi yönlendiren, rehberlik eden ve ona doğru davranış kazandıran öğretmendir. Ektiğini en geç biçen çiftçi öğretmendir. Hekim hastasının iyi olup olmadığını görür. Komutan ya zafer ya yenilişle neticeye ulaşır. Yalnız öğretmenlerdir ki, zaferini görmek için birkaç nesil beklemek zorundadır. Ama bu bekleyiş hakiki bir değişim içindir. Eğitim, bireyin içinde yer aldığı çevrede, kendisi dışındaki bütün nesne, kurum ve bireylerin, onun üzerindeki zihinsel, duygusal, sosyal yönlerden etkilerini ifade etmektedir. Son bilimsel ve teknolojik gelişmeler ve artan eğitim istemleri karşısında eğitimin bir inceleme konusu olarak ele alınması kapsam ve yönteminin bilimin somut sınırları ve hedefleri üstündeki düzeyde geliştirilmesi bugün çağdaş eğitim anlayışının gündemindedir. Bugün Doğu ve Batı arasındaki Eğitim Felsefesi arasındaki en önemli fark, batılılar önceden planlayıp öğretmen açığını karşılarken, İslam Dünyasında ise planlamadan ve öğretmen eksiğini hesaba katmadan eğitim ve öğretime devam edilmektedir. Bir başka fark ise Batılılar meseleye biraz daha pedagojik bakarken ülkemizde eğitim meselesine ideolojik bakmaktadır. Buna en çarpıcı örnek; Türkiye’de sekiz yıllık zorunlu eğitime geçerken planlama ve öğretmen eksiğini hesaba katmadan bir gecede sekiz yıllık zorunlu eğitime ideolojik tasarlanarak geçilmiş olmasıdır. Değilse zorunlu eğitimin sekiz yıl olması elbette önemlidir ve gereklidir. Eğitim sistemimiz ve felsefemiz, tek form ve tek yön üzerine oluşturulamaz. Eğitim sistemi tasarımız hükümetlere göre değil uzun vadeli pedagojik planlama ile tasarlanmalıdır. Eğitim felsefemizin bir yanlışlığı da, tarihimizde gerçekleştirdiğimiz eğitim formlarımızın nasılını ve niçinini araştırmadan reddetmiş olması ve bunun yerine yine aynı süzgeçten geçirmeksizin batılı formalı kabullenmiş olmasıdır. Günümüz eğitimi belki fertteki gücü işlenebilir kılıyor, verimi arttırıyor, ama onları daha insanı yapmıyor. Bugün dünyada batı merkezli uygulanan eğitimin amacı daha erdemli, daha insancıl ve daha yardımsever insanlar yetiştirmeye değil, daha çok verim almaya, sanayinin çarklarının daha hızlı dönmesine göre ayarlanmıştır. Bu açıdan bakıldığında eğitim felsefemiz yeniden gözden geçirilerek sorgulanmalıdır. [Üye Olmadan Linkleri Göremezsiniz. Üye Olmak için TIKLAYIN...] Kaynakça: · Demirel, Ö. (2006), Eğitimde Program Geliştirme. Pegema Yayıncılık, Ankara · Dewey, J. (1966), Tecrübe ve Eğitim, Çev: Fatma Başaran, Fatma Varış, Ankara · Erden, M.(1998), Eğitimde Program Değerlendirme.,Anı Yayınları, Ankara · Gürsoy, Kenan, (2009), Bir Felsefe Geleneğimiz Var mı? Nesil Yayınları, İstanbul · Kozma, R.B. (1994), Will Media Influence Learnig? Reframing The Debate, Educational Technogy Research And Development, 42(2), 7-19 · Küken, G. (2001), Ortaçağda Eğitim Felsefesi, Alfa Yay, İstanbul · Küken, G. (2006), Yeni ve Yakın Çağda Eğitim Felsefesi, HAYEF Yayınları, İstanbul · Pratt, D.(1980), Curriculumesign And Development, San Diego:Harcourt Brace Jovanovich Pub · Sönmez, V. (1989), Program Geliştirmede Öğretmen El Kitabı, Anı Yayın Evi, Ankara · Tozlu, N. (2003), Eğitim Felsefesi, MEB Yayınları, Ankara · Uçar, M. (1999), İlköğretimde Ders Araç-Gereçleri Kullanımı Konusunda Öğretmen Görüşlerinin Değerlendirilmesi, Akdeniz Üniversitesi, Sosyal Bilimler Dergisi, Sayı:3, Antalya · Ülken, H.Z. (1967), Eğitim Felsefesi, Ülken Yayınları, İstanbul · Ülken, H.Z. (1991), İslam Düşüncesinin Batıya Etkisi, İslam Düşüncesi Tarihi, Editör: M. M. Şerif, İnsan Yayınları, İstanbul · Yapıcı, M. (2007), Yapılandırmacılık ve Sınıf, İlköğretmen Eğitimci Dergisi, Sayı:8 |
|
|
| Bu mesaj için Alemdâr-ı İslâm kullanıcısına teşekkür edenler: | Vukuf-i Kalbi (31.08.10) |
![]() |
| Seçenekler | |
| Stil | |
|
|
Benzer Konular
|
||||
| Konu | Konuyu Başlatan | Forum | Cevaplar | Son Mesaj |
| Gülen'in Öğretisi Var İslam Yok | Alemdâr-ı İslâm | DÜNYADAN HABERLER | 0 | 26.02.10 16:45 |
| Strese Karşı Pratik Öneriler | Alemdâr-ı İslâm | SAĞLIK | 2 | 12.11.09 01:10 |
| Türkçe'yi Güzel Konuşmak İçin Öneriler | Seida | SERBEST KÜRSÜ | 1 | 18.06.09 17:34 |
| Ikinci kitap için öneriler | el Büğdüzi | ANKETLER | 58 | 15.06.09 00:58 |
| SİSTEM BİLGİLERİ | ÖNEMLİ BİLGİLENDİRME |
|
Powered by vBulletin® Version 3.8.6 Copyright ©2000 - 2012, Jelsoft Enterprises Ltd. Content Relevant URLs by vBSEO 3.5.0 RC2 Kuruluş Tarihi : 10 Ağustos 2008 Site içerisindeki materyaller kaynak gösterilmeden kullanılamaz,dağıtılamaz. |
milligorusforum.net/biz/org sitemiz bir forum sitesi olduğu için kullanıcılar her türlü görüşlerini onay
almaksızın anında siteye yazabilmektedir.Bu yazılardan dolayı doğabilecek her türlü sorumluluk
yazan kullanıcıya aittir.Sitemizde yasalara aykırı herhangi bir materyal bulursanız
iletisim@milligorusforum.biz e-mail adresimize bildirirseniz,şikayetiniz incelendikten sonra en kısa
sürede gereken yapılacaktır.
|