| Konular: 50,300 | Mesajlar: 311,836 | Üyeler: 10,668 | Online: 237 | Elhamdülillah...



Geri git   Milli Görüş Forum YAŞAM » AKADEMYA - KİTAP »

AKADEMYA - KİTAP Okuduğunuz Kitaplar, Beğendiğiniz Dergi ve Mecmualar.. İzlediğini Programlar vs

Cevapla
 
Konuyu Sosyal Paylaşım sitelerinde Paylaşın LinkBack Seçenekler Stil
Alt 18.03.09, 13:47   #1
Seng-i Mezar - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
 
Derecesi :
Grubu : Üye
Üye No : 3261
Üyelik tarihi : 18-03-2009
Nereden : Ehl-i Sünnet ve'l-Cemaat
Konuları : 6
Mesajlar : 14
Teşekkürleri: 5
6 mesajına 13 kere teşekkür edildi.
Tecrübe Puanı: 0 Seng-i Mezar is on a distinguished road
Son Aktivitesi : 28.08.09
Durumu : Status: Offline

Standart RIHLE Dergisi

Adını, ilim öğrenmek amacıyla çıkılan yolculuklardan alan "Rıhle", kendi zamanında Selef-i Salihin'in yolculuklarının izini sürmek amacıyla yola çıkmış bir dergi.
Modern zamanlarda İslam coğrafyasında yaşanan derin kimlik krizinin sebebi, ilim mirasımızla, kültürel birikimimizle ve medeniyet değerlerimizle irtibatımızın koparılmış olmasıdır. Yaşadığımız zihnî ve kalbî travmanın, ancak bu irtibatın tesisiyle aşılabileceğini düşünüyoruz.

İçinde bulunduğumuz zaman diliminde Din’e, kaynaklarına, bizden istediği hayat tarzına, ilmî birikimimize ve tarihi tecrübemize meydan okuyan modern bir tehdit söz konusudur. Bu tehdit, bize ait olanı zaman zaman cepheden saldırarak zaman zaman içeridenmiş gibi görünen bir dil kullanarak icra-i faaliyet etmektedir. Modernizmin varlığımıza yönelik bu tehdit ve tahrip faaliyetini göğüslemenin ve bertaraf etmenin yolu evvel emirde sahih Din tasavvurunun muhafazasından geçmektedir. Bu şu demektir; Ehl-i Sünnet ve’l-Cemaat çizgi, modernitenin tesbit ve iddialarına karşı zihni planda ve pratik hayatta nasıl bir tavır sergilememizi gerekli kılıyorsa onu belirleyici kılmaktan başka bir seçeneğimiz yoktur. Müslümanlar modernizme karşı, ancak Ehl-i Sünnet itikadını muhafaza ederek gerekli mücadeleyi verebilir. Bunun dışındaki her türlü din tasavvuru İslam’ı çağın değer yargılarına uyarlama yani özünden uzaklaştırma teşebbüsünden başka bir şey değildir.

Rıhle dergisi kendisini, modernizmin çağdaş bir bidat olduğu tesbitinden hareketle Ehl-i Sünnet çizginin direnç mekanizmalarını ve dinamiklerini tesbit ve tahkim ile mükellef sayıyor. Bu çerçeve içinde ilmi mirasımızın kültür ve medeniyet değerlerimizin hiçbir komplekse kapılmaksızın ortaya konması temel hedefimizdir. Bunu yapabildiğimiz ölçüde kendimizi amacımıza ulaşmış sayacağız.
Çekirdeğini Dâru'l-Hikme (Bilgi ve Hikmet Evi İlim Araştırma Kültür Derneği) kadrosunun genel yayın yönetmenliğini Dr. Ebubekir Sifil'in üstlendiği Rıhle, bir "ilim, kültür ve medeniyet dergisi" sıfatıyla, varisi bulunduğumuz muazzam ilim ve edep mirasının sadık bir öğrencisi olarak, modern zamanların "rıhle"sinin, ait olduğumuz değerlerin idrak ve ihyası istikametinde gerçekleştirilmesi gerektiği tesbitinden hareket ediyor ve Rıhle dergisi, Ehl-i Sünnet istikametindeki bu kutlu yolculuğunda sizi yol arkadaşlığına çağırıyor.
Rıhle’nin hedefleri ;
Modern zamanlarda İslam coğrafyasında yaşanan derin kimlik krizinin sebebi, ilim mirasımızla, kültürel birikimimizle ve medeniyet değerlerimizle irtibatımızın koparılmış olmasıdır. Yaşadığımız zihnî ve kalbî erozyonun, ancak bu irtibatın tesisiyle aşılabileceğini düşünüyoruz. Dolayısıyla, Rıhle’nin birinci hedefini, modern hayatın dayatmaları karşısında, farkında olmadan temel bir zihin kaymasına duçar olan Müslümanların, nasıl bir operasyona maruz kaldıkları konusunda uyarılması olarak ifade edebiliriz.

İkinci hedef, Ehl-i Sünnet hassasiyetini gönlünde ve kaleminde taşıyan, müdafaa eden, Türkiyeli düşünür, yazar, fikir adamı ve âlimler ile İslam aleminde aynı hassasiyeti yaşayan ve yaşatan ilim ve kalem erbabı arasında ilmi bir köprünün tesis edilmesine zemin teşkil etmektir. Dosya konusunu teşkil eden bütün makalelerin hemen hemen hepsinde Arapça, İngilizce ve Türkçe özet vermemizin temel sebebi budur. Derginin oturması ile birlikte, Türkiyeli yazar ve fikir adamlarının bazı makaleleri Arapça ve İngilizce olarak ileriki sayılarda neşredilmek suretiyle ülkemizdeki birikimin yurt dışına aktarılması da sağlanmış olacaktır.


Rihle’nin konuları;

RIHLE 1. SAYI :
"DİN VE DEĞİŞİM"
Üç ayda bir yayımlanan ve "Varlığın anlamına, eşyanın hakikatine, köklerimize" sloganıyla yola çıkan derginin İlk sayısında dosya konusu olarak “DİN VE DEĞİŞİM” meselesi ele alınmış. Bu konu etrafında müstakil makaleler yanında yurt içinden ve yurt dışından ilim adamlarıyla yapılmış bir soruşturma yer alıyor. İlk yazı Muhammed Zâhid el-Kevserî'nin Makâlât'ından seçilmiş "Din ve Fıkıh" başlıklı makale. Dr. Ebubekir Sifil, Talha Hakan Alp, Dr. Serdar Demirel, Murat Hafızoğlu, Dr. Nu'man Cağîm dosya konusuna müstakil makalelerle katkıda bulunan isimler.

Soruşturma kısmında Prof. Dr. Orhan Çeker, Prof. Dr. Cevat Akşit, Prof. Dr. Vehbe ez-Zuhayli, Prof. Dr. Tahsin Görgün, Prof. Dr. Ekrem Buğra Ekinci, Dr. Selman Nedvi ve İsmail Çetin hocaefendinin görüşleri yer alıyor.
Ayrıca M. Fatih Kaya, Doç. Dr. Bedri Gencer, Dr. Ebubekir Sifil ve Murat Türker’in serbest araştırma yazıları derginin ilmî yanını ön plana çıkarıyor.
Dergiye kendine özgü karakterini veren kısımlar arasında, yakın geçmişin odak isimleri arasında yaşanmış ilgi çekici buluşmalara tanıklık eden Tezâkir; diğer değerlerle birlikte yok olmaya yüz tutan bediî zevklerimizin ve estetik anlayışımızın yansıtıldığı Bediiyât ile Doğu'da ve Batı'da yapılmış ilmî çalışmalardan haberdar olmamızı sağlayan Kitabiyât, derginin okunurluğunu artıran kısımlar olarak dikkat çekiyor.


RIHLE 2. SAYI
“istikametimizi Tayinde
Nirengi Noktası"
“SÜNNET”

Türkiye de ilmi ve içtimai dergilerin oynadığı rol kesinlikle göz ardı edilemeyecek derecedir. Birçoğu cemaat ve edebiyat dergisi olması hasebiyle Türk toplumu içerisinde kendine yer edinmiş, köklü dergiler bile maddi külfet ve dağıtım problemlerine göğüs gererek hayatiyetini sürdürmeye gayret etmektedir. Okumama probleminin sürekli tekrarlandığı ve yüzlerce derginin cirit attığı bir ortamda dergi çıkarmanın ne alemi var? kabilinden soru soranlara en iyi cevabı RIHLE dergisi “istikametimizi Tayinde Nirengi Noktası” “SÜNNET” sayısıyla kendisi veriyor.
Değerli ilim ve düşünce adamı Dr. Ebubekir Sifil yönetiminde çıkan Rıhle dergisinin kapağı, mizanpajı, duruşundaki ağırlığı, elinize alıp sayfalarını çevirdiğinizde ilim meclislerinin koridorlarında dolaşıyor hissine kapılıyor olmanızı sağlayan ilmi ve oturaklı yazıları, bu alanda sivil ve ilmi bir derginin dolduracağı boşluğu görmemize olanak tanıyor.
Rihle, Fıkh’ın bir Müslüman’ın hayatıyla bölünmez ilişkisini ortaya koyan “Din ve Değişim” meselesini ele alan ilk sayısıyla ilim ve irfan çevreleri tarafından takdir edilmiştir. RIHLE 2. Sayısında bizi hangi ilmi kapıların tokmağına dokunduracak ona bakalım.
İçinde bulunduğumuz zaman dilimi Din hakkında arızalı yaklaşımlar üretmede geçmiş zamanlardan hayli ileride. Kaynakları, kurumları, kavramları ve pratiğiyle Din'in tartışma konusu yapılmayan noktası neredeyse kalmadı. Bu çerçevede İslam'ın hayata akseden yüzü olan Sünnet de enikonu tartışılmaya devam ediyor.
Modern zamanlarda Sünnet etrafında ortaya atılmış bulunan soru işaretlerinin tamamını ele almak ve tartışmak, bir derginin sınırlı hacmi içinde elbette mümkün değil. Dolayısıyla konu seçimini isabetli bir şekilde yaparak sınırlı sayıdaki yazıyla konu etrafındaki temel soru işaretlerine eğilmek, yapılabilecek en doğru şeydi. Biz de bunu yapmaya çalıştık.
Sünnet Din'in yaşanabilirliğini temin eden en önemli unsurdur. Bu sebeple Sünnet bilincindeki bir çözülme, doğrudan Din anlayışına yansımaktadır. Sünnet, istikametimizin tayininde nirengi noktası olduğu için onu görmezden gelmek ya da hafifsemek dalalete sürüklenmekle eşanlamlıdır. Tarihte olduğu gibi günümüzde de bid'at oluşumların beslendiği en verimli alan, Sünnet'in anlam ve önemi konusunda yeterli ciddiyet ve hassasiyeti göstermeyen nahif din anlayışlarıdır.
Bu sebeple Rıhle olarak Sünnet konusunda günümüzde üretilen soru işaretlerine vakit geçirmeden neşter vuralım istedik. Bu çerçevede Makâlâtu'l-Kevserî'den seçtiğimiz makalenin ardından Dr. Ebubekir Sifil, Modern İnsanın Zihin Durumu ve Sünnet Algısı başlıklı yazıyla genel bir çerçeve çizdi. Arkasından Hakan Talha Alp, Dr. Abdullah Hikmet Atan ve Dr. Mustafa Genç, Sünnet'in/Hadislerin ontolojik ve epistemolojik değerini ortaya koyan yazılarıyla bu sayıya esaslı katkılar sundular. Dr. Serdar Demirel ilginç bir konuyu ela aldı: Hz. Peygamber'in Hadislerinde Çevre Ahlakı. Murat Türker, kısa bir Sünnet müdafaasını ve Bediüzzaman merhumun Hadis vurgusunu aynı yazı içinde bütünleştirerek takdim etti. Rıhle'nin kendine mahsus tarzının bir yansıması olarak dosya konusunu sadece makalelerle ilmî formatta işlemekle yetinmiyor, "Soruşturma"yı bu sayıda da Sünnet konusunda devam ettiriyoruz. Sünnet'in kaynaklık değeri, Sünnet'e ittibanın anlam ve önemi, Sünnet'in Müslüman birey ve toplumun kimliğinin inşasında nasıl bir belirleyiciliğinin bulunduğu… gibi sorulara yurt içinden ve dışından mütehassıs ilim adamları cevap verdi.
Bu sayıda İsmet Özel'le yaptığımız mülakatın ayrı bir anlamı var. Zira onunla, gündemden düşmeyen İsmet Özel merkezli tartışmaları değil, "Kırk Hadis"i konuştuk. Ülkemizde ve İslam Dünyası'nda Sünnet/Hadis konusunda ilahiyatçılar problem üretmekle iştigal ederken İsmet Özel'in, her ilahiyatçıda görülemeyecek özgüven, sadakat ve saygı yüklü yaklaşımı Kırk Hadis'i gerçekten farklı kılıyor. Sünnet/Hadis konusundaki bu muhkem duruş İlahiyat Fakültelerine ders olacak kıymette…
Bu sayıya Mustafa Özcan, Mustafa Armağan ve Ömer Faruk Tokat serbest yazılarla ayrı bir değer kattılar.
Kur'an merkezli söylem ve hareketlerin alabildiğine hızla yayıldığı bir ortamda biz "Kur'an ve Sünnet" diyoruz. "Hoşgörü" ve "çoğulculuk" söylemlerinin ruhlara sinmeye başladığı bir zaman diliminde biz "Hak ve hakikat" diyoruz. İslam'ın "kolaylık dini" olduğu söylenerek "olanın meşrulaştırıldığı" bir anlayış karşısında biz "delil"in altını çiziyoruz. Müslümanların hızla dünyevileşti-rildi-ği bir hengâmda biz yönü ahirete dönük bir hayata çağırıyoruz.

RIHLE 3. SAYI:

BİR BİDAT
MEZHEP OLARAK "MODERNİZM"
Üçüncü sayımızda Modernizm'i kapak konusu yaptık. Modernizmi bilmek bizim için hangi açılardan önemli diye soracak olursak?
Modernizm'in ne olduğunu ve hayatımızı nasıl/ne ölçüde etkilediğini bilmeden bu soruya yeterli cevabı vermek mümkün değil. Sadece şu kadarını söyleyelim: Siz, ben ,o veya başka herhangi birisi, eğer 10 yıl ya da 4 yıl önce kullanmaya başladığımız bir eşyayı değiştireli çok olduysa, hiçbirimiz artık yamalı elbise giymek şöyle dursun, "modası geçmiş" elbise giymiyorsak, eşya ile aramızda "kullan at/değiştir"den başka bir ilişki yoksa, arkadaşlık ve akrabalık ilişkilerimiz saman çöpüne bağlı olarak yürüyorsa, vaktinde kılamadığımız, kaçırdığımız bir vakit namaz için oturup ağlamıyorsak, bal gibi modernleştiğimizin resmidir. Bu, hayatı artık bir başka formatta yaşadığımızın göstergesidir. Oysa "modern zamanlar"dan önce hayat böyle yaşanmıyordu. Birkaç nesil önceki atalarımızın eşyayla, insanla ve dinle ilişkisi böyle değildi.
Bu çerçevede din anlayışımızın da birkaç nesil önceki insanların din anlayışıyla aynı olmadığını görmek şaşırtıcı olmamalı. Evet, kimliği ve kişiliği modern değerler tarafından şekillendirilmiş insanın din anlayışı elbette farklı olacaktır. Buradta acilen fark edilmesi gereken nokta şu ki: İnsanımız, yaşanan bu değişimin "iyiye doğru" ve "kaçınılmaz" olduğunu düşünüyor. Daha doğrusu Modernitenin tabiatında insanın böyle düşünmesini sağlamak var. İlerlemeci ve evrimci tarih ve toplum anlayışı btün mekanizmalarıyla bunu dayatıyor. Hiç kimse "ilerlemek niçin iyidir?" gibi bir soru sormayı aklına getirmiyor. Dolayısıyla moderniteyle birlikte yaşadığımız tam anlamıyla bir savrulma, yabancılaşma halidir. Kendi değerlerimizden uzaklaştığımızı söylüyoruz belki, ama bunun "fıtrattan uzaklaşma" olduğunu fark edenlerimizin sayısı hayli az.
İşte Rıhle 3. sayıda Modernizm'i kapak konusu yaparak, yaşadığımız durumun fotoğrafını vermeyi amaçlıyor. Elbette Modernizm gibi hayatın her alanını ilgilendiren ve etkileyen bir olgu, 150 sayfalık bir dergi zemininde ancak belli sınırlar içinde ele alınmak durumundadır. Biz de bu sayıda Modernizm'i belli önemli başlıklar halinde sunmayı hedefledik. Yine bu sayımızda da gerek müstakil makale ve gerekse soruşturma sorularına cevap olarak yurt içinden ve yurt dışından çok değerli ilim adamlarının katkılarını okuyucuya sunduk. Hangi konuları ne şekilde işlediğimizi söylemiyorum ki hem burada fazla yer işgal etmiş olmayalım, hem de okuyucunun merakını tahrik etmiş olalım. Sadece bu sayıya kimlerin katkı verdiğini (dergide yar alış sırasıyla) zikredeyim: Dr. Ebubekir Sifil, Dr. Serdar Demirel, Doç. Dr. Adnan Aslan, Prof. Dr. Tahsin Görgün, Prof. Dr. Salim Öğüt, Ahmet Turan, Abdurrahman Aslan, Dr. Abdülkadir Hüseyin (Suriye'den), Prof. Dr. Mehmet Bayraktar, Dr. Misbahullah Abdülbâkî el-Afgânî (Pakistan'dan), Prof. Dr. Hasan eş-Şâfiî (Mısır'dan), Dr. Ahmed Fâzıl (Suriye'den), Prof. Dr. Dîn Muhammed Muhammed Mîrâ Sâhib (Katar'dan), Yusuf Kaplan, M. Fatih Kaya, Prof. Dr. Bülent Uçar, Murat Türker, Mustafa Armağan, Turan Kışlakçı.
Tabii dergide her zaman olduğu gibi dosya yazıları dışında dosya konusunun daha rahat anlaşılır tarzda işlendiği "Soruşturma" kısmı, serbest yazılar, "İntikad", "Tezâkir" ve "Kitâbiyât" yazıları da yer alıyor.
Bu çabamızda bizimle birlikte ne kadar çok dua, katkı ve yol arkadaşı olursa, o kadar fazla sayıda insana hakkı ve hakikati ulaştırma imkânımız olacaktır.


RIHLE 4. Sayı
Kur’ân Merkezli Söylemlerin Hedefi
“Vahyi”
Uygulamak mı? Uyarlamak mı?
Modern zamanlarda Ümmet-i Muhammed'in zihniyet planında maruz kaldığı en önemli operasyonun üzerinde gerçekleştiği zemini konuşuyoruz bu sefer: "Kur’ân'ı anlamak" yerine "Kur’ân'a anlam yüklemek" olarak ifade ettiğimiz faaliyet, Kur’ân'ı "yalıtılmış bir metin" olarak kabul ettiğimiz andan itibaren devreye giriyor.
Operasyon son derece ustaca kurgulandı: Şuurumuzda önce "âlim" imajı örselendi. "Peygamber varisi" adam, yerini "emekliye ayrılmış" adama bıraktı. Problem şurada ki, onların yerine ikame edilenler, önceki âlimlere talebelik dahi yapamayacak kadar niteliksiz, çapsız ve daha da önemlisi hedefleri farklı kişilerdi.
Arkasından mezhep kurumu hedef tahtasına oturtuldu, bir sonraki adımda Sünnet-i Seniyye… Bütün bu aşamalarda Batı'dan ithal edilen adamlar, fikirler, metotlar hep baş rolde oldu. Ağzını "zamanın değiştiğini" söyleyerek açan herkes, bir sonraki cümleyi "ihya", "ıslah", "tecdid", "yenilenme"… kelimelerini merkeze alarak kurdu. Enteresan olan şu ki; âlimi, mezhebi, Sünnet'i… devre dışı tutan hiç kimse, bunu açıktan, yiğitçe ve cesurca yapmadı/yapmıyor…
Ve sonunda "olması gerektiği" gibi iş gelip Allah'ın Kitabı'na dayandı. Kur’ân'ın mucizevî özelliklerinden birisi olarak bilincimizde yer etmiş bulunan "beşer müdahalesine uğramamış tek kaynak" olma özelliği, şimdilerde doğrudan Kur’ân'ın tahrifi olarak değerlendirilebilecek girişimlere basamak olarak kullanılıyor.
Kurgu şu: Mademki Kur’ân dışında güvenebileceğimiz başka bir kaynak mevcut değil; o halde gelin Kur’ân'a gidelim. Oysa gidilen Kur’ân değil, kitleleri Kur’ân'a çağırdığı düşünülen kişinin/kişilerin Kur’ân'dan anladığı şey. Bu ikisi arasındaki farkı fark edemeyen kitleler, Allah'ın Kitabı'na yöneldikleri vehmiyle oradan oraya savrulup gidiyor…
Peki Kur’ân'a gitmek nasıl olacak?
En basit şekliyle söyleyelim: 1400 küsür yıldan beri nasıl gidiliyorsa, öyle!
Eğer birileri size Kur’ân'ın 1400 küsür yıldır yanlış anlaşıldığını söylüyorsa, ya aklından veya niyetinden şüphe etmenizi istiyor demektir! Muhatabınızın durumuna göre bunun kararını siz vereceksiniz. Ancak bir noktayı hatırınızdan hiç çıkarmayın: Allah Teâlâ Kur’ân'ı bu Ümmet'in Kur’ân'a olan bağlılığı, aşkı, liyakati ve itaati ile muhafaza buyurmuştur. Bugüne kadar böyle oldu, bundan sonra da böyle olacak. Kur’ân'ı eşi benzeri görülmemiş bir muhabbet ve ta'zim ile yüreğinde taşımış olan Ümmet'in, onu gereği gibi anlama ve hayata aktarma noktasında gerekli dirayet ve ehliyetten mahrum bulunduğunu söylemek belki kolaydır da, bunun isbatı ancak bu Ümmet'in geriye bıraktığı ilim mirasından istifadeye mütevakkıftır! Anlamayanlar için özetleyelim: Bu, "imkânsızın" ifadesidir!
Elinizdeki sayı, Kur’ân konusunda sahih/müstakim bir bilince ulaşmak için gerekli alt yapı konusunda sadece kimi ipuçları verme düşüncesiyle hazırlandı. Dosya makalelerinin, içinde bulunduğumuz zaman diliminde bu noktada ortaya çıkmış arızalı yaklaşımları tartışmak kadar, meselenin doğrusunu göstermeyi hedefleyen muhtevaya sahip olmasına da dikkat ettik.
Bu sayımızda yer alan makalelerle ilgili olarak, Dr. Ebubekir Sifil, meal olgusunun bizi muradullaha ulaştırmasının imkânını sorguladı. Dr. Serdar Demirel, "Muhammed'siz Kur’ân" projesini ve altında yatan saikleri yazdı. Talha Hakan Alp "Meallarde Referans Sorunu ve Şaz Kıraatler" başlıklı yazısında Esed ve İslamoğlu meallerindeki iki örnekten hareketle bir "yaklaşım tarzı"nı mercek altına aldı. Prof. Dr. Selahattin Sönmezsoy, oryantalistlerin Kur’ân hakkındaki iddialarını tartışan yazısıyla konuya farklı bir açıdan ışık tuttu. Doç. Dr. Orhan Atalay, vahiy olgusunu "mahiyeti ve keyfiyeti" açısından ele aldı. Dr. Şevket kotan'ın Kur’ân'ın tarihselliği iddialarını konu edinen yazısını zevkle okuyacaksınız. Daru'l-Hikme hocalarından Orhan Ençakar'ın "Yedi Harf" başlıklı yazısı, Kur’ân tarihinde önemli bir yere sahip olan "yedi harf" ve "mütevatir kıraatler" meselesi konusunda teknik bilgiler veriyor.
Serbest yazılar içinde Prof. Dr. Tahsin Görgün'ün, ilk bölümünü geçen sayıda okuduğunuz Modernizm ve İslam: İslam Modernizmi Neye Tekabül Ediyor başlıklı yazısının ikinci bölümü yer alıyor. Murat Türker de bu bölümde her sayı katkısını aldığımız bir diğer yazarımız. Yrd. Doç. Dr. Faruk Gürbüz İslam'ın bir "Din" olarak ne ifade ettiğini, nasıl anlaşılması gerektiğini ve onu yaşamanın nasıl mümkün olacağını anlatıyor yine bu bölümdeki Bir Ömürdür İslam başlıklı yazısında.
Ve bu sayıyı bizim için önemli kılan bir diğer bölüm: Mülakat. Bu sayıda Gazze'de direnişin destanını yazan Hamas'ın Suriye'deki lideri Halid Miş'al ile yapılan bir sohbet var. Hamas'ın gözlerden kaçmış, farklı, ama son derece önemli bir yanını dikkatimize sunması dolayısıyla son derece önemli. Hamas sadece silahlı bir direniş hareketi değil; siyasî faaliyetleri, sosyal hizmetleri ve teşkilatları yanında, aynı zamanda, "ilmî" sahada da altı çizilmesi gereken hizmet ve anlayışa sahip bir kurum. Bildiğiniz gibi Hamas'ın ilmî tarafını temsil eden ve Müslim'e şerh yazacak kadar dirayet ve birikim sahibi olan Nizar Reyyan, son Gazze işgalinde şehadet şerbetini içmiş, böylece şahsında üç zirve hasleti birleştiren ender bir insan olduğunu ortaya koymuştu: İlim, cihad ve şehadet!
Hamas'a karakterini veren esas unsurlardan birisini (ilim) ortaya koyması bakımından dikkatle okunması gereken bir mülakat gerçekten.

Tabii dergide her zaman olduğu gibi dosya yazıları dışında dosya konusunun daha rahat anlaşılır tarzda işlendiği "Soruşturma" kısmında yine yurt içinden ve yurt dışından ilim adamlarının dosya konusuyla ilgili görüş ve düşüncelerini taşıdık sayfalarımıza.
Bu sayının İntikad bölümünde Dr. Ebubekir Sifil, “Operasyonel Meal Yazıcılığı ya da Meal Üzerinden Din Tasavvuru İnşası’ başlığı altından Mustafa İslamoğlu’nun gerekçeli mealinin -ilk 65 ayetini ele alarak- değerlendirmesini yaptı.
Ve her sayıda olduğu gibi Kitabiyat'ta dosya konusuyla örtüşen kitap tanıtımları yer aldı. Bu bölümün özel bir ilgiyle takip edildiğini biliyor, biz de bu ilgiyi diri tutmak için gayret gösteriyoruz.
Bir dahaki sayıda buluşmak ümidiyle, Allah’a emanet olunuz…






Rihle Dergisi İrtibat:
Hüsambey Mh. İtfaiye Cd. Refah Sk. No: 1 Kat 2. Fatih İstanbul - Türkiye
Tel: 0212 631 24 43 – 531 50 30 Fax: 0212 532 11 34
E - mail: abone@rihledergisi.com.tr
Website: www.rihledergisi.com.tr
View Seng-i Mezar'in Fotoğraf Albümü  
Digg this Post!Add Post to del.icio.usBookmark Post in TechnoratiFurl this Post!
Alıntı ile Cevapla
Bu mesaj için Seng-i Mezar kullanıcısına teşekkür edenler:
arifan yolcusu (11.03.10)
Alt 18.03.09, 15:38   #2
Vukuf-i Kalbi - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
 
Derecesi :
Grubu : Administrator
Üye No : 2
Üyelik tarihi : 28-07-2008
Nereden : İstanbul
Konuları : 2171
Mesajlar : 13,859
Teşekkürleri: 7,795
5,707 mesajına 12,423 kere teşekkür edildi.
Tecrübe Puanı: 10 Vukuf-i Kalbi is on a distinguished road
Son Aktivitesi : 20.05.12
Durumu : Status: Offline

Standart

Kitap gibi dergi.
2.sayısı var elimde ama henüz okumaya fırsat bulamadım.Göz atabildim sadece.Çok kaliteli hazırlanmış.

Allah razı olsun.
__________________




View Vukuf-i Kalbi'in Fotoğraf Albümü  
Digg this Post!Add Post to del.icio.usBookmark Post in TechnoratiFurl this Post!
Alıntı ile Cevapla
Alt 18.03.09, 16:04   #3
ŞÜHEDA - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
 
Derecesi :
Grubu : MG ViP Üye
Üye No : 9
Üyelik tarihi : 03-08-2008
Mesleği : Ev Hanımı
Nereden : Ayağımın bastığı her Mekan
Konuları : 51
Mesajlar : 761
Teşekkürleri: 289
169 mesajına 259 kere teşekkür edildi.
Tecrübe Puanı: 4 ŞÜHEDA is on a distinguished road
Son Aktivitesi : 23.08.09
Durumu : Status: Offline

Standart

son sayısına kadar bende mevcut .

Muhteşem bir dergi.

Hazırlayanların emeğine sağlık.
__________________
CİHAD-I ALNIMIZIN ÇATINA VURDUK
[Üye Olmadan Linkleri Göremezsiniz. Üye Olmak için TIKLAYIN...]
YA RABB ÜMMETİN SUSKUNLUĞUNU SANA ŞİKAYET EDİYORUM
Yıllardır Leyla ile Mecnun,Kerem ile Aslının aşklarını anlattılar sana
Sen aşkı bunlarla sınırlı sandın
Oysa Kudüste aşk bambaşkadır...
Bazen Mescid_i Aksa'ya bakıp saatlerce ağlamaktır...
Kubbetü_s Sahranın önünden geçince Ömeri anlamaktır...
Selahattine seslenmektir
bazense aşk!!!
Tarihe bakmaktır,Miracı yaşamaktır...
View ŞÜHEDA'in Fotoğraf Albümü  
Digg this Post!Add Post to del.icio.usBookmark Post in TechnoratiFurl this Post!
Alıntı ile Cevapla
Bu mesaj için ŞÜHEDA kullanıcısına teşekkür edenler:
Seng-i Mezar (19.03.09)
Alt 18.03.09, 16:26   #4
Vukuf-i Kalbi - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
 
Derecesi :
Grubu : Administrator
Üye No : 2
Üyelik tarihi : 28-07-2008
Nereden : İstanbul
Konuları : 2171
Mesajlar : 13,859
Teşekkürleri: 7,795
5,707 mesajına 12,423 kere teşekkür edildi.
Tecrübe Puanı: 10 Vukuf-i Kalbi is on a distinguished road
Son Aktivitesi : 20.05.12
Durumu : Status: Offline

Standart

Derginin MilliGazete yazarlarından Ebubekir Sifil Hocamız önderliğinde çıktığını hatırlatalım.


__________________




View Vukuf-i Kalbi'in Fotoğraf Albümü  
Digg this Post!Add Post to del.icio.usBookmark Post in TechnoratiFurl this Post!
Alıntı ile Cevapla
Bu mesaj için Vukuf-i Kalbi kullanıcısına teşekkür eden 2 üyemiz:
Seng-i Mezar (19.03.09), ŞÜHEDA (18.03.09)
Alt 19.03.09, 11:31   #5
Seng-i Mezar - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
 
Derecesi :
Grubu : Üye
Üye No : 3261
Üyelik tarihi : 18-03-2009
Nereden : Ehl-i Sünnet ve'l-Cemaat
Konuları : 6
Mesajlar : 14
Teşekkürleri: 5
6 mesajına 13 kere teşekkür edildi.
Tecrübe Puanı: 0 Seng-i Mezar is on a distinguished road
Son Aktivitesi : 28.08.09
Durumu : Status: Offline

Standart

s a arkadaşlar
yadığım diğer konu şifreli deniliyor bu nedir
mesajı okuyamıyorum ben şifre koymadım
nasıl oluyorda oluyor anlamadım
View Seng-i Mezar'in Fotoğraf Albümü  
Digg this Post!Add Post to del.icio.usBookmark Post in TechnoratiFurl this Post!
Alıntı ile Cevapla
Bu mesaj için Seng-i Mezar kullanıcısına teşekkür edenler:
Vukuf-i Kalbi (19.03.09)
Alt 19.03.09, 11:33   #6
Vukuf-i Kalbi - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
 
Derecesi :
Grubu : Administrator
Üye No : 2
Üyelik tarihi : 28-07-2008
Nereden : İstanbul
Konuları : 2171
Mesajlar : 13,859
Teşekkürleri: 7,795
5,707 mesajına 12,423 kere teşekkür edildi.
Tecrübe Puanı: 10 Vukuf-i Kalbi is on a distinguished road
Son Aktivitesi : 20.05.12
Durumu : Status: Offline

Standart

Alıntı:
Seng-i Mezar´isimli Arkadaşımızdan Alıntı Mesajı göster
s a arkadaşlar
yadığım diğer konu şifreli deniliyor bu nedir
mesajı okuyamıyorum ben şifre koymadım
nasıl oluyorda oluyor anlamadım

Aleykümselâm.

Efendi kardeşim dün üyeler arasındaki tatsız tartışmalardan dolayı,konuların hepsini kaldırmışlar sanırım
Sizde bi yöneticinin azizliğine uğramışsınız,konu taşınmış

Faydalı paylaşımlarınızı bekliyoruz.
__________________




View Vukuf-i Kalbi'in Fotoğraf Albümü  
Digg this Post!Add Post to del.icio.usBookmark Post in TechnoratiFurl this Post!
Alıntı ile Cevapla
Cevapla

Etiket
dergi, dergisi, ehlı, rihle, rıhle, sünnet

Seçenekler
Stil

Yetkileriniz
Yeni Mesaj yazma yetkiniz Aktif değil dir.
Mesajlara Cevap verme yetkiniz aktif değil dir.
Eklenti ekleme yetkiniz Aktif değil dir.
Kendi Mesajınızı değiştirme yetkiniz Aktif değildir dir.

BB-Code Açık.
Smileler Açık
[IMG] Kodları Açık
HTML-Kodları Kapalı.
Trackbacks are Açık
Pingbacks are Açık
Refbacks are Açık


Bütün Zaman Ayarları WEZ +2 olarak düzenlenmiştir. Şu Anki Saat: 23:05 .

SİSTEM BİLGİLERİ ÖNEMLİ BİLGİLENDİRME
Powered by vBulletin® Version 3.8.6
Copyright ©2000 - 2012, Jelsoft Enterprises Ltd.
Content Relevant URLs by vBSEO 3.5.0 RC2
www.milligorusforum.biz
Kuruluş Tarihi : 10 Ağustos 2008
Site içerisindeki materyaller kaynak gösterilmeden kullanılamaz,dağıtılamaz.

milligorusforum.net/biz/org sitemiz bir forum sitesi olduğu için kullanıcılar her türlü görüşlerini onay almaksızın anında siteye yazabilmektedir.Bu yazılardan dolayı doğabilecek her türlü sorumluluk yazan kullanıcıya aittir.Sitemizde yasalara aykırı herhangi bir materyal bulursanız iletisim@milligorusforum.biz e-mail adresimize bildirirseniz,şikayetiniz incelendikten sonra en kısa sürede gereken yapılacaktır.