|
| Konular: 50,300 | Mesajlar: 311,836 | Üyeler: 10,668 | Online: 217 | Elhamdülillah...
|
|
|||||||
| AKAİD-İ EHL-İ SÜNNET Ehl-i Sünnet ve'l Cemaat'in Akidesini Anlatan Kaynaklar... |
![]() |
|
|
|
LinkBack | Seçenekler | Stil |
|
|
#1 |
|
Derecesi :
![]() ![]() Grubu : Administrator
Üye No : 2
Üyelik tarihi : 28-07-2008
Nereden : İstanbul
Konuları : 2171
Mesajlar : 13,859
Teşekkürleri: 7,795
5,707 mesajına 12,423 kere teşekkür edildi.
Tecrübe Puanı: 10
![]() Son Aktivitesi : 20.05.12
Durumu : Status: Offline
|
Tepkilerden bazıları şunlardır. 1- «Dinsizler ve gayri müslimler dururken din adamlarının hataları ile uğraşmak gıybet değil mi? Hatasız kul olur mu? Hatalı da olsa bid'at ehlinin kitaplarından fâidelenmelidir. » diyorlar. 2 - İslâmiyet yalnız Ehl-i sünnetten ibaret değildir. Suudi vehhâbîleri, İran Şiîleri ve Libya sosyalistleri gibi Müslümanlarla birleşerek ÎTTÎHÂD-I ÎSLÂM gerçekleştirilmelidir. Bid'at ehli müslümanlar kötülenirse İSLÂM BİRLİĞİ'nin gerçekleşmesi mümkün değildir. diyorlar. 3 - Mezhepsizlerin hatâlarını biz de kabul ediyoruz. Ancak şimdi zamanı değil, İslâm nizamı kurulunca iç mücadele o zaman verilmelidir diyorlar. DİN ADAMI KİME DENİR? Sosyalist cumhuriyetlerden, lâik devletlerden, gayri İslâmî krallıklardan maaş alıp onların kanunlarına göre hareket eden din görevlilerine DİN ADAMI denmez. Eskiden fetva verme ehliyetine sahip olan din âlimlerine MÜFTÎdenirdi. Bazı câhiller, müftîlerle MÜFTÜdenilen devlet memurlarını birbirlerine karıştırıyorlar. Şah Veliyyullah-i Dehlevî hazretleri «İZALET ÜL-HAF» isimli eserinde din adamını şöyle tarif etmektedir: " Bir kimseye İslâm âlimi, DİN ADAMI denilebilmesi için EDİLLE-İ ŞER'İYYE'den hüküm çıkarabilmesi, her hükmün delilini bilmesi lâzımdır. Yani, kıraet, tefsir, hadîs, Selef-i salibinin anlayıp bildirdiği hükümleri bilmesi lâzımdır. Kur'ân-ı Kerîmi tefsir edebilmek için de bu ilimlere mâlik olmak, her âyetin sebeb-i nüzulünü ve selef-i sâlihinin tefsirlerini bilmek, hıfzı ve fehmi kuvvetli olmak lâzımdır. " DİN ADAMINI KİMLER KÖTÜLÜYOR? İbni Asâkir hazretleri, TEBYÎN-U KİZBİL-MÜFTERİ adlı eserinde şöyle buyurmaktadır : Din âlimlerinin etleri zehir gibidir. Koklayan (tenkid etmeğe cür'et eden) hastalanır, tadan (kötüleyen) ölür. Diğer İslâm âlimleri de din adamlarını kötüleyen, fetvalarını beğenmeyip yere atan kimselerin küfrüne kail olmuşlardır. Yani yukarıda vasıflarını bildirdiğimiz din adamlarını kötüleyenler kâfirdir. Biz hiç bir kimseyi kötülemiyoruz. Kötü olan kimseleri, mezhepsizleri teşhir ediyoruz. Kitaplarından misaller vererek hatâlarını açıklıyoruz. Bu hatâlara aldanmamaları için müslümanları ikaz ediyoruz. Hatâlarını bildirdiğimiz mezhepsizler, İmâm-ı Gazali ve İbni Arabî hazretleri gibi din adamlarını ve Hazret-i Osman ve Hazret-i Muaviye (radiyallahü anhüma) gibi Eshâb-ı kiramdan birçok kimselere dil uzatıyorlar, onları kötülüyorlar. Biz ise bu mezhepsizlerin kitaplarından misaller vererek aman bunlara kanmayın, imanınızı çaldırmayın diye müslümanları ikaz ediyoruz. Meselâ Mevdûdî ve Seyyit Kutup gibi mezhepsizlere aldanıp da Hazret-i Osman gibi bir sahabeye dil uzatılmamalıdır. Çünkü İmâm-ı Rabbani kuddise sirruh şöyle buyurmaktadır: «Kur'ân-ı Kerimi ve şeriatı bizlere bildiren Eshâb-ı kirâmdır. Onlardan biri kötü olursa, Kur'ân-ı Kerim sağlam olmaz. Şeriatın doğruluğuna güven kalmaz. Kur' ân-ı kerimi Osman radiyallahü anh topladı. Osman radiyallahü anh için dil uzatılırsa Kur'ân-ı kerîme dil uzatılmış olur. Zındıkların böyle itikadlarından Allahü teâlâ’ya sığınırız.» (C. 1, M. 54) MEZHEPSİZLERİN HATÂSI NE? Mezhepsizlerin hatâları «Kul hatasız olmaz.» kabilinden basit hatâlar değildir, îmâna taallûk eden azîm hatâlardır. Bir kısmı bid'at bir kısmı ise küfürdür. Bunların bir kısmını söylemek icap ederse şöyle sıralamak mümkündür. İbni Teymiyye gibi Arşın kıdemine kani olmak, (Arşı yaratılmış kabul etmemek) Mason Abduh gibi Teselsülün butlanına, muhalif olup düşük faizlere cevaz vermek, Mason Efgani gibi Peygamberlik san'atlardan bir san'attır demek, Zındık Reşit Rıza gibi icmayı inkâr edip telfık zihniyetini savunmak, Mr. Hamidullah gibi mu'cizeleri te'vil veya inkâr etmek, Zeydî Şevkânî gibi taklidi haram saymak, İzmirli İsmail Hakkı gibi camilere sıra, müzik âletleri konmasını ve Türkçe namaz kılınmasını istemek, kızılbaş Humeynî gibi kendisini mürsel peygamberlerden üstün bilmek ve ma'sûm bir AYETULLAH olarak tanıtmak, S. Kutup gibi âyet-i kerimeye aykırı olarak İsâ aleyhisselâmın öldüğünü söylemek ve sosyalist bir zihniyetle özel mülkiyeti inkâr ederek «mal cemiyetin mülküdür.» demek, Emekli Postacı gibi Eshâb-ı Kirama dil uzatmak, Süleyman ATEŞ gibi «ilk insan Âdem aleyhisselâmdır.» demeyip ilk insanı hücre kabul ederek «Kur’an da evrim teorisi» olduğunu iddia etmek, NESÎL DERGİSİ gibi şiî, vehhâbî ve sosyalistlerden müteşekkil bir İSLÂM BİRLİĞİ düşünmek ve mezhepsizleri hüccet gibi göstermek basit birer hatâ mıdır? Yoksa bu işte bir kasıt mı vardır?
__________________
|
|
|
| Bu mesaj için Vukuf-i Kalbi kullanıcısına teşekkür eden 2 üyemiz: | fatımatüzzehra (30.04.09), Sükut-u Leyl (27.11.09) |
|
|
#2 |
|
Derecesi :
![]() ![]() Grubu : Administrator
Üye No : 2
Üyelik tarihi : 28-07-2008
Nereden : İstanbul
Konuları : 2171
Mesajlar : 13,859
Teşekkürleri: 7,795
5,707 mesajına 12,423 kere teşekkür edildi.
Tecrübe Puanı: 10
![]() Son Aktivitesi : 20.05.12
Durumu : Status: Offline
|
Yaptığımız incelemelere göre mezhepsizlerin ekserisinin masonlarla işbirliği yapıp İslâmiyet’i dejenere etmek istediklerini gördük. Maksadımız bilmeden bu dinde reformcu zındıkların peşinden giden gafil müslümanları uyarmaktır. Mezhepsizleri ifşa etmezsek ne olur? Mazaallah büyük felâkete duçar olabiliriz, işte vesikası: MEZHEPSİZLİKLE MÜCADELENİN EHEMMİYETİ: Mezhepsizlerin de hüccet bildiği İmâm-ı Rabbani müceddid-i Elfi Sâni Ahmed-i Fârûkî Serhendî (kuddisesirruh) hazretleri Mektûbat'ta şu hadîs-i şerifi nakletmektedir: “Ortalık karışıp yalanlar yayılıp, dinden olmayan şeyler ortaya çıkınca âdetlere karıştırılınca ve Esbabıma dil uzatılınca, doğruyu bilenler herkese bildirsin, Allahü teâlânın, meleklerin ve bütün insanların laneti, bilip de, gücü yettiği halde bildirmeyenlere olsun. Allahü teâlâ böyle âlimlerin farzlarını ve diğer ibâdetlerini kabul etmez.” (C. 1, M. 251) Mezhepsizlerin bid'at ve küfürlerine ses çıkarmayalım da, hadîs-i şerifte bildirilen lanete müstahak mı olalım? Bize mezhepsizlerle mücadeleyi bırakın diyen gâfiller, bu hadîs-i şerifin dehşetinden korkmuyorlar mı? Mezhepsizler tarafından başta Hazret-i Muaviye radıyallahü anh olmak üzere Eshâb-ı kirama dil uzatılmaktadır. İbni Teymiyye'nin sapık yolu SELEFİYYE adı altında canlandırılmak istenip KİTAP VE SÜNNET IŞIĞINDA denerek SEVÂD-İ A'ZAM'dan müslümanların ayrılması için uğraşılmaktadır. TELFIK cinayetleri işlenmektedir. Bid'at fırkalarını sevdirme gayretleri görülür. Daha bunlar gibi dinde olmayan ne bid'atlar türemiştir. Bu gerçekleri bilip de susmak, lanete müstehak dilsiz bir şeytan olmak demek değil midir?
__________________
|
|
|
| Bu mesaj için Vukuf-i Kalbi kullanıcısına teşekkür eden 2 üyemiz: | fatımatüzzehra (30.04.09), Sükut-u Leyl (27.11.09) |
|
|
#3 |
|
Derecesi :
![]() ![]() Grubu : Administrator
Üye No : 2
Üyelik tarihi : 28-07-2008
Nereden : İstanbul
Konuları : 2171
Mesajlar : 13,859
Teşekkürleri: 7,795
5,707 mesajına 12,423 kere teşekkür edildi.
Tecrübe Puanı: 10
![]() Son Aktivitesi : 20.05.12
Durumu : Status: Offline
|
BİD'AT VE BİD'ATIN ZARARI : Zamanımızda vehhâbilere sevgi, şiîlere rağbet ve bid'at ehline sempati çoğaldığı için bid'at hakkında birkaç vesika daha verelim: İmâm-ı Rabbani hazretleri Mektûbat'ta buyuruyor ki: Bid'at demek, Peygamber aleyhisselâm ve O'nun dört halifesinin zamanlarında bulunmayıp da, dinde sonradan meydana çıkan şeylere denir. Peygamber aleyhisselâm buyurdu: Dinimizde yapılan her yenilik, her reform merduttur. Bu bid'atlerin hepsi dalâlettir, doğru yoldan ayrılmaktır.» Bid'atleri HASENE (güzel), SEYYİE (kötü), diye ikiye ayırmışlarsa da bu bid'atlerin hiç birisinde güzellik ve parlaklık değil, yalnız karanlık ve bulanıklık görüyorum. Eğer bugün kalbler kararmış olduğundan bid'at sahibinin işleri iyi ve güzel görülürse de yarın kıyamet günü kalbler uyandığı zaman bunların zarar ve pişmanlıktan başka bir netice vermedikleri görülecektir. (Mektubat. C. 1/186) İster hasene, ister seyyie desinler, her bid'at sünneti yok eder. Belki bir bakımdan güzel denmiş olabilir. Hiç bir bid'atin kendisi güzel olamaz. Çünkü Allahü teâlâ sünnetlerin hepsini beğenir. Sünnetlerin zıddı ise şeytanın beğendiği şeylerdir. Bugün bid'atler her yere yayılmış olduğundan bu sözümüz çok kimseye ağır gelir. (C. 1/255). "Bid'atlerle dini yükseltiyoruz, şeriatın noksanlarını tamamlıyoruz diyorlar. Herkesin bu bid'atleri yapmasını körüklüyorlar. Allahü teâlâ bunları doğru yola getirsin. Bilmiyorlar ki, din bu bid'atlerden önce kâmil olmuştu. Allahü teâlânın ni'meti tamam olmuştu. " (C. 1/260). Bid'at sahibi ile konuşmak, kâfirle arkadaşlık etmekten kat kat daha fenadır. Yetmiş iki çeşit bid'at sahibi vardır. Bunların içinde en kötüsü, Eshâb-ı kirama düşmanlık edenlerdir. Allahü teâlâ Kur'ân-ı kerîm'de bunlara kâfir diyor. Sûre-i Fethin son âyetinde (SENİN ESBABINA KÂFİRLERİN DÜŞMAN OLMASI İÇİN) buyuruyor. (C. 1/54). Fetâvâ-i haremeyn kitabının 19. sayfasındaki Hadîs-i şerifte şöyle buyrulmaktadır: Bir bid'at ehli gördüğünüzde yüzüne nefretle bakınız. Çünkü Cenâb-ı Hak bütün bid'atçılara buğz eder. Onların hiç birisi Sırat köprüsünden geçemiyecek hepsi sinek ve çekirgeler gibi dökülüp Cehenneme yuvarlanacaktır. Tarikat-ı Muhammediye'de bildirilen Hadîs-i şerifte buyuruluyor ki: Bid'at sahibi, bid'atinden vazgeçmedikçe, Allahü teâlâ onun hiç bir ibâdetini kabul etmez. Mezhepsizlerin peşinden giden gafillerin aşağıdaki Hadîs-i şerifi okuyarak tevbe etmeleri umulur: Bid'at sahibi olanlara hürmet eden, ölü veya dirilerini metheden veya büyük bilen İslâmiyeti yıkmağa yardım etmiş olur. HER KİTAP OKUNUR MU? Bazı eyyamcılar bilmeden diyorlar ki: Her kitabı okumak lâzımdır, faydalı yerlerini alır, zararlı yerlerini atarız. Mezhepsizler de kötü maksatlarını gizleyerek aynı şeyi şöyle ifade ediyorlar: Vehhâbî, şiî ve diğer Ehl-i sünnet harici kitapları da okuyup faydalanmak icap eder, faydalı yerlerini alır, zararlı yerlerini atarız. Bu zihniyet çok yanlıştır. Bir kitap bilgi öğrenmek, istifade etmek için okunur. Eğer kitabın doğru ve yanlışı biliniyorsa okumağa hiç lüzum yoktur. Eğer yanlış ve doğru bilinmeden okunuyorsa, maazallah yanlış bir itikaddan dolayı imansız gidilebilir. Bu bakımdan içinde îman açısından bir tek yanlış bulunan kitap okunmaz. Biz mezhepsizlerin kitaplarını, hatâlarını teşhir ve müslümanları ikaz gayesiyle okuyoruz. Ehl-i sünnet âlimleri de bu gaye ile okudukları gibi yanlışını ve doğrusunu anlayabilme kudretine sahip oldukları için bid'at ehlinin hattâ kâfirlerin kitaplarından nakiller yapmışlardır. Meselâ Mutezile âlimi Zemahşeri'den birçok nakil yapılmıştır. Hakkı bâtıldan, doğruyu yanlıştan ayıramayacak olanın, yani Ehl-i sünnet âlimi olmayan kimsenin, bir mutezilenin, bir şiînin, bir vehhâbînin kitabını okuması çok zararlıdır imanı yok edebilir.
__________________
|
|
|
| Bu mesaj için Vukuf-i Kalbi kullanıcısına teşekkür eden 2 üyemiz: | fatımatüzzehra (30.04.09), Sükut-u Leyl (27.11.09) |
|
|
#4 |
|
Derecesi :
![]() ![]() Grubu : Administrator
Üye No : 2
Üyelik tarihi : 28-07-2008
Nereden : İstanbul
Konuları : 2171
Mesajlar : 13,859
Teşekkürleri: 7,795
5,707 mesajına 12,423 kere teşekkür edildi.
Tecrübe Puanı: 10
![]() Son Aktivitesi : 20.05.12
Durumu : Status: Offline
|
EMR-İ MA'RÛF VE NEHY-Î ANİLMÜNKER : Hadîs-i şerifte şöyle buyrulmuştur : «Birbirinize müslümanlığı öğretiniz. Emr-i ma'rûfu bırakırsanız, Allahü teâlâ en kötünüzü başınıza musallat eder ve dualarınızı kabul etmez.» Yine Hadîs-i şerifte şöyle buyruldu: «Bütün ibâdetlere verilen sevap, Allah" yolunda gazaya verilen sevaba göre deniz yanında bir damla su gibidir. Gazanın sevabı da, EMR-İ MA'RÛF VE NEHY-Î ANİLMÜNKER sevabı yanında, denize göre bir damla su gibidir.» DİN ADAMININ KÖTÜSÜ OLUR MU? Acaba din adamının kötüsü olursa zararı nasıl olur? Bunu da vesikalandıralım: TEZKİRE-İ KURTUBİ MUHTASARI’n daki hadîs-i şerifte şöyle buyurulmaktadır: “Ahir zamanda câhil din adamları ve fâsık hafızlar çoğalır. O zamanın din adamları, eşek leşinden daha bozuk ve daha kokmuş olacaklardır.» KÜNÜZ-ÜD-DEKAIK'daki Hadîs-i şerifte şöyle buyurmaktadır: “Ümmetimin felâkete sürüklenmesi, kötü din adamlarından olacaktır.» DÂREMİ'nin bildirdiği Hadîs-i şerîf ise şöyledir: «Din adamlarının kötüsü kötülerin en kötüsüdür.» HADİKA’ da (El âfetleri) bahsinde şu hadîs-i şerîf bildirilmektedir : «Ümmetim, kötü din adamlarından çok zarar görecektir.» KİMYA-İ SAADET'teki Hadîs-i şerifte şöyle buyrulmaktadır : «Ümmetimdeki münafıkların çoğu Kur'ân-ı kerîm okuyanlardan olacaktır.» Yine Kimya-i Saâdet'te Ebû Süleyman Darâni şöyle buyurmaktadır: «Cehennemde azap yapan Zebani isimli melekler puta tapan kâfirlerden önce şeriata uymayan hafızlara saldıracaklardır.» RİYAD-ün-NÂSİHÎN'deki hadîs-i şerifte ise şöyle buyurulmaktadır: «Kur'ân-ı Kerîm okuyan çok kimse vardır ki, Kur’ân-ı kerim onlara lanet eder.» Bu hadîs-i şeriflerden anlaşılacağı üzere din görevlilerinin içinde dini içten yıkmağa çalışan bir çok mezhepsiz bulunmaktadır. Böyle hâinlerin ihanetlerini açıklamak büyük bir cihad değil midir? Bazı gafil müslümanlar mezhepsizlere maşalık ederek bu cihada mani olmaları çok korkunç değil midir? Bizim bu mukaddes vazifemizi kötülemeden önce, hatâlarını açıkladığımız din adamı kılığındakiler, kokmuş din görevlileri midir, yoksa hâşâ islâm âlimleri midir? Bu tesbit edilmeden «İç mücadeleye şimdilik lüzum yok» demek kadar büyük gaflet olur mu? Aslında iç düşman, dış düşmandan, içteki yara dıştaki yaradan daha tehlikelidir. Ayaktaki bir yaranın tedavisi, kalbdeki bir yaranın tedavisinden daha kolay olur. Sırlarımızı, cephanemizi ve zayıf noktalarımızı bilen bir düşmanın zararı dıştaki düşmandan daha tehlikelidir. Bize mezhepsizlerle mücadeleyi bırakın diyenler gaflet içinde değillerse büyük ihanet içindedirler.
__________________
|
|
|
| Bu mesaj için Vukuf-i Kalbi kullanıcısına teşekkür edenler: | Sükut-u Leyl (27.11.09) |
|
|
#5 |
|
Derecesi :
![]() Grubu : Saadet
Üye No : 2321
Üyelik tarihi : 28-01-2009
Konuları : 102
Mesajlar : 2,714
Teşekkürleri: 1,811
926 mesajına 1,348 kere teşekkür edildi.
Tecrübe Puanı: 6
![]() Son Aktivitesi : 19.05.12
Durumu : Status: Offline
|
Sevgli Vukuf Bu alıntının kaynağından yazarmısınız... |
|
|
|
|
#6 |
|
Derecesi :
![]() ![]() Grubu : Administrator
Üye No : 2
Üyelik tarihi : 28-07-2008
Nereden : İstanbul
Konuları : 2171
Mesajlar : 13,859
Teşekkürleri: 7,795
5,707 mesajına 12,423 kere teşekkür edildi.
Tecrübe Puanı: 10
![]() Son Aktivitesi : 20.05.12
Durumu : Status: Offline
|
http://www.mezhepsizler.com/mezhepsi...ehemmiyeti.htm
__________________
|
|
|
![]() |
| Etiket |
| adamlarıyla, din, dinsizler, dururken, hiiç, uğraşılır |
| Seçenekler | |
| Stil | |
|
|
| SİSTEM BİLGİLERİ | ÖNEMLİ BİLGİLENDİRME |
|
Powered by vBulletin® Version 3.8.6 Copyright ©2000 - 2012, Jelsoft Enterprises Ltd. Content Relevant URLs by vBSEO 3.5.0 RC2 Kuruluş Tarihi : 10 Ağustos 2008 Site içerisindeki materyaller kaynak gösterilmeden kullanılamaz,dağıtılamaz. |
milligorusforum.net/biz/org sitemiz bir forum sitesi olduğu için kullanıcılar her türlü görüşlerini onay
almaksızın anında siteye yazabilmektedir.Bu yazılardan dolayı doğabilecek her türlü sorumluluk
yazan kullanıcıya aittir.Sitemizde yasalara aykırı herhangi bir materyal bulursanız
iletisim@milligorusforum.biz e-mail adresimize bildirirseniz,şikayetiniz incelendikten sonra en kısa
sürede gereken yapılacaktır.
|