| Konular: 50,300 | Mesajlar: 311,836 | Üyeler: 10,668 | Online: 218 | Elhamdülillah...



Geri git   Milli Görüş Forum İSLAM-İ İLİMLER » AKAİD-İ EHL-İ SÜNNET »

AKAİD-İ EHL-İ SÜNNET Ehl-i Sünnet ve'l Cemaat'in Akidesini Anlatan Kaynaklar...

Cevapla
 
Konuyu Sosyal Paylaşım sitelerinde Paylaşın LinkBack Seçenekler Stil
Alt 08.07.09, 15:54   #1
hazenhü - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
 
Derecesi :
Grubu : Akıncı
Üye No : 1674
Üyelik tarihi : 16-12-2008
Mesleği : işçi
Nereden : İLAHİ ENTE MAKSUDİ VE RİZAİKE MATLUBİ
Konuları : 49
Mesajlar : 153
Teşekkürleri: 0
59 mesajına 110 kere teşekkür edildi.
Tecrübe Puanı: 4 hazenhü is on a distinguished road
Son Aktivitesi : 07.12.11
Durumu : Status: Offline

Red face Iman etmek ve iyi işler yapmak

İMAN ETMEK VE İYİ İŞLER YAPMAK

Allah-u Zülcelal ayet-i kerimede şöyle buyurmuştur: "İman edip iyi işler yapanlara gelince, Allah onların mükafatlarını tastamam verecektir. Allah zalimleri sevmez." (Al-i İmran; 57)



Bu ayet-i kerimeye göre, iyi düşündüğümüz takdirde şöyle bir mana çıkmaktadır. İnsan iman etmiş olsa fakat salih amel yapmasa ve amel yapmadığı gibi kendisini günahlardan da muhafaza etmese, kıyamet gününde Allah-u Zülcelal'in kendisine azap verebileceğini bilmelidir. Buna karşılık, Allah-u Zülcelal iman eden ve salih amel işleyen kullar için de hiç kesilmeyen bir mükafatın bulunduğunu bildirmiştir.



Düşünülecek olursa burada insan için çok büyük bir fırsat vardır. İnsan duha namazını kılsa diğer sünnet namazlarını kılsa, seher vaktinde teheccüd namazına kalksa, daha sonra bir ay hasta olup, nafile ibadetlerini yerine getiremese, daha önce yapmış olduğu zikir ve nafile ibadetlerini Allah-u Zülcelal meleklerine emir verip, aynen yapmış gibi yazdıracaktır.



Allah-u Zülcelal adalet sahibidir, salih amel işleyip de hasta olduklarında bu amelleri yapamaz durumda olanlara nasıl onlar yine amel yapıyormuş gibi mükafatlarını eksiksiz veriyorsa, iman sahibi olup da günah işleyen kimseler için de bir çok azaplar hazırlamıştır.



İşte; Allah-u Zülcelal adalet ve merhamet sahibi olduğu için, bu günah sahiplerini de cehennem ateşinde cezalarını çektikten sonra imanlarının nuru hürmetine onları da cehennemden çıkarıp cennete koyacaktır. Ama iyi düşünelim! Allah-u Zülcelal'in azabı kimbilir nasıl bir azaptır. İnsan buna nasıl dayanabilir.



Eğer bir sefer, cenneti ve cehennemi görseydik, Allah-u Zülcelal'e karşı samimi olan ve O'ndan korkan kimseler için cennette nelerin olduğunu, O'na âsi gelenler içinde cehennemde nelerin olduğunu bir defa görseydik, böyle davranamazdık. Ama bütün bunları sadece işittiğimiz için biraz zorlanıyoruz.



Günahtan korunmak, salih amelden hayırlıdır



Malik bin Dinar şöyle anlatmıştır: "Soğuk bir kış gününde Utbetü'l-Gulam'ı gördüm. Karlı, fırtınalı bir gün olduğu halde, terden elbisesinin ıslanmış olduğunu gördüm ve: "Bu ne hikmettir?" diye sordum. O da, şöyle cevap verdi: "Ben burada, Allah-u Zülcelal'e karşı bir günah işledim. Buraya geldiğim zaman, günahımı hatırlıyorum. Allah-u Zülcelal'e karşı haya ediyorum ve o hayadan dolayı terliyorum."



Keşke herkes onun gibi olsa! Herkes Utbetü'l-Gulam gibi olmalıdır. O, Allah'ın kulu idi, biz Allah'ın kulu değil miyiz? Hepimiz öyle olmalıyız.



Hz. Ebubekir Sıddık radıyallahu anh'ın bir sözüne göre, Allah-u Zülcelal'in karşısında günah işlememek, salih amel işlemekten daha efdaldir. Allah'ın huzurunda, insan günah işlemezse, onun ibadetleri daha kıymetlidir. İnsan, hatalarından dolayı Allah-u Zülcelal'den böyle haya edip korkmalıdır. Günahları aklına geldiğinde, kalbi titreyip gözlerinden yaş akmalıdır.



Ey Müezzin! Şeytan beni yaraladı…



Anlatıldığına göre, sarhoşun biri pişman olur ve bir caminin kapısına gider. Müezzin onu: "Bu halinde Allah'ın evine giremezsin." diyerek kovar. Sarhoş: "Ey müezzin! Ben senin yanına gelmedim, ben Rabbimin mescidine geldim, O'na yalvarıyorum, merhametli ol! İnsan, hasta olduğu zaman nasıl ayağa kalkamayıp düşerse, yarası acı verirse, beni de şeytan öyle yaraladı helak etti, elimi tut da beni ayağa kaldır, kollarıma gir de beni Allah'a götür. Beni kovmakla eline ne geçecek!" diyerek kendisine yardımcı olması için müezzine yalvarır.



Buradan da anlaşıldığı üzere, manen hasta olan kardeşlerimizin namaz kılmayanların ve kötülük yapanların elinden tutmak, onların doğru yolu bulmalarına yardımcı olmak lazımdır. Şeytan ile arkadaşlık yapmalarından ve onunla birlikte azap görmelerinden koruyarak onu Allah'a götürmek Allah'ın şefkat ve merhametine ulaştırmak lazımdır.



Allah’ın bir kulunu kendi haline bırakması



Allah-u Zülcelal'in bir kişiden vazgeçtiğinin alameti o kişinin menfaatsiz şeylerle meşgul olmasıdır. Burada insanın iyi düşünmesi lazımdır. Kendisini hesaba çekerek: "Acaba ben, Allah-u Zülcelal'in razı olduğu şeylerle mi yoksa boş şeylerle mi meşgul oluyorum?" diye sormalıdır.



Kişi yaramaz ve menfaatsiz şeylerle meşgul oluyor ise bu Allah-u Zülcelal'in o kişiden vazgeçtiğinin alametidir. O'nun razı olacağı işlerle meşgul oluyor ise, demek ki Allah-u Zülcelal ona merhamet nazarı ile bakmış ve kendisinden vazgeçmemiştir. Buna göre herkesin kendisini ayarlaması gerekir.



Ebu Âni Râzi bir sohbetinde şöyle demiştir: "Allah-u Zülcelal seni diğer insanlardan ayırıp kendi zikri ile meşgul ettiriyorsa, o zaman Allah-u Zülcelal seni çok sevmiş ve senden razı olmak istemiştir."



Bu sözü birde şu açıdan değerlendirmek lazımdır. İnsan Allah'tan gafil olduğu zaman, Allah-u Zülcelal'in yardımı da onun yanında olmaz. Anlaşılan odur ki; Allah-u Zülcelal bizimle birlikte olmak istemiyor. Çünkü biz; Allah-u Zülcelal ile birlikte olmak istemiyoruz ki, O'nun zikrinden uzak kalmayı seçiyoruz.



Allah’a ibadet etmek büyük şereftir



İbrahim Havvas şöyle demiştir: "Allah-u Zülcelal'in bize iki rekat namaz kılmak için, kendi huzuruna durmaya izin vermesinin şükrünü, dünyanın yaratılışından kıyametin kopuşuna kadar ateş üzerinde namaz kılsak veya bütün cin ve insanların amellerini yapsak yine de yerine getiremeyiz. O padişahlar padişahının huzuruna girmek ne büyük bir şeref ve ikramdır."



Allah-u Zülcelal'in azamet ve kudretini bilen İbrahim Havvas onun için böyle demiştir. Halbuki bizler bu ikramı geri çevirip O'nun huzuruna girmeyerek kendimize haksızlık yapmış oluyoruz. Allah-u Zülcelal'in bizi huzuruna kabul etmesi, kudret ve azametiyle bize iki rekat namaz kılma izni vermesi bizim için büyük bir nimet ve ikramdır. Allah-u Zülcelal'in biz zayıf insanlara izin vermesi, O'nun kudret ve azametinin bir göstergesidir. Allah-u Zülcelal o idraki ve şuuru hepimize versin.



Eskiden yaşayan insanların hayatlarına baktığımızda, hepsinin bir müddet yaşayıp daha sonra öldüklerini görürüz. Tabi insan, kırk yaşına geldiği zaman, geriye dönüşün olmadığını yavaş yavaş anlamaya başlar. Bunu şuna benzetebiliriz.



Bir insan yüzmek için denize girdiğinde nasıl unutarak kıyıdan açıldığı zaman, geriye dönüp baktığında kıyıdan çok uzaklaştığını görür. Fakat yorulmuş olduğu için geriye de dönemez. İşte hepimiz deniz gibi hayatın içindeyiz. Ama bazılarımız kıyısında, bazılarımız ortasında, bazılarımızda hayatın sonuna yaklaşmıştır. İnsan sona yaklaşmadan önce biraz düşünüp işlediği günahlara pişman olup tevbe ederek kendini kötü sondan kurtarmalıdır.



İnsanın beş bayramı



Hz. Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem'in on yıl hizmetinde bulunan Enes bin Malik radıyallahu anh şöyle demiştir: "İnsan için beş tane bayram vardır. Birinci bayramı, sabahtan akşama kadar insan günahtan kendini muhafaza ederse, o gün onun için bayramdır. Çünkü Allah-u Zülcelal'e karşı kendisine zarar verecek bir amel işlememiştir.



Bunun için Allah-u Zülcelal'in feyzine ve merhametine mazhar olmuştur. Diğer bayramların saadeti birkaç günde geçer ama bu bayramlar, insanı ebedi saadete ulaştıracaktır.



İnsan ikinci bayramını, son nefesinde şeytanın oyununa kanmayarak, iman ile ruhunu teslim ettiği gün yaşamış olur. Bu bayramdan daha büyük bayram da yoktur.



Üçüncü bayramı, sırat köprüsünde iken, zebanilerin ve kendine dünyada arkadaşlık yapıp kendisiyle mücadele eden arkadaşlarının elinden kurtulup sıratı geçtiği zamandır.



Dördüncü bayramı: Cehennemden kurtulup, cennete girdiği zamandır. İnsan için en son bayram ise: Allah-u Zülcelal'in Cemalini gördüğü zamandır."



Bu bayramlara ulaşabilmek için, Allah-u Zülcelal'e bizi affetmesi için ağlamak, yalvarmak, günahlarımızdan temizlenebilmek için tevbe etmek gerekir.



Akıllı kişi kimdir?



Allah-u Zülcelal ayet-i kerimede şöyle buyurmuştur: "Allah hikmeti dilediğine verir. Kime hikmet verilmişse, şüphesiz ona çokça hayır verilmiş demektir. Bunu ancak akıl sahipleri anlar.” (Bakara; 269)



Kişi ticaretteki, zekasıyla bütün dünyayı kazansa kendine mülk edinse de Allah-u Zülcelal'in ve Hz. Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem'in yanında akıllı sayılmaz.



Akıllı ahiretini mamur eden, onu düşünen kişidir. Ahiretini ihmal ederek, onu tehlikeye atıp, dünyasını tam mükemmel olarak düzelten bir kişiye akıllı denemez.



Biraz derin düşünürsek insanın baki olan hayatını tehlikeye atması, nefsini cehennemlik yapması, buna nazaran çok az bir zaman olan dünya hayatını, güzel bir hayat yapmaya çalışması akıl kârı değildir. Allah-u Zülcelal'in ayet-i kerimede buyurduğu hikmetin manası ilim ve o ilimle amel yapmaktır.



Allah kıyamet gününde nasıl zahiri amellerimize göre bizi hesaba çekecekse kalbimizdeki ve fikrimizdeki niyetlere göre de bizi hesaba çekecektir. Hz. Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem hadis-i şerifte şöyle buyurmuştur: "Yeryüzünde bir kötülük işlendiği vakit, ona şahit olan bunun kötü olduğunu teyid ederse, o kötülüğü görmemiş gibi zararından kurtulur. O kötülüğe şahit olmadığı halde işittiği zaman memnun kalan kimse, sanki şahit olmuş gibi manen zarar görür." (Ebu Davud)



Niyetin Allah katındaki değeri



Allah'ın rızası olmayan bir olaydan kişi hoşlanmaz ve onu istemezse, Allah bundan razı olmadığı için bende razı değilim, diye niyet ederse, o günahtan çok uzaktır. Hadisin devamı şöyledir: "Doğuda olan bir kişi, batıda Allah'ın yasak kıldığı bir şey meydana geldiğinde onu seviyorsa, sanki o günahı yapmış gibidir." (Ebu Davud)



Sen buradayken Amerika'da Allah-u Zülcelal'in sevmediği, şeytanın sevdiği bir iş yapılıyorsa sende şeytanın sevdiği o işi seviyorsan şeytanla beraber haşrolacaksın demektir.



Sevdiği kişinin ameli ister iyi olsun, ister kötü olsun. Sen evinde oturuyorken hırsızlık yapan bir kişinin kalben hırsızlığını seviyorsan sen de sanki onunla hırsızlık yapmış gibisin ve onunla beraber haşr olacaksın.



Sen herhangi bir yerdeyken başka bir yerde namaz kılan, Allah'ı zikreden bir kişiyi; Allah rızası için namaz kılıyor; O'nu zikrediyor, O'na secde ediyor diye o kişinin secdesini, zikrini, namazını seversen onun ameline ortaksın, sanki sen de o ameli yapıyor gibisin. Bakınız, niyet Allah'ın yanında ne kadar önemlidir.



Allah-u Zülcelal kendi fazlı ve keremi ile bizlere muamele etsin ve hepimize razı olacağı şekilde salih amel nasip etsin...amin


alıntı
__________________
YA BAKİ ENTEL BAKİ
View hazenhü'in Fotoğraf Albümü  
Digg this Post!Add Post to del.icio.usBookmark Post in TechnoratiFurl this Post!
Alıntı ile Cevapla
Cevapla

Etiket
etmek, iman, iyi, işler, yapmak

Seçenekler
Stil

Yetkileriniz
Yeni Mesaj yazma yetkiniz Aktif değil dir.
Mesajlara Cevap verme yetkiniz aktif değil dir.
Eklenti ekleme yetkiniz Aktif değil dir.
Kendi Mesajınızı değiştirme yetkiniz Aktif değildir dir.

BB-Code Açık.
Smileler Açık
[IMG] Kodları Açık
HTML-Kodları Kapalı.
Trackbacks are Açık
Pingbacks are Açık
Refbacks are Açık


Bütün Zaman Ayarları WEZ +2 olarak düzenlenmiştir. Şu Anki Saat: 00:09 .

SİSTEM BİLGİLERİ ÖNEMLİ BİLGİLENDİRME
Powered by vBulletin® Version 3.8.6
Copyright ©2000 - 2012, Jelsoft Enterprises Ltd.
Content Relevant URLs by vBSEO 3.5.0 RC2
www.milligorusforum.biz
Kuruluş Tarihi : 10 Ağustos 2008
Site içerisindeki materyaller kaynak gösterilmeden kullanılamaz,dağıtılamaz.

milligorusforum.net/biz/org sitemiz bir forum sitesi olduğu için kullanıcılar her türlü görüşlerini onay almaksızın anında siteye yazabilmektedir.Bu yazılardan dolayı doğabilecek her türlü sorumluluk yazan kullanıcıya aittir.Sitemizde yasalara aykırı herhangi bir materyal bulursanız iletisim@milligorusforum.biz e-mail adresimize bildirirseniz,şikayetiniz incelendikten sonra en kısa sürede gereken yapılacaktır.