| Konular: 50,300 | Mesajlar: 311,836 | Üyeler: 10,668 | Online: 248 | Elhamdülillah...



Geri git   Milli Görüş Forum İSLAM-İ İLİMLER » AKAİD-İ EHL-İ SÜNNET »

AKAİD-İ EHL-İ SÜNNET Ehl-i Sünnet ve'l Cemaat'in Akidesini Anlatan Kaynaklar...

Cevapla
 
Konuyu Sosyal Paylaşım sitelerinde Paylaşın LinkBack Seçenekler Stil
Alt 06.12.09, 15:41   #1
k@rdelen - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
 
Derecesi :
Grubu : Fazilet
Üye No : 1942
Üyelik tarihi : 04-01-2009
Konuları : 143
Mesajlar : 1,284
Teşekkürleri: 357
636 mesajına 1,242 kere teşekkür edildi.
Tecrübe Puanı: 5 k@rdelen is on a distinguished road
Son Aktivitesi : 31.01.12
Durumu : Status: Offline

Standart Sahte ahir zaman,çakma şeyhler

Mehmet Şevket EYGİ
Milli Gazete 03.11.2005


BÜYÜK din önderi, mutlak müctehid, mezhep kurucusu, hem zâhir ilimlerinde en yüksek dereceye çıkmış, hem de batın sahasında velî İmamı Şafiî hazretleri Mekke’de yaşıyormuş.


Bir gün zengin bir zat ona bir miktar para göndermiş ve bu meblağın Mekke’nin takvalı (ALLAH’tan hakkıyla korkan, çekinen, emir ve yasaklarını yerine getiren) muhtaç alimlerine dağıtılmasını istemiş.


İmamı Şafiî araştırmış, bir liste hazırlamış ve parayı dağıtmış.

O sıralarda ailesi de son derece sıkıntı içindeymiş, lakin bu paradan kendisine bir pay ayırmamış.

Dostlarından biri sormuş:

“İhtiyacın vardı, hakkındı, niçin almadın?”

Şu cevabı vermiş:

“Düşündüm ama cesaret edemedim, çünkü takva şartı vardı...”

On dört asır boyunca İslâm dünyası böyle büyüklerin sayesinde yücelmiştir. Selahaddin Eyyubî, Şeyh Şâmil, Emîr Abdülkadir bu ahlâk ve karakterde idi.

Bezirgân ruhlu, ahlâksız, karaktersiz, seviyesiz, ihlâssız kimseler ne kadar zeki, kurnaz, bilgili olurlarsa olsunlar DİN’E ve ÜMMET’E hizmet edemezler.

Biz Türkiye Müslümanlarının büyük velinimetlerinden biri HOCA AHMED YESEVÎ hazretleridir.

Anadolu’nun Müslümanlaşması bu yüce zatın himmetiyle olmuştur.

Bu zat FAKRNÂME adlı eserinde gerçek bir şeyhi şöyle anlatıyor:

“Şeyh odur ki, bağış alsa, hakkedenlere, gariplere ve biçarelere vere. Eğer bağış alıp kendisi yese, murdar et yemiş gibi ola.

Eğer böyle bir bağışla kendisine elbise yapıp giyse, o elbise yıpranana kadar geçen sürece, Hak Teâlâ onu cehennemde türlü azaba giriftar kıla.

Böyle şeyhlere itikat kılanlar büyük günaha girmiş olur. Bu gibi şeyhler lânetlidir. Öyle şeyhin fitnesi Deccal fitnesinden beterdir.

O, Şeriatta, Tarikatta, Hakikatte, Mârifette mürteddir (Dinden çıkmıştır).


Ey tâlip (Hakkı arayan), eğer Hakk’ı talep eyleyip bulayım dersen, öyle pîre el ver ki (Öyle bir şeyhe bağlan ki) Şeriatta ârif-i billah ola, Tarikatta vâkıf-ı esrar ola, Hakikatte kamil-i mükemmel ola, Mârifette derya-yı umman ola.


Öyle bir pîre el ver ki, yolunun sonu saadet olsun. Eğer mürid Şeriat ilmini bilmese şeyhi ona Şeriat ilmini öğretmeli. Eğer Tarikatta hal-i vâkıa peyda olsa, şeyhi Tarikat ilmi ile yola salmalı ve Hakikat sırrından müride yol göstermeli, Mârifette cezbe-i Hak peyda kılmalı...”


Yesevî hazretleri âhir zamanda zuhur edecek kötü şeyhler hakkında bütün Müslümanların gözlerini açacak uyarılarda, keşiflerde bulunmaktadır.

Bakınız bu konuda neler diyor:
  • “Bizden sonra âhir zaman yakın olduğunda, öyle şeyhler peyda olacak ki, İblis (Lânet olsun ona!) onlardan ders alacaktır.
  • Bütün halk onlara muhip (seven, saygı gösteren) olacak, müritlerinin sayısı çok olacaktır.
  • O şeyhler gözlerini müritlerinden alacakları hediyelere (paralara, mallara) dikecekler,
  • canlarını küfür ve dalâletten (sapıklıktan) ayırmayacaklar,
  • ehli bid’ati iyi görecekler,
  • ehl-i sünneti kötü görecekler,
  • Şeriat ilmi ile amel eylemeyecekler,
  • nâ-mahremlere göz atacaklar,
  • haram işleyip, sonra da ALLAH’ın rahmetinden ümit edecekler,
  • şeyhlik vazifelerini hakir görecekler,
  • müritleri reddolacak,
  • kendileri mürtet olacak...
  • Böyle bir durumda müridlerinden bağış talep edip alacaklar.
  • Eğer müritleri bağış vermese, yardım etmese, çıkışacaklar ‘Vah yazıklar olsun, ben senden bizarım, ALLAH da senden bizar...’ diyecekler.” (Aynı eserden)

Yesevî hazretleri gerçek şeyhin sıfatlarını şöyle sıralıyor:


(1) Din ilmi,

(2) Yakîn ilmi,

(3) Hilim,

(4) Sabr-ı cemil,

(5) Rıza-yı Celil (ALLAH’ın rızasını istemek ve kazanmak),

(6) İhlâs-ı Halîl (Hazret-i İbrahim’in ihlâsı gibi ihlas), (7)

Kurb-i Celil (ALLAHü Teala’ya mânevî yakınlık derecesine erişmiş olmak).

Yine o büyük zat

“Yetmiş ilim bilmeden, yetmiş makam geçmeden şeyhlik ve muktedalık mukarrer olmaz” buyuruyor. (Cevâhirü-l-Ebrar adlı yazma kitaptan)



Tasavvuf ismden, resmden, birtakım ezkâr ve evraddan ibaret değildir. Tasavvuf İslâm’ı yaşamak demektir.

Tasavvuf hakkıyla iman etmek, ibadetleri dosdoğru yerine getirmek, Kur’ân’ın anlattığı, Peygamberin uygulayıp örnek olduğu yüksek ahlâk ve karakteri sergilemek demektir.

Şeyh deyince sadece Tarikat şeyhleri düşünülmesin. Şeyh kelimesi, en geniş mânâsıyla büyük demektir.

İslâm’ı temsil iddiasıyla ortaya çıkan, Müslümanlara önder olan şahıslarda, yukarıda Hâce Ahmed Yesevî hazretlerinin saydığı vasıflar ve ahlâk bulunmalıdır.

* Müslümanların paralarını toplayıp bunları zimmetlerine geçirenler,

* Müslümanların paralarını toplayıp bunları, İslâm’a aykırı bir şekilde harcayanlar,

* Din yoluyla zengin ve maldar olanlar,

* Şeriata ve fıkha aykırı işler işleyenler,

* Nefslerini, şahıslarını putlaştıranlar,

* Kendilerine tâbi olan Müslümanlara Şeriat ilmini öğretmeyen, onların âbid ve zahit Müslümanlar olması için çalışmayanlar,

* Peygamberin Sünnetine tamamen zıt bir hayat sürenler,

* Mümin ve Müslim kardeşlerini bırakıp da kâfirleri dost ve velî edinenler... işte bunlar bozuk şeyhtir, bozuk önderdir.

Gerçek şeyhler namazı dosdoğru kılarlar, orucu tutarlar, Şeriatın emir ve yasaklarına uyarlar, kadın ve kızlarını nâ-mahrem bakışlardan korurlar.

Ahmed Yesevî hazretleri, gerçek şeyhte “İhlâs-ı Halîl” bulunması şarttır diyor.

Nedir İhlâs-ı Halîl?

Nemrut (aleyhillâne) onu yakmaya hazırlanıyordu. Korkunç bir ateş yakılmıştı. ALLAHü Teâlâ İbrahim aleyhisselâma bir melek gönderdi,

melek ona, “Hizmetine geldim, ne dilersin?” diye sordu.

Halîlullah aleyhisselâm efendimiz “ALLAH ile arama girme” dedi.


İşte Halîlullah ihlâsı budur.

Müslümanlar, Müslümanlar!.. İşiniz yamandır...




Ashabın büyüklerinden, Resûlullah Efendimizin hizmetine bakmakla şereflenmiş ve O’nun hayır duasını almış

Enes hazretleri âhir ömründe Şam’da yaşıyormuş ve zaman zaman şöyle diyerek ağlarmış:


“Peygamber zamanından bir namaz kaldı.
O da ism ve resm olarak...”



Aradan bin dört yüz yıl geçti. Müslümanlar çok şeyler kaybettiler. Resûlullah zamanından bir namaz kaldı. Onu da Müslümanların kaçta kaçı kılıyor ve nasıl kılıyor?


Kurtulmak isteyenler namaza sarılsınlar.
İçten kılamasa, hakkını veremese yine de kılsınlar.

Cemaat ihmal edilmesin. Üç yüz kişilik bir cemaatte, sadece bir kişinin duası kabul edilse ve “Ya Rabbi! Bizi affet, bize yardım et, bizim imdadımıza yetiş...” dese, üç yüz kişi bundan yararlanır.


Mukim ve hür Müslüman erkekler, kadınlar gibi devamlı olarak münferit namaz kılmasınlar. Elden geldiği kadar farz namazları cemaatle eda etsinler.

Zamanımızın en büyük fitnesi maldır. Resûlullah Efendimiz “Ümmetim için mal (para, servet, zenginlik) fitnesinden korkuyorum” buyurmuşlardır.

Müslümanlar! Kendinizi bu fitnenin ateşine atmayınız, seline kaptırmayınız.

Saçı bitmedik yetimlerin hakkını yiyen birtakım alçaklar görüyoruz.

Mama, mama, mama diyerek haram kazançlara koşanları görüyoruz.

Onlar lânetlidir. Lânet ne kötü şeydir.


Bu din insanları azgınlıktan, sapıklıktan kurtarmak için gönderilmiştir. Hem Müslüman geçinen hem de azan, kuduran, sapıtan kişiler ne kadar kötüdür.


Dünya zenginlikleri, malları, paraları, servetleri geçici bir oyalanmadan, kuruntudan, hayalden, aldanmadan ibarettir. Bunların hepsi bir var varmış, bir yokmuş.

Para, mal, zenginlik için Şeriata aykırı işler yapan İslâmcılar ne kadar korkunç bir sapıklık içindedir.


Müslümanlar!..

Sizleri sapıklıktan, bidatlerden, azgınlıktan koruyacak gerçek şeyhlere,

âmil din âlimlerine, Halîlullah ihlâsına sahip önderlere bağlanınız. Şeyh veya kurtarıcı postuna bürünmüş İblislere değil.


Kaç yıldan beri tepemizde dolaşan felâket ve musibet bulutları size bir şeyler söylemiyor mu? Hazırlanmak gerek. Musibet ansızın tepemize inerse vakit çok geç olacaktır. Hazret-i Nuh’un âsi oğlu “Yüksek dağlara çıkar kurtuluruz” demişti ama Tufan gelince dağa kaçamadı ve boğulup gitti.

Gerçek şeyhler yaklaşan Tufan için Nuh aleyhisselâmın gemisidir. Onlara selâm ediyor, hürmetler sunuyoruz. Bize dua etsinler


(Ahmed Yesevî hazretleri ile ilgili bilgileri AHMED-İ YESEVÎ, Hayatı Eserleri Tesiri” adlı kitaptaki Prof. Dr. Osman Türer’in değerli makalesinden (S. 219-240) aldım. Seha Neşriyat, 1996 İstanbul. 604 sayfa)

Ahmed Yesevi'nin Eseri: Divan-ı Hikmet (Türkiye Türkçesi ile basımı : T. Diyanet Vakfı yayınları (Aktaran : Dr. Hayati Bice)


devamı..
__________________
Allah'a emanet olun..

[Üye Olmadan Linkleri Göremezsiniz. Üye Olmak için TIKLAYIN...]
View k@rdelen'in Fotoğraf Albümü  
Digg this Post!Add Post to del.icio.usBookmark Post in TechnoratiFurl this Post!
Alıntı ile Cevapla
Bu mesaj için k@rdelen kullanıcısına teşekkür edenler:
hatipli_mücahit (06.12.09)
Alt 06.12.09, 15:43   #2
k@rdelen - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
 
Derecesi :
Grubu : Fazilet
Üye No : 1942
Üyelik tarihi : 04-01-2009
Konuları : 143
Mesajlar : 1,284
Teşekkürleri: 357
636 mesajına 1,242 kere teşekkür edildi.
Tecrübe Puanı: 5 k@rdelen is on a distinguished road
Son Aktivitesi : 31.01.12
Durumu : Status: Offline

Standart

Ahmed Yesevî hazretleri sohbetlerinde talebelerine buyururdu ki:


"Ahkâm-ı İslâmiyyeyi, İslâmî hükümleri tam bilmiyen, tatbik etmeyen bir kimse, evliyâlık yolunda bulunmağa kalkarsa, bunun îmânını şeytan çalar..

Emir ve yasaklara uymakta gevşek olanlar, sonra da evliyâlık yolunda bulunduğunu, ilerlediğini, hattâ kendisinde bâzı hâllerin meydana çıktığını zanneden kimseler bu noktada çok yanılırlar..

Bu hallerinin rahmânî olduğunu zannederler. Halbuki bunlar, abdestte, namazda, alış-verişte bir takım noksanlarının bulunduğunu ve yiyip içtiklerinin haram olduğunu bilmezler..

Kendisinde var zannettiği o hâller, şeytanın oyunudur. Şeytan onu idâresine almış, istediği gibi hareket ettirmekte, o ise velî olduğunu zannetmektedir. Bunlar ne kadar zavallı ve bedbahttırlar."
__________________
Allah'a emanet olun..

[Üye Olmadan Linkleri Göremezsiniz. Üye Olmak için TIKLAYIN...]
View k@rdelen'in Fotoğraf Albümü  
Digg this Post!Add Post to del.icio.usBookmark Post in TechnoratiFurl this Post!
Alıntı ile Cevapla
Alt 06.12.09, 15:55   #3
k@rdelen - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
 
Derecesi :
Grubu : Fazilet
Üye No : 1942
Üyelik tarihi : 04-01-2009
Konuları : 143
Mesajlar : 1,284
Teşekkürleri: 357
636 mesajına 1,242 kere teşekkür edildi.
Tecrübe Puanı: 5 k@rdelen is on a distinguished road
Son Aktivitesi : 31.01.12
Durumu : Status: Offline

Standart

İslam âlimleri, bugün garip oldu, azaldı. Şimdiki tarikatçıların yoluna bid'atler karıştığı ve bu yolu bozdukları için, Resulullahın sünnetine sarılmış olan büyük âlimleri, bu millet tanımaz oldu. Bu bilgisiz kimseler, milletin kalbini, bu bid'atleri ile kazanmaya çalıştılar. Böyle yapmakla dini yayacaklarını, hatta İslamiyet’i olgunlaştıracaklarını sandılar. Hâşâ öyle değildir. Bunlar, dini yıkmaya çalışıyorlar. ALLAHü teâlâ bunları doğru yola büyüklerinden olan imam-ı Rabbani hazretleri,dört yüz sene önce buyurdu ki:kavuştursun! Şimdi büyük âlimlerden bu ülkede pek az kalmıştır. İslamiyet’i sevenlerin, bu âlimlerin kitaplarının bildirdiği yolda gitmeleri gerekir.

mektubatı Rabbani 2. cilt 62. mektuba bakınız !


Seyyid Abdülhakîm Arvâsî Hz.. : şeyhlerin âlim olmaları ve meseleleri herkesin anlayabileceği şekilde çözmeleri lâzım geldiğini belirtmiş, ve :

son zamanlarda tekkelerin, câhillerin ellerine düştüğünü, dinden, îmândan haberi olmayanlara da şeyh denildiğini ifâde etmiştir. Ayrıca, bu gibi şeyhlerin sözlerini, işlerini din sanmanın, bunları tasavvuf büyükleri ile karıştırmanın çok yanlış olduğunu, böyle bir durumun dîni bilmemek, anlamamak olduğunu söylemiştir.


Türkiyede İstihbaratın tespitine göre 600 tane şeyh varmış. İçlerinden kaç tanesi şeyh bir elin parmağını geçmez denekcek kadar...

Ali Haydar Efendiye bir şeyhi getirmişler. Ne iş yaparsın demiş, o da "şeyhlik yaparım" demiş. Ali Haydar Efendi bu cevabı alınca hemen gerçeği anlamış AKAİD'den bir soru sormuş:


"Şeyh efendi,Allah dişimidir yoksa erkekmidir?"

O şeyhlik yapan adam da demişki: "HEM ERKEKTİR,HEM DE DİŞİ" ...(tövbe haşa )
__________________
Allah'a emanet olun..

[Üye Olmadan Linkleri Göremezsiniz. Üye Olmak için TIKLAYIN...]
View k@rdelen'in Fotoğraf Albümü  
Digg this Post!Add Post to del.icio.usBookmark Post in TechnoratiFurl this Post!
Alıntı ile Cevapla
Alt 06.12.09, 15:57   #4
k@rdelen - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
 
Derecesi :
Grubu : Fazilet
Üye No : 1942
Üyelik tarihi : 04-01-2009
Konuları : 143
Mesajlar : 1,284
Teşekkürleri: 357
636 mesajına 1,242 kere teşekkür edildi.
Tecrübe Puanı: 5 k@rdelen is on a distinguished road
Son Aktivitesi : 31.01.12
Durumu : Status: Offline

Standart

Sahte veya yetersiz mürşidler

Hakiki ve kâmil bir mürşid, iman kurtarma noktasında adeta bir can simidi gibidir. Ancak “taklidinden sakınmak” şarttır. Aksi halde imanı kurtarmak bir yana, tehlikeye bile girebilir. Her meslek ve meşrepte olduğu kadar, bu meslekte de akidesi, niyeti bozuk, menfaatçi, sahte veya eğitimi yetersiz, kemale ermemiş olanlar mevcuttur. Fakat sahte olanları kolay ve çabuk fark edilirler. Yeter ki biraz basiret ve feraset olsun.


Sahte mürşidleri ele veren ipuçları genellikle şunlardır:

* Allah'ın emirlerine ve Hz. Rasulullah'ın sünnetine doğru dürüst uymamak. Dinî, şer'î konularda zaaflar göstermek.

* Kur'an ve hadis-i şeriflere ulemanın verdiği manaların dışında yanlış manalar vermek, olmayacak biçimde yorumlamak.

* Kadınlarla karışık bir vaziyette oturup sohbet etmek, onlara el öptürmek veya mahremsiz teke tek görüşmek.

* Sohbet ve toplantılarında rüyaya geniş yer vermek.

* Haksız yere milletin malını yemek, girdiği menfaat ilişkilerinde muhatabına zarar vermek veya aldatmak.

* Sun'î zorlamalarla bir kısım keramet gösterilerinde bulunmak. (Bu tipler bazen istidraç yoluyla insanın kalbinden geçenleri de söyleyebilirler.)

* Kendisinden başka önüne gelen herkese, hatta dindarlık ve salâhiyetiyle tanınan şahıslara bile, kâfir, münafık damgasını vurmak.

* Şeytanın vehim ve vesvesesiyle bir takım hezeyanlarda bulunmak, kendisine vahiy geldiğini vs... söylemek.

* İnsanın gönlüne huzur verecek, Allah'ı hatırlatacak nuranî bir simadan mahrum bulunmak.


Yolu bitirmemiş nakıs mürşide teslim olmak da İmam-ı Rabbanî Hazretleri'nin ifadesiyle öldürücü bir zehirdir.

Bir hasta, mütehassıs olmayan, diploması bulunmayan bir hekimin ilacını içerse iyi olmak şöyle dursun, hastalığı artar.

İyileşme kabiliyeti de bozulur. O ilaç önce ağrıları durdurabilir. Sinirleri bozduğu, zarar verdiği için ağrı duyulmaz. Fakat bu hal iyilik değil, kötülüktür.

Bu hasta hakiki bir hekime giderse, hekim önce o ilacın zararlarını gidermeğe uğraşır. Ondan sonra hastalığı tedaviye başlar.


Süleyman Hilmi Tunahan (K.S) :Mürşid-i kamilin vasıfları
__________________
Allah'a emanet olun..

[Üye Olmadan Linkleri Göremezsiniz. Üye Olmak için TIKLAYIN...]
View k@rdelen'in Fotoğraf Albümü  
Digg this Post!Add Post to del.icio.usBookmark Post in TechnoratiFurl this Post!
Alıntı ile Cevapla
Bu mesaj için k@rdelen kullanıcısına teşekkür edenler:
hatipli_mücahit (06.12.09)
Alt 06.12.09, 16:00   #5
k@rdelen - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
 
Derecesi :
Grubu : Fazilet
Üye No : 1942
Üyelik tarihi : 04-01-2009
Konuları : 143
Mesajlar : 1,284
Teşekkürleri: 357
636 mesajına 1,242 kere teşekkür edildi.
Tecrübe Puanı: 5 k@rdelen is on a distinguished road
Son Aktivitesi : 31.01.12
Durumu : Status: Offline

Standart

İslam âlimlerinin en büyüklerinden olan imam-ı Rabbani hazretleri, dört yüz sene öncebuyurdu ki:

İslam âlimleri, bugün garip oldu, azaldı.

Şimdiki tarikatçıların yoluna bid'atler karıştığı ve bu yolu bozdukları için, Resulullahın sünnetine sarılmış olan büyük âlimleri, bu millet tanımaz oldu.

Bu bilgisiz kimseler, milletin kalbini, bu bid'atleri ile kazanmaya çalıştılar.

Böyle yapmakla dini yayacaklarını, hatta İslamiyet’i olgunlaştıracaklarını sandılar.

Hâşâ öyle değildir.

Bunlar, dini yıkmaya çalışıyorlar.

Allahü teâlâ bunları doğru yola kavuştursun!

Şimdi büyük âlimlerden bu ülkede pek az kalmıştır.

İslamiyet’i sevenlerin, bu âlimlerin kitaplarının bildirdiği yolda gitmeleri gerekir.

mektubatı Rabbani 2. cilt 62. mektuba bakınız !
__________________
Allah'a emanet olun..

[Üye Olmadan Linkleri Göremezsiniz. Üye Olmak için TIKLAYIN...]
View k@rdelen'in Fotoğraf Albümü  
Digg this Post!Add Post to del.icio.usBookmark Post in TechnoratiFurl this Post!
Alıntı ile Cevapla
Alt 06.12.09, 16:02   #6
k@rdelen - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
 
Derecesi :
Grubu : Fazilet
Üye No : 1942
Üyelik tarihi : 04-01-2009
Konuları : 143
Mesajlar : 1,284
Teşekkürleri: 357
636 mesajına 1,242 kere teşekkür edildi.
Tecrübe Puanı: 5 k@rdelen is on a distinguished road
Son Aktivitesi : 31.01.12
Durumu : Status: Offline

Standart

Ahmet Yesevi hazretleri der ki:


Herkese şeyhlik satar ahir zaman şeyhleri
Her gün battıkça batar ahir zaman şeyhleri
Farzı geriye atar, nafile oruç tutar
Dini paraya satar ahir zaman şeyhleri.


Beline kuşak bağlar, sözleri yürek dağlar
Para toplarken ağlar ahir zaman şeyhleri
Ağlaması göz boyar her gün ayağı kayar
Kendini adam sayar ahir zaman şeyhleri.


Başına sarık sarar, kendine mürit arar
İlmi yok neye yarar ahir zaman şeyhleri
Dünyaya kucak açar, zoru görünce kaçar
Her yere küfür saçar ahir zaman şeyhleri.


Şeyhlik ulu bir iştir, Hakka doğru gidiştir
Yaklaşılmaz ateştir, ahir zaman şeyhleri
Salih şeyhler nerdedir, kötüler her yerdedir
Hak yoluna perdedir ahir zaman şeyhleri.
__________________
Allah'a emanet olun..

[Üye Olmadan Linkleri Göremezsiniz. Üye Olmak için TIKLAYIN...]
View k@rdelen'in Fotoğraf Albümü  
Digg this Post!Add Post to del.icio.usBookmark Post in TechnoratiFurl this Post!
Alıntı ile Cevapla
Bu mesaj için k@rdelen kullanıcısına teşekkür edenler:
hatipli_mücahit (06.12.09)
Cevapla

Etiket
ahir, çakma, sahte, zaman, şeyhler

Seçenekler
Stil

Yetkileriniz
Yeni Mesaj yazma yetkiniz Aktif değil dir.
Mesajlara Cevap verme yetkiniz aktif değil dir.
Eklenti ekleme yetkiniz Aktif değil dir.
Kendi Mesajınızı değiştirme yetkiniz Aktif değildir dir.

BB-Code Açık.
Smileler Açık
[IMG] Kodları Açık
HTML-Kodları Kapalı.
Trackbacks are Açık
Pingbacks are Açık
Refbacks are Açık


Benzer Konular
Konu Konuyu Başlatan Forum Cevaplar Son Mesaj
Çakma şeyhler Alemdâr-ı İslâm MİLLİ GAZETE 2 18.06.09 19:23
Ahir zaman fitnesi huseyni SİZDEN GELENLER 0 15.12.08 16:04
Ahir zaman ve yaşadiklarimiz Zirve58 İSLAMİ HAYAT SORU-CEVAP 0 11.09.08 14:12
Ahir zaman Elimder_enes HADİS 1 06.09.08 12:21
Ahir Zaman Elimder_enes TASAVVUF 0 25.08.08 18:14

Bütün Zaman Ayarları WEZ +2 olarak düzenlenmiştir. Şu Anki Saat: 06:47 .

SİSTEM BİLGİLERİ ÖNEMLİ BİLGİLENDİRME
Powered by vBulletin® Version 3.8.6
Copyright ©2000 - 2012, Jelsoft Enterprises Ltd.
Content Relevant URLs by vBSEO 3.5.0 RC2
www.milligorusforum.biz
Kuruluş Tarihi : 10 Ağustos 2008
Site içerisindeki materyaller kaynak gösterilmeden kullanılamaz,dağıtılamaz.

milligorusforum.net/biz/org sitemiz bir forum sitesi olduğu için kullanıcılar her türlü görüşlerini onay almaksızın anında siteye yazabilmektedir.Bu yazılardan dolayı doğabilecek her türlü sorumluluk yazan kullanıcıya aittir.Sitemizde yasalara aykırı herhangi bir materyal bulursanız iletisim@milligorusforum.biz e-mail adresimize bildirirseniz,şikayetiniz incelendikten sonra en kısa sürede gereken yapılacaktır.