|
| Konular: 50,300 | Mesajlar: 311,836 | Üyeler: 10,668 | Online: 246 | Elhamdülillah...
|
|
|||||||
| AKAİD-İ EHL-İ SÜNNET Ehl-i Sünnet ve'l Cemaat'in Akidesini Anlatan Kaynaklar... |
![]() |
|
|
|
LinkBack | Seçenekler | Stil |
|
|
#1 |
|
Derecesi :
![]() Grubu :
![]() Üye No : 69
Üyelik tarihi : 10-08-2008
Konuları : 460
Mesajlar : 3,945
Teşekkürleri: 1,196
1,220 mesajına 2,208 kere teşekkür edildi.
Tecrübe Puanı: 0
![]() Son Aktivitesi : 30.05.10
Durumu : Status: Offline
|
Ehli Sünnet kavminin çok meşhur Edille-i Şeriyye kavramı ne ifade eder. Artık her ağızdan farklı bir fetvanın çıktığı günümüzde bu kavramın ne ifade ettiğini bir kez daha hatırlayalım... Edille-i Şeriyye /Edille-i Erbaa / Usul-i Erbaa: Kitap, Sünnet, İcmaı Ümmet ve Kıyas-ı Fukaha. Kitab'dan maksad Kur'an-ı Kerîm'dir. Sünnet'den maksad, Peygamberimizin mübarek sözleri, yaptığı veya yapıldığını görüp de yasaklamadığı işlerdir. Peygamber Efendimizin evvelce yasaklamadığı bir şeyi görüp de ona karşı susmaları, o şeyin meşru olduğunu gösterir. Ümmet'in icmaından maksad, bir asırda bulunan bütün müctehidlerin bir olayın şer'î hükmü hakkında birleşmeleridir. Peygamber Efendimiz: "Ümmetim (sapıklık) üzerinde toplanmaz," buyurmuştur. Bir hadis-i şerifte de: "Müslümanların güzel gördüğü bir şey, Allah yanında da güzeldir," buyurulmuştur. Onun için müslümanların din varlıklarını temsil eden bütün müctehidlerin bir mesele üzerinde aynı görüş ve fikirde bulunmaları, o meselede şer'an geçerli bir delil, bir hüccettir. Kıyas-ı Fukahaya gelince: Bundan maksad da, bir olayın kitab, sünnet veya icma-i ümmet ile sabit olan hükmünü, aynı illet ve sebebe, aynı hikmete bağlayarak o olayın tam benzerinde de göstermekten ibarettir. Bu ikinci olay üzerinde varılan hüküm de güzel düşünülünce, anlaşılır ki, yine hüküm, kitab, sünnet ve icma-i ümmet ile sabit olmuştur. Müctehid yaptığı kıyas ile bu hükmü yeniden meydana çıkarmış oluyor. Kıyas-ı Fukaha, bir ictihad meselesidir. Bunun meşru ve makbul olması şeriatça sabittir. "Ey akıl ve düşünce sahibleri! İbret alınız" mealindeki Kur'an emri buna delildir. Resûl-i Ekrem Efendimiz ümmetinin fıkıh alimleri için böyle bir içtihadı caiz görmüş ve övmüşlerdir. Bir örnek gösterebiliriz: Peygamberimiz ashab-ı kiramdan Muaz İbni Cebel'i (radıyallahu anh) kadı tayin etmişti. Peygamberimiz ona: "Ey Muaz, ne ile hükmedeceksin?" diye sorunca: - Kitab ile hükmedeceğim, onda bulamazsam sünnet ile hükmedeceğim, onda bulamazsam ictihadımla hükmedeceğim cevabını vermişti. Peygamber Efendimiz de bu cevap üzerine: "Yüce Allah'a hamd olsun ki, peygamberinin görevlendirdiği elçisini, peygamberinin razı olduğu şeye kavuşturmuştur," buyurarak memnuniyetini açıklamıştı. Bu bakımdan yetkili alimlerin kıyas yolu ile ictihad yapmaları da şeriatça pek güzel bulunmaktadır. Bütün müctehidler tüm olarak bu dört delili kabul etmişler ve bütün şer'î hükümleri bu dört delilden birine veya bir kaçına dayamışlardır. Artık bu delillerin hepsini kabul etmek de bir vecibedir. Bu deliller, insanların hak ve vazifelerini bildiren İslam hukukunun gelişmesini sağlayan birer yüksek feyiz ve hikmet kaynağıdır. Müslümanların dinî hayatı, bu feyizli hikmet ve ihtiyaç kaynağından asla uzak kalamaz. Dört büyük İmam, müslümanlar için Allah'ın bir rahmetidir. Bunlar dört delilden dinî hükümleri çıkarmışlar ve müslümanlara izleyecekleri yolu göstermişlerdir. Artık bunlardan herhangi birinin mezhebine uyan kimse, hak bir mezhebe bağlanmış, peygamberimizin yolunda bulunmuş demektir. Bu saygıdeğer büyük müctehidlerin hepsi de dinî meselelerin esasında birleşmişlerdir. Bu bakımdan aralarında ayrılık yoktur. Ancak ikinci derecede bulunan bir kısım meseleler üzerinde ayrılık göstermişlerdir. Fakat güzelce incelenirse görülür ki, bunların çoğu görünüşte olan bir ayrılıktan başka birşey değildir. Çünkü bu meselelerin bir çoğunda bu büyük zatlardan biri "Azimet-Takva" yolunu, diğeri de bir "Ruhsat-Müsaade" yolunu seçmiştir. Böylece mü'minlerin önüne geniş bir rahmet sahası açılmıştır. İşte: "Ümmetim arasında bulunan görüş ayrılıkları bir rahmettir", hadis-i şerifi ile buna işaret buyurulmuştur. Düşünelim: Müslümanlıkta ibadetlere, muamelelere ve diğer konulara ait ne kadar çok mesele vardır. Bunların hükümlerini Kur'an'dan, Sünnet'ten ve Ümmetin icmaından bulup meydana çıkarmak öyle her müslüman için kolay bir şey değildir. Bu çok büyük bir ilim ve dirayet işidir. İşte bu büyük müctehidler yalnız Allah rızası için, müslümanlara gerekli olan bütün meseleleri açıkça bildirmişlerdir. Her asırda milyonlarca müslümana ışık tutmuşlardır. Şunu da ekleyelim ki, bu dört müctehide ait dört mezhebden her birinin bağlıları, kendi mezheblerinin daha doğru, daha isabetli, sünnet ve maslahata daha uygun ve daha elverişli olduğuna inanır. Aksi halde o mezhebi seçmelerinin bir manası kalmaz. Bununla beraber diğer mezheblerin kıymetini azaltmak da akıllarından geçmez. Bu dört mezhebin dördüne de saygı duyarlar. Bu saygı Ehl-i Sünnet'in bir alametidir. Bilindiği gibi, İslam hukukuna ait ilme "Fıkıh" denir. Fıkıh, lügat anlamında bir şeyi olduğu şekilde tam olarak bilmek ve anlamak demektir. İbadetlere, muamelelere ve cezalara dair dinî hükümleri bildiren ilme de "Fıkıh İlmi" adı verilmiştir. Dinî hükümleri ayrıntılı delillerden, yukarda yazdığımız dört delilden anlayıp çıkarmaya yetkisi olan İslam alimlerinden her birine "Fakih", çoğuluna da "Fukaha" denir. Müctehidler ise, fukahanın en yüksek tabakasını teşkil ederler. Dinî hükümleri göstermek ve açıklamak yetkisi, bu ehliyetli Fukaha'ya aittir. Ezberlerinde binlerce hadis-i şerîf, binlerce ilmî mesele bulunan nice insaflı alimler, dinî hükümleri belirlemek hususunda sözü Fukaha'ya bırakmış, bu çok ince ve zor görevi yerine getirmek için kendilerinde yetki görmemişlerdir. Gerçek şu: Dört büyük imamdan ve muhterem müctehidden her birine uyan zatlar arasında öyle derin ve geniş muhtelif ilimlere sahib kudretli alimler vardır ki, her biri üstün ilim ve irfana sahib iken, ictihad yapmaya cesaret göstermemiş, bu imamdan birine uymayı şeref kabul etmiştir. Buna rağmen dar bilgili kimselerin kendilerinde böyle bir yetki görmeye nasıl hakları olabilir? Kabul etmeliyiz ki, dinî meselelerle ilgili olayların hükümlerini öteden beri herkes tarafından kabul edilen bu büyük müctehidlerden öğrenmek zorundayız. İctihad gücünde olmayan kimselerin dinî konular üzerinde, müctehidlerin mezhebine aykırı olarak, kendi anlayışlarına göre hüküm vermeleri, kendi düşüncelerine göre cevab vermeleri, Allah katında çok büyük bir sorumluluğa sebeb olur. Bu şekilde bir kimse vereceği cevabda doğru olsa bile, bilmeksizin cevab vermiş olacağından yine sorumluluktan kurtulamaz. Bu konuda bir hadis-i şerîfin meali şöyle: "Sizin ateşe atılmaya en cesaretliniz, fetvaya (dinî meselelere) cevab vermeye en çok cesaret göstereninizdir." Eğer din konusunda herkes, müslümanlar tarafından kabul edilen muhterem bir müctehide uymaz da kendi düşüncesine göre söz söyleyecek olursa, hak dinin yüce aslını kaybetmiş ve büyük bir sapıklık içine düşmüş olur. Nitekim böyle karanlık bir durum, geçmiş ümmetlerden bir çoğunun başına gelmiştir. Bu sebebden dolayı, müslümanlar böyle bir sapıklığa düşmemek için, öteden beri bu dört büyük müctehidden birine uymuşlar ve onu yol gösterici kabul etmişlerdir. Bu sayede de manevî sorumluluktan kurtulmak çaresini elde etmişlerdir. Ara sıra meydana çıkacak bazı mesele ve olayların hükümlerini belirlemek için bu dört müctehidden birinin uygulamış olduğu esasa ve benimsemiş olduğu usule başvurmak yeterlidir. Bunlara uyarak din ilimlerinde yetki ve faziletleri kabullenilmiş olan kimseler tarafından, bu gibi mesele ve olayların hükümleri çözümlenip belirlenebilir. Bu saygıdeğer dört müctehide, Eimme-i Erbaa (Dört İmam) denir. İmam-ı Azam'dan başka üçüne de, Eimme-i Selâse (Üç İmam) denir. Yüce Allah hepsinden razı olsun. Amîn...
__________________
"CaN bardakta çay sohbetlerimiz" başlamıştır Çayımızın şekeri olup sohbetimizi tatlandırmak ister misiniz? Öyleyse buyurun [Üye Olmadan Linkleri Göremezsiniz. Üye Olmak için TIKLAYIN...]
Konu CaN KıRıĞı tarafından (22.12.09 Saat 18:41 ) değiştirilmiştir.. |
|
|
| Bu mesaj için CaN KıRıĞı kullanıcısına teşekkür eden 5 üyemiz: | Alemdâr-ı İslâm (26.12.09), HiCRii (25.12.09), k@rdelen (26.12.09), muallim (26.12.09), Muttaki (26.12.09) |
|
|
#2 |
|
Derecesi :
![]() Grubu : Saadet
Üye No : 622
Üyelik tarihi : 27-09-2008
Mesleği : Öğrenci
Nereden : Bileyim:)
Konuları : 1173
Mesajlar : 7,948
Teşekkürleri: 1,802
2,630 mesajına 4,405 kere teşekkür edildi.
Tecrübe Puanı: 11
![]() Son Aktivitesi : 18.05.12
Durumu : Status: Offline
|
Hadislerin kaynaklarını yazmanız mümkün mü acaba?
__________________
[Üye Olmadan Linkleri Göremezsiniz. Üye Olmak için TIKLAYIN...] [Üye Olmadan Linkleri Göremezsiniz. Üye Olmak için TIKLAYIN...]
|
|
|
|
|
#3 |
|
Derecesi :
![]() Grubu :
![]() Üye No : 69
Üyelik tarihi : 10-08-2008
Konuları : 460
Mesajlar : 3,945
Teşekkürleri: 1,196
1,220 mesajına 2,208 kere teşekkür edildi.
Tecrübe Puanı: 0
![]() Son Aktivitesi : 30.05.10
Durumu : Status: Offline
|
Tabi.. Müslümanların güzel gördüğü şey Allah katında da güzeldir" (Ahmed b. Hanbel, I, 379) Âlimlerin farklı ictihadları, [mezheplere ayrılmaları] rahmettir. [Beyheki] "Sizin ateşe atılmaya en cesaretliniz, fetvaya (dinî meselelere) cevab vermeye en çok cesaret göstereninizdir." (kaynağını bilmiyorum ama ömer nasuhi bilmen (rahmetullahi aleyh) kaynaksız hadis yazmaz herhalde?
__________________
"CaN bardakta çay sohbetlerimiz" başlamıştır Çayımızın şekeri olup sohbetimizi tatlandırmak ister misiniz? Öyleyse buyurun [Üye Olmadan Linkleri Göremezsiniz. Üye Olmak için TIKLAYIN...]
|
|
|
|
|
#4 |
|
Derecesi :
![]() Grubu :
![]() Üye No : 93
Üyelik tarihi : 12-08-2008
Konuları : 85
Mesajlar : 1,012
Teşekkürleri: 185
459 mesajına 890 kere teşekkür edildi.
Tecrübe Puanı: 5
![]() Son Aktivitesi : 31.12.09
Durumu : Status: Offline
|
faydalı bir konu radiyallahu ank..
öncekilerin hassasiyetiyle şimdikilerin fetwa konusundaki sawurganlığını karşılaştırınca aradaki uçurumu farketmek hiçte zor değil... Ömer Nasuhi Bilmen de geçen hadiste çok etkileyici...
__________________
ALLAH we Rasulü bir işe hükmettiği zaman, mümin bir erkek we mümin bir kadın için o işte kendi isteklerine göre seçme hakkı yoktur...Ahzab - 36
|
|
|
| Bu mesaj için HiCRii kullanıcısına teşekkür eden 2 üyemiz: | CaN KıRıĞı (26.12.09), muallim (26.12.09) |
|
|
#5 | |
|
Derecesi :
![]() Grubu : Fazilet
Üye No : 1942
Üyelik tarihi : 04-01-2009
Konuları : 143
Mesajlar : 1,284
Teşekkürleri: 357
636 mesajına 1,242 kere teşekkür edildi.
Tecrübe Puanı: 5
![]() Son Aktivitesi : 31.01.12
Durumu : Status: Offline
|
Alıntı:
Abdullah bin Abdurrahman hafız Ebu Muhammed, 798 de Semerkand’da doğdu, 869 da vefat etti. Dârimî , Ahmed bin Hanbel hazretlerinin talebelerindendir ..çok zeki, zâhid, özü sözü doğru, güvenilir ve fazilet sahibi bir kimseydi. Hadis, tefsir ve fıkıh sahalarında büyük bir âlimdi. Hadis âlimidir. (Müsned) adındaki kitabı çok kıymetlidir. Hadis-i şerif ilminde olduğu gibi, tefsir ve fıkıh ilimlerinde de derin bir âlimdi. Eserleri: 1) Müsned-i Darimi (En meşhur ve kıymetli eseri budur). 2) El-Cami-us-sahih: Buna Sünen-i Darimi de denir. 3) Sülasiyyat.
__________________
|
|
|
|
| Bu mesaj için k@rdelen kullanıcısına teşekkür eden 2 üyemiz: | CaN KıRıĞı (26.12.09), Muttaki (26.12.09) |
|
|
#6 | ||
|
Derecesi :
![]() Grubu :
![]() Üye No : 69
Üyelik tarihi : 10-08-2008
Konuları : 460
Mesajlar : 3,945
Teşekkürleri: 1,196
1,220 mesajına 2,208 kere teşekkür edildi.
Tecrübe Puanı: 0
![]() Son Aktivitesi : 30.05.10
Durumu : Status: Offline
|
Alıntı:
![]() Alıntı:
Allah cc razı olsun..
__________________
"CaN bardakta çay sohbetlerimiz" başlamıştır Çayımızın şekeri olup sohbetimizi tatlandırmak ister misiniz? Öyleyse buyurun [Üye Olmadan Linkleri Göremezsiniz. Üye Olmak için TIKLAYIN...]
|
||
|
|
| Bu mesaj için CaN KıRıĞı kullanıcısına teşekkür edenler: | k@rdelen (26.12.09) |
![]() |
| Etiket |
| edillei, erbaa, or edillei, usuli, Şeriyye |
| Seçenekler | |
| Stil | |
|
|
Benzer Konular
|
||||
| Konu | Konuyu Başlatan | Forum | Cevaplar | Son Mesaj |
| Edille-i erbaa | Seida | İSLAMİ HAYAT SORU-CEVAP | 0 | 02.10.09 12:43 |
| Edille-i şer'iyye | Seida | İSLAMİ HAYAT SORU-CEVAP | 0 | 02.10.09 12:41 |
| çalişmalarda usul ve uslübumuz | el_ofi | SERBEST KÜRSÜ | 1 | 19.12.08 14:25 |
| SİSTEM BİLGİLERİ | ÖNEMLİ BİLGİLENDİRME |
|
Powered by vBulletin® Version 3.8.6 Copyright ©2000 - 2012, Jelsoft Enterprises Ltd. Content Relevant URLs by vBSEO 3.5.0 RC2 Kuruluş Tarihi : 10 Ağustos 2008 Site içerisindeki materyaller kaynak gösterilmeden kullanılamaz,dağıtılamaz. |
milligorusforum.net/biz/org sitemiz bir forum sitesi olduğu için kullanıcılar her türlü görüşlerini onay
almaksızın anında siteye yazabilmektedir.Bu yazılardan dolayı doğabilecek her türlü sorumluluk
yazan kullanıcıya aittir.Sitemizde yasalara aykırı herhangi bir materyal bulursanız
iletisim@milligorusforum.biz e-mail adresimize bildirirseniz,şikayetiniz incelendikten sonra en kısa
sürede gereken yapılacaktır.
|