| Konular: 50,300 | Mesajlar: 311,836 | Üyeler: 10,668 | Online: 217 | Elhamdülillah...



Geri git   Milli Görüş Forum İSLAM-İ İLİMLER » AKAİD-İ EHL-İ SÜNNET »

AKAİD-İ EHL-İ SÜNNET Ehl-i Sünnet ve'l Cemaat'in Akidesini Anlatan Kaynaklar...

Cevapla
 
Konuyu Sosyal Paylaşım sitelerinde Paylaşın LinkBack Seçenekler Stil
Alt 22.06.11, 10:23   #1
el-Kevserî - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
 
Derecesi :
Grubu : Saadet
Üye No : 622
Üyelik tarihi : 27-09-2008
Mesleği : Öğrenci
Nereden : Bileyim:)
Konuları : 1173
Mesajlar : 7,948
Teşekkürleri: 1,802
2,630 mesajına 4,405 kere teşekkür edildi.
Tecrübe Puanı: 11 el-Kevserî is on a distinguished road
Son Aktivitesi : 18.05.12
Durumu : Status: Offline

Standart Prof. Dr. Hayri Kırbaşoğlu'nun Küstahlığı

Prof. Dr. Hayri Kırbaşoğlu'nun, Mu’tezile âlimlerinden Amr b. Ubeyd’den, O'na hiçbir i’tiraz yapmadan, dolayısıyla beğenerek naklettiği (küfür) sözleri şunlardır:

(Mü'minlere göre sahîh olan bir hadîs için)

“Bu hadîsi A’meş’ten işitseydim, onu yalancılıkla suçlardım. Zeyd b. Vehb’den işitseydim, ona cevâb bile vermezdim. Abdullah b. Mes’ud’dan işitseydim, onun sözünü kabûl etmezdim. Allah’ı böyle söylerken işitseydim, O’na sen bizden mîsâk’ı bu esas üzere almadın! derdim”

(Yine başka bir hadîs için)

“Resûlüllâh böyle bir şey söylemez. Eğer söylemişse ben onu yalanlıyorum. Eğer onu (bu konuda) yalanlamak günah ise, ben bunda ısrarlıyım” (M. Hayri Kırbaşoğlu, Alternatif Hadîs Metodolojisi: 202-203)

Şu sözü söylediğine dâir rivâyetler sahîh ve sâbitse, kâfirliğin bundan ötesi olabilir mi?
__________________
[Üye Olmadan Linkleri Göremezsiniz. Üye Olmak için TIKLAYIN...]

[Üye Olmadan Linkleri Göremezsiniz. Üye Olmak için TIKLAYIN...]
View el-Kevserî'in Fotoğraf Albümü  
Digg this Post!Add Post to del.icio.usBookmark Post in TechnoratiFurl this Post!
Alıntı ile Cevapla
Alt 22.06.11, 11:43   #2
SaFKaN - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
 
Derecesi :
Grubu : Saadet
Üye No : 2321
Üyelik tarihi : 28-01-2009
Konuları : 102
Mesajlar : 2,714
Teşekkürleri: 1,811
926 mesajına 1,348 kere teşekkür edildi.
Tecrübe Puanı: 6 SaFKaN is on a distinguished road
Son Aktivitesi : 19.05.12
Durumu : Status: Offline

Standart

Bu memlekette ilim adamlarının arasına meğer ne çok hoca gözüküpde yahudi hırıstıyan putperest mecusi vs insanlar karışmış ...
View SaFKaN'in Fotoğraf Albümü  
Digg this Post!Add Post to del.icio.usBookmark Post in TechnoratiFurl this Post!
Alıntı ile Cevapla
Alt 22.06.11, 14:04   #3
MillîGenclik - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
 
Derecesi :
Grubu : Administrator
Üye No : 31
Üyelik tarihi : 08-08-2008
Mesleği : Seyyâh
Nereden : FuâD
Konuları : 632
Mesajlar : 3,532
Teşekkürleri: 4,170
1,919 mesajına 4,969 kere teşekkür edildi.
Tecrübe Puanı: 10 MillîGenclik isimli üye Tecrübe puanını kapatmıştır.
Son Aktivitesi : 22.05.12
Durumu : Status: Offline

Standart

Hangi hadis için bunu söylüyor?
View MillîGenclik'in Fotoğraf Albümü  
Digg this Post!Add Post to del.icio.usBookmark Post in TechnoratiFurl this Post!
Alıntı ile Cevapla
Bu mesaj için MillîGenclik kullanıcısına teşekkür edenler:
BAKLACI (22.06.11)
Alt 22.06.11, 14:40   #4
el-Kevserî - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
 
Derecesi :
Grubu : Saadet
Üye No : 622
Üyelik tarihi : 27-09-2008
Mesleği : Öğrenci
Nereden : Bileyim:)
Konuları : 1173
Mesajlar : 7,948
Teşekkürleri: 1,802
2,630 mesajına 4,405 kere teşekkür edildi.
Tecrübe Puanı: 11 el-Kevserî is on a distinguished road
Son Aktivitesi : 18.05.12
Durumu : Status: Offline

Standart

Gurabâ Dergisi'nde sadece bu şekilde yazıyordu..
__________________
[Üye Olmadan Linkleri Göremezsiniz. Üye Olmak için TIKLAYIN...]

[Üye Olmadan Linkleri Göremezsiniz. Üye Olmak için TIKLAYIN...]
View el-Kevserî'in Fotoğraf Albümü  
Digg this Post!Add Post to del.icio.usBookmark Post in TechnoratiFurl this Post!
Alıntı ile Cevapla
Alt 22.06.11, 14:41   #5
muallim - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
 
Derecesi :
Grubu : Saadet
Üye No : 3461
Üyelik tarihi : 29-03-2009
Konuları : 654
Mesajlar : 4,481
Teşekkürleri: 10,380
2,953 mesajına 5,391 kere teşekkür edildi.
Tecrübe Puanı: 8 muallim is on a distinguished road
Son Aktivitesi : 06.12.11
Durumu : Status: Offline

Standart

Ben de fazla bilmiyordum.Nette Kırbaşoğlu'a yazılan bir reddiye buldum.Sizlere arzediyorum.

SAPITANLARA REDDİYELER SİTEMİZE HOŞ GELDİNİZ


RESÛLLAH ALEYHİSSALÂTU VESSELÂM BUYURDULAR Kİ:”HER ÜMMETİN MECUSİLERİ VARDIR.BU ÜMMETİN MECUSİLERİ” KADER YOKTUR!” DİYENLERDİR.
CÜBBELİAHMED HOCA'YA TEBRİKLERMUSTAFA İSLAMOĞLU'NA MEKTUP.(BABASINDAN)HAYRETTİN KARAMAN HEZEYANLARI.SÜLEYMAN ATES'TEN ÜRKÜTÜCÜ FETVALARPROF.YAŞAR NURİ



.


EHLİ SÜNNETE MUHALİF PROF'LARA,HOCA'LARA VE YAZAR'LARA REDDİYELER.
YAHUDİ DÖNMESİ MUHAMMED ESED.İN MEAL-TEFSİRİNE DAİR YANLIŞLARI
MUHAMMED ESED'İN VE ÖTEKİLERİN MEAL VE TEFSİRİNDEKİ YANLIŞLAR
MUSTAFA İSLAMOGLU NUN ABDEST FİTNESİ...

M. HAYRİ KIRBAŞOĞLU'NA REDDİYE
(3)

bismillahirrahmanirrahim

Evet Hocamız tablolarda geçen hadisleri değerlendirirken diyor ki: bu tabloda yer alan toplam 178 rivayetten tekrarlar çıkarıldığında geriye 85 rivayet kalmaktadır. Bunlar içerisinde Mürsel (tabiinin Hz. Peygamber den rivayeti arada sahabe olmadan) olanlarında bulunduğunu burada hatırlatırım.


1-CEVAP: Bir kere tekrarlar çıkarıldığı zaman geriye 85 hadis değil 82 hadis kalır.

2-CEVAP: Bu 82 Hadis içerisinde Mürsel hadis bulunmamaktadır. Hocamızın mürsel diye okuduğu veya kasıtlı olarak söylediği Mevkuf(Senedi Sahabede son bulan rivayettir) hadistir. Yani Hocamız el-Keşmirinin et-Tasrih eserini dikkatle incelememiş maalesef o eseri tekrar gözden geçirmesini tavsiye edriz Kırbaşoğlu, Hz. İsa’nın nüzülünden bahseden 52 kitap içerisinde yer alan 178 hadisle Keşmiri’nin et-Tasrih’inde yer alan hadisleri aded yönünden birbirine karıştırmış. Ebu Ğudde’nin ilave ettikleri de dahil edildiğinde et-Tasrih’te 121 hadis olmasına rağmen, Kırbaşoğlu 178 gibi bir rakamdan bahseder.
Böyle bir çalışmada buraya kadar sunduğumuz tutarsızlıklar bu çalışmanın ne kadar gafletle ve başarısız bir çalışma olduğunu sergilemiyor mu? Piyasada maalesef böyle ilahiyatçı kisvesinde çalışmalar yapıp ta hiçbir ilmi dayanağı bulunmayan çalışmalar o kadar çok ki bunların çoğu zanna dayalıdır. Akıllı bir Müslüman’a düşen ise böyle zanna dayalı çalışmalara itibar etmemeleridir. Yukarda tarihten örnekler verdim bu tür yaklaşımlar tarihin her dönemin de olmuştur ve hiçbir zaman muvaffak olamamışlardır. Bunlar toplumun cahilliğinden faydalanarak bu çalışmaları yapıyorlar. Bunların sözlerine inanmakla ve Ehli Sünnetin o eşsiz Alimlerini arkamıza almakla biz zannederiz ki doğru olanı kabul ettik oysa öyle değil cahilliği kabul etmiş oluruz.

İsnad tenkidi bölümünde Hocamız diyor ki: Ravilerin güvenilirlikleri açısından bakıldığında konuyla ilgili hadisleri rivayet edenlerin tamamının sika (Güvenilir) olmadıkları görülmektedir.

CEVAP: Bu kadar saçma bir iddia olur mu? Kendisinin de dediği gibi geriye 85 (bize göre82) hadis kalıyor bu 85 hadisin ravilerinin hepsi nasıl olurda güvenilir olmaz ilginç. İçlerin de güvenilir olmayanlarda bulunuyor dese neyse. Bu saçma ifadeye izah yapma gereği bile duymuyorum.
Hocamız bu çalışmasında iftira atmaktan ve olayları saptırmaktan başka hiçbir şey yapmamış. Bir de utanmadan bilimsel çalışma iddiasın da bulunuyor.

Tevatür bölümünde Hocamız Mütevatirin tanımını yaptıktan sonra şöyle diyor: daha önceki tablolar da görüldüğü gibi, konuyla ilgili hadisleri nakletmiş görünen birinci tabakada ki (yani Sahabeler) kaynak ravilerin sayısı otuz üçtür. Bu otuz üç kişinin gerçekten Hz. Peygamber den bu hadisleri işittiklerini varsaysak bile, bu sayı acaba yalan üzere ittifak etmeleri imkansız olan bir kalabalık anlamına gelir mi?

CEVAP: Yukarıda da bahsettiğimiz üzere sahabelerin yalan üzerine bırakın birleşmelerini onların ferdi anlamda bile yalan söylemeyecekleri ve Allah’ın onlardan razı olduğu ayetler ile sabitken ve bu naslardan dolayı Alimlerin hepsi onları “udul” (adaletli) vasfına sahiptirler diye ittifak etmişlerken yazar neye dayanarak 33 sahabeyi adaletsizlik ve yalan ile itham ediyor. Allah’tan da utanmıyor. Onların yalan üzere birleşeceklerini ima ediyor. Yukarı da verdiğim ayetler de Tevbe 20-100 gibi Allah onlardan razı olduğunu çok açık bir şekilde söylüyor. Allah’ın Kuran da kınamış olduğu bir vasıf olan yalan eğer sahabe de olsaydı Allah daha onlar hayattayken razı olur mu idi? yazara soruyorum: Bu ayetler onun için hiçbir mana ifade etmiyor mu acaba. Unutmayın ki dinin yarısı bu sahabelerin haberleriyle bize ulaşmıştır. Böyle bir tutum sergilemek o gelen haberlerin de yalan olduğunu akla getirir ki bu Muhal bir şeydir. Kırbaşoğlunun bu sahabelere ithamına rağmen Allah’ın onlardan razı oluşunu bir kenara koyup bu ifadelere bu ayetlerden dolayı karşı çıkacağı yerde hala birilerinin kalkıp ta Kırbaşoğlunun çalışmasını beğenmesi ve ona destek vermesini ne ile izah edeceğiz. Eğer Allah doğru söylüyorsa ki elbette sadakallahül Azimdir. O zaman Hocamızın onlara karşı yorumu iftiradır. Bunun başka da bir izahı olamaz.
Kırbaşoğlu’nun birinci tabakada yer alan ravilerin sayı itibarı ile otuz üç olmalarını tevatür için yetersiz görmesine gelince, malumdur ki, tevatür için belirlenen ravi sayısı ictihadidir. Bu durumda şu kadar olmalıdır, aşağısı ya da fazlası tevatürü ihlal eder demek doğru değildir. Asıl olan, ilk üç tabakada (sahabi, tabii, tebe-i tabii) ravilerin yalan üzere ittifak etmelerinin imkansız oluşudur.( Vehbe Zuhayli, Usulu’l-Fıkhi’l-İslami, Beyrut, 1998, I, 452.)

Hadislerin mütevatir addedilebilmeleri için ravilerin adedinin ne olacağı, ictihadi bir mesele olduğundan farklı tayinler ortaya çıkmıştır. Bu da dörtten başlar ve sırasıyla, beş, yedi, on, on iki,… olmak üzere yukarıya doğru devam eder. Fakat burada asıl olan ravilerin yalan üzere birleşmelerinin muhal olmasıdır.

Ayrıca 33 küçümsenecek bir rakam ise Hocamıza soruyorum: Cibrilin İslamı öğretmesiyle alakalı hadiste islamın temel beş şartın dan ( Şehadet, Namaz, Zekat, Oruç, Hac) bahseden hadiste ki şartlara inanıyor mu? (İslamın temel beş şartının olduğunu biz hadisler den öğreniyoruz. Bu hadis olmasa idi diğer yüzlerce geçen emirleri biz İslamın temel şartı olarak görürdük). Çünkü bu hadisi 8 kişi rivayet etmiş ama Mütevatir olduğun da ittifak olunmuş bir hadistir. Veya Abdestsiz namazın kabul olunmayacağına inanır mı? Bu hadisi de 14 kişi rivayet etmiş. Çünkü Allah’ın Kuran da Namaza kalktığınız da abdest alın emrinden kılacağı namazın kabul olup- olmamasıyla alakalı bilgi geçmez. Bu hadiste Mütevatir kabul edilmiştir. Veya Kabir ahvaliyle alakalı hadisi de kabul etmiyor mu? Bu hadisi de 28 kişi rivayet etmiş. Veya Recm ile ilgili hadisi de kabul etmiyor mu (oryantalistler de buna inanmazlar.) Eğer yazar kabul ediyorsa bu hadisi de 27 kişi rivayet etmiş. Veya hanımıyla ters ilişki de bulunmayı men eden hadisi çünkü ayette Allah tarla olarak kadının kendisini zikretmiş ve nereden istersek oradan tarlaya girmemizi emretmiştir.(bak.Bakara 223) Rasulullah ise bu ayetten kastın Helal olan yerin ön edep yeri olduğu arka taraf olmadığını beyan etmiştir. O zaman Hocamız gibi zihniyette olan insanların bu olayı helal görmeleri gerekir. Yok biz de haram görüyoruz diyorlarsa o zaman onlar da Şianın yaptığı gibi işlerine gelen hadisi kabul edip işlerine gelmeyeni tekfir ediyorlardır. Bunun başka da izahı yoktur. Bunun gibi daha çok örnek var Mütevatir hadisle ilgili.(Konularla alakalı hadisler için Meşhur imam Suyutinin El-Fevaid et-Mütekasire fil ahbar el-Mütevatire adlı eserine baka bilirsiniz)
Ama en önemli kısmı Haberi Ahad kanalıyla gelen hadisler. İslam dininin yüz de seksenini teşkil eder. Eğer kişi sayısı önemli ise Hocamız yüzde seksen dini hükümleri kabul etmiyor ve yaşamıyor demektir. Eğer böyle ise dinin yüzde seksenine inanmayan bir insanın dinle ne alakası var ve din hakkında konuşmaya ne hakkı var. Mesela yellenmekten dolayı veya kusmak tan dolayı abdest lazım geldiğine inanıyor mu? Çünkü bu hususta Hadisle sabittir. Kuran da sadece tuvalette ihtiyaç giderildiği zaman abdestin gerekliliği vurgulanır.(Maide 6) Eğer inanıyor ve yapıyorsa bilsin ki bu hadis Ahaddir. Mütevatire inanmayanın buna inanmasını tutarsızlıktan başka nedir. Karar sizin.
Gördüğünüz gibi Hocamızın yaklaşımını hadis usulü ilmin den birazcık anlayan insanın bile sergilemeyeceği bir gerçektir. Kaldı ki Hocamız gibi İlahiyatçı bir uzmanın yapmayacağı hatalarla dolu bu çalışma.
Tevatür meselesinde Ebubekir Sifil hocamızın bir makalesini buraya yazıyorum.

NÜZUL-İ İSA (a.s) MESELESİNDE İTİRAZ NOKTALARI-2

Milli Gazete - 8 Ocak 2004

Hz. İsa (a.s)'ın ruh ve bedeniyle göğe kaldırıldığı ve kıyamete yakın yeryüzüne ineceği inancına itiraz edenlerin ileri sürdüğü bir diğer gerekçe, "beklenen kurtarıcı" inancının diğer din ve inanç sistemlerinde de bulunmasıdır. İddiaya göre "nüzul-i İsa (a.s)" inancı, özellikle Yahudilik ve Hristiyanlık'ta bulunan "kurtarıcı Mesih" inancının İslam'a intikal etmiş bir versiyonu olmalıdır.

Buna "delil" denemeyeceği açıktır; zira müddeayı tek başına isbatlayıcı özellikte değildir. İlk olarak herhangi bir inanç unsurunun başka din ve inanç sistemlerinde de bulunması, tek başına onun "batıl/asılsız" olduğunu göstermeye yetmez. İkinci olarak da bu inanç unsurunun İslam'a hangi sebeplerle, nasıl ve ne zaman geçtiğinin ortaya konması gerekir. İtiraz sahiplerinin bu noktaya tatminkâr herhangi bir açıklama getiremediği dikkatten kaçmıyor.

Bir diğer gerekçe, konuyla ilgili rivayetlerin "tevatür" seviyesine ulaşamayıp, "haber-i vahid" (yahut "birkaç rivayet"!) seviyesinde kaldığı, bu tür haberlerin ise "kesin ilim" değil, "zann" ifade ettiği şeklinde ortaya konmaktadır. (Bu hadisleri nakleden sahabî sayısının 30'lu rakamları bulmasının "tevatür" için yeterli olmadığını söyleyerek "tevatür" olgusu hakkında "serbestçe" kelam edenlere, Sahabe'den kaç kişinin Kur'an'ı baştan sona ezberlediğini, bunlardan kaçının isimlerini ve senetlerini bildiğimizi ve dahi bu hususların zikredildiği senetlerin ve eserlerin "tevatür"ünü isbat edip edemeyeceklerini sormak gerekir...)

Burada hemen belirtelim ki "nüzul-i İsa (a.s)" hadislerinin "mütevatir" olduğunu söyleyenler , Prof. Dr. M. Hayri Kırbaşoğlu'nun iddia ettiği gibi (İslâmiyât dergisi, c.3, s. 4, Ekim-2000, 156) bu hadislerin önce "lafzî mütevatir" seviyesinde olduğunu ileri sürüp, bilahare "geri adım atarak" "manevi mütevatir" kategorisinde olduğunu söylemek durumunda kalmış değildir. Bu hadislerin "mütevatir" olduğunu söyleyenler, bu konuda "lafzi tevatür" bulunmadığının pekala farkındadır; zira hadislerin metinleri ortadadır. Onların başından beri kasd ettiği "manevi tevatür"dür ve bir çoğu da bunu açık bir şekilde belirtmişlerdir. (Konuyla ilgilenenler için Prof. Dr. Kırbaşoğlu'nun, "nüzul-i İsa (a.s)" rivayetlerine "hiç rastlanmaz" dediği eserler arasında Abdürrezzâk'ın el-Musannef'inde, başka vesilelerle sevk edilmiş tek tek rivayetler dışında "Bâbu Nüzûli Îsâ b. Meryem Aleyhimesselâm" başlığını taşıyan müstakil bir bölüm (bkz. a.g.e., XI, 399 vd.) bulunduğunu hatırlatmış olalım bu vesileyle.)
"Manevi tevatür"ün özelliği, bahse konu edilen rivayetlerin lafızları veya ana temaları farklı olmakla birlikte, hepsinde ortak bir noktanın bulunmasıdır. Hatta bu rivayetlerde dile getirilen başka hususlar arasında zahiren çelişki bulunsa bile bu durum, tevatüre esas teşkil eden "ortak nokta"ya bir halel getirmez. Kaldı ki –02 ve 04 Ekim 2003 tarihli yazılarda da ortaya koymaya çalıştığım gibi– "nüzul-i İsa (a.s)" hadisleri arasında bir "çelişki" bulunduğunu söylemek de mümkün değildir.
Bir diğer gerekçe de ("Mehdi inancı"yla birlikte) "nüzul-i İsa (a.s)" inancının kitleleri tembelliğe ve "kurtarıcı bekleme"ye ittiği tesbitidir. Bu tesbitin de itiraza "delil" teşkil etmeyeceği açıktır. Zira herhangi bir doğrunun bazı toplum kesimleri veya bir kısım insanlar tarafından yanlış bir tavra gerekçe yapılmış olması bizatihi o doğrunun doğruluğu için bir nakisa teşkil etmez. Aynı durum, tarih içinde ortaya çıkmış "sahte Mesih"ler vakıası için de geçerlidir.

Kaldı ki rivayetler, Hz. İsa (a.s)'ın, Müslümanlar'ın zaten fiili bir hareket içinde bulunduğu bir zaman diliminde ineceğini açık bir şekilde anlatmaktadır.


Hocamız diyor ki: Konuyla ilgili Hadisler ilk dönem hadis kaynaklarında hiç yer almaz mesala Hemmam b.münebbihin Sahifesi:

CEVAP: Hemmam b. Münebbihin sahifesini bizzat Ebu Hureyre den işitip yazdığı 135 Hadisi ihtiva eder. Bu sahife de geçme ihtimali olmadığını bilmiyor mu ki soruyor. Hem bu sahifede geçseydi inanacakmıydı? Çünkü bu 135 hadisin hepsi Hocamzın güvenilirliğin de şüphe var dediği ebu Hureyre rivayetidir. Demek ki Hocamız bunları kasıtlı soruyor. Bir de madem bu sahifeye bu kadar değer vermiş ise niçin Ahmed b. Hanbelin Müsnedini zayıf kaynak olarak zikrediyor. O bilmiyor mu ki Hemmam b. Münebbihin sahifesi olduğu gibi Müsnedde geçiyor. Demek ki amacı doğruları ortaya koymak değil. Ayrıca İbni Mesudun ve İbni Ömer gibi bazı ravilerin de Müsned de sahifeleri bulunur. Onları neden sormuyor da Hemmam b. Münebbihin sahifesini soruyor.

Gelelim İmam Ebu Yusuf ve İmam Muhammedin eserlerin de niçin geçmiyor sorusuna:

CEVAP: İmamı Azam onların hocası hem de onlardan önce gelen birisidir. Yukarıda ki sorduğumuz sorunun aynısını burada da soruyoruz. Niçin Hocamız İmamı Azamın beş eserinde bu mevzu var mıdır diye sormuyor da kendilerini hep fıkıh dalına ağırlık vermiş ve eserlerini hep fıkhi mevzular üzerine hazırlayan talebelerini soruyor. Hem bilmiyor mu ki ilk ehli sünnet itikadını ve Ehli sünnet kavramlarını imamı Azam başlatmıştır. Talebelerinin ondan farklı bir itikat taşıyacağını mı sanıyor. Nedeni gayet açık çünkü imamı Azamın bu konuda Hz. İsanın gelmesi haktır, itikadı elzemdir dediğini bildiği için olayı burada da saptırmış.(Fıkhul Ekber s.210) Hocamızın bu iftira ve tutarsız çalışmasın dan sonra gelelim Hz. İsanın Nüzulu ile ilgili bölüme.









HZ. İSANIN NUZULÜ


Hz. İsanın yeryüzüne tekrar indirilmesi olayı eskiden beri bir takım çevreler tarafından tartışma konusu yapılmış ve türlü bahanelerle inkar edilmiştir. Yukarıda ki örneklerden de anlaşılacağı üzere bu konu kimi zaman Mütevatir haberle bize ulaşmamış, kimi zaman tamamı İsrailiyat kabilinden haberlerden sayılmış, kimi zaman da itikadi değildir zannı ile eleştirilere maruz kalmıştır. Ehli sünnet içerisin de bu tür tartışmalar asla olmamış, bazı çevreler bu tartışmaları Ehli sünnetin içine sokmaya çalışmışlar, ama o güzide Ehli sünnet Alimlerinin aşırı titiz çalışmaları ve onların eleştirilerine güzel reddiyelerle karşılık vermeleri neticesinde fazla muvaffak olamamışlardır. Bizim diğer itikadi mevzular da olduğu gibi bu mevzuda da şüphemiz yoktur.


Hz. İsa’nın Nüzulüne dalalet eden ayetler:

1- Hani Allah isaya demişti ki: Ey İsa doğrusu seni ben vefat ettireceğim ve seni kendime yükselteceğim…Ali İmran 55)

Altı çizili ayetlerin Arapça karşılığı incelendiğinde Hz. İsa’nın bildiğimiz manada ölmediğini açıkça ortaya koymaktadır. Bu ayetler de geçen ve Türkçe mealler de öldürme veya vefat ettirme olarak geçen kelime Arapça “Teveffa” kökünden türemiştir ve manası da canın geçici olarak alınması anlamına gelir. Allah bu gerçeği bize Zümer 42 de şöyle buyurur: Allah ölecekleri (Mevt) zaman canlarını alır(Teveffa) ölmeyeni de uykusunda (canını alır) Böylece kendisi hakkın da ölüm kararı verilmiş olanı tutar öbürünü ise adı konulmuş bir ecele kadar Salı verir. Şüphesiz bun da düşünen bir kavim için ayetler vardır”. Aynı kelimenin geçtiği diğer ayet ise Enam 60 dır.
Allah bu ayetler de uyku halini ölüme benzetmiştir.
Bu ayetler de Ali İmran 55 ayetin de olduğu gibi Allah “Teveffa” kelimesini kullanmıştır. İnsanın uyku hali ölüm olmadığına göre nedir. Demek ki Hz. İsa’nın da uykudakine benzer bir şekil de canının alındığı ve Allah’ın katına yükseltildiği ortaya çıkar. Eğer Hadislerde de varit olduğu üzere tekrar gelmeyecekse neden anladığımız bir şekilde ölüm gerçekleşmedi. Bu olay Nuh Suresi ayet 17,18 de bildirilen insanların topraktan yaratılıp tekrar toprağa girip ve kıyamette tekrar diriltileceğin den bahseden hakikata ters değilmidir. Oysa Allah’ın ayetler de bahsettiği olay Sünnetullah tandır. Ayrıca devamlı gök yüzün de kalacaksa kıyamette tekrar topraktan dirileceğimize dair o kadar çok ayet var ki mesala (Rum19) Hz. İsa tekrar gelmeyecekse Nasıl diriltilecek ve bu ayete de ters deyimlidir? Yoksa Allah’ın Kitabın da Haşa tutarsızlık ve tezatmı var. Bunu nasıl izah edeceğiz.

2- yukarıda ki ayeti kerime de Ali İmran 55’te : Sana uyanları kıyamete kadar inkara sapanların üstüne geçireceğim. ifadesi de dikkat çekicidir. Hz. İsa’ya gerçekten tabi olan bir guruptan bahsedilmektedir. Peki kimdir bunlar Hz. İsa hayatta iken ona uyanların sayısı çok azdı ve onun dünya dan ayrılmasından sonra hızla dejenerasyon başladı. Ayrıca Havariler olarak tanınan insanlar ciddi bir baskı altında yaşamak zorundaydılar. Sonraki iki yüz yıl boyunca da Hz. İsa’ya iman edenler aynı baskılara maruz kaldılar. Bunlar bilinen şeylerdir. Bu durum da geçmişte yaşayan Hristiyanların inkar edenlere üstün geldikleri söylenemez. Şu halde: sana uyanları kıyamete kadar inkara sapanların üstüne geçireceğim ifadesi kıyamete yakın geleceğini ve ayette anlatılan üstünlüğün o zaman olacağına işaret etmiyorsa bu ayet ne zamandan bahsediyor.
3- Nisa 156.158 ayetlerin arkasından Allah 159 ayette şöyle buyurur:

Andolsun, Kitap ehlinden ölmeden önce ona inanmayacak kimse yoktur. Kıyamet günü oda onların üzerine şahit olacaktır.

Bu ayette geçen o zamiri üzerine Kurandır manası verenler vardır. Eğer gramatik olarak ayetlere 157 den itibaren bakarsak o zamirinin hep Hz. İsa ya dalalet ettiği görülür. 157: Oysa onu öldürmediler ve onu asmadılar.
158: Allah onu kendine yükseltti. bu ayetler de o zamirinin Hz. İsa ya baktığı görülür. Ayetlerin sıyak ve sıbak açısından bakıldığında 159 da ki o zamirinin de Hz. İsa olduğu görülür. o zamiri kurandır manası verildiğin de diğer ayetlere de aynı manayı vermek gerekir o zaman kuranı astılar ve kuranı kendine yükseltti gibi bir mana çıkar. Eğer sade 159 ayette o zamiri kurana işaret ediyor diyorlarsa o zaman ayette bahsedilen kıyamet günü şahit kuran olmuş olur. Oysa biz kuran da insanın kıyamet günü kendi aleyhine dilinin, ellerinin ve ayaklarının (Nur24-Yasin65) işitme görme duyularının (Fussilet20-23) şahit olacaklarını ama kuranın ise böyle bir şahitliğini kuran ayetlerin de göremiyoruz. Ayetlerin sıyak ve sıbak açısından bakıldığında o zamirinin kurana başka konularla alakalı ayetler de geçtiği de görülür. Mesala Adiyat 6-8- Tekvir19- Tarık13- Neml 77 gibi.

4-Ölümün den önce : ifadesinin yorumu ile ilgili: “kitap ehlinin kendi ölümlerinden önce inanması anlamını taşıdığını söylemek.” Eğer bu yorum doğru ise Hz. İsa’ya kitap ehlinden olan her kişi iman edecektir. (O zamirinin kurana işaret etmediğine dair açıklamayı yukarda zikrettik.) oysa Hz. İsa döneminde bırakın ona iman etmelerini Yahudilerin onu öldürmeye çalıştıkları bir gerçektir.

Ayetleri bilgiler doğrultusun da ele alırsak: Birincisi ayette gelecekten bahsedildiği açıktır. Hz. İsa bizim anladığımız şekilde ölmemiş ve Allah katına yükseltilmiştir. Hz. İsa’ya tüm ehli Kitabın imanı söz konusudur. Bu da henüz gerçekleşmemiştir. O halde Hz. İsa’nın Kıyamete yakın gelişi anlaşılır.

5- Ali İmran 45-48 ayetlerin de geçen: Ona Kitabı Hikmeti, Tevratı ve İncili Öğretecek” ibaresidir. İncil den, Tevrat dan başka bir kitabı Allah ona öğreteceğini söylüyor. Bu kitaba Zebur dur diyemeyiz birincisi içerik olarak üçte ikisi ilahiler den oluşmaktadır Ahkam ayetleri çok az bulunur. İkincisi Kitabı Mukaddes içerisin de eski Ahit bölümünde bulunur. Bu kitaplar dan başka yeryüzünde bilinen kuran dan başka kitap var mıdır? Ayrıca Maide 110 ayetin de : Sana Kitabı, Hikmeti, Tevratı ve İncili öğrettim” geçmektedir. Burada ki Kitap kelimesi genelde Mealler de “Yazı yazma” diye manalandırılsa da bu kelime Kuran da 11 ayrı manada zikredilmiştir. Ama en meşhuru Kuran-ı Kerim manasına gelmesidir.(Bakz.El-Mevarid Arapça-Türkçe Lügat)
Biz bu kitap kelimesini anlamak amacıyla yine Kurana bakıyoruz. Ali İmran 3 ayetinde : Kitap kelimesi İncil ve Tevratın yanında Kuranı ifade etmek için kullanılmıştır.
O halde Hz. İsa’ya öğretilecek Kitabın Kuran olduğu anlaşılır. Kuranı Kerim Hz. İsa’dan 600 sene sonra geldiğine göre Kuranı ne zaman öğrendi. Mantıklı olan Hz. İsa’nın Tekrar geldiğin de ona tabi olacağıdır.

6- Zuhruf 61 ayetinde: “şüphesiz o (İsa) kıyamet saati için bir ilimdir” buyrulur. Bu ayette açıkça o zamirinin Hz. İsa’ya delalet edildiği görülür. Burada ki o zamirine de Kurandır manası verenler olmuştur ama ayetlerin 57’den başlayıp 67 ayetine kadar gramatik olarak bakarsak o zamirinin Hz. İsa ya dalalet ettiği görülür. Zaten bizim bu sözümüzü de Müfessirlerin çoğunluğu destekler. Bu o zamiriyle alakalı İbn Abbas, Ebu Hureyre, İkrime, Katade gibi sahabeler Hz. İsa olarak rivayet etmişlerdir. (Daha geniş bilgi için Tefsirlere müracaat edin.)

7- Ali İmran 59 ayetinde: Allah katında İsanın durumu Ademin durumu gibidir” buyrulur. Müfessirlerin çoğu bu ayette her iki peygamberin Ademin (a.s) anasız ve babasız İsa’nın (a.s) da babasız yaratıldığına dikkat çekmişlerdir. Ama bu ayet Hz. Ademin cennetten yeryüzüne indirilişi gibi Hz. İsa’nın da Kıyamete yakın indirileceğine bir işaret olabilir. Allahu alem Bissevap.

Evet görüldüğü gibi hadis inkarcılığı tarih boyunca şekilden şekle girmiş günümüze kadar ulaşmıştır. Ahir zamanın bu fitne ve desiseleri karşısın da Kurana ve Sünneti en iyi şekilde izah eden Ehli sünnet çizgisine daha çok sarılmamız ve Ehli Sünnet itikadını çok iyi okuyup anlamamız gerektiği ortaya bir kez daha çıktı. Yukarı da örneklerde de gördüğünüz üzere bu çerçeveden bakmayanların (Oryantalistlerin) Kuranla iman ile bir alakası yoktur. Okun yaydan fırladığı gibi bu insanlar dinden çıkmışlar peşlerine de cahil Müslümanları katıp götürmeyi ve onların da başını yakmayı hedeflemişlerdir. Bu zaman da bu tür akımlara çok dikkat etmek lazımdır. Tekrar söylüyorum ki İMANIN ASLA ŞAKASI YOKTUR:

Okuyanlara faydalı olur ümidi ile Allah sizi ve bizi Ehli Sünnet çizgisinden ayırmasın ve bizi mağfiret etsin Amin. Vesselam Veddua.

alıntı....







__________________
[Üye Olmadan Linkleri Göremezsiniz. Üye Olmak için TIKLAYIN...]




" Kişi Sevdiği ile Beraberdir "

(Hadisi Şerif)

"İlim mü'minin en yakın dostudur.
Akıl onun yol göstericisi;iyi,yararlı amel,işlerini düzene sokucusudur.
Yumuşak huyluluk onun veziri,sabır onun hükümdarı,şefkat ve merhamet onun babası,hazımlı olmak onun kardeşidir."

Konu muallim tarafından (22.06.11 Saat 14:51 ) değiştirilmiştir..
View muallim'in Fotoğraf Albümü  
Digg this Post!Add Post to del.icio.usBookmark Post in TechnoratiFurl this Post!
Alıntı ile Cevapla
Bu mesaj için muallim kullanıcısına teşekkür edenler:
Serdaroglu (01.05.12)
Alt 22.06.11, 14:58   #6
SaFKaN - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
 
Derecesi :
Grubu : Saadet
Üye No : 2321
Üyelik tarihi : 28-01-2009
Konuları : 102
Mesajlar : 2,714
Teşekkürleri: 1,811
926 mesajına 1,348 kere teşekkür edildi.
Tecrübe Puanı: 6 SaFKaN is on a distinguished road
Son Aktivitesi : 19.05.12
Durumu : Status: Offline

Standart

Alıntı:
MillîGenclik´isimli Arkadaşımızdan Alıntı Mesajı göster
Hangi hadis için bunu söylüyor?


Alıntı:
“Resûlüllâh böyle bir şey söylemez. Eğer söylemişse ben onu yalanlıyorum. Eğer onu (bu konuda) yalanlamak günah ise, ben bunda ısrarlıyım” (M. Hayri Kırbaşoğlu, Alternatif Hadîs Metodolojisi: 202-203)
Sümme haşa ve kella tevbe estağfurullah...

Burada önemli olan bu sözleridir Resulüllah sallallahu aleyhi vessellem efendimizi yalanlamak direk İnkardır küfürdür
View SaFKaN'in Fotoğraf Albümü  
Digg this Post!Add Post to del.icio.usBookmark Post in TechnoratiFurl this Post!
Alıntı ile Cevapla
Cevapla

Etiket
hayri, kırbaşoğlunun, küstahlığı, prof

Seçenekler
Stil

Yetkileriniz
Yeni Mesaj yazma yetkiniz Aktif değil dir.
Mesajlara Cevap verme yetkiniz aktif değil dir.
Eklenti ekleme yetkiniz Aktif değil dir.
Kendi Mesajınızı değiştirme yetkiniz Aktif değildir dir.

BB-Code Açık.
Smileler Açık
[IMG] Kodları Açık
HTML-Kodları Kapalı.
Trackbacks are Açık
Pingbacks are Açık
Refbacks are Açık


Benzer Konular
Konu Konuyu Başlatan Forum Cevaplar Son Mesaj
Prof. Dr. Hayri Kırbaşoğlu'nun Zahid el-Kevserî'yi Eleştirmesi el-Kevserî AKAİD-İ EHL-İ SÜNNET 0 22.06.11 09:57
CNN Türkün anket küstahlığı muallim SERBEST KÜRSÜ 3 04.06.10 13:19
Prof. Dr. Rıdvan Ege el-Kevserî BİYOGRAFİ VE BİLGİ DAĞARCIĞI 0 11.04.10 11:13
Prof. Dr. Nazan Bekiroğlu hadid BİYOGRAFİ VE BİLGİ DAĞARCIĞI 1 13.03.10 07:11
Hayri Küçükdeniz-Riya ve Gösteriş Sohbeti Vukuf-i Kalbi Milli Görüş Forum Radyo 9 21.11.08 23:49

Bütün Zaman Ayarları WEZ +2 olarak düzenlenmiştir. Şu Anki Saat: 08:05 .

SİSTEM BİLGİLERİ ÖNEMLİ BİLGİLENDİRME
Powered by vBulletin® Version 3.8.6
Copyright ©2000 - 2012, Jelsoft Enterprises Ltd.
Content Relevant URLs by vBSEO 3.5.0 RC2
www.milligorusforum.biz
Kuruluş Tarihi : 10 Ağustos 2008
Site içerisindeki materyaller kaynak gösterilmeden kullanılamaz,dağıtılamaz.

milligorusforum.net/biz/org sitemiz bir forum sitesi olduğu için kullanıcılar her türlü görüşlerini onay almaksızın anında siteye yazabilmektedir.Bu yazılardan dolayı doğabilecek her türlü sorumluluk yazan kullanıcıya aittir.Sitemizde yasalara aykırı herhangi bir materyal bulursanız iletisim@milligorusforum.biz e-mail adresimize bildirirseniz,şikayetiniz incelendikten sonra en kısa sürede gereken yapılacaktır.