|
| Konular: 50,300 | Mesajlar: 311,836 | Üyeler: 10,668 | Online: 212 | Elhamdülillah...
|
|
|||||||
| AKAİD-İ EHL-İ SÜNNET Ehl-i Sünnet ve'l Cemaat'in Akidesini Anlatan Kaynaklar... |
![]() |
|
|
|
LinkBack | Seçenekler | Stil |
|
|
#7 |
|
Derecesi :
![]() Grubu : Saadet
Üye No : 2321
Üyelik tarihi : 28-01-2009
Konuları : 102
Mesajlar : 2,714
Teşekkürleri: 1,811
926 mesajına 1,348 kere teşekkür edildi.
Tecrübe Puanı: 6
![]() Son Aktivitesi : 19.05.12
Durumu : Status: Offline
|
TASAVVUFUN USTATLARINDAN
ABDULKADİR GEYLANİ K.S …………………Gizli Şirk (Putperestlik) Ey oğul! Sen hiçbir şey üzerinde değilsin Senin müslümanlığın da sıhhatli değil İslam, üzerine bina kurulan temelin ta kendisidir Senin şehadet getirmen de tam olmamış, eksik Zira dilinle Lâ ilâhe illallah: “Allah’tan başka ilâh yoktur” diyorsun, fakat kalbinle bunu yalanlıyorsun Kalbinde, içinde birçok ilâhlar var Senin, devlet büyüklerinden ve mahalli idarecilerden korkman, içinde birer ilâhtır Kendi çalışmana, kendi kazancına, kendi gücüne kuvvetine, kendi kulağına, kendi gözüne, kendi zorbalığına güvenmen, içinde birer ilâhtır Zararı, faydayı, bir nimete nail olmayı, bir nimetten yoksun kalmayı insanlardan bilmen, içinde birer ilâhtır İnsanların çoğu, kalpleriyle, işte bu saydıklarımıza güvenirler, dayanırlar Fakat kendilerine sorarsan, Allah’a dayanıp güvendiklerini söylerler Lâ ilâhe: “Hiçbir ilâh yoktur,” dediğin zaman, bununla toptan bir reddi (nefyi) onaylıyorsun İllallah: “ancak Allah vardır,” dediğin zaman ise, yine Allah için toptan bir kabulü (ispatı) onaylamış oluyorsun Bu durumda, her ne zaman kalbin, Hak’tan gayrı bir şeye dayanır, güvenirse; o zaman yukarıdaki külli ispatında yalancı durumuna düşmüş, yani kendi kendini yalanlamış oluyorsun Kendisine dayanıp güvendiğin o şey de, senin ilâhın oluyor Gerçek ve fiili durum budur Zahire itibar yoktur Kalbinde birçok ilâh varken, sen nasıl Lâ ilâhe illallah: “Allah’tan başka ilâh yoktur,” diyebilirsin? Allah’tan başka güvenip dayandığın herşey, senin putundur Kalbinde şirk, yani ortak koşma bulunduğu müddetçe, dilinle Kelime-i Tevhid’i söylemen sana fayda vermez Kalp pis oldukça, bedenin temiz olması sana yarar sağlamaz Tevhid ehli, şeytanını ezer Şirk ehlini ise şeytanları ezer İhlas, sözlerin de, amel ve fiillerin de özüdür Zira gerek sözler, gerekse fiil ve ameller ihlastan, içtenlikten yoksun bulundukları an, özü olmayan birer kabuk, birer posa haline gelirler Kabuk ve posa ise ancak ateşte yanmaya yarar; ateşte yandıktan sonra iş görecek hale gelir Ey ahali! Nefsleriniz uluhiyet (ilâh olma) iddiasında Fakat sizin bundan haberiniz yok Zira nefsleriniz, Hakk’a karşı büyükleniyorlar, kibirleniyorlar Onlar, Allah’ın muradının gayrını istiyorlar Onlar Allah’ı sevmiyorlar, bilakis, O’nun düşmanı lanetlik şeytanı seviyorlar Allah’ın ezelde takdir ettiği kaderleri gelmeye ve vuku bulmaya başladığı zaman, olanlara boyun eğmiyorlar, teslim olmuyorlar, sabredip tahammül göstermiyorlar Bilakis itiraz ediyorlar, kaderle çekişiyorlar İslam’ın hakikatinden onların haberi bile yok Senin kendisine güvenip ümit bağladığın herşey, senin ilâhındır, mabudundur Kendisinden korktuğun veya kendisine ümit bağladığın herşey, senin ilâhındır, mabudundur Esas sebep olan Allah’ı tamamen unutarak, zararın da, faydanın da kendisinden geldiğini kabul ettiğin herşey, senin ilâhındır, mabudundur Fakat kısa bir süre sonra görürsün sen Allah, kendisini bırakıp da güvendiğin ve bağlandığın ne varsa hepsini alır Şu hususu iyi bil ki, bütün eşya, sadece Allah’ın hareket ettirmesiyle hareket eder, durdurmasıyla durur O’nun iradesi ve kuvveti olmadan, ne duran birşey harekete geçebilir, ne de hareket etmekte olan birşey durabilir Kişi bu hususu böylece bilip kabul eltiği zaman, artık insanları ve diğer varlıkları Allah’a ortak tanıma yükünden ve suçundan kurtulur Allah’a şirk koşmaz Melekler içinde resim, suret bulunan eve girmezlerse, içinde bir sürü suretlerle putlar bulunan senin kalbine Allah nasıl girer? Allah’tan gayrı herşey bir puttur Öyleyse sen, putları kır Evi temizle Ey dünyaya kulluk edenler! Ey ahirete kulluk edenler! Siz, Allah’ı da, dünyayı da, ahireti de bilmiyorsunuz Kiminizin putu dünya Kiminizinki ahiret Kiminizinki insanlar Kiminizinki zevkler, nefsani arzular Kiminizinki övülme, halktan tasvip görme, alkış toplama Allah dışında herşey, bir puttur Kişi Allah’tan gayrı neye bağlandı ve neye gönül verdiyse, o onun putudur Senin bütün umudun insanlar Herşeyi onlardan bekliyor, onlardan umuyorsun Korkun da onlardan Hep onlardan korkuyorsun Bu hal, Rabbine şirk koşmaktır, ortak tanımaktır Bu zaman, ahir zamandır Bu zamanda çoğu insanların mabudu, paradan ibarettir Bu zaman insanlarının çoğu, Musa Aleyhisselam’ın kavmine benzedi Yahudilere benzedi Onlar, altın buzağıyı kendilerine mabud edinmişlerdi Bu zamanın insanının altın buzağısı da paradır Parayı kendine mabud edinmişsin, Rab edinmişsin Paraya tapıyorsun Senin Allah’ın para Hükümdarlar, devlet büyükleri ve ikbal sahipleri, halktan birçoğunun nazarında birer ilâhtır Dünyevî imkânlar, zenginlikler, sıhhat, afiyet, kuvvet ve kudret, birçok insanların nazarında birer ilâhtır İnsanların birçoğu, bunlara ve benzeri şeylere taparlar Dünya zorbalarına, zenginlerine, firavunlarına ve hükümdarlarına saygı gösterip Allah’ı unuttuğun ve O’na saygı göstermediğin takdirde, senin hakkındaki hüküm de, putlara tapanlar hakkındaki hüküm gibidir Sen de putuna saygı gösterenlerden olursun Putlara kulluk etme, onları yaratana kulluk et İşte o zaman, putlar sana boyun eğecektir Sen, namazda iken bile yalan söylüyorsun Mesela namaza dururken ve gene namaz sırasında, “Allahu Ekber” (Allah her şeyden büyüktür) diyorsun Böylece yalan söylemiş oluyorsun Çünkü senin kalbinde, Allah’tan başka bir ilâh vardır Kendisine güvenip bağlandığın herşey, senin ilâhındır, mabudundur Kendisinden korktuğun ve kendisine ümit beslediğin herşey, senin ilâhındır, taptığındır Kendisinde Allah’tan başka birşey bulunduğu müddetçe, senin kalbin için kurtuluş yoktur Eğer sen, taşlar üzerinde Allah’a bin yıl secde etsen, değil mi ki kalbinle O’ndan başkasına yöneliyorsun, sana bu secdeler hiçbir fayda vermez Mevlâsından başkasını sever oldukça, o kalp için iyi bir akibet yoktur Allah’tan başka herşeyi kalbinden yok etmedikçe, saadete eremez, bahtiyar olamazsın Şeyh Abdulkadir Geylanî(rh a) - "Fethu'r-Rabbanî"den |
|
|
|
|
#8 |
|
Derecesi :
![]() Grubu : Saadet
Üye No : 2321
Üyelik tarihi : 28-01-2009
Konuları : 102
Mesajlar : 2,714
Teşekkürleri: 1,811
926 mesajına 1,348 kere teşekkür edildi.
Tecrübe Puanı: 6
![]() Son Aktivitesi : 19.05.12
Durumu : Status: Offline
|
FECA ALLAH, SIFATLARINDAN KULLARINA VERMEZ Mİ?
Evet, Allah celle celâlühû bazı sıfatlarından sadece insanlara değil, bütün varlıklara belli şekil ve nisbetlerle verir. Mevzû’ İle Alâkalı Âyetlerın Bir Kısmı (Birinci Âyet): "Ve ben O'na (Âdem'e), rûhumdan üfledim."[2] Şu âyeti nasıl anlayacağız?... "Rûhundan", ya'nî "hayâtından" vermesi ne demektir?[3] “Allah celle celâlühû'nun O'na ‘rûhundan’ üflemesi, O’nda ‘hâyâtı yaratması’/O'na ‘hayât’dan vermesi demektir.”[4] Müfessirlerin, ‘rûhun Allah celle celâlühû'ya izâfe edilmesi, 'Allah’ın rûhu' denilmesi, 'Allah'ın devesi' sözünde olduğu gibi, şu 'rûh'a şeref kazandırmak içindir,’ demeleri, 'üfleme'nin 'hayât verme' şeklindeki te'vîl edilmesinden sonra yapılan ikinci bir te'vîldir. Oysa, "Allah celle celâlühû 'O'na hayâtımdan hayât verdim', demeyi murâd ediyor" demek, âyetin zâhir ma'nâsına daha yakındır. Şöyle bir ma'nâlandırma, ileride getireceğimiz İmâm Buhârî'nin Sahîh'indeki rivâyetine ve diğer hadîs rivâyetlerine de münâsib düşmektedir. Allah celle celâlühû şöyle buyurdu: (İkinci Âyet): “Ve o'(insan)’ı semî’ ve basîr yaptık)buyuruyor.[5] Hâlbuki Allah Teâlâ, başka bir âyette\ (Hiç şübhesiz ki, “(başkası değil), O(Allah)dır, ‘semî' ve ‘basîr' olan”[6] buyurmuştu. “Elbette bunda basîret ve firâseti olanlar için ibretler vardır.” (Hicr sûresi, 15/75 ) (Üçüncü Âyet): “(O Resûl sallallâhu aleyhi ve sellem), Mü’minlere Raûf ve Rahîm’dir.”[7] “Rahîm” sıfatının hiç değilse Fâtıha’dan ve başındaki besmeleden, “Raûf”un da Tirmizî’de ve başka kitâblarda gelen rivâyetler-den Allah’a âid sıfatlarından olduğunu biliyoruz. Allah Teâlâ’nın sözleri arasında çelişki olamayacağına göre, “sâdece kendine âit olduğu”nu bidirdiği “Sem’”/“işitmek”,“Basar”/“görmek”, “Re’fet” ve “Rahmet”sıfatlarından cüz'î ve mecâzî de olsa kullarına dahî verdiğini haber verdi; kime ne? (Dördüncü Âyet):“Ve her bir kavim içün bir hâdî/doğruya sevk eden vardır.”[8] Hâdî sıfatının Allah’a âid olduğu bellidir. Çünki, (Beşinci Âyet): “Rabbin hâdî ve Nasîr/yardımcı olarak yeter.”[9] Ancak, sebeb olmak alâkasıyla Allah bu sıfattan başta nebîleri olmak üzere bir nebze kullarına da verir. (Altıncı Âyet): “(Allah) Sizi melikler (veya mâlikler) yaptı.”[10] “Artık (insanlar) onlara (davarlara) mâliklerdir”[11] Habuki, yine Kur’ândan ve Sünnetten öğrendiğimize göre “O Allah'dır Melik olan.”[12] Yani “Melik” ve “Mâlik” Allah’ın isimleridir; ama, (Yedinci Âyet): “Mülkünü dilediğine verir”[13] Yani bir parça da olsa onu mâlik ve melik yapar. Mes’eleyel Alâkalı Birkaç Hadîs (Birinci Hadîs): "Allah celle celâlühû rahmeti yüz parça yaptı; doksan dokuzunu kendisinde bıraktı; birini bütün mahlûkata taksim etti…”[14] Hadîsin Buhârî ve Müslim’in rivâyetlerinde değişik lafızları vardır. Bunlardan biri de Müslim’in şu lafzıdır: “Allah’ın yüz rahmeti vardır…” (İkinci Hadîs): “Rahmân benim, (Rahm)’i/akrabalığı ben yarattım; ona ismimden bir isim kopardım verdim.”[15] (Üçüncü Hadîs): “Allah’ın yüz on yedi huluku/hasleti (sıfatı, vasfı) vardır; kim onlardan bir tane haslet getirirse, Allah onu cennete girdirir."[16] (Dördüncü Hadîs): “Şübhesiz Allah Teâlâ’nın yüz on yedi huluku/hasleti[17], vasfı vardır; kim, onlardan birini Allah’a getirirse cennete girer.”[18] Rivâyetin sıhhat’i tartışılmakta ise de tarîklerinin fazlalığından olmalı ki, Feyzü’l-Kadîr’in metninde hadîsin sonunda Hasen (-Allâhu a’lem- “liğayrihî”) işâreti konulmuştur. Âlimler Ne Diyorlar? Allâme Muhaddis Azîm Âbâdî[19] benzer mevzûlardaki birçok şâzlarına rağmen şöyle diyor: “Mü'mine Allah’ın ahlâkı ile ahlâklanmak, isim ve sıfatları ile bağlantı kurmak kesinleşiyor.”[20] Allâme Hifnî (Ö:1101-1181) şöyle diyor:"Ya'nî, Allah’ın, hilim, kerem ve güzel huy gibi kullarca sâhib olunmaya elverişli sıfatları vardır. (Kullarca şu sıfatları bulundurmak) her ne kadar Allah’ın sıfatlarına denk olmasa da O'nun sıfatlarıyla kısmen (ve mecâzen) sıfatlanmaktır."[21] İmâm Müfessir ve Kelâmcı Fahruddîn er-Râzî, Levâmiu’l-Beyyinât fî Şerhi Esmâillâhi’l-Hüsnâ ve’s-Sıfât isimli eserinde “kulun bu isimden olan payına gelince” diyerek daha çok her ismin şerhinin sonlarında dedikleri de bu istiqâmettedir.[22] İmâm Ğazâlî el-Maksadu'l-Esnâ isimli eserinde mü'minlerin ilâhî isimlerden ve sıfatlardan “nasîbi”nin ne olduğunu ‘tenbîh’ başlığı altında teker teker îzâh eder.[23] İnsanın vücûd sıfatı, Allah’ın vücûd sıfatından onun nasîbine düşen, görme sıfatı, Allah’ın basarından, işitmesi Allah’ın sem'inden/işitmesinden, merhameti rahmetinden, ona düşen pay... Allah’ın sıfatları bütün eşyâya değişik tecellî eder. Ancak, insana daha çok. Mü''mine, daha da fazla… Kâmil mürşidlere ise nasîbsizlerin hayâl bile edemeyeceği kadar fazla. Allah kime de hidâyet ederse/verirse o'dur hidâyete eren.[26] Allah’ın o'na hâdî sıfatı tecellî etmiştir. Allah kime hidâyet ederse, odur hidâyete eren, kimi de saptırırsa onun için asla hiçbir mürşid velî[27] bulamayacaksın.[28] Bu kimsede ise Allah’ın mudıl sıfatı tecellî etmiştir. “Hâsılı, Allah’ın ilim, hilim ve kerem gibi kısmen ve mecâzen kullarda bulunabilecek sıfatlarına sâhib olmak, -bunlar her ne kadar Allah’ın sıfatlarına denk veya yakın olmasa da- O’nun sıfatlarıyla kısmen sıfatlanmaktadır..”[29] Tenbîh: Allâme Hifnî yine şöyle diyor: “Allah’ın doksan dokuz isminin bulunuşu tahsîs/sınırlandırmak ifâde etmez. El-Hannân,[30] (el-Mennân)[31] ve ed-Deyyân[32] isimleri bu doksan dokuz isim arasında bulunmamasına rağmen Sahîh hadîslerle sâbittirler.” Allah’ın sıfatları neydi? Ğafûr, rahmân, rahîm, kahhâr, cebbâr olmak ve diğerleri… Sıfatlarından, kullarına vermesi ne demektir? Şimdi aklı olana soruyoruz: Allah celle celâlühû kullarına, bağışlayıcılık, merhâmet etmek ve diğer sıfatlarından kendisindekiyle kıyâslanmayacak derecede az bile olsa vermiyor mu? Sizde merhamet, adâlet, affedicilik, bilmek, kusûr örtmek yok mu, varsa, kim verdi? Yoksa, zâten diyeceğimiz yok. Bizim sözümüz; insan olan insanlaradır; bu vasıflardan mahrûm olduğunu söyleyenlere veya onları Allah’dan bağımsız olarak bulundurduğunu iddiâ edip O’na rakîb olduğunu i’lân eden ilâh taslaklarına değil… Kısacası, Allah’ın sıfatları mutlak/sınırsız ve hakîkî, kullarına verdiği ise mukayyed/sınırlı ve Allah’a nisbetle mecâzîdir… Cehâlet sebebiyle, İslâmî hakîkatlere çirkinlik vasfını yakıştırmakla takınılan çirkinlik sıfatı, elbette bir yanıyla Allah'dan değil şeytândan alınmadır. Lâkin bu da Allah’ın Mudıll/saptıran sıfatının birilerindeki bir tecellîsi olup yine de Adâlet-i İlâhiyye ve Hikmet-i Samedâniyye çerçevesindedir. Birileri bu çirkinlikleri ile beraber bakalım kendilerini Allah’ın azâbından koruyabilecekler mi? Bir şeyin güzel yahut çirkin oluşu, cüce beyinlilerin tesbîti ve yakıştırmasıyla değil, İslâmî kıstâsların/ölçülerin tâ'yîni iledir. Bu sebeble, bir takım som İslâmî doğrulara çirkin denilmesi, mü'minler için hakîkatin ölçüsü değildir. Aksine bu, kendini ele vermekten başka bir işe yaramaz. [2] Hicr:29 [3] İmâm Rabbânî kuddise sirruhû’nun eşyâdaki "vücûd" sıfatı hakkındaki nefîs îzâhını münkire maraz olacağından buraya almayıp mes'elenin sathî tahlîli ile iktifâ ediyoruz. [4] El-Hatîbu’ş-Şirbînî, es-Sirâcü’l-Münîr:1/201ve diğerleri…. [5] Sûre-i İnsân:2 [6] İsrâ:1 [7] Tevbe:128 [8] Ra’d:7 [9] Furkan:31 [10] Mâide:20 [11]Yâsîn:71 [12] Haşr:23 [13] Bakara:247 [14] [Buhârî (600, 6469), Müslim, Tirmizî, Ahmed İbnu Hanbel], [15] [İrâkî İhyâ Tahrîci’nde, “’Âişe radiyellâhu anhâ’dan yapılan müttefekun aleyh (Buhârî ve Müslim’in rivâyet ettiği) bir hadîsdir,” dedi . Bu hadîs’i aynı zamanda Ahmed İbnu Hanbel Müsned(2/498)’de, İbnu Ebî Şeybe Musannef’de, Buhârî el-Edebu’l-Müfred(53)’de, Ebû Dâvûd (Sünen’inde), Tirmizî (Sünen’inde) sahîh olduğunu söyleyerek, İbnu Hibbân (Sahîh’inde-Mevârid:2033), [16] İbnu Ebî'd-Dünya, Mekârimu'l-Ahlâk (D.K. İlmiye), Osmân İbnu Affân radıyellâhu anhu’dan:33-34. H:27 Dipnot’unda hadîs’in Ebû Dâvûd et-Tayâlisî tarafından da rivâyet edildiği ifâde edildiyse de O’nun lafzı farklıdır. [17] Münâvî, et-Teysîr:1/330 [18] [Hakîm-i Tirmîzî (Nevâdiru’l-Usûl), Ebû Ya'lâ (Müsned) ve Beyhekî, (Şu’abu’l-Îmân) Osman İbnu Affan radıyallâhu anhu’dan] et-Teysîr; 1/330. Hadîs, Hasen Liğeyrihidir, Azîzî kenarı: 1/520 [19] Bir çok şâzz/çizgi dışı görüşleri bulunan geçmiş asırda yaşamış Hindistânlı bir hadîs âlimidir. [20] Azîm Âbâdî, Avnu'l-Ma'bûd Şerhu Süneni Ebî Dâvûd: 5/113 [21] El-Hıfnî, el-Camiu’s-Sağîr Hâşiyesi, (Azîzî kenarı): 2/226 [22] Misâl olarak, “Habîr” ismi içün 186, ‘Halîm’ ismi içün 188, ‘Azîm’ ismi içün 190, ‘Şekûr’ içün de 192. sayfalara bakılabilir. (El-matbaatü’ş-Şarkıyye-Mısır-1323) [23] Misâl olarak, ‘vâsi’ ismi içün 86, ‘hakîm’ ismi içün 87, ‘vedûd’ ismi içün 88, ‘kayyûm’ ismi içün 98, ‘hamîd’ ismi içün de 94 numaralı sayfala ra bakılabilir. [24] El-Maksadü’l-Esnâ:98 [25] Münâvî, el-Teysîr: 1/330 [26] İsrâ:97 [27] Rehber bir dost ve yardımcı… [28] Kehf:17 [29] El-Hıfnî, el-Câmiu’s-Sağîr Hâşiyesi, (Azîzî kenarı): 2/226 .......İbn Teymiyye’nin talebesi..... İbn Kayyım el-Cevziyye, Kitabu’r-Ruh adlı eserinin 304. sayfasında bakın neler diyor: Allah (Celle Celalühü): “Biz dileseydik onları sana gösterirdik. Sen onları simalarından tanırdın ve onları sözlerinin üslubundan tanırsın. (Muhammed Su¬resi: 47/30) buyurmuş¬tur. Firâset kalbi doğrular, temiz ve saf olur, pislikten uzak bulunur, Allah’a yakın olur. Firâsetli kimse Allah’ın kalbine attığı nurla bakar. Tirmizî ve diğerlerinde Ebû Sa’idden şöyle bir hadis nakledilir. Resülullah buyuruyor ki: عن ابى سعيد الخدرى رضى الله عنه قال: قال رسول الله صلى الله عليه وسلم: "اتقوا فراسة المؤمن فانه ينظر بنور الله “Mü’minin firâsetinden sakı¬nın. O Allah’ın nuru ile bakar.” 1 Tirmizî, Tefsir, 16, no: 3127, 5/298; Buhârî, et-Târîhu’l-kebîr, no: 1529, 7/354. Bu firâset Allah (Celle Celalühü)’a yakınlıktan kaynak¬lanmıştır. Kul Allah’a yaklaşınca hakkı bilmesine anlamasına engel olan kötü engeller ortadan kalkar. Allah’a yakınlığı ölçüsünde Allah’a yakın bir fener ışığı kula ulaşır. Yakınlığına göre bu ışık onu aydınlatır; bu nurla Allah (Celle Celalühü)’tan uzak kimsenin (mahcûben) göremediği şeyleri görür. Ebû Hureyre’den naklen: Resûlullahın Allah’tan rivâ¬yet ettiği kutsi bir hadiste yüce Allah şöyle buyurur: عن ابى هريرة رضى الله عنه قال: قال رسول الله صلى الله عليه وسلم: "وما يزال عبدى يتقرب الىّ بالنوافل حتى احبه فاذا احببته كنت سمعه الذى يسمع به، وبصره الذى يبصر به، ويده التى يبطش بها، وجله التى يمشى بها" “Kulum bana, üzerine farz kıldığım ibadetlerle yaklaş¬tığı gibi hiçbir şeyle yaklaşamaz. Kulum bana nafile ibadetlerle yaklaştıkça da onu severim, kulumu sevince duyduğu kulağı, gördüğü gözü, tuttuğu eli ve yürüdüğü ayağı olurum. Böylece benimle duyar, benimle görür, benimle tutar ve benimle yürür.” 1 Buhârî, Rikak 38: İbn Mace Fiten 16. ........İbn Teymiyye, bu hadis, Allah dostları hakkında rivâyet edilen en gerçek hadislerden biridir. Yüce Resûl bu hadislerinde Allah dostlarına düşmanlık yapmanın Allah’a savaş açmak anlamına geldiğini beyan ediyor. Korkunç bir suç olduğunu belirtiyor. Bir başka hadiste şöyle buyur¬maktadır: “Ben dostlarımın intikamını düşmanlarımdan alırım. Öfkeli bir aslanın intikamını almasına benzer bir biçimde.” diyor.1 Allâh’ın Dostları ile Şeytan’ın Dostları Arasındaki Fark, Pınar Yay. s.14. ......İbn Teymiyye ve İbn Kayyim bu hadis için sahih der¬ken bazıları bu hadisin isnadındaki râvîler hakkında tenkidlerde bulunmuşlardır. Fakat İmâm Buhârî ve bir çok âlimler bunları nazarı itibare almadan kabul etmişler¬dir. Ayrıca ümmetin “Telakki bil’kabul” yani kabul ile karşı¬lamalarından dolayı isnadına ihtiyaç kalmamıştır. Usulü hadise göre; ümmetin âlimlerinin kabul ile karşıladık¬ları rivâyet isnadında söz olsa bile ittifakla makbul¬dür. Bazı râvîlerdeki zayıflığı kabul etsek bile Buhârî, Ahmed bin Hanbel gibi birçok hadis âlimi tarafın¬dan başka yollarla da ri¬vâyet edilmiştir. Bu yolların fazlalığı sebebiyle râvîlerde farz edilen zayıflık telafi edile¬rek hadis sıhhat derecesine yükselmiştir denilebilinir. .....İbn Kayyim, Kitabu’r-Ruh 305’te: Aynı sayfada yüce Allah bu kudsi hadiste kendisine yaklaşan kuluna olan sevgisinin faydalı olacağını belirtmiştir. Allah (Celle Celalühü) kulu sevince kulağına, gözüne, eline ve ayağına yaklaşır. Artık gözü Allah ile görür, kulağı Allah ile duyar, onunla tutar onunla yürür diye devam eden hadis…1 Buhârî, Rikâk 38: İbn Mâce Fiten 16. Kalbi, eşyaların gerçeklerinin belirdiği saf ayna gibi olur. Firâsetinde oldukça az yanılır, çünkü, kul Allah ile varlığa bakınca onu olduğu gibi görür. Allah ile işitince onu olduğu gibi işitir ancak bu gayb bilgisinden sayılmaz. Nur kalpte çoğalınca derhal kalpten uzuvlara ve göze ge¬çer. Nur ölçüsünde görme gözüyle hakikatleri ol¬duğu gibi keşfeder. Resûlullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) namaz kılarken sair zamanda önünde bulunan eshabı gördüğü gibi arka¬sında namaz kılanlarıda görürdü..1 Buhârî, Ezan (71) ve İman-da (3): Nesâî, Tatbik’te (60) Ahmed, Müsned (312). Enes İbn Mâlik (Radıyallahu Anh)’dan rivâyete göre: Pey¬gamberimiz şöyle buyurdu; “Rüku ve sücudu dos¬doğru yapınız. Vallahi ben sizi rüku ettiğiniz ve secdeye vardığınız zaman arkamdan da yahut sırtımın arkasından da muhakkak görürüm.”1 Buhârî ve Müslim El-Lü’lüü ve’l-Mercan terc. C.1 h.no 246. Mekke’de iken gözü ile Beyti Makdis’i görmüştür. Şam saraylarını San’a kapılarını ve Kisra’nın şehirlerini hendek kazarken Medine’den görmüştür. Hadisi Nevevî rivâyet etmiştir. Medine’de iken Mûte’de yaralanmış komutanları gör¬müş; yine Medine’de iken Necaşi’nin ölüsünü görmüş, musallaya giderek, gıyabında cenaze namazı kılmıştır. Hz. Ömer, İran’ın Nihavent bölgesinde düşmanlarla savaşan İslâm askerlerini ve askerlerden Sâriye’yi görmüş, “Sâriye dağa, dağa!” diye nida etmiştir..1 İbn Merduye El Isabe 2/3 İbn Kesîr Tevsir el-Bidaye c.7 s131 Peygamberimiz (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) şöyle buyuru¬yor; “Benim ümmetimin içinde muhaddes ve mükellemler vardır. Ömer bin Hattab bunlardan biridir.” .1 Buhârî, Fezâil, 16 Abdurrahman b. Sehl b. Huneyf (Radıyallahu Anh) Kehf 28. âyet inince Peygamberimiz evden çıktı, âyetle nitele¬nen kimseleri araştırmaya başladı. Saçları dağınık derileri kalınlaşmış tek el¬biseye bürünmüş oldukları halde Allah (Celle Celalühü)’ı zik¬reden bir cemeat görüp yanlarına oturdu. Ümmetim içinde kendileri ile birlikte nefsimi sabra zorlamamı emret¬tiği kulları yaratan Allah (Celle Celalühü)’a hamd olsun, dedi..1 Tebarânî, İbn Kesîr Tefsir 3/81 Benzeri, El-Hilye 1/342 |
|
|
|
|
#9 |
|
Derecesi :
![]() Grubu : Saadet
Üye No : 2321
Üyelik tarihi : 28-01-2009
Konuları : 102
Mesajlar : 2,714
Teşekkürleri: 1,811
926 mesajına 1,348 kere teşekkür edildi.
Tecrübe Puanı: 6
![]() Son Aktivitesi : 19.05.12
Durumu : Status: Offline
|
[ ........... |
|
|
|
|
#10 |
|
Derecesi :
![]() Grubu : Saadet
Üye No : 2321
Üyelik tarihi : 28-01-2009
Konuları : 102
Mesajlar : 2,714
Teşekkürleri: 1,811
926 mesajına 1,348 kere teşekkür edildi.
Tecrübe Puanı: 6
![]() Son Aktivitesi : 19.05.12
Durumu : Status: Offline
|
üsteki yazıda bir hadis var ben kulumu sevince gören gözu olurum o hadise ibn teymiyye ibn kayyım şevkani ne demiş ? Hz ömerin 300 kılonmetre uzaktaki olan islamordusunu görup cebel cebel demesi hz süleymanın belkızın tahtını istediğinde 3 aylık mesafedeki belkızın tahtını getiren göz acıp kapayana kadar getiren insan olan vezirini duşun o ayette allah tarafımızdan bir ilim verdiğimiz diyo allah o ilmi verdikten sonra sana bana yorum yapmak dusermi o verilen güç devamlı deyil dir allah dostu allah ın izin verdiği kadar görür veya göremez allahın vasıflarına sahip deyildir allah ın musade ettiği kadar ını yapar yoksa aksi şirk olur Alıntı Yazının devamı Şu linkde ...SELEFİ VE VAHHABİLER FARKINDA OLMADAN KİMLERİ ŞİRKLE SUÇLUYOLAR | Facebook Ali hoşafcı hoca |
|
|
|
|
#11 |
|
Derecesi :
![]() Grubu : Saadet
Üye No : 2321
Üyelik tarihi : 28-01-2009
Konuları : 102
Mesajlar : 2,714
Teşekkürleri: 1,811
926 mesajına 1,348 kere teşekkür edildi.
Tecrübe Puanı: 6
![]() Son Aktivitesi : 19.05.12
Durumu : Status: Offline
|
güncelleme |
|
|
![]() |
| Etiket |
| avanesi, teymiyenin, vahabiler, İbni, şirk |
| Seçenekler | |
| Stil | |
|
|
Benzer Konular
|
||||
| Konu | Konuyu Başlatan | Forum | Cevaplar | Son Mesaj |
| İbni Teymiyye ve Yandaşlarına Uyarılar | SaFKaN | AKAİD-İ EHL-İ SÜNNET | 15 | 28.03.11 15:00 |
| Şirk-i hafî - gizli şirk- ne demektir? | Seida | İSLAMİ HAYAT SORU-CEVAP | 2 | 23.07.09 14:30 |
| Vahabiler,Tarikat | MuratBerlin | DÜNYADAN HABERLER | 4 | 03.06.09 17:23 |
| Vahabiler, Hamas, Ihvani Müslümin | MuratBerlin | DÜNYADAN HABERLER | 24 | 03.06.09 15:22 |
| ''Vahabiler İslam dünyasını güvensizleştiriyor'' | Muhammed | DÜNYADAN HABERLER | 1 | 02.06.09 17:33 |
| SİSTEM BİLGİLERİ | ÖNEMLİ BİLGİLENDİRME |
|
Powered by vBulletin® Version 3.8.6 Copyright ©2000 - 2012, Jelsoft Enterprises Ltd. Content Relevant URLs by vBSEO 3.5.0 RC2 Kuruluş Tarihi : 10 Ağustos 2008 Site içerisindeki materyaller kaynak gösterilmeden kullanılamaz,dağıtılamaz. |
milligorusforum.net/biz/org sitemiz bir forum sitesi olduğu için kullanıcılar her türlü görüşlerini onay
almaksızın anında siteye yazabilmektedir.Bu yazılardan dolayı doğabilecek her türlü sorumluluk
yazan kullanıcıya aittir.Sitemizde yasalara aykırı herhangi bir materyal bulursanız
iletisim@milligorusforum.biz e-mail adresimize bildirirseniz,şikayetiniz incelendikten sonra en kısa
sürede gereken yapılacaktır.
|