| Konular: 50,300 | Mesajlar: 311,840 | Üyeler: 10,668 | Online: 229 | Elhamdülillah...



Geri git   Milli Görüş Forum GÜNCEL » YAZARLAR VE KÖŞE YAZILARI » Ali Bulaç »

Cevapla
 
Konuyu Sosyal Paylaşım sitelerinde Paylaşın LinkBack Seçenekler Stil
Alt 30.11.09, 21:34   #1
Vukuf-i Kalbi - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
 
Derecesi :
Grubu : Administrator
Üye No : 2
Üyelik tarihi : 28-07-2008
Nereden : İstanbul
Konuları : 2171
Mesajlar : 13,859
Teşekkürleri: 7,795
5,707 mesajına 12,423 kere teşekkür edildi.
Tecrübe Puanı: 10 Vukuf-i Kalbi is on a distinguished road
Son Aktivitesi : 20.05.12
Durumu : Status: Offline

Standart Hukuk Bilinci


Ali Bulaç
Hukuk Bilinci
a.bulac@zaman.com.tr
Pazartesi, 30.11.2009

19. yüzyılın en popüler açıklama modellerinden biri, Karl Marx'ın "sınıf kavramı" üzerine dayandırdığı "çatışma" teorisiydi. Tekrarlamaya gerek yok: Marx'a göre tarih sınıf çatışmalarından ibaretti. Başlangıçta 'komün toplum' vardı; kendi içinde birtakım sebepler dolayısıyla iki sınıfa ayrıldı. Köleci toplum biçimi ortaya çıktı, bu toplum biçimini serf-senyör ilişkisinin tayin ettiği 'feodal toplum' takip etti. Kapitalizmle birlikte ortaya çıkan işçi-burjuva sınıflarının çatıştığı modern toplumdur. Bu sınıflar arasında süren çatışma komünist toplumun kurulmasıyla sona erecek ve süreç yeniden başlayacaktır.
Marx'ın dediği olmadı. Komünist rejimler sınıf farkını gideremedi, küresel kapitalizme teslim oldular. Dünün solcuları ve komünistleri bugün küresel kapitalizmin ulusal düzeyde önünü açmaya çalışıyorlar.


Fakat Marx'ın öne sürdüklerinin dışında sınıflar arası çekişme ve eşitsizliğin yol açtığı mücadele devam ediyor. Bu sefer eşitsizlik ülkeler, bölgeler ve bir ulusun içinde yer alan sınıflar arasında. Mücadele her zaman da maddi-ekonomik temelde gelişmiyor. Bu mücadelede semboller önemli rol oynuyor. Etnik ve dinî arındırmalar, bölgesel çatışmalar, işgaller çoğu zaman temel bir gerçeği gizliyor.

Aşırılaştırılmış 'vatan sevgisi', 'yüceltilmiş kurtarıcı ideolojiler', beğensin beğenmesin herkesin belli idollere veya kültlere sadakat göstermeye zorlanması, tahrifata uğratılmış kutsallıklar bazı gerçeklerin örtbas edilmesini sağlıyor. Kendilerini herkesten ülkeyi daha çok sevdikleri dolayısıyla imtiyazlı konumda görenler, diğerlerine, hatta geniş kitlelere hayat hakkını tanımak istemiyorlar. Son çeyrek asırdır Türkiye'de malum çevreler, düzenledikleri her gösteride "Gericiler İran'a" diye bağırdılar. Kimse çıkıp "Kardeşim, sen kimi, hangi hakla İran'a sürüyorsun?" demedi. Başörtülü kızlar acılarına belki bir çare bulur umuduyla Demirel'in kapısını çaldıklarında onlara "Suudi Arabistan'ın yolu"nu gösterdi. Yine bu çevreler Anayasa hukukunun amir hükümlerini hatırlamadı, "Demirel, sen milyonlarca Türk yurttaşı kadını ve kızı nereye gönderiyorsun?" diye sormadı.

Demek ki 30-40 sene önce "Komünistler Moskova'ya" bağırılıyordu, şimdi de kim kimden hoşlanmıyorsa, ona ülkenin çıkış kapısını gösteriyor. Çünkü herkes kendini bu ülkenin gerçek ve asli sahibi görüyor, muhaliflerine bu ülkede hayat hakkı tanımıyor.

Daha trajik-komik olanı, kendini "iktidar seçkini beyaz" zanneden bir köşe yazarının 22 Temmuz 2007 seçimleriyle ilgili şunları yazabilmesiydi: "Doğrusunu isterseniz 'Göbeğini kaşıyan adam'ın zaferidir bu. Taa genel seçimlerde kararı o verdi. Çocukları için aydınlık Türkiye isteyenler meydanlara dökülürken, o uzakta bıyık altından güldü, göbeğini kaşıdı ve dinci devletin yolunu açtı."
(Hürriyet, 15 Ağustos 2007)

Türkiye'de hukuk, yargı, eğitim sorunları vb. birçok temel konuya bakarken, merkezi kontrol etme hakkını kendinde tabii bir imtiyaz olarak gören küçük bir zümrenin geniş halk kitlelerine, toplumun ana gövdesine karşı bir tür zümre asabiyetiyle hareket ettiği gerçeğini gözden kaçırmamak lazım. 367 garabetiyle hukuk tarihine geçen emekli bir yargıcın işaretiyle ülkenin en büyük şehrinin barosunun "İmam hatipliler eşit değildir, diğerleriyle eşit sayılması eşitliğe aykırıdır" türünden bir garabetle yaptığı başvuruyu yerinde bulan Danıştay'ın yürütmeyi durdurma kararı, bu zümrenin asıl mücadelesinin demokrasiye karşı olduğunu göstermektedir. Avukatlar, katillerin bile haklarını savunur. Bir ülkede barolar darbeleri ve eşitsizliği savunuyorsa bilin ki hukukun saygınlığını mağdurlar yükseltecektir.

Demokrasi teorisi, İslam dünyasında siyaset bilimi kitaplarının ötesinde bir anlam ifade ediyor. Pratikte demokrasi, ezilen, dışlanan geniş kitlelerin yönetime katılma, kendi gelecekleri ve hayatları üzerinde söz sahibi olma mücadelesinin yol haritası olarak algılanıyor. Batı'dan farklı bir oligarşik/zümre asabiyeti ve farklı bir sınıf mücadelesi sürüyor.
__________________




View Vukuf-i Kalbi'in Fotoğraf Albümü  
Digg this Post!Add Post to del.icio.usBookmark Post in TechnoratiFurl this Post!
Alıntı ile Cevapla
Bu mesaj için Vukuf-i Kalbi kullanıcısına teşekkür eden 2 üyemiz:
erva (30.11.09), sevgiliye sevdalı (30.11.09)
Alt 30.11.09, 22:16   #2
erva - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
 
Derecesi :
Grubu : Fazilet
Üye No : 71
Üyelik tarihi : 10-08-2008
Konuları : 84
Mesajlar : 1,389
Teşekkürleri: 1,755
546 mesajına 789 kere teşekkür edildi.
Tecrübe Puanı: 5 erva is on a distinguished road
Son Aktivitesi : 31.01.12
Durumu : Status: Offline

Standart

Allah razı olsn.....
View erva'in Fotoğraf Albümü  
Digg this Post!Add Post to del.icio.usBookmark Post in TechnoratiFurl this Post!
Alıntı ile Cevapla
Bu mesaj için erva kullanıcısına teşekkür edenler:
Vukuf-i Kalbi (30.11.09)
Alt 30.11.09, 22:19   #3
Vukuf-i Kalbi - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
 
Derecesi :
Grubu : Administrator
Üye No : 2
Üyelik tarihi : 28-07-2008
Nereden : İstanbul
Konuları : 2171
Mesajlar : 13,859
Teşekkürleri: 7,795
5,707 mesajına 12,423 kere teşekkür edildi.
Tecrübe Puanı: 10 Vukuf-i Kalbi is on a distinguished road
Son Aktivitesi : 20.05.12
Durumu : Status: Offline

Standart

Alıntı:
erva´isimli Arkadaşımızdan Alıntı Mesajı göster
Allah razı olsn.....

Sizden de..
__________________




View Vukuf-i Kalbi'in Fotoğraf Albümü  
Digg this Post!Add Post to del.icio.usBookmark Post in TechnoratiFurl this Post!
Alıntı ile Cevapla
Bu mesaj için Vukuf-i Kalbi kullanıcısına teşekkür edenler:
erva (30.11.09)
Alt 30.11.09, 22:27   #4
HANZALA - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
 
Derecesi :
Grubu : Fazilet
Üye No : 57
Üyelik tarihi : 09-08-2008
Mesleği : ögrenci
Konuları : 58
Mesajlar : 1,214
Teşekkürleri: 353
387 mesajına 547 kere teşekkür edildi.
Tecrübe Puanı: 5 HANZALA is on a distinguished road
Son Aktivitesi : 08.02.12
Durumu : Status: Offline

Standart

kast sistemi denir mi
__________________
أنت وأنا، صُنعنا من عجين مبلل بالدموع
فليتأملوا ألواننا: فنحن من دم وطين!
View HANZALA'in Fotoğraf Albümü  
Digg this Post!Add Post to del.icio.usBookmark Post in TechnoratiFurl this Post!
Alıntı ile Cevapla
Alt 30.11.09, 22:30   #5
erva - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
 
Derecesi :
Grubu : Fazilet
Üye No : 71
Üyelik tarihi : 10-08-2008
Konuları : 84
Mesajlar : 1,389
Teşekkürleri: 1,755
546 mesajına 789 kere teşekkür edildi.
Tecrübe Puanı: 5 erva is on a distinguished road
Son Aktivitesi : 31.01.12
Durumu : Status: Offline

Standart

Alıntı:
Vukuf-i Kalbi´isimli Arkadaşımızdan Alıntı Mesajı göster

Ali Bulaç
Hukuk Bilinci
a.bulac@zaman.com.tr
Pazartesi, 30.11.2009

19. yüzyılın en popüler açıklama modellerinden biri, Karl Marx'ın "sınıf kavramı" üzerine dayandırdığı "çatışma" teorisiydi. Tekrarlamaya gerek yok: Marx'a göre tarih sınıf çatışmalarından ibaretti. Başlangıçta 'komün toplum' vardı; kendi içinde birtakım sebepler dolayısıyla iki sınıfa ayrıldı. Köleci toplum biçimi ortaya çıktı, bu toplum biçimini serf-senyör ilişkisinin tayin ettiği 'feodal toplum' takip etti. Kapitalizmle birlikte ortaya çıkan işçi-burjuva sınıflarının çatıştığı modern toplumdur. Bu sınıflar arasında süren çatışma komünist toplumun kurulmasıyla sona erecek ve süreç yeniden başlayacaktır.
Marx'ın dediği olmadı. Komünist rejimler sınıf farkını gideremedi, küresel kapitalizme teslim oldular. Dünün solcuları ve komünistleri bugün küresel kapitalizmin ulusal düzeyde önünü açmaya çalışıyorlar.


Fakat Marx'ın öne sürdüklerinin dışında sınıflar arası çekişme ve eşitsizliğin yol açtığı mücadele devam ediyor. Bu sefer eşitsizlik ülkeler, bölgeler ve bir ulusun içinde yer alan sınıflar arasında. Mücadele her zaman da maddi-ekonomik temelde gelişmiyor. Bu mücadelede semboller önemli rol oynuyor. Etnik ve dinî arındırmalar, bölgesel çatışmalar, işgaller çoğu zaman temel bir gerçeği gizliyor.

Aşırılaştırılmış 'vatan sevgisi', 'yüceltilmiş kurtarıcı ideolojiler', beğensin beğenmesin herkesin belli idollere veya kültlere sadakat göstermeye zorlanması, tahrifata uğratılmış kutsallıklar bazı gerçeklerin örtbas edilmesini sağlıyor. Kendilerini herkesten ülkeyi daha çok sevdikleri dolayısıyla imtiyazlı konumda görenler, diğerlerine, hatta geniş kitlelere hayat hakkını tanımak istemiyorlar. Son çeyrek asırdır Türkiye'de malum çevreler, düzenledikleri her gösteride "Gericiler İran'a" diye bağırdılar. Kimse çıkıp "Kardeşim, sen kimi, hangi hakla İran'a sürüyorsun?" demedi. Başörtülü kızlar acılarına belki bir çare bulur umuduyla Demirel'in kapısını çaldıklarında onlara "Suudi Arabistan'ın yolu"nu gösterdi. Yine bu çevreler Anayasa hukukunun amir hükümlerini hatırlamadı, "Demirel, sen milyonlarca Türk yurttaşı kadını ve kızı nereye gönderiyorsun?" diye sormadı.

Demek ki 30-40 sene önce "Komünistler Moskova'ya" bağırılıyordu, şimdi de kim kimden hoşlanmıyorsa, ona ülkenin çıkış kapısını gösteriyor. Çünkü herkes kendini bu ülkenin gerçek ve asli sahibi görüyor, muhaliflerine bu ülkede hayat hakkı tanımıyor.

Daha trajik-komik olanı, kendini "iktidar seçkini beyaz" zanneden bir köşe yazarının 22 Temmuz 2007 seçimleriyle ilgili şunları yazabilmesiydi: "Doğrusunu isterseniz 'Göbeğini kaşıyan adam'ın zaferidir bu. Taa genel seçimlerde kararı o verdi. Çocukları için aydınlık Türkiye isteyenler meydanlara dökülürken, o uzakta bıyık altından güldü, göbeğini kaşıdı ve dinci devletin yolunu açtı."
(Hürriyet, 15 Ağustos 2007)

Türkiye'de hukuk, yargı, eğitim sorunları vb. birçok temel konuya bakarken, merkezi kontrol etme hakkını kendinde tabii bir imtiyaz olarak gören küçük bir zümrenin geniş halk kitlelerine, toplumun ana gövdesine karşı bir tür zümre asabiyetiyle hareket ettiği gerçeğini gözden kaçırmamak lazım. 367 garabetiyle hukuk tarihine geçen emekli bir yargıcın işaretiyle ülkenin en büyük şehrinin barosunun "İmam hatipliler eşit değildir, diğerleriyle eşit sayılması eşitliğe aykırıdır" türünden bir garabetle yaptığı başvuruyu yerinde bulan Danıştay'ın yürütmeyi durdurma kararı, bu zümrenin asıl mücadelesinin demokrasiye karşı olduğunu göstermektedir. Avukatlar, katillerin bile haklarını savunur. Bir ülkede barolar darbeleri ve eşitsizliği savunuyorsa bilin ki hukukun saygınlığını mağdurlar yükseltecektir.

Demokrasi teorisi, İslam dünyasında siyaset bilimi kitaplarının ötesinde bir anlam ifade ediyor. Pratikte demokrasi, ezilen, dışlanan geniş kitlelerin yönetime katılma, kendi gelecekleri ve hayatları üzerinde söz sahibi olma mücadelesinin yol haritası olarak algılanıyor. Batı'dan farklı bir oligarşik/zümre asabiyeti ve farklı bir sınıf mücadelesi sürüyor.
aradğımız cevabı buldk
bu noktada bir sorumuz olacak
ülkemizde marx'ın orta sınıfını karşılayan bir kesim mevcut mudur?
View erva'in Fotoğraf Albümü  
Digg this Post!Add Post to del.icio.usBookmark Post in TechnoratiFurl this Post!
Alıntı ile Cevapla
Alt 30.11.09, 22:30   #6
Vukuf-i Kalbi - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
 
Derecesi :
Grubu : Administrator
Üye No : 2
Üyelik tarihi : 28-07-2008
Nereden : İstanbul
Konuları : 2171
Mesajlar : 13,859
Teşekkürleri: 7,795
5,707 mesajına 12,423 kere teşekkür edildi.
Tecrübe Puanı: 10 Vukuf-i Kalbi is on a distinguished road
Son Aktivitesi : 20.05.12
Durumu : Status: Offline

Standart

Alıntı:
HANZALA´isimli Arkadaşımızdan Alıntı Mesajı göster
kast sistemi denir mi
Hanzala derse denir
__________________




View Vukuf-i Kalbi'in Fotoğraf Albümü  
Digg this Post!Add Post to del.icio.usBookmark Post in TechnoratiFurl this Post!
Alıntı ile Cevapla
Cevapla

Etiket
bilinci, hukuk

Seçenekler
Stil

Yetkileriniz
Yeni Mesaj yazma yetkiniz Aktif değil dir.
Mesajlara Cevap verme yetkiniz aktif değil dir.
Eklenti ekleme yetkiniz Aktif değil dir.
Kendi Mesajınızı değiştirme yetkiniz Aktif değildir dir.

BB-Code Açık.
Smileler Açık
[IMG] Kodları Açık
HTML-Kodları Kapalı.
Trackbacks are Açık
Pingbacks are Açık
Refbacks are Açık


Benzer Konular
Konu Konuyu Başlatan Forum Cevaplar Son Mesaj
Karar bir hukuk garabetidir! Cihad Yıldızı MGFORUM ARŞİV 0 26.11.09 23:47
Yeni sağlık bilinci Alemdâr-ı İslâm SAĞLIK 0 27.10.09 10:57
Takva Bilinci hadid Din 3 12.10.09 21:55
Anadolu Gençlik bilinci Alemdâr-ı İslâm MİLLİ GAZETE 0 27.06.09 12:12
Genelkurmay ve hukuk!.. Seida Serdar Arseven 0 16.06.09 09:14

Bütün Zaman Ayarları WEZ +2 olarak düzenlenmiştir. Şu Anki Saat: 09:17 .

SİSTEM BİLGİLERİ ÖNEMLİ BİLGİLENDİRME
Powered by vBulletin® Version 3.8.6
Copyright ©2000 - 2012, Jelsoft Enterprises Ltd.
Content Relevant URLs by vBSEO 3.5.0 RC2
www.milligorusforum.biz
Kuruluş Tarihi : 10 Ağustos 2008
Site içerisindeki materyaller kaynak gösterilmeden kullanılamaz,dağıtılamaz.

milligorusforum.net/biz/org sitemiz bir forum sitesi olduğu için kullanıcılar her türlü görüşlerini onay almaksızın anında siteye yazabilmektedir.Bu yazılardan dolayı doğabilecek her türlü sorumluluk yazan kullanıcıya aittir.Sitemizde yasalara aykırı herhangi bir materyal bulursanız iletisim@milligorusforum.biz e-mail adresimize bildirirseniz,şikayetiniz incelendikten sonra en kısa sürede gereken yapılacaktır.