| Konular: 50,303 | Mesajlar: 311,863 | Üyeler: 10,668 | Online: 206 | Elhamdülillah...



Geri git   Milli Görüş Forum MÜCADELE » ASRIN MÜCAHİDLERİ »

ASRIN MÜCAHİDLERİ Davaları ve Dinleri Uğruna Ömürlerini Harcayan,Ahirete Göçmüş veya Küfre Karşı Hala Savaşan Mücahid(e)ler...!

Cevapla
 
Konuyu Sosyal Paylaşım sitelerinde Paylaşın LinkBack Seçenekler Stil
Alt 10.02.09, 20:41   #1
*sevda iklimi* - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
 
Derecesi :
Grubu : Fazilet
Üye No : 171
Üyelik tarihi : 20-08-2008
Mesleği : ömür boyu talebe
Nereden : Dersaadet, Mahrusa-i Saltanat, Istanbul, Islambol, Darü's-saltanat-ı Aliyye, Asitane-i Aliyye
Konuları : 67
Mesajlar : 1,383
Teşekkürleri: 823
432 mesajına 651 kere teşekkür edildi.
Tecrübe Puanı: 5 *sevda iklimi* is on a distinguished road
Son Aktivitesi : 01.07.11
Durumu : Status: Offline

Thumbs up Şubat...ve Şehadet



"Yaşamadan ölmek mümkün mü?"

Bulunduğumuz hal üzere ölüp, öldüğümüz hal üzere haşredilmeyecek miyiz?..

Hepimiz aynı duyguları paylaşıyor ve aynı muhteşem isteği tekrarlıyoruz: ALLAH yolunda ölmek, yani şehid olmak!

Ancak bunun bir şartı var: ALLAH yolunda yaşamak… Ölmek istediğimiz yolda yaşamak… Hangi yolda ölmek istiyorsak o yolda mutlaka ve mutlaka yaşamak

Çünkü yaşanmayan bir yolda ölünmez ki! Ölünmez ki değil mi?…"

Biliyoruz ki şehadet bir yaşam biçimidir. İlahi emanetin taşıyıcılığı misyonunu üstlenmektir. Şehadet,vasat bir ümmet olarak insanlar nezdinde şehid olmak, iman edenlerin belirlenmesi için bir furkan, adaleti ayakta tutmak için dayanak olmaktır.


Selam olsun canlarını dişlerine takarak bu davayı bütün özü, ruhu, diriliği ve canlılığı ile bize kadar getiren, insanlığın onur kaynağı, iftihar vesilesi şehitler kuşağına…

Şehadet fedakarlığın en üst basamağıdır. Feda oluştur ama yok oluş değildir. Gerçek anlamda var oluştur. "ALLAH yolunda öldürülenleri ölü sanmayın bilakis Rableri katında diridirler…" (3/169) ayeti bunu en güzel şekilde ispatlamıyor mu?


Şehitlerin hayatlarına bakıldığında bir mübalağa, övgü, abartma yapma konusunda özel bir çaba sarfedilmemiştir. Zira böyle bir davranış işgüzarlık ve lüzumsuzluk olacağı gibi, incelendiğinde de görüleceği üzere şehitlerimiz, şehadetlerinden önce buna ihtiyaç duymayacak ölçüde üstün bir yaşantı içerisinde olmuşlardır… Hatta bugün bizlerin normal bir mantık ile değerlendirdiğimizde katiyen anlayamayacağımız kadar!..

Ne Kayserili Şehid Kemal Özdemir’in (Rasulullah’tan utanarak) soğuk kış gününde eski bir çula sarılıp balkonda yatması… Ne Afgan Cihadı’nda Şehid düşen kardeşimiz Recep Şahin’in, Afganistan’a gitmeden önce günlerce kuru ekmeği soba üstünde ısıtıp yiyerek kendini cihada hazırlaması… Ne elektro-fizik üzerine doktora yapmış ve Avrupa’nın herhangi bir üniversitesinde rahat içerisinde, öğretim görevlisi olarak çalışabilecek Dr. Mustafa Çamran’ın İran-Irak Savaşı esnasında cephenin ön saflarında şehid oluşu… Belki bugün bizim anlamakta zorluk çekeceğimiz, ama yaşanmış saf gerçeğin ta kendisidir. Şehid Mutahhari’nin dediği gibi: "Normal bir insanın mantığı ile şehidin mantığı arasında fark vardır. Şehid, aşk ehlidir, akıl ehli değil… Akıl ehli olanlar davaları için sadece tedbir peşinde koşarlar… Aşk ehli olanlar ise davaları için önce kendilerini feda etmeyi göze alırlar."

"Şehadet bir çağrıdır tüm nesillere ve çağlara" ifadesiyle şehid Metin Yüksel, geleceğin aydınlatıcısı meşaleler olarak sunduğu şehitlerimiz bizleri bereketlendiriyor. Çünkü şehadet bir meşaledir. Şehadetsiz bir dava, şehadetsiz bir mücadele eksiktir, zayıftır. Meşaleleri olmayan mücahitler emin ve doğru adımlarla yürüyemezler. Bir mücadelenin başarı oranı şehitlerinin çokluğu ile orantılıdır. İslam’ın inkişafı, şehadeti namlunun ucunda gören şehitlerin varlığı ile olmuştur. Aynı kural gene geçerlidir.

Filistin’de, Keşmir’de, Moro’da, Cezayir’de, Bosna’da ve Çeçenistan’da İslam’ın zindeliğini şehadet ayakta tutmaktadır.

ALLAH ’a vuslatın makro plandaki randevusu ŞEHADET…


1- "İrtica kitapları müellifi olup, İstiklal Mahkemesi tarafından idama mahkum edilen İskilipli Atıf Hoca hakkındaki idam hükmü bu sabah infaz edildi." (4 Şubat 1926)
Dönemin gazeteleri büyük alimin şehadet haberini böyle duyuruyordu. Suçu şapka inkılabından çok önce yazmış olduğu kitap.


2- Erbilli Muhammed Esad Efendi, Menemen olaylarının teşvik edicisi olarak kabul edilip, hapse mahkum edilir ve arkasından yemeğine zehir katılarak öldürülmeye çalışılır. Bundan netice alamayan zalimler damardan yapılan iğne ile şehid olmasını sağlarlar. (4 Şubat 1931)

3- Türkçe ezanı protesto ettiğinden dolayı Nakşi tarikatının Kozanlı müridi, İbrahim Efendi yakalanarak acımasızca şehid edildi. (Şubat 1933)

4- Hilafetin ilgasından sonra dağılan Müslümanların toparlanması için gayret sarf eden, ülkesinde İslami oluşumun kıvılcımlarını yakan Üstat Hasan el-Benna teşkilatında toplanan Müslümanlara konuşmasını yapıp evine dönerken yolda kurşuna dizilerek şehid edilir. (12 Şubat 1949)

5- Siyah derili beyaz, aydınlık kalpli yiğit hatip, coşkulu kalabalığa seslendi: "Esselamü Aleyküm kardeşlerim ve hocalarım" dinleyicilerden karşılık: “Ve Aleyküm Selam." Derken dinleyiciler arasında bir panik başladı. Herkes olayın çıktığı yöne bakarken, ön sıradan üç kişi kalkarak yiğit Müslümanı kurşun yağmuruna tuttular. Seyrek sakallarının arasından kan sızmaya başladı. Kanlı elleriyle göğsünü tutmaya başladı. Arkasındaki iki sandalyeyi de devirerek düştü ve başı sert bir şekilde sahnenin döşemesine çarptı. Malcolm X şehid oldu. (25 Şubat 1965)




6- Mü’minlerin bayram günü Cuma. ALLAH ’a kurbiyyetin tesisinden sonra gönül huzuru içinde camiden çıkarken zalimlerin kurşununa hedef olan, cesaret timsali kahraman savaşçı Metin Yüksel, Fatih Camii avlusunda şehid düşer. (23 Şubat 1979)

7- Suriye’nin ünlü ve tarihi şehri; HAMA. Nusayri zalim gaddar ve Baascı Hafız Esad’ın başkanlığında 25 bin kişilik modern silahlarla donatılmış askerlerle saldırdıkları Hama’da adeta katliam yaptılar. Şehrin %70’ini yerle bir ederken, 30 binden fazla Müslüman şehid edilmiştir. On binlerce insan da yaralanmıştır. (28 Şubat 1982)

8- Şeyh Muhammed Tayip Ez-Zeytuni bulunduğu hapishaneden alınarak bilinmeyen bir yere nakledilir. Fetvasından vazgeçmesi için Şeyh’e günlerce işkence yapılacaktır… 17 Ocak 1990’da Şeyh Zeytuni Kantara’daki İdrisi Hastanesine koma halinde kaldırılacaktır… 5 Şubat’ta ise ruhu Rabb’ine kavuşunca bir sandukaya konan cesedi "Sandığın kesinlikle açılmayacağı" emri ile ailesine teslim edildi. (5 Şubat 1990)

9- Şehid Ragıb Harb’ın şehadetinin 8. yıldönümü münasebetiyle Cebşid Kasabasında 16 Şubat 1992 günü tertiplenen anma merasiminde İsrail aleyhine yaptığı sert konuşmasını tamamlayıp dönerken mütecaviz işgalci askeri birlikleri tarafından helikopterden fırlatılan roket saldırısında arabası isabet alarak, eşi ve 5 yaşındaki oğlu Hüseyin’le birlikte şehadet şerbetini içti… Abbas Musavi. (16 Şubat 1992)

10- 5 Şubat günü evine gelen PKK’lı teröristler, onu dışarı çağırarak, sıktıkları kurşunlarla yaralıyorlar, kaldırıldığı Viranşehir hastanesinde (ne hikmetse) elektrik kesildiğinden müdahale yapılmayan Mehmet Kaya, tüm yaşamı boyunca özlediği şehitlik makamına ulaşıyordu. PKK’nın tehditlerine kulak asmamış, İslami yaşantısından taviz vermemişti… (5 Şubat 1993)

11- Güneydoğunun kıymetli alimlerinden Molla İhsan Yeşilırmak, 8 şubat günü Batman’ın Karşıyaka semtinde, iki kişi tarafından kurulan pusuda aldığı kurşun yaralarıyla şehadete ulaştı. Molla İhsan’la beraber oğlu Mahmut Yeşilırmak da isabet eden kurşunlarla ağır yaralanarak tedavi altına alındı.


Şehid, kanlar içerisinde hastaneye getirildiğinde, hanımı ve çocuklarının üzerinde en ufak bir hayret, şaşkınlık, tedirginlik belirtisi yoktu. Hepsinin ağzından çıkan tek söz ‘İnna lillah ve inna ileyhi raciun’ ayetiydi. Bu sabır ve metanet tablosu, mü’minlerin kalbine iman ve cesaret nakşederken, katillerin de yüreklerini hoplatıyordu. (8 Şubat 1993)

12- Mersin Müslümanları arasında sevilen bir şahsiyet olan Süleyman Akyüz, 20 Şubat sabah namazından sonra, açtığı dükkanında PKK timleri tarafından şehid edildi. Süleyman Akyüz daha önce de çeşitli tehdit ve saldırıya uğramış, dükkanı bombalanmıştı. (20 Şubat 1993)

13- 1994 yılının 25 şubat günü sabah namazı vakti… Siyonistlerin işgali altındaki Batı Şeria’da El-Halil kentindeki Halil İbrahim Camiinde Filistinli Müslümanlar sabah namazı kılıyorlardı… Her zamanki gibi cemaat halinde ALLAH ’ın huzuruna durmuş Müslümanlar birkaç saniye sonra olacaklardan habersiz secdeye kapandılar.

Ne olduysa, o anda oldu! Gali Marka, dakikada 750 mermi atan ve şarjörlü 35 mermi alan silahıyla camiye giren Yahudi Baruh Goldstein, cemaati yaylım ateşine tuttu… Bir anda kan gölüne dönen camide 53 Müslüman şehid oluyordu!


Şehadet pınarından müstefid olan şehidimiz: AHMET PINAR

Vicdan sahibi her insanın yüreğini dağlayan bir katliama seyirci kalamayarak Bosnalı kardeşlerinin yardımına koşan ve Müslüman olmanın sorumluluğunu yerine getirerek şehid olan kardeşlerimizden birisi de Nevşehirli Ahmet Pınar’dı.


28 Aralık 1992 günü Bosnalı Müslümanlar Sırplara karşı büyük bir operasyon başlatmışlardı… Operasyon, savaşın başlamasından bu yana gerçekleştirilen en büyük harekat idi ve Müslüman kuvvetlerden de kırk kişi şehid oluyordu. İşte Ahmet Pınar bu şehitlerden birisidir. Nevşehir’in Ürgüp ilçesi Başdere köyünde başlayan otuz yıllık ömür şehadetle sona erdi. Ahmet Pınar küçük yaşlarda başladığı İslami mücadelesini, zirveye ulaşarak noktaladı.Bunlar tespit edilen ve gün yüzüne çıkarılmış Şubat ayı şehitlerinden bazıları. Henüz tespit edilememiş yüzlerce şehit var.

Diğer şehitlerimiz muhtelif ay ve yıllara dağılmıştır. Nesilleri ve çağları aydınlatıcı şehid ve şehadet duygusu Müslümanların en kutsal değeridir. Nitekim: Seyyid Kutup, Abdulkadir Udeh, Sedat Yenigün, Bilal Yaldızcı, Erdoğan Tuna, Ömer Muhtar, Tekiner Tayfur, Fuad Çağlar ve diğerleri…


Ne zaman İslam’ın gemisi karaya oturmaya yüz tutsa, kanlarını altına pompalayarak onu yüzdüren ve yüzdürecek olan şehitlerimizin aziz ruhlarına…


alıntıdır...
__________________
"Bizim Davamızda kimse kendi için yasamaz, Herkez kardesi için yasar. Menfaati Öldürmenin en kolay yolu budur.."
Prof. Dr. Necmeddin ERBAKAN
View *sevda iklimi*'in Fotoğraf Albümü  
Digg this Post!Add Post to del.icio.usBookmark Post in TechnoratiFurl this Post!
Alıntı ile Cevapla
Bu mesaj için *sevda iklimi* kullanıcısına teşekkür eden 8 üyemiz:
drejj (11.02.09), EliF (11.02.09), ERCANLI (12.02.09), gazikentli (11.02.09), Nureddin Zengi (11.02.09), sevgiliye sevdalı (11.02.09), Sükut-u Leyl (11.02.09), sükut_ (11.02.09)
Alt 10.02.09, 20:43   #2
*sevda iklimi* - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
 
Derecesi :
Grubu : Fazilet
Üye No : 171
Üyelik tarihi : 20-08-2008
Mesleği : ömür boyu talebe
Nereden : Dersaadet, Mahrusa-i Saltanat, Istanbul, Islambol, Darü's-saltanat-ı Aliyye, Asitane-i Aliyye
Konuları : 67
Mesajlar : 1,383
Teşekkürleri: 823
432 mesajına 651 kere teşekkür edildi.
Tecrübe Puanı: 5 *sevda iklimi* is on a distinguished road
Son Aktivitesi : 01.07.11
Durumu : Status: Offline

Standart

Şehadet bu ümmetin tevhid ve özgürlük mücadelesini aydınlatan ışıktır.

İmandan yoksun olanlar ölümü yok oluş veya belirsiz bir karanlığa açılan bir kapı olarak görürken hâlis iman sahipleri Allah yolunda şehit edilmeyi yeni ve aydınlık bir hayatın başlangıcı olarak kabul ederler. İmanî kararlılık karşısında acze düşülmesinin en önemli sebebi de budur. Şubat ayı tarihe damgasını vuran birçok hareket önderinin şehit edildiği aydır. Bu yüzden biz iki gün süreyle özellikle son dönemde İslâmî mücadeleye damgalarını vuran ve Şubat şehitlerinin arasına giren bazı hareket önderlerinden söz etmek istiyoruz. Amacımız onları tanıtmak değil, kendilerini anmak için özet bilgilerle hayatlarından ve mücadelelerinden söz etmek, böylece yeniden hatırlanmalarına vesile olmaktır.

İmam Hasan el-Benna

Çağımızda İslâm davasının en önemli öncülerinden olduğu için haklı olarak "İmam" ve "Genel Mürşid" unvanını alan Hasan el-Benna 1906’da Mısır'da doğdu. İlim ehli bir aileye mensuptu. Küçük yaşlarda İslâmi bilgi ve terbiyeyle donanan el-Benna dininin gereklerini yerine getirmede ve başkalarını da bu konularda teşvikte çok gayretliydi. Küçük yaşlardayken kardeşiyle birlikte "Emr-i Bi'l Maruf Cemiyeti"ni kurdu.

İslâm davasını halka anlatmak ve onları bu istikamette bir araya getirmek istiyordu. Bunun için de halka inmek gerektiğini düşünüyordu. Bu düşüncesini İsmailiyye'de öğretmenlik yaptığı sıralarda yakın arkadaşlarına açarak beraber çalışmayı teklif etti. Arkadaşlarıyla beraber İslâm'ı tebliğ etmek için kahvehanelere ve mahalle aralarına giderek oralarda vakit öldüren halka hoşgörüyle yaklaşıp sıcak sohbetlerle İslâm'ı anlatıyorlardı. Bu yolla sayıları gittikçe artıyordu. Bu çalışmaları yanında öğretmenlik mesleğini de sürdüren el-Benna arkadaşlarıyla beraber 1929'da merkezi İsmailiyye'de olan "Müslüman Kardeşler (İhvanı Müslimin)" cemaatini kurdu. Çalışmalarına büyük bir heyecanla başlayan İhvan köy köy, şehir şehir İslâmi davayı anlatıyordu.

Bir süre sonra el-Benna'nın öğretmenlik görevi Kahire'ye nakledildi. Dolayısıyla teşkilatın genel merkezi de Kahire'ye getirildi. Müslüman Kardeşler'in ihlâs ve samimiyetle yürüttükleri çalışmalar Kahire'de büyük ilgiyle karşılandı ve teşkilatın çemberi hızla genişledi. Teşkilatın çalışmaları sonucu Mısır'ın birçok yerinde enstitüler, okullar, hastaneler açıldı. Kahire'de İmam el-Benna’nın fikirlerini daha geniş kitleye ulaştırmasını sağlayan günlük "İhvan-ı Müslimin" adlı bir gazete yayınlanmaya başlandı. Teşkilat kısa sürede iyice genişledi ve Mısır dışında birçok Arap ülkesinde şubeleri açıldı. İslâm âlemindeki en güçlü teşkilat haline geldi.

O tarihte krallıkla yönetilen Mısır'da, kral ve hükümet bu teşkilattan endişe duymaya başladı. Müslümanların İslâm prensiplerine bağlanarak beraber hareket etmeleri halinde sömürgeci politikaların tıkanacağından korkan İngiltere, Fransa ve Amerika gibi emperyalist ülkeler de bu teşkilatın önüne geçilmesini istiyorlardı. Özellikle İngiltere bu teşkilatın dağıtılması için Mısır’a baskı yapmaya başladı. Sonuçta Mısır bu hareketi yasadışı ilan etti ve çalışmalarını engellemeye başladı, ama tamamen kapatamadı. Teşkilatı kapatmayı ve etkisiz hale getirmeyi başaramayan zihniyet onun liderini tasfiye etmek istedi. Ve çok geçmeden 12 Şubat 1949'da Hasan el-Benna, Kahire'de sokak ortasında vurularak şehit edildi.

Abbas Musevi

Lübnan'daki Hizbullah'ın genel sekreteriydi. Özellikle Güney Lübnan'daki siyonist işgale karşı yürütülen cihadda önemli yeri vardı. Bu hareketin liderlerinden olan Abbas Musevi Allah'ın takdiridir ki bir şehidin şehadet yıldönümü törenlerinden dönerken hanımı ve bir çocuğuyla beraber İsrail ajanları tarafından 17 Şubat 1994'te şehit edildi.

Adı Türkçe kaynaklarda genellikle "Musavi" olarak yazılmaktadır. Bunun sebebi Türkçe'de yahudilerin "musevi" olarak adlandırılmalarıdır. Dolayısıyla onlarla bir ad benzerliğinin olmaması için "Musavi" kelimesinin kullanılması tercih edilmektedir. Oysa yanlış olan yahudilerin "musevi" olarak adlandırılmalarıdır. Bu kelime "Musa çizgisinde" veya "Musa soyundan" gibi anlamlara gelir.

Şehit Abbas Musevi siyonist işgalcilere karşı verilen mücadelede bir kilometre taşı olduğundan "musevi" kelimesinin Türkçe'deki yanlış anlamından son derece uzaktı. Ama kelimenin doğru ve gerçek anlamına çok yakın biriydi. Çünkü o, Hz. Musa (a.s.) da dâhil bütün peygamberlerin ortak çizgisi olan tevhid çizgisinde mücadele eden bir mücahiddi.
__________________
"Bizim Davamızda kimse kendi için yasamaz, Herkez kardesi için yasar. Menfaati Öldürmenin en kolay yolu budur.."
Prof. Dr. Necmeddin ERBAKAN
View *sevda iklimi*'in Fotoğraf Albümü  
Digg this Post!Add Post to del.icio.usBookmark Post in TechnoratiFurl this Post!
Alıntı ile Cevapla
Bu mesaj için *sevda iklimi* kullanıcısına teşekkür eden 6 üyemiz:
EliF (11.02.09), ERCANLI (12.02.09), gazikentli (11.02.09), sevgiliye sevdalı (11.02.09), Sükut-u Leyl (11.02.09), sükut_ (11.02.09)
Alt 10.02.09, 20:44   #3
*sevda iklimi* - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
 
Derecesi :
Grubu : Fazilet
Üye No : 171
Üyelik tarihi : 20-08-2008
Mesleği : ömür boyu talebe
Nereden : Dersaadet, Mahrusa-i Saltanat, Istanbul, Islambol, Darü's-saltanat-ı Aliyye, Asitane-i Aliyye
Konuları : 67
Mesajlar : 1,383
Teşekkürleri: 823
432 mesajına 651 kere teşekkür edildi.
Tecrübe Puanı: 5 *sevda iklimi* is on a distinguished road
Son Aktivitesi : 01.07.11
Durumu : Status: Offline

Standart

Malcolm X

Amerika'nın kenar mahallelerinden birinde dünyaya gelen Malcolm X, sefalet içinde geçen çocukluğu döneminde düzenli bir eğitim alamadı. Çocukluk ve gençlik yıllarının ilk dönemlerinde serserilik, şiddet, uyuşturucu vb. kötü alışkanlıkların hepsiyle tanıştı ve bu hayatın sonucu hapse girdi. Hapis, hayatının dönüm noktasını oluşturdu. Orada Amerika'daki İslami hareket lideri Elijah Muhammed'in adamlarıyla kaldı ve onlar sayesinde İslam'la tanıştı.

Hapisten sonra ırkçı görüşlere sahip Elijah Muhammed'in hareketine katıldı ve on yıl onun yardımcılığını yaptı. Bu süre sonunda ilk gittiği haccda İslam'ın tevhidi bütünlüğü ile tanıştı ve hayatında tekrar yeni bir dönem açıldı. Çünkü Amerika'da içinde bulunduğu ırkçı hareketin aslında İslam'a ters düştüğünü fark etmiş, haccda Müslümanların siyahı, beyazı, zengini, fakiriyle oluşturduğu bütünlüğü ve kardeşliği görmüştü.

Dönüşte Elijah Muhammed'in hareketinden ayrılarak, kendisi İslam'ı öğrendiği yeni şekliyle tebliğ etmeğe başladı. Daha çok zencilere hitap ettiği için zencilerin ve ezilmiş diğer mazlumların haklarından sıkça söz ediyor, İslam'ın tevhid görüşünü vurguluyordu. Kısa sürede etrafına büyük kalabalıklar topladı. Onun bu çalışmalarından rahatsız olan FBI, 25 Şubat 1965'te bir konferansı esnasında bir zencinin eliyle onu vurdurdu. FBI cinayetle ilgisinin olmadığını bildirdiyse de, katilinin hapiste İslam'ı seçmesi sonrası yaptığı itiraf gerçeği gün yüzüne çıkardı.



İskilipli Atıf Hoca

Hayatını İslam'a ve ümmete hizmet için adamış bir ilim adamıdır. Hayatı boyunca ilimle iç içe olmuş, İslami konularda halkı aydınlatmaya çalışmıştır.

1926 sonbaharında tutuklanarak önce emniyete sonra İstiklal Mahkemesi'ne götürüldü. Suçu "Şapka devrimi"ne muhalefetti. Gerekçe ise şapka kanununun ilanından önce yazdığı bir kitapta Müslümanların şapka giymelerinin caiz olmadığını belirtmesiydi.

İstiklal Mahkemeleri'nin şaşırtıcı ve ibret verici kararlar aldığı, önce infazların yapılıp sonra mahkemelerin sonuçlandırıldığı dönemdi. Böyle bir dönemde, böyle mesnetsiz bir suçtan yargılanan Atıf hoca için savcı üç yıl kürek cezası istedi.

Atıf hoca, mahkemedeki son duruşmasından önceki akşam arkadaşlarının ısrarıyla kısa bir müdafaa yazdı. Fakat sabah bu müdafaayı yırtması üzerine şaşıran arkadaşlarına cevabı: "Rüyamda Resulullah'ı gördüm. Bana: 'Atıf bize kavuşmak istemiyorsun da müdafaa yazmakla mı uğraşıyorsun?' buyurdu" olmuştu. Hoca mahkemede müdafaa yapmadı.

Savcının üç yıl kürek cezası talebine rağmen mahkemenin kararı "idam" oldu. Ve Atıf hoca 4 Şubat 1926'da idam edildi. Son sözü ise şöyleydi: "Zalim ve kâfirlerle elbette mahşer günü hesaplaşacağız."
__________________
"Bizim Davamızda kimse kendi için yasamaz, Herkez kardesi için yasar. Menfaati Öldürmenin en kolay yolu budur.."
Prof. Dr. Necmeddin ERBAKAN
View *sevda iklimi*'in Fotoğraf Albümü  
Digg this Post!Add Post to del.icio.usBookmark Post in TechnoratiFurl this Post!
Alıntı ile Cevapla
Bu mesaj için *sevda iklimi* kullanıcısına teşekkür eden 5 üyemiz:
EliF (11.02.09), ERCANLI (12.02.09), gazikentli (11.02.09), Sükut-u Leyl (11.02.09), sükut_ (11.02.09)
Alt 10.02.09, 20:45   #4
*sevda iklimi* - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
 
Derecesi :
Grubu : Fazilet
Üye No : 171
Üyelik tarihi : 20-08-2008
Mesleği : ömür boyu talebe
Nereden : Dersaadet, Mahrusa-i Saltanat, Istanbul, Islambol, Darü's-saltanat-ı Aliyye, Asitane-i Aliyye
Konuları : 67
Mesajlar : 1,383
Teşekkürleri: 823
432 mesajına 651 kere teşekkür edildi.
Tecrübe Puanı: 5 *sevda iklimi* is on a distinguished road
Son Aktivitesi : 01.07.11
Durumu : Status: Offline

Standart

Şeyh Esad Erbili
Ondokuzuncu asrın ortalarına doğru Musul'a 50-60 km. mesafedeki Erbil'de doğan Şeyh Esad, İslami konularda tahsil gördü. Şer'i ve tasavvufi ilimlerdeki çalışmaları sonucu genç yaşında icazet alan Şeyh 1883'te, 40 yaşlarındayken İstanbul'a gelerek aldığı icazetleri Meşihat dairesine tasdik ettirerek, irşadla meşgul olmak için bir mekan talep etti. Önce Kocamustafapaşa'da sonra da Üsküdar'daki tekkesinde irşadla meşgul olmaya başladı.
Cumhuriyetten sonra tekke ve zaviyelerin kapatılmasıyla birlikte, zikir halkalarını ve tekkesini bırakan Şeyh, Erbil'deki mülklerini satarak Erenköy'de satın aldığı köşkte ikamet etmeye ve halkı İslami konularda bilgilendiren sohbetler yapmaya başladı.
Meşhur Menemen hadisesinden sonra suçlanan ilim adamlarının arasında o da vardı. Bu haksız ve mesnetsiz suçlamalarla idama mahkûm edildi. Ancak çok yaşlı olduğundan hüküm infaz edilmedi. Malum zihniyet sahipleri bunu telafi edebilmek için onun hastalığından yararlanarak 4 Şubat 1931'de hastanede zehirledi ve bir başka yolla infazı gerçekleştirdiler.

Metin Yüksel

17 Temmuz 1958'de Bitlis'te dünyaya gelen Metin Yüksel ilim ehli bir aileye mensuptur. 1965'te İstanbul'a gelen Metin ilmi ve sosyal yönü güçlü bir ailenin çocuğu olarak kendini çok hareketli bir ortamda buldu. İslami hareketin o ilk heyecanlı dönemlerinde hareketin merkezinde yer aldı. Genç yaşlarında MTTB çalışmalarına katıldı. 17 yaşlarındayken Fatih Akıncılar Derneği'ni kurdu. Heyecanı, enerjisi, samimiyeti ve pratik zekâsı sayesinde kısa sürede çevresinde sevilen ve tanınan biri oldu.
Bu çalışmalarından rahatsız olan muhtelif gruplar tarafından sürekli tehdit ediliyordu. Saldırıya da uğradı. Saldırı ve tehditlerden dolayı ölümü sürekli ensesinde hisseden Metin 23 Şubat 1979'da Cuma namazı sonrası şehit edildi.

Ahmet Varol
Şehadet fedakarlığın en üst basamağıdır. Feda oluştur ama yok oluş değildir. Gerçek anlamda var oluştur. "Allah yolunda öldürülenleri ölü sanmayın bilakis Rableri katında diridirler…" (3/169)
__________________
"Bizim Davamızda kimse kendi için yasamaz, Herkez kardesi için yasar. Menfaati Öldürmenin en kolay yolu budur.."
Prof. Dr. Necmeddin ERBAKAN
View *sevda iklimi*'in Fotoğraf Albümü  
Digg this Post!Add Post to del.icio.usBookmark Post in TechnoratiFurl this Post!
Alıntı ile Cevapla
Bu mesaj için *sevda iklimi* kullanıcısına teşekkür eden 4 üyemiz:
EliF (11.02.09), gazikentli (11.02.09), Sükut-u Leyl (11.02.09), sükut_ (11.02.09)
Alt 11.02.09, 17:22   #5
nuveyba - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
 
Derecesi :
Grubu : MG ViP Üye
Üye No : 278
Üyelik tarihi : 27-08-2008
Konuları : 61
Mesajlar : 1,214
Teşekkürleri: 1,447
453 mesajına 856 kere teşekkür edildi.
Tecrübe Puanı: 5 nuveyba is on a distinguished road
Son Aktivitesi : 03.04.12
Durumu : Status: Offline

Standart


Allah razı olsun çok güzel bir çalışma olmuş..

Rabbim şeahdetlerini kabul eylesin..
Ve rabbim o yüce mertebeye erişmek gönlüne düşenlere o mertebeyi nasip eylesin inşaAllah..


__________________
Doğrusu Allah, kendi uğrunda, kenetlenmiş bir duvar gibi, saf halinde çarpışanları sever.

-Saff, 4.
View nuveyba'in Fotoğraf Albümü  
Digg this Post!Add Post to del.icio.usBookmark Post in TechnoratiFurl this Post!
Alıntı ile Cevapla
Bu mesaj için nuveyba kullanıcısına teşekkür eden 2 üyemiz:
*sevda iklimi* (12.02.09), gazikentli (11.02.09)
Alt 11.02.09, 17:26   #6
Sükut-u Leyl - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
 
Derecesi :
Grubu :
Üye No : 503
Üyelik tarihi : 14-09-2008
Nereden : -
Konuları : 785
Mesajlar : 2,732
Teşekkürleri: 3,635
1,492 mesajına 3,323 kere teşekkür edildi.
Tecrübe Puanı: 6 Sükut-u Leyl is on a distinguished road
Son Aktivitesi : 24.06.10
Durumu : Status: Offline

Standart

çok güzel bi paylasim Allah razı olsun

Şubat ayı şehadet ayıdır. Çünkü bu mübarek ayda yüzlerce alim ve dava lideri şehid olmuştur. Şubat ayı şan ve şeref ayıdır. Çünkü bu ayda zulüm, baskı ve dayatmalara boyun eğmeyerek Müslümanların izzet ve şereflerini korumaya çalışan gerçek Müslümanlar zalimlerin gaddar ve hain mermilerine hedef olmuşlardır. Şubat ayı aynı zamanda bereket ayıdır.
Allah (cc) hiçbirimizi dogru yoldan ayirmasin

Konu Sükut-u Leyl tarafından (11.02.09 Saat 17:42 ) değiştirilmiştir..
View Sükut-u Leyl'in Fotoğraf Albümü  
Digg this Post!Add Post to del.icio.usBookmark Post in TechnoratiFurl this Post!
Alıntı ile Cevapla
Bu mesaj için Sükut-u Leyl kullanıcısına teşekkür eden 2 üyemiz:
*sevda iklimi* (12.02.09), gazikentli (11.02.09)
Cevapla

Etiket
Şehadet, Şubatve

Seçenekler
Stil

Yetkileriniz
Yeni Mesaj yazma yetkiniz Aktif değil dir.
Mesajlara Cevap verme yetkiniz aktif değil dir.
Eklenti ekleme yetkiniz Aktif değil dir.
Kendi Mesajınızı değiştirme yetkiniz Aktif değildir dir.

BB-Code Açık.
Smileler Açık
[IMG] Kodları Açık
HTML-Kodları Kapalı.
Trackbacks are Açık
Pingbacks are Açık
Refbacks are Açık


Bütün Zaman Ayarları WEZ +2 olarak düzenlenmiştir. Şu Anki Saat: 18:07 .

SİSTEM BİLGİLERİ ÖNEMLİ BİLGİLENDİRME
Powered by vBulletin® Version 3.8.6
Copyright ©2000 - 2012, Jelsoft Enterprises Ltd.
Content Relevant URLs by vBSEO 3.5.0 RC2
www.milligorusforum.biz
Kuruluş Tarihi : 10 Ağustos 2008
Site içerisindeki materyaller kaynak gösterilmeden kullanılamaz,dağıtılamaz.

milligorusforum.net/biz/org sitemiz bir forum sitesi olduğu için kullanıcılar her türlü görüşlerini onay almaksızın anında siteye yazabilmektedir.Bu yazılardan dolayı doğabilecek her türlü sorumluluk yazan kullanıcıya aittir.Sitemizde yasalara aykırı herhangi bir materyal bulursanız iletisim@milligorusforum.biz e-mail adresimize bildirirseniz,şikayetiniz incelendikten sonra en kısa sürede gereken yapılacaktır.