| Konular: 50,303 | Mesajlar: 311,863 | Üyeler: 10,668 | Online: 205 | Elhamdülillah...



Geri git   Milli Görüş Forum MÜCADELE » ASRIN MÜCAHİDLERİ »

ASRIN MÜCAHİDLERİ Davaları ve Dinleri Uğruna Ömürlerini Harcayan,Ahirete Göçmüş veya Küfre Karşı Hala Savaşan Mücahid(e)ler...!

Cevapla
 
Konuyu Sosyal Paylaşım sitelerinde Paylaşın LinkBack Seçenekler Stil
Alt 24.02.09, 15:23   #1
EnfaL - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
 
Derecesi :
Grubu : Erkekler Bölümü
Üye No : 2374
Üyelik tarihi : 31-01-2009
Konuları : 16
Mesajlar : 151
Teşekkürleri: 152
50 mesajına 75 kere teşekkür edildi.
Tecrübe Puanı: 4 EnfaL is on a distinguished road
Son Aktivitesi : 08.04.09
Durumu : Status: Offline

Standart Ayetullah İmam HUMEYNİ(R.a)

İMAM HUMEYNİ’NİN HAYATI



DOĞUMU:

Seyit Ruhullah Musevi Humeyni, Cuma günü 1281 h.ş (1902) tarihinde, İran’ın Arak iline bağlı Humeyn kasabasında, İslam âleminin değerli şahsiyeti Hz.Fatıma’nın (s.a) doğum gününde dünyaya geldi. Öyle bir çocuk ki onu, beşeriyet tarihine yepyeni bir sayfa açan biri olarak adlandırmak gerekir.

Babası, yiğitlik ve cesareti ile tanınan aynı zamanda o bölgenin âlimi olarak da bilinen Seyit Mustafa’dır. Seyit Ruhullah’ın doğumundan dört ay 22 gün gibi kısa bir zaman sonra babası, Arak şehrine yolculuk esnasında, mücadele ettiği, halka zulüm eden köy ağaları ve hanlar tarafından şehit edildi. Katiller devlet tarafından yakalanıp öldürüldükleri zaman İmam Humeyni üç yaşında idi.



ÇOCUKLUK DÖNEMİ:

İmam, çocukluk yıllarını Humeyn şehrinde geçirdi. Nene Haver olarak tanınan ve imama sütanneliği yapan Haver adındaki bir kadın imamı büyüttü. Ayetullah Pesendide nene Haver hakkında şöyle diyor: Nene Haver çok cesur ve soylu bir kadındı kocası kerbela-i mirza, babamızın koruması idi.

İmam sütannesine verildikten sonra seyit Mustafa oğluna verilecek sütün tamamen helal olduğunu kontrol edebilmek için ona şöyle söylüyor: Oğluma süt verdiğin süre içinde kocanın getirdiği yemeklerden yemeni istemiyorum. Sana her gün üç öğün yemek getireceğim ve çocuğun, sana getireceğim bu yemeklerle beslenmesini istiyorum.

Seyit Ruhullah çocukluğundan, üstün bir zekâya sahip birisiydi. O, Farsça edebiyat ve dilbilgisinin bir kısmını abisi Ayetullah Pesendide ve diğer üstatların yanında okudu.


İLİM VE TAHSİL DÖNEMİ:


İmam,1306 h.ş (1927) yılında Ayetullah Şeyh Abdülkerim Hairi ile görüştükten sonra onun derslerine katılmak için Kum şehrine hicret eder. Usul ve fıkhın yanı sıra tefsir, felsefe, irfan ve diğer bazı ilimlerde büyük üstatların derslerine katılır. İmam’ın, felsefe üstadı Hekim adı ile tanınan Şeyh Ali Ekber Yezdi ve irfan dalındaki üstadı ise büyük arif Ayetullah Şeyh Muhammet Ali Şah abadi’dir.

Kum ilim medreseleri kurucusu değerli fakih Ayetullah Hairi vefat ettiği zaman imam, ilim medreselerinin önemli şahsiyetlerinden birisi sayılıyordu.


ÜSTATLIK DÖNEMİ:


İmam 27 yaşında felsefe dersi ve belirli bir süre genel derslerde üstatlık yaptıktan sonra, içtihat seviyesine usul ve fıkıh dersleri vermeye başladı. Bu arada imam’ın verdiği ahlak dersleri şehit Mutahhari gibi öğrencilerin ruhi ve manevi olarak gelişmelerinde fevkalade etkili oluyordu.

İmam Kum’da ilim tahsil ederken Dünya’da ve özellikle İran’da gelişen önemli siyasi olayların her biri imamın ruhunda ayrı bir tesir bırakıyordu. Örneğin Ayetullah Müderrisin Rıza han ile inkılâbı mücadelesi, Rıza han’ın Atatürk’le anlaşarak İran’da İslami yok etmeye çalışması Rıza hanın ilim havzasına hakaretleri ve ruhanilere (Din âlimleri)sarık ve cübbe giymenin yasaklanması imam Hüseyin’e taziye meclislerinin yasaklanması örtünün yasaklanması ikinci dünya savaşı, Rıza hanın Muris adasına kaçışı, İngilizler eliyle Rıza hanın oğlunun hükümete getirilmesi ve sonunda Ayetullah kaşani’nin ve musaddık’ın kıyamının bastırılması ve benzerleri imamın ruhunda derin etkiler bırakan olaylardan sadece birkaç tanesidir.

O dönemde gelişen olaylar İmam’ı şeytani güçler elinde maruz kalan Müslümanları kurtarma düşüncesine sevk etti.


SİYASETE İLK ADIM:


Şehriver 1320 h.ş’de (Haziran,1941) Rıza han zillet içerisinde İran’dan kaçtı, halk onun kaçışını kutladı ama çok geçmeden Rıza hanın oğlu İngilizlerin yardımı ile hükümeti ele geçirdi. Halkın siyasi olaylar hakkında fazla bir bilgisi olmadığı bu zamanda Muhammet Rızanın başa gelmesinin sebebi babasının hatalarını düzeltmek olduğu düşüncesi yayıldı.

Siyasi görüşü güçlü olan imam, elimizde bulunan ilk tarihi belgelere göre 1323 h.ş (1944) tarihinde kendi el yazısı ile yazılmış makalede, Rıza hanın kuru kafasından dökülen planları ve o dönemin hâkim olan şartlarını değerlendirmektedir.1340 h.ş’de (1961)İran’ın ekonomi durumu çok kötü idi. Diğer milletlerin kıyamlarını nazara alarak, uluslar arası emperyalizmin başı olan Amerika, Şah’a, uydurma bir inkılâp gerçekleştirerek halkı bu yolla kandırmasını emretti.

Bu şekilde Halkın ve şahın beyaz inkılâbı tasarısı gündeme geldi. İmam Humeyni bir mesaj vererek şöyle dedi: Bu (beyaz inkılâp) paketleri devletin anayasasına ve İslam’a terstir. Bir kanun tasarısının yasallaşması için millet meclisinde onaylanması gerekirken Şah beyaz inkılâp tasarısını meclise sunmamış ve direkt uygulanması emrini vermiştir.


ZULME KARŞI KIYAM:


İmam, olağanüstü siyasi görüşü ile bu kanunun asıl hedefinin halkı kandırmak olduğunu biliyordu. Çünkü kanunun yasallaşmasından on yıl gibi bir zaman geçmişti ki devletin ekonomisinde bir çöküntü oldu. İmam Humeyni’nin bu duruma itirazı ile bütün işyerleri kapatıldı ve halk gösteri yaptı.

Halkın ayaklanması, şah’a bağlı güvenlik güçlerinin, vahşice Feyziyye medresesine saldırıp halkı kana bulamalarına, bazılarının şehit ve yaralanmalarına sebep olmuştu.1341’de (1962) Şah, yabancıların devlet işlerinde daha fazla söz hakkına sahip olmaları için bir kanun yürürlüğe koydu. Bu kanuna göre kuran yerine semavi kitapların herhangi birine yemin edilebilecekti.

İmam Humeyni mesajında zamanın başbakanı Eleme şöyle dedi: Ben, Allah’ı telanın kanunlarına ve devletin anayasasına uymanız için sizi uyarıyorum. Ve diyorum ki kanunu çiğnemenin kötü sonuçlarından korkun.

Bu mesajın yayınlanmasının ardından polis ile imam taraftarları çatıştı. İmam Humeyni 1341 Azer ayının 11 de (1962) yaptığı bir konuşmasında şöyle söyledi: Siz halkın başından mızrakların ucunu kaldırın o zaman bakalım halk kiminledir. Ve halkın kimin yanında olduğunu görelim.

İmam Humeyni’nin bu ezici sözleri üzerine şah, altı tane beyaz inkılâp paketini referanduma sundu. İmam bu referandumu İslam’a ve anayasaya aykırı bulduğunu söyleyerek halkın seçimlere katılmasını haram etti.

İmam o günlerde yaptığı bir konuşmasında şöyle söylüyor: Hâkim olan rejim kaba kuvvet ile büyük bir milletin istekleri karşısında dayanamaz er yâda geç yenilecektir. İmam Humeyni ne zaman konuşmaları ile halkı aydınlatsa talebeler, öğrenciler ve esnaf kesimi şah’ın aleyhine gösteri yapıyorlardı. Ama şah’ın satılmış taraftarları zulüm hükümetinin, halkı ezerek ve onların feryatlarını bastırarak devam edeceğini sanıyor ve her defasında halkın mazlum feryatlarına kurşun ve ateş ile karşılık veriyorlardı.

Şah rejiminin halka yaptığı vahşi saldırılar münasebetiyle İmam, 1342’nin (1963) yılbaşını hüzün yılı ilan etti. 1342 ‘nin ilk günü öğlenden sonra İmam sadık (a.s)’ın şahadet yıldönümü sebebiyle Feyziyye medresesinde taziye meclisi vardı. Şah’ın özel korumaları bu manevi topluluğa saldırıp halk ve talebelerden bir çocuğunu kana buladı.1342’nin Ordubeheşt aynının ilk gününde şah, din ordusu adında bir tasarı sundu. Bu tasarıya göre bütün talebeler ve ruhaniler (din âlimleri) polis tarafından tutuklanıp asker elbisesi ile sınır bölgelere sürgün edileceklerdi. İmam Humeyni bu konuda şöyle buyurdu: Kaygılanmayın ve askeri eğitimleri ciddi bir şekilde öğrenin, Hz.Musa’ın Firavun’un kucağında büyüyüp zulüm ve haksızlığı ortadan kaldırdığı gibi sizlerde fesat ve zulmü ortadan kaldırırsınız.

İmam talebelere askeri eğitim almayı ve Şah rejimi ile mücadelede öğrendiklerini uygulamalarını emretti. İmam Feyziyye medresesinin şehitlerinin 40.günü münasebetiyle şöyle buyurdu: Şah’ı sevmek yağmacılık demektir. Ve şöyle buyurdu: Bizim suçumuz, İslam’ı ve özgürlüğü savunmaktır. Şah binlerce Amerika müsteşarı ile devleti yönetirken şah’ın özel güvenlik görevlileri (savak) ortalıkta kol gezerken hiç kimse Şah rejimi aleyhinde tek kelime bile söylemeye cesaret edemezken İmam Humeyni eşsiz bir cesaretle şöyle buyurdu: Ben geri adım atmamaya kararlıyım ya bu bozuk hükümeti kaldıracağım ya da Allah’u telanın karşısına özürüm ile gideceğim.

Birkaç gün sonra İmam Humeyni muharrem ayı (İmam Hüseyin (a.s)’in şehit edildiği ay)münasebetiyle ülkenin çeşitli şehirlerine tebliğ amacı ile giden talebelere şöyle söyledi: İsrail ve yandaşlarının tehlikesini halka anlatın.1342’nin Aşure gününde İmam Hüseyin’e (a.s) matem tutanlar, zamanın Hüseyin’ine biat ettiler. Ve zamanın yezidine karşı kin ve nefretlerini bu sloganlarla anlattılar.


Put kıran Humeyni halk taraftarın senin
Kahrolsun kan içen düşmanın senin


Bu tür sloganlar İran’ın Meşhet, Kum ve Şiraz gibi şehirlerinde yeri göğü inletiyordu hatta şah’ın beyaz sarayı dahi halkın bu sloganları ile titremişti.

O yılın Aşure gününde İmam Humeyni Fevziye medresesinin bahçesinde büyük bir halk kitlesine tarihi konuşmasını yaptı ve şah’a hitap ederek şöyle dedi: Zavallı! Ömründen kırk beş yıl geçiyor biraz düşün ve kendine gel bu olayların sonucunu düşün ve ibret al.


İLK TUTUKLANMA:


1342 Hordat ayının 15’inde (1963)gece yarısı saat üçte, İmam’ın evi rejimin komandoları tarafından sarıldı ve İmam’ı Tahran’a götürüp tutukladılar. İmam’ın hanımı şöyle anlatıyor. Ben ve oğlum Mustafa, Kerbelâya ziyarete gitmiştik oradan İran’ın karıştığını işittik. Mustafa İran’a dönmemizi istedi. Eve döndüğümüzde evde bir kalabalık olduğunu gördük, gün geçtikçe kalabalık çoğaldı ve imam aşure günü konuşmasını yaptı o gece biz bahçede yatmıştık hızla kapı vuruldu, İmam bağırarak kapıyı tekmelemeyin dedi sonra abası ile cübbesini giyindi, ona kadar onlarda kapıyı kırıp içeri girdiler ve İmamı götürdüler, Tahran’da çeşitli yerlerde üç aya yakın tutuklu kaldıktan sonra serbest bırakıldı. Kum ve Tahran halkı İmam’ı himaye ve tutuklanmasına itiraz olarak yürüyüş yaptılar rejimin polislerinin vahşi saldırılar sonucunda yüzlerce kişi öldü veya yaralandı. Bu tarihten sonrasını imam 15 Hordat gününü hüzün günü olarak ilan etti.

Tir’in 29’u 1342 yılında şah rejimi halkın baskılarına dayanamayarak imamı serbest bırakmak zorunda kaldı. İmam serbest kaldıktan sonra kuma geldi ve önemli konuşmalarından birisinde şöyle söyledi; Allah biliyor ki beni 15 Hordat olayı yıktı.

İmam’ın konuşmaları devam ediyordu her fırsatta şahın cinayetlerinden ve zulümlerinden bahis ediyordu, örneğin serbest bırakıldıktan sonra şahın bu sözü karşısında(Halk benden taratır yalnız birkaç tane geçici molla bana karşıdır)İmam bunun cevabında şöyle söyledi; Zalimlerin oyuncağı olan mızrak ucu ile diktatörlük ile bütün kanunları ayaklar altına alan İslam ahkâmını umursamayan siz, ama çağdaş olanda sizlersiniz. Ama bizde İslam ahkâmına ve devletin temel kanunlarına uyun dediğimiz zaman da gerici oluyoruz. Şahın hiçbir şekilde halk dayanağı yoktu, saltanatıda Amerika ve İngiltere yardımı ile idi. Bu yüzden Amerikanın güvenini kazanıp hoşnut etmek için ve bir kaç gün fazladan hükümet edebilmek için 1343 yılının Mehr ayında kapitülasyon kanunu onaylamak için meclise emir verdi. Bu kanuna göre Amerikan asıllı kimselerin İran’da işledikleri suçları İran mahkemelerinin araştırıp hüküm vermeye İran devletinin yetkisi yoktu. Ancak onlar Amerika’ya götürülüp orada muhakeme edilebilirlerdi.


1343 (1965) ‘ün aban ayında (Hz.Fatıma’nın doğum gününde) İmam Humeyni ateşli konuşmasında şöyle dedi: ‘İran’ın artık bayramı yoktur, İran’ın bayramını hüzün kapladı (dinleyicilerin ağlamaları) mecliste şöyle bir kanun onaylandı ki Amerikan asıllı kimseler iranda yapacakları her cinayette dokunulmaz ve serbesttirler.

Bu konuşmasında imam feryat ederek dedi ki: Allah’a and olsun ki bağırmayanlar günahkârdırlar. Feryat etmeyen büyük günah işlemiştir. Ey İslam’ın önderleri İslam’ın feryadına yetişin ey Necef âlimleri ilmin feryadına yetişin ve şöyle devam etti.

Amerika İngiltere’den kötü, İngiltere Amerika’dan kötü, Rusya ikisinden de kötü her bir diğerinden kötü, her biri diğerinden daha iğrenç.


İKİNCİ TUTKLANMA VE SÜRGÜN:


1343 (1965) yılı nisan ayının 13’de gece yarısı yüzlerce silahlı komando İmam’ın evini sardı ve kapıyı tekmelediler, İmam’ın feryadı yükseldi; vahşilik etmeyin şimdi kapıyı açıyorum…

İmam’ın hanımı o geceyi şöyle anlatıyor:’’ Bir gece evin önünü yine sardılar, ben duvarın üstüne çıktıklarını görünce imama bağırdım birden kapıyı tekmelemeye başladılar, imam sesi işitince bağırdı kapıyı kırdınız ben geliyorum. Onları duvarın üstünde görünce korktum ve olduğum yerde dondum kaldım, İmam’ın evden çıktığını görünce duvardan aşağıya indiler, imam bağırarak kapıyı kırdınız inin geliyorum’’dedi.

Bu seferinde ümmetin kalbini ümmetten ayırdılar ve imam’ı Türkiye’ye sürgün ettiler

İmam’ın Türkiye’ye sürgünü tesadüf değildi, daha önce şah Amerika ve Türkiye ile bu konuda anlaşmıştılar. Türkiye halkının Müslüman olmasına rağmen, laik bir hükümet idi. Atatürk gibi İslam’a zıt ve düşman, düşüncelerini Avrupa’dan alan bir kimseyi kendine önder edinmiş bir hükümetti. Bütün bunlar Türkiye’nin kendisini Müslüman devletler topluluğundan çıkarıp Avrupa’ya katılma arzusunu doğurmuştu. O zaman İslam aleyhine yapılan tebligatlar doruk noktada idi. Ve en küçük bir İslami çalışmaya dahi izin vermiyorlardı. Bu yüzden Amerika ve şah için ideal olan yer Türkiye idi. Çünkü orada İmam, tamamen gözetim altında olacak, Türkiye ve İran halkı ile teması olmayacaktı.

Ama Dünya Müslümanları itirazları, özellikle İran halkı ve âlimlerinin itiraz mektupları, bunun yanında Dünya’nın dört bir yanından gelen telgraflar ve mektuplar Türkiye’ye sel gibi akıyordu. Bunun yanında Türkiye’nin içerisinde ki uyanışlar ve laik rejime karşı yapılan baskılar, Türkiye hükümetinin sürgün yerini değiştirme talebine sebep oldu.

Bununla beraber İran âlimleri şahı uluslar arası mahkemeye şikâyet ettiler zira anayasa kanunlarında taklit merciinin dokunulmazlığı vardı ve tutuklanması ve sürgün edilmesi anayasaya aykırı idi.

İmam’ın Türkiye’ye sürgünü 11 ay çekti, şah rejimi İmam Humeyni’nin Necef’te (ırak) ilmi kanunlardan ve tahsilden İran’ın sorunlarına ayıracak vakti olmaz düşüncesi ile İmam’ı Necef’e sürgün etti.

İmam Necef’te içtihadi derecede fıkıh ve usul dersleri veriyordu, aynı zaman da ‘İslam hükümeti’ hakkında konuşmalar yapıyordu, bu konuşmalar sonradan ‘’vilayeti fakih’’adıyla bir kitap haline geldi.

İmam 15 yıl Necef’te geçirdiği süre içerisinde İran’dan uzak olmasına rağmen İran’ın siyasi durumunu çok yakından takip ediyordu ve gereken yerlerde konuşması ile verdiği mesajlar ile inkılâp fidanını gönüllere ekiyordu.

1346 (1968) yılının Hordat ayında İsrail’in altı günlük savaşı mazlum Filistin halkına karşı

Başladı, binlerce Müslüman şehit, Filistin toprakları da işkâl ve gasp edildi. Bu olayın ardından, İmam’ın İslam dünyasına gönderdiği büyük önem taşıyan fetvası ırak radyoları tarafından günde üç kez yayınlandı.

Dikkat, Dikkat ondan sonra İmam’ın fetvası Arapça ve Farsça yayınlanırdı.’’İsrail, İslam topraklarına karşı silahlı kıyam etmiştir. Bütün İslami devletlere ve milletlere bu sorunu ortadan kaldırmak ve düzeltmek lazım ve gereklidir.

İmam’ın, İsrail ve Amerika’nın aleyhine verdiği bu fetva üzerine şah rejimi İmam’ın Kum’daki evini sardı ve yağmaladı. Artık o günden sonra İmam’ın adını anan resmini veya risalesini yanında bulunduran herkes hapse atılıp işkence görüyordu.

1346 (1968) yılının Aban ayında, ülkenin bütün her tarafında halk fakirlik ve yoksulluk içerisinde kıvranırken, hatta Tahran’ın bile bazı bölgelerinde su ve elektrik yokken, şah kendi taç giyimi merasimi kutlamalarında milyonlarca dolar harcadı, sadece karısının tacı iki kilo ağırlığında idi ve bütün hepsi altın ve yakuttan yapılmıştı.

Mücadeleci insanların çoğunun hapiste ve işkence altında bulunduğu bu hassas ve sıkıntılı dönemde İmam Humeyni’nin mesajları onlara moral veriyordu. Medrese ve üniversitelere de yön veriyordu. İmam Humeyni bu dönemde o zamanın başbakanına şöyle söyledi.’’Allah’ın azabından korkun, milletin azabından korkun halka eğitim, öğretime ve kültüre hizmet edenlerle vahşice muamele etmeyin.

1348 (1970) yılında İsrail Mescid-i Aksay’ı ateşe verdi İmam Humeyni yeniden temel kanununu belirledi Müslümanların birleşmesi ve İsrail’in yok olması için şöyle beyan etti.’’Bütün İslam devletlerinin bu fesat parçasını ‘’İsrail’i’’ kesip atmaları gereklidir.’’

1349 (1971) yılında şah ‘’şirketler birliği’’ (şirketler birliği) Amerika eyaletlerinin sermaye yatırımını öne sürdü. İmam Humeyni katı tavırı ile bunu kınadı ve mesajında şöyle buyurdu.’’Ben ilan ediyorum Amerikan’ın ve diğer sömürgecilerin iş adamları ve zenginleri ile yapılan her anlaşma, Allah’a ve İslam ahkâmına terstir.

1349 yılında taklit mercii Ayetullah Hekim’in vefatından sonra şah rejimi İmam’ın merciiyetten adının kaldırılması için elinden geleni yaptı. Bunun karşısında mücadeleci Müslümanlar İmam’ın adına Dünya şiaları için taklit mercii ve müçtehit olarak tanıttılar

Şah’ın 2500 yıl kutlamaları başlamadan önce İmam hacca giden ziyaretçilere şöyle mesaj verdi.’’Musibetlerden biriside şahın uğursuz 2500 yıl kutlamalarıdır. Bu musibet ve belanın nasıl kara günler getirdiğini Allah bilir.’’

Şah 1350 (1972) yılında 2500.yıl kutlamalarını İran’ın bütün bölgelerinde düzenledi. İran halkının milyonlarca doları ile Dünya devletlerinin başkanlarını kutlamalara katılmaları için İran’a davet etti. O güne kadar İran’ın takvimi Peygamber’in hicretine göre idi ama o günden sonra Şahen şahi takvimi ile değiştirildi.

İmam Humeyni, Şah’ın bu saygısızlığına şiddetli bir şekilde karşı çıktı ve verdiği mesajda Şahen şahi rejimini, rejimlerin en alçağı olarak ilan etti. Aynı şekilde Şah’ın kutlamaları hakkında şöyle buyurdu ‘’Müslümanlar padişahlarının cinayetlerini kutlamak yerine yas tutsunlar.’’ Ve dedi ki: Müslümanlar İslam’ın üstünlüğü ve azameti ve Filistin’in kurtuluşu için kana bulanırken, İran şahı rezil rejimi için kutlama ve bayram yapıyor.

1350 (1972) yılında Şah rejimi din ordusu tasarısını yeniden yürürlüğe soktu. Bu bahane ile ruhani ve din âlimlerini mukaddes ruhani elbisesinden mahrum edip sınır bölgelere gönderiyordu. İmam şöyle buyurdu ‘’Din ordusu öyle bir zamanda kuruldu ki zalim hükümet, katil İsrail’i, İran’ın ekonomisinde, siyasetinde ve ordusunda serbest bırakmıştır.

Birçok büyük âlim, İran’ın değerli millet hapiste sürgünde işkence altında iken ve vatansever ve mücadeleci gençler idam edilip kurşuna dizilirken ben İran’ın muhterem halkına tehlike uyarısı yapıyorum.

1351 (1973) yılında Şah ve rejiminin en sıkı tuttuğu anlarda İmam Humeyni Amerika ve Kanada’daki Müslüman öğrencilere verdiği mesajda şöyle buyurdu ‘’Sıkıntı ve zorluk çeken kardeşlerinizin sesini Dünya’ya duyurun ve onlarla dert ortağı olun. İran’da yapılan vahşiliklere, cinayetlere, kanunları ihale ve diğer ihanetlere itiraz edin, Belki Allah’ın yardımı ile İslam halkının istiklalini ve özgürlüğünü gerektiren şeyler oluşur ve zulüm, Müstekbirler ve sömürgecilerin köleleri yok olup giderler.

1352 (1974) yılında şah rejiminin yaptığı zulümlerden dolayı İmam konuşmasında şöyle buyurdu ‘’Ben, Amerika’ya itirazsız hizmet eden bu köleden (şah) İslam âlemine tehlike duyurunda bulunuyorum. Şimdi bu zalimi cinayetlerden alıkoymak İran halkının görevidir. Ve kendi vatanlarının özgürlüğü için çare bulmalılar.’’

İmam sürgünde olduğu halde İslam devletlerinin başkanlarına şöyle buyurdu ‘’Petrol geliri olan İslam devletleri ve memleketleri kendi kapasiteleri ölçüsünde petrolden ve diğer olanaklardan İsrail’in ve diğer sömürgecilerin aleyhine olan savaşta kullanmaları gereklidir.’’

1353 (1975) yılında Şah, ‘’Restahiz’’ (diriliş) adında bir teşkilat kurdu ve bu teşkilata ismini yazmayıp katılmayan herkesin tutuklanıp hapse atılacağını bildirdi. Bunun karşılığında İmam şöyle söyledi: Bu teşkilata (diriliş) katılmak zulüm düzene yardım sayıldığından haramdır ve Müslümanları yok etmek demektir. Ona karşı çıkmak kötülükten sakınmanın en açık örneğidir bu zorunlu teşkilat anayasaya ve uluslar arası kanunlara aykırıdır.

‘’Şah, on yıldan fazladır devletin gelişmesinden bahis ediyor, oysa halkın çoğu fakirlik içerisinde kıvranıyor’’

1354 (1976) yılının Hordat ayında 1342 (1966) 15 Hordat şehitlerini anma münasebeti ile Kum’da ve Tahran’da ve ülkenin çeşitli üniversitelerinde görkemli yürüyüşler oldu ve rejim polislerinin vahşice saldırıları ile kana bulandı.

İmam Humeyni mesajında şöyle buyurdu ‘’Şah’ın demokrasi anlayışı budur, özgür ve mücadeleci kadın ve erkeklerin memleketlerinin hali budur. İslam’ın mukaddes hedeflerinin doğrultusunda hapislere girip işkence gören müminlere selam olsun.’’

1355 (1977) yılında şah, Pehlevi saltanatının 50.yılı kutlamaları Ramazan
bayramı ile aynı güne denk geldi, İmam bu bayram hakkında şöyle buyurdu ‘’Müslümanlar için bu durumda bayram denen bir şey kalmamıştır. Siz ey aziz gençler ümitsizliğe kapılmayın (hak her zaman) galiptir.

1356 (1978) yılının aban ayında İmam’ın oğlu Ayetullah Seyit Mustafa Humeyni şah rejimi tarafından şehit edildi.

Şehit Mustafa’nın şahadeti dolayısı ile İran’ın birçok şehrinde yürüyüş ve fatiha meclisleri düzenlendi. İmam Humeyni âlim ve müçtehit oğlu Mustafa’ya olan büyük sevgisine rağmen bu şahadeti Allah’ın gizli lütuflarından olduğunu söyleyerek şöyle buyurdu ‘’Allah’ın bazı gizli lütufları vardır ama biz eksik ve yetersiz olduğumuz için onları bilmiyoruz’’

İmam’ın da buyurduğu gibi Seyit Mustafa’nın şahadeti İran’ın bulunduğu bu farklı konumda İnkılâba yeni bir güç ve hareket verdi.

1356 yılı dey ayının 17’sinde gazetelerden birisi yayınladığı bir makalede İmam’a hakaret etti. Bu olay Kum’daki talebelerin şah rejimi aleyhine yeni bir yürüyüş ve gösteri yapmalarına sebep oldu.

1356 dey ayının 19’unda Kum halkının ve talebelerin yürüyüşleri kana bulandı ve çok sayıda insan yaralandı ve şehit edildi. İmam bu konuda şöyle mesaj verdi’’Bütün cinayetler şah’ın sarayına ve onun kendisine (şah’a) dönmektedir. Bunu (şah’ı) ortadan kaldırmak gerekir.

Kum şehitlerinin 40.günü İran’ın bütün bölgelerinde fatiha meclisleri
düzenlendi Tebriz’de milyonlarca halkın katıldığı gösteriler kan gölüne döndü.

İmam Tebriz şehitlerinin 40.gününde şöyle buyurdu ‘’Şah’ın bu cinayetleri ve vahşi katliamı bu uyanık milletin kıyamını asla zayıflatamaz…’’

Ve yine şöyle buyurdu ‘’Şah’ın, Amerika cumhurbaşkanına olan güveni, bu acımasız katliamın gerçekleşmesine sebep olmuştur.’’

Tebriz şehitlerinin 40.günü İran’ın birçok şehrinde büyük bir azametle anıldı. Yezd şehrinde halk yine kana bulandı. İmam Yezd şehitlerinin anılması münasebetiyle şöyle buyurdu. ‘’Biz Allah’ın izniyle Şahen şahi rejiminin kaldırılmasına ve adil İslam hükümetinin kurulmasına kadar mücadeleden vazgeçmeyeceğiz.’’

Bugünlerde İran’ın bütün şehir ve köylerindeki sokaklar, silahı taştan ibaret olan inkılâpçı halkla tank, kurşungeçirmez taşıtlar ve son derece gelişmiş Amerikan silahlarıyla gelen polisler arasında savaş alanı olmuştu.

Allah-u Ekber sesleri rejimin satılmış polislerinin silah seslerine karışıyor, sokakların kanlı yolları İran halkının mazlumluğunun bir göstergesiydi. Her gün sokaklar bir grup insanın şahadetine şahit idi.

İran’ın birçok şehrinde Yezd şehitlerinin 40.günü fatiha meclisleri düzenlendi. Bu kez İsfahan halkı katliam edildi. İmam Humeyni İsfahan şehitleri hakkında şöyle buyurdu.’’Bu gün kahrolsun şah ‘’sloganı ulusal olmuştur. Bu slogan, zulüm rejiminin ve Pehlevi hükümetinin ortadan kalkmasına kadar devam edecektir.

1357 (1979) yılı Mordat ayının son gününde Şah rejimi yeni bir cinayete başvurdu ve Abadan şehrindeki sinemayı içindekiler ile beraber ateşe verdi ve orda olan herkesin ölümüne sebep oldu.

İmam ezici mesajında şöyle buyurdu ‘’Bu cinayetten şah ve etrafındakilerden başka çıkar ve menfaat peşinde olan kimse olabilir mi? ‘’

1357 Şehriver Ayının 19’unda Tahran’da milyonlarca insan Ramazan bayramından sonra sokaklarda büyük bir yürüyüş yaptı. Ve orduyu kendi saflarına davet ettiler. Ve şu sloganı tekrarladılar: Ordu kardeşimiz, Humeyni rehberimiz.’’İmam bu konu hakkında şöyle buyurdu ‘’Ben, Tahran’da yapılan büyük halk yürüyüşünde kendi vatansever halkına ve rehberlerinin elli yıllık zulmünden sonra sabrı tükenmiş olan halka ateş açmadıklarından dolayı orduya teşekkür ediyorum.’’

Halk bu milyonluk yürüyüşte ‘’Yarın sabah şehitler meydanı’’diyerek yarınki yürüyüşün orada olacağını belirtiyordu.

1357 Şehriver ayının 17’si Cuma sabahı, şah rejimi aleyhine şehitler meydanında yine milyonlarca kişi toplandı.

Sabah saat 6’da radyo ve televizyonlar altı ay süresince İran’ın büyük şehirlerinde olağan üstü hal olduğunu ilan ettiler. Ve üç kişiden fazla topluluğun bir araya gelmesinin yasak olduğunu duyurdular.

Ama halk tank ve silahlara aldırış etmeden, ortalığın kan gölüne dönmesine sebep olan bir yürüyüş yaptı. Bu günü ‘’Kara Cuma ‘’olarak adlandırdılar, zira o gün binlerce şehit inkılâbı kanlarıyla sulayıp şah rejimini rezil etti.

İmam bu gün hakkında şöyle buyurdu ‘’Keşke Humeyni sizin yanınızda olsaydı ve (İslam’ı ) savunmak yolunda Allah için öldürülseydi.

Şah ordusu ve Amerikan asıllı komutanlar hâkim oldukları halde İmam, İran halkına şöyle mesaj verdi.’’

‘’İran milletinin er yâda geç muzaffer olacağına emin olunuz.’’

Şah, Irak rejimi ile İmam Humeyni’yi sınırlandırması konusunda anlaştılar. Irak rejimi İmam’ı mecbur edecekti ya İran’ın siyasetine karışmayacak yâda Irak’ı terk edip başka bir yere gidecekti.

İmam Humeyni, Şah’ın baskısı ile otuma izni verilmeme ihtimalini göz önüne alarak komşu devletlere gitmedi ve geçici olarak Fransa’yı seçti ve Paris’e gitti. Ve şöyle söyledi ‘’Benim yanımda belli bir yer söz konusu değildir, benim için ilahi vazifeye amel etmek önemlidir.

Akıllı ve zeki önderin Paris’e gitmesi mazlum İran halkının feryadını ve Şah ile Amerika’nın cinayetlerini Dünya halklarına duyurmasına sebep oldu. Bu günlerde toplu grev, fabrika rafinerilerinin, çarşı ve pazarların tatil olmasına sebep oldu. Ve olağan üstü hal olmasına rağmen İran’ın bütün şehir ve köylerindeki yürüyüş ve gösteriler Şah’ın ve taraftarlarının gözüne uykuyu haram etmişti.

İmam Humeyni her gün inkılâbın ilerlemesi için yeni bir mesaj veriyordu ve mesajlar inkılâpçı Müslümanlar tarafından ülkenin her noktasına ulaştırılıyordu.

Mehr ayının başlaması ile tüm üniversite ve okullarda öğrenciler ve gençler en azametli yürüyüşü yaparak ve kanları ile inkılâp dersini kanları ile yazdılar.13 Aban 1357 (1979) yılında çok sayıda öğrenci ve genç şehit edildi. Sanki şah’ın döktüğü her damla kan ‘’Kahrolsun şah’’sloganı ile şah’a geri dönüyordu.

1357 yılının başında Şah halkın hışmını yatıştırmak için bütün siyasi suçluları serbest bıraktı ama İmam’ın verdiği mesajlar onun bütün planlarını alt üst ediyordu. İmam memleketin sakinleşmesinin tek yolunun Şah’ın ve Amerikan asıllı şah yandaşlarının İran’dan çıkması olarak belirtiyordu

Sonunda Şah,27 dey 1357 yılında zillet ve aşağılıkla İran milletinin elinden kaçıp Amerika’ya sığındı. İmam bu konu hakkında şöyle buyurdu ‘’Bu zalim, gençlerimizin kanlarına bulanmış elleri ile ve milletin malları ile dolu cebiyle elimizden kaçtıysa da zalimin zulmüne devam etmesini engellemekte bir zaferdir.

Şah gittikten sonra Amerikanın emri ile milliyetçi bir parti halkı kandırıp korkutarak durumu düzeltmek ümidi ile hükümeti ele aldı. Şah’ın kaçışı ile birlikte, İmam fedakâr halkına katılmaya ve İran’a gelmeye karar verdi. Ama Bahtiyar (Şah’ın yerine atanan hükümet) hava alanını kapatmakla halın İmam’ına kavuşmasını engelliyordu. Bu günlerde Amerikalılar çok tedirgin ve karar almaktan acizdiler. Amerika’nın o zamanki konsolosu diyor ki: Biz o günlerde hatta 10 saat süren uzun toplantılar yapıyorduk bu toplantılarda, Amerika cumhurbaşkanı, CIA’nin başkanı ve Amerika savunma bakanı da bulunuyordu ve daha çok iki konu üzerinde tartışıyorduk ve görüş belirliyorduk ki ‘’Bazıları diyordu ki (İmam) Humeyni’yi öldürelim ve inkılâbı bastıralım. Diğer bazıları da daha farklı düşünceler ileri sürerek şöyle diyordu: Eğer yaşlı rehberi öldürürsek artık Amerika’nın ondan sonra İran milleti arasında yeri olmayacaktır.

Diğer bir açıdan yaşlı rehber devleti idare etmekten acizdir başka bir açıdan, İran çeşitli kavimlerin ve mezheplerin yaşadığı geniş bir bölgedir onlar çok geçmeden kendi bağımsızlıklarını ilan edebilirler, bununla beraber rafineriler ve devletin önemli merkezleri Amerikanlı uzmanlara muhtaçtır ve İran yalnız kendisine 16 gün yetecek kadar Buğday üretebilmektedir. Öyleyse bırakalım o İran’a gitsin o zaman iç ayaklanmalarla ve kıtlıkla öyle sıkalım ki halkın kendisi rehberlerini terk etsinler ve devlet yeniden Amerika’nın kontrolü altına girsin.

İmam, Paris’te bulunduğu birkaç ay içerisinde hiç koruması yoktu ve eğer Amerika isteseydi rahatlıkla İmam’a suikast düzenleyebilirlerdi. Ama İmam onlar karşısında kesinlikle taviz vermedi.

Bahtiyar, İmam’ın uçağını düşürmek istiyordu, ama Allah’ın yardımı ile Amerika kuruduğu planda başarısız oldu ve İmam bu komplodan kurtuldu ve sağlam bir şekilde vatanına geri döndü.

12 Behmen 1357 yılında İmam 15 yıl sürgünden sonra on milyon İmam aşığının karşılaması ile İran topraklarına ayakbastı. Behişti Zehra’ya (İnkılâp şehitlerinin gömüldüğü mezarlık) giderek tarihi konuşmasını yaptı. Ben bu milletin himayesinde devlet tayin ediyorum, İmam artık halkın arasında idi ve onları içerden yönlendiriyordu.

15 Behmen 1357 yılında, İmam Mühendis Bazergan’a geçici hükümet kurması için emir verdi.19 Behmen’de hava kuvvetleri İmam’a biat etti.21 Behmen’de Amerika’ya bağlı askeri güçler milyonlarca kişinin katliam planı ile inkılâbı ortadan kaldırmak istediler. Bu yüzden olağanüstü hal ilan ederek, başlama saatini öğlenden sonra 4 olarak belirlediler. İmam bu konu hakkında halkı şöyle yönlendirdi ‘’Bu günün olağanüstü hal ilan edilmesi hile ve İslam kanunlarına terstir. Halk bunu asla dikkate almasın ‘’

İmam Humeyni halkın bu saatte sokaklara dökülerek tankların askeri kışlalarından ve birliklerinden çıkarılmasını engelleme emri verdi. Askeri birlik ve kışlalarda akşamdan sabaha kadar süren çatışmadan sonra tüm birlik ve kışlalar aynı zamanda radyo ve televizyon kurumu inkılâpçı Müslümanların eline geçti ve yıllarca beklenen ilk İslam inkılâbı 22 Behmen 1357 (1979) yılında, binlerce şehidin fedakârlığıyla zafere ulaşıldı. İmam Humeyni bu konu ile ilgili mesajında şöyle buyurdu ‘’Allah’ım sen bize ihsan ettin ve bizi 22 Behmen’de kendi düşmanlarına üstün ve muzaffer kıldın, bu mazlum milletin elini tuttun ve iki cihanda cehennem çukuruna düşmekten kurtarıp inayetini ve nimetlerini gösterdiğin doruk noktaya ulaştırdın.

İmam, zaman kaybetmeden inkılâp komisyonunu inkılâba karşı yapılacak ayaklanmalara karşı kurdu. Ve şah rejimi için çalışan ve halkı katliam eden katillere cezasını vermek için inkılâp mahkemeleri kurdu. İmam grevin bitişini ilan ederek halka şöyle emir verdi:28 Behmen 1357 cumartesi günü grevlerinize son verin faaliyet ve işlerinize başlayın.

Asrın en büyük inkılâbının zafere ulaşmasından sonra akıllı ve zeki önderin fakir ve viran edilmiş bir devleti, ordu ve hükümeti yeniden kurarak yönetmesi gerekiyordu. İmam şöyle buyurdu’’Harabeye dönmüş bir memleket bizlere miras kaldı, bütün millet Allah’ın izni ile İran’ı yeniden kurmak için kıyam etmelidir. İçteki ve dıştaki düşmanlar her gün başka bir oyun ve hile ile ortaya çıkıyordu bunlar öyle çoktu ki herkes bunu söylüyordu ‘’Allah’ın yardım eli ve inayetinden başka hiçbir şey bu hile ve komploları ortadan kaldıramazdı. Bu oynanan oyunları ve düzenlenen komplolar öyle çoktu ki onları sıralamak ve saymak dahi zordur. Onların her biri normal bir inkılâbı ortadan kaldıracak planlı ve programlı düzenlenmişti. İmam şöyle buyurdu’’Bu milletin arkasında ilahi bir el vardı ve inkılâp fidanının tufan ve kasırgada zarar görmekten korudu.

İnkılâptan sonra Mühendis Bazergan bakanlarını tanıtarak başbakanlığa geçti ve hükümeti eline aldı. Birçoğu milliyetçi olan bakanların başa gelmesi ile Amerika yeni hükümeti kendi tarafına çekmek ümidi ile askeri saldırıdan kaçındı. Diğer taraftan Amerika konsolosluğu Tahran’da inkılâba karşı yapılan komploların merkezi olmuştu, bununla beraber halkın mücahitleri adındaki münafıklar, saltanat taraftarları, komünistler her biri inkılâbın yönünü değiştirmek için ve kargaşalık çıkarmak için çabalıyorlardı. Ama bütün bu kargaşalıklar karşısında İmam Humeyni dağ gibi sağlam ve Hizbullah ümmetide imamlarının peşinde bütün entrikaları ortadan kaldırıyordu. Devletin birçok bölgesi münafıkların kışkırtması ile bağımsızlık ilan ettiler ve yine münafıkların kışkırtması ile bazı işçiler greve gittiler.

Devletin yüksek kademelerinde bulunan önemli şahsiyetler münafıklar tarafından terör edildi. Münafıklar ile Hizbullah arasındaki çatışma sokakları savaş alanına çevirmişti. Amerika uşağı olan ve orduda bulunan bazı rütbeliler birkaç tane darbe girişiminde bulundular ve…

Fakat hepsi İmam’ın bereketli nefesi ve sözleri ile etkisiz hale getirildi. İnkılâptan hemen sonra, şehir ve köylerde inkılâp komisyonları oluşturuldu kısa bir süre sonra ‘’İslam inkılâbının muhafızları’’adı altında bir teşkilat halini aldı. İnkılâptan 27 gün sonra yani 19 İsfend 1357 yılında İmam, mahrum ve yoksul halka yardım amacı ile imdat komisyonu kurdu. Halkın gösterisi en güzel referandum olduğu halde İmam, düzenin temellerini sağlamlaştırmak ve düşmanların sözlerini ağızlarına tıkamak için halkı referanduma ve görüşlerini özgür olarak beyan etmeye çağırdı.

Bu arada münafıklar ve bazı gruplar kendi görüşlerini halk arasında yaymaya çalışıyorlardı. Bazıları ‘’Demokrasi cumhuriyeti’’, ‘’Halk cumhuriyeti’’ ve ‘’İslam demokrasi cumhuriyeti vb. gibi öneriler sundular. İmam şöyle buyurdu ‘’İslam cumhuriyeti ne bir kelime eksik ve ne bir kelime fazla’’

12 Ferverdin 1358 (1980) yılında İran’ın ilk halk referandumu yapıldı ve halk yüzde 98,2 oranında ‘’Evet’’ oyu kullanarak İslam cumhuriyetini kabul ettiler. Münafıklar inkılâbın temel şahsiyetlerini terör ederek inkılâbı içten çökertmeye çalışıyorlardı bu yüzden 11 Ordubeheşt 1358 yılında büyük düşünür ve filozof Murtaza Mutahhari münafıklar tarafından şehit edildi. İmam şehit Mutahhari hakkında şöyle buyurdu.’’Benim ömrümün mahsulü ve meyvesi olan çok değerli çocuğumu kaybettim’’

Bu gibi şahsiyetlerin öldürülmesi veya yaralanması ile münafıkların düşüncelerinin tam tersine inkılâbın temelleri daha çok sağlamlaşıyor ve İmam’ın etkili mesajları ile halkın sahnedeki rolü artıyordu. Bu zamanlarda, Münafıklar tarafından Amerika ve bazı şah ordusu rütbelilerinin de katıldığı bir darbe girişiminde bulunuldu, Allah’ın yardımı ve halkın el ele vermesi ile bu darbe etkisiz hale getirildi.

4 Hordat 1358 yılında İmam,’’Hubregan Meclisini’’kurarak, anayasayı düzenlemesi için emri verdi. Ve şöyle buyurdu’’İran’ın mücadeleci halkı en kısa zamanda kendi memleketlerinin geleceğini kontrol altına almalılar…’’

26 Hordat 1358 yılında İmam, yapılanma teşkilatı kurdu ve şöyle buyurdu ‘’Kendi İran’ınızın düzgün yapılanması için hepiniz birlikte başlayın’’ bu emrin ardından toplu seferberlik oluştu, halkın büyük bir kesimi özellikle öğrenciler köyleri onarmak, su ve elektrik ulaştırmak için dikkate değer hizmetler yaptılar. İmam’ın emri ve halkın yardımı ile Hubregan Meclisi seçimleri yapıldı ve 28 Hordat 1358’de meclis anayasayı hazırlamak için göreve başladı.

Münafık grupların şehirlerde ayaklanmaya sebep olduğu ve Hizbullahi şahsiyetleri şehit ettikleri bir zamanda İmam, Cuma namazı emrini vererek en büyük dini ve siyasi halk teşkilatını kurdu. İnkılâp daha ilk günlerini yaşarken ve her gün yeni bir komploya şahit oluyordu ama İmam asla asıl hedefi unutmadı ve Dünya Müslümanlarını İsrail’e karşı mücadeleye çağırdı. Ramazan ayının son Cuma gününü ‘’Kudüs günü’’olarak ilan ederek bu konuda şöyle buyurdu’’Kudüs gününü Müslümanlar canlı tutmalılar. Kudüs günü Dünya Müslümanlarının bir bütün halinde fesat çıkaranların aleyhine kıyam etmeleri için bir fırsattır.’’

5 Azer 1358 yılında İmam,’’Mustazaafların seferberliği’’adında ordu kurulmasını isteyerek şöyle buyurdu’’Bizim yirmi milyonluk genç orduya sahip olmamız lazım dedi.’’

13 Aban 1358’de üniversitelerin Müslüman gençleri inkılâpçı bir olay gerçekleştirdiler ve İmam bu olayı ilk inkılâptan daha büyük bir inkılâp olduğunu söyledi. İmam taraftarları adındaki üniversite gençleri, inkılâp aleyhine komplo merkezi olan Amerika konsolosluğunu Tahran’da bastılar ve Amerika’nın şah’a kucak açmasını protesto etmek amacı ile orada bulunan Amerikan’lıları rehin aldılar. Bu inkılâpçı hareket devletin her yerinde milyonlarca halkın yürüyüş yapması ile tasdik edildi. Ve İmam şöyle buyurdu.’’Şimdi Amerika’nın fesat merkezini gençlerimiz almıştır, orada bulunan Amerikan’lıları rehin alarak o fesat merkezini etkisiz hale getirmişlerdir ve Amerika hiçbir halt edemeyecektir.

Ama geçici hükümet (Mühendis Bazergan hükümeti) bu olaya karşı olduğu için çabucak istifasını verdi. İmam, istifayı kabul etti ve devleti idare etmeleri için inkılâp şurasını kurdu. Amerika devleri bütün ilişlilerini keserek İran’a ekonomik ambargo uyguladı, İmam, Amerika ile olan ilişkilerin kesilmesini sevinçle karşılayarak bunu İran halkı için büyük bir başarı olarak ilan etti.

Hubregan meclisinin anayasayı düzenleyip bitirmesinden sonra halkın oylamasına sunuldu ve halk da oylamada kabul ettikten sonra ilk cumhurbaşkanı seçimleri yapıldı. İmam Humeyni bu seçimler hakkında şöyle buyurdu ‘’Yarın herkes istisnasız bir şekilde oy kullansın’’İmam, eğer bir kişiyi seçseydi bütün halk ona oy vereceği halde İmam, hiç kimseyi seçmedi ve halka bu yolla özgür bir halde oy kullanmayı öğretti ve kendisi de gizli oy kullandı.

Beni Sadr yalan sözleri ve vaatleri ile oy toplayıp başbakan oldu. Fakat kısa bir süre sonra gerçek yüzü ortaya çıktı ve münafıklarla el ele vererek devlet içerisinde birçok ayaklanmaya sebep oldu.1358’in dey ayında İmam, cehaleti ortadan kaldırıp halka okuma yazma öğretilmesi için ‘’Okuma yazma seferberliği’’ başlattı.1358 İsfend ayında halk yeniden sandık başına gitti ve devletin en önemli temellerinden biri olan İslam cumhuriyetinin millet meclisinin seçimlerine katıldılar.

İmam şöyle buyurdu ‘’Bu seçimlere toplu katılımınızla İslam cumhuriyeti düşmanlarını ve yıkılmış Şah rejimi taraftarlarını özellikle Amerika devletinin ümitlerini kesin.’’


BÜYÜK YENİLGİ:


Amerikan’lılar İran’daki esaretinin 168.gününde, Amerika devleti halkının itirazlarından ve dünya nazarında düştüğü aşağılık konumdan kurtulmak için 1359 yılı Ordubeheşt ayının beşinde Amerikalı casusları kurtarmak bahanesi ile İran’a geniş çaplı bir askeri saldırı başlattı.

Amerika, içerdeki münafıklarla anlaşarak, İnkılâbı tamamen yenilgiye uğratmak hedefini güdüyordu. Ama yine Allah’ın yardımı İran halkının yanındaydı. Zira Amerika’nın savaş helikopterleri ‘’Tebes’’havaalanında, çakıl taşı kasırgası sonucunda düştü. Amerikalı askerler birkaç ölü ve yaralılarını alarak kaçtılar.

İmam Humeyni bu konu hakkındaki mesajında şöyle buyurdu.’’Carter bu işiyle düşünce yeteneğini kaybettiğini ve Amerika gibi büyük bir devleti idare etmekten aciz olduğunu kanıtladı. Carter bunu bilmelidir ki bizim milletimiz öyle bir mektepte yetişmiştir ki şahadeti, saadet ve iftihar olarak biliyorlar.

Amerika’nın askeri yenilgisi bütün dünya medyasında büyük bir yankı yaptı bu olay neticesinde Carter sonraki seçimlerde oy toplayamadı. Ve Amerikanlı rehineler, İran’ın birkaç şehrine dağıtıldı.

Bugünlerde İmam devletin idari bölümlerini kurmaya çalışırken, ülkenin birkaç bölgesinde münafıklar tarafından ayaklanmalar ve bağımsızlık ilanları oldu. Azerbaycan, Kürdistan, Huzistan ve Beluçistan’da ayaklanmalar oldu. İmam’ın önderliği ve Hizbullahi halk ve gönüllü ordunun katılımı ile bu ayaklanmalar bastırıldı.

Amerika darbe girişiminden, iç kışkırtmalardan, ayaklanmalardan, askeri saldırılardan ve birçok komplodan tattığı yenilginin acısını çıkartmak için İran’ı inkılâbını yok etmesi için Irak’a emir verdi.31 Şehriver 1359 yılında Irak, binlerce tank ve on binlerce askeri ile İran’a savaş açtı. Şehriverin 31’nde sabah saatlerinde İran’ın 12 havaalanı Irak uçakları tarafından bombalandı. İmam büyük bir soğukkanlılıkla şöyle buyurdu.’’Bir hırsız gelip, bir taş açıp kaçmıştır. O olaydan kısa bir süre sonra Irak’ın tankları İran topraklarından yüzlerce kilometreyi işgal etti. İmam’ın ateşli mesajları ile inkılâp sahneleri yeniden canlandı, devletin dört bir yanından İmam aşığı, imanlı gençler cephelere hücum etti ve her gün yeni bir kahramanlık yarattılar.

İmam şöyle buyurdu’’Biz savaş erleriyiz bizim için teslim olmanın manası yoktur. Hizbullahi gençlerin şahadet meydanına koştuğu bir zamanda, Amerika konsolosluğunu basan,’’İmam takipçileri’’adındaki gençler yeni bir kahramanlık örneği sergileyerek ‘’Haveyze’’denilen yerde Seyit Hüseyin Alemu-l Huda komutanlığında 130 kişi şahadet makamına ulaştılar. Münafıklar, Beni Sadr ila anlaşarak şehirlerde ayaklanmalara sebep oluyor ve bazı üniversiteleri halkın aleyhine yapılan planlarla kendilerine cephe yapmıştılar.

Bu zamanda üniversitelerde kültür inkılâbı yapmak amacı ile üniversiteler birkaç ay tatil edildi.

1360 (1982) yılının Tir ayında İmam,millet meclisinin,Beni Sadr’ın başbakanlığa layık olmadığı görüşünü kabul etti.Ve Beni Sadr zelil bir şekilde yurt dışına kaçtı.1360 yılında münafıklar insanlık dışı kişiliklerini bir daha ortaya koyarak millet meclisine bomba koydular.Şehit Behişti ve arkadaşlarından 72 kişiyi şehit ettiler.İmam bu konu hakkında şöyle buyurdu.’’Yüzünüz kara olsun ey şeytanın kulları,ey kendini uluslar arası katillere satmış uşaklar.Aynı şekilde İmam Humeyni İran halkına moral verip bu yolda mücadeleden yılmamaları için şöyle buyurdu.’’Şimdi İslam bu şehitlerle gurur duyuyor ve başı dik bir şekilde bütün halkı mukavemete çağırıyor.

Bu olayda yargı kurultay başkanı Ayetullah Doktor Behişti,4 bakan,17 milletvekili ve çok sayıda devlet sorumlusu şehit edildi. Münafıklar bu olaydan hemen sonra Ayetullah Hamenei’n konuşması sırasında yanına bomba koyarak suikast girişiminde bulundular ve Ayetullah Hamenei şiddetli bir şekilde yaralandı. Fakat Allah, yardım ve inayetiyle onu önder ve rehberlik için korudu. İmam, Ayetullah Hamenei hakkında şöyle buyurdu.’’Ben sizi kutluyorum, savaş cephelerinde askeri elbise ile cephe arkalarında ruhani elbise ile bu mazlum halka hizmet ediyorsunuz.

Beni Sadr’ın görevden alınmasından sonra halk yeniden yeni başkanı seçmek için sandık başına gittiler.1360 yılının Mordat ayında Muhammet Ali Recai halkın oyu ile cumhurbaşkanlığına seçildi ama çok geçmeden münafıklar 8 Şehriver 1360 yılında Cumhurbaşkanı Recai ile Başbakan Bahoner’i şehit ettiler.

İmam bu musibete de tahammül ederek halkı bir kez daha mukavemete çağırdı ve şöyle buyurdu.’’Bizim mantığımız kuran mantığıdır. Allah’tan geldik yine ona döneceğiz bu mantıkla hiçbir güç savaşamaz.’’

Recai ve Bahoner’in şahadetinden sonra kahraman Hizbullah halk yeniden sandık başına giderek 16 milyondan fazla oy ile Ayetullah Hamenei’ye Cumhurbaşkanlığına seçtiler. İmam mesajında şöyle buyurdu.’’Halkın toplu bir şekilde seçimlere katılması ve silahlı kuvvetlerin batı ve güney cephelerinde elde ettikleri başarılar, halkın sürekli sahnede bulunması ve diğer taraftan vatanını satan şeytani güçlerin içeride ve cephe arkalarında ezilmesi, Amerika’ya bağlı milliyetçilerin inzivaya çekilerek bastırılması, hayallerindeki süslü sarayları yok etti.’’

İnkılâp düşmanlarının hazırladıkları komplolardan bir tanesi de, şia ve Sünni arasında ayrılık ve ihtilaf başlatmasıydı ve bunun için çok çaba harcadılar. İmam vahdete davet ederek bu komployu da etkisiz hale getirdi. Resülullah (s.a.a) ve İmam Sadık (a.s) ‘ın doğum günlerini vahdet haftası olarak ilan etti. Şia ve ehlisünnet âlimlerinin de bulunduğu bir oturumda şöyle buyurdu.’’Ehlisünnet ve şia kardeşler beraber tevhit kelimesini başlattılar, ümit ediyorum bu vahdet sonuna kadar böyle devam eder. Biz Allah’ın verdiği emre uyarak bütün dünya Müslümanları ve İslami devletlerle ve hangi mezhepten ve devletten olursa olsun tüm Müslümanlarla kardeşliğimizi ilan ediyoruz.’’

İslam devletinin kahraman askerleri o yıl büyük bir kahramanlık göstererek ‘’Fethu-l Mübin’’operasyonunda ‘’Hürrem Şehir’’bölgesini düşmanın elinden kurtararak ümmetin imamını sevindirdiler. Ve İmam Humeyni bu büyük başarı hakkında şöyle buyurdu.’’Ben, Allah’ın elinin üzerinde olduğu, kuvvetli bazu ve ellerinizden öpüyorum ve bununla gurur duyuyorum’’Hürrem şehir’in kurtuluşunda 12 binden fazla savaş esiri ve çok sayıda silah ganimet olarak İslam ordusunun eline geçti.

1367 (1989) yılının Tir ayında İran,Birleşmiş milletlerin 598.beyannamesine uyarak Irak ile olan barış anlaşmasını imzaladı.Bu anlaşmadan sonra müstekbirlerin,İran savaş istiyor,yaygaraları son buldu.Oysa sekiz yıl boyunca İran,Irak devletinin yaptığı saldırı karşısında kendisini savunmaktan başka bir şey yapmıyordu.

İmam Humeyni bu konu hakkında şöyle buyurdu.’’Eğer bütün hedef, istek, izzet ve şahsiyetimizin İslam’ın ve Müslümanların maslahatı uğruna kurban olması söz konusu olmasaydı asla bunu (Irak’la olan barış anlaşması) kabul etmezdim. Ölüm benim için bundan daha tatlı idi.’’

Anlaşmadan sonra Irak’ın kendi sınırlarına çekileceği beklentisi vardı, ama Müstekbirler, İran’ın bu anlaşmayı zayıflığından dolayı kabul ettiğini zannederek savaşın ilk gününde olduğu gibi bütün askeri güçlerini kullanarak İran’ın işgal edilmiş topraklarına topladılar ve bu anlaşmayı fırsat bilerek sekiz yıl boyunca İslam inkılâbına vuramadıkları darbeyi bu son anda vurmayı planladılar. Fakat bu yeni saldırıdan dolayı halkta oluşan heyecan hiçbir dönemde görülmedik bir akım ile içten ve imanlı halk cephelere koştular ve mütecaviz saldırganlara hadlerini bildirdiler. Uzun ve kanlı çatışmalardan sonra, İran İslam ordusu, Irak’ın mütecaviz ordusunu zillet ve aşağılık içerisinde sınırdan dışarı çıkardı. İmam, sekiz yıllık savaş hakkında ilahi beyanı ile şöyle buyurdu.’’Biz kendi mazlumluluğumuzu ve mütecavizin zulmünü savaşta ispat ettik.’’

‘’Biz savaşta dünya sömürgecilerinin sahtekârlığını açığa çıkardı.’’

‘’Biz savaşta doğu ve batı süper güçlerin heybetlerini kırdık.

‘’Biz savaşta bereketli İslam inkılâbının kökünü sağlamlaştırdık… Bütün bunlar sekiz yıl boyunca dökülen aziz şehitlerimizin bereketli kanlarının sonucunda gerçekleşmiştir.

Sekiz yıl savaş boyunca, doğu ve batı süper güçleri ve diğer devletler doğrudan doğruya Irak’a silah ve insan yardımı yapıyorlardı ve bunun yanında İran’a ekonomik ambargo uygulanmış ve diğer devletlerle olan ilişkileri yasaklanmıştı.

Dünya’nın ikiye, doğu (Rusya) ve batı (Amerika) süper güçlerine ayrıldığı hassas bir dönemde İmam, ilahi ve ileri görüşlülüğü ile Rusya’nın cumhurbaşkanına tarihi mesajını gönderdi. İmam bu mesajında onu İslam’ı araştırmaya davet ediyor ve çok yakında Rusya’nın dağılacağı haberini veriyordu.

Bu mesajdan bazı bölümler:

Sayın Gorbaçev:

Gerçekleri kabullenmeniz gerek, sizin devletinizin asıl sorunu özgür piyasada mal sahibi olmak değildir. Sizin temel sorununuz Allah’a gerçek inancınızın olmayışıdır. Bu mesajın devamında İmam, batıya da değinerek şöyle buyurdu.’’Sizin asıl sorununuz batıyı da rezalete ve çıkmaza sokan sorunun aynısıdır. Açıkça söylüyorum ki İran İslam cumhuriyeti, İslam dünyasının en büyük ve en güçlü merkezi olarak rahatlıkla sizin akidevi boşluğunuzun yerini doldurabilir.’’

İran İslam inkılâbının, İmam Humeyni önderliğinde başarıya ulaşması, iç ve dış komploların sekiz yıllık savaşın yenilgiye uğratılması, İmam’ın dünya devletlerindeki etkisi ve dünya gençlerinin gerçek İslam’a akın etmeleri Amerika ve diğer devletlerin İslam kültürü aleyhine yeni bir komployla sahneye çıkmalarına sebep oldu. Ve Salman Rüştü’nün yazdığı şeytan ayetleri kitabı basıldı ve dağıtıldı. İmam kısa fetvasında 25 Behmen 1367 (1989) yılında, Salman Rüştü ve bu kitabı basanın mürtet olduğunu ilan etti. İmam’ın bu fetvası dünya Müslümanları arasında büyük bir yankı yarattı.

Avrupa devletleri bu fetvayı değiştirmek için çok çaba harcadılar ve İran’a ambargo uyguladılar fakat İmam, bunun ilahi bir hüküm olduğunu ve değiştirilemeyeceğini söyledi.

1368 (1990) yılının Ordubeheşt ayında İmam Humeyni, Ayetullah Hamenei’ye yazdığı mektupta, İmam tarafından tanıtılan şuranın toplanıp anayasanın bazı bölümlerinin düzeltilmesini istedi. İmam, Hubregan meclisinin başkanına yazdığı bir mektupta şöyle buyurdu.’’Vilayet-i Fakih’’için mercii yet makamı şart değildir. Devletin saygı değer Hubregan’ının (meclisi) adil müçtehit üzerinde sözbirlikleri yeterlidir.


İMAM’IN VEFATI:


İmam, bütün zorluklara göğüs gererek şah rejimini yıkıp inkılâbı gerçekleştirdikten ve devletin temel esaslarını kurduktan sonra 13 Hordat 1368 (1990) yılında, mutmain bir kalple Allah’ın rahmetine kavuştu.14 Hordat ta İmam’ın vasiyet namesi Ayetullah Hamenei tarafından okundu. Anayasanın gerektirdiği gibi, Hubregan meclisi kuruldu. Ve İmam’ın tuttuğu sancak layık olduğu gibi Ayetullah Hamenei’ye teslim edildi. Ve İslam cumhuriyetinin rehberliğine seçildi.

15 Hordat 1368 yılında İran imamına veda etti.16 milyon imam aşığı katıldığı bu cenaze töreninde 30 kilometrelik yolu taziye halinde ve yaya olarak yürüdüler.


  • انا لله و انا الیه راجعون
[Üye Olmadan Linkleri Göremezsiniz. Üye Olmak için TIKLAYIN...]
__________________
Allah'ın indirdikleriyle hükmetmeyenler kafirlerin ta kendileridir...
MAİDE 44

Konu EnfaL tarafından (24.02.09 Saat 15:46 ) değiştirilmiştir..
View EnfaL'in Fotoğraf Albümü  
Digg this Post!Add Post to del.icio.usBookmark Post in TechnoratiFurl this Post!
Alıntı ile Cevapla
Bu mesaj için EnfaL kullanıcısına teşekkür eden 3 üyemiz:
Adige Abzakh (04.05.09), drejj (22.03.09), sükut_ (12.03.09)
Alt 12.03.09, 13:12   #2
şehzade - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
 
Derecesi :
Grubu :
Üye No : 12
Üyelik tarihi : 04-08-2008
Nereden : Hünkar mahfili
Konuları : 416
Mesajlar : 3,359
Teşekkürleri: 845
1,299 mesajına 2,562 kere teşekkür edildi.
Tecrübe Puanı: 7 şehzade is on a distinguished road
Son Aktivitesi : 27.05.10
Durumu : Status: Offline

Standart

kardeşim hakkınızı helal edin..

buyrun konunuz mesajlar temizlendikten sonra tekrar geri getirilmiştir...
__________________

[Üye Olmadan Linkleri Göremezsiniz. Üye Olmak için TIKLAYIN...]
mevlam için neyse değerim,ben o kadar ederim...
View şehzade'in Fotoğraf Albümü  
Digg this Post!Add Post to del.icio.usBookmark Post in TechnoratiFurl this Post!
Alıntı ile Cevapla
Alt 12.03.09, 17:15   #3
EnfaL - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
 
Derecesi :
Grubu : Erkekler Bölümü
Üye No : 2374
Üyelik tarihi : 31-01-2009
Konuları : 16
Mesajlar : 151
Teşekkürleri: 152
50 mesajına 75 kere teşekkür edildi.
Tecrübe Puanı: 4 EnfaL is on a distinguished road
Son Aktivitesi : 08.04.09
Durumu : Status: Offline

Standart

Helal Hoş olsun....Allah razı olsun Hassasiyetinizden dolayı...
__________________
Allah'ın indirdikleriyle hükmetmeyenler kafirlerin ta kendileridir...
MAİDE 44
View EnfaL'in Fotoğraf Albümü  
Digg this Post!Add Post to del.icio.usBookmark Post in TechnoratiFurl this Post!
Alıntı ile Cevapla
Alt 22.03.09, 22:17   #4
drejj - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
 
Derecesi :
Grubu : Fazilet
Üye No : 1812
Üyelik tarihi : 27-12-2008
Konuları : 98
Mesajlar : 1,042
Teşekkürleri: 519
375 mesajına 604 kere teşekkür edildi.
Tecrübe Puanı: 5 drejj is on a distinguished road
Son Aktivitesi : 09.01.12
Durumu : Status: Offline

Standart

Elveda imam

ey çağın zeynepleri feryad olup inleyin
haykırın mazlumlara ruhullah göçtü deyin
söyle bülbül ağlasın gül bağrını dağlasın
zamana tepe dursun ümmet acıyla yansın
elveda imam

ey çağın put kıranı ey zamanın hüseyni
muhteşem kıyamınla ezdin küfrün beynini
ey ümmetin rehberi mazlumların önderi
tağutların korkusu hizbullahın serveri
ey imamımız

takva elbisesine irfan medresesine
secdelerde eriştin imanın zirvesine
dökülünce dilinden bir sözcük bir kelime
bir yol var şaha kalkar yürekler lime lime
elveda imam

laleler kana boyandı ölüme ağlandı
birer birer tağutlara namlular uzandı
dağlar taşlar uyandı göklerde kuşlar uyandı
kabe kana boyandı ah ümmet uyanmadı
ey imamımız

çatıversen kaşını uzatsan parmağını
çatıversen kaşını oynatsan dudağını
söndürürdü hizbullah şeytanın ocağını
söndürürdü hizbullah şeytanın ocağını
ey imamımız

küfür şirk varoldukça bizde varolacağız
zulme karşı kıyam edip hesap soracağız
müjdeler olsun imam, islamın yolundayız
şafağın habercisi bir çağın sonundayız
elveda imam
__________________
Bizi Öldürebilir Ezebilir Üstümüzde Tanklarla Dans Edebilir
Vücudumuzu Parçalayabilirler
Fakat Bizim Özgürlük Ve Bağımsızlık Ruhumuzu Asla Yok Edemezler
Cevher DUDAYEV
View drejj'in Fotoğraf Albümü  
Digg this Post!Add Post to del.icio.usBookmark Post in TechnoratiFurl this Post!
Alıntı ile Cevapla
Bu mesaj için drejj kullanıcısına teşekkür eden 2 üyemiz:
Adige Abzakh (04.05.09), EnfaL (27.03.09)
Alt 27.03.09, 09:06   #5
EnfaL - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
 
Derecesi :
Grubu : Erkekler Bölümü
Üye No : 2374
Üyelik tarihi : 31-01-2009
Konuları : 16
Mesajlar : 151
Teşekkürleri: 152
50 mesajına 75 kere teşekkür edildi.
Tecrübe Puanı: 4 EnfaL is on a distinguished road
Son Aktivitesi : 08.04.09
Durumu : Status: Offline

Standart

__________________
Allah'ın indirdikleriyle hükmetmeyenler kafirlerin ta kendileridir...
MAİDE 44

Konu واويلا tarafından (05.06.09 Saat 19:44 ) değiştirilmiştir..
View EnfaL'in Fotoğraf Albümü  
Digg this Post!Add Post to del.icio.usBookmark Post in TechnoratiFurl this Post!
Alıntı ile Cevapla
Bu mesaj için EnfaL kullanıcısına teşekkür eden 2 üyemiz:
drejj (04.05.09), sükut_ (05.05.09)
Alt 04.05.09, 09:53   #6
evlad-ı fatihan - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
 
Derecesi :
Grubu : Saadet
Üye No : 3980
Üyelik tarihi : 03-05-2009
Mesleği : depoculuk
Nereden : ennnnnnnnnnnnnnnnnnn-kara
Konuları : 61
Mesajlar : 1,580
Teşekkürleri: 5,285
704 mesajına 1,183 kere teşekkür edildi.
Tecrübe Puanı: 5 evlad-ı fatihan is on a distinguished road
Son Aktivitesi : 21.05.12
Durumu : Status: Offline

Standart

Asrın fitnesi olur ancak ....
View evlad-ı fatihan'in Fotoğraf Albümü  
Digg this Post!Add Post to del.icio.usBookmark Post in TechnoratiFurl this Post!
Alıntı ile Cevapla
Bu mesaj için evlad-ı fatihan kullanıcısına teşekkür edenler:
Nureddin Zengi (04.05.09)
Cevapla

Etiket
ayetullah, humeynİra, İmam

Seçenekler
Stil

Yetkileriniz
Yeni Mesaj yazma yetkiniz Aktif değil dir.
Mesajlara Cevap verme yetkiniz aktif değil dir.
Eklenti ekleme yetkiniz Aktif değil dir.
Kendi Mesajınızı değiştirme yetkiniz Aktif değildir dir.

BB-Code Açık.
Smileler Açık
[IMG] Kodları Açık
HTML-Kodları Kapalı.
Trackbacks are Açık
Pingbacks are Açık
Refbacks are Açık


Bütün Zaman Ayarları WEZ +2 olarak düzenlenmiştir. Şu Anki Saat: 18:09 .

SİSTEM BİLGİLERİ ÖNEMLİ BİLGİLENDİRME
Powered by vBulletin® Version 3.8.6
Copyright ©2000 - 2012, Jelsoft Enterprises Ltd.
Content Relevant URLs by vBSEO 3.5.0 RC2
www.milligorusforum.biz
Kuruluş Tarihi : 10 Ağustos 2008
Site içerisindeki materyaller kaynak gösterilmeden kullanılamaz,dağıtılamaz.

milligorusforum.net/biz/org sitemiz bir forum sitesi olduğu için kullanıcılar her türlü görüşlerini onay almaksızın anında siteye yazabilmektedir.Bu yazılardan dolayı doğabilecek her türlü sorumluluk yazan kullanıcıya aittir.Sitemizde yasalara aykırı herhangi bir materyal bulursanız iletisim@milligorusforum.biz e-mail adresimize bildirirseniz,şikayetiniz incelendikten sonra en kısa sürede gereken yapılacaktır.