| Konular: 50,303 | Mesajlar: 311,863 | Üyeler: 10,668 | Online: 197 | Elhamdülillah...



Geri git   Milli Görüş Forum MÜCADELE » ASRIN MÜCAHİDLERİ »

ASRIN MÜCAHİDLERİ Davaları ve Dinleri Uğruna Ömürlerini Harcayan,Ahirete Göçmüş veya Küfre Karşı Hala Savaşan Mücahid(e)ler...!

Cevapla
 
Konuyu Sosyal Paylaşım sitelerinde Paylaşın LinkBack Seçenekler Stil
Alt 28.10.09, 14:04   #1
sevgiliye sevdalı - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
 
Derecesi :
Grubu : Saadet
Üye No : 104
Üyelik tarihi : 14-08-2008
Mesleği : GÜVENLİK GÖREVLİSİ
Nereden : İSTANBUL
Konuları : 1085
Mesajlar : 3,151
Teşekkürleri: 2,814
1,468 mesajına 2,724 kere teşekkür edildi.
Tecrübe Puanı: 7 sevgiliye sevdalı is on a distinguished road
Son Aktivitesi : 18.05.12
Durumu : Status: Offline

Arrow Şehid Fethi Şikaki'yi Rahmetle Anıyoruz




Şehid Fethi Şikaki'yi Rahmetle Anıyoruz
















Filistin direnişinin önde gelen isimlerinden ve intifadanın sönmeyen meşalesi Şehid Dr. Şikaki, 14. şehadet yıl dönümünde rahmetle anılıyor

Fethi İbrahim Abdulaziz Şikaki, 1951 yılında Rafah'da dünyaya geldi. Ailesi Zernogah’lıdır. Zernogah, Filistin'deki Yafa'ya bağlı köylerden birisidir. Doğumundan sonra ailesi ile birlikte Gazze şeridindeki Rafah'a taşındılar. Babası işçi olan Şikaki, mülteci kampında yetişti. 15 yaşındayken annesini kaybetti. Ailesinin en büyük çocuğuydu.

Beir Zeyt üniversitesine girerek, burada Matematik eğitim gördü. Mezun olduktan sonra Kudüs'teki okullarda 4 yıl öğretmenlik yaptı. Sonra da Kahire'ye tıp eğitimi için gitti. Zakazik Üniversindeki tıp eğitiminin ardından, 1980 yılında Filistin'e doktor olarak döndü. Gazze’deki hastanelerde doktor olarak çalıştı.

Milliyetçilikten İslam'a Dönüş ve İslami Cihad'ın Kuruluşu

Şikaki 1966 yılından itibaren siyasetile içli dışlıydı. 15 yaşlarındayken Nasır’ın estirtiği milliyetçilik rüzgarının etkisinde kalmıştı. 1967 yılındaki hezimetin ardında düşüncesinde değişiklikler başladı. Arkadaşlarından birisinin Şehid Seyyid Kutub'un Yoldaki İşaretler adlı eserini Şikaki'ye hediye etmesiyle, Şekaki'de İslami düşüncenin temelleri oluşmaya başladı. Dr. Şikaki İhvan-ı Müslimin Hareketinden büyük ölçüde etkilenmişti.

Zakazik Üniversitesindeyken tıp, mühendislik ve siyasi ilimlerdede okuyan arkadaşlarıyla birlikte Filistin İslami Cihad Hareketi'ni Kurdu. Şikaki, hareketinin Ömer Muhtar, İzzeddin el-Kassam, Afgani ve Abdulkadir el-Cezairi gibi gibi İslam önderlerin kurduğu halkalardan bir halka olmasını istiyordu. Şikaki’nin bazı makalelerinde İzzeddin el-Kassam mahlasını kullanması da onun İslami direniş önderlerinin yonu sürdürmekteki bağlılık ve azmini gösteriyordu.

Şikaki hareketini kurduğu zaman, sadece gasbedilen Filistin topraklarında intikam eylemlerini düzenleyeceklerini belirleyerek, cihadın ve direnişin hedefini-sınırını tayin etmişti.

Tutuklanışı ve Lübnan’a Sürgünü...

Şikaki, aktif hayatından dolayı gerek Filistin ve gerekse Mısır'da bir çok defa tutuklanmıştı. 1979 yılındaki ilk tutuklanışının sebebi, İran'daki İslam devrimi hakkında yazdığı "Humeyni: İslami Çözüm ve Alternatif" başlıklı eseridir. İkinci tutuklanışının sebebi ise İslami yöndeki eylemleridir.

İmam Humeyni’nin batılılar karşısında dik duruşunu tasvib eden, saygıyla karşılayan ve bu sebeple İmam Humeyni hakkında övücü sözler söyleyenlere sarfedilen hakaretler ya da asılsız Şikaki için de geçerlidir. Şikaki, özellikle yazdığı bu eserden dolayı "Şii" olmakla suçlanmıştır. Fakat, Fehmi Huveydi’nin de dediği gibi Şikaki’nin İslami ilk yönelişinde İhvan-ı Müslimin hareketi etkili olmuştur.

İmam Humeyni, tüm müslümanlara olduğu gibi Filistinlilere ve özellikler de Şikaki’ye büyük bir ümit vermişti. Şikaki’nin İran’a olan yakınlığı, İmam Humeyni ve İranlıların, Şah ve arkasındaki Amerika’ya karşı tavizsiz bir mücadele girmesi ve sonunda başarı ulaşmalarını fark etmesine dayanır bu yönüyle Şikaki, Filistin’de kesintisiz direnişi öneren ve uygulayan önder şahsiyetler arasında yerini almıştır.

Şia ve Sünnilik üzerine kaleme aldığı bir eserinde, İmam Humeyni’den esinlenen Şikaki “Şii ve Sünnilik adı altında Müslümanların saflarını ayrıştırıcı her türlü eylem, İslam’a ve müslümanlara karşı küfrün yanında yer almaktır” diyecektir.

Dr. Şikaki serbest bırakılmasının ardından 1981 yılında Filistin'e gizlice döndü. siyasi hayattaki etkinliğinden dolayı 1983-1986 yılları arasında da Filistinde bir çok defa tutuklandı. Onu tutuklayan zihniyet, Şikaki'ye engel olamayacaklarını anlamıştı. Çünkü Şikaki'yi hapse koysalari hapiste de etkin çalışmalarına devam ediyor, İslami ilkeleri ve cihad ruhunu tutukluların zihinlerine işliyordu. bu sebepten ötürü, 1988 yılında Filistin'den bazı arkadaşlarıyla beraber Güney Lübnan'daki Mercu'z-Zuhur bölgesine sürgün edilmesine karar verildi. Şikaki bir yıl burada kaldıktan sonra Suriye'ye geçti.

Suikast Emri ve Şikaki'nin Şehadeti

22 siyonistin ölümüne 87 tanesinin de yaralanmasına sebep olan istişhad eyleminden sonra siyonist terör rejimi, Şikaki'nin şehid edilmesi için kesin karar almış, Mossad ajanlarına da bu yönde emirler verilmişti.

Fakat, bu eylem Mossad ajanları açısından hiç de kolay olmayacaktı. Çünkü karşılarında normal bir insan değil Fethi Şikaki vardı. Bir çok defa suikast girişiminde bulundular ama başaramadılar. Suriye'de suikast girişiminde bulunmak da onlar için zordu. Şikaki'nin yurt dışına çıkmasını bekleyeceklerdi ki Şikaki de güvenlik gerekçesi ile yurt dışına çok fazla çıkkmıyordu. Şehadetinden önceki en son ziyaretini Ramazan ayında İran'a yapmıştı.

Şikaki’ye suikast planlayan Mossad ajanları, Suriye’de düzenlenecek bir suikastin Suriyelilerin öfkesine sebep olacağı için Şam dışında bir yeri tercih etmişlerdi. Bunun için de Şikaki’nin yurt dışına çıkmasını beklediler. Şikaki’nin Malta’ya gideceğini öğrendiklerinde önce kaçırma planını kurdular. Sonra bu planı, suikast düzenlemeye çevirdiler.

Şikaki, Libya'da bulunan mülteciler sorununa çözüm bulmak üzere 1995 yılında "İbrahim Şaviş" adındaki bir pasaportu kullanarak Kaddafi ile görüşmek üzere Malta'ya gitti. Malta, havaalanına indiği zaman, Mossad’ın ajanları da Şikaki’yi beklemekteydiler. Şikaki’nin başka bir isim kullanarak Mlata’ya geldiğini Mossad, havaalanında farkedemedi.

Bir saat Malta’da kalan Şikaki, Libya’ya geçti. Şikaki’nin yanında koruması yoktu. Yanında sadece Filistin Kurtuluşu Halk Cephesi liderlerinden Tılal ve Ebu Musa vardı.

Şikaki, Kaddafi ile görüşmesini tamamlamıştı. 26.10.1995 tarihinde Malta’ya döndü. Bir gece Otelde kalmayı planlıyordu. Eşyalarını otele yerleştirdikten sonra dışarıya alış veriş yapmaya çıkmıştı. Pazarda birkaç elbise aldıktan sonra otele dönerken bir motosikletli yaklaştı ve Dr. Şikaki'nin başına üç kurşun sıktı. Şikaki orada şehid olurken, Mossad'ın ajanları onu ve katilini izlemekteydiler. Katilin motosikleti, olay yerine yakın bir noktada bulunmuştu.

Aradan yıllar geçtikten sonra, bir siyonist yazar 4 ay önceki yazısında Şikaki'nin Mossad ajanları tarafından şehid edildiğini itiraf etmişti.

Direnişin Öğretmenine Vefa: Cenaze Töreni

Şehadetinin ardından, şehidin aziz nâşının nakli sorunu ortaya çıktı. Malta yönetimi Şikaki'yi vermek istemiyor, Arap rejimleri de kabul etmeye yanaşmıyorlardı. Yoğun görüşmelerden sonra şehidin aziz nâşı Libya ve oradan da Suriye'nin başkenti Şam'a getirildi.

31.10.1995 tarihinde Suriyelileri ve Filistinliler, Tunus'daki Cerbe havaalanından kalkan ve içinde aziz şehidin bedeninin bulunduğu uçağı karşılamak için meydanlara indiler. Tüm Filistinli hareketler de lider kadrolarıyla birlikte şehidi karşılamak, şehide olan vefalarını göstermek için meydanlardaydılar.

01.11.1995 tarihindeki tören adeta şehidin cenazesi değil de düğünü olmuştu. 3 milyondan fazla seveni, cenaze törenine katılmış, siyonistlerden intikamını alacaklarını sloganlarıyla ifade etmişlerdi. Şikaki, Yermuk mülteci kampındaki Şehidler mezarlığına defnedildi.

Şikaki’nin defnedildiği gün İran’da da yas ilan edilmişti.

Şehadetin Ardından İntikam Eylemleri

Öğretmenleri şehid edilen Şikaki'nin öğrencileri, bu acı olayın intikamını alacaklarını vaad ettiler. Şikakinin iki öğrencisi, şehidin ardından giderek aralarında ölü ve yaralılarında bulunduğu 150 siyonisti kapsayan şehadet eylemi düzenlediler.

Şehadetinden 7 yıl sonra düzenlenen başka bir eylemde ise 16 kişi öldürülmüş, 50 kişi de yaralanmıştı. İslami Cihad bu eylemi de şehidin anısına düzenlemişti.

Suikast Emrini Veren Rabin Öldürüldü

Aziz Şehid için suikast emrini veren Rabin, hakkındaki ilahi adalet şehadetinden 10 gün sonra gerçekleşti. 1971 doğumlu, Yemen asıllı Yigal Amir adlı bir yahudi de Rabin'i öldürdü. Rabin 4 Kasım'da düzenlenen bir miting alanında barış şarkısı söylemekteydi. Arabasına binmek üzereyken, Amir tarafından öldürüldü...

Fethi Şikaki: İslami Dönüşümün Sembolü

Üstad Raşid El Gannuşi, Filistin İslami Cihad Hareketi lideri Şehid Fethi Şikaki'yi yazdı.

Fethi Şikaki: İslami Dönüşümün Sembolü

Önemli tarihi dönüşüm etkenleri yeni bir durumu ortaya çıkarmak için bir araya geldiğinde kader bu işi gerçekleştirecek uygun lideri buna hazırlar. Bu kişi ya da çevresindeki insanlar oynadığı bu rol için eğitim almamış olabilirler. Fakat dönüşüm büyük yol kat ettiğinde hakikatin işaretlerinin bir araya gelmesi çok zaman almaz. Yeni aşama basiret sahibi herkesin görebileceği bir hal alır. Eski aşamanın sembol ve mana olarak eski, köhnemiş ve kocamış olduğu anlaşılır. Her ne kadar dönüşüm dengesini etkileyip buna teşvik eden bir sembol olsa da dönüşüm insan işi değil, oluşumu tamamlanmış ve yüzeye çıkmaya başlamış akımın gerçekleştirdiği bir iştir.

Ancak dönüşüm akımı köklü geleneklere sahip bir örgütlenmede şekillendiğinde çoğunlukla bu örgütsel oluşum dönüşüm yolunda engel oluşturur. Bu durum bazı büyük kurumların macera ruhunun zayıf olması sebebiyle dönüşüm fırsatının elden kaçmasına neden olur. Risk almaktan korktuğu için iflas tehlikesiyle karşı karşıya kalan bazı büyük askeri ve iktisadi kurumların bu durumu, elinde riske atmaktan korkacağı bir şeyi olmayan küçük şirketlere fırsat verir. Bu şirketler fırsatı yakaladığı anda onu kullanır ve çok geçmeden bu alanda hakimiyetini sağlar. Büyük kurum ise o zaman mutlak iflastan ancak hatasını telafi eder ve kafileye katılırsa kurtulur. Bu ise ya vakıada meydana gelen gelişme üzerinde anlaşıp istenen değişiklikleri yerine getirmesi ya da en canlı parçalarından bazılarının merkeze isyan etmesi ve yeni aşamaya dahil olmasıyla sağlanır. Merkez ise yok olup, marjinalleşmekten korktuğu için dönüşüm kafilesine katılmaktan başka çıkar yol bulamaz. Gelişip değişikliklere ayak uydurmasını sağlayacak yeterli canlı unsuru barındırması gerekir. Aksi halde kaybolur gider.

Fethi Şikaki ve onun kardeşlerinin liderliğinde İslami Cihat hareketinin, Filistin davası ve Arap-İsrail ilişkilerinin gidişatında ya da daha iyi biri ifadeyle Filistin ve bölgedeki İslami, laik akımlar arasındaki dengelerin gelişmesi ve tarihi bir aşamada yol ayrımına gitmeden önce kendisinin de içinde yetiştiği İhvan-ı Müslimin hareketi düzeyinde Filistin’de yaptıklarının, FKÖ’nün katılımıyla Arapların İsrail’in tanınması üzerinde anlaşmaya vardıkları 1982 Fas konferansından bu yana bölgede gerçekleşen en büyük tarihi dönüşümler arasında yer almaya layık olduğunu düşünüyorum.

Bu hareket, 1967 felaketinden sonra laik görünümlü Arap kurtuluş projesinin çöküş yolunda önemli bir durak olmuş ve FKÖ’nün liderliğini yaptığı büyük kurtuluş hareketinin ağırlığıyla yenik düşmüş laik projenin damarlarında devrim ve meydan okuma ruhunu yeniden canlandırmış, kurtuluş ve düşmana meydan okuma ümidini filizlendirerek Arap topluluklarının liderliğini üstlenmiştir.

1973’de Camp David’in temsil ettiği kısmi başarı ve yenilgi sürecinin devam etmesine rağmen direniş hareketi sosyalist kampın ve Mısır’ı bir süreliğine tecrit eden Arap rejimlerinin de yardımıyla kitlelere yeniden önderlik edebilmiştir. Fakat Fas Konferansı Arap rejimlerinin ve Mısır’ın yokluğunda gerçekleştirilen resmi kurtuluş çalışmasının işlevsizliğini açıkça göstermiştir. Mısır’a Arap rejimlerine katılması yönünde baskı yapılacak yerde Arap rejimleri hatta FKÖ bile Mısır’ın yanında yer almıştır. Hal böyle olunca perdeler kalkmış ve kamuoyunun önünde yeni projesiyle yeni bir liderliğin yolu açılmıştır. Tabii her zaman ki gibi Filistin liderliği çatışmanın temelinde yer alması sebebiyle bölgede değişimin müjdecisi olmuştur. Kim bu sancağı; Filistin kurtuluş sancağını kaldırır ve ona hakkını hatta hakkının bir kısmını bile iade etse taşıdığı ideoloji ne olursa olsun bölgede lider olma meşruluğunu kazanmış demektir. Arap rejimlerinin köhnediği ve FKÖ’nün de bu rejimlerin bir alternatifi değil onun bir parçası olduğu ortaya çıkmıştır. Bu durum 1967 yenilgisinden doğan, İran’daki İslam devrimiyle güçlenen, FKÖ’nün teslim bayrağını çekip Camp David’de olduğu gibi Fas Konferansında da asıl yüzü ortaya çıkan Arap rejimlerinin bir parçası olmasıyla meşruluğunu destekleyen İslami gelişmenin önünü açmıştır.

Bütün bunlar tarihi değişim anını hazırlayan faktörlerdir. Yani Filistin kurtuluşu ve halk direniş sancağının resmi düzeyde teslim bayrağını çekmiş laik akımdan İslamcıların eline geçişini hazırlayan faktörler. İhvan-ı Müslimin bu kişilerin bel kemiğini oluşturuyordu. Öte yandan İhvan, 1947-48 sürecinde Filistin’de mücadele vermiş ve Arap hükümetlerinin ihaneti olmasa Siyonistleri yok etmesine ramak kalmış tek Arap örgütü olması itibariyle de tarihi bir meşruiyeti vardır. Aynı zamanda da 15 seneden bu yana gelişmekte olan, halkın ağırlığını koyduğu bir alandan besleniyordu. Fakat patlamayı gerçekleştiren İhvan’ın resmi bir kurumu değil ana örgütten ayrılmış küçük bir birim oldu. Bu birim fırtınayı kopardı. İntifada ve cihat fırtınasını. Bunlar tıp, mühendislik, ekonomi, fen bilimleri gibi alanlarda yüksek dereceler elde etmiş bir grup akıllı gençti ve bunların önde gelenleri arasında Dr. Fethi eş-Şikaki ve Dr. Ramazan Abdullah yer alıyordu.

İhvan’ın etkisi taze olduğu için Fethi eş-Şikaki ve bir grup gencin doğru tarihi yönde hareket etmeleri uzun sürmedi. İhvan’ın yeni aşamanın akımına dahil olmasıyla dönüşüm gözle görülür bir netlik kazandı. Allah Şikaki ve onun kardeşlerine bu yeni aşamayı, sadece kurtuluş hareketi için değil bütün bölge liderliğini eline alacak İslami aşamanın öncülüğünü yapmayı nasip etti. Ve bu çağımızın en büyük dönüşümlerinden biri oldu.

Burada bu kısa açıklamadan sonra söyleyeceklerim, Allah’ın bu dönüşümü ilan etme, en güçlü ve en adil söylemlerle ona teşvik etme şerefini, belki de bugün insanların bir zamanlar kendisi için yenilmez tanımlamasının yapıldığı ordunun generallerini şaşkına çeviren direniş modeli sunma başarısını bahşettiği kişiyle alakalı olacaktır. Ama bugün dünyada hatta İsrail’de dahi hiç kimse, İsrail toplumu ve yenilmez ordusunun Şikaki ve mühendis Ayaş’ın eğittiği gençlerden korkması bir yana taş atan çocukları görünce tabanları yağlamasından sonra bu tanımlamayı yapmaya cesaret edememektedir.

Şikaki’yi İslam konferanslarında tanıdım. Bunların sonuncusu Lübnan’da düzenlenen ulusal İslam konferansıydı. Onu sert, inatçı, mütevazı, kültürlü, edebiyat ve felsefede derin bilgisi olan birisi olarak tanıdım. Onun yapısında en çok hoşuma giden şey; yenilmez ordunun generallerinin uykusunu kaçıran, beraber çalıştığı kişilerin de doğruladığı gibi içine girdiği işlerde bütün sorumluluğu yüklenerek sağlam planlar yapan kişiliğine Müslüman, kültürlü, çağdaş, realist ve ılımlı kişilik özelliğinin karışmış olmasıdır. Bu, çağımızda cihat sancağını göğüslemiş cihat modelleri arasında az bulunan bir karışımdır.

O, bedevi kültürünü tanımaz. İhtilafı, çeşitliliği kabul etmek, ötekini tekfir ve tecrit etme yerine diyaloga geçmeyi denemek aynı şekilde diğer kültürleri, sanatları ve edebiyatları takdir etmek gibi medeni davranışları benimser. Zira bunlar mutlak hakikatin bir parçasıdırlar. Ve peygamberliğin kesilmiş olmasıyla birlikte Allah adına söz söyleme imkanı da kalkmıştır. Bu İslam’da en yüce mefhumlardan biri olan cihat mefhumunu deforme ettiği gibi cehalet kılıcını İslam’ın kılıcı olarak kullanan zamane haricilerinin elinde İslam’ı da deforme etmektedir. Bu kişiler (hariciler) küfrettiler, şüpheye düştüler ve Afganistan ve Cezayir’de birbirlerinin kanını döktüler. Bu kişilerin karaladığı kadar Şikaki cihat kavramını yüceltti, ona değer kattı ve İslam’a davette güçlü bir yol olarak onu insanlara sevdirdi. Bunu İslam’ın çağdaş, ılımlı kültürel zemini üzerinde yürüttü ve bu kavramı olması gereken yere getirip sağlamlaştırdı. Allah insan ve bir sembol olan Şikaki’ye rahmet etsin.

Bu tarihi aşamanın; Filistin kurtuluşu için İslami Cihadın İslami projesinin liderliği aşamasını; ümmetin bütün samimi evlatlarını, bütün hür düşünceye sahip olanları, merhamet dileyip teslim olmadan Filistinli hak sahipleri ve bütün dünyada hakları ellerinden alınmış kişiler için mücadele eden herkesi içine alan bir ufuk genişliğindeki bu liderlik aşamasının fitilini ateşleyen Şikaki’ye Allah rahmet etsin.

* Raşid Gannuşi'nin 31.03.2009 tarihli bu analizi, Gülşen Topçu tarafından İsra Haber için tercüme edilmiştir.

Dr. Ramazan Abdullah Şallah'ın Dilinden Şehid Fethi Şikaki

Filistin İslami Cihad Hareketi'nin lideri Dr. Ramazan Abdullah Şallah, Şehid Öğretmen Dr. Fethi Şikaki'yi anlatıyor.


Onu Tanıdığımda Yeniden Doğmuş Gibi Oldum

“İzzeddin Fars”ın Fethi Şikaki’nin müstear adı olduğunu bilenlerin sayısı azdı. Ama Siyonistlerin namluları, 26 Ekim 1995 yılında Şikaki’ye uzandığında Ümmet’in bütün fertleri “Fethi Şikaki”nin Filistin’in müstear adı haline geldiği gerçeğini teslim edeceklerdi. O basit bir siyasi lider ve komutan değildi; Şikaki istisnai şartların sıra dışı önderi idi. O’nu farklı kılan şey düşünsel konumundan kaynaklanmıyordu sadece. Doktorun karizması “Allah karşısında ne denli takvalı olursanız halkın arasındaki heybetiniz de o oranda yüksek olur. ”sözünün yansımasıydı.”

Şehadetinden yaklaşık olarak 20 yıl önce tanışmıştım kendisiyle. Onu tanıdığım andan itibaren de yeniden doğmuşum duygusuna kapılmıştım. Esiri olmuştum sanki. Mısır’daki Zerkazik Üniversitesi'nin yurdundaki odası, tüm görüşlerin ve düşüncelerin tartışıldığı bir eğitim yuvasına dönüşmüştü. Uyanık gençlerin zihninde yeni bir dünya görüşü şekillenmekteydi.

Şehid Dr. Şikaki yurdundan Lübnan’a sürülmesinin öncesinde, 1988 yılında Nekeb çölündeki Nefhe zindanında mahpus idi. O günlerde sorumlu kardeşlerden biri ona bir mektup yazıyor ve şöyle diyor: “Sizler kırılmaz bir tüfek gibisiniz… Kuşlar gibi ilahi iradeye teslim olmuşsunuz. Yağmur gibi yakınsınız bizlere.”

Evet bu bir gerçekti; Şikaki çelik gibi azimli, kılıçtan keskin ve şebnemden yumuşaktı. Sade yaşamayı ve cesareti seçmişti. Zühdünün ve geniş bilgi birikiminin birleşimi, şaşırtıcı bir kişilik çıkarmıştı ortaya. Baştan ayağa aşk, bilinç, iman ve devrim idi! Aramızda yaşamasına rağmen bu akan pınardan kana kana içme fırsatımız olmadı tam olarak.

Düşman selinin karşısında derin imanını ve sabrını azık edinmişti. Derdi ve eziyeti canına minnet biliyordu. Bizi kendi halimize bırakmıyordu hiç, sürekli olarak telaş ve mücadeleye çağırıyordu. Parolası şuydu sürekli: “Azıcık sabırla taşlar bile delinir… Bizi bekleyen şey ölüm değil, şehadet veya zaferdir!”

Şikaki işgalci siyonistlerin karşısında savaşım veren Filistinli bir hareketin lideri değildi sadece; O büyük İslami hareketin bahçesinde yeşermiş bir bilinç ve devrim fidanı idi. Ümmetin Batının vahşi saldırısı karşısında kültürsüzlük ve hüviyetsizlik buhranına müptela olduğunu teşhis etmişti. Filistin yurdunun da bu saldırıların kalbinde yer aldığını biliyordu.

Şikaki’yi bu küçük Mısır şehrinde (Zerkazik) tanımamdan itibaren şehidin kafasındaki denklemi fark etmiştim. “Filistinsiz İslam ve İslamsız Filistin boş bir mihver etrafında hareket etmek demektir ve zayıflıktan başka bir sonuç vermeyecektir.” O bize, Allah’tan başkasının kulluğundan kurtulmaya çağıran ve adaletsizlik karşısında kıyam etmeyi emreden İslami öğretinin, Filistin’in özgürlüğünün sağlanmasında en önemli araç haline dönüştüğünü öğretmişti. O, bu üç kavramla; İslam, Cihad ve Filistin ile; Filistin "İslami Cihad hareketi"ni tesis etti.

Şehid Şikaki’nin düşüncelerini ve cihadi hareketini yüzeysel bir okuyuşa tabi tutmak yeterli olmayacaktır; zamansal açıdan da incelenmelidir bunlar. Şüphesiz, Dr. Fethi Şikaki Filistin halkının ve İslam Ümmetinin cihad tarihindeki mümtaz yerini koruyacaktır; köhnemiş savaşçılar kılıçlarını kınlarına soktukları ve ellerine aldıkları kalemleriyle ihanet anlaşmaları imzaladıkları bir dönemde O, Filistin’in özgürlüğünün yolunun sadece tüfeklerin namlularından geçtiğini ilan etmişti tüm dünyaya. Siyonistlerin Arapların tarih, kültür ve coğrafyalarını muhasara ettikleri ve inançlarına, siyasetlerine, dil ve ekonomilerine meydan okudukları bir dönemde Şikaki kıyam ederek kendi kanını dökmüş ve tüm uzlaşmacıları ve hainleri rüsva etmişti.

Kahire gökleri, Tunus limanları ve diğer Arap ülkelerinin bütün yolları Şikaki’nin hareketine kapatılmıştı, Malta dışında dönüş yolu bırakılmamıştı kendisine. Şimon Peres tüm başkentleri esareti altına almıştı çünkü ve Yeni Orta Doğu projesininin yürürlüğe konması için Arapları haraca bağlamıştı. Şikaki böylesi şartlar altında, kendi kanını sunmak dışında bir yol bulamayacaktı. O, bir kez daha, İmam Hüseyin’in kıyam ve inkılabını Orta Doğu’nun çehresine nakşedecekti.Yeni bir Kerbela yarattı ve kendi pak kanıyla İsraillilerin kılıcını kırdı. Şikaki cihad ve şehadet yolunu seçmek ve Peygamberlerin yolunu sürdürmekle, Filistin halkının hamiliği iddiasındaki kişilerin ölümcül yollarına son verebilmiştir. O kardeşlerini ve dostlarını çok erken terk etti… Allah O’na rahmet eylesin. Gerçekten de “tarih yapan” şahsiyetlerdendi.” (217)

İslami Cihad genel sekreteri Ramazan Abdullah Şallah; Şikaki’nin şehadetinden birkaç gün sonra benimle Şam’da yaptığı konuşmasında, İslami Cihad kurucusunun fikri, siyasi ve mücadeleci kişiliğinin tüm yönlerinin açığa kavuşturulmasının dakik ve derin bir çözümlemeyi ve çokça vakti gerektirdiğini söylemişti. O şöyle diyordu:

“Şehid; akli kudretin,manevi ve ruhsal kemalatın zirvesindeydi; siyasi bilinç noktasında da kendine özgü bir derinliğe sahipti. Şikaki tüm insani hasletlerin mazharı ve asil cihadi hareketin gerçek varisiydi.O, kendi şehadetiyle daha da kökleşecek bir hareketin kurucusu idi. Bu hareket, tüm gücü ve yeteneği ile yoluna devam edecektir.

Kısaca şunu söyleyebiliriz: Şikaki, çağdaş Filistin milli hareketinin İslam’ı Siyonist düşmanla mücadele meydanının dışına attığı bir dönemde, çok kısa bir süre içersinde İslami Cihad hareketini Filistin’e ekebilmiş ve programını çizebilmişti. Böylelikle İslam düşmanlarının, cihad meydanının dışına attıkları İslamcıları tekrar sahneye çekebilmiş ve İslam’ın Filistin halkının mücadelesinde olması gereken öncü rolünün ihya edilmesini sağlamıştır. Şikaki 20 yıllık yorulmak bilmez çabalarının sonunda, çağdaş İslami hareketi siyonizme karşı mücadelenin en önemli unsuru haline getirebilmiştir. Şüphesiz Ümmetin itikadi ve cihadi programları önderlerinin şehadetiyle ortadan kaldırılamaz, tam aksine Ümmetin her bir ferdinin kalbindeki imanı daha da güçlendirir bu şehadetler.

Şikaki, ahdine sadık kalan sınırlı önderlerden biri idi. Şikaki için şu iftihar yeter ki, varlığı ve yokluğu ile siyonistleri yıkıma uğratabilmiştir. Siyonistler, Doktoru şehid etmekle İslami Cihad hareketinin dağılacağını ve Şikaki’nin isminin unutulacağını hesaplamışlardı. Ama hesapları tutmadı; İslami Cihad, Filistin halkının mücadele sahnesindeki asıl oyunculardan biri olma konumunu sürdürdü.”

Şallah Şikaki’nin gerçek çehresini birkaç cümle ile tasvir edebilmenin mümkün olmadığını söylüyor:

“Şikaki, Liberal siyasetçi ve entelektüellerin; çağdaş İslami hareketlerin itikadi ve ahlaki konulara gösterdikleri aşırı ihtimamdan dolayı toplumsal, iktisadi ve siyasi meselelerin uhdesinden gelmeye kadir olmadıkları iddiasınını boşa çıkartmıştır. O, ölmeden önce Hz.Peygamber’in (s.a.a.) hayatı ve İslam ahlakı hakkında iki ayrı kitap yazmayı diliyordu Allah’tan. Bu arzusunun nedenlerinden söz etmeye gerek yok sanırım.”

Şallah, Şikaki’nin “istikamet” kavramına özel bir önem verdiğini ve tüm konuşma ve yazılarında “istikamet” üzere olmanın önemini vurguladığını belirtiyor ayrıca. “İstikamet” O’nun en önemli siyasi ve fikri ıstılahıydı, bu yüzden de şehadetine şaşmamak gerekiyor. Ben Şikaki’nin siyasi, fikri, kültürel ve cihadi boyutlarının zamanın geçmesiyle daha da bilineceğine ve Filistin sahnesine kendi rengini vuracağına inanıyorum.

Dr.Ramazan Abdullah Şallah, Siyonistler Şikaki’yi şehid etmekle ne elde ettiler şeklindeki sorumuzun cevabında şöyle dedi:

“Siyonistler Şikaki’yi şehid ederek Filistin halkının intifadasına son verebileceklerini ve İslami Cihad’ı ortadan kaldırabileceklerini zannediyorlardı. Şikaki’nin kanının Filistin’deki cihad ve İntifada fidanını sulayarak yeşerteceğine tanık olacağız ilerde. Şikaki’nin Hareketi, diğer direnişçi Filistinli örgütlerle birlikte mücadeleyi nihai zafere dek sürdürecektir. Mücadelede yeni yöntem ve araçlardan yararlanılmaya başlanmış olması -el yapımı Kassam füzelerinin kullanılması gibi- ve Şikaki’nin şehadetinin üzerinden on yıl geçmesinin ardından Siyonistlerin Gazze’den çekilmesi İsraillilerin Şikaki, Ahmed Yasin ve Rantisi gibi direnişçi liderleri şehid etmekle hiçbir kar elde edemediklerini göstermektedir. Şikaki’nin düşünsel vizyonu Filistin’in ve bölge coğrafyasının ötesine uzanmaktadır. Şikaki bazı Arap aydınlarının da dediği gibi savaşımcı bir düşünür ve düşünür bir savaşçı idi! Ben Şikaki’nin tüm enerjisini ve vaktini cihadi ve düşünsel projelere sarf ettiğine şahidim.”

Şallah, Şikaki ile paylaştığı pek çok ortak anısından birini anlattı bizlere:

“Mısır’daki Zerkazik Üniversitesinde öğrenciyken, ki bu şehir İslami Cihad’ın ilk kıvılcımlarının görüldüğü şehir olacaktı, Şikaki “Humeyni:Tek İslami Çözüm” adlı kitabını yazmak için gerekli olan tüm yazılı materyali topladı ve şimdilerde Gazze’de yaşayan Ebu Halid kardeşimizi ve beni odasına çağırarak kitabı yazmaya koyuldu. Her sayfayı tamamladığında gözden geçirmesi için Ebu Halid’e teslim ediyordu. Ben de sayfaları temize çektikten sonra baskıya yetiştiriyordum. Akşam ve yatsı namazlarından sonra ertesi gün sabah saat sekize kadar çalışıyordu aynı şekilde. O kadar hızlı yazıyordu ki yetişmekte zorlanıyorduk kendisine. Kitabı yazmayı bitirdiğinde de Kahire’ye gitti hemen. Kendisinden azıcık dinlenmesini istemiştik, O da “Vazifelerin ifasını tüm programlarımızın başına geçirme sözünü vermemiş miydik?” diyerek geri çevirmişti teklifimizi. O bu tarz çalışma temposunu, İmam Hüseyin’in hayatını ve büyük Kerbela Devrimini okuduktan sonra edinmişti. Kitap, Şikaki’nin Kahire’ye gidişinden birkaç gün sonra ve İmam Humeyni’nin Tahran’a varışının birkaç gün öncesinde basıldı. Söz konusu kitap, Şikaki’nin İslam İnkılabı hakkında yazdığı ve zafer müjdesini verdiği ilk kitabıydı.” (224)

Hizbullah lideri Seyyid Hasan Nasrullah'ın Şehid Şikaki Taziyesi

Dr. Şikaki’nin şehadetinin ardından İslami Cihad’ın Şam’daki bürosuna ve Şikaki'nin halefi olan Dr. Ramazan Şallah’a, İslam dünyasındaki siyasi şahsiyetler, düşünce adamları ve üniversite hocalarınca gönderilmiş başsağlığı mesajları yağmıştı.

Bunlar arasından en önemli birkaçını aktarıyoruz. Hizbullah’ın genel sekreteri Nasrullah mesajında Şikaki’yi Allah Resulü’nün (s.a.a.) risaletinin emanetdarı ve Allah yolunun gerçek bir mücahidi olarak vasfetmiş ve şöyle demişti:

“Bundan 3 sene önce, silah ve siper arkadaşının şehadetinde (Abbas Musevi) söylediğin, "önderleri şehid düşen bir hareket asla yenilemez!" sözünü tekrar ediyorum bugün ben de pak naaşının huzurunda, evet, senin gibi rehberlerini şehid veren örgütler yenilgi yüzü görmezler, asla geri adım atmazlar. Fedakarlığın, yol ve yöntemin, yorulmak bilmezliğin bu yolun yolcularına örnek olmayı sürdürecek hep!”

Nasrullah, Şikaki’ni, Abbas Musevi ile her görüştüğünde kendisini Hizbullah’ın bir savaşçısı olarak gördüğünü söylediğini hatırlattıktan sonra şöyle dedi:

“Ben de bugün,tüm mücahid Hizbullahi kardeşlerimin adına, tek tek savaşçılarından genel sekreterine dek tüm Lübnan direnişi olarak Filistin İslami Cihad hareketine ve O’nun önderi olan Dr. Ramazan Abdullah’a şunu söylüyorum: “Bizler, tüm Güney ve Batı Lübnan’daki Hizbullah üyeleri, Filistin İslami Cihad hareketinin askerleriyiz!” (226)

"Şikaki Kimdir" Kitabından tercüme eden Kemal SARAL
__________________


H~ala izindeyiz..
A~dımlar kaybolurken karanlıkta..
M~enzile ramak var ey dünya!
A~şk'a birkaç dakika..
S~eninleyiz ey cennet kokan sevda..!
[Üye Olmadan Linkleri Göremezsiniz. Üye Olmak için TIKLAYIN...]
MGF Sanal Takip Ekibi
View sevgiliye sevdalı'in Fotoğraf Albümü  
Digg this Post!Add Post to del.icio.usBookmark Post in TechnoratiFurl this Post!
Alıntı ile Cevapla
Bu mesaj için sevgiliye sevdalı kullanıcısına teşekkür eden 2 üyemiz:
Alemdâr-ı İslâm (28.10.09), Medine Sevdalisi (28.10.09)
Cevapla

Etiket
anıyoruz, fethi, rahmetle, Şehid, Şikakiyi

Seçenekler
Stil

Yetkileriniz
Yeni Mesaj yazma yetkiniz Aktif değil dir.
Mesajlara Cevap verme yetkiniz aktif değil dir.
Eklenti ekleme yetkiniz Aktif değil dir.
Kendi Mesajınızı değiştirme yetkiniz Aktif değildir dir.

BB-Code Açık.
Smileler Açık
[IMG] Kodları Açık
HTML-Kodları Kapalı.
Trackbacks are Açık
Pingbacks are Açık
Refbacks are Açık


Benzer Konular
Konu Konuyu Başlatan Forum Cevaplar Son Mesaj
İsmail Ebu Şenneb'i Rahmetle Anıyoruz RavzaNur CİHAD BELDELERİNDEN HABERLER 8 23.11.09 15:51
Adnan DEMİRTÜRK'ü rahmetle anıyoruz.. şehzade DUYURULAR 8 22.11.09 10:18
Adnan Demirtürk'ü rahmetle anıyoruz lider57 AGD 3 15.05.09 22:45
Es'ad Coşan Hzretlerini Rahmetle Anıyoruz(Video) Vukuf-i Kalbi ASRIN MÜCAHİDLERİ 9 16.02.09 10:09
şehid fethi şikaki anisina el_cihad_fi_sebilillah AUDİO (SES DOSYALARI) 0 08.01.09 13:30

Bütün Zaman Ayarları WEZ +2 olarak düzenlenmiştir. Şu Anki Saat: 18:43 .

SİSTEM BİLGİLERİ ÖNEMLİ BİLGİLENDİRME
Powered by vBulletin® Version 3.8.6
Copyright ©2000 - 2012, Jelsoft Enterprises Ltd.
Content Relevant URLs by vBSEO 3.5.0 RC2
www.milligorusforum.biz
Kuruluş Tarihi : 10 Ağustos 2008
Site içerisindeki materyaller kaynak gösterilmeden kullanılamaz,dağıtılamaz.

milligorusforum.net/biz/org sitemiz bir forum sitesi olduğu için kullanıcılar her türlü görüşlerini onay almaksızın anında siteye yazabilmektedir.Bu yazılardan dolayı doğabilecek her türlü sorumluluk yazan kullanıcıya aittir.Sitemizde yasalara aykırı herhangi bir materyal bulursanız iletisim@milligorusforum.biz e-mail adresimize bildirirseniz,şikayetiniz incelendikten sonra en kısa sürede gereken yapılacaktır.