|
| Konular: 50,305 | Mesajlar: 311,871 | Üyeler: 10,668 | Online: 187 | Elhamdülillah...
|
|
|||||||
| CİHAD Biz Cihad'ı Alnımızın Çatına Vurduk ve ŞEHADET'i Koyduk Her Sabah Dûa'mızın Başına... |
![]() |
|
|
|
LinkBack | Seçenekler | Stil |
|
|
#1 |
|
Derecesi :
![]() ![]() Grubu : Administrator
Üye No : 2
Üyelik tarihi : 28-07-2008
Nereden : İstanbul
Konuları : 2171
Mesajlar : 13,859
Teşekkürleri: 7,795
5,707 mesajına 12,423 kere teşekkür edildi.
Tecrübe Puanı: 10
![]() Son Aktivitesi : Dün
Durumu : Status: Offline
|
M.Zahid Kotku K.S nun Kürsüsünden:
Cihad Dersleri ![]() Bu başlıkta,hazretin bahsedilen konuyla ilgili kitaplarından alıntıları bulacaksınız. Konu talebe göre süreklilik gösterecektir ![]() Yazıları başka forumlara "copy-paste" yapan arkadaşlar,emeğe saygı göstersin,konunun linkini vermek suretiyle istediği yere dağıtsın. Rabbim istifade edenlerden eylesin.
__________________
Konu Vukuf-i Kalbi tarafından (12.02.09 Saat 17:19 ) değiştirilmiştir.. |
|
|
| Bu mesaj için Vukuf-i Kalbi kullanıcısına teşekkür eden 12 üyemiz: | Abdülhamit (09.07.09), Agd_İntifada (04.02.09), Alemdâr-ı İslâm (19.02.11), BAKLACI (09.02.09), firak (19.02.11), hakyol (19.02.11), KAHRAMANKENTLİ (26.02.09), leyya (18.02.11), medreseli (14.02.09), Sükut-u Leyl (10.07.09), yusufsunetci (03.02.09), Zirve58 (04.02.09) |
|
|
#2 |
|
Derecesi :
![]() ![]() Grubu : Administrator
Üye No : 2
Üyelik tarihi : 28-07-2008
Nereden : İstanbul
Konuları : 2171
Mesajlar : 13,859
Teşekkürleri: 7,795
5,707 mesajına 12,423 kere teşekkür edildi.
Tecrübe Puanı: 10
![]() Son Aktivitesi : Dün
Durumu : Status: Offline
|
İLİM VE CİHAD
Biz, büyük imamlarımıza müctehid deriz. Sebebi ise, onlar ahkâm-ı Kur'âniyyeden ve ehâdis-i nebeviyyeden hükümler çıkarmakla çok uğraşırlar. Birçok âyetleri, hadisleri ve hâdiseleri, ince ince tetkik ede ede nihayet bir hükme varırlar, bir karara bağlarlar. Bu kadar uğraşmalarına mukabil, velev ki o hüküm ve kararda isabet olmasa dahi. Cenâb-ı Hak onlara, bu uğraşmalarına ve tetkiklerine mukabil yine sevap ihsan eder. Kasıtlı bir surette ehl-i sünnet akidesinin dışına çıkmamak şartiyle bu ihsan ve sevaplara nail olurlar. Yoksa, bâtıl mezheb sahib-leri, bu hükme dahil değildirler. Çalışmalar Hak yolunda oldukça, muhakkak me'cur olurlar. Cenâb-ı Hak Celle ve Âlâ hazretleri de, âdeta şu dünyayı bir mücadele meydanı olarak yaratmış olacak ki, bilmediğimiz zamanlar müstesna, fakat tarihin kaydetmeye başladığı devirdenberi insanların Ömürleri hemen hemen mücadele ile geçmektedir. Bunu, kitaplarımızdan ve tarihlerden öğreniyoruz. Hiç şüphe yoktur ki, bu mücadele ve mü-cahede de, aklımızın ermediği nice bir hikmetler vardır. En basiti, mücahede olmasaydı, bugünkü gördüğümüz terakki-yatın hiç biri olmazdı, insanları bu çalışmalara sevkeden en büyük âmil, insandaki üstünlük arzusunun meydana getirdiği mücahede ve mücadele gayretinin bir neticesi ve bir semeresidir. Bunun için İslâmın ednâ, evsat ve âlâ olmak üzere üç mertebesi vardır. İlk mertebesi ki (La ilahe illallah, Muhammedün Resûlullah) diyen her müslümanın, bu kelime ile İslâm'a girmiş olmasıdır. İkinci ve orta mertebesidir ki, İslâm'a giren müslümanın İslâm ahkâmına uyması ve amel etmesidir. İşte burada her müslüman ameline göre ayrılır, yani derece ve sevap itibariyle lâyık olduğu yeri alır. Üçüncüsü, en âlâ mertebesidir ki, o da cihaddır. Müslüman olduktan sonra, Allah aşkı, İslâm aşkı, iman aşkı, Peygamber aşkı için, diğer insanların da bu iman ve İslâm nimetlerinden faydalanması için muharebeye, mücahedeye, dövüşe, üstün bir vaziyette hazır olması, İslâm'ın en yüksek makamı,en âlâ makamı olarak gösterilmektedir. Binaenaleyh, bu makama ibadetle ulaşmak mümkün olamıyacağından, bu makama ancak efdal-i ümmet olan mücahidlerin nail olabileceği bildirilmiştir ki, ne kadar doğrudur. Mücahede esnasında şehîd olan o bahtiyarlara (ölü) bile demememizi, Cenâb-ı Hak bizlere tavsiye buyurmakla, onlann kıymetlerinin, derecelerinin, makamlarının ne kadar ulvî olduğunu pek açıkça izhar buyurmuş oluyor. «Siz düşmanlara karşı gücünüzün yettiği kadar her türlü kuvvet, cihad için, bağlanıp, beslenen atlar hazırlayın ki, bunlarla, Allah düşmanım, kendi düşmanınızı ve bunlardan başka sizin bilmeyip de, Allah'ın bildiği diğer düşmanları korkutasınız.» âyet-i celilesi bizleri ne güzel irşad etmektedir. Bu açık uyarmaya karşı bizim davranışımız çok içler acısıdır. Bugün dünyanın ne hızla gittiğini ve düşmanlarımızın dişlerini nasıl bilediklerini gördüğümüz halde, hâlâ uyanacağımız yok. Halbuki ufacık devletlerin nasıl hani hani çalıştıkları gözümüzün önünde. «El Umu hayatü'l-tslâm» diye İslâm'ın hayat ve bekasının ilme bağlı olduğunu bildiğimiz halde, ilim kapılan senelerce kapalı kaldı. Bugün yetişen neslin din ile hiçbir irtibatı kalmadığından, başımıza gelen felâketlere bir bakın. Bir millet kaç partiye bölünmüş, hepsinin fikirleri, kanaatleri, bilgileri, idareleri hep ayrı ayn. İslâm'ın istediği vahdet, tamamiyle ortadan kalkmış durumda. Cenba-ı Hakk cümlemizin mu'ini olsun. Her kim İslâm'ın ihyası için çalışmak istiyorsa, mutlaka ilme çalışması lâzımdır. Allahsız insan olamaz. Allah'ı bilmek de ilimle olacağından, insanın da, milletin de hayatı bu ilimledir. Fabrikalar insanı Allah'a yaklaştırmaz, belki daha çok sefahata ve günahlara sevk eder. Kurtuluş fabrikalarda değil, ancak ilim ve cihad iledir. Fabrika bunlar için lâzımdır. Yani; cihada hazırlıktır. Yoksa fabrikalar insanı kurtuluşa götürmez. İşte Avrupa ve Rusya, gözleri hep dünyada ve paralarda, onun için rahat yüzü görmezler, vesselam. «Din ilmini, şeriat ilmini talep edenin hâli fisebilillah gazaya ve cihâda giden bahtiyarlar gibidirler.» Malumdur ki, cihadın İslâm'daki yeri her şeyin en yüksek tepesi gibidir. Oraya ancak büyük insanlar çıkabiliyor. Meselâ; minarenin zirvesi en yüksek yeri, ağacın zirvesi, onun en yüksek ucu ve dağın zirvesi onun en yüksek tepesi olduğu gibi, İslâm'ın zirvesi de cihaddır. Tâlib-i ilim işte bu cihetle İslâm'ın en yüksek makamlarına, derecelerine nail olan mücahidler gibidir. Ehl-i cihad olmazsan, ne kadar âlim olursa olsun bir gün orasının düşman istilâsına uğrayacağı, düşmanın nice vahşetinden inleyerek ölmeye mahkum olunacağı açıktır. Ya kaçıp kurtulacaksın veya esir olup, onun emrine boyun eğeceksin. Bugün Rusya'da olan milyonlarca müslümanın halleri malûm. Onun için müslüman hem ilmine çalışır, hem her zaman cihada hazır bar vaziyette bulunur. Yine ma'lûmdur ki, cihad dinin emridir. Cihad ilmi de yine dinin emridir. Binaenaleyh, müslüman demek bütün ilimlere her milletten daha fazla ve daha üstün olarak hazırlanan ve onlardan korkmak değil, belki onları korkutacak derecede bütün ilim. teknik, san'at, ticaret ve fabrikalara malik olan muhtaç olduğu ve alacağı her şeyi hazırlayıp tetikte durandır. Ecdadımızın yaptıkları gibi daha da alâsını yapmaya çalışmak her müslüman ve her mü'min için bir borçtur. Lâkin bir ecnebi memlekette para kazanmak için veya sair hususta ikamet etmek doğrusu pek yakışır bir şey değildir. Çünkü huylar saridir, geçicidir, onların huylan, an'aneleri bir de bakarsınız ki hiç haberiniz olmadan size de geçmiş ve siz de onları benimsemişsiniz, bu da yetmez, bir de med-he kalkarsanız tamam. Onun için ben dinimi nerede olursa olsun yaparım deyip cihadı bırakmanın akıbeti felâkettir, ondan sonra düşman istilâsına da uğrar, camileriniz, medreseleriniz hattâ ticaretleriniz, daha mühimmi ırz, namusunuz, iffet ve istikametiniz bir bir gider, hiçbir şey de yapamazsınız. İşte Rusya'daki 60 milyon müslümanın hali. Bir gün bakarsınız ki, siz de tamamiyle onlara benzemiş ve uymuşsunuz, ne dininiz kalmış ve ne de imanınız. Binaenaleyh böyle acı bir akıbete düşmemek için cihad mutlaka lâzımdır. Şimdiki cihad ise ma'lûm, en kuvvetli din ve dünya ilimlerine, san'at, ticarete tamamı ile hâkim olmadıkça hürriyet hâsıl olamaz. Onun için bir kamçı veya ona muadil bir şeyin ki düşmanla dövüşüp vuruşmanızda kullanırsınız. O kadarcık bir kamçı boyu cennette yer alabilmek için dünya ve dünyanın üzerinde bulunan her şeyden kamçı boyu yeri olan kimse en bahtiyar kimsedir, dünya ondan ve içindeki bütün mücevheratların da senin olmasından ise cennette bu kadarcık bir yerin olması senin için çok hayırlıdır. Zira cennet anne ve babanın rızası altında olduğu gibi mücahidlerin de kılıçlarının gölgesi altındadır. Sonra dünyamızı görüyoruz ki pek çabuk elden gitmektedir, sonra da âhıret hesabı ve mesuliyeti var. Onun için cennette çok ufak da olsa bir yer alabilmek için cihadı, gazayı, nöbet beklemeyi cana minnet bil ve bundan kaçma, saadetin, memleketin de saadeti bundadır.
__________________
|
|
|
| Bu mesaj için Vukuf-i Kalbi kullanıcısına teşekkür eden 12 üyemiz: | Abdülhamit (09.07.09), Agd_İntifada (04.02.09), Alemdâr-ı İslâm (19.02.11), BAKLACI (09.02.09), beklenen müjde (21.02.11), ERCANLI (11.02.09), erva (02.02.09), Isti'sam (09.02.09), KAHRAMANKENTLİ (26.02.09), leyya (18.02.11), medreseli (14.02.09), Sükut-u Leyl (10.07.09) |
|
|
#3 |
|
Derecesi :
![]() ![]() Grubu : MG ViP Üye
Üye No : 200
Üyelik tarihi : 24-08-2008
Konuları : 2
Mesajlar : 23
Teşekkürleri: 8
11 mesajına 15 kere teşekkür edildi.
Tecrübe Puanı: 0
![]() Son Aktivitesi : 16.09.11
Durumu : Status: Offline
|
Allah razi olsun muhterem. Devami geliyormu acaba?
__________________
"Şeytan, Allahın mevcudiyetini ve kudretini bildiği gibi,
siyonist Yahudide İslamın canının cihad olduğunu bildiği için, bütün gücüyle Müslümanların cihad ruhunu söndürmeye çalışmaktadır!" Cennetmekân Erbakan(rahmetullahi aleyh) |
|
|
|
|
#4 |
|
Derecesi :
![]() ![]() Grubu : Administrator
Üye No : 2
Üyelik tarihi : 28-07-2008
Nereden : İstanbul
Konuları : 2171
Mesajlar : 13,859
Teşekkürleri: 7,795
5,707 mesajına 12,423 kere teşekkür edildi.
Tecrübe Puanı: 10
![]() Son Aktivitesi : Dün
Durumu : Status: Offline
|
Yukarıda yazdım,talebe göre gelecek ![]() Zaman alıyor tabi ayarlaması..Kitaptan alıntı yapınca.. Sen oku yeter ki
__________________
|
|
|
|
|
#5 |
|
Derecesi :
![]() ![]() Grubu : MG ViP Üye
Üye No : 200
Üyelik tarihi : 24-08-2008
Konuları : 2
Mesajlar : 23
Teşekkürleri: 8
11 mesajına 15 kere teşekkür edildi.
Tecrübe Puanı: 0
![]() Son Aktivitesi : 16.09.11
Durumu : Status: Offline
|
Biz okuyoruz insallah. Bir kisi okusa dahi yetmezmi? Kimse okumasa bile buyuklerin oldugu yerde rahmet ve nur vardir
__________________
"Şeytan, Allahın mevcudiyetini ve kudretini bildiği gibi,
siyonist Yahudide İslamın canının cihad olduğunu bildiği için, bütün gücüyle Müslümanların cihad ruhunu söndürmeye çalışmaktadır!" Cennetmekân Erbakan(rahmetullahi aleyh) |
|
|
| Bu mesaj için Inkilapci kullanıcısına teşekkür edenler: | Vukuf-i Kalbi (03.02.09) |
|
|
#6 |
|
Derecesi :
![]() ![]() Grubu : Administrator
Üye No : 2
Üyelik tarihi : 28-07-2008
Nereden : İstanbul
Konuları : 2171
Mesajlar : 13,859
Teşekkürleri: 7,795
5,707 mesajına 12,423 kere teşekkür edildi.
Tecrübe Puanı: 10
![]() Son Aktivitesi : Dün
Durumu : Status: Offline
|
CİHADA HAZIRLANMAK
Malûmdur ki, islâm'ın muhafazası iki kuvvete dayanır. Bunlardan birisi memleketimizin muhafaza ve müdafaası için cihad denilen askeri kuvvet, birisi de halka dinini öğretecek ilim sahipleridir. Bunların her ikisinin sayısız denilecek kadar şubeleri vardır, hepsi de lâzımdır. Bunlar olmazsa, ne memleket müdafaası yapılabilir, ne de tedrisat. Gerek mücahede-i nefs ve gerekse müca-hede-i düşman yapanlar dinsiz olurlarsa bunlara din öğretmek, muharebenin lüzumunu ve sevabını öğretmek, muharebeden kaçmanın vebalini anlatmak v.s. ancak din adamları olan ulemanın işidir. Muharebenin de nasıl yapılacağı askeri mekteplerde öğretilir. Tabiî Asr-ı Saâdet'in insanları hep müslüman ve mücahid oldukları için, onların başında iki cihan server Peygamberimiz var; yaptığı nasihatlarla ümmetini harbe teşvik ediyor ve harbe gidemeyenlere de, mücahidlerin geride kalan aile ferdlerine bakmanın sevabını anlatıyordu. Bugün ise bunlar, hep devlet tarafından idare edilegeldiğinden artık yardımın nereye yapılmasını anlamak bizim için zor değildir zannederim. Harb Malzemelerini Hazırlamak Aynı zamanda, bizleri de bu mücahede ve mücadeleye ve dövüşe hazır olmamızı, hem de öyle gelişi güzel değil de, düşmanlardan; her zaman her nevi harb usullerinde ve malzemelerinde yeni yeni icatlar bularak, daima ve daima üstün vaziyette olmamızı, bir çok âyât-ı Kur'âniyede ve bahusus Sû-re-i Enfâl'in 60 inci âyetinde ne kadar açık olarak zikretmektedir. Hem de onları, korkutur derecede, yani korkularından bizimle harbe cesaret bile edemeyecek derecede bir üstünlük!. Mezkûr âyetin meali şöyledir: «Siz de onlara (düşmanlara) karşı gücünüzün yettiği kadar kuvvet ve (cihad için) bağlanıp beslenen atlar hazırlayın ki bununla (bu hazırlanma ile) Allah'ın düşmanı ve sizin düşmanınız (olanları), ve bunlardan başka sizin bilemeyip de Allah'ın bildiği diğerlerini korkutasmız. Allah yolunda ne harcarsanız (ecri) size eksiksiz ödenir ve siz asla haksızlığa uğratılmazsınız.» Biz herşeye zâten kimbilir ne zamandan beri kulaklarımızı tıkamış, gözlerimizi de yummuş bir vaziyette rahata, zevke, safâya dalmış, sanki bunlar bize söylenmiyormuş gibi gaflet içinde, Eshâb-ı Kehf misali bir uykuya dalmışız. Bir de gözümüzü açıp bakıyoruz ki, heyhat artık onlara yetişmek imkânı nerelerde? Adamlar yerden başka göklere, ay ve yıldızlara kadar gidebilecek kudreti elde etmişler. Bu durumda bizler de, onlara yetişeceğiz diye, körü körüne hemen her şeylerini taklid ile, sanki onlar gibi giyinip kuşanırsak onlara benzersek, biz de acaba aya gidecek, atomlar yapacak, onları belki de geçecek miyiz diye aklımıza bir şeyler mi geliyor ki, onlann âdet ve an'anelerini böylece taklide yelteniyoruz ve gözlerimizi, hemen garba doğru dikmiş bulunuyoruz. Dinimizin, en güzel ve üstün olan emirlerini bırakıp, mini etek ve her türlü günah ve fuhuş, işret, rüşvet, zina, kumar, sinema, tiyatro, barlar, gazinolar vesaire gibi, islâmiyetten önceleri bile mezmum olan, hele evlad öldürme devrinde bile yani koyu cahiliyet zamanlarında bile, birkaç kabilede dahi nadir görülebilen bu hadiseler, bu gün memleketimizde bütün fecâatiyle hükmünü icra etmekte ve birçok genç kız ve kadınlarımız çocuk doğurmamak için âdeta yarış halindedirler, îster gülün, ister ağlayın halimize. Kılıçlar Cennet'in anahtarı olup,Cennet de kılıçların gölgesindedir. Gerek kılıç, gerek top, tüfek, tayyare, atom, füze ve daha ne kadar silâh varsa hepsinin bir hududu vardır. Fakat asıl olan ilimdir. Ancak ilmin hududu yoktur. Onun için İslâm'ın sür'atle yayılmasının yegâne sebebi, ilim dini olan İslâm'ın, ilme ve âlime çok ehemmiyet vermesindendir. Bunun için, daima hazırlıklı ve hatta, düşmanları korkutacak derecede hazırlanmamızı, Kur'an-ı Mübîn bizlere, Sûre-i Tevbe'de pek açık ve aşikâr bir şekilde duyurmakta iken, bizim hâlâ gaflete düşüp, rahatımızın esiri olarak mücahededen soğumamız veya kaçmamız veya ehemmiyet vermeyişimiz ve bu yüzden lâyıkı veçhile hazırlanmayışımızın, affolunmaz, büyük hem de pek büyük bir kabahat olduğunu unutmamak gerektir. Hele bu günün harblerindeki teknik usûlleri bilmemek ve öğrenmemek, düşmandan üstün duruma geçmemek, harb malzemelerini yabancılardan satın almak zihniyetini terketmemek, ne kadar acı ve yanlıştır. Halbuki, bunların en güzellerini ve en iyisini, en üstününü, bizim yapmamızı dinimiz bize emrederken, bak nasıl gaflete düşmüşüz. Bütün gücümüzü zevk ve rahatımıza vakfederek, bunların hiçbirini yapamaz hale gelmişiz. Topu, tankı, tayyareyi ve bunların malzemelerini, hatta benzinini, mazotunu ve sairesini düşmandan alıp da, muharebe yapacağız. Ne yazık ki, bugün kendi karnımızı doyuracak buğdayı bile dışarıdan tedarik ettiğimizi görüyoruz da, bu ne haldir diye ağlamamız lâzım gelirken, biz hâlâ ve hâlâ kendi sevdalarımızın peşinde ve yaşamanın, gülüp oynamanın yolundayız. Ne kadar acı desek azdır. Baksanıza, bizim hacı efendinin bir gazası kırk hacca bedel. Acaba bu ne demektir. Efendi, şu demektir ki, kırk hac sevabı var bir gazada. Şimdi bu gaza için uğraşmanın ne kadar lüzumlu olduğunu bizlere açıkça anlatmıyor mu? öyle ise hani nerede tayyare fabrikalarımız, nerede tank tezgâhlarımız, hani nerede o cihad aşkı? Bak bak, şu komünistlerin kandırdığı çocuklarımıza, sapık inançlarına karşı gelen sağcı, dindar çocuklarımızı, kardeşlerimizi nasıl öldürüyorlar, nasıl amaçlarına erişmek için kıyametler koparıyorlar? Yalanlar, iftiralarla birlikte, devlet ve kanun dinlemeden ve korkmadan, hergün bir şeyler yapıyorlar. Boykotlar, işgaller icad ediyorlar, çocukları mekteplerine sokmuyorlar. Hattâ hocalarını tehdit ediyorlar, dövüyor ve öldürüyorlar da, bizler hep karşıdan seyirlerine bakıyoruz. Bu anarşiyi önlemek için ne paralarımıza kıyabiliyoruz, ne de canımıza. Elbette o zaman ne hürriyet kalır, ne de din ve iman. İşte bolşevik memleketlerdeki müslümanların hali! İbret almak lazımsa, bir bakış kâfi değil midir?
__________________
|
|
|
| Bu mesaj için Vukuf-i Kalbi kullanıcısına teşekkür eden 6 üyemiz: | Agd_İntifada (04.02.09), Alemdâr-ı İslâm (19.02.11), BAKLACI (09.02.09), beklenen müjde (21.02.11), leyya (18.02.11), Sükut-u Leyl (10.07.09) |
![]() |
| Etiket |
| cihad, dersleri, iskenderpasa, iskenderpaşa, kotku, kotkunun, kürsüsünden, mehmed, mzahid, zahid |
| Seçenekler | |
| Stil | |
|
|
| SİSTEM BİLGİLERİ | ÖNEMLİ BİLGİLENDİRME |
|
Powered by vBulletin® Version 3.8.6 Copyright ©2000 - 2012, Jelsoft Enterprises Ltd. Content Relevant URLs by vBSEO 3.5.0 RC2 Kuruluş Tarihi : 10 Ağustos 2008 Site içerisindeki materyaller kaynak gösterilmeden kullanılamaz,dağıtılamaz. |
milligorusforum.net/biz/org sitemiz bir forum sitesi olduğu için kullanıcılar her türlü görüşlerini onay
almaksızın anında siteye yazabilmektedir.Bu yazılardan dolayı doğabilecek her türlü sorumluluk
yazan kullanıcıya aittir.Sitemizde yasalara aykırı herhangi bir materyal bulursanız
iletisim@milligorusforum.biz e-mail adresimize bildirirseniz,şikayetiniz incelendikten sonra en kısa
sürede gereken yapılacaktır.
|