| Konular: 50,305 | Mesajlar: 311,871 | Üyeler: 10,668 | Online: 177 | Elhamdülillah...



Geri git   Milli Görüş Forum GÜNCEL » MİLLİ GAZETE » Dç. Dr. Oya Akgönenç »

Cevapla
 
Konuyu Sosyal Paylaşım sitelerinde Paylaşın LinkBack Seçenekler Stil
Alt 22.10.09, 07:10   #1
Alemdâr-ı İslâm - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
 
Derecesi :
Grubu : Genel Yönetici
Üye No : 311
Üyelik tarihi : 28-08-2008
Mesleği : Kul
Nereden : Kâinat
Konuları : 5084
Mesajlar : 16,297
Teşekkürleri: 24,266
9,021 mesajına 19,441 kere teşekkür edildi.
Tecrübe Puanı: 10 Alemdâr-ı İslâm is on a distinguished road
Son Aktivitesi : Dün
Durumu : Status: Offline

Standart Türkiye, Bosna Hersek’te daha etkili olmalı

Türkiye, Bosna Hersek’te daha etkili olmalı


Bosna-Hersek'in bilge lideri ve ilk Cumhurbaşkanı Sn. Aliya İzzet Begoviç'in 19 Ekim 2003'deki vefatının üstünden tam 6 yıl geçti ama olaylar adeta dün gibi hafızalarda canlı.
Bosna savaşının (1992-1995) üstünden ve onu bitiren Dayton antlaşmasının imzalanmasının da üstünden tam 14 yıl geçti ama acıları hâlâ taze, hâlâ hatıralarda ve sonuçları hâlâ münakaşalı. Sanki, savaş sadece şekil değiştirmiş ama alttan alta, her alanda gizlice devam ediyor. Bosna'da Müslümanlar için sürekli sıkıntı ve gerginlik içinde yaşanan bir ortam mevcut. Ama nedense diğer gruplar hallerinden memnun. Dayton en çok onların yararına olmuş bir antlaşma idi de ondan. Batının yardım ve baskısı ile pastadan en büyük payları kopartanlar da Sırplar ve Hırvatlar olmuştur da ondan. Dayton'la oluşturulan, Sırp cumhuriyetciği Srpska haksızlıklar yumağı üstünde oturarak şu güne kadar gelişmiştir de ondan.
Bosna-Hersek'te şu sıralarda silahlı çatışma yok ama başka hiçbir şey de yok. Hiçbir şey işlemiyor veya işletilmiyor, hiçbir şey gelişmiyor ve hayat bir "ömür törpüsü" gibi sürüp gidiyor. Çünkü bu durum, eski düşman Sırp ve Hırvatların işine geliyor.
Kısa bir hatırlatma:
Eski Yugoslavya'nın tam ortasında, çok verimli topraklara, bol orman ve zengin toprak altı kaynaklarına sahip olan Bosna-Hersek Cumhuriyeti, 1991'den itibaren Yugoslavya'nın içine girdiği siyasi dağılma sürecinde, yıllardır birlikte yaşadığı komşuları tarafından vahşi saldırılara maruz kalmış, mal, can ve toprak kaybına uğramış bulunmaktadır.
Dağılan Yugoslavya'da, özellikle Sırpların körüklediği "Etnik-Milliyetçilik"
ülkeyi birbirine katmış ve tam dört yıl boyunca Avrupa'nın ortasında ve 20. yüzyılın sonunda inanılmaz kanlı ve vahşi bir iç-savaş yaşanmıştır.
Bu çatışmaya bir de "din faktörü boyutu" karışmış, kendi etnik üstünlüklerini iddia edip bunu herkese kabul ettirmeye çalışan Ortodoks Sırplar bir de "Hristiyanlık" adına Müslüman Boşnakları vahşice katletmeye başlamışlardır. Bu katliama katolik Hırvartlar da katılarak Müslüman Bosna topraklarını iki grup arasında bölüşebilmek için bir mücadele başlatmıştır.
Kısa sürede bütün Avrupa ve Ortadoğu devletleri kendilerini bu karmaşanın içinde bulmuş ve sonunda olaylara ABD de karışmıştır. 1995'te sona erdirilen savaşın, barış anlaşması da Amerikada Dayton'da imzalanmıştır.
Bütün uğradığı haksızlıklar ve kayıplara rağmen, Boşnaklara hakları teslim edilmemiş ve Boşnaklar topraklarını tam olarak kurtaramamışlardır.
Sırplar, kurdukları bağımsız Sırbistan Cumhuriyeti'nin yanı sıra, Bosna'nın içinde kendilerine küçük bir "Sırpska Cumhuriyeti" ihdas edilmesinde ısrarcı olmuşlardır. Boşnaklarla Hırvatlar da birlikte geri kalan yerleri idare etmeye rıza göstermişlerdir. Ama Hırvatların da ayrı bir cumhuriyeti mevcuttur. Bir tek Müslüman Boşnaklar, kendi ülkelerine tam olarak sahip olma hakkından mahrum bırakılmışlardır.
Yani, 450 yıl Osmanlı Balkanların sahibi ve idarecisi iken Müslümanlarla birlikte rahat ve huzur içinde ve kendi hakları korunarak yaşamışlardır. İlaveten bu gruplar, 45 yıl Komünist rejimde (1945-1990) Tito'nun idaresinde birlikte yaşayan bu Sırp, Hırvat, Makedon ve Slovenler, 1991 yılına gelince birden bire birlikte yaşayamayacaklarını ilan ederek, ayrılmaya ve üstelik komşularının haklarına tecavüz ederek onlardan toprak kopartmaya kalkmışlardır. (Tabii olayları körükleyen dünya konjonktürüne ve Avrupa'daki siyasi gelişmelere bakmakta yarar var ama burada sadece bu kısa tarifle yetinmek gerekmektedir.)
Sırplar, Sırbistan Cumhuriyetini kurmuş, bir de Bosna topraklarından bir kısmını kopartmak için "Srpska" cumhuriyetçiğini ihdas etmişlerdir. Hırvatlar, Hırvatistan'ı kurup ayrılmış ama yine de Bosna topraklarından hak istemişlerdir. Daha çok okumuş ve elit tabakayı oluşturan Boşnaklar bu durum karşısında müthiş bir şok yaşamış ve büyük kayıplar vermişlerdir. Sırf Müslüman oldukları için eziyet görmüş, kamplarda "bir deri, bir kemiğe" dönene kadar aç bırakılmış ve öldürülmüş ve kadınlarına tecavüz edilmiştir. Sırpların ve Hırvatların yaptıkları affedilmez birer insanlık suçu olup, her türlü vicdan ve ahlak ölçüsünden de yoksun davranışlardır.
Dayton'da çaresizlik içinde bu anlaşmaya imza atan İzzetbegoviç, "hayatımda attığım en zor ve içim kanayarak tamamladığım imzadır ama Bosna'yı kurtarmak için başka çarem yok" demiştir. Sene 1995.
Yeni gelişmeler:
20 Ekim 2009 tarih ve Saraybosna kaynaklı bir habere göre AB ve ABD yetkilileri ile birlikte Dayton antlaşmasına imza koyan taraflar bir araya gelerek Dayton antlaşması uygulamalarında ortaya çıkan birçok güçlük ve pürüzleri düzeltmek amacı ile toplanacaklardır. Bunların yapılabilmesi için de mutlaka o tarihte hazırlanmış olan Bosna Anayasasının değiştirilmesi ve yenilenmesi gerekmektedir.
Bu teklif ve şartlar karşısında Boşnaklar ilk defa rahat bir nefes almış ve geleceğe biraz daha umutla bakmaya başlamışlardır. Hırvatlar durumdan memnun olmamışlardır ve minik "cumhuriyetçik"de yaşayan Sırplar hemen isyan bayrağını çekmeye hazırlanmaktadırlar. Sırplara kalsa hiçbir değişiklik yapılmamalıdır, aksi takdirde bu Bosna içindeki minik Srpska cumhuriyeti mensuplar "bağımsızlık ilan edip, Sırbistan'a bağlanacakları" tehdidinde bulunmaktadırlar.
Ne var ki dünyadaki akımlar ve genel AB konjonktürü çoktan değişmiş bulunmaktadır ve artık Sırplar her istediklerini elde edebilecek kadar taraftar bulmakta zorlanmaktadırlar. Bu duruma kendi hırsları ve kendi yalnış tutumları sebep olmuştur. Dünya onların gerçek yüzlerini görmüştür.
*Yıllar boyunca, Bosna'ya dışarıdan gelip yerleşen bir takım Sırp, Hırvat, Makedon ve Sloven orada rahatsız edilmeden yaşamış ama iç savaşla birlikte (1991-95) özellikle sınır komşusu olan Sırp ve Hırvat Cumhuriyetlerinin orduları Bosna Hersek'in içlerine kadar girerek Bosna topraklarını işgal etmiş ve mümkün olan her türlü düşmanlık ve vahşeti gerçekleştirmiştir.
*Tam Boşnaklar kendilerini organize edip yeterince silah ve mühimmat elde edip direnişe ve kendi topraklarını kurtarmaya başlayınca, her nedense "international community-uluslararası topluluk" derhal güçlü bir şekilde savaşa müdahil olup savaşı durdurmuştur. Boşnaklar topraklarının hepsini kurtaramamış ve Sırplar ve Hırvatlar bunların üstüne oturmuştur.
*Dayton Barışı'ndan bu yana tam 14 yıl, Boşnaklar kendi öz vatanlarında kendi devletlerine sahip olamamışlardır.
*Dayton Antlaşması icabı, göç edenler ve savaştan başka yerlere kaçanlar geri dönüp kendi evlerine ve yurtlarına yerleşebilmek yetkisine ve imkanına kavuşmaytaydı. Ama uygulama farklı olmuştur. Dönen Sırplar BM ve barış güçleri yardımı ile eski evlerini almış ve oraya sığınan Boşnaklar sokaklara atılmıştır. Ama, Boşnaklar döndüğü zaman olay hiç de öyle olmamış, davalar mahkemelerde sürünmüş ve sonuçlanmamıştır. Aynı "international community-uluslararası topluluk" nedense bir türlü yardımcı olamamıştır.
*Republica Srpska denen o minik "sözde" cumhuriyet, merkez Bosna idaresini dinlememeye ve kendi başına buyruk hareket etmeye başlamıştır. Tehditler her daim devam etmiştir.
*Bosna bir cumhurbaşkanı yerine mecburen triumvira stili 3lü bir sistem uygulamak zorunda bırakılmıştır. Yani her grup belli sürelerde cumhurbaşkanlığını yürütme yetkisini kullanmıştır. Meclislerin de durumu aynı olmuştur.
*Her cumhuriyet kendi bayrağını seçme hakkına sahip olurken, Bosna'nın geleneksel "beyaz zambaklar"dan oluşan bayrağına izin verilmemiş ve Bosna'da yaşayan bu Sırp ve Hırvat azınlığın itirazları sonucunda acaip yeni bir bayrak ihdas edilmiştir.
*Bu arada Bosna imar edilirken, Türk hükümetinin ve TİKA'nın her türlü yardımı bin bir engele takılmıştır. Türkler buna rağmen çok büyük yardımları gerçekleştirmeyi ve (Mimar Sinanı'n eseri) Mostar Köprüsü'nü tekrar yapmayı başarmışlardır.
*Bu hafta Bosna'da yapılan toplantıda, Bosna'da bulunan Türk dışişleri bakanı, Türkiye'nin buralarda yapılacak her türlü siyasi organizasyonun içinde olmasının en tabii hakkı olduğu ve bu gelişimlerin dışında kalmayacaklarını ifade etmiştir.
*Boşnakların yaşadıkları bu haksız uygulamalar sonunda kamu vicdanını o kadar rahatsız etmiştir ki, bazı değişikliklerin mutlaka yapılması artık şart haline gelmiştir.
* Ne kadar ilginçtir ki, Hırvatistan'a, Slovenyaya ve hatta Makedonya'ya vize ve dolaşım serbestisi tanıyan Avrupa Birliği, bu durumdan Bosna-Hersek, Kosova ve Arnavutluk mensuplarını hariç tutmuştur. Bu da tartışılması icap eden ayrı bir konudur. Belki yapılacak anayasa değişiklikleri ile Bosna Hersek bazı avantajlara nihayet kavuşabilecektir. En azından bu yönde bir kıvılcım yakılmış bulunmaktadır.
Dayton Antlaşması'nın revize edilmesi, yeni anayasa yapılması, tek bir Cumhurbaşkanı ve tek bir meclis ile daha etkin bir çalışma durumuna geçilmesi ve aradaki büyük haksızlıkların giderilmesi hepimizin mutlaka desteklediği prensiplerdir. Türkiye mutlaka bu konuda ve bu istikamette daha etkili olmaya devam etmelidir.
__________________





AllaH'ıN SıRRı SeNsİN. KaLbİNe sEfEr eT!
View Alemdâr-ı İslâm'in Fotoğraf Albümü  
Digg this Post!Add Post to del.icio.usBookmark Post in TechnoratiFurl this Post!
Alıntı ile Cevapla
Bu mesaj için Alemdâr-ı İslâm kullanıcısına teşekkür edenler:
muallim (22.10.09)
Cevapla

Etiket
bosna, daha, etkili, hersek’te, olmalı, türkiye

Seçenekler
Stil

Yetkileriniz
Yeni Mesaj yazma yetkiniz Aktif değil dir.
Mesajlara Cevap verme yetkiniz aktif değil dir.
Eklenti ekleme yetkiniz Aktif değil dir.
Kendi Mesajınızı değiştirme yetkiniz Aktif değildir dir.

BB-Code Açık.
Smileler Açık
[IMG] Kodları Açık
HTML-Kodları Kapalı.
Trackbacks are Açık
Pingbacks are Açık
Refbacks are Açık


Benzer Konular
Konu Konuyu Başlatan Forum Cevaplar Son Mesaj
Kur’an’ın Bir Mucizesi Daha Ortaya Çıktı Vukuf-i Kalbi Mucizeler 4 01.01.10 22:02
İHH, Ramazan’da dünyada 54 ülke ve bölgede, Türkiye’de ise 54 şehirde yardım faaliyet sevgiliye sevdalı Cansuyu - İHH 0 05.08.09 11:48
G-20'de daha fazla İslam ülkesi olmalı sina DÜNYADAN HABERLER 0 24.05.09 14:47
Abbas’ın Adamları Batı Yaka’da 4 Hamas Mensubunu Daha Kaçırdı Muhammed DÜNYADAN HABERLER 0 14.05.09 19:20
ABD’nin stratejisi değişirken, Türkiye’nin tercihleri MillîGenclik Dç. Dr. Oya Akgönenç 0 13.03.09 08:25

Bütün Zaman Ayarları WEZ +2 olarak düzenlenmiştir. Şu Anki Saat: 06:21 .

SİSTEM BİLGİLERİ ÖNEMLİ BİLGİLENDİRME
Powered by vBulletin® Version 3.8.6
Copyright ©2000 - 2012, Jelsoft Enterprises Ltd.
Content Relevant URLs by vBSEO 3.5.0 RC2
www.milligorusforum.biz
Kuruluş Tarihi : 10 Ağustos 2008
Site içerisindeki materyaller kaynak gösterilmeden kullanılamaz,dağıtılamaz.

milligorusforum.net/biz/org sitemiz bir forum sitesi olduğu için kullanıcılar her türlü görüşlerini onay almaksızın anında siteye yazabilmektedir.Bu yazılardan dolayı doğabilecek her türlü sorumluluk yazan kullanıcıya aittir.Sitemizde yasalara aykırı herhangi bir materyal bulursanız iletisim@milligorusforum.biz e-mail adresimize bildirirseniz,şikayetiniz incelendikten sonra en kısa sürede gereken yapılacaktır.