| Konular: 50,305 | Mesajlar: 311,871 | Üyeler: 10,668 | Online: 177 | Elhamdülillah...



Geri git   Milli Görüş Forum GÜNCEL » MİLLİ GAZETE » Dç. Dr. Oya Akgönenç »

Cevapla
 
Konuyu Sosyal Paylaşım sitelerinde Paylaşın LinkBack Seçenekler Stil
Alt 29.10.09, 19:56   #1
Alemdâr-ı İslâm - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
 
Derecesi :
Grubu : Genel Yönetici
Üye No : 311
Üyelik tarihi : 28-08-2008
Mesleği : Kul
Nereden : Kâinat
Konuları : 5084
Mesajlar : 16,297
Teşekkürleri: 24,266
9,021 mesajına 19,441 kere teşekkür edildi.
Tecrübe Puanı: 10 Alemdâr-ı İslâm is on a distinguished road
Son Aktivitesi : Dün
Durumu : Status: Offline

Standart Vakit geç olmadan rotayı düzeltmek gerek

[Üye Olmadan Linkleri Göremezsiniz. Üye Olmak için TIKLAYIN...]

Kendini unutanlar:

Bu olaya sanıldığından da çok rastlanır. Bazı insanlar belli bir yerde ve belli bir grup aidiyeti ile doğarlar, sonra imkânlar veya tesadüfler onlara yeni imkânlar tanır. Bakarsınız, kişi kendini, geçmişini, herşeyi unutmuş, bambaşka birisi olup, çıkmış. Bu kadarla kalsa iyi, bir de geçmişini hatırlamamak ve eskilerden ders almamak gibi yeni bir huy edinmiş de olur. Yeni edindiği ve çok az tanıdığı yeni dostlarını memnun edebilmek ve onlar tarafından kabul edilmek için yapmadığı kalmaz. Sonunda, kendi yanlış davranışları ile kendi sonunu ve felaketini hazırlamış olur.
Bu değişim bazen bilinçli gayretlerle bazen de bir şok veya uzun bir hastalık sonucunda meydana gelir. Bazen de insanlar, kendileri dışındaki sebepler ve başkalarının yaptığı bilinçli baskılar ve psikolojik oyunlar sonunda bu değişime uğrayabilir.
Bu transformasyon olayını en canlı ve unutulmaz bir üslupla anlatan Nobel ödüllü Cengiz Aytmatov hadiseyi "Mankurtlaşmak" olarak tanımlamıştır. Hikâyeye göre bir düşman kavim veya aşiret tarafından yakalanan veya bir şekilde ele geçirilen kişilere uygulanan metod, "Mankurt'laşma"dır. Düşman veya "karşı taraf" ele geçirdikleri kişileri öldürmeyip, esir tutmakta ve başlarını kazıdıktan sonra üstüne taze kesilmiş bir hayvan postu geçirmekte ve ellerini de bağlı tutmaktadırlar. Deri kurudukça kafaya yapışmakta ve başı adeta cendere içinde bırakmaktadır. Bu durumdan kurtulamayan kişi yavaş yavaş bilincini yitirmeye başlamaktadır. Bu kişileri, aşırı sıcakta, susuz, gölgesiz yerlerde adeta "Kendilerinden geçene kadar" bağlı tutmaktadırlar. Sonra esir alanlar, uygun gördükleri zaman az az onlara su ve yemek vermeye, bu metotla onları adeta "Yeniden eğitmeye, terbiye etmeye" başlarlar. Bir süre sonra, bu tutsaklar, kendilerine ait kültür ve inançları unutarak, kendi değerlerine yabancılaşmaya başlarlar. Sonunda kendi değer ve kültürlerine adeta "Düşman" hale gelir. Böylece ortaya yeni bir tip çıkmış olur. Tamamen eski düşmanları ama "Yeni dostları"nın etkisinde ve uydusunda hareket eden ve kendi özü ile ters düşen bir "Mankurt" haline gelir. Ne yazık ki bu transformasyon, yani geriye dönüşü olmayan değişim bir daha düzeltilemez.

Önemli sorular:

Günümüzde, etrafımıza baktığımızda veya uluslararası politikaları izlediğimizde:
* Etrafımızda hiç anlayamadığımız kadar değişen ve başkalaşan kişiler görüyor muyuz? Değişim sebeplerini anlayabiliyor muyuz?
* Aramızdan ayrılıp, özünü inkâr edenler ve o "Özü incitmek, yok etmek" isteyen kişilere rastlıyor muyuz? Bunları kimlerin etkilediğini ve bu hale nasıl geldiklerini acaba sorguluyor muyuz?
* Geçmişten ders almadan, sanki bunlar hiç olmamış gibi davranıp, eski düşmanlara adeta "Yeni bulunmuş can dostlar gibi" sarılan kişiler görüyor muyuz? Bu kişilerin düşünme, analiz etme ve geçmişi hatırlama gibi hasletlerine ne olduğunu merak ediyor muyuz?
* Kendimize ait olan tüm değerlerin kötülenip, başkalarından gelen değer ve tekliflerin de el üstünde tutulduğuna şahit oluyor muyuz?
* Tüm bu acaip değişikliklere karşı tepkisiz kalıyor muyuz ve neden?

Değişmeyen etraf ve dost olmayan "Dostlar":

Etrafımızdaki olaylarla bir analiz yaparsak, ilginç bir tablo ile karşılaşabiliriz. AB yolunda Türkiye'nin macerası bu tahliller için güzel bir ortam sunmaktadır. Mesela, Sn. Sarkozy son derece kararlı, "Türkiye'nin AB üyeliği konusunda kolaylık sağlanmayacak hatta Türkiye'nin "Özel statü"de tutulması için gerekli politikalara hız verilecektir" diyor. Neden olmasın? Şu ana kadar Türkiye, AB ülkelerinin ve özellikle de Fransa'nın taleplerini yerine getirmek için elinden geldiği kadar gayret göstermiştir. Hatta bu arada sessiz, sedasız Ankara anlaşmasının Ek Protokolü'nü bile imzalamıştır. Hem de halkın isteksizliğine ve konuyu bilen bütün kesimlerden "Yapmayın" çağrılarına rağmen. Kısacası, hükümet elini kapana sıkıştırmıştır, hem de kendi yalnış analizleri sonucunda. Şimdi, Fransa, Almanya ve diğer AB ülkeleri daha da fazlasını istemekte kendilerinde hak görmektedirler.
Sn. Merkel, kesinlikle Türkiye'nin AB'de olmasından yana değildir. O da "Özel statü" taraftarı. Avrupa'nın diğer ülkeleri de nedense, AB'nin "Hristiyan değerler üstünde kurulmuş bir birlik olduğunu" daha büyük bir sıklıkla dile getirmektedirler.
Sn. Karamanlis de hiç fırsatı kaçırmadan bazı hatırlatmaları yapmaktan geri kalmamıştır. "Türkiye'nin iyi komşuluk yapmak ve dış politikada problemlere barışçı yollarla yaklaşmakla yükümlü olduğu" hususunu, Türkiye'ye bir kere daha hatırlatmıştır. Tabii, bunu da Avrupa platformunda yapmıştır. Nasıl olsa "Komşularla sıfır problem" politikasını uygulamaya çalışan Türkiye'nin durumu buna müsait. Bir soru var: "Sıfır problem" acaba karşılıklı anlaşma ve tavizlerle mi olacak yoksa tek taraflı olarak Türkiye'nin verdiği tavizlerle mi olacak? Orası henüz belli değil. İlaveten, Güney Kıbrıs Rum kesiminin gemilerine, Türk limanlarının açılması ve G.K. uçaklarına da, Türk hava alanlarının açılması gerekliliği bir kere daha Türkiye'ye hatırlatılmış oldu. AB üyeleri ve özellikle Fransa bu uyarılarda bulundu.
Doğrudur. Derler. Daha da fazlasını derler. İsterler, Fırsat bulmuşken isterler.
Acaba, dışardan bakanlar, Türkiye'de çok fazla değişen ve transformasyon geçiren grupların olduğunu mu düşünmektedirler? Böyle bir algılama mı mevcuttur? Yoksa psikolojik olarak "Mankurt'laşan" grupların çoğaldığını mı düşünerek kendi taleplerini arttırmaktadırlar? İstek listeleri bir hayli uzun, sırada ekümenlik, Heybeliada okulu, birkaç küçük adanın da durumları var. Yunanlı "Dostlarımız" bunları da dile getirerek, Türkiye'nin yükümlülüklerini hatırlatıveriyorlar.
Artık "açılımlar" dönemine de girildi. "Ermeni" açılımı muhakkak ki Ermenileri epey kazançlı kıldı. Ama bu arada Azeriler küstü ama olsun artık eski değerlere ne kadar önem veriliyor, bu pek belli değil.

Sormak lazım: Acaba ne oluyor?

Geçmişe önem vermeyip, üstünde yaşadığımız bu vatanın nasıl düşman işgaline uğradığını ve halkının ne büyük ızdıraplara ve katliamlara maruz kaldığını hatırlayamayacak kadar "Unutkanlık hastalığına tutulanlar" ne büyük bir gaflet içinde olduklarını anlamalı ve bu gaflet uykusundan uyanmalıdırlar. Hepimizin görevi bunu hatırlatmaktır.
İnanılmaz değişimlere uğrayıp, herşeye müsamaha gösterecek hale gelen kişiler de bu aciz ve şaşkınlıktan derhal kurtulmalıdırlar. Toplumun görevi onları uyandırmak ve kendilerine getirmektir. Kısacası, geç olmadan rotayı düzeltmek gerekmektedir.
__________________





AllaH'ıN SıRRı SeNsİN. KaLbİNe sEfEr eT!
View Alemdâr-ı İslâm'in Fotoğraf Albümü  
Digg this Post!Add Post to del.icio.usBookmark Post in TechnoratiFurl this Post!
Alıntı ile Cevapla
Bu mesaj için Alemdâr-ı İslâm kullanıcısına teşekkür edenler:
Abdülhamit (29.10.09)
Cevapla

Etiket
düzeltmek, geç, gerek, olmadan, rotayı, vakit

Seçenekler
Stil

Yetkileriniz
Yeni Mesaj yazma yetkiniz Aktif değil dir.
Mesajlara Cevap verme yetkiniz aktif değil dir.
Eklenti ekleme yetkiniz Aktif değil dir.
Kendi Mesajınızı değiştirme yetkiniz Aktif değildir dir.

BB-Code Açık.
Smileler Açık
[IMG] Kodları Açık
HTML-Kodları Kapalı.
Trackbacks are Açık
Pingbacks are Açık
Refbacks are Açık


Benzer Konular
Konu Konuyu Başlatan Forum Cevaplar Son Mesaj
Karı-kocanın arasını düzeltmek kelimesi ile ilgili ayetler Alemdâr-ı İslâm K,L,M,N 0 29.06.09 09:36
Endişeye gerek yok çalışmaya gerek var şehzade Mahmut Toptaş 1 23.06.09 11:46
Abdest Olmadan Kur'ana El Sürülürmü? HANZALA KURAN-i KERİM 4 17.04.09 08:48
izzetli dik duruş olmadan asla!!! şahmerdan TASAVVUF 0 12.12.08 15:39
Bavyera Eyaleti, Anayasayı Koruma Dairesi’nin 2006 yarıyıl raporunu düzeltmek zorunda uAxenes IGMG 0 15.08.08 13:27

Bütün Zaman Ayarları WEZ +2 olarak düzenlenmiştir. Şu Anki Saat: 06:21 .

SİSTEM BİLGİLERİ ÖNEMLİ BİLGİLENDİRME
Powered by vBulletin® Version 3.8.6
Copyright ©2000 - 2012, Jelsoft Enterprises Ltd.
Content Relevant URLs by vBSEO 3.5.0 RC2
www.milligorusforum.biz
Kuruluş Tarihi : 10 Ağustos 2008
Site içerisindeki materyaller kaynak gösterilmeden kullanılamaz,dağıtılamaz.

milligorusforum.net/biz/org sitemiz bir forum sitesi olduğu için kullanıcılar her türlü görüşlerini onay almaksızın anında siteye yazabilmektedir.Bu yazılardan dolayı doğabilecek her türlü sorumluluk yazan kullanıcıya aittir.Sitemizde yasalara aykırı herhangi bir materyal bulursanız iletisim@milligorusforum.biz e-mail adresimize bildirirseniz,şikayetiniz incelendikten sonra en kısa sürede gereken yapılacaktır.