|
| Konular: 50,305 | Mesajlar: 311,871 | Üyeler: 10,668 | Online: 181 | Elhamdülillah...
|
|
|||||||
![]() |
|
|
|
LinkBack | Seçenekler | Stil |
|
|
#1 |
|
Derecesi :
![]() Grubu : Genel Yönetici
Üye No : 311
Üyelik tarihi : 28-08-2008
Mesleği : Kul
Nereden : Kâinat
Konuları : 5084
Mesajlar : 16,297
Teşekkürleri: 24,266
9,021 mesajına 19,441 kere teşekkür edildi.
Tecrübe Puanı: 10
![]() Son Aktivitesi : Dün
Durumu : Status: Offline
|
Dicle – Fırat sularında tehlike kapıya dayandı Bazen olaylarda öyle gelişmeler olur ki bunlar "tehlike çanları çalıyor" şeklinde ifade edilir. Bazı olaylarda ise bu cümle bile yetersiz kalabilir. İşte, bu günlerde öyle gelişmeler mevcut ki bunların topluma anlatılabilmesi için artık "çanların çalması" yetmiyor, "tehlike toplarının atılması" gerekiyor. GAP bölgesinin durumu ve Dicle-Fırat sularının durumu tam bu tarife uyan bir konuma girmiş bulunuyor. Aralık ayınını ilk gününde Türkiye gündemine düşen Brüksel mihraklı AB konulu haber tam bu tip bir olayı gözler önüne sermiş bulundu. Haber şöyle:" Türkiye, AB müzakerelerinde "Çevre" başlığının açılması karşılığında, Fırat ve Dicle havzasını ortak yönetmeyi müzakere etme konusunu kapanış kriteri olarak kabul etti." Yani kısacası 6 Ekim 2004 tarihinde AB Türkiye ilerleme raporu içine yerleştirilen ve o zaman bazı kesimlerden büyük tepki alan ama, halkın çoğundan gizlenen bu durum, beş sene sessizce bekletildikten sonra tekrar gündeme gelmiştir. Hem de sanki Türkiye'ye bir lütuf yapılıyormuş havası içinde, 10-11 Aralıkta gerçekleşecek olan AB zirve toplantısında bu konu, yukarıda belirtilen şartlar altında tartışmaya konulacağı Brüksel'de açıklanmış bulunmaktadır. Acil sorular ve cevaplar: AB müzakerelerine belli bir müzakere çerçevesi içinde başlanılmamış mıydı? Evet, başlanmıştı ve verilen tüm güvencelere rağmen kısa bir süre sonra çeşitli istekleri yerine getirilmediği için Yunanistan ve en çok da Kıbrıs Rum Kesimi "veto"sunu kullanarak müzakerelerin belli maddelerinin askıya alınmasına sebep olmuştu. Rumlar AB'ye alınırken, ikide bir huysuzluk yapmayacaklarını, sürekli muhalefetle herkesi bıktırmayacaklarını ve Yunanistan ile birlikte AB'de şantaj yolu ile sürekli isteklerde bulunmayacaklarına söz vermemişler miydi? Evet, fakat içeri girip, üyelik tasdik olunduktan sonra sözlerinden vaz geçmişlerdi. AB hiç birşey yapamamıştı 2005'ten bu yana en az 11 fasıl açılmış olup, bunların 8 tanesi Rum, Yunan ve Fransızların isteği ile askıya alınmamış mıydı? Evet, onların istekleri yapılmazsa hiç bir ilerlemeye izin vermiyeceklerini belirtmişlerdi. Rumlar neden "kapris yapıyor?" Çünkü, Türk deniz ve hava limanlarının kendilerine açılmasını ve Doğudan gelen petrolleri taşıyacak tankerlerini ta Iskenderuna kadar getirip dayatabilmek için. Türkiye kendini köşeye sıkıştırdı mı? Evet, çünkü beklemesi icap eden bir durumda, TBMM'ye sormadan, kimseye danışmadan ve hatta halktan gizli olarak 2006 da Brüksülde Ankara Ek Protokolü'nü imzaladı da ondan. (o zamanın Dış İşleri Bakanı Sn. Gül'ün döneminde) Şimdi normal olarak açılması icap eden fasıllardan biri olan "çevre" faslı, Türkiyeden bir talep karşılığı açılacak, bu normal bir olay mıdır? HAYIR ! Burada resmen Türkiye'ye şantaj uygulanmaktadır. 2004 raporunda bu GAP suları idaresine ortak olma konusu yazılmış mıydı? EVET ! Hiç bir mantıki veya hukuki tabanı ve gerekçesi olmamasına rağmen AB bunu yazmıştı. Türk Hükümeti olayı hiçbir zaman tam ve sert bir şekilde protesto etmemişti. Olay boşlukta ve çevapsız bırakılmıştı. Raporun tamamı tercüme edilmiş miydi? HAYIR. Bu 273 sayfalık rapor yıllarca doğru ve tam bir şekilde Türkçe'ye çevrilip, milletvekillerinin ve diğer yetkililerin önüne konmadığı için, 2009 yılına gelindiğinde Türkiye böyle bir "oldu-bitti" ile karşı karşıya kalmıştır. Haklı olduğu bir konuda haksız noktadan ve eli çok zayıf olarak müzakerelere girmeye zorlanmaktadır. Tehlike topunu atma zamanı geldi: Yabancılar, Türkiye'yi fazlası ile övmeye başladılar mı, dikkat! Mutlaka bir tehlike yaklaşmaktadır. Son aylarda pek iltifatkar olmaya başlayan AB'nin bizzat yaptığı hareketler izlenecek olursa, bunların söylemlerle tam zıt bir istikamette olduğu rahatça görülebilir. AB müzakerecileri Türkiyede oldukça sık değiştiğinden ve nedense AB müzakerelerinin işleyişi tam olarak ciddiye alınmadığı ve tam anlaşılamadığından olsa gerek, bu toplantılarda verilen tavizler veya tartışmaya açılan konular ve şartlar Türkiye'nin varlığını, bütünlüğünü ve güvenliğini tehdit eder duruma gelmiş bulunmaktadır. Burada yapılan hataların kalıcı hatalar olduğu acaba anlaşılamamış mıdır? Yoksa, AB'nin hala eski "Sevr kafası ile" sürekli Türkiye'den bir şeyler kopartmak ve "Türkiye'yi yola getirmek" havasında olduğu anlaşılamamış mıdır? Tümü ile Türk parası ve Türk mühendis ve ustaları tarafından yapılan 22 baraj ve GAP projesinin tümü bugün tehdit altındadır. AB, açıkça bu suları kontrolde hakkının olması gerektiğini savunmaktadır. Türkiyeden hiç bir ses "NEDEN?" diye sormamaktadır. AB sanki Türkiye'ye bir lütuf yapıyormuşcasına bu konuyu tartışma imtiyazını talep etmektedir! Nedense de Türkiye, bu konu neden AB'nin hakkı olsun veya neden AB, "İsrail ve komşularının eşit su hakkının korunması" konusunda kendisini sorumlu hissetsin? Veya neden bu Türkiye'nin AB'ye üye olma çabaları arasına yerleştirilsin? Diye sormamaktadır. Sular, Türkiye'nin,barajlar ve sulama sistemleri, Türkiyenin ama buradan gelen zenginliğin PAYLAŞIM VE KONTROL EDİLMESİNİ isteyenler, Avrupalılar ve onların destek olduğu diğer gruplar. Su denince mutlaka işin içine Israil giriyor ve bu sefer AB'yi arkasına alarak Türk sularından hak talep edecek bir konumu oluşturmaya çalışıyor. Herkes bir şey talep edebilir ama, Türk insanına ve idarecisine düşen şey, herşeyden önce Türkiye'nin çıkarlarını, stratejik kazançlarını, bütünlüğünü ve güvenliğini düşünmektir. Eğer, "Çevre" faslı, bu kapanış şartı ile başlatılacak ise, daha açılmadan kapatılması çok daha isabetli olur. Türkiye tüm barajları, sulama sistemlerini hiç bir yardım, destek veya kredi olmadan kendi güçü ve gayreti ile yapmıştır. Türkiye zaten Suriye ve Irak ile bir su rejimine sahiptir ve her yıl bu hava durumuna ve ihtiyaçlara göre ayarlanmaktadır. Türkiye zaten İsrail'e su vereceğini söylemiştir. Satış konuşmaları yapılmış ama İsrail istenilen fiyatı kırmaya çalışmıştır. Boru ile yollama hazırlıkları yapılmaktadır. pazarlıklar devam etmektedir. O halde İsrail'in dolaylı yollardan giderek, AB ülkelerini arkasına alarak, adeta Türk sularında "tabii bir hak" iddia ederek bunu gerçekleşitirmeye çalışması hiç de uygun olmayan bir siyasi davaranıştır. Ama asıl soru, Türk yöneticilerinin neden herşeye, peki deyip, olayların arka perdesini ve daha önceki gelişmeleri incelemeden gözü kapalı müzakerelere razı olmalarıdır. O ZAMAN TEHLİKE TOPLARI HEMEN ATILMALIDIR!! Yoksa, burada atlanılan husus başka mıdır? Belki de kimse bilmeden veya "hata" ile bir şey yapmamaktadır. Belki bütün bunlar( tavizler, rıza göstermeler, alttan almalar) bilerek yapılan olaylardır. Belki verilen başka sözlerin karşılığıdır. Belki, hissedilen bir mecburiyettir de bunu halk bilmemektedir. O ZAMAN DA BUNLARIN NELER OLDUĞUNU BİLMEK HERKESİN HAKKIDIR. |
|
|
| Bu mesaj için Alemdâr-ı İslâm kullanıcısına teşekkür edenler: | Adige Abzakh (03.12.09) |
![]() |
| Etiket |
| –, dayandı, dicle, fırat, kapıya, sularında, tehlike |
| Seçenekler | |
| Stil | |
|
|
Benzer Konular
|
||||
| Konu | Konuyu Başlatan | Forum | Cevaplar | Son Mesaj |
| Bıçak Kemiğe Dayandı | EliF | M.Şevket Eygi | 0 | 27.03.09 07:34 |
| Saadet'e İltihaklar 50 bine Dayandı | sevdayolcusu | SERBEST KÜRSÜ | 4 | 28.01.09 18:30 |
| Alkol–Kumar–Çıplaklık! | Seida | TARTIŞ-YORUM | 2 | 05.12.08 10:57 |
| SİSTEM BİLGİLERİ | ÖNEMLİ BİLGİLENDİRME |
|
Powered by vBulletin® Version 3.8.6 Copyright ©2000 - 2012, Jelsoft Enterprises Ltd. Content Relevant URLs by vBSEO 3.5.0 RC2 www.milligorusforum.biz Kuruluş Tarihi : 10 Ağustos 2008 Site içerisindeki materyaller kaynak gösterilmeden kullanılamaz,dağıtılamaz. |
milligorusforum.net/biz/org sitemiz bir forum sitesi olduğu için kullanıcılar her türlü görüşlerini onay
almaksızın anında siteye yazabilmektedir.Bu yazılardan dolayı doğabilecek her türlü sorumluluk
yazan kullanıcıya aittir.Sitemizde yasalara aykırı herhangi bir materyal bulursanız
iletisim@milligorusforum.biz e-mail adresimize bildirirseniz,şikayetiniz incelendikten sonra en kısa
sürede gereken yapılacaktır.
|