|
| Konular: 50,305 | Mesajlar: 311,871 | Üyeler: 10,668 | Online: 178 | Elhamdülillah...
|
|
|||||||
![]() |
|
|
|
LinkBack | Seçenekler | Stil |
|
|
#1 |
|
Derecesi :
![]() Grubu : İnadına ERBAKAN.....
Üye No : 2406
Üyelik tarihi : 05-02-2009
Nereden : kafkasya
Konuları : 3010
Mesajlar : 10,206
Teşekkürleri: 8,630
5,430 mesajına 10,723 kere teşekkür edildi.
Tecrübe Puanı: 10
![]() Son Aktivitesi : 01.05.12
Durumu : Status: Offline
|
![]() NATO’nun füze kalkani projesı ve ikili oyunlar NATO'nun bu yıl ki toplantısı, 19-20 Kasım günlerinde Portekiz'in başkenti Lizbon'da gerçekleşti. Türkiye ve dünya basınında söz konusu toplantı ile gündemi hakkında haftalar öncesinden tahminler yapıldı. 21 Kasım'da yayımlanan on bir sayfalık raporun daha mürekkebi kurumadan yorumlar ve tenkitler gerçekleştirildi. Bence, asıl şimdi raporun getirdikleri dikkatle okunup, yorumlanmalıdır. Toplantının önemi: * NATO'nun bu toplantısında önümüzdeki 10-15 yılın stratejik konseptini oluşturacak ve stratejisini belirleyecek kararlar alınmıştır. * NATO'nun 1999'dan beri değişiklik yaptığı yeni bir stratejik uygulama planı bu yıl Lizbon'da gerçekleşmiştir. * NATO-AB ilişkileri yoğun bir şekilde ele alınmış ve müşterek faaliyet planları üstünde durulmuştur. * NATO 1990'lı yıllardan bu yana ilk defa eski "Soğuk Savaş" yıllarını hatırlatan bir projeyi uygulamaya koymak üzeredir. * Hedef tahtasına açıkça oturtulmak istenen "İslam ülkeleri" ve bu durumun dünya politik dengelerinde oluşturabilecekleri fevkalade vahim tehlikeler açıkça gözler önüne serilmiştir. (Margaret Thatcher'ın 1992 yılında "artık NATO'nun hedefi yeşil tehlike (İslam) olmalıdır" sözü hatırlanmalıdır. Şu andaki genel sekreter Rasmussen de İslam karşıtlığı ile tanınmış bir kimsedir.) * 21.yüzyılda Avrasya üstünde planlanmakta olan siyasi ve askeri çekişmelerin ilk işaretleri ortaya çıkmış bulunmaktadır. Toplantının beş önemli sorusu: * Füze Kalkanı Projesi teorik olarak birçok ülkeye cazip gelse de bunun gerçekleşmesi oldukça pahalı bir işlem ve süreçtir. O halde kendilerini "daha güvende hissetmek" isteyen Avrupa devletleri acaba bu mali yükün altından kalkabilecek durumda mıdırlar? Avrupa'da hâlâ devam eden ekonomik kriz hatırlanacak olursa, bu çok haklı bir sual olarak ortaya çıkmaktadır. * NATO artık 28 üyesi bulunan büyük ve etkin bir organizasyondur lakin bütün AB devletleri, NATO'nun üyesi değillerdir. Füze Kalkanı bütün Avrupa devletlerini korumak için kurulan bir "koruma çadırıdır". Bu durumda masraflar sadece NATO üyelerince mi, yoksa bu korunma şemsiyesi altına giren bütün ülkeler tarafından mı karşılanacaktır? * Bu kapsamlı güvenlik şemşiye ve mekanizmaları nerelere yerleştirilecektir? * Bu mekanizmaların yerleştirildiği ülkeler, bir çatışma anında birinci derecede savaş alanı mı olacaklardır? Savaşın onlar üstündeki etki ve tahribatı ne olacaktır? * Bu sistemin kontrol ve kumandasında kim veya kimler bulunacaktır? Yani ilerki yıllarda Avrupa, Ortadoğu, Avrasya ve Asya'yı kapsayacabilecek bir çatışma durumunda, bu kimlerin kararı ile gerçekleşecek veya önlenecektir? Kısıtlama ve tahdidler: * NATO gibi uluslararası bir teşkilatın üyesi olan her devletin, onların kural ve kararlarına uymak gibi de bir zorunluluğu bulunmaktadır. Dolayısı ile orada alınan kararlara "zorlama veya dayatma" denemez. Veto edilebilir ama Genel Kurul'un aldığı karara uyulmalıdır. * Türkiye, Batı bloku ile kader birliği yaptığından beri yani yarım yüzyılı aşkın zamandır ABD ile yakın bir ittifak ve uyum içinde bulunmaktadır. (Kıbrıs ve Irak konularındaki çatışma ve görüş ayrılıkları bu ittifakın zayıf halkalarını teşkil etmektedir.) * AB'nin Türkiye'ye karşı sergilemeye devam ettiği "oldukça olumsuz" tutum karşısında da Türkiye'nin mutlaka başka alternatiflere bakması, başka ülkelerle de ilişkilerini geliştirmesi gerekmektedir. Bu üç önemli husus Türkiye'ye bazı kısıtlamalar veya harekat darlığı getirse de, akıllı ve iyi bir vizyona dayalı bir dış politika ile pekçok şey çözümlenebilir. Süreçteki çelişkiler: Bu NATO zirvesi için hazırlıklar haylidir devam etmekteydi. Son 18 aydır NATO Genel Sekreteri Rasmussen ortaya konan bu 11 sayfalık doküman üzerinde çalışma ve hazırlıklar yaptırmaktaydı. Burada gözden kaçmaması gereken husus, gerek NATO teşkilatının ve gerekse onun mensubu olan üyelerin aylardır hazırlık yapmakta oldukları hususudur. Kısacası, zirvedeki tutum ve taktikler adeta dikkatle hazırlanmış senaryolar üstünden sergilenmiştir. Türkiye'de nedense çok önemli ve geleceği ilgilendiren, Türk halkının çoğunun etkileneceği olaylar kamu bilgisine oldukça geç ulaşır ve gereğince de tartışılmaz. Bu NATO toplantısı ve bunun ana konusu olan "Füze Kalkanı" olayı da aynen böyle olmuştur. Daha önce de Kıbrıs'ın kaderini tayin edecek olan Annan Planı Raporu da öyle olmuştur. Türk tarafı tümünü okumadan "evet" demeye karar vermiştir. "Füze Kalkanı" konusunda halkın bilgisi hâlâ eksik ve çok sathidir. Çoğu kulaktan dolma, abartılı medya haberlerinden oluşmaktadır. Adeta, duruma "sürekli bir ikilem ve karışıklık hakimdir" bile denebilir. Hükümetin, zirve için gerekli çalışmaları yapmış olduğuna inanılmaktadır. Lakin, bu konuda, toplum pek bilgilendirilmemiştir. Hatta Meclis'te bile gündeme gelmemiştir. Nedense bu durum görevler arasında görmeyen bir anlayış duruma hakim gözükmektedir. Lizbon'da yapılan konuşmaların bir kısmı güzel olmakla birlikte, hepsinin de istenilen etkiyi elde ettiği iddia edilemez. Neyin tam olarak Türkiye lehine olduğu veya bu füze kalkanının Türkiye'ye yararları hiç bir resmi ağız tarafından açıklanmamıştır. Her haber adeta "sürekli ikili yoruma" açık durumdadır. Batı'nın ikili oyunu: Aylar öncesinden itibaren, "Avrupa'da panik", "Avrupa'da korku dalgası" adı altında manşetler atılmaya başlanmıştır. Zamanımızda "soft power" yani yumuşak güç olarak bilinen medya etkisi ile bir korku, karışıklık ve panik ortamı meydana getirilmiştir. Net olmamakla beraber bu korkunun kaynağının Müslüman azınlıklar olabileceği veya El Kaide mensupları ile Taliban üyelerinin Avrupa ülkelerine sızabilecekleri, oralarda kargaşa çıkarabilecekleri ve zarar verebilecekleri yazılmaya başlamıştır. Ama ortada bunu ispatlayacak herhangi birşey sunulmamıştır. Muğlak kalan bilgiler, korku ve endişeyi başarı ile arttırmıştır. Bunlara paralel olarak NATO'nun yeni misyon ve görevinin "barışı ve huzuru korumak, güvenliği sağlamak ve istikrarı korumak olduğu" sıkça dillendirilmeye başlamıştır. Üçüncü aşamada, eşzamanlı olarak, nükleer silahların "haydut devletler" elinde çok tehlikeli olacağı, özellikle "terör olaylarının ve teröristlerin" bu kadar arttığı günümüzde bu duruma çare bulunmazsa felaketlerin olabileceği tartışılmaya başlanmıştır. Sonra da bu tehlikeyi meydana getirebilecek grupların İran, Suriye ve Kuzey Kore gibi ülkeler içinde olduğu ve hatta devlet gücünü de arkalarına aldıkları iddia edilmiş ve tedbirler tartışılmaya başlamıştır. Aylar önce toplanan Birleşmiş Milletler ( BM') Genel Kurulu'nda, İran aleyhine ambargo kararları alınmaya çalışılmış, lakin Atom Komisyonu'nun raporlarını dinleyen birçok ülke, İran'a ambargo koymak için yeterince sebep olmadığı kanaatına ulaşmışlardır. Burada ambargoya karşı çıkan Türkiye ( Güvenlik Konseyi geçici üyesi) ve Brezilya bütün dikkatleri üstlerine çekmişlerdir. NATO zirvesine gelindiğinde, NATO'nun barışcıl misyonu içinde sulh ve güvenliği korumak için mutlaka bu gelmekte olan (!?!) tehditlere karşı Füze Kalkanı Projesi'nin kabul edilmesi gündemin ana maddesi halinde gelmiştir. İstenilen şey, tehdit oluşturduğu düşünülen füzelere karşı bir kalkan zırhının, kalkan çadırının kurulmasını sağlamak ve füzelerin atılması halinde, erken haber alma tekniği ile koruyucu karşı füzeler fırlatarak, onları havada imha etmeyi başarmak hedeflenmektedir. Tabii, bu arada kimse "gelmekte olan tehlike kavramı" ile tam ne kastedildiği ve İran füzelerinin hakikaten Avrupa şehirlerine ulaşıp, ulaşmayacağı veya neden İran'ın bunu yapacağını sormamıştır. Şimdi sorulması lazım gelen sorular şunlardır: 1- Gelmesi düşünülen füze ile onu durdurmakla görevli füze çarpıştığı zaman altta bulunan kara parçası üstündeki ülkenin topraklarına nasıl bir tehlike yağmuru vuracaktır? (Hele bunlar nükleer başlıklı olacak olursa?) 2- Bu çatışmanın olduğu noktalardaki ülkeler savaşın ilk mahkumları ve ilk kurbanı olacaklardır- olaylarla hiç bir ilgileri olmasa bile. 3- Olayı kimin başlattığı belli olana kadar arada ve altta kalan tamamen harap olacak ve en büyük darbeyi yiyecektir. İlaveten şunları da incelemek gerekir: * Neden durduğu yerde İran, Avrupa merkezlerini füze atışına tutsun? Onların hemen hemen hepsi ile ticareti olan (Kapalı ve pek konuşulmayan) İran, neden kendi bindiği dalı kessin? * İran neden 400 yıldır barış içinde olduğu Türkiye'ye saldırmaya kalksın? * Füze kalkanında asıl hedef İran mıdır? Bu sorular sorulmadan hiçbirşey netliğe kavuşamaz. Rampalar ve özellikle radar Türkiye'ye yerleştirilirse, Türkiye'nin aynen "Soğuk Savaş" dönemindeki gibi "tehlike'nin ağzında" olacağı kesindir. Acaba bu durumun ceremesi neler olabilir? Türkiye'nin egemenliği ne kadar delinir? Bütünlüğü ne hale gelir? Şu andan itibaren hem ABD'nin, hem de AB'nin politikalarını dikkatle incelemek ve mevcut "iki yüzlülükleri iyi tespit etmek" zorundayız. |
|
|
![]() |
| Seçenekler | |
| Stil | |
|
|
Benzer Konular
|
||||
| Konu | Konuyu Başlatan | Forum | Cevaplar | Son Mesaj |
| NATO'nun füze kalkanına hayır!!! | arifan yolcusu | TEBRİKLER-PROTESTOLAR | 12 | 23.11.10 22:26 |
| Başbakan Tayyip Erdoğan.Füze Kalkanı'nın komutası NATO'da | Adige Abzakh | MGFORUM GÜNDEMİ | 0 | 22.11.10 13:59 |
| Kıbrıs’ta yeni politik oyunlar | Alemdâr-ı İslâm | Dç. Dr. Oya Akgönenç | 0 | 19.11.09 07:33 |
| Nato kafa nato mermer kaldırım mühendisleri | Adige Abzakh | Mahmut Toptaş | 0 | 13.11.09 10:08 |
| Afganistan’da NATO üssüne saldırı | Yahya-EbuHafs | CİHAD BELDELERİNDEN HABERLER | 0 | 22.11.08 17:40 |
| SİSTEM BİLGİLERİ | ÖNEMLİ BİLGİLENDİRME |
|
Powered by vBulletin® Version 3.8.6 Copyright ©2000 - 2012, Jelsoft Enterprises Ltd. Content Relevant URLs by vBSEO 3.5.0 RC2 Kuruluş Tarihi : 10 Ağustos 2008 Site içerisindeki materyaller kaynak gösterilmeden kullanılamaz,dağıtılamaz. |
milligorusforum.net/biz/org sitemiz bir forum sitesi olduğu için kullanıcılar her türlü görüşlerini onay
almaksızın anında siteye yazabilmektedir.Bu yazılardan dolayı doğabilecek her türlü sorumluluk
yazan kullanıcıya aittir.Sitemizde yasalara aykırı herhangi bir materyal bulursanız
iletisim@milligorusforum.biz e-mail adresimize bildirirseniz,şikayetiniz incelendikten sonra en kısa
sürede gereken yapılacaktır.
|