|
| Konular: 50,305 | Mesajlar: 311,871 | Üyeler: 10,668 | Online: 173 | Elhamdülillah...
|
|
|||||||
![]() |
|
|
|
LinkBack | Seçenekler | Stil |
|
|
#1 |
|
Derecesi :
![]() Grubu : İnadına ERBAKAN.....
Üye No : 2406
Üyelik tarihi : 05-02-2009
Nereden : kafkasya
Konuları : 3010
Mesajlar : 10,206
Teşekkürleri: 8,630
5,430 mesajına 10,723 kere teşekkür edildi.
Tecrübe Puanı: 10
![]() Son Aktivitesi : 01.05.12
Durumu : Status: Offline
|
Yeni tehlikeli uygulamalar ve NATO "Arap baharı" olarak adlandırılan halk ayaklanmaları, hâlâ bütün hızı ile devam etmekte, Suriye'den Fas'a, Irak'tan Yemen'e kadar bütün bölgeyi sarsmaktadır. Bu sosyo-ekonomik tsunami (yıkıcı dev dalga) bölgedeki ülkelerin çoğunda mevcut olan "tek adam" rejimlerini de yıkmaya başlamıştır. Ortadoğu'da yayılan bu isyan hareketleri sonucunda uluslararası siyasi dengelerinde ve güvenlik politikalarında da önemli değişiklikler görülmeye başlamıştır. Ortadoğu'da yer alan bu "Arap baharı" olaylarının gelişimi incelenip, vardıkları sonuçlara bakıldığında, bu isyanlara "Arap baharı" demenin de yalnış olduğu ortaya çıkmaktadır. (Zaten olaylara bu adı Batılılar takmıştır.) Mağrip'den başlayarak dalga dalga yayılan bu sosyo-ekonomik dalgalanmalara "Ortadoğu halklarının uyanışı ve hak arama mücadeleleri" demek daha doğru olur. Gerçek anlamda, bunca ayaklanma, çatışma, ölüm ve yaralanmanın her hangi bir baharla ilgisi olmadığı gibi, henüz ortada kazanılmış bir zafer veya iyileşmiş bir durum da mevcut değildir. Hatta, aksine bazı Arap ülkelerinde, ilk haftalardaki olumlu sonuçlar bile kaybedilmeye başlanmıştır, Tunus ve Mısır'da olduğu gibi. Bu toplumlardaki mücadeleler henüz hız kesmemiştir. tsunami yıkmaya devam etmektedir. Tehlikeli Deviyasyonlar: Ortadoğu'daki gelişmeler, iki yerde, büyük ve tehlikeli sapmalar (normal gelişimden ayrılma) yani deviyasyon göstermiştir: - Birincisi Bahreyn'de (burada olaylar bir Sünni, Şii çatışmasına dönüşmüştür). - İkincisi de Libya'da (buradaki halk hareketi, tam anlamı ile bir ülkeyi bölme hareketi haline gelmiştir.) Dikkate değer diğer bir gelişme de dış dünyanın tutumunda izlenmiştir. Bahreyn'de kan gövdeyi götürürken, Batı'dan hiç müdahale olmamış ve hiç bir protesto yükselmemiştir. ABD'nin 5. filosunun dinlenme yeri olan Bahreyn'in emiri ve idarecileri, halk ayaklanmasını en sert şekilde bastırmışlardır. Batı, bu olaylar karşısında herhangi bir insan hakları ihlali veya demokratik kısıtlamalardan bahs etmemiştir. Öte yandan, Libya'da ise bunun tam tersi bir tutum sergilenmiştir. Bu ayaklanmada "halkların demokratik haklarından, sivillerin korunmasından" bahsedilerek, isyan edenlere yardım eli uzatılmıştır. Uluslararası egemenlik haklarını çiğnenerek, egemen bir ülkeye, şavaş açmadan müdahale edilmiştir. Libyadaki isyancılar Fransa, İngiltere, İtalya ve ABD gibi ülkelerden yardım istemiş ve elde etmişlerdir. Bu ülkeler resmen "savaşta olmadıkları" halde, Libya'ya saldırmış ve onu defalarca bombalamışlardır. Bu saldırılar Fransa ve İngilterenin yanı sıra ABD ve sonra da NATO tarafından, uluslararası hukuka dayanmadan ve bir ülkenin egemenliği ihlal edilerek gerçekleştirilmiştir. Haftalarca süren hava saldırılarında Libya'nın hava güçlerini tahrip ettikten sonra bu hafta da Libya limanlarında demirli duran deniz kuvvetlerine saldırılar yapılmıştır. İşte işin püf noktası ve en tehlikeli kısmı da bu hukuksuz müdahalelerin yaygın hale dönüşmesi hususudur. Ortadoğu'daki her iki "sapma" durumu da son derece vahim sonuçlar meydana getirebilecek olaylar olup çok tehlikelidir. Bu sapmalar, uluslararası ilişkilerde yeni bir dönem başlatmış bulunmaktadırlar. Tüm Ortadoğu ülkeleri ve halkları büyük tehlike altındadırlar. Zira, bu sapmalar sonucunda uluslararası politikalarda tekrar "Güç'ün ve Güçlünün" hakim olduğu "19 ve 20. yüzyıl sömürgecilik politikalarına" hızlı bir geri dönüş başlatılmış bulunmaktadır. NATO'nun yanlış kullanılışı: NATO bu günlerde ana kuruluş gayesinden bir hayli uzaklaşmış bulunmaktadır. Adeta orada da bir "deviyasyon " yaşanmaktadır. NATO, tam altmış iki yıl önce komünizme karşı, hür dünyayı korumak ve onları totaliter veya baskıcı rejimler altında ezilmekten kurtarmak için kurulmuş olan bir teşkilattır. Bu askeri teşkilat, bazı Birleşmiş Milletler ve Güvenlik Konseyi kararlarını gerçekleştirmek için de devreye sokulabilmekteydi. "Soğuk savaş" yıllarında yararlı görevler ifa etmiştir. 1990'lı yıllarda da Bosna-Hersek savaşında ve Kosova'da önemli ve faydalı görevler üstlenmiştir. 1990'lı yılların başında Sovyetlerin çözülmesi ve Yugoslavya'nın dağılmasından yani komünizmin yıkılışından sonra NATO kuruluş gayesini tamamlamış olup, adeta hedefini kaybederek yeni arayışlar içine girmiştir. İşte bu süreçte, o zamana kadar ana hedefi olan "Kızıl tehlikeyi yok etme misyonu" yerine "Yeşil Tehlikeyi (İslam'ı)" oturtmaya başlamıştır. Bunu yaparken de "İslami terör ile mücadele edildiğini" öne sürerek, değişik İslam coğrafyalarında savaşçı güç olarak boy göstermeye başlamıştır. İslam ülkelerinde büyük tahribatlara yol açmıştır. 2000'li yıllar, New York'taki İkiz kulelerin vuruluşu ile yeni bir dönem başlamıştır. Bu olaydan itibaren ABD askeri ve siyasi dikkatini ve gücünü, Orta Asya ve Orta Doğu'da yoğunlaştırmıştır. Orta Asya'da Afganistan tam 10 yıldır savaş alanıdır. Afganistan, Amerikan güçleri ve diğer devletlerden toplanan koalisyon güçleri ve NATO tarafından sürekli bombalanmakta olup, askeri harekata da maruz kalmakta ve toprakları işgal altında bulunmaktadır. Orta Doğu'ya gelince Irak, Amerikan müdahalesi ile 7 yıldır tam bir işgal altındadır. Irak'ta yaşayan halkları, gaddar bir diktatörden kurtarmak ve gizli "kitle imha silahlarını" bularak yok etmek amacı ile Irak'a giren ABD ve diğer Avrupa devletleri tam 7 yıldır orada savaşmaktadırlar. En büyük zararı Irak halkı görmüş olup, tahribat hâlâ devam etmektedir. Adı geçen her iki yerde de, NATO kısa bir süre sonra devreye girmiş olup, halen bu ülkelerde fiilen savaşa devam etmektedir. NATO, böylece ABD'nin yükünü hafifletmekte ve onlara uluslararası "haklılık" kazandırmaktadır. Diğer taraftan Mağrip ayaklanmaları Libya'ya ulaştığında, umulmadık bir şekilde, "isyancılara" yardım bahanesi ile Fransızlar, İngilizler ve ABD'nin işe karıştığı, İtalyanların ve Hollandalıların aktif olarak isyancılara destek verdiği görülmüştür .Fransa ve İngiltere, Libya'yı ve özellikle de hükümet güçlerini bombalayarak isyancılara yardımcı olmuşlardır. Kısa bir süre sonra da ABD olaya Tomohawk füzeleri yollayarak katılmış ve ABD baskısı ile NATO devreye girmiştir. Böylece NATO güçleri de "Kaddafi güçleri"ni bombalamaya başlamışlardır. Sivil halk katledilmiş, sivil hedefler vurulmuştur. Bütün bu saldırılar gerçekleşirken bu ülkelerinin hiçbirisi Libya ile "savaş halinde" değillerdir. Libya hiç birine saldırmamış veya savaş ilan etmemiştir. Yani bu olaylar, egemen bir ülkeye uygulanan operasyonlardır. Olayların en vahim ve en endişe verici yönü de budur. Yeni tehlikeli uygulamalar ve hatalar - Avrupa ve Batı, yeniden 19 ve 20. yüzyılın vahşi sömürgecilik politikalarına geri dönmüş bulunmaktadırlar. - Batı'nın bazı ülkeleri bu "yeni sömürgeciliği" geliştirirken, bazı Arap ülkelerinden destek ve yardım almış bulunmaktadırlar. Katar ve Birleşik Arap Emirlikleri bunlardan açık katılımlı olanlarıdır. Bu katılım,"zihni esaretin" sonucudur. Bütün zenginlik ve modernliklerine rağmen, hâlâ Avrupa devletlerine, zihnen tutsak olmanın bir sonucudur. - Arap Birliği ve İslam Konferansı Örgütleri de olaylar karşısında fevkalade pasif ve sessiz kalarak adeta "zımni onaylarını" vermişlerdir. Bu da, bu teşkilatların etkisizliğinin ve cesaretsizliğinin en iyi örneğidir. - Bütün bu gelişmelerde etken olan faktörlerden birisi de, Kadaffi'nin hiç sevilmeyen bir lider olması ve dostunun bulunmamasıdır. Kadaffi'ye kızgın olan birçok lider (Arap veya diğer) içlerinden Kadafi'nin bu duruma düşmesinden adeta memnun olmuşlardır. Lakin, uluslararası politika ve ilişkiler "kişisel sevgi veya nefretler" üstünden yürütülemez. Bu çok büyük bir hata olur. Mühim ve esas olan bölge liderlerinin, bölgenin müşterek çıkarlarını korumak ve bölge dengelerini esas alarak karar vermeleridir. Bugün Libya'ya ses çıkartmayanlar, muhtemelen yakın bir gelecekte aynı veya benzer durumlarla kendileri karşılaşabilirler zira "Güç'ün üstün olduğu diplomasi"nin geri dönüşü için kapının açılışına kendileri yardımcı olmuşlardır. - NATO, buradaki müdahalesini kolayca anlatabilecek durumda değildi. - Türkiye, Fransız ve İngilizlerin saldırılarını kontrol altına almak amacı ile NATO'nun devreye girmesine razı olmuş ama yine de onların saldırılarının önüne geçmemiştir. Sivil halkı koruma bahanesi ile Türkiye operasyona ikna edilmiş ama sonra NATO güçleri, istedikleri gibi, kontrolsuz şekilde saldırılar gerçekleştirmişlerdir. - Hiç bir Avrupa devleti ve ABD, ihlal edilen uluslararası hukuktan veya suçsuz olarak öldürülen Libyalı sivillerin insan haklarından bahsetmemektedir. - Nedense, Batı güçlerinin illgi alanı ve korumaya çalıştıkları, Libya'nın petrol bölgesinde bulunan "isyancılar" olup, hukuksuz bir şekilde o bölge petrollerini "isyancılardan alarak" tehlikeli bir uygulama başlatmış bulunmaktadırlar. - Bütün ülkelerin derhal bu gidişata müdahale etmeleri ve bunu durdurmaları sarttır. |
|
|
![]() |
| Seçenekler | |
| Stil | |
|
|
Benzer Konular
|
||||
| Konu | Konuyu Başlatan | Forum | Cevaplar | Son Mesaj |
| Tehlikeli adam | Zirve58 | TARTIŞ-YORUM | 0 | 19.02.11 10:59 |
| Nato kafa nato mermer kaldırım mühendisleri | Adige Abzakh | Mahmut Toptaş | 0 | 13.11.09 10:08 |
| Mayından da tehlikeli | Adige Abzakh | ÜLKEMİZDEN HABERLER | 0 | 03.06.09 15:36 |
| Mayından da tehlikeli | Cihad Yıldızı | ÜLKEMİZDEN HABERLER | 0 | 02.06.09 18:49 |
| SİSTEM BİLGİLERİ | ÖNEMLİ BİLGİLENDİRME |
|
Powered by vBulletin® Version 3.8.6 Copyright ©2000 - 2012, Jelsoft Enterprises Ltd. Content Relevant URLs by vBSEO 3.5.0 RC2 www.milligorusforum.biz Kuruluş Tarihi : 10 Ağustos 2008 Site içerisindeki materyaller kaynak gösterilmeden kullanılamaz,dağıtılamaz. |
milligorusforum.net/biz/org sitemiz bir forum sitesi olduğu için kullanıcılar her türlü görüşlerini onay
almaksızın anında siteye yazabilmektedir.Bu yazılardan dolayı doğabilecek her türlü sorumluluk
yazan kullanıcıya aittir.Sitemizde yasalara aykırı herhangi bir materyal bulursanız
iletisim@milligorusforum.biz e-mail adresimize bildirirseniz,şikayetiniz incelendikten sonra en kısa
sürede gereken yapılacaktır.
|