| Konular: 50,305 | Mesajlar: 311,871 | Üyeler: 10,668 | Online: 174 | Elhamdülillah...



Geri git   Milli Görüş Forum GÜNCEL » MİLLİ GAZETE » Dç. Dr. Oya Akgönenç »

Cevapla
 
Konuyu Sosyal Paylaşım sitelerinde Paylaşın LinkBack Seçenekler Stil
Alt 10.09.11, 01:05   #1
Adige Abzakh - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
 
Derecesi :
Grubu : İnadına ERBAKAN.....
Üye No : 2406
Üyelik tarihi : 05-02-2009
Nereden : kafkasya
Konuları : 3010
Mesajlar : 10,206
Teşekkürleri: 8,630
5,430 mesajına 10,723 kere teşekkür edildi.
Tecrübe Puanı: 10 Adige Abzakh is on a distinguished road
Son Aktivitesi : 01.05.12
Durumu : Status: Offline

Exclamation Füze Kalkanı Pprojesi'nin tehlikeleri.......



Füze Kalkanı Projesi'nin tehlikeleri

Tam tatil dönemine rastlayan bir zamanda, Füze Kalkanı anlaşması imzalanmıştır. Yakında da rampalar ve kalkan uyarı sistemleri, Türkiye'deki yerlerine yerleştirilecekdir. Bir yıla yakın zamandır tartışılan ve epey bir zamandır da sessizlik perdesi altında "unutulmuş gibi" duran bu anlaşma metni, aniden imzalanmıştır. Hem de halkın, meclisin yani kısaca herkesin tatilde bulunduğu, Ramazan Bayramı dolayısı ile Ankara'da pek kimsenin bulunmadığı bir zamanda.
Garip bir benzerlikle tam 6 yıl önce, 29 Temmuz 2005'te yine herkesin ve özellikle de TBMM'nin tatilde olduğu bir dönemde sessizce Brüksel büyükelçisine verilen talimat ile Ankara anlaşması ek protokolü imzalanıvermiştir.
O günden itibaren de AB mercileri bizim bu ek protokolü uygulamamız için baskı yapmaktadır. Uygulama demek, tüm liman ve hava limanlarını, Kıbrıs Rum gemi ve uçaklarına açmak ve zimnen Rum kesiminin adanın hakimi olduğunu tanımak anlamına gelmektedir.
Halkın tepkisinden çekinen hükümet bu protokolü gizlice imzalama kararını nasıl izah edeceğini bilmemekte ve tamamen sessiz kalmayı tercih etmektedir. Aynen şimdi de, Füze Kalkanı olayında Türk milleti ve yurdunun hangi tehlikelerle karşı karşıya olduğunu anlatamadıkları gibi.
Ne tesadüftür ki, her iki tehlikeli anlaşmanın da, sessizce, tatile rastlayan dönemlerde imzalanarak yürürlüğe girmiş olması hususu dikkatlerden kaçmamalıdır.
Füze Kalkanı Gerçekleri
ABD Savunma bakanlığından üst düzey bir yetkili, İran'a karşı ABD tarafıdnan NATO'ya tahsis edilen AN/TPY-2 tipi erken uyarı radarınını bu yıl sonuna doğru (2011) Türkiye'ye yerleştirmeyi amaçladıklarını ifade etmiştir. Bu beyan The Wall Street Journal gibi ABD'nin çok önemli bir gazetesinde yer almış bulunmaktadır. Bu radarlar yine Raytheon tarafından geliştirilen, AEGIS balistik füze savunma sistemiyle donatılmış bulunan ABD donanması ile entegre olacağı da açıklanmıştır. Bu füzelerin her birinin adeta bir yay sistemi gibi geniş bir alanı kapsayacağı da ifadeler arasındadır.
Bu radarlar daha çok tek yönü tarayan radarlar olup İran ve Doğu yönünde yoğunlaşmaktadır. Bu sebepledir ki, gerek İRAN ve gerekse RUSYA bu radarların varlığından ve yerleştirilme yerlerinden fevkalade rahatsız olup, protesto etmektedirler. Bu adeta eski "soğuk savaş gibi" bir gerginliği oluşturacak ve tırmandıracak bir politika uygulamasıdır.
Bu yeni Füze Kalkanı radarlarının yerinde kullanılan önceki radarlar "The Rowing Eye" modeli olup her yönü görebilen dönen radarlardı. Bunlar iptal edilmiştir. Bunun anlamı şudur: Mevcut yeni radarlar sadece baktıkları yönün dışındaki faaliyetlerin KİMDEN KAYNAKLANDIĞINI tespit edemeyeceklerdir.
Bir örnek icap ederse, PKK veya İsrail veya başka bir grup, Türkiye'ye ve İran'a yönelik bir füze atışı yaparsa yeni radarlar bunun kimden geldiğini tespit edemeyecektir. Ama bu saldırıya karşılık bir savunma atışı yapılırsa, bunu hemen tespit edecek ve gemilerde ki AEGIS balistik füzelerini harekete geçirecektir.
Konuşulmayan Tehlikeler
1- Komuta mercii:
Komuta tamamen ABD'nin elinde olacaktır. Füze/Radar karar merkezi Brüksel'de bulunacaktır. Ama, Radar ve rampalar Türkiye'de bulunacaktır.
(Daha önce Çek Cumhuriyeti ve Romanya'da olması düşünülmüşse de, Rusya'nın büyük itirazı ve bu ülkelerin de karşı çıkmaları sonucunda karar değiştirlmiştir. Radarlar oralara yerleştirilmeyecektir.)
2- Türk komutanı "hikayesi"
Her ne kadar olayın Türk komutanı idaresinde olacağı söylentisi duyulduysa da öyle bir durum mevcut değildir. Karar merkezinde, danışma kurulunda bir tane Türk komutan danışman olarak bulunabilecektir, o kadar.
3- Serpintiler:
Nükleer başlık taşıyan koruyucular veya atılan AEGIS füzeleri, birbirleri ile havada karşılaştıkları noktada patlamalar vukuu bulacak ve bunun sonucunda ortaya çıkacak olan serpintiler (çoğu nükleer serpintiler) hemen alttaki topraklara dökülecektir. Kısacası: Türkiye topraklarına, Türk insanının ve bitki örtüsünün üstüne serpilecektir. Biz savaşın bir parçası olmasak bile, savaşın ağırlığı ve tahribatı Türkiye ve Türk insanı üstüne çökecektir. Bu kaçınızmaz bir durumdur.
4- Düşman konumuna düşmek:
Türkiye'nin İran'la bir düşmanlığı veya problemi mevcut değildir. 1639 yılından beri de İran'la yapılan anlaşma ve barış geçerlidir ve devamlılığını korumaktadır. Bu yıllardaki ekonomik krizler sırasında, İran'la olan ticaret veya enerji anlaşmaları, Türkiye için olumlu bir ortam oluşturmuştur.
İlaveten, terörle mücadele konusunda, istihbarat olarak en büyük yardım da İran'dan gelmiştir.
* Türkiye'ye yerleştirilen bu rampalarla her hangi bir bahane ile ABD veya İsrail'in İran'ı vurması kolaylaştırmış olacaktır.
n Böyle bir durumda, Türkiye yukarıda anlatılan tüm avantajlarını [GVIDEO]
kaybedecektir
n Türkiye, Ortadoğu'da ve genel olarak bölgede yalnızlaştırılacaktır.
n Zaten AB'ye Türkiye'yi almak istemeyen devletler, böylece Türkiye'yi köşeye sıkıştırmış olacaklardır.
n Kendini, ABD ve İsrail saldırılarına karşı korumak isteyen
[/GVIDEO]
İran da, ilk etapta bu rampalardan kurtulmak isteyecek ve bu hedeflere kendi Şahap füzelerini yollamak isteyecektir. Diğerleri kazanırken, tek kaybeden Türkiye olacaktır. (İran'ın yaptığı uyarıyı ciddiye almak gerekmektedir.)
5- Yalnızlaşacak olan Türkiye:
Türkiye, son yıllarda yakalamayı başardığı büyüme veya tanınma gibi olaylardan daha doğru dürüst yararlanamadan, bu dış etkenler sebebiyle ekonomi, enerji ve diğer konularda zor duruma düşmüş olacaktır.
Türkiye'nin, İran'dan uygun fiyatlarla doğal gaz ve petrol aldığı, kendi parası ile ticaret yaptığı düşünülürse, Türkiye'nin acaba bunca riski neden ve kimin için almak istediği sorgulanmalıdır. Çünkü, ortada mantıklı olmayan gelişmeler mevcuttur ve bunlar derhal düzeltilmelidir.
Yalnış projelere imza atılır ve uygulatılırsa, Türkiye sadece Ortadoğu'da değil, aynı zamanda Kafkaslarda ve Avrasya bölgesinin tümünde prestij ve güvenilirliğini kaybedecektir. Zaten birçok komşu devletin de amacı veya arzu ettiği budur.
Bu Füze Kalkanı projesi adeta düşmanlarımızın elini güçlendirecek ve kendi ülke ve halkımızı yok yere tehlikeye atacak bir projedir. Bu proje tekrar ele alınmalı, çeşitli birimler ve gruplar bu olayın gerekçelerini, fayda ve zararlarını sorgulamalı ve protesto etmelidir.Bu proje Türkiye için hayırlı ve yararlı hiçbir şey getirmeyecektir. O halde neden ısrarla uygulanmak istenmektedir.

Türk dış politikası mutlaka bağımsız ve milli olmak zorundadır
.swf" width="400" height="345" wmode="transparent" pluginspage="http://www.macromedia.com/go/getflashplayer" type="application/x-shockwave-flash">
__________________

HAKKA HİZMET YOLUNDA İNANÇLI KADROLAR OMUZ OMUZA !

Girmeden tefrika bir millete düşman giremez
Toplu attıkça sineler, onu top sindiremez...
View Adige Abzakh'in Fotoğraf Albümü  
Digg this Post!Add Post to del.icio.usBookmark Post in TechnoratiFurl this Post!
Alıntı ile Cevapla
Alt 10.09.11, 06:36   #2
ribat reisesi - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
 
Derecesi :
Grubu :
Üye No : 10662
Üyelik tarihi : 25-08-2011
Mesleği : hak davada nefer
Nereden : medeniyetler başkenti istanbul
Konuları : 95
Mesajlar : 940
Teşekkürleri: 724
633 mesajına 1,434 kere teşekkür edildi.
Tecrübe Puanı: 1 ribat reisesi is on a distinguished road
Son Aktivitesi : Bugün
Durumu : Status: Offline

Standart

ASKERİ VE SİYASAL BİLGİLERİN DERLENMESİNİ İSTEMEKTEDİR.
• BÖYLE BİR KALKAN DAHA ÖNCE NERELERE YERLEŞTİRİLMİŞ?/SONUÇLARI NELER OLMUŞTUR?

Füze kalkanı projesi:ilk kez 6-7 ekim 2010 tarihinde Nato genel sekreteri Rasmussenin Türkiyeye ziyaretiyle gündemimize girmiş oldu. 13-14 ekim tarihinde kamuoyuna açıklanan proje 18-19 kasım 2010 tarihinde İspanya nın Lizbon kentinde yapılan Nato zirvesiyle onaylanmış oldu. Projede tehdit oluşturduğu düşünülen füzelere karşı bir kalkan zırhının, kalkan çadırının kurulmasını sağlamak ve füzelerin atılması halinde, erken haber alma tekniği ile koruyucu karşı füzeler fırlatarak, onları havada imha etmeyi başarmak hedeflenmektedir.
ABD ve NATO'daki müttefiklerinin, anlaşmaya yakın oldukları füze savunma sistemi konusu, ABD Başkanı Ronald Reagan dönemine (1981-1989) kadar uzanıyor. "Yıldız Savaşları" olarak da adlandırılan bu proje, ABD'yi bir olası füze saldırısına karşı koruyacak bir sistemin geliştirilmesini amaçlıyordu. Soğuk Savaş’ın sonlarına doğru gidilen bu süreçte Sovyetler Birliği ile bir yarışın başlamasına sebep olunmuştu. Ancak SSCB’nin ekonomik ve teknolojik imkanlarının bu yarışa dayanamaması ve var olan diğer sebeplerle SSCB yıkılmış dolayısıyla da sistem otomotik olarak devreden çıkarılmıştır.

Yıldız Savaşları Projesi o dönemde raflara kaldırılsa da tamamıyla iptal edilmemiştir. Zira bu proje aradan geçen onca süre sonrasında Goerge W. Bush tarafından Füze Kalkanı Projesi olarak gündeme getirilmiştir. Proje başlangıçta Doğu Avrupa’ya konuşlandırılmak istenmiştir. 2005-2008 yılları arasını kapsayan o dönemde olası tehditler sıralamasında İran, Kuzey Kore ve Rusya Federasyonu sayılmakta ancak, görünürde bir tek İran ile Kuzey Kore dillendirilmekte idi. Bu sebeple de Rusya bu projeye olası bütün gücü ile karşı çıkmış ve kendisi için büyük bir tehdit olduğunu ifade etmiştir.
Bu projeye benzer nitelikte olan füze deposu.1962’de, Küba krizi çıktığında, Amerikalılar nükleer başlıklı Jüpiter füzelerini İzmire yerleştirmiştir.
Amerika aslında bu projeyi, yani kendi topraklarını herhangi bir noktadan vurmayı planlayan füzelerin havada imha edilmesini sağlayan projeyi bundan önceki yıllarda tamamlamıştı. Pasifik'ten veya dünyanın herhangi bir noktasından kendi topraklarına gelecek olası füze saldırılarına yönelik imha sistemini kurmuştu. Bush zamanında bu projeyi daha da genişletip Avrupa'ya uzatmaya karar verdiler. Bush, Çek Cumhuriyeti'ne iki büyük radar ve Polonya'ya da bu radarlarla birlikte çalışacak füze vurma sistemlerini entegre etmek istedi. Ancak Rusya buna itiraz etti. Amerika Rusya'yı ikna etmek için "İran'dan gelecek füzeleri imha edeceğiz" dedi fakat Rusya inanmadı. Moskova yönetimi Amerika'ya "Siz bana yakın topraklarda askeri üs kuruyorsunuz" dedi ve bu proje Bush döneminde askıya alındı.


"TEZKERE-MAYIN DÖŞEME-ÇEKİÇ GÜÇ"GİBİ OLAYLARLA İLGİLİ DEĞERLENDİRİLEBİLİR Mİ?
Çekiç güç : Güya Kuzey Irak`taki Kürtleri, Saddam Yönetimi`nden gelecek bir taarruza karşı koruyabilmek ve muhtemel saldırıları önlemek için başta Amerikan, İngiliz, Fransız ve İtalyan olmak üzere, Batılı ülke askerlerinden oluşacak olan askeri birliğin Türkiye`de ve Güneydoğuda yerleştirilmesidir. çekiç kuvvetin Güneydoğuda üslenmesi, perde arkasında Amerika`nın koruyup kışkırttığı herkesçe bilinen, “PKK militanlarına hareket kolaylığı sağlamak ve resmiyet kazandırmak” için olduğu, Doğu ve Güneydoğuda ırkçılık damarını tahrik etmek ve Kürdistan hayalini gerçekleştirmek hevesiyle HEP`i gündemde tutan ve kanlı Diyarbakır olaylarını kışkırtan Amerika ajanları olduğu bilinmektedir.

Mayın temizleme: Irak ve Suriye sınırındaki arazilerin mayın temizlemesi yapılmak üzere 49 yıllığına kiralanmasıdır.Aynı zamanda bu arazinin organik tarıma da açılması söz konusu olmuştur..MAYIN TEMİZLEME ile organik tarım yapmanın farklı işler olduğu gerekçesiyle DANIŞTAY tarafından iptal edilen düzenlemede herhangi bir değişiklik yapmayarak kararında direten Hükümet; Danıştay kararına rağmen 'mayın temizleme ile organik tarımı' aynı firmanın yapmasını istemiş ve bu antlaşmayı İsraille yapmıştır. Mayın temizleme olayına birçok değişik grup sahip çıkmaya veya elde etmeye çalışmıştır. İşin en garip yanı ise ellerinde bu konuda en son teknolojiye sahip olan ve her türlü imkanı bulunan ve bu mayınların haritalarına da sahip olan askeriyenin, bu konu ile ilişkisi kesilmiş bulunmaktadır. herkesten ve her kurumdan daha ucuza ve daha iyi bir şekilde bu temizleme işini gerçekleştirebilecekleri halde Genelkurmaya bu görev tevdi edilmememiştir.

Mayınlı arazi en az 350,000 dönüm olup, buna Ceylanpınar ve diğer devlet çiftlikleri de eklenince söz konusu kiralanacak arazi yaklaşık 650,000 dönüm araziye çıkmaktadır. Nerede ise kabaca KKTC toprakları kadar bir yer.
- Bu topraklar yarım asırlık bir dönem için (49 yıl) başka bir devleti beslemek üzere tarıma açılacaktır. İlaveten içinden (büyük ihtimalle) petrol çıkarsa, bunun da kullanma ve işletme hakları kiralayan devletin veya firmaların olacaktır.

Tezkere: 1 Mart tezkeresi, Irak krizi konusunda hükümet tarafından 25 Şubat 2003'de TBMM'ye sunulan ve tam adı "Türk Silahlı Kuvvetleri'nin yabancı ülkelere gönderilmesi ve yabancı silahlı kuvvetlerin Türkiye'de bulunması için Hükümet'e yetki verilmesine ilişkin başbakanlık tezkeresi" olan tezkeredir. Nitekim tezkerenin meclisden geçmemiş olmasına rağmen asker gönderilmiş ve ,Türkiye üsleri açılmış ve Irak’a 4000 sorti yapılmıştır. Ve savunma bakanı Vecdi gönül bu bilgiyi doğrulamıştır.

Bu meselelerle füze kalkanına zemin hazırlanmış ve Türkiyenin ABD için neler yapabileceği,halkın nasıl ikna edileceği gözlemlenmiştir. Yine mayın ,tezkere ve çekiç güçle füzenin reddini devlet bazında imkansızlaştırmak istenmiştir. Türkiye geri dönülmez bir yola girdiği için öncesinde kabul etmiş olduğu bu yasalar kendi kendisine kurduğu bir tuzak gibi işlemiştir.

BU OLAYLARIN(TEZKERE-MAYIN...) KARARLARI NASIL ALINMIŞTI?SİYASİ-ASKERİ BASKILARLA MI?BAŞKA ETKİLERLE Mİ?NE TÜR BASKILAR?NE TÜR ETKİLER?
Çekiç güç: baş yetkililer "uçakların hepsinde Türk pilotu var. Her şey bilgimiz ve iznimizle oluyor" gibi beyanatlarla halkımız oyalanmış ve avutulmuştur..Halbuki bugüne kadar Çekiç Güçte ne kadar uçak ve silah var, kaç tane asker bulunuyor ve ne iş yapıyorlar? sorularının cevabı bile verilememiştir.... Güya Devlet sırrıymış..

Yine Erdoğan, tezkere geçse de geçmese de ABD’nin harekatta kararlı olduğunu belirterek, Türkiye’nin 2003 yılı içinde 73 milyar dolar borç ödemesi olduğunu söyledi ve tezkerenin çıkmaması halinde Türkiye’nin ekonomik olarak çok sıkıntıya gireceğini ifade etti.
Erdoğan, Gül ve bakanların baskısına rağmen 1 Mart tezkeresine ‘hayır’ diyen milletvekilleri, 22 Temmuz seçiminde aday gösterilmediler.
Tezkereye ‘evet’ denmesini isteyen Erdoğan “Her zaman ‘hayır’da hayır yoktur. Rahat olun, gelişmeler kontrolümüzde’ dedi. (Hatta Erdoğan’ın “Tezkereye hayır diyen, bana hayır demiş olur”… “Tezkere geçmezse memur maaşlarını ödeyemeyiz” dediği ifade edildi.)
23. Devlet Bakanı Ali Babacan, Milli Savunma Bakanı Vecdi Gönül ve Dışişleri Bakanı Yaşar Yakış, tezkerenin yararlarını sıraladı: “ABD ile her platformda stratejik ortaklığımız artarak gelişir.”
(Irak’a ve Iraklılara yapılanlar da mı?)24. AKP önderleri tezkerenin geçmemesi durumunda olacakları da hatırlattılar:
“Tezkereyi reddetmemiz Müslüman ülkelerden destek bulsa da dünyada etkili bir güce sahip olan Yahudi lobisinin desteğini kaybederiz.”

Bu ve bunun gibi bir çok aynılaşmş strateji ile iktidar yapmak istediğini yapmış ancak halkı da bu konuda olayı kabul eder hale getirmiştir. Ön plana çıkan iki yöntemden biri ekonomik sıkıştırmadır. Borcumuz var, maaşları ödemeyiz vs bahanelerle halkın bir kısmını etkilerken ,Kontrol bizde biz istemesek bir çok şeyi yapamazlar edasıyla da bir kahraman havası estirilerek herhangi bir kargaşa olmadığı izlenimi verilmiştir.

FÜZE KALKANI KARARI NASIL ALINDI?SİYASİ-ASKERİ BASKILARLA MI?BAŞKA ETKİLERLE Mİ?NE TÜR BASKILAR?NE TÜR ETKİLER?
Füze kalkanı projesi kabul edilmeden önce yayınlanan bir çok makalede kamuoyu ile paylaşılmadan kabul edilecek söylentileri vardı. Nitekim öylede oldu. Projenin kabulu oldu bittiye getirildi.
İngiltere'de Chatham House töreninde Cumhurbaşkanımıza Yılın Devlet adamı ödülü verilmesi, Başbakanımıza Time dergisi editörlerince Dünyada Yılın Adamı payesi pası atılması hep ayak oyunlarıydı. dış düşman her türlü sıcak havayı oluşturup Lizbon öncesi samimi, kadirşinas ve değerbilir bir atmosfer oluşturmaya çalışmıştı. Yine 22 ekim de Bahçeşehir üniversitesinde Natoya bağlı sivil diplomatlar bir konferans vererek Türkiyenin güvenliğini konuştular.
Kabul öncesinde iktidara yöneltilen sorulara yanıt şartlarımız kabul edilmezse imzalamayız şeklinde olmuştu. Bu da daha önce çekiç güç döneminde devletin “kontrol bizde ,uçaklarda türk pilotları var “ kandırmacasıyla aynı mana taşımaktaydı. Şartlar ise şöyle açıklanmıştı:
1-Proje ABD projesi değil Nato projesi olsun.
2-Füze kalkanı için net bir düşman ismi belirtilmesin.

İsrailin kumanda türkiyede olsun teklifine rağmen başbakan açıklamasında şiddetle kumandanın Natoda olması fikrini savunmuştur. Ancak yinede projeyi seçmenle çok fazla ilişkisi olmayan Abdullah Gül imzalamıştır. Proje kapsamında düşman isminin net olmaması gündem olmuş olabilir ancak Fransa Cumhur başkanının sözleri Natonun düşüncesini yansıtmaktadır:
“Kediye kedi demeyiz . her şeyi kağıda yazacak da değiliz Ancak bu proje İran için hazırlanmıştır.”
Kumandanın natoda olması konusunda halka :”zaten nato üyesi olduğumuz için bize verilmiş bir görevdi bu” anlamında açıklama yapıldı.
Projenin onaylanmasından kısa bir süre sonra ise Abd istihabartının gizli belgeleri olduğu iddia edilen Wikileaks gündemi ile Füze kalkanı yine gündem dışı kalmış ve halka unutturulmaya başlanmıştır.
SIR PERDESİNİ ARALAYAN BİLGİ İSTENMEKTEDİR:İRAN-TC-ABD ARASINDA BİR İŞBİRLİĞİ Mİ VAR?VARSA, BU İŞBİRLİĞİNİ NASIL OKUMALIYIZ?YOKSA ASIL İŞBİRLİĞİ NE ÜZERİNEDİR?

İran dünya üzerinde İslam kimliği ile birlikte Abd ye karşı duran ender ülkelerden biridir hatta beklide tektir. Bazı yorumculara göre Sünni nüfusun İranda artması üzerine ABD nin desteği ile bölgede Şiiler güçlendirilmiş ve görünürde sanki ABD ye karşı gibi gösterilen fakat aslında ABD ile işbirliği yaparak mezhep çatışmasına ve ayrışmasına sebebiyet vermek istenmiştir. Türkiye cumhuriyetinin İran ile ABD ye karşı bir ittifakı söz olamaz ancak diğer ülkeler arası bir çıkar anlaşmasının olup olmadığı muallaktır.

1.BU KONUNUN, İÇ POLİTİKA AÇISINDAN OLUMLU TARAFLARI NELERDİR?
Neyin tam olarak Türkiye lehine olduğu veya bu füze kalkanının Türkiye'ye yararları hiç bir resmi ağız tarafından açıklanmamıştır.
Görünürde olumlu sayılabilecek bir yön yoktur. Borçlanmanın had safhasını yaşarken birde Füze kalkanı için bütçe ayıracak olmamız iç politikaya olumlu yansıyan hiçbir görüntütnün olmadığı göstermektedir.

2.BU KONUNUN İÇ POLİTİKA AÇISINDAN OLUMSUZ TARAFLARI NELERDİR?
-Sistem çok kapsamlı bir oluşumdur. Uzaydaki uydularla ve havada uçan bilgisayar uzay araç ve uçaklarıyla birleştirildiğinde çok büyük bir enerji akımı sağlayabilecektir. Manyetik alanlar oluşturabilecek, enerji akımları oluşturabilecek, micro dalgalar kansere, özürlü doğumlara ve kısırlığa yol açabilecektir. Enerji akımları yer yer iklimi, tarımı, meteorolojiyi, deprem faylarını tetikleyecektir.

-Max kullanımda Internet broadband ve hatta bigband kapasitesini yutabilecek. 3G (4G, gelecekte 5G) wireless iletişimi imkansızlaştırabilecektir. Dış düşmanca suni bir saldırı uyarısı verilip sistem maximum teyakkuza geçebilir ve Türkiye'nin sistemleri felç olabilir.

-internet çökünce hertürlü Silahlı Kuvvetler aracı zarar görecektir. Polis MOBESA kameraları, sınır karakolları kameraları terörü engellemek için izlenemeyecektir

-Türkiye ve komşuları Big Brother House gibi uzaydan görsel izlenecek ve zihinler yönlendirilebilecektir...

-Rusya ve İran'ın savunma sistemleri bile etkilenecek. Onlar da bizlerle kısmen aynı internet uydularını kullandığından onların da interneti çökebilecek ve sistemlerine hackerlar girebilecektir. Sistem çok güçlü olacaktır, normal çalışan her türlü sistemi etkileyebilecektir.

-ASELSAN'da zihin yönlendirmesiyle intihara sürüklenen 3 Türk mühendisin başına gelenler daha geniş kitlelerin başına gelebilir. ASELSAN'da zihin yönlendirmesiyle intihar ettirilen 3 mühendis bir savaş uçağından diğer savaş uçağının otomatik komutasını wireless internet yoluyla ele geçirme teknolojisini geliştirmişti. Dış düşman bu teknolojiyi bizden çalıp halihazırda geliştirmiş olabilir. Füze Kalkanı projesi sayesinde dış düşman bu teknolijiyi daha geniş kapsamalı kullanmak isteyebilir. Sadece savunma sistemleri değil her türlü internet ve electronik bazlı sistemi kendi komutasına alabilir.

-Baz istasyonu çevresindeki askeri personel ve yerleşim birimlerindeki sivil nüfusumuz aşırı doz radyasyona maruz kalabilir... Beyin tümör ve kanser hastalıkları artabilir. Hasarlı bebek doğumları artabilir.. Biyolojik savaş gibi bio-sibernetik savaş oyunları oynanabilir...

- Savunma füzeleri nükleer füzeleri vurunca radyoaktif serpinti ülkemiz atmosferinde yayılacak ve yağmurla içme suyuna ve toprağa karışacaktır ve tarıma Çernobil etkisi yapacaktır

-Türkiye kara savaşı tehlikesi anında Irak ve Suriye sınırına (ABD İsrail PKK operasonuna karşı) yeniden mayın koysa da yeni mayınlar imalatta barcod taşıdığından uzaydan füze kalkanı sistemi yardımıyla sanki MARKET kasiyeri gibi uydularla tespit edilip düşman tarafından patlatılabilecektir ve sınırlara dış askeri güç kolaylıkla yaklaşacaktır. Temizlenen eski mayınlarda barcode yoktu, füze kalkanı sistemi ile tespit edilemezdi! Türkiye'nin uzaydan tespit edilemeyecek malzemeden (mesela plastikten), barcodsuz, ve elektronic aksamsız mayın üretmesi zaruridir...


3.BU KONUNUN DIŞ POLİTİKA AÇISINDAN FIRSATLARI NELERDİR?

Nato için alınan olumlu bir karar Türkiyenin Abd-nato ilişkilerini kuvvetlendirecektir. (Ancak bunun olumlu bir fırsat olması hiç de gerçekçi değildir.)

4.BU KONUNUN DIŞ POLİTİKA AÇISINDAN TEHDİTLERİ NELERDİR?

İran Türkiye’nin bir NATO üyesi olduğunu bilmektedir. Zaten kendi içinde muhalif kesimden “Türkiye’nin yüzü batıya dönüktür. Bu nedenle ilişkimiz nereye kadar gidebilecektir. Bir noktada Türkiye batı ile birlikte hareket etmek zorunda kalacak ve çatışma kaçınılmaz olacaktır” sesleri yükselmektedir. Yani İran Türkiye’ye mesafeli bir güven duyulmaktadır. Türkiye NATO ile birlikte hareket etmesi halinde İran’ın reaksiyon göstermesi kaçınılmaz olacaktır. Hemen doğal gaz musluklarının kesilmesi yoluna gidileceğinden kimsenin şüphesi olmamalıdır. Nitekim bugünlerde gündeme gelen füze kalkanı konusuna istinaden İran hemen reaktif davranmış ve Türkiye’ye ulaşımı sağlayan doğal gaz tesislerini bakıma aldığını açıklamıştır

NATO Füze Savunma Sistemi (FÜZE KALKANI) projesi, Türkiyeye sokulmak istenen bir elektronik TRUVA ATIDIR... Ülkeye karşı sinsi bir SİBER TERÖR HAREKATIDIR..
İran ve Rusya muhtemel füze savaşında dengeyi sağlamayı kaybedecek olmanın kaygısının yanısıra, kendi iletişim ve bilgisayar sistemlerine hacker tehlikesi yaratacağı için bu füze kalkanı sistemlerini yok etmek isteyecek ülkemize saldırı yapabilecektir. Yani ister istemez aramız bozulacaktır... Siber tehlikeyi yakınlarında istemeyeceklerdir... Siber tehlike ülkeler için atom bombasından daha büyük tehlikedir, çünkü kendilerinin atom füze sistemleri de etkilenecek ve kendileri kendilerine atom atılmaması için caydırıcılığı kaybedecektir...

Füzelerin cinsi pac3 tür. Bu füzelerin menzilinin 15-45 km arası olduğu söylenmektedir. Ancak şahap füzelerinin menzili 2000 dir. Bu orantısızlık dikkati çekmektedir. Bazı yazarlara göre Türkiye kürt-türk devleti olarak ikiye ayrıldıktan sonra birbirlerini vuracakları bir silah olacaktır füze kalkanı.

Sınır komşularımızla münasebetlerimiz gerginleşerek bölgede yalnızlaşmamız muhtemel olacaktır.

FÜZE KALKANINA DAİR YAPTIĞIM ARAŞTIRMA ANALİZ ÇALIŞMASI
__________________


Bu bir "meydan muharebesidir".Kimsenin tribünden seyretmeye hakkı yoktur.
Prof. Dr. Necmettin ERBAKAN


[Üye Olmadan Linkleri Göremezsiniz. Üye Olmak için TIKLAYIN...]
"Gücümüzü hayra kullanma şuuru ver. . .
S
en tasayı gideren ,kederi def edip gönlü ferahlatansın. . . Amin" (Y_M)


"Arkadaşlar 'Belh'i hala unutmamış...
M e ğ e r . . ."



Liderlere pirdir benim Lider'im...

C.n.f.r.z.
View ribat reisesi'in Fotoğraf Albümü  
Digg this Post!Add Post to del.icio.usBookmark Post in TechnoratiFurl this Post!
Alıntı ile Cevapla
Bu mesaj için ribat reisesi kullanıcısına teşekkür eden 3 üyemiz:
Adige Abzakh (12.09.11), Alemdâr-ı İslâm (10.09.11), hadid (10.09.11)
Cevapla

Etiket
füze, kalkanı, pprojesinin, tehlikeleri

Seçenekler
Stil

Yetkileriniz
Yeni Mesaj yazma yetkiniz Aktif değil dir.
Mesajlara Cevap verme yetkiniz aktif değil dir.
Eklenti ekleme yetkiniz Aktif değil dir.
Kendi Mesajınızı değiştirme yetkiniz Aktif değildir dir.

BB-Code Açık.
Smileler Açık
[IMG] Kodları Açık
HTML-Kodları Kapalı.
Trackbacks are Açık
Pingbacks are Açık
Refbacks are Açık


Benzer Konular
Konu Konuyu Başlatan Forum Cevaplar Son Mesaj
Füze kalkanı koynumuza bırakılmış bomba ZafeR SAADET PARTİSİ 0 30.11.10 09:57
SP'den 'Füze kalkanı' PROTESTOSU ZafeR Teşkilat Haberleri 2 27.11.10 17:13
Füze Kalkanı bir ABD projesidir tuncay bektaş Saadet Kadın Kolları 1 25.11.10 12:04
Füze kalkanı ve kurban Adige Abzakh Mahmut Toptaş 0 22.11.10 09:44
Füze Kalkanı Adige Abzakh MGFORUM GÜNDEMİ 2 20.11.10 11:28

Bütün Zaman Ayarları WEZ +2 olarak düzenlenmiştir. Şu Anki Saat: 06:47 .

SİSTEM BİLGİLERİ ÖNEMLİ BİLGİLENDİRME
Powered by vBulletin® Version 3.8.6
Copyright ©2000 - 2012, Jelsoft Enterprises Ltd.
Content Relevant URLs by vBSEO 3.5.0 RC2
www.milligorusforum.biz
Kuruluş Tarihi : 10 Ağustos 2008
Site içerisindeki materyaller kaynak gösterilmeden kullanılamaz,dağıtılamaz.

milligorusforum.net/biz/org sitemiz bir forum sitesi olduğu için kullanıcılar her türlü görüşlerini onay almaksızın anında siteye yazabilmektedir.Bu yazılardan dolayı doğabilecek her türlü sorumluluk yazan kullanıcıya aittir.Sitemizde yasalara aykırı herhangi bir materyal bulursanız iletisim@milligorusforum.biz e-mail adresimize bildirirseniz,şikayetiniz incelendikten sonra en kısa sürede gereken yapılacaktır.