| Konular: 50,305 | Mesajlar: 311,871 | Üyeler: 10,668 | Online: 174 | Elhamdülillah...



Geri git   Milli Görüş Forum GÜNCEL » MİLLİ GAZETE » Dç. Dr. Oya Akgönenç »

Cevapla
 
Konuyu Sosyal Paylaşım sitelerinde Paylaşın LinkBack Seçenekler Stil
Alt 06.10.11, 10:28   #1
Adige Abzakh - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
 
Derecesi :
Grubu : İnadına ERBAKAN.....
Üye No : 2406
Üyelik tarihi : 05-02-2009
Nereden : kafkasya
Konuları : 3010
Mesajlar : 10,206
Teşekkürleri: 8,630
5,430 mesajına 10,723 kere teşekkür edildi.
Tecrübe Puanı: 10 Adige Abzakh is on a distinguished road
Son Aktivitesi : 01.05.12
Durumu : Status: Offline

Exclamation Kıbrıs etrafında kızışmakta olan petrol ve güç mücadelesi


Kıbrıs etrafında kızışmakta olan petrol ve güç mücadelesi

Türkiye, Doğu Akdeniz'de büyük bir enerji, ekonomik çıkar ve politik güç mücadelesine hazır olmalıdır.

Ortadoğu bölgesi Basra Körfezi'nden, Libya çöllerine kadar kocaman bir petrol denizi üstünde yer alan bir bölge olarak da tarif edilebilir. Petrol ve doğalgaz bugün sanayileşmiş devletlerin en büyük enerji ihtiyaçları arasında olup, onlarla, diğer devletler arasındaki siyasi ve ekonomik ilişkileri belirleyen, etkileyen en önemli faktörler arasında bulunmaktadır.

Sanayisi ve askeri gücü üstün olan devletler, sanayilerinin gücünü idame ettirmek ve ulaştıkları rahat yaşam standardını devam ettirebilmek için her türlü enerji kaynaklarına ( o yıllarda kömür ve demir yataklarına) ulaşım ve kullanımı garantiye almayı hedef edinmişlerdir. Ondokuzuncu ve yirminci yüz yıllarda savaşların çoğu bu amaçlara yönelik olmuştur. Aynı şekilde 21. yüzyılın sömürgecilik politikaları'nın ana hedefi de, dünya enerji kaynaklarına sahip olmak ve kontrol etmek üzerinde şekillenmektedir. Bu sefer aranan metalar petrol ve doğalgazdır.

Diğer yüzyıllardan farklı olan husus saldırı metot ve kullanılan sebeplerin farklı olmasıdır. Eskiden tek devlet ( genelde sanayide ileri ve güçlü savaş kaynakları olan bir devlet), kaynakları bol ama askeri gücü az olan devletlere saldırır ve onun toprak ve kaynaklarını ele geçirerek, kendi kullanımına hasrederdi. Şimdi ise ya birkaç devlet birlikte, farklı sebepler kullanarak müdahaleye kalkmaktadırlar veya kollektif karar mekanizmasını yani Birleşmiş Milletleri (BM) kullanarak, hedeflerine ulaşma yolları aramaktadırlar.

Bu değişimin en iyi örnekleri 2003'ten bu yana işgal altında olan Irak ve Afganistan olarak gösterilebilir. Son altı ay içinde de bu listeye Libya da katılmıştır. Anlatılan tarzda, kollektif bir müdahale ile Fransa, İngiltere, İtalya ve diğer Avrupa devletleri Libya'ya sadece bazı bölgelerin halkının ayaklanması ve onlara yardım bahanesi ile saldırıya geçmişlerdir. Kısa bir süre sonra NATO vasıtası ile ABD de bu saldırılara müdahil olmuştur. Akdeniz sahilleri, hızla çatışma alanlarına dönüşmektedir.

Kıbrıs'ın durumu

Kıbrıs problemi, yıllardır devam eden ve bir türlü bitirilmek istenmeyen bir çatışma ve gerginlik kaynağıdır. Bu konuda bazı kritik hususları hatırlatmakta yarar vardır:

- Son yıllarda genel olarak, birbirinden din, kültür, örf ve adet açısından farklı olan grupların arasında çıkan çatışmalar da, uluslararası toplum devreye girip, onların ayrılmasına yardımcı olmakta ve hatta teşvik etmektedir. (En son örnek Sudan'ın ikiye bölünmesi ve diğer devletlerin tutumudur). Ayrılan parçaları, kısa zamanda ayrı bireyler (devletçikler) olarak tanımaktadırlar.

- Kıbrıs olayında ise bu teamülün tam tersi uygulanmaktadır. Yani Kıbrıs'ta birlikte yaşamayacakları kesin olarak bilinen ve defalarca birbirleri ile çatışmış olan iki kesim (Türk ve Rum kesimleri), son 37 yıldır ayrı üniteler şeklinde yaşamakta olup, bu süre içinde hiç bir çatışma yaşanmamıştır. Bu durum ve gerçeğe rağmen, aynı uluslararası toplumun üyeleri, Kıbrıs'taki mevcut iki kesimi tek bir bütün haline getirmek için çaba göstermekte olup, zaten ayrı yaşayan, gerçekte bir devlet olarak var olan, Türk kesimini tanımamakta ısrar etmektedir.

- Kıbrıs Rumları, 1960'larda Türklerin ve Rumların birlikte kurmuş olduğu Kıbrıs Cumhuriyeti'ni bizzat kendileri, askeri darbe yaparak, yıkmışlar, adada Türklere karşı defalarca savaş açmışlar ve katliamlar yapmışlardır. Buna rağmen, ortadan kalkmış olan cumhuriyetin adını yani "Kıbrıs Cumhuriyeti" adını kendileri için kullanmaya devam etmektedirler. Dünya devletlerinden ve Avrupa'dan Kıbrıs'ın tümü için gönderilen yardımları sadece Rum kesimi için kullanmaktadırlar. Bu hak gaspından da hiç bir utanç duymamaktadırlar.

- Darbe yapıp, tüm kanunları ihlal eden kendileri ( Rumlar ) olmasına rağmen, uluslararası anlaşma kurallarına uygun hareket eden ve "garantör devlet olarak" hak ve yetkilerini kullanan Türkiye'nin adada asker bulundurmasını ise "istila" veya "işgal" olarak niteleyerek her yerde yanlış beyanlara dayanan kulis çalışmaları yapmaya devam etmektedirler.

Yeni tehlikeli gelişmeler

- 2010 ve 2011 içinde Akdeniz kıyı ülkeleri arasında bir anlaşmalar trafiği gözlenmiştir. Bunlara değinmek gerekir. Yunanistan, Mısırla; İsrail ve Lübnan'la ekonomik işbirliği anlaşmaları yapmıştır. İsrail ilaveten Kıbrıs Rum tarafı ile de savunma ve ekonomik işbirliği anlaşması yapmış bulunmaktadır.

- Rum kesimi ayrıca Mısır ve Lübnan'la da anlaşmalar yapmışlardır.

- Bu anlaşmalar arasında özellikle Doğu Akdeniz'de petrol ve doğalgaz aramak üzere yapılan enerji- arama anlaşmaları büyük önem taşımaktadır.

- Yukarıda anlatıldığı gibi hala "Kıbrıs Cumhuriyeti" adını kullanmaya devam eden Güney Kıbrıs Rum Kesimi (GKRK), Kıbrıs adasının çevresindeki tüm denizde, gaz ve petrol arayacağını ilan etmiştir. Yani, Türk tarafını ve Türk haklarını hiçe sayarak Kıbrıs'ın kuzeyindeki denizde de petrol arama hakkı olduğunu iddia etmiş bulunmaktadır.

- Petrol ve doğalgaz aramak için büyük bir Amerikan Petrol arama şirketi ile anlaşmış ve bu aramalara kendi tarafında başlamış bulunmaktadır.

- İsrail de bu konuda Rumlara yardım edeceklerini, icap ettiği takdirde bu arama çalışmalarını hem gemileri ile hem de havadan uçakları ile koruyacaklarını ilan etmişlerdir.

- Bunlara karşı Türkiye de, Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti ile (KKTC) bir arama anlaşması yaparak hem deniz, hem kıta sahanlığı aramaları üzerinde anlaşmaya varmıştır.

- Türk sismik araştırma gemisi, keşif çalışmalarına başlamıştır. Türk deniz kuvvetleri de bu çalışmaları yapan gemiye destek ve koruma vermek üzere denize açılmış bulunmaktadır.

- Türkiye kendi kıyılarının, kendi payına düşen ortay hatların (petrol arama sahaları) ve KKTC etrafındaki denizlerde yapılacak bütün araştırmaları gözaltında bulunduracağını ve o alanlarda herhangi bir müdahaleye izin vermeyeceğini duyurmuş ve ihlal durumunda mutlak gereken cevabı vereceğini ilan etmiştir.

- Buna karşın Rumlar derhal Birleşmiş Milletler' de Türkleri "sertlikle" suçlayarak bu tutumu "şikâyet" etmişlerdir.

- İsrail derhal Rum gemilerini kendi gemileri ve helikopterleri ile koruyacağını ilan etmiştir.

- Yunanlılar da şikâyet mercileri bularak bu konuda kendilerine düşeni yapmışlardır. Bu arada Ermenistan'la da dostluk ve ekonomik işbirliği anlaşması imzalamışlardır.

- Sadece Rum kesimi başkanı Hristofyas icap ederse bulunan petrolden Türklere de pay verilebileceğini bir basın toplantısında dile getirmişse de, aşırı sağ partiler derhal saldırıya geçerek, böyle bir şeyin söz konusu bile olamayacağını yüksek sesle ifade etmişlerdir.

Yalnız ne var ki yukarıda anlatılanlar, esas büyük güç mücadelesinin sadece küçük bir kısmını kapsamış olup, yaklaşmakta olan fırtınanın, öncü rüzgârları olarak algılanmalıdır. Söz konusu olan petrol ve doğalgaz rezervi son derece büyük ve zengin bir alanı kapsamaktadır. Burada 7.1 milyar varil petrolün varlığından söz edilmektedir

Dolayısı ile Türkiye, Doğu Akdeniz'de büyük bir enerji, ekonomik çıkar ve politik güç mücadelesine hazır olmalıdır.
__________________

HAKKA HİZMET YOLUNDA İNANÇLI KADROLAR OMUZ OMUZA !

Girmeden tefrika bir millete düşman giremez
Toplu attıkça sineler, onu top sindiremez...
View Adige Abzakh'in Fotoğraf Albümü  
Digg this Post!Add Post to del.icio.usBookmark Post in TechnoratiFurl this Post!
Alıntı ile Cevapla
Bu mesaj için Adige Abzakh kullanıcısına teşekkür edenler:
MillîGenclik (06.10.11)
Cevapla

Seçenekler
Stil

Yetkileriniz
Yeni Mesaj yazma yetkiniz Aktif değil dir.
Mesajlara Cevap verme yetkiniz aktif değil dir.
Eklenti ekleme yetkiniz Aktif değil dir.
Kendi Mesajınızı değiştirme yetkiniz Aktif değildir dir.

BB-Code Açık.
Smileler Açık
[IMG] Kodları Açık
HTML-Kodları Kapalı.
Trackbacks are Açık
Pingbacks are Açık
Refbacks are Açık


Benzer Konular
Konu Konuyu Başlatan Forum Cevaplar Son Mesaj
Bush -PETROL- LADİN Adige Abzakh SERBEST KÜRSÜ 1 25.05.10 14:35
Tasavvuf Figürünün Etrafında Neden Toplanmalıyız?-Fatih Çıtlak Vukuf-i Kalbi MGForum Özel Videolar 3 28.10.09 14:13
II.Abdülhamid’in Petrol Haritası Abdülhamit Osmanlı Tarihi 0 19.10.09 10:46
Geleneksel olan, birleştirir; modern olan, farklılaştırır el Büğdüzi TARTIŞ-YORUM 2 01.10.09 22:27

Bütün Zaman Ayarları WEZ +2 olarak düzenlenmiştir. Şu Anki Saat: 06:48 .

SİSTEM BİLGİLERİ ÖNEMLİ BİLGİLENDİRME
Powered by vBulletin® Version 3.8.6
Copyright ©2000 - 2012, Jelsoft Enterprises Ltd.
Content Relevant URLs by vBSEO 3.5.0 RC2
www.milligorusforum.biz
Kuruluş Tarihi : 10 Ağustos 2008
Site içerisindeki materyaller kaynak gösterilmeden kullanılamaz,dağıtılamaz.

milligorusforum.net/biz/org sitemiz bir forum sitesi olduğu için kullanıcılar her türlü görüşlerini onay almaksızın anında siteye yazabilmektedir.Bu yazılardan dolayı doğabilecek her türlü sorumluluk yazan kullanıcıya aittir.Sitemizde yasalara aykırı herhangi bir materyal bulursanız iletisim@milligorusforum.biz e-mail adresimize bildirirseniz,şikayetiniz incelendikten sonra en kısa sürede gereken yapılacaktır.