| Konular: 50,305 | Mesajlar: 311,871 | Üyeler: 10,668 | Online: 175 | Elhamdülillah...



Geri git   Milli Görüş Forum GÜNCEL » MİLLİ GAZETE » Dç. Dr. Oya Akgönenç »

Cevapla
 
Konuyu Sosyal Paylaşım sitelerinde Paylaşın LinkBack Seçenekler Stil
Alt 16.11.11, 15:05   #1
Adige Abzakh - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
 
Derecesi :
Grubu : İnadına ERBAKAN.....
Üye No : 2406
Üyelik tarihi : 05-02-2009
Nereden : kafkasya
Konuları : 3010
Mesajlar : 10,206
Teşekkürleri: 8,630
5,430 mesajına 10,723 kere teşekkür edildi.
Tecrübe Puanı: 10 Adige Abzakh is on a distinguished road
Son Aktivitesi : 01.05.12
Durumu : Status: Offline

Exclamation Avrupa ekonomik krizi ve stratejik dengelere etkisi


Avrupa ekonomik krizi ve stratejik dengelere etkisi

Avrupa sarsılırken:
Dünya Arap Baharı ve onun getirdiği dalgalanmalarla meşgulken, onun etrafında ki coğrafi bölgelerde oluşan stratejik değişiklikleri yeterince analiz edemedi. Halbuki, Aynı dönemlerde ve hatta az öncesinden itibaren, Avrupa devletlerinin ekonomik ve sosyal yapısında tehlikeli gelişimler başlamış olup, Avrupa devletlerinin dış stratejileri de bunlara paralel olarak değişmeye başlamıştı.
Libya'daki halk hareketlerinin garip bir şekilde aniden Bengazi'de başlayıp, gelişmesi ile Fransa, İngiltere ve İtalya'nın Libya'ya karşı uyguladıkları saldırgan tutum ve bu ülkeye silahlı müdahaleleri, nedense uluslararası toplumca yeterince sorgulanmadı. Böylece Avrupa devletlerinin dış politika ve stratejilerindeki tehlikeli değişimler gözden kaçmış oldu.
Avrupa devletleri son aylarda kritik bir ekonomik dönem içinden geçmektedirler. Özellikle, AB ülkeleri arasında Kuzey ve Güney farkı ortaya çıkmış olup, Avro, merkez ve çeper ülkeler arasında farklı uygulamalar sebebi ile dalgalanmalar ve sarsıntılara maruz kalmıştır.
Avrupa ülkelerinin hayal ettiği üstün yaşam seviyesi adeta hızla kademe kaybetmiş ve AB ülkeleri arasında adı konmayan sınıflar ve yaşam farkları ortaya çıkmış bulunmaktadır. Görünüşe göre şu anda 3 gruptan bahsetmek mümkündür. Bunlar açıkça telaffuz edilmese bile:
* Sağlam Avro kullanımlı ekonomileri ile güçlü, merkez devletler (Almanya, Hollanda, Belçika, Danimarka, Avusturya, İsveç, Finlandiya gibi. Bunlar 7 tane kalmıştır) (Fransa burada olması gerekirken, şu sıralarda özellikle bankacılık sektöründe sıkıntı yaşamaktadır)
* Avro kullanımında zorlanan, ekonomomik disiplinleri zayıf çevre ülkeler
(Yunanistan, Italya, Irlanda, İspanya, Portekiz gibi. Bunlar 10 tane kadardır)
* Özellikle son genişlemede AB'ye katılan eski Sovyet devletleri ile Güney Kıbrıs ne olacağı belli olmayan bir durum içinde bulunmakta ve ikinci grubun civarında kabul edilmektedir. Bunlar da 10 kadar ülkedir.
Bu gelişmeler, Türkiye içinde, AB'ye üye olmayı adeta bir "medeniyet projesi" olarak kabul edenler veya "biz ancak onların baskısı ile kendimize çeki düzen verebiliriz" diyenler için hayli büyük bir hayal kırıklığına sebep olmaktadır. Ne var ki gerçek bu yönde şekillenmektedir.
Uygulanan stratejiler:
Yunanistan tam bir iflas durumunda olduğu halde, halkının büyük çoğuğunluğu hükümetin "kemer sıkma" politikalarına karşı ayaklanmış ve sokaklara protesto için dökülmüş, greve gitmiştir. Bu tutumlarda her şeyden önce alışılmış olan yaşam tarzı ve alışkanlıklar etken olmuştur denebilir. AB fonlarından gelen bol kaynaklar rahatça kullanılırak ve az çalışıp, çok keyf ederek yaşanan bir hayatın getirdiği alışkanlıkları bozmak pek de kolay olmamaktadır. Sonunda Yunanistan, çaresiz kalıp, AB merkez bankasından deneyimli bir iktisatçıya hükümeti teslim ederek kurtuluş yolu aramıştır. Alacaklı durumda olan bir çok Avrupa devleti, Yunan borçlarının büyük bir kısmını silmeye razı olmuşlardır. Acaba, durum başka ve borçlu olanlar başka devletler olsaydı, benzer bir tolerans gösterilir miydı? (Bir bakıma, Yunanistan Rönasans ve Reform dönemlerinden kalma bir kültürel hayranlık mirasının getirilerinden hâlâ yararlanmaktadır.)
Diğer taraftan oldukça kritik bir duruma giren Kıbrıs Rum Kesimi de akılcı bir strateji kullanarak, Rusya Federasyonu'ndan yardım kredisi elde etmeyi başarmıştır. 8 milyar Avroluk kredi onaylanmış olup. Nasıl ödeneceğini görmek enteresan olacaktır. (Kıbrıs etrafındaki petrol ve doğalgaz aramaları konusunda kopartılan fırtınanın sebep ve etkenleri de böylece ortaya çıkmış bulunmaktadır.)
İtalya, bütün güçlü sanayi temeline rağmen, finans kurumlarını iyi kontrol edememesi ve yine yaşam tarzının verdiği dikkatsiz tutumlar içinde yönettiği ekonomisi ile çökecek duruma gelmiştir. Neticede, İtalya hükümeti de AB merkez bankasından, tahviller ve bankacılık kontrolü ve gümrük işlemleri üzerinde uzman olan bir kimseyi iş başına getirerek, kaderini ona teslim etmiştir.
Kısacası hem Yunanistan ve hem de İtalya'da siyasiler gitmiş, teknokratlar iş başına gelmişlerdir.
Fransa'da tehlike çanları çalmakta ve İngiltere başbakanı, bu Avrupa krizinin kendilerini de çok etkiliyeceği endişesini izhar etmektedir. Fransa, İtalya ve İngiltere'nin neden Libya'ya saldırdıkları böylece daha iyi anlaşılmaktadır. Kaddafi ölmeden, onu devirenlerle, bu ülkelerin büyük petrol ve doğalgaz anlaşmaları imzalamış olmaları da esas maksadın ne olduğunu açıkça ortaya koymaktadır. Avrupa yeni bir sömürgecilik dönemine girmiş bulunmaktadır. Bu durum önümüzdeki aylarda daha da net görülecek ve daha da tehlikeli sonuçlar oluşturacaktır.
Gidişat üstünde uzman görüşleri farklıdır. Birçok uzman Avrupa'nın durumunun sonunda ABD'yi ve Çin'i etkiliyeceği görüşündedir. Diğer bir grup ise yeni bir finans grubunun oluşacağını ve bunun içinde Brezilya ve petrol zengini genç Arap ülkelerin olacağını iddia etmektedirler. Onların da isteği dünya ekonomisinde ve finans kurumlarının işleyişinde daha çok söz sahibi olmak ve saygınlık kazanmaktır. Buna "eski güçlerin" razı olup, olmayacağı veya hangi şartlarda bir uzlaşma noktası bulunacağı yakın bir zamanda ortaya çıkacaktır. Dünya ekonomisi ve ona bağlı olarak siyaseti büyük bir değişim içine girmiş bulunmaktadır.
Kemal Derviş gibi tecrübeli uzmanlar ise, Avrupa krizinin kontrol altına alınabileceğini savunmaktadırlar. Ama verdikleri izahta çok önemli bir husus dikkatlerden kaçmamalıdır. O da Avrupa'daki krizin aşılabilmesi için ülkelerin arasında daha büyük bir entegrasyonun olması gerektiği hususudur. Derviş'in sözleri ile: "Bu çok politik bir soru, teknik ve ekonomik sorunun çok ötesinde asıl soru Avrupa'nın ne ölçüde birleşmek istediği sorusudur...Ortak bir para birimine sahip olunca, ortak bir maliye politikası ve bölgeyi tümüyle koruyan bir Merkez Bankası ve para politikasına ihtiyaç vardır... ve tabii ki ortak para olunca egemenlik de ortak oluyor. Kısacası, Avro bölgesinin ortak parayı bir şekilde ortak egemenliğe çevirmesi gerekiyor. " (işte dikkat edilecek en önemli nokta budur.)
Dönemeç noktası:
Kısacası, Avrupa Birliği içinde birey ülkelerin milli egemenliklerinin ortadan kalkacağı kesinleşmiş gibi görünmektedir. Avrupa'nın yeni stratejileri işte bu nokta etrafında birleşmeye mahkumdur. Ya bu kademeden öteye bir birleşme sağlayacaklar ya da daha derin ekonomik sıkıntılara gömülecekler. Ya birleşecekler ya da gittikçe gevşeyen bir konfederasyon haline gelip, yavaşça dağılacaklar. Dolayısı ile uygulanacak stratejiler dikkatle izlenmelidir.
Türkiye açısından bu stratejilerden hangisi doğrudur diye düşünenlere tek bir soru ile cevap verilebilir. "Milli egemenliğimizi ne kadar kaybetmeye hazırız? Herhangi bir ekonomik kazanç, bir milletin ulusal egemenliğinden vaz geçmesine değer mi ve kaybedilen bağımsızlık tekrar ve nasıl elde edilebilir?"
Bunların cevapları zaten gereken stratejiyi de belirlemeye yetecektir.
__________________

HAKKA HİZMET YOLUNDA İNANÇLI KADROLAR OMUZ OMUZA !

Girmeden tefrika bir millete düşman giremez
Toplu attıkça sineler, onu top sindiremez...
View Adige Abzakh'in Fotoğraf Albümü  
Digg this Post!Add Post to del.icio.usBookmark Post in TechnoratiFurl this Post!
Alıntı ile Cevapla
Bu mesaj için Adige Abzakh kullanıcısına teşekkür eden 2 üyemiz:
Alemdâr-ı İslâm (16.11.11), suvari4060 (16.11.11)
Cevapla

Seçenekler
Stil

Yetkileriniz
Yeni Mesaj yazma yetkiniz Aktif değil dir.
Mesajlara Cevap verme yetkiniz aktif değil dir.
Eklenti ekleme yetkiniz Aktif değil dir.
Kendi Mesajınızı değiştirme yetkiniz Aktif değildir dir.

BB-Code Açık.
Smileler Açık
[IMG] Kodları Açık
HTML-Kodları Kapalı.
Trackbacks are Açık
Pingbacks are Açık
Refbacks are Açık


Benzer Konular
Konu Konuyu Başlatan Forum Cevaplar Son Mesaj
Domino Etkisi mi? Sünnetullah Kaidesi mi? Adige Abzakh Muhittin Yıldırım 0 09.02.11 14:14
İnternetin Çocuk Eğitimine Etkisi Alemdâr-ı İslâm ÂİLE VE ÇOCUK EĞİTİMİ 0 26.11.10 09:34
İran ve Facebook etkisi Alemdâr-ı İslâm MİLLİ GAZETE 0 22.06.09 08:27

Bütün Zaman Ayarları WEZ +2 olarak düzenlenmiştir. Şu Anki Saat: 06:49 .

SİSTEM BİLGİLERİ ÖNEMLİ BİLGİLENDİRME
Powered by vBulletin® Version 3.8.6
Copyright ©2000 - 2012, Jelsoft Enterprises Ltd.
Content Relevant URLs by vBSEO 3.5.0 RC2
www.milligorusforum.biz
Kuruluş Tarihi : 10 Ağustos 2008
Site içerisindeki materyaller kaynak gösterilmeden kullanılamaz,dağıtılamaz.

milligorusforum.net/biz/org sitemiz bir forum sitesi olduğu için kullanıcılar her türlü görüşlerini onay almaksızın anında siteye yazabilmektedir.Bu yazılardan dolayı doğabilecek her türlü sorumluluk yazan kullanıcıya aittir.Sitemizde yasalara aykırı herhangi bir materyal bulursanız iletisim@milligorusforum.biz e-mail adresimize bildirirseniz,şikayetiniz incelendikten sonra en kısa sürede gereken yapılacaktır.