|
| Konular: 50,305 | Mesajlar: 311,871 | Üyeler: 10,668 | Online: 172 | Elhamdülillah...
|
|
|||||||
![]() |
|
|
|
LinkBack | Seçenekler | Stil |
|
|
#1 |
|
Derecesi :
![]() Grubu : Akademi
Üye No : 794
Üyelik tarihi : 12-10-2008
Konuları : 810
Mesajlar : 2,178
Teşekkürleri: 1,457
1,277 mesajına 2,598 kere teşekkür edildi.
Tecrübe Puanı: 6
![]() Son Aktivitesi : Dün
Durumu : Status: Offline
|
RP'nin Gülen Yüzü Fehmi Çalmuk 1996 NİYE BAĞIRDIN ? Milli Gazete muhabiri Hikmet Saatçi anlatıyor: Doğu Anadolu bölgesinde bir seçim gezisindeydik. Bizi bir eve konuk ettiler. Erbakan'ın şoförü, koruması, ben ve iki kişi daha vardı. Erbakan'a bir oda hazırlandı. Bizlere de salonda yer yatağı yapıldı. Yorgunduk. Hemen uyumuşuz. Erbakan Hoca sabah namazına kalkmış, abdest alması için salondan geçmesi lâzımdı. Bizi hiç uyandırmadı ama üstümüzden geçerken şoför Osman'ın ayağına bastı. Şoför Osman bağırarak yerinden fırladı. Baktı ki, Erbakan Hoca karşısında. Erbakan: -Osman ayağına bir şey oldu mu ? diye sordu. Osman "hayır" cevabını verince; Erbakan hemen karşılık verdi: -O zaman niye bu kadar bağırdın ? UZAYLI Erbakan'ın sekreteri Bülent Cengiz anlatıyor: Araç telefonları yeni piyasaya sürülmüştü. Seçim gezilerinde telefonu her yere götürmek zorunda kalıyorduk. Makam arabasının ön koltuğunun önüne koyunca, oturacak az bir yer kalıyordu. Bir gün arabaya iki misafir aldık. Biz üç kişi arka tarafa, Erbakan Hoca ise ön tarafa oturdu. Biraz sonra ön koltuğun önündeki telefon cihazına baktı ve seslendi: -Bülent! Allah aşkına bu uzaylıyı buradan alsana! ULTRAPRİMA RP'nin seçim organizatörü Afi Soylu anlatıyor Bir gün parti Genel Merkezinde oturuyordum. O gece bir kız çocuğu babası olmanın sevincini yaşarken, bir taraftan da uykusuz olduğum için masanın üstüne kafamı koyarak bir ara kestirdim. Bir ara telefon çaldı. Arayan kız kardeşimdi. Bebek için çocuk bezi lazım olduğunu. "Ultra Prima" markasında bez almamı istedi. Nereden, nasıl alacağımı uzun uzadıya sordum. Unutmayayım diye bir not kağıdına çocuk bezininmarkasını yazdım. Aradan biraz zaman geçti. Telefon çaldı. Parti'nin muhasebe müdürünü arıyorlardı. Partinin basılacak evrakları için matbaanın telefonunu verdiler. Bende dalgınlıktan şirketin ismini almayı unuttum ama telefonu "Ultra Prima" ismini not ettiğim kağıdın altına yazmıştım.. Doğruca muhasebe müdürüne bu kağıdı vererek olayı anlattım. Muhasebe Müdürü teşekkür ederek şirketin numarasını çevirdi. -Alo Ultra Prima. Ben Refah Partisi'nden arıyorum!.
__________________
Allah ihmâl etmez, imhâl eder. |
|
|
| Bu mesaj için sina kullanıcısına teşekkür eden 4 üyemiz: |
|
|
#2 |
|
Derecesi :
![]() Grubu : İnadına ERBAKAN.....
Üye No : 2406
Üyelik tarihi : 05-02-2009
Nereden : kafkasya
Konuları : 3010
Mesajlar : 10,206
Teşekkürleri: 8,630
5,430 mesajına 10,723 kere teşekkür edildi.
Tecrübe Puanı: 10
![]() Son Aktivitesi : 01.05.12
Durumu : Status: Offline
|
-Alo Ultra Prima. Ben Refah Partisi'nden arıyorum!. |
|
|
| Bu mesaj için Adige Abzakh kullanıcısına teşekkür eden 2 üyemiz: | Alemdâr-ı İslâm (27.09.11), sina (20.04.10) |
|
|
#3 |
|
Derecesi :
![]() Grubu : Akademi
Üye No : 794
Üyelik tarihi : 12-10-2008
Konuları : 810
Mesajlar : 2,178
Teşekkürleri: 1,457
1,277 mesajına 2,598 kere teşekkür edildi.
Tecrübe Puanı: 6
![]() Son Aktivitesi : Dün
Durumu : Status: Offline
|
GAZOZCU Bülent Cengiz anlatıyor: 1987 seçimleriydi. Erbakan, her zaman ki gibi bir saate yakın süren konuşmasının sonuna geldi. Sıra Anavatan Partisi'nin ekonomik programını eleştirmeye gelmişti. "Bunlar gazozcu. Gazozcu bunlar" diye seslendi. Aradan beş dakika geçmedi, miting alanının arkasında bulunan kahvenin çaycısı eline bir kasa gazoz kapmış geldi. Kürsünün önündeki korumalar çaycının nereye gittiğini sordular. Çaycı: -Duymadınız mı, hocam gazoz istedi. Bende gazoz götürüyorum!. BEN GARİBEM Recai Kutan anlatıyor: Şu anda Anavatan Partisinden Milletvekili olan Agah Oktay Güner ile dostluğum uzun yıllara dayanır. Güner ile tutukevinde bile beraberdik. Güner devamlı olarak sorduğum soruları ya cevapsız bırakıyor yada kaçamak cevaplar veriyordu. Bunun sebebini sorduğumda hemen cevabı yetiştirdi. - "Vallahi ben buraların garibiyem, bilmirem!" Güner bu sözlerin arkasından bir fıkra anlattı: Adamın biri yolda giderken yolu, bellerinde saldırmalar bulunan iki sarhoş tarafından kesilmiş. Sarhoşlar sormuşlar: -Emüce biz aramızda anlaşmazlığa düştük. Sana danışalım, dedik. Şu gökte parlayan ay mıdır, güneş müdür? Adamcağız korku içinde bir ona bir diğerine bakmış, bellerindeki saldırmalara bakarak şöyle demiş: -Vallahi ben buraların garibiyem, bilmirem! KANADI KIRIK TEYYARE RP'nin seçim organizatörü Mustafa Koksal anlatıyor: Seçim gezilerindeydik. Sabahın erken saatinde Erbakan Hoca'nın kaldığı evin önüne geldik. Parti görevlileri toplam 10 kişiyi geçmiyordu. Erbakan kapıda göründü. Hemen yanına doğru gittik. Baktım ki; biri beni engellemeye, itmeye çalışıyor. Döndüm, beni iten Parti'nin idare Amiri Celalettin Güran'dı. Ellerini açmış, 10 kişiden Erbakan Hoca'yı korumaya çalışıyordu. Bu durum Erbakan Hoca'nın gözünden kaçmamış olacak ki, sinirli bir edayla ; -Celalettin neden kanadı kırık teyyare gibi çırpınıp duruyorsun ? GAZ PEDALI Bir parti yöneticisi anlatıyor: Hocam hızı sever. Allah korusun arabayla bir yen: gittiğimizde yüreğim ağzıma gelir. Yine böyle bir yolculuktaydık Yaklaşık 150 kilometre hızla gidiyoruz. Hocam şoför Osman'a seslendi: -Osman arabanın gaz pedalında arıza mı var ? -Hayır Hocam. -O zaman neden hızlı gitmiyorsun ? -Hocam, I50 kilometre hızla gidiyoruz. -Osman bu arabayı yapanlar neden oraya 220 rakamını koymuşlar. Demek ki, bu hızla gidilebiliniyormuş! PİYAZ MI ? PİYİS Mİ ? Bir parti yetkilisi anlatıyor: RP'nin Merkez Karar Yönetim Kurulu Üyeleri arasında Trabzon'lu Dursun Ali Düzenli vardır. Mesleği Mühendislik olan Düzenli konuşurken Karadeniz şivesini aynen yansıtır. Bir gün Trabzon'da Erbakan Hocam ile yemek yiyorduk. Sofraya piyaz geldi. Dursun Ali Düzenli'nin yanında oturan Karadenizli, hemen piyazı övmeye başladı. -Hocam buraların peyezi çok güzel olur. Dursun Ali Düzenli yanlış söylenen piyaz'ın ismini düzeltmeye çalıştı. -Hocam arkadaş "piyiz" demek istedi. NAMAZ BOZULACAK Parti yöneticilerinden biri anlatıyor: MSP'de ve Refah Partisi'nde Sivas" Milletvekili olan Ahmet Arıkan partinin değişik simalarından biriydi. Uzun yıllar Mısır'da kaldı. Şivesi bu nedenle biraz değişikti. Birgün Genel Merkezin yanındaki "Hamidiye Cami"nde namaz kılıyorduk. Ahmet Arıkan da Erbakan Hoca'ya yakın bir yerde namaz kılmaya başladı. Sureleri yüksek sesle okumaya başlayınca bir kaç kişi namazını bozarak arka saflara geçti. Bir ara baktım ki, Hocam beni çağırdı: -Ya şu Arıkan'a söyleyin sureleri alçak sesle okusun. Bize namazı bozduracak ! MERKEZ BİLÜR Refah Partisi'nin organizatörlerinden Ali Soylu anlatıyor. Seçim gezilerinde en önemli olaylardan biri de miting alanının hazırlanmasıdır. Özellikle seçim otobüsü konuşmalar sırasında çok kalabalık oluyor. Bizde doğulu bir genci otobüsün kapısında görevlendirerek gelişi-güzel herkesi içeri almamasını tembihledik. Kapıya partinin MKYK üyesi geldi. Aralarında konuşma, otobüsteki herkesi gülmekten yere sermişti. -Arkadaşım sen burada görevli misin ? -He Babo. . . -Otobüse binebilir miyim ? -Yok babo . . Yasak. -Ama ben partinin MKYK üyesiyim. Yöneticiyim. -Ben bilmem. Merkez bilür babo! KORKU VE TİTREME Erbakan'ın yakın koruması anlatıyor: Bir gün Kayseri'den özel uçak ile Bursa'ya gidecektik. Pilot havanın çok rüzgarlı olduğunu söyleyerek uçuşun riskli olacağını belirtti. Erbakan Hoca her halükârda Bursa'ya gitmeleri gerektiğini söyleyerek bu isteğe karşı çıktı. Uçağa bindik. Hava o kadar rüzgarlıydı ki, uçak kayık gibi bir aşağı bir yukarı sallanıyordu. Uçağı deniz dalgalarıyla boğuşan gemiye benzettim. Hemen bildiğim bütün sureleri okumaya başladım. Habire okuyordum. Bir ara baktım ki Erbakan Hoca bana bakıyor: -Hayrola Mehmet Korkuyor musun? -Hayır Hocam. -Korkmuyorsan ayakların niye titriyor?
__________________
Allah ihmâl etmez, imhâl eder. |
|
|
| Bu mesaj için sina kullanıcısına teşekkür eden 3 üyemiz: |
|
|
#4 |
|
Derecesi :
![]() Grubu : Akademi
Üye No : 794
Üyelik tarihi : 12-10-2008
Konuları : 810
Mesajlar : 2,178
Teşekkürleri: 1,457
1,277 mesajına 2,598 kere teşekkür edildi.
Tecrübe Puanı: 6
![]() Son Aktivitesi : Dün
Durumu : Status: Offline
|
20 KRAVAT RP'nin bir milletvekili anlatıyor. Ahmet Arıkan Sivas Milletvekiliydi. Parti'nin çok değişik bir simasıydı. Bal konusunda yaptığı konuşmalar tüm milletvekilleri arkadaşlarımız tarafından yakinen bilinirdi. Bir ara bal ticareti yaptığı için bu konuda en detaylı bilgi onda vardı Mısır da Ezher Üniversitesinden mezun olduğu için fıkhi konularda bir çok kişi fetva için ona gelirdi. Ahmet Bey'in her tavrı her konuşması ayrı bir güzeldi. Araba sürerken hiç viraj yokmuş zannedersiniz. O kadar hızlı sürerdi ki, arabaya binenin yüreği ağzına gelirdi. Bir ara baktım ki her gün aynı renk kravat takıyor. Merakımı çekti. Bir gün takıldım. -Ahmet Ağbi gel sana bir kravat alalım. Her gün aynı kravatı takıyorsun? -Benim 20 tane kravatım var -Ahmet Bey her gün niye aynı kravatı takıyorsunuz? Değişik değişik taksanıza! Cevabı çok enteresan oldu: -20 dediysek, bu renkten 20 tane kravat yaptırdım. Her gün bir tanesini takıyorum. BALON Partinin organizatörlerinden Mustafa Koksal anlatıyor: Bursa'da, 29 Mayıs İstanbul'un Fethi'nin yıldönümü kutlamalarını yapıyoruz. Çok değişik bir kutlama. Gemi figürleri, Ulubatlı Hasan temsili, her ilden gelen gençlik kortejleri, Hasan Mutlucan konseri daha neler neler. Kutlama'nın gecesi, çok yorulmuştum. "Ankara'yı arayayım, yarın nasıl gelecekler" diye sorayım dedim. Hocamın çalışma bürosunu aradım. Erbakan Hocamızın sekreteri İbrahim Titiz telefona cevap verdi. Ben söze girmeden "Ağbi Hocam sizi istiyordu, iyi ki aradın" diye hemen telefonu Erbakan Hocayı bağladı. Yaptıklarımı teker teker anlattıktan sonra; -Mustafa balonlar hazır mı ? -Ne balonu Hocam ? -Mustafa üç bin balon demiştim. Sabaha hazır olmalı! Bana "tamam" demekten başka bir şey kalmadı. Gecenin O2'sinde teşkilatı ayağa kaldırdık. Bir baloncu bulduk. Bütün teşkilat ağzına balon aldı ve başladı şişirmeye. Bin beş yüz balon şişirmiştik. Fakat balonların uçması için hidrojen gazıyla doldurmamız lazımmış. Ama kimsede ne nefes kaldı ne de derman ? SAAT GERİ KALINCA Yine Mustafa Koksal anlatıyor: Bir seçim gezisi sırasında geceleyin bir il başkanının evine misafir olduk. O gece saatler bir saat geriye alınıyordu Ben Erbakan Hoca'nın yatacağı odadaki çalar saati bir saat geri aldım. Ertesi gün sabah namazından hemen sonra hareket edecektik. Baktık Hocamın odasında kıpırdanma yok. Biraz daha bekledim. Gün ağarmasına az bir süre kaldı. Kapıyı çaldım. -Hocam sabah namazı" diye seslendim. İçeriden çıt yok. Bir daha seslendim. Biraz sonra Hocam kapıyı açtı. -"Hayrola Mustafa" diye sordu. -Hocam sabah namazı geçiyor. -Mustafa saatten haberin var mı senin ? -Hocam saat 04. 30. Hocam bir saate baktı birde bana baktı. -Mustafa sen saati geri aldın mı ? -Evet deyince kafasını sallıyarak fırçayı bastı. -Bende geri aldım. Mustafa sana kırk vurup bir saymak lazım! EVLENECEK MİLLETVEKİLİ ! Gazeteci İbrahim Baha Adalı anlatıyor: MSP'li eski bir milletvekili'nin eşi ölmüştü. Meclis kulisinde onu görüp taziyede bulunduk. Tabi yaşı bir hayli yüksekti. Aradan dört ay geçtikten sonra birgün kuliste oturuyorduk. Yanımızda RP'nin İstanbul Milletvekili Hasan Mezarcı vardı. Bir ara; -Hüseyin Ağabey, artık evlensen iyi olur? Yaşın da epeyce ilerledi. Bu yaşta yalnızlık çok zor olur, dedim. -Hayırlısı. Arıyoruz bakalım, dedi. Hasan Mezarcı söze karıştı ve ; -Hüseyin Bey bizim oralarda bir söz vardır. Evlenirken aman bunlara dikkat et. Alacağın kızın adı olsun Hatça/ Parası çokça/ Aklı kıtça. Hüseyin Bey güldü. -Hasan Bey adını, parasını bırak. Bir bulabilsek! BİLECİK KAYBOLDU Gazeteci İbrahim Baha Adalı anlatıyor: 27 Mart 1995 seçimleri. Helikopter ile Bilecik'e gideceğiz. TRT'deki çekimler dolayısıyla kalkış saatimiz aksadı. Yaklaşık olarak üç saat geç hareket edebildik. Helikopter, Rus yapımı ve büyüktü. Hava yağışlı olduğu için Helikopter yeri görerek gitmek zorundaydı. Yola çıktık. Bilecik yakınlarına vardığımızda sisten dolayı yolu kaybetmiştik. Bilecik sınırları üstünde geziniyorduk. Bir süre geçtikten sonra, Erbakan Hoca korumalarını çağırdı. -Ne oldu Bilecik'e gelemedik mi ? -Hocam pilotlar yolu kaybetmişler. Rotayı çizmeye çalışıyorlar. -Nasıl olur? Koskoca pilotlar yolu nasıl kaybeder? Biraz sonra bir yere inip bulduğumuz köylülere sormayı denediler. Tarife göre biraz daha gittik. Erbakan Hoca havanın kararmasına az bir süre kaldığını belirterek, helikopter şirketinin görevlisini çağırdı. -Niye hâlâ gidemedik? Hocam pilotlar Rus. Buraları bilmiyorlar. Bilecik'i bulamadık. Erbakan Hoca dayanamadı, gülerek: -Desenize Bilecik'i kaybettik, dedi. ÇORUM'UN BUZLARI Gazeteci İbrahim Baha Adalı anlatıyor: RP Çorum il teşkilatı bir lokantada yemek veriyordu Erbakan Hoca soğuk bir şey içmek istedi. Garsonu çağırıp: -"Bize buz getir" dedi. Aradan 45 dakika geçti. Gelen giden yoktu. Biraz sonra bir garson ellerinde muz dolu tabaklar ile geldi. Erbakan Hoca tabaklara gülerek baktı ve şöyle dedi: -Çorum'un buzları böyle oluyor demek! PAHALILIĞI ÖNLEMEK Recai Kutan anlatıyor: 12 Eylülden sonra Kirazlıdere Tutukevindeyiz. Bir gün Tutukevinin penceresinden aşağıdaki bahçeye neredeyse adım başında bir tüfekli nöbetçi koyulduğunu gören bir MHP'li arkadaş şikayet yollu şöyle söyleniyordu: -İnsaf be yahu. Bizler ki yıllarca bürokrasisinin en üst kademesinde hizmet görmüş parlamenterlik yapmış kimseleriz. Aramızda 10'dan fazla eski bakan da var. Bu yaptığınız iş mi sanki. Yani kaçacak mıyız? Neredeyse bir tabur nöbetçiyle bizi bekleyecekler. Karşıdan Süleyman Arif Emre'nin sesi yükseldi: -İnsaf sana kardeşim bir de şikayet ediyorsun. O askerler sen kaçmayasın diye değil, dışarıyı kasıp kavuran pahalık içeriye girmesin diye bekliyorlar. Traş 5 lira, ayakkabı boyama 2,5 lira, büyük bir bardakla çay ve ıhlamur 5 lira. Yemek, hamam, yatak da bedava. Yani sımsıkı beklemesinler de pahalılık buraya da mı girsin?
__________________
Allah ihmâl etmez, imhâl eder. |
|
|
| Bu mesaj için sina kullanıcısına teşekkür eden 3 üyemiz: |
|
|
#5 |
|
Derecesi :
![]() Grubu : Akademi
Üye No : 794
Üyelik tarihi : 12-10-2008
Konuları : 810
Mesajlar : 2,178
Teşekkürleri: 1,457
1,277 mesajına 2,598 kere teşekkür edildi.
Tecrübe Puanı: 6
![]() Son Aktivitesi : Dün
Durumu : Status: Offline
|
YUVARLADIK DEREYE Partinin seçim organizatörlerinden biri anlatıyor: Erbakan Hoca'nın arabasındayız. Karadeniz illerinin birinde yapılacak miting'e gidiyoruz. Şehrin girişinde yüzlerce araç, ellerinden parti bayraklarıyla partililer bizi selamlıyordu. Bir ara Renault marka bir arabanın partililer tarafından yol kenarına doğru itilmeye çalışıldığını gördük. Erbakan Hoca sordu: -Ne oluyor orada ? Hemen arabadan inerek partililerin yanına doğru gittim. Partililerin verdiği cevaba benim gibi Erbakan Hoca da şaşırmıştı. Karadenizli Partili geldi, arabanın yanında durdu. Cama doğru eğilerek şöyle dedi: - Hocam konvoy arabalarını kontrol ediyorduk. Baktık ki bu araba da ne bayrak var ne de camlarda afişler var. Bayrakları takın dedik takmadılar, konvoydan çıkın dedik, çıkmadılar. Ben de uşaklara seslendim: -Ha uşaklar bu araba bizden değildir, yuvarlayın dereye " Biraz gittikten sonra partililerin dereye yuvarlamaya çalıştığı arabanın Erbakan'ı korumakla görevli emniyet arabası olduğunu öğrendik. PARÇA PARÇA DIŞARIYA TAŞINIYORUM Recai Kutan anlatıyor: 12 Eylül'den sonra MSP'lilerin yattığı koğuşun ismini "Selamet Koğuşu" koymuştuk. Yasin Hatipoğlu mahpusluğun tüm gereklerini yerine getirmeliyiz, diyerek, uzun şalvar, yakasız çizgili bir gömlek, başında yün kalpak ve elinde 99'luk bir teşbih. Burma bıyıkları ile Türk filmlerinde görülen tipik bir hapishane kabadayısına benziyordu. Yasin Bey hapishaneye geldiğinde 95 kilo idi. Fırsat bu fırsattır diyerek iyi rejim yapıyor, sabahları yapılan yarımşar saatlik sabah havalandırmalarında hızlı hızlı yürüyerek zamanı iyi değerlendiriyordu. Bir hayli kilo vererek 78 kiloya düştü. Birgün Süleyman Arif Emre ona takıldı: -Yahu Yasin ne yapıyorsun sen iğne ipliğe döndün. Yeter artık daha zayıflama! Yasin Hatipoğlu cevap verdi: -Ne yapayım Arif Ağabey. Tahliye edin diyorum. Tahliye etmiyorlar. Bende bu metodla kendimi parça parça tahliye ediyorum! ÇELİYOR..... ÇELİYOR. . . RP'li bir görevli anlatıyor: Karadeniz illerinden birindeyiz. Hocamın arabasının önünde anons arabası ile eskort vardı. Arabadan anons yapılınca, baktım ki arabanın içinde herkes gülüyor. Partili, Karadenizin tatlı şivesiyle şu şekilde anons yapıyordu: -Çeliyor. . . . Çeliyor. . . Necmettun Erbaçan çeliyor! FLAŞ NEDEN PATLAMADI ! Milli Gazete muhabiri anlatıyor: Bir basın toplantısındayız. Hocam toplantının sonunda fotoğraf çektirecekti. Üç tane fotoğrafçı vardı. Poz verildi. Resim için deklanşöre bastım, flaş patlamadı. Bir daha denedim, yine flaş patlamadı. Erbakan: - O flaşı patlamayan Milli Gazete'nin flaşı mı? diye sordu. "Evet" deyince, başını kızgın bir biçimde salladı. Yanımdaki gazetecilerden flaş alıp tekrar çekmeye çalıştım. Deklanşör basmıyordu. Ama flaş patladı. Sonradan anladık ki, makinada film bitmişti. ARKEOLOG Avukat İsmail Aydos anlatıyor: Erbakan Hoca'nın yasaklı yılları. Öğrenci arkadaşlarımızla birlikte Erbakan Hoca'yı ziyarete gittik. Sohbet ettikten sonra sorularımızın olup-olmadığım sordu. Ben hemen ayağa kalktım. -Hocam 1974 yılında CHP ile MSP'nin yaptığı koalisyon hükümeti her yerde karşımıza çıkıyor. Bu konuda bize çok soru geliyor. Biz de cevap vermekte zorluk çekiyoruz, dedim. Sorumun Erbakan'ın anlattıklarıyla bir ilgisi yoktu ama Erbakan güldü ve şöyle bir soru sordu: -Sen Arkeolog musun ? -Hayır! -Arkeolog nedir bilir misin? Cevap veremedim dilim tutuldu. -Arkeolog demek tarihi kazı yapan demektir. Sen madem arkeolog değilsin de neden tarihi kazı yapıyorsun ? KENDİNE GEL OSMAN ! Yazar Erbay Kücet anlatıyor: Erbakan Hoca RP'nin genel Başkanlığına yeni seçilmişti Basın toplantıları bu yüzden renkli geçiyordu. Yine bir gün basın toplantısı yapıyordu. Geç kaldım. Salona geldim ki herkes yerini almış. Erbakan Hoca da kürsüde mikrofonunu düzenliyor, sözlerine yeni başlayacak. Hemen koştum teybi kürsüye koydum ve geri döndüm. Biraz sonra bir ses. -Bırak elinden o silahı Osman - Sana yar etmezler Osman. Barış Manço'nun bu isimde bir parçası vardı. Herkes birbirine bakıyor. Birden aklıma geldi. Benim üstüne ses aldığım bir kaset vardı. Hemen koştum tekrar düğmeye basarak geri döndüm. Biraz sonra aynı parça yine çalmaya başladı. Erbakan Hoca gülerek bana seslendi: -Kendine gel Osman ! TEKDAL'A SABOTAJ ! Refah Partisi'nin ses teknisyeni Zihni Sadak anlatıyor: Parti'nin Genel Başkanlığını Ahmet Tekdal yapıyordu Ertesi gün Uşak'ta yapılacak miting için yola koyulduk. Öğlen saat I2:00'de Uşak'a girdik. Hem sokakları dolaşalım hem de mitingi anons yapalım dedik. - "Değerli Uşaklılar bugün saat:l5:00'de Refah Partisi Genel Başkanı Ahmet Tekdal sizlere hitap edecektir. Bütün halkımız davetlidir." Anonslara bir süre devam ettik. Biraz sonra ellerinde RP bayrağı olan bir grup gördük, oraya gitmeye başladık. Bir baktık ki, Ahmet Bey kürsüde konuşuyor. Biz hemen anonsu kestik. Ahmet Bey konuşmasını kesti ve bizim minibüse bakarak şöyle seslendi: -Hem zamanında gelmezler hem de konuşmamızı sabote ederler. Sonra öğrendik ki, miting iki saat erkene alınmış. TİRYAKİ Refah Partisi'nin Merkez Karar Yönetim Kurulu Üyesi anlatıyor: Mehmet Nuri Karaman Parti'nin MKYK üyesidir. Partililer onu sigara tiryakilerinin "şeyhi "olarak tanır. Birgün Genel Merkez de toplantıdaydık. Toplantıya bir süre ara verdik. Tiryakiler hemen sigara yakmaya başladılar. Oda duman içinde kaldı. Bir süre sonra toplantı tekrar başladı. Erbakan içeri girip, dumanlı havayı görünce şöyle dedi: - "Buralardan Mehmet Nuri Karaman mı geçti ?" ERBAKAN VE GÜLLER Refah Partisi'nin bahçıvanı Servet Çeliksu anlatıyor: Erbakan Hoca beni yazın Altınoluk'taki yazlığına davet etti. Vakit gelince iki haftalığına Altınoluk'a gittim. Bahçe ile uğraştım. Yeni fideler, çiçekler diktim. Bazı ağaçların bakımı gerekiyordu, onu yaptım. Bahçenin bir tarafına gelişigüzel gül fideleri dikilmişti. Beğenmediğim için onları süklüm. Biraz da sinirlendim. Bir ara Erbakan Hoca yanıma geldi. "Gülleri neden söktüğümü" sordu. Ben de: - "Hocam beceriksizin biri bu gülleri buraya fidelemiş. Bilmediğin işi ne yaparsın be adam!" diye söylenerek onları söktüm. Erbakan Hoca; -"İyi yapmışsın Servet", diyerek eve doğru gitti. Biraz sonra Şoför Osman geldi ve şöyle dedi: -Sen ne yaptın? O gülleri Hocam dikmişti.
__________________
Allah ihmâl etmez, imhâl eder. |
|
|
| Bu mesaj için sina kullanıcısına teşekkür eden 3 üyemiz: |
|
|
#6 |
|
Derecesi :
![]() Grubu : Genel Yönetici
Üye No : 311
Üyelik tarihi : 28-08-2008
Mesleği : Kul
Nereden : Kâinat
Konuları : 5084
Mesajlar : 16,297
Teşekkürleri: 24,266
9,021 mesajına 19,441 kere teşekkür edildi.
Tecrübe Puanı: 10
![]() Son Aktivitesi : Dün
Durumu : Status: Offline
|
Allah razı olsun Sina ![]() |
|
|
![]() |
| Etiket |
| Çalmuk, fehmi, gülen, rpnin, yüzü |
| Seçenekler | |
| Stil | |
|
|
Benzer Konular
|
||||
| Konu | Konuyu Başlatan | Forum | Cevaplar | Son Mesaj |
| Erbakan da Yaşıyor, Hasan Fehmi Güneş de! -Dilipak | Vukuf-i Kalbi | YAZARLAR VE KÖŞE YAZILARI | 0 | 20.01.10 19:31 |
| Fehmi Koru'dan Beklenmedik Destek | Muhammed | ÜLKEMİZDEN HABERLER | 7 | 28.05.09 22:53 |
| Fehmi Koru: Erdoğan, PKK'nın istediğini yaptı | Ahmed Naina | ÜLKEMİZDEN HABERLER | 2 | 12.11.08 11:19 |
| SİSTEM BİLGİLERİ | ÖNEMLİ BİLGİLENDİRME |
|
Powered by vBulletin® Version 3.8.6 Copyright ©2000 - 2012, Jelsoft Enterprises Ltd. Content Relevant URLs by vBSEO 3.5.0 RC2 Kuruluş Tarihi : 10 Ağustos 2008 Site içerisindeki materyaller kaynak gösterilmeden kullanılamaz,dağıtılamaz. |
milligorusforum.net/biz/org sitemiz bir forum sitesi olduğu için kullanıcılar her türlü görüşlerini onay
almaksızın anında siteye yazabilmektedir.Bu yazılardan dolayı doğabilecek her türlü sorumluluk
yazan kullanıcıya aittir.Sitemizde yasalara aykırı herhangi bir materyal bulursanız
iletisim@milligorusforum.biz e-mail adresimize bildirirseniz,şikayetiniz incelendikten sonra en kısa
sürede gereken yapılacaktır.
|