|
| Konular: 50,305 | Mesajlar: 311,871 | Üyeler: 10,668 | Online: 161 | Elhamdülillah...
|
|
|||||||
![]() |
|
|
|
LinkBack | Seçenekler | Stil |
|
|
#1 |
|
Derecesi :
![]() Grubu : MG ViP Üye
Üye No : 390
Üyelik tarihi : 05-09-2008
Konuları : 264
Mesajlar : 1,787
Teşekkürleri: 2,779
991 mesajına 1,864 kere teşekkür edildi.
Tecrübe Puanı: 5
![]() Son Aktivitesi : 24.08.11
Durumu : Status: Offline
|
__________________
Yaşamak isteyen ölmeli... SuÜstüneYazıYazmak |
|
|
| Bu mesaj için Isti'sam kullanıcısına teşekkür eden 7 üyemiz: | Alemdâr-ı İslâm (10.10.09), el Büğdüzi (10.10.09), Lâ (10.10.09), Medine Sevdalisi (10.10.09), Muhammed (10.10.09), Ruh-efzâ (13.10.09), Vukuf-i Kalbi (13.10.09) |
|
|
#2 |
|
Derecesi :
![]() Grubu : MG ViP Üye
Üye No : 390
Üyelik tarihi : 05-09-2008
Konuları : 264
Mesajlar : 1,787
Teşekkürleri: 2,779
991 mesajına 1,864 kere teşekkür edildi.
Tecrübe Puanı: 5
![]() Son Aktivitesi : 24.08.11
Durumu : Status: Offline
|
Felsefe İslâmiyette felsefe diye bir şey yoktur. Hikmet vardır, fikir vardır, tefekkür vardır; felsefe yok... Vâkıâ, felsefe "Hikmet dostluğu" demek ama, onunki bağımsız bir aracılık, İslâmınki de tam bağımlı tefekkür olduğu için, felsefeyle hiç bir alâka kabûl edemez. Onun içindir ki "Kur'ân felsefesi" denemez, "Kur'ân hikmetleri" denir. İslâm felsefesi değil, İslâm hikmetleri... Felsefe, hâkikati başıboş bir merkezden yola çıkarak, sayılar boyunca "bir çok"da aramanın; din ise, onu, tam bağlı olarak "Tek" i de bulduktan sonra "birçok"da tefekkür etmenin müessesesi... Bu bakımdan, din ve felsefe, biri şimâle ve öbürü cenuba doğru iki zıd hareket... Ve elbette ki, İslâmiyetçe kıymet hükmü, bu... Felsefe, hakikati bulmanın değil, ancak birbirinin yanlışını bulup çıkarmanın ve ebediyen hakikatten mahrum kalmanın âleti... Birgün bu bahisteki bir mektupları, bir sual üzerine yazılmış cevapları okunurken, kendilerine, felsefeyi mahkûm edişimizdeki hikmetin, merkezsiz, başıboş tefekkür müessesesi olmasından ileri geldiğini, istifsar kılıklı söyledim: - Öyle mi efendim ? Riyazî bir kat'iyetle noktaladılar: "- Evet, öyle!.."
__________________
Yaşamak isteyen ölmeli... SuÜstüneYazıYazmak Konu Isti'sam tarafından (10.10.09 Saat 03:56 ) değiştirilmiştir.. |
|
|
| Bu mesaj için Isti'sam kullanıcısına teşekkür eden 7 üyemiz: | Alemdâr-ı İslâm (10.10.09), el Büğdüzi (10.10.09), Lâ (10.10.09), Medine Sevdalisi (10.10.09), Muhammed (10.10.09), Ruh-efzâ (13.10.09), Vukuf-i Kalbi (13.10.09) |
|
|
#3 |
|
Derecesi :
![]() Grubu : MG ViP Üye
Üye No : 390
Üyelik tarihi : 05-09-2008
Konuları : 264
Mesajlar : 1,787
Teşekkürleri: 2,779
991 mesajına 1,864 kere teşekkür edildi.
Tecrübe Puanı: 5
![]() Son Aktivitesi : 24.08.11
Durumu : Status: Offline
|
* * * Pek seyrek vesilelerle beni paylamalarına karşılık, lûtufları, iltifatlarını, teveccühleri nihayetsizdi. Zekâma sık sık işaret buyururlar ve onun bende ifrat halinde mevcut olduğunu söylerlerdi. Halbuki din ve hakikât ölçüsüyle makbûl olan, her şeyde itidâl...bütün sır itidâlde, sağ ve sol kanatlar arasındaki muvazenede... Bir gün dediler: "- Sende iki şey ifrat halinde: Zekâ ve muhabbet... Muhabbet inip çıkar. Fakat zekâ sabittir.. Ona çare yok..." Bir gün de dediler: "- Keşke bu kadar zeki olmasaydın!.." Başkalarına garip gelecek olan bu dileğin sırrını bana sorun; akıldan ne çekildiğini "iğneli fıçı"da tatmış ve kafasını, ayva kırar gibi, duvardan duvara çarpacak kadar acı çekmiş olan bana...
__________________
Yaşamak isteyen ölmeli... SuÜstüneYazıYazmak |
|
|
| Bu mesaj için Isti'sam kullanıcısına teşekkür eden 7 üyemiz: | Alemdâr-ı İslâm (10.10.09), el Büğdüzi (10.10.09), Lâ (10.10.09), Medine Sevdalisi (10.10.09), Muhammed (10.10.09), Ruh-efzâ (13.10.09), Vukuf-i Kalbi (13.10.09) |
|
|
#4 |
|
Derecesi :
![]() Grubu : MG ViP Üye
Üye No : 390
Üyelik tarihi : 05-09-2008
Konuları : 264
Mesajlar : 1,787
Teşekkürleri: 2,779
991 mesajına 1,864 kere teşekkür edildi.
Tecrübe Puanı: 5
![]() Son Aktivitesi : 24.08.11
Durumu : Status: Offline
|
Daire Hikmeti İçinde tam bir sene, etimle ve kemiğimle, beynimle ve iliğimle fukur fukur kaynadığım, kaynatıldığım, kaynayıp da yine kıvamını bulamadığım kaynar su, kaynar demir rejiminden sonra yüzüm gözüm yerine gelmiş, huzurlarındayım. Derdin böylesinden de dönülürmü? Dönmüş, döndürülmüş bulunuyorum. Karşımda o nur heykeli... Göz; değdiği yeri kezzap gibi oyabilen, tohumun merkezindeki görünmez noktanın kıvranışını görebilen göz, ne görür kendilerinde?.. Büyükler büyüğü İmam-ı Rabbânî Hazretlerinin daire misaliyle belirttikleri hikmetin mazhariyetini... Şöyle: Veli, dairenin en aşağı noktasından yola çıkarken bir hiçtir; çıka çıka en yukarı noktasına erişir. Ondan sonra gerçek kemâli, daireyi tamamlar; ve iniş gibi görünen, halbuki çıkışın çıkışı olan noktalardan geçip işi başlangıç noktasında bitirir. Bu noktada, kaba mantık gözü için, olduğu yerde kalanla, daireyi devretmiş bulunan arasında fark yoktur. Oysa asıl fark, farkların farkı o noktada... İmam-ı Rabbânî üstüste iki noktanın birine " muhik " ve öbürüne " mubtil "diyor. Biri hak, biri bâtıl.... Yani, olduğu yerde kalanın hiçliği hakikat; kemâli bir devir sonra aynı yerde bulunan "hep" olarak "hiç" görünmesi de bâtıl... İşte o "muhik"i, o "mubtil"den ayırabilen gözdür ki, gözdür. Ve Allah Resûlünün: "- Müminin görüşünden korkunuz; zira o Allah'ın nuriyle nazar eder." Ölçülerindeki sırdan en küçük nasip, bu farkı hemen kestirir. Böyle bir göz için: Abdülhakîm Efendi Hazretleri, basitlerin basiti gibi duran bir ifade içinde, bütün Arz küresini hasır koltuğunun yuvarlak yastıgı kadar küçültüp üzerine oturmuş, etekleriyle sımsıkı peçelemiş ve bunu belli etmemeyi en büyük marifet ve kerâmet bilmiş bir tavır sahibiydi. O etekleriyle gizlediği muazzam bir mâdenin üstünde oturuyordu. Beni anlıyor musunuz? Beni anlatamayan kelimelerin aczini Allah'a havale ederim.
__________________
Yaşamak isteyen ölmeli... SuÜstüneYazıYazmak |
|
|
| Bu mesaj için Isti'sam kullanıcısına teşekkür eden 4 üyemiz: | Alemdâr-ı İslâm (13.10.09), Medine Sevdalisi (13.10.09), Ruh-efzâ (13.10.09), Vukuf-i Kalbi (13.10.09) |
![]() |
| Etiket |
| ben, fazıl, necip |
| Seçenekler | |
| Stil | |
|
|
Benzer Konular
|
||||
| Konu | Konuyu Başlatan | Forum | Cevaplar | Son Mesaj |
| Necip Fazıl Kısakürek | Muhammed | BİYOGRAFİ VE BİLGİ DAĞARCIĞI | 5 | 27.11.09 22:33 |
| Üstad Necip Fazıl'ın Vasiyeti.... | MillîGenclik | EFSANE GENÇLİK AKINCILAR | 11 | 14.07.09 23:36 |
| Bay Necip Fazıl'ı Ustalaştıran Zat | akinci_gençlik37 | SERBEST KÜRSÜ | 0 | 01.12.08 14:10 |
| Necip Fazıl Kısakürek | davama sevdalıyım | Şiir | 0 | 27.11.08 10:27 |
| Necip Fazıl Kısakürek | mfatihkotku | Şiir | 0 | 25.08.08 11:05 |
| SİSTEM BİLGİLERİ | ÖNEMLİ BİLGİLENDİRME |
|
Powered by vBulletin® Version 3.8.6 Copyright ©2000 - 2012, Jelsoft Enterprises Ltd. Content Relevant URLs by vBSEO 3.5.0 RC2 Kuruluş Tarihi : 10 Ağustos 2008 Site içerisindeki materyaller kaynak gösterilmeden kullanılamaz,dağıtılamaz. |
milligorusforum.net/biz/org sitemiz bir forum sitesi olduğu için kullanıcılar her türlü görüşlerini onay
almaksızın anında siteye yazabilmektedir.Bu yazılardan dolayı doğabilecek her türlü sorumluluk
yazan kullanıcıya aittir.Sitemizde yasalara aykırı herhangi bir materyal bulursanız
iletisim@milligorusforum.biz e-mail adresimize bildirirseniz,şikayetiniz incelendikten sonra en kısa
sürede gereken yapılacaktır.
|