|
| Konular: 50,305 | Mesajlar: 311,871 | Üyeler: 10,668 | Online: 162 | Elhamdülillah...
|
|
|||||||
![]() |
|
|
|
LinkBack | Seçenekler | Stil |
|
|
#1 |
|
Derecesi :
![]() Grubu : MG ViP Üye
Üye No : 4817
Üyelik tarihi : 14-07-2009
Mesleği : Türk Dili -talebe
Nereden : Ankara
Konuları : 148
Mesajlar : 957
Teşekkürleri: 2,094
683 mesajına 1,726 kere teşekkür edildi.
Tecrübe Puanı: 3
![]() Son Aktivitesi : 10.06.11
Durumu : Status: Offline
|
![]() Yâr ile Şimdi Tasavvufî Sohbetler / Semerkand Yayınları … “Benim kalbim temiz diyen,gönlünü Allah’a vermelidir ; çünkü, kalbin asıl sahibi Allah’tır. En değerli misafir de yüce Allah’tır. Allah kendini seven ve hatırlayanın gönlüne gelir..” Gavs-ı Bilvânisî Hazretleri buyuruyor ki, “İnsan Şâh-ı Nakşibend gibi amel yapsa, Şâh-ı Nakşibend Hâzretleri gibi olabilir. Abdülkâdir-i Geylânî gibi amel yapsa, Abdülkâdir-i Geylânî de olabilir.Çünkü Allahû Teâlâ’nın yanında ayrılık,noksanlık yoktur.” Kim çalışırsa Allah ona veriyor.Onun için suç bizdedir, az gayret ediyoruz. Aslında bu mübarek kapıyı tanıdıktan sonra, Allahû Teâlâ’nın aşkını,muhabbetini tattıktan sonra bu gayretsizlik bize hiç yakışmıyor. Her hâlde biz bu kapının büyüklüğünü idrâk edemedik.. … Dr.Ahmet Cemil Çağıl’ın kaleme aldığı bu kitapta ; muhabbet,teslimiyet,mürşid nazarı, mürşid-i kâmil, mürşid-i kâmili ziyâret,nefs terbiyesi ve hizmet hususları üzerinde durulmaktadır.. ... Ahmet Çağıl ya da kendisini tanıyan ve sevenlerin ifadesiyle Doktor Ahmet Abi, neredeyse kırk yılı aşkın bir süre, hem özel doktorluğunu yaptığı hem de hususi sohbetlerine katılmış olduğu Allah dostlarının manevi terbiyesi altında geçen müstesna zamanları elinizdeki eserde adeta özetliyor. Akıcı, latif ve okuyanı hemen saran sımsıcak bir üslupla, maneviyat yolunun inceliklerini, kıssalarla, vecizelerle bezeyerek okurla paylaşıyor. Ses kayıtları bulunan ve elden ele dolaşarak çok geniş kitlelerce takip edilen bu sohbetleri ilk kez bir kitap formunda sunmanın bahtiyarlığını yaşıyoruz. "Allah dostlarının içinde hiçbir kötü düşünce yok, dünyaperest değiller, gönülleri muhabbetle dopdolu ve gerçekten dostluk yapılacak güzel insanlar... Onlar, Allah için bir araya gelmişler, sevgilerini Allah için yapmışlar, düşüncelerini Allah için kurmuşlar. Bizim için en kıymetli olan beraberlik, Allah dostları ile geçen zamanlardır. Allah Teala, ashab-ı kiramı, Peygamber Efendimiz (s.a.v) hayatında topladığı gibi; yine onun varisi olan evliya zatlar vasıtasıyla müslümanları her devrinde bir araya getiriyor." ... Dr. Ahmet Çağıl: “Allah bir kulunu severse, sevdiğine gönderir” Büyüklerin bir sözü vardır, tasavvuftan gaye Allah’ı kula, kulu Allah’a sevdirmektir. Öncelikle kul Allah’ı sevecek ki Allah’ta kulu sevsin. Muhtaç olan, varlık sahibinin kapısına gider. Ancak bu gidişinde bir edebi, bir yolu yordamı olmalı. Bir mevki sahibi kimsenin karşısına çıkarken, insan şöyle bir toparlanır, ne diyeceğini planlar, öyle girer. Oysa kul her daim Allah’ın huzurundadır. Huzurdan kopmamak içinde her zaman derli toplu olmak şarttır. Bunu nasıl başaracağının püf noktalarını Dr Ahmet Çağıl, son derece kibar ve akıcı bir üslupla bir sohbet meclisinden anlatıyor. “Ey bir özge muhabbetin âlimi…” İnsan muhabbetle yol alır. Hiçbir iş muhabbet olmadan ilerlemez. Buna ilaveten kalbinde birden fazla sevginin bulunmasını da çatal kazığa benzetiyor yazar. “Nasıl ki çatal kazık yere batmazsa bir gönülde iki muhabbetle de yol alınmaz.” Peki, muhabbet nedir, kime karşı muhabbet duyulmalı, insan bunu nasıl kontrol eder, derseniz bunun cevabını yazar kitapta Şah-ı Nakşibendi Hz ve Hızır (a.s.)kıssasıyla bizlere söyle anlatıyor: Nakşibendi Hz çok zor bir durumdadır. Mürşidi Emir Külal Hazretleri’ni ziyarete giderken Hızır (a.s.) O’nun karşısına çıkar. Sağında solunda dolanır ama Şah-ı Nakşibendi Hz O’na bakmaz. Bana hiç mi ihtiyacın yok,beni tanımadın mı, der Hızır (a.s.). “Tanıdım ama benim bir kalbim var onu da mürşidime verdim” der ve kalbini dağıtmadan yoluna devam eder Şah-ı Nakşibendî Hz. Allah dostları kendilerine yöneltilen muhabbetin yönünü bir sonraki adımla Rasulullah’a (s.a.v.) çevirirler. Çünkü Habibullah O’dur. İnsan ya Allah’ı sever ve sevdiği diğer ne varsa O’nun aşkına sever, ya da nefsini sever ve sevdiği ne varsa nefsi için sever. Dünya ve içindekiler lanetlenmiştir ancak ilim öğrenenler ve üzerine Allah’ın adı anılarak başlananlar hariç. Dünya, bizi gaflete düşürdüğü ve Allah’ı unutturduğu için kötüdür, diyor yazar. Diğer bir yandan küçük bir ayrıntı gibi görünen bu ince çizgi, insanın dünya ve ahiret dengesini temsil ediyor. İnsan muhabbetle yola çıktıktan sonra ilim ve akıl ile yol almazsa tek başına muhabbette insan için yetmez. Muhabbet kapılardan bir kapıdır, bu kapıyı açıp girmeden de başka kapıları açmak zordur. Üç kuşaktan bir haber Kitap yedi bölümden oluşuyor. Muhabbet. Teslimiyet, mürşid nazarı, mürşid-i kamil, mürşid-i kamili ziyaret, nefis terbiyesi ve hizmet. Bütün bu bölümlerde yazarın bizzat kendi yaşadığı tecrübelerini birinci ağızdan dinliyoruz. Çünkü zaman artık çok değişti. Söylenilen sözlerin kaynağı çok önemli, sözü söyleyenden dinlemek çok önemli. Bazen sözü nakleden insanlar kötü niyetli olmasa da eksik ya da fazla söyleyerek insanları yanlış yönlendirebiliyor. Üç kuşak Allah dostunun yanında bulunmuş Dr. Ahmet Çağıl. Gavs Hz, Seyyid Muhammed Raşit Hz ve Seyyid Abdülbaki Hz’nin hizmetini sürdürürken aynı zamanda da bu yolun inceliklerini sorup öğrenerek aldığı bilgileri sohbetler yoluyla sevenlere ulaştırmıştır. “Söz uçar, yazı kalır.” düsturunca da Semerkand Yayınları bu sohbetleri kitaplaştırarak okuyucuların istifadesine sunmuştur. Hangi muhabbet? “El kârda gönül yârda.” Diye bir söz vardır. Allah’ın sevgisine ulaşma gayreti demek dünyayı tamamen terk etmek demek değildir. Dünya hayatını idame ettirmek için çalışmak şarttır ama dünya malının da dünyada kaldığını unutmadan. Bu konuda kitapta şöyle bir söz nakledilir: “Mürşid-i kâmiller kendilerine intisab edenlerin kalp gözünü dünya sevgisinden uzaklaştırırlar. Bunun anlamı dünyayı tamamen terk etmek demek değildir. Ahiret muhabbetini, dünya sevgisine tercih etmek demektir. Bir evi birde bağı/bahçesi olan bir kimse her ikisini de sever. Fakat evin tamiri bağın geliriyle olduğu halde evini daha çok sever. Ahiret muhabbetini, dünya muhabbetine tercih de aynen buna benzer. Asıl maksudu vasıta olana tercih etmek lazım.” Muhabbetten asıl gaye Muhabbetten asıl gaye ilim, akıl ve zikir bütünlüğüne ulaşmaktır. Yoksa insan bir kimseye “Seni çok seviyorum! “dediğinde bile, insan kendisini sevenden bunu ispat etmesini ister. Bir insan bile bunu istiyorsa Allah’ın, kullarından muhabbetin sonucunda zikre ulaşmasını, akıl çizgisinde yol alarak ilmin noktalarına varmasını istemesi yadırganacak bir şey değildir. M. Saki Erol bu konuda şöyle söylüyor: “Gavs Hz.leri zamanında muhabbet daha da zirvedeydi. Seyda Hz’den sonra, artık Seyyid Abdulbaki Hz. döneminde emeklemeyi bitirdik. Onun için memeyi, emziği ve sütü bıraktık ve yürümeğe başladık. İlim, akıl ve zikir ön plana çıktı. Çünkü hep muhabbetle olmaz. Muhabbet nereye kadar götürür ki? Ama ilimle, akılla ve zikirle gittiğin zaman bu ebedül ebeddir.” İnsanlar arasındayken yapmadığı bir fiili yalnız kaldığında da yapmamak, nereye giderse gitsin, ne kadar gizli düşüncelere dalarsa dalsın O’nun görmediği bir yer bilmediği bir şeyin olmadığı idrakine ulaşmak ve yaptıklarını yalnızca O’nun için yapmak ve yapmamak, bütün ilahi dinlerin ve bütün ibadetlerin özünde yatan gayedir. Muhabbetten gayede esasında budur. Kitapta bir de okuyuculara Şah-ı Nakşibendi Hz’nin müjdesi var: “Allah bir kulunu severse, sevdiğine gönderir, terbiye ettirir, azametine yakışacak şekilde ona edep öğretir ve nihayet onu sever. Sana müjdeler olsun. Seni bir mürşide gönderdiyse haberin olsun Allah seni seviyor demektir.” Şah-ı Nakşibendî Hz. Kalbi, birçok yârin elinden ve dîlinden yâre almışlara “Yâr ile Şimdi” bir doktor tavsiyesidir. ... benim de tavsiyemdir : ) vesselâm. ...
__________________
_________________________________________________ Hakikat, hatır ve gönül dinler mi ?.. bir müslüman tek başına abartısız bir tamlamadır çünkü bir müslüman kelime-i şehadet ile iç içe bir lisândır. Rabia Hilal..
Konu Ruh-efzâ tarafından (14.08.10 Saat 10:56 ) değiştirilmiştir.. |
|
|
| Bu mesaj için Ruh-efzâ kullanıcısına teşekkür eden 3 üyemiz: |
![]() |
| Etiket |
| ile, yar, şimdi |
| Seçenekler | |
| Stil | |
|
|
Benzer Konular
|
||||
| Konu | Konuyu Başlatan | Forum | Cevaplar | Son Mesaj |
| Şimdi ne olacak | NaimV | MGFORUM ARŞİV | 2 | 11.07.10 20:47 |
| N.Kurtulmuş Şimdi TV5'te! | ZafeR | DUYURULAR | 0 | 02.06.10 10:14 |
| şimdi balıksın | leyya | LATİFE | 3 | 11.05.10 21:30 |
| Şimdi celdum... | sina | LATİFE | 3 | 29.09.09 19:06 |
| Bismillaaaaaaahhhhh şimdi evet şimdi ayağa kalkma zamani | Zirve58 | SERBEST KÜRSÜ | 2 | 19.08.08 17:48 |
| SİSTEM BİLGİLERİ | ÖNEMLİ BİLGİLENDİRME |
|
Powered by vBulletin® Version 3.8.6 Copyright ©2000 - 2012, Jelsoft Enterprises Ltd. Content Relevant URLs by vBSEO 3.5.0 RC2 Kuruluş Tarihi : 10 Ağustos 2008 Site içerisindeki materyaller kaynak gösterilmeden kullanılamaz,dağıtılamaz. |
milligorusforum.net/biz/org sitemiz bir forum sitesi olduğu için kullanıcılar her türlü görüşlerini onay
almaksızın anında siteye yazabilmektedir.Bu yazılardan dolayı doğabilecek her türlü sorumluluk
yazan kullanıcıya aittir.Sitemizde yasalara aykırı herhangi bir materyal bulursanız
iletisim@milligorusforum.biz e-mail adresimize bildirirseniz,şikayetiniz incelendikten sonra en kısa
sürede gereken yapılacaktır.
|