| Konular: 50,310 | Mesajlar: 311,893 | Üyeler: 10,668 | Online: 228 | Elhamdülillah...



Geri git   Milli Görüş Forum MİLLÎ GÖRÜŞ FORUM » DUYURULAR »

DUYURULAR MGForum üyelerimizden yapılan uyarı ve duyuruları buradan takip edebilirsiniz.

Cevapla
 
Konuyu Sosyal Paylaşım sitelerinde Paylaşın LinkBack Seçenekler Stil
Alt 01.11.09, 19:20   #1
suvari4060 - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
 
Derecesi :
Grubu : Bölüm Sorumlusu
Üye No : 5580
Üyelik tarihi : 16-09-2009
Konuları : 306
Mesajlar : 2,584
Teşekkürleri: 9,377
1,240 mesajına 2,440 kere teşekkür edildi.
Tecrübe Puanı: 5 suvari4060 is on a distinguished road
Son Aktivitesi : Bugün
Durumu : Status: Online

Cool SİYONİZM VE PARA(ayrıntılarla)

Bunları biliyorsunuz ama ayrıntılar var
$ $ $ DÜNYADAKİ EN GÜÇLÜ SİLAH : PARA $ $ $

Kur’ân-ı Kerim'de en çok bahs edilen kavim olan İsrailoğulları (ben-i isrâil) dünyaya ve paraya olan aşırı düşkünlüklerinden dolayı çok kazanmışlar ve menfaatlerini engelleyen her şeyi yine ellerindeki en güçlü silah olan parayı kullanarak yıkmış ve tahrip etmişlerdir. Dünya tarihini incelediğimizde, çağların en güçlü devletlerinin bünyesi içinde dâima yuvalanmış, etki ve yetkileri kuvvetli yahudi cemaatini görürüz.


Osmanlı İslâm Devleti’nde, Britanya Krallığında, Fransa Krallığında, Sovyetler Birliğinde ve
Amerika Birleşik Devletlerinde hangi taşı kaldırsak altından yahudi çıkar. Yahudilerin 21inci Asır’da en faal oldukları devlet : ABD'dir.

Sözün özü ; ABD, İsrailoğullarının sömürgesidir ve dünyamız da ABD zâlimâne kontrolünde ve yahudi güdümünde idâre edilmektedir. Siyonizmin en güçlü silahı ise $ DOLAR $’dır.





BÜYÜK İSRAİL KRALLIĞI'NI KURAN PARA BABALARI


Dünya insanlarını : GOYİM, kendilerini ise : EFENDİ olarak gören bu kabbalistik ırk, güç ve mevki hırsının çok daha ilerisinde, kendi tanrılarının sözde ilâhî emrini yerine getirmek için nesiller boyu gizli çalışan bir cemaatin içerisinden çıkmıştır. Bu cemaatin hemen-hemen % 90′ını teşkil eden ve bugün hâkimiyeti elinde tutan kısım, Eşkenaziler’dir.


Şimdi ırk meselesini bırakıp, zihniyet meselesine gelelim. Efendiler'in içinden çıktığı cemaat daha ilk zamanlardan itibaren ticârî hayata ve paraya hâkim olmak lüzûmunu vazgeçilmez şart olarak kavramış ve kendi kudsî kitaplarında bunu vaaz etmişlerdir. Böylece milletleri “soymayı”, onların “kanlarını emmeyi”, milletlere borç verip, kendilerinin aslâ almamaları şartını, yüzlerce kez ilâhî emir olarak cemaat mensuplarının hâfızalarına nakşetmişlerdir.

Son iki asra baktığımızda, ilk göze çarpan isim Rothschild âilesidir (Eşkenazi âilesi). Diğer Efendiler ; Rockefeller, Morgan, Warburg, Aldrich, Astor, Bundy, Collins, Dupont, Li, Onasis, Krupp, Reynolds gibi âileler öne çıkmaktadır.



AMERİKAN MİLLÎ HAZİNESİ

Beynelmilel (international) Efendilerin'in gerçek kimliği bilinmediğinden ya da çok az kişi tarafından bilindiğinden, sanki sömürücü ve köleleştirici güç olarak karşımızda A.B.D varmış gibi görülmektedir. Hâlbuki Efendiler (!), A.B.D.'ye de hâkimdirler. A.B.D.'de âdeta 2 hükûmet var gibidir. Birincisi, görünen zâhirî hükûmet, Vaşingtın merkezli olanıdır. Görünmeyen ama asıl A.B.D.'yi yöneten hükûmet ise Ni-york merkezli olan Efendiler'in görünmeyen (bâtınî) hükûmetidir.

Görünür A.B.D. ; fakiriyle, işsiziyle, evsiziyle, uyuşturucu bağımlısıyla ve borçlarıyla, diğer dünya ülkeleri gibidir. Hattâ A.B.D.'nin kendine âit resmî bir Merkez Bankası bile yoktur! Millî Hazine (federal rezerv) adıyla, birkaç Efendi bankerin oluşturduğu özel bir kuruluş, Amerikan ekonomisine hâkim olup, Merkez Bankası gibi para piyasalarına yön vermekte, istediği zaman şişme veya sönme (enflasyon veya deflasyon) havası oluşturmaktadır.

Bunlar, dış ilişkilerde hükûmetten daha tesirlidirler. Vakt-i zamanında, Amerikalıların altunlarını kendi bankalarına toplayıp, karşılık olarak da onlara, aslında "PARA" olmayan, sâdece bir nev’i geri-ödeme senedi olan (ve sonradan o hak da iptâl edilen) "Millî Hazine Makbuzu = Federal Rezerv Note"ları vermişlerdir. Yâni, Bankanot = Banka makbuzu. Bu ifâde günümüzde de dolarların üzerinde yazılıdır. “Sen bana altunlarını verdin, ben de sana karşılığında bu makbuzu verdim” mânâsına gelmektedir.

Maalesef, bu kağıtlar, sâhiplerinin hiçbir merci’den hiçbir şey talep edemeyecekleri hayâlî paralardır. Birkaç Efendi bankerin bir araya gelerek kurdukları özel banka olan Federal Rezerv, Kongreden geçirilen bir kanunla A.B.D.'nin parasını basma yetkisine sahip olmuştur. Bu imtiyaz, A.B.D.'yi, diğer devletler içinde en borçlu ülke durumuna getirmiştir. Hâl-i hazırdaki borcu 7 trilyon dolar civârındadır.


Çeşitli avrupa ve dünya ülkelerinden kaçıp veya göçüp amerikan devletine yerleşen milyonlarca insanın ellerindeki altunları işte bu şekilde bankalarına toplayarak altunun sâhibi olan Efendiler'in, ekonomide ve siyasette dizginleri elinde bulundurabilmesinin en güçlü aracı Federal Rezerv olduğu gibi, tüm bunları yaparken yaptıklarının da gizli kalabilmesinin en önemli aracı ise, zenginliklerini hem halktan hem de vergi memurlarından saklayabildikleri göstermelik “Vakıflar’ıdır”.


4 Haziran 1963′te Başkan Kennedi, Hazine Bakanlığı'na, gümüş karşılığında para basma yetkisi tanımış ve üzerinde “United Dolar Note” yazılı, 4 trilyon dolara yakın A.B.D. doları piyasaya sürülmüştür. Fakat 22 Kasım 1963′te Kennedi öldürülmüş ve bastırılan dolarlar da tedâvülden çekilmiştir. Böylece, müstakbel başkanlara gerekli ihtar da yapılmıştır!

Kendini tanrının-oğlu (!) kabûl eden Efendiler, işlerine gelmeyen kısımlarını yok ettikleri ve kendi ırklarının tekeline aldıkları kitapları Tevrat / Kitâb-ı Mukaddes'ten ilhâm alarak ; dünyayı köleleştirmek ve tek hedefleri olan “Tek Dünya Devleti”ni kurmak projesini resmen Bir Dolar'ın üzerine remizlerle şifrelemişlerdir. (Bunlar aynı zamanda masonik simgelerdir) Çeşitli belgelerden Bir Doları incelersek şunları görürüz :





Doların ön yüzünde, en tepede Federal Rezerve Note yazmaktadır. “Federal Rezerv'in Senedi” anlamındadır. Yâni, altun ve gümüş cinsinden bir karşılığı olmayan "hayâlî kağıt" demektir. 1 Doların arka yüzünde ortadaki yazısı, çok güvendikleri tanrılarının para olduğunu göstermektedir. Solda görülen piramidin zemininde, hedeflerini anlatan dünya haritası vardır. Dairenin içinde, Hz.Yâkub'un (a.s) yani İsrail'in 12 oğlunu (İsrail oğulları, 12 Sıpt'ı) temsil eden 12 katlı piramit vardır. Piramidin tepesindeki ışıklı üçgenin içindeki “Her Şeyi Gören Göz” (the all-seeing eye) (yani Yehova /Yahve) ile birlikte 13 kat etmektedir. Bu 12 oğul (Sıpt) ve babaları Hz.Yâkub'u (a.s) temsil eder.

13 rakamı, Kabalistik ebcet hesabına göre “sevginin birliği”, “İsrail'in Birliği” demektir. Fakat henüz Tek Dünya Devletlerini kuramadıkları için piramit bir bütün değildir. 12 katlı piramit ile göz kısmının arası şimdilik açıktır. Aşağıya doğru genişleyen piramit, yukarıdaki seçilmiş Elit azınlığın, alttaki sürü çoğunluğu idâre ettiğinin ifâdesidir. Her şeyi gören gözün üstündeki yazı : ANNUİT COEPTİS : "Başlanmışın Tamamlanması" demektir. Bu şifre ile de Tevrat'ta başlanan işin tamamlanması anlatılmaktadır. Bu da sözde 3 semâvî dînin babası saydıkları "Hz.İbrahim (a.s) ve Zürriyetine" güyâ dünyayı mirâs olarak vermesinin hikâyesidir.






Efendilerin bu hedefi zâten anayasaları hükmünde olan "Siyonist Liderlerin Protokolleri" adlı kitapta, diğer yapmak istedikleriyle birlikte açıklanmaktadır. Bu kitabın 98inci sayfasında, bu “başlanmış olanın tamamlanması” ifâdesi şöyle anlatılmaktadır :

<< Siyon yılanı dünyayı çevreleyerek yutmuştur. Yılanın başı kavimlerin kalblerine girecek ve onları çürütüp yok edecektir. Siyon'dan, yani Kudüs'ten harekete başlayan yılan, zaferle zincirini tamamlayacak, sonra yine başa dönecektir. Başladığı yere dönmeden önceki son hedef de İstanbul'dur! >>

Piramidin altında NOVİS ORDO SECLORUM yazar. (New World Systém) Anlamı, Dünyanın Yeni Düzeni, yani Yeni Dünya Düzeni, yani Tek Dünya Devleti : Nizâm-ı Âlem-i Cedid demektir. Bugün dünyada uygulanan (kâfir ve zâlim) düzen, yüz yıl önce doların üstünde şifrelenmiştir.

Piramidin en altındaki rakamlar (MDCCLXXVI) 1776 tarihini gösterir. Bu tarih "İlluminati" (Lem’alanma = Aydınlanma) örgütünün kuruluş tarihidir. İlluminati "Aydınlanmışlar" mânâsındadır ve Efendiler denilen süper zenginlerin yönettiği bir dünya projesidir. (1772 yılında, Vilhelm-Bader Kongresinde, Masonlar ve İlluminatlar birleştikleri için, bu tarih, masonlar için de çok önemlidir.)

Bir doların arka-sağ tarafındaki daire içinde üst kısımda, simetrik olarak birbirine geçmiş iki eşkenar üçgenden oluşan 6 köşeli Dâvud Yıldızı vardır. Buna, Hz.Süleyman (a.s) Mührü diyenler de vardır. Bu yıldızın içindeki 13 yıldız, 12 oğul ve babaları Hz.Yâkub'u (a.s) yani İsrailoğullarını simgeler. Tevrat'tan biliniyor ki, Hz.Yâkub (hâşâ) ALLAH'la güreş tutmuş ve bir türlü yenişememişler ; bunun üzerine adı İsrail olarak değiştirilmiştir. Ohaaaa!

İsrail kelimesinin gizli anlamı : “ALLAH'ın yenemediği” demektir (Tevbe estağfirullah). Yahudilerin tasavvufu olan “Yahudi Kabalası”na göre, israil'in tanrısı Hz.Yâkub'tur (a.s). Hz.Îsâ'nın (a.s) "Göklerdeki baba ile ben : birim" demesi, öldürülmesine sebep olmuştur. Çünkü, Hz.Îsâ'nın (a.s) bu iddiâsı, yahudilerce, Hz.Yâkub'u (a.s) tahttan indirme teşebbüsü olarak algılanmıştır. Demek istemişler ki ; << Bizim tanrımız olan “isrâil” tanrının-oğlu’dur, şimdi îsâ çıkmış, bu rütbeyi elimizden alıyor. Buna izin vermeyiz!>> ve Hz.Îsâ (aleyhisselâm)’ı çâr-mıh’a germişlerdir (tabiki çâr-mıh’a gerdikleri İsa a.s suretinde olan başka biriydi ama onlar Peygamberi katl ettiklerini sanmışlardı)

[ Ma’lumdur ki, 500 sene sonra, Âlemlerin Efendisi Muhammed Mustafâ Sallallahu Aleyhi ve Sellem dünyaya ve bütün insanoğluna Önder ve Rehber olarak gönderilince, bu sefer de Hıristiyanlar buna karşı çıkarak, asırlar evvel yahudi mel’unların kendilerine yaptıklarını, onlar da Âhir Zaman Peygamberi Sallallahu Aleyhi ve Sellem’e yapmışlardır. İnkâr ve İsyân! ]

Dâvud Yıldızının altındaki kartalın sol elindeki dalda aynı 13′lü remiz (symbollé) görülmektedir. Kartalın ağzındaki E PLURIBUS UNUM yazısı da "Birçokları Arasında Yegâne" demektir ki, Tevrat'ta kullanılan "Seçilmişlik, (hâşâ) Allahoğlu" imtiyâzının temsil edilmesidir. Kartalın göğdesindeki 7 dikey çizgi, "Mukaddes Şamdanı" yani ; Yedi Kilise’yi ifâde eder : Efes (Selçuk), Simirna (İzmir), Pergamon (Bergama), Sardes (Sâlihli), Filedelfiya (Alaşehir), Leodikya (Denizli) ve Tiyatira (Akhisar). Bilindiği gibi Seçilmişler'in kendisine mâl ettiği diğer imtiyazlar, kendilerinin "tanrıoğlu, üstün ve vazifelendirilmiş" olduklarını zannetmeleridir.





YAHUDİLERİN REZİL ve İNSANLIK DÜŞMANI İNANÇLARI

Yahudi inancı, yahudi ırkının üstün ırk olduğunu vaaz etmektedir. Bütün yahudiler de üstün ırk olduklarına imân ederler. Yahudi inancına göre; üstün ırk oldukları için diğer insanlar bu üstün ırka hizmetkâr olarak yaratılmıştır. Yahudi inancına göre insanoğlu iki sınıftır, bir yahudiler, bir de gentile vardır (diğerleri).



Yahudi ilâhiyatı, Yahudi olmayan insanlara ne gözle bakıyor?

"Yahudi olmayan bütün insanlar, "içlerinde mutlak ma’nâda hiç bir iyi şey bulunmayan" şeytânî yaratıklardır. Hattâ, yahudi olmayan birine âit cenin (embrio), vasıf olarak (kalite itibâriyle) yahudi'ye âit olan bir ceninden tamâmen farklıdır. Yahudi olmayan birinin varlığı "lüzûmsuz" görülürken, bütün mahlûkat, sâdece ve sâdece yahudiler için yaratılmıştır.


Yahudi inancının bütün kaynak eserlerinde, yahudi olmayan, gentile dedikleri insanlara hakaret, aşağılama ve nefret vardır. Şimdi, yahudi inancının hayâtî kaynaklarından biri olan Talmud'daki, insanlığı aşağılayan, hakaret ve küfreden ifâdelerden birkaçını ibretle okuyalım. Dindar yahudiler, bu Talmud ile amel etmektedirler.




Para işlerinde "Yalan yere yemin" etmeye müsaade edilmiştir.
Gayr-ı yahudilerin malı, mülkü ; sâhipsiz sayılır. Ona herkesten önce el koyan yahudi, o malın sâhibi olur.
Bu inanca göre; dünyadaki bütün mallar sâhipsizdir, bunların gerçek sâhibi yahudilerdir.
Bir yahudi, bir gayr-ı yahudiye borçlu ise ve eğer mal sâhibi ölmüşse ve borç da hiçbir yahudi tarafından bilinmiyorsa, o zaman bu yahudi ölen mal sâhibinin vârislerine bir şey ödemeğe mecbur değildir.
Yalnızca yahudi olanlara insan nazarıyla bakılır. Yahudilerden gayrısı sâdece birer hayvandır.
Allah, dünyanın bütün servetini yalnız yahudilere tahsis etmiştir. Bütün dünya serveti onlarındır.
“Bir şey çalmayınız, hırsızlık etmeyiniz.” şeklindeki emirler sadece yahudilerin malları içindir. Diğer milletlerin can ve malları, yahudiye helâldir.
Yahudi şeriatı erkeklere zinayı haram kılmıştır. Fakat bu yalnız yahudi kadınlarla olursa geçerlidir. Yahudi olmayanların ırzı, nâmusu ; yahudiye helâldir.
Siz, yahudi olmayanlardan birini öldürmek suçu ile mahkemelerde bunu yemin ederek, resmen inkâr edebilirsiniz. Çünkü işin ucunda öldürülen zâten bir hayvandır.
Yahudi, kendinden olmayanın malını çalmak ve işini elinden almakla iyi bir amel yapmış sayılır.
Yahudi olmayanın kanını akıtmak, Allah’a kurban sunmaktır.
Yahudi maksat ve gâyeleri uğruna işlenen bütün günahlar, gizli olmak şartıyla mübahtır.
Bir yahudi, sulh hâlinde bulunduğu bir gayr-ı yahudiyi bizzat öldürmek zorunda değildir. Bununla beraber, gayr-ı yahudi birini ölümden kurtarması ise haramdır, yasaktır. Hattâ, bu gayr-ı yahudi suya düşmüş ve kurtarılmak için bütün servetini de teklif etmiş olsa, şiddetli yasak değişmez. Parası ile de olsa, bir yahudi tabib, bir gayr-ı yehudiyi iyileştirmez. Fakat böyle bir şeyin anlaşılıp, kîne sebep olabilmesi ihtimâli belirince mesele değişir. Yahudilere karşı kîn uyandırmanın önüne geçilmelidir.
Her hususta aldatmaya ve hîleye cevaz vardır. Fakat hîlenin anlaşılmaması için ustaca hareket etmek de şarttır. Bilhassa, insan borçlu olunca onu ödememek için hîle yapabilir.
Bir yahudi, “hırsızlık” mevzu olunca, yalan yere yemin edebilir. Bir vücut cezâsı mevzu olunca da yalan yere yemin etmesine cevaz vardır ki bunu ALLAH adını söyleyerek (vallâhî billâhî diyerek) yapabilir.

[ Talmud’un “Hoşem ha-mişpat Yoreh deah” kısmından nakildir.]


YAHUDİ HAHAM’IN NUTKU

1869 yılında, Çekoslavakya’nın başşehri Prag’da, “Rişorn” (reichorn) isimli hahambaşı, yıllarca evvel ölmüş baş-haham Simeon bin Yuda’nın kabri başında, şu ibret dolu konuşmayı yapmıştır. Dünyânın her tarafında, bilhassa İslâm ülkelerinde dönen oyunların, yaşanan felâketlerin içyüzünü tesbit edebilmek yönünden pek mühim olan bu nutuk, dikkatle okunmalıdır. Diyor ki haham :

“Bizler, İsrâiloğlu din adamları olarak, Allah’ın bize va’dettiği dünyâ hâkimiyetine doğru kaydettiğimiz ilerlemeyi ve yehudi olmayanlara karşı kazandığımız zaferleri gözden geçirmek üzere, her yüz senede bir içtima’ etmeyi (bir araya gelmeyi) âdet edinmişizdir. Bu sene, muhterem Simeon bin Yuda’nın kabri başında toplanmış bulunan bizler, geçen asrın bizi gâyemize ne derece yaklaştırdığını ve ona kavuşmamızın pek yakın olduğunu görerek iftihâr etmekteyiz.

Altun, her zaman için mukavemet olunmaz (karşı konulmaz) bir kuvvettir. Hep de öyle kalacaktır. Mütehassıs (specialisté) ellerin kullandığı altun, ona sâhip olanlar için en faydalı bir silâh olacak ve ondan mahrûm olanları imrendirecektir. Altunla en müstakil (ve en hür) vicdanlar satın alınır ; kıymetlerin bedelleri ve cümle mahsülâtın değerleri tesbit edilir. (Bizden) Alacakları borç paralar(ın dayatmacı ezikliği) sâyesinde, medyûn hükûmetlere tahakküm edilir (borç sâhibi devletlere hükmedilir). Başlıca bankalar, bütün dünyâ borsaları ve bütün hükûmetlerin matlûbları (kreditéleri) bugün itibâriyle elimizde bulunuyor.

Büyük kuvvetlerden biri de, matbuattır, medyadır. Matbuat vâsıtasıyla, arzû edilen her hangi bir fikir, tekrar edile-edile, nihâyet (güyâ) doğru imiş gibi kabûl ettirilir. Tiyatrolar da buna benzer bir takım hizmetler îfâ eder. Her tarafta medya kuruluşları (sinemalar, tiyatrolar) bizim ta’limatlarımıza göre hareket ederler.

Durmaksızın öğmek sûretiyle, gayr-ı yehudileri (yâni yehudi olmayanları), siyâsî partilere ayıracak, millî birliklerini yok edecek, aralarına nifâk sokacak (münâfıklık yapacak), gammazlıkla aralarını açacağız. Onlar, nihâyet acz içerisinde (âciz) kalacak ve her dâim bir arada hareket eden ve dâvâmıza sâdık bulunan (sadâkatle bağlı olan) bankalarımızın kanunlarına inkıyâd edecekler(boyun eğecekler)dir.

Toprağa sâhip olmak ise, dâimâ kuvvet ve nüfûz (otorite) doğurmuştur. İçtimâî adâlet (social adâlet) ve eşitlik adı altından büyük arâzileri ve çiftlikleri /köyleri (bunları idâre eden toprak sâhiplerinin düzenlerini) parçalayacağız. Bu parçaladığımız toprakları cânügönülden isteyecek olan köylüler, az sonra “küçük işletme hesâbı”na borçlanmak sûretiyle sermâyemizin esiri olacaklar. Büyük mâlikâne, köşk ve arâzilere mâlik olmak sırası bize gelecek ve toprak iktidârı, bize gerçek iktidâr mevki’ni te’min edecektir.

Sermâye piyasalarında, altun-para yerine, kağıt-bankanotları geçirmeye gayret edelim. Altunu, bir kere kasalarımıza çektikten sonra, kağıda kıymet biçecek de BİZ olduğumuza göre, bütün dünyâya hâkim olacağız demektir. İçimizde, kendini saf ve samimi göstererek halkı inandırmaya muktedir kimseler vardır. Bunları, insanoğlunun saadetini (refâhına, huzûrunu) tahakkuk ettirecek (tabii bir hak hâline getirecek) değişiklikleri anlatmak vazifesiyle milletlerin arasına sokacağız. Altunlar, er-geç yehudi olmayan sermâyedârları yıkacak ve işçi sınıfını, BİZ kazanacağız. Onlara, rüyâlarında bile görmedikleri yevmiyeler (gündelik ücretler) va’dedeceğiz ; fakat öte taraftan da eşyânın fiatlarını yükseltmek (zamm yapmak) sûretiyle, verdiğimiz paraları fazlasıyla geri alacağız.

İstihzâ ve alay ederek, dîn adamlarını ve dîndârları gülünç ve iğrenç bir hâle getireceğiz. Dînlerini de uyduruk bir hâle sokacağız. Bizlerin, dînimize ve ibâdetimize olan sıkı bağlılığımız, onlara karşı üstünlüğümüzü isbat ettirecektir. Bütün ehemmiyetli sahâlara ve kilid noktalara adamlarımızı yerleştirmiş bulunuyoruz. Gayr-ı yehudi olanlar varsa da, bunların da vekil veyâ hekimlerini (doktor ve avukatlarını) yehudi olanlardan istihdam etmeye çalışıyoruz. Avukatlar, her sırra vâkıftırlar ve doktorlar bir eve girdiler mi, artık onlar o evin sırdâşları olurlar. Fakat, bilhassa tedrisâtı (eğitim-öğretimi) kullanalım ; böylelikle, bize faydalı olan fikirleri yaymış ve körpe dimağları istediğimiz kalıba sokmuş oluruz.

Şâyet bizimkilerden herhangi biri, adâletin pençesine yakalanmak talihsizliğine uğrarsa, onun yardımına koşalım ve onu kurtaracak kadar şâhit bulalım. (bankerler, rektörler, gazeteciler, siyasiler, patronlar vs..) Yehudi olmayan mağrur ve muhteris (gururlu ve hırslı) hükümdârlar, hep lükse gark olmuşlardır. Bizler, onların çılgın arzû ve heveslerinin dilediği her şeyi tedârik edebilmelerine yetecek parayı te’min edecek ve böylelikle onları avucumuz içine alacağız. (Borç almaya alışanlar, emir almaya da alışırlar.)

Erkeklerimizin, gayr-ı yehudi kızlarla izdivaçlarına (nikâhlanmalarına) mâni olmayalım! Çünkü biz, o kızlar vâsıtasıyla, bize en kapalı mahfillere (odalara, localara, cemâatlere, vakıflara vs..) hulûl edeceğiz! Kızlarımızın da, gayr-ı yehudi erkeklerle izdivaçları bize faydalı olacaktır. Zira, yehudi bir ananın çocukları bizimdir. Yehudi olmayan (kıristiyan ve bilhassa Müslüman) kadınların ve kızların dînlerine olan bağlılıklarını gevşetmek için, onlar arasında serbest izdivaç (her dînden her adamla, nikâhlı-nikâhsız düşüp-kalkmak, serbestçe filört ve zina etmek) fikrini yayalım! Hakarete uğramış, zulüm görmüş İsrîloğulları, asırlardan beri iktidâra doğru yol almaya çalıştılar, artık hedefe varmak üzeredirler. Şimdi onlar, yehudi olmayan mel’unların (la’netliklerin) iktisâdî hayatlarını hükümleri altına almış ve millî siyâsetleri üzerinde büyük te’sirler göstertecek bir hâle gelmişlerdir. Önce, (evvelden ta’yin edilmiş) muayyen bir ânda, gayr-ı yehudilerin bütün millî sınıflarını yıkıp, hepsini kendimize esir edecek ihtilâlleri ve inkılabları kopartacağız! Allah’ın mümtaz kavmine olan va’di böylelikle yerine gelmiş olacaktır!



YAHUDİLİK SIRRI

Gayr-ı yehudi ırklar, bilhassa Müslümanlar, asıllarından uzaklaştıkça, yehudinin sırlarını ve iğrenç oyunlarını anlamaktan da uzaklaşmışlardır. Silâhı olmayan asker, nasıl muhârebe eder? Telsizi olmayan muhabir, nasıl haberleşir? Eyvah! Kur’ân’sız ve Şeriâtsiz kalmış Müslüman, nasıl Müslüman olur? (Lütfen Hz. Kur’ân-ı Kerim okuyalım ve Hadis-i Şerifler’le Sünnet-i Seniyye ile amel edelim...)

Sovyet Rusya’da Bolşevikliğin temelini atan yehudidir. Birinci Dünya Harbi’nde Alman hezimetinin müsebbibi yine odur! İngilizle berâber sömürge dünyâsı kuran ve insanlığı dâimî huzûrsuzluk ve keşmekeş (kaos) içerisinde birbirine düşüren yine odur. Millî ve Dînî unsurları zaafa uğratmak ve parçalamak üzere anarşiyi ve rekabeti körükleyen yine odur. Faşizim, komünizim, sosyalizim, darvinizim, marksizim, pozitivizim, naturalizim, putizim, kapitalizim, liberalizim, fanatizim, nasyonalizim vs.. gibi türlü illetleri destekleyerek millî bünyelere sokuşturan yine odur. Bunlardan bâzısını medya ile, bâzısını siyâset ile, bâzısını ekonomi ile, bâzısını özgürlükçü fikirler ile sevk ederek, insanlar arasına nifâk sokan da yine odur!..

<< (Nifak sokucu) Bu münâfıklar, iş başına geçtikleri (bir vazife deruhte eyledikleri) vakit, yeryüzünde fesad ve bozgunculuk çıkartmak ; mahsûlleri (maddiyatı) talan etmek; insan ve hayvan nesillerini helâk etmek üzere çalışıp koştururlar. Hâlbuki ALLAH, (bozgunculuk ve) fesadı sevmez! (Bu tür kötülüklere rızâ göstermez)>> Bakara Sûresi : 205

Yehudi bütün dünyâda ön saftadır. Çünkü Ey Müslüman! Vakit namazlarında câmiler ve saflar boştur! Rabbinin huzûrunda önsafları tutmadıkça, dünyâda hep arka safta bekleyeceksin! Yehudi bir dünyâ muammâsıdır. Çünkü bugünün Müslümanı için, kendi dîni olan İslâmiyet asıl muammâ olmuştur! Kur’ân’ı bilmeyen müslüman, dostunu-düşmanını nereden bilecek? Yehudi, kem’iyetçe ve nüfûsça pek zayıf olmasına rağmen, dünyânın bütün sermâye kaynaklarına sâhiptir. Çünkü Ey Müslüman, sen sâdece yiyen, içen, eğlenen ve hayvan sürüleri gibi çoğalan bir vahim hâldesin! Yehudi, hemen her memleketin kanunlarına perde arkasından hâkimdir. Yehudi, başlıca vâsıta olarak ticâreti kullanır ve paçavra ticâretinden, beynelmilel büyük sevkiyatlara kadar bütün iş piyasalarına hâkimdir. Yehudi, hiçbir vakit diğer yehudinin sırtından zengin olmaz. Birbirlerini mağdur etmezler. Yehudi, gayr-ı yehudi ile ticâret ederken, yehudi olana farklı haklar tanır : “Bizden olmayana ihtikâr yapabilirsin (faizle satabilir, karaborsa ve tekelcilik yapabilir, vurgunculuk, sahtekârlık yapabilirsin) ; fakat kendi dîndaşına aslâ!..

Yehudiler, bütün dünyâ yüzüne yayılmışlardır ve her tarafta câsusları bulunur. Yehudiler, kendilerine âit sermâye akışını ve şirketleri “kat’iyen yehudilik hissettirmeyen” isimler altından yürütürler. “Anonim Şirketler” gibi.. Gayr-ı yehudileri, kendisine âlet ve maşa olarak kullanırlar. Bunu da türlü vesilelerle dînî ve millî hislerinden uzaklaştırılmış nesilleri ; mason, lotaryan, lion, bilderberg localarına üye yapmak sûretiyle fazla hissettirmeden te’min ederler. (Çoban, sürüyü güderken, kendine sâdık çoban köpeklerini kullandığı gibi, yehudi de diğer kavimlere mensub insanları, türlü sosyal ağlara dolayarak, kendi eli-kolu hâline getirir.. Fakat, çoban köpeği sâdece mi’desini ve şehvetini düşünebilen bir âciz mahlûk olduğundan, elbette ki “Niçin sen bana emrediyorsun? Kimsin sen? diyemez. Çünkü o akılsız bir hayvandır.) Berlin, Paris, Londra, Frankfurt, Hamburg, Newyork ve Tokyo borsalarında ve diğer bütün borsalarda yehudi te’siri hâkimdir. Yehudi, avukatları ve doktorları kullanarak devlet sırlarını çalmakta ve ona göre vaziyet almaktadır.



BİR TEVRAT DEVLETİ : İSRAİL

İsrail Devleti, “Tevrat Şeriati” ile yönetilen bir dîn devletidir. İsrail Parlamentosu, gerek hahamları, gerekse takkeli ve sakallı milletvekilleriyle sinagogdan / havradan farksız bir görünüştedir. Hahamlardan Tevrat'a uygunluğuna dair fetvâ alınmadan hiçbir kanun yürürlüğe giremez. İsrail'de meclise, ibadet edilen yer : “Ma’bed” anlamına gelen “Knesset” ismi verilmiştir. Bu anlayışın, İngiliz parlamentosuna “Kilise” demekten hiçbir farkı yoktur.


5 milyon nüfuslu İsrail'de, 70 milyonluk Türkiye'deki dînî okul sayısının 2 katı dîn eğitimi veren müessese vardır. Hem de müesseseler, doğrudan tevrat’a dayanmakta olup; bizdekiler gibi içi-boşaltılmış ve müslümanları gafletten ve cehâletten uyandırmayan lâik-dîni okullar değildir. Sekiz yaşındaki yahudi çocukları “Bar Misva” denen “şeriatın oğlu” âyininden sonra buluğa erinceye dek Tevrat, Kabbala ve Talmud’un sert ve çarpık anlayışıyla eğitilir.


Hazret-i Mûsâ Aleyhisselâm’a, henüz aralarında iken ihânet eden ve yaptıkları “altun buzak” heykeline taparak, kendilerine emânet edilen İlâhi Hükümleri değiştiren ve Tevrat’ı işlerine geldiği şekilde silip-yazan İsrâiloğulları, böylece, ALLAH’ın dînini kendi dînleri hâline getirmiş ve adını da “yehudilik” denmiştir! Kendisinin ALLAH tarafından seçilmiş, yeryüzünün gerçek sahibi olduğuna inanmakta ve ana-kucağından itibâren bu telkinle büyütülmektedir.

<< "Celâlim hakkı için, Mûsâ size apaçık deliller / mûcizeler ve beyyinelerle gelmişti de, arkasından tuttunuz danaya (buzağa) taptınız! Siz böyle zâlimlersiniz işte!”>> El-Bakara : 92

Diğer ülkelerin devlet başkanları dîndar olduklarını izhâr eden en ufak hareketlerinde şiddetle kınanırken, israil liderleri sözde ibâdetlerini gözler önünde yerine getirir. İsrail Devlet Başkanı aynı zamanda ülkenin bir nev’i dînî lideridir. İsrail devlet adamlarının hepsi dînlerine çok bağlıdır. İsrail Devleti'nin resmî arması olan yedi kollu şamdan ve şâha kalkmış arslan da Tevrat kaynaklı remizlerdir (symbollerdir).


İsrail Devleti'nin Arması şâha kalkmış arslandır. Bu remizi Tevrat’dan almıştır.

<<İşte kavim dişi arslan gibi kalkıyor ve kendini arslan gibi kaldırıyor.>> TEVRAT: Sayılar, 23/24

İsrail parlamentosu'nun arması yedi kollu şamdandır, bu da tevrattandır.

<< Ve hâs-altundan bir şamdan yapacaksın.. Ve onun kandillerini de

yedi tâne yapacaksın.>> TEVRAT: Çıkış, 25/31, 37


Mason Önlükleri de 7 Kollu Şamdanlıdır! Çünkü masonluk, gizli bir yehudi örgütüdür! Bu örgüt sâyesinde yahudi, kendi dîninden olmayan insanları da, farklılaştırılmış bir Tevrat-vârî sistem içerisine üye yaparak, hem bu insanları öz-dinlerine ve milletlerine hizmetten alıkoymakta ve hem de yehudi emellerine hizmet ettirmektedir!


Böylece, 5 milyonluk yehudi nüfus, ilk kademede sanki 15 milyon gibi kuvvetli olmaktadır. Bu seçkin üyelerin sâhip oldukları servetler, gazeteler, televizyonlar, özel kolej ve üniversiteler, idârî ve askerî makamlar, bankalar, fabrikalar, maddî imkânlar, insan gücü ve siyâsî tesir de göz önüne alınırsa ; 5 milyonluk nüfus, 50 milyonluk gibi kuvvetli olmaktadır! Bunların gücü ile, dünyâ üzerindeki millî devletler teker teker avlanmakta ve yehudi sermâyelerine köle yapılmaktadır! İşte buna da “Yeni Nizâm-ı Âlem” veya “Yeni Dünyâ Düzeni” veya “New World Systém” veya bir amerikan dolarındaki piramidin altında yazıldığı üzere “Novus Ordo Sécturum” denmektedir!

Bu sistemin izâhatini şöyle basitçe yaparsak : Alelâde bir amele, kazma-kürekle çalışıp çok zamanda az iş yapacağı yerde ; kendi cinsinden olmayan ve kendine itaat edecek başka türlü bir kuvveti kullanmak ve böylelikle az zamanda çok iş yapmak fikrini edinir. Meselâ bir “beygir”. Bunu “bol yem”le besleyerek kendine hizmet ettirebilir mi? Elbette ; Evet. Ve bu şekilde daha çok iş yapmağa başlar. Kullandığı beygir sâdece bol yem yemekle kalır fakat amele, hedefine doğru daha hızlı adımlarla ilerleyecektir. Beygirin bir tek gâyesi vardır : Daha lüks arabaya binmek, daha lüks bir evde oturmak, daha lüks bir tabakaya mensub olmak, daha çok para kazanmak. Tabiî ki beygirde dîn ve millet gibi yüksek idéaller olacak değil ya! Lâkin, amelenin çok daha büyük idéalleri vardır! Bütün beygirleri kendine hizmet ettirmek, sonra dînsiz ve milliyetsiz hâle getirilmiş beygir sürülerine çobanlık yapmak, va’dedilmiş topraklarına “Arz-ı Mev’ûd”a ve Büyük İsrâiline kavuşmak ve rakipsiz Cihan Hâkimiyeti!

<< Ve Tokmakla Sisera'yı vurdu, başını ezdi. Ve kırıp şakaklarından deldi, geçirdi.>> TEVRAT: Hakimler, 5/26

(1)


(2)


(3)






(1) mason tokmağı (2) amerikanın kurucularından corç vaşinktın1 Dolar’lık bankanot üzerinde (3) belinde önlüğü, elinde tokmağı ile bir masonik âyinde gördüğümüz vaşinktın




Pek çok müessesenin, kuruluşun ve şirketin amblemlerinde yer alan bu semboller, oradaki gizli mason hâkimiyetini diğer masonlara haber verir. (“Burası bizimdir birâder” der.)





HAHAM’dan FETVÂLAR

<< "EVLENECEĞİNİZ KİŞİYLE GÖRÜŞMENİZ ŞART DEĞİL" >>


İsrail'de, üst düzey bir haham yayınladığı bir fetvayla, kadın ve erkeklerin flört etmesinin yasak (memnu’) olduğunu söyledi. “Kızlarla vakit geçirmek yasaklanmıştır” diyen Haham Rabbi Şolomo Aviner, “İster evli olsunlar, ister bekâr, bir çiftin başka bir çiftle görüşmesi de yasaktır.

“Eğer, kişiler hakkında bilgi sâhibi olunacaksa, arkadaşlarına ya da öğretmenlerine sorsunlar” diye fetvâ verdi.


<< ARKADAŞLARINA ve ÖĞRETMENLERİNE SORUN. >>

(referans usûlü izdivâc)

Haham Aviner, “Evleneceğiniz insanı tanımanız gerekir. Ancak, kişiyi tanımanız için onunla ilgili olarak arkadaşlarına, öğretmenlerine sorabilirsiniz. Siz bir insanı bir defa görerek, onun hakkında karar veremezsiniz. (nâ-mahrem) Kadın ve erkeklerin birbiriyle görüşmesi Tevrat(‘ın gerçek sâhibiolan ALLAH) tarafından yasaklanmıştır.” dedi.

Öğrencilerin yarısı Haham-Hatip okuluna gidiyor



YARISI (TAM) ORTODOKS YAHUDİ OKULLARINDA

Kudüs'te bu yıl okula başlayan öğrencilerin çoğu, dînlerinden ta’viz vermeyen Ortodoks Yahudi okullarına yazıldı. Kudüs Şehir Meclisi'nden yapılan açıklamada, şehirdeki öğrencilerin yarısı ultra-Ortodoks okullarında okuyor.



ORTODOKS OLMAYAN YAHUDİ OKULLARI VE ARAPLAR

Bu yıl okula başlayan öğrencilerin yüzde 48'nin Ortodoks Yahudi okullarına yazıldığı belirtilen açıklamada, 100 bine aşkın öğrenci Ortodoks Yahudi okullarına yazılırken, 56 bin 550 öğrenci de Ortodoks olmayan ancak diğer Yahudi okullarında eğitim görecek.


Açıklamada, 41 bin 140 öğrencinin ise Arap okullarında okuyacağı kaydedildi. Açıklamada, rakamların, son beş yıl içerisinde Ortodoks Yahudi okullarındaki artışın yüzde 11 olduğu kaydedildi.

İsrail'de bir hahamın tüyler ürperten açıklamaları, İsrail toplumunun psikolojik olarak nasıl bir hâlet-i rûhiye (phscologié) içerisinde olduğunu gözler önüne serdi.




ETNİK TEMİZLİK (katl-i âmme) ÇAĞRISI YAPMIŞTI

Daha önce tüm Filistinlilerin etnik temizliğe tâbi tutulmasını isteyen İsrail'deki Kiryat Arba Yahudileri Hahamı Dov Lior, Yahudilerin Araplara iş vermesinin ve ev kiralamasının yasak olduğunu söyledi.


Lior, Araplara sadece yahudi okullarında değil, aynı zamanda otellerde, fabrikalarda, kısacası her yerde iş verilmemesi çağrısı yaparken, geçen hafta da Litvanyalı yahudiler Hahamı Dov Kanievsky de Araplara hiçbir şekilde iş verilmemesini istemişti.


SİVİLLERİN DÜŞÜNÜLMESİ DİYE BİRŞEY YOK


Lior, bütüb sinagoglarda dağıtılması amacıyla hazırladığı broşürde, İsrail hükümetini Yahudi toprağını Filistinlilere vermekle de suçladı. Askerlerin, Yahudi yerleşimcilerin yerlerinden edilmesi emrine karşı gelmesinin Tevrat'ın bir gereği olduğunu söyleyen Lior, katledilen Filistinliler için ise şöyle dedi: “Yahudilikte savaş sırasında sivillerin düşünülmesi diye bir şey yok. Sivillere zarar gelse bile düşmanı yok etmeliyiz.”

MÜSLÜMAN TARAFI :




YAHUDI TARAFI:




DÜNYÂ SİYONİST TEŞKİLÂTININ 20 MADDELİK PROGRAMI

1. Genç nesilleri, ahlâksızca telkinlerle bozmak ve ifsat etmek üzere (dergi, gazete, roman, kitap, filim, dizifilim, porno filim vs..) müstehcen neşriyat yapmalı, bunları özendirmeli.

2. San’atı zayıflatarak, edebiyâtı müstehcen ve şehvânî bir hâle sokmalı.

3. Âile hayatını (âile reisliğini, karı-koca vazife taksimatını, hürmet ve muhabbeti) yıkmalı. (Kadını, toplumun ortak zevklenme malı hâline getirmek, bâkire genç kız bırakmamak.)

4. İnsanlara, kendilerinden aşağı sınıflarla tahakküm etmeli ; onları, basit ve karaktersiz insanlarla idâre etmeli. (Yalancı ve hırsızlardan siyâsetçi ; ahlâksız ve nâmussuzlardan sanatçı ; zâlim ve gaddarlardan eğitimci ; câhil ve amelsizlerden hoca ; rüşvetçi ve içkicilerden general vs..)

5. Mukaddesâta hürmeti yıkmalı, muhterem zâtlar aleyhinde rezilâne vak’alar uydurmalı, onlara iftirâ etmeli. (hâin pâdişâh! Kan-içen Osmanlılar! barbar Türkler! terörist müslümanlar! vs..)

6. Hududsuz bir lüks, baş döndürücü modalar ve çılgınca harcamalar teşvik edilmeli.

7. Kalabalıkların vakitleri (ömürleri) eğlenceler ve türlü oyunlarla geçiştirilmeli, herkes düşünmekten alıkonulmalı. (güzellik yarışmaları, pop yarışmaları, dans yarışmaları, ses yarışmaları, para yarışmaları, at yarışları, çekilişler, derbi, sayısal, loto, toto, derbi, piyango, iddia, futbol, aybaşı, yılbaşı, sevgililer günü..)

8. Müfrit nazariyeler (bozuk ve sapık fikirler) ile kafalar karıştırılmalı, gürültü ve kargaşa meydana getirilmeli, toplumsal sınıflar (işveren ile işçi, ağa ile köylü, âmir ile memur, millet meclisi ile millet) arasına kîn ve güvensizlik sokulmalı.

9. İş sâhipleriyle işçilerinin arasını bozmalı, grevler, sabotajlar tertip ettirmeli.

10. Yüksek tabakanın ma’nevî kuvvetini (mâneviyat ve mukaddesâtını), her çâreye başvurarak kırmalı.

11. Aristokrat âilelere müdhiş vergiler koyarak onları bunaltmalı.

12. Sanâyinin, zirâati ezmesine imkân vermeli, böylece köylü sınıfını ortadan kaldırmalı.

13. Saçma nazariyeler (teoriler) ortaya atarak, halkı, gayr-ı kabil-i tatbik (uygulanması imkânsız olan hayalci/ ütopik) fikirlerin dolambaçlı yollarına sevk etmeli.

14. Hayat pahalılığı körüklenmeli.

15. Beynelmilel (internasyonel) mes’eleler oluşturularak, milletler arasına kîn ve nefret tohumları serpilmeli. (Kıbrıs meselesi, yunan meselesi, kürt meselesi, ermeni meselesi vs..)

16. Milletlerin idâresini dînî tahsil ve terbiyeden mahrum kimselerin ellerine teslim etmeli.

17. Bütün hükûmet şekillerini değiştirmeli, devlet sırlarını ifşâ etmeli.

18. Siyâsî ve ikdisâdî buhranlarla (économical crisés) millî ve şahsî servetleri mahvetmeli.

19. Mâlî istikrârı bozmalı, iktisâdî krizleri çoğaltmalı, spekülasyonlara, enflasyonlara yol açmalı, altunu mahdut ellerde (belli başlı kimselerde) toplamalı, sermâyeleri felce uğratmalı.

20. Hükûmetlerin ölümlerini hazırlamalı, insâniyeti elem, ıztırap ve yokluk içine sürüklemelidir.


MASONLUK ve SIR

Masonlukta, ezoterik bir teşkilatlanma vardır. Yâni, derin bilgilerin ve sırların, ehil olmayanlardan gizlenerek, bir üstad tarafından sâdece ehil olanlara “kabûl âyini” yoluyla öğretildiği oluşum yapısı mevcuttur. Türkiye'deki Mason localarında 33 Dereceli İskoç Riti uygulanır. Bunun Amelî Masonluk (pratik masonluk) diye adlandırılan 1–3üncü derecelerindeki körpe masonlara : çırak, kalfa ve usta denir.


İlk Türk Mason Mahfili

Bu ilk derecedekilere sâdece temel kurallar ve hâricilere (gayr-ı masonlara) masonluğun propagandasını yapabilecekleri derecede birkaç güyâ idealist (!) fikir öğretilir. Böylece, yeni mason olmuş kişi, kendi çevresinde küçük çaplı reklamlar yapar : “Hepimiz kardeşiz, bütün insanlar eşittir, bizleri kâinatın ulu yaratıcısı yaratmıştır, topluma hizmet etmek için varız” gibi (çakal) ifâdeler kullanır.

Daha üst dereceli masonlara, Felsefî Masonluk öğretilir. Bunun da 4–14üncü derecelerinde Hiram Usta felsefesi ve yahudi inançları işlenir. Buna "tekemmül devresi" adı verilir.


15–18inci dereceler, genel bilgilerin verildiği bir ara devredir. 18–30uncu derecelerde ise "Üst Felsefe" işlenir. Bu devredeki mason, bütün dînî inançlarından arındırılmaya çalışılır. Dîninden ve milliyetinden kopmayanlar, oldukları yerde sayarlar. 31–33üncü dereceler idarî mertebelerdir, bu dereceler her masona nasip olmaz. Bunlar yönetim kademelerinde görev alırlar.

1–3üncü derecedeki masonlar, 4–33üncü derecelerdeki sırları bilmezler. Aynı şekilde, 4–14üncü derecedekiler de, 15–33üncü derecelerdeki sırları bilmezler. 15–18inci derecedekiler, 19–33üncü derecelerdeki sırları ve 19–30uncu derecelerdekiler de 31–33üncü derecelerdeki sırları bilemezler.

Daha doğrusu sırlar, bunlara öğretilmez. Hattâ Türkiye ve benzeri ülkelerin kukla Masonlarının çoğu bu derecelere yükselseler bile “Sırlar” bunlara öğretilmez, ancak göstermelik olarak derece atlatılırlar.


Sırlara vâkıf olabilmek için dînine, devletine, milletine bağlı insan olmak değil ; inancından ve halkından kopmuş, soysuzlaşmış olmak gerekir.

Yoksa adamı, adâlet, uhuvvet (kardeşlik), müsâvat (eşitlik), hürriyet ve terakki (kalkınma) sloganlarıyla aldatıp, gâyet ustaca plan ve koordinasyonlarla şeytânî emellerine hizmet ettirirler. Zâten, bir müslüman evlâdı, kendi dînine ve Şeriâtine hizmet etmekten geri kaldığında, artık neyle oyalandığı mühim değildir. Öyle veya böyle, İslâm’a hizmet etmeyen bir müslüman, Allah’a isyân etmiş olur ki, bu da, şeytana hizmet etmektir!






(masonik) İTTİHAD ve TERAKKİ CEM’İYETİ


İşte frengistandan ithâl gavur ideolojisi :

<<Yaşasın Vatan! – Yaşasın Millet! – Yaşasın Hürriyet!>>

Türk Hâkânı ve İslâm Halifesi Cennet Mekân Sultan Abdülhamîd Hânı tahttan indiren ;

Trablusgarb’ı İtalyanlara bırakan,

çıkardığı kiliseler kânunuyla Balkanlardaki Hıristiyanların birlik kurmalarını sağlayan

ve Balkanların Osmanlı Devletinden kopmasına sebebiyet veren,

Bâbıâlî Baskınını düzenleyen ve milleti zulüm ve tedhiş ile idâre eden,

Sarıkamış fâciâsında on binlerce Müslüman-Türk’ün canına kıyan,

mecnûnâne (delicesine) bir hareketle Kanal Seferini açarak Filistin ve Sûriye’de

Osmanlı ordusunun sefil olmasına ve bu toprakların elden çıkmasına sebeb olan,

4 senelik Birinci Dünyâ Harbi müddetince Anadolu’da halkı açlık, sussuzluk ve yokluk içinde inleten İttihat ve Terakki hükûmeti olmuştur.

Bu rezil hareketin ileri gelenlerinden Enver Paşa Türkistan’da, Talat Paşa Berlin’de, Cemâl Paşa da Tiflis’te, ermeniler tarafından öldürüldüler. Zira, Türk Padişâhı ve İslâm Halifesi olan Sultan Abdülhamid Hân’ı (hâince) tahtdan indirmek ve ermenistan’ın kurulmasını temin etmek vaadiyle, ermeni komitacılarla anlaşma yapmışlardı. Sonradan aralarında çıkan ihtilâflar yüzünden, ermeni milliyetçileri bunları öldürdüler.

Talat, Saîd Halîm, Enver, Cemâl, Halil ve Nûri paşalar, Babanzâde İsmâil Hakkı, Seyid, Hacı Âdil, İsmâil Hakkı, Hüseyin Câhid (Yalçın), Ahmed Rızâ, Halil (Menteşe), Ziyâ (Gökalp), Midhat Şükrü (Bleda), Ömer Nâci, Ahmed Şükrü, Doktor Nâzım, Câvid, Bahaaddîn Şâkir, (Kara) Kemâl, (Küçük) Talat beyler ve Hâfız İbrâhim, Emrullah, Hayri, Emanuel Karaso ve Hallaçyan gibileri İttihat ve Terakkinin ileri gelen mensublarındandı.

Cemiyetin idârecilerinin çoğu masondu. Cemiyeti yöneten merkez-i umûmî (genel merkez) üyesi yedi kişinin kimlikleri, meşrûtiyet îlân edildikten sonra bile açıklanmadı. Üyeler, masonların merâsimlerine benzer usûllerle cemiyete alınırdı. On seneye yakın bir müddet iktidârda kalan, koskoca Osmanlı Devletinin yağma edilmesine sebeb olan İttihat ve Terakkinin son kongresi, birinci Dünyâ Harbinin mağlubiyetle bitmesinden sonra 14 Kasım 1918’de toplandı. Bu kongrede parti kendini feshederek, (güyâ) târihe karıştığını îlân etti. (mukâyese ediniz : bugünkü ergenekon)

İttihatçıların cemiyetleri yok oldu (gibi görünüyor) ise de, geride zihniyetleri kaldı. Yâni, sivrisinek öldü ama bataklık hâlâ yerinde duruyor. Halk ve İslâm düşmanlığı, bölücülük, darbecilik, târih düşmanlığı, iftirâ haberleri, jurnalcilik hastalıkları, kriz ve sıkıntı havası, ortamı bulandırıp, karambôlden kârlı çıkmak vs.. İttihatçıların cemiyetimize intibak (adapté) ettirdiği kötü huylardan sâdece birkaçıdır.

Önce masonik dînsizlik ve sonra da bu tür hayâlperest fikirleri bütün kavimlere yayarak, “BEN” diyen insanlar yetiştirdiler. “BİZ” demek unutuldu. Osmanlı Devleti böylelikle çatırdadı! Türk, kendini üstün gördü ; Arap, kendini üstün gördü ; Arnavut, kendini üstün gördü ; Kürt, kendini üstün gördü.. Nihâyet Osmanlı Devleti (yâni Yegâne İslâm Devleti) yıkıldı gitti!

İSLÂM ÜMMET’i bu iğrenç kavmiyetçilik (faşistlik) fikrine sarılınca ; hiç gayr-ı müslîm unsurlar boş durur muydu? Elbette onlar da kendi BEN’liklerine sarıldılar. Bulgaristan, Yunanistan, Ermenistan, Gürcistan, Suriye, Sırbistan herkes çil yavrusu gibi dağıldı!

Tabi, “her kavim için bir vatan” projesi ile dünya siyâsetine atılan yahudi (ve amerikan hükûmeti) ; Vilson Düstûrları (wilson principlés) doğrultusunda, “-Hangi topraklarda hangi halkın nüfûsu çoksa, orada o kavmin vatanı ve millî hükûmeti kurulsun!” fikrini dünyâya yaydılar. (Iztırâblarla dolu nice kanlı nüfus mübâdeleleri hep bu plâna binâen yapılmıştır!)

Böylece, kurulacak küçük-küçük kukla devletçikler, hem birbirlerine düşman olacaklardı (çünkü birbirleriyle savaşarak ve birbirlerinden koparak kuruldular), hem de hepsi amerikaya (ve amerikanın sâhibi olan yahudilere) göbek-bağı ile bağlı olacaklardı.

Her devlet için başta PARA olmak üzere ; sanayi amerikadan, askerî vâsıtalar, tanklar, füzeler amerikadan, eğitim ve öğretim sistemi için Üst Danışma Kurulu amerikadan, devlet içinde devlet amerikadan, borsa amerikadan, bankacılık ve kapitalizm amerikadan, siyaset taktikleri amerikadan, medya patronları amerikadan, özel kolej ve üniversiteler amerikadan ..

Milletleri böyle ahtapot gibi 8 koldan sarmalamak için, elbette bir sürü adam lâzım, değil mi? Peki bunu nasıl yapıyor? Burs veriyoruz diyerek, körpe beyinleri kendine âit eğitim müesseselerine alıyor, yeteneklerine göre yetiştirip, ihtiyâcına göre yerleştiriyor. Kimisini bürokrat, kimisini ekonomist, kimisini politikacı, kimisini general, kimisini medyatör, kimisini de dîn adamı olarak değerlendiriyor. Vaktine ve yerine göre hepsini piyon gibi kullanıyor.

Böylelikle, ELİT azınlığın küresel sermâyesi ile yetiştirilmiş yeni bir tabaka oluşuyor. Alt-elit. Bunların hangi milletten, hangi dînden, hangi memleketten olduğunun hiçbir ehemmiyeti yok. Çünkü aslolan şu ki, hepsi aynı (gizli emperyalist ve siyonist) İDEAL’e hizmet ediyorlar. Fakat, bunu bilmiyorlar. Ya da bilmezden geliyorlar.

Siyasette de böyle, diyânette de böyle, ticârette de böyledir. Eğer yapılan iş, küresel sermâye ve emperyalist iktidar aleyhine bir tehlike veya tehdit teşkil ediyorsa, o adımı atmazlar. Çünkü bu adım EFENDİ’lerin hoşuna gitmez.

Düşünün, siz kaçıncı tabakadasınız? Ancak şunu bilin ki, kaçıncı katta olursanız olun, mutlakâ bir üsttekinin işini görüyorsunuz. Satın aldığınız eşyâlarla, alış-verişle, ticaretle, siyasetle, borsa ile, televizyon ile, kredi kartınız ile, eğitim sistemi ile, futbol fanatikliğiniz ile bir şekilde bu piramidin katlarına hizmet ediyorsunuz.

Bankalardaki mevduatlar, kredi kartlarındaki limitler, tahsil edilen faturalar, çekler, senedler, maaşlar vs. hepsi işlem gördükleri bankalar vâsıtasıyla borsalara ve oradan da küresel sermâye döngüsüne katılıyor. İnsanların işledikleri günâhlar, tepedeki şeytânî ELİT’in kuvvetlenmesine yol açıyor. Alt katlarda bulunan insanlar, ne kadar çok fâize, repoya, borsaya, kumara, alkole, lüks ve komfora, çılgınca harcamalara yönelirlerse, üst kattakiler o derece kuvvetleniyor.

Dünya insanlığının ensesine yapışmış bulunan kan emici VAMPİR kuvvetlendikçe de, onu ense-kökümüzden söküp atmak o derece imkânsız hâle geliyor. Kendi günâhlarımızla, kendimizi bağlıyoruz. Alt katlardaki milyarlarca insan sâdece FÂİZ’li alış-verişi ve ticâreti terk etseler, bir ânda vampirler aç kalırlar! Borsalar, bankalar, tefeciler hepsi bir ânda çöker! İnsanların günâhları temeline inşaâ edilen bu şeytânî piramit bir ânda yerle bir olur!

Ancak, bunu bilen üst kat sâkinleri, tedbirlerini çok sıkı bir şekilde almışlardır. Fâizi, lüksü, komforu, sefahati, kumarı, rüşveti, zinayı ve alkolü ŞİDDET’le yasaklayan İSLÂM DÎNİ’ne karşı bütün dünyada amansız bir savaş sürdürüle-gelmektedir. Dünyanın her ülkesinde televizyon kanalizasyonları ile, diziler, filimler, klipler, sinemalar, tiyatrolar, şarkılar, danslar, eğlenceler, konserler, çekilişler, karnavallar, magazinler, dergiler, gazeteler, piyangolar, yarışlar, yarışmalar, kupalar vs.. kullanılarak sosyal girdablar oluşturulmakta ve milyarlarca insan bu dipsiz kuyulara çekilmektedir.

Buradan bâriz bir şekilde anlaşılmıştır ki ; İslâm Dîni : çalgılı, sözlü, kadınlı, erkekli, alkollü, kumarlı, dumanlı ve ihtiraslı hayat tarzını yasaklarken aslında bu Şeytan Piramiti’nin taa baştan inşaâ edilmesini engellemekte ve buna aslâ zemin bırakmamaktadır.

Alkol ve Kumar olmayan bir ülke ; Zina ve Fuhuş edenlerin recmedildiği bir ülke ; vasıflı soyguncuların ellerinin kesildiği bir ülke ; fâizci ve tefecinin sürgün edildiği bir ülke ; namus ve şerefin en büyük kıymet kabûl edildiği bir ülke ; erkek ve kadınların Haremlik-Selamlık olarak yaşadığı bir ülke ; Efendinin : <<Muhammed Mustafâ Sallallahu Aleyhi ve Sellem>> olduğu bir ülke ; kanun ve yasaları koyucu olarak ALLAH’ın kabûl edildiği bir ülke ; hâkimiyet ALLAH’ındır! diyen bir ülke.. İşte İslâm Ülkesi budur.. Günümüzde böyle bir devlet yoktur.

Kimsenin alkol satamadığı, kimsenin kumar oynatamadığı, kimsenin kadın bedenini pazarlayamadığı, kimsenin fâiz yiyemediği, kimsenin soygunculuk ve vurgunculuk yapamadığı, ma’sumun kanının yerde bırakılmadığı bir ülke..

İşte böyle bir ülke : MEDENÎ ÜLKE’dir. Bu ülkede vampir ve sülükler aç kalır. Alkol bataklığı kurutulmuşsa, kumar bataklığı kurutulmuşsa, fuhuş bataklığı kurutulmuşsa, fâiz bataklığı kurutulmuşsa, porno bataklığı kurutulmuşsa, rüşvet ve dolandırıcılık bataklığı kurutulmuşsa, mafya ve terör bataklığı kurutulmuşsa : bu ülke tam bir İSLÂM ÜLKESİ’dir.

Yoksa, bizlere bugün, medeniyet ve çağdaşlık diye tanıtılan, alkolün su gibi aktığı, zina ve fuhşun günlük eğlence hâline geldiği, süslü püslü genç kız ve kadınların sokaklarda çıplak bedenlerini sergiledikleri, fâiz yemeden kuş bile uçmadığı, namus ve ahlâkın enâyilik olarak görüldüğü, hırsızlığın mârifet kabûl edildiği, ALLAH’ın resmen inkâr edildiği ülkeler aslâ medenî ülkeler değildir! Bunlar ancak Câhiliyet Ülkeleridir. Allah’ı kabûl etmeyen, Allah’ın emir ve kanunlarını kabûl etmeyen, Allah’ı Yaratıcı ve Yönetici olarak kabûl etmeyen bir insan veya bir millet veya bir devlet : KÂFİR’dir! Bâzıları da var ki ; “Yaratıcı Allah’dır ama, Yönetici biziz! ; kanunları ve yasaları biz yaparız!” diyorlar. Bunlar da : MÜŞRİK’tir!

<< İçinizden bir cemâat bulunsun ki ; (bunlar, dînî ve dünyevî) hayrlar(ve faydalar)a da’vet edeler, (Kur’ân-ı Kerim’e ve Sünnet-i Peygamber’e uygun olup, şeriât ve akıl tarafından da güzel bilinen) ma’rûfu emredeler, (Kur’ân-ı Kerim’e ve Sünnet-i Peygamber’e uygun olmayıp, şeriât ve akıl tarafından da reddedilen) münkerden nehyedeler! İşte sana! Ancak onlar, felâha eren(ve umduklarına nâil olup, korktuklarından emniyete erişen) lerin ta kendileridir!>>

Âl-i İmrân Sûresi : 104
View suvari4060'in Fotoğraf Albümü  
Digg this Post!Add Post to del.icio.usBookmark Post in TechnoratiFurl this Post!
Alıntı ile Cevapla
Cevapla

Etiket
paraayrıntılarla, sİyonİzm

Seçenekler
Stil

Yetkileriniz
Yeni Mesaj yazma yetkiniz Aktif değil dir.
Mesajlara Cevap verme yetkiniz aktif değil dir.
Eklenti ekleme yetkiniz Aktif değil dir.
Kendi Mesajınızı değiştirme yetkiniz Aktif değildir dir.

BB-Code Açık.
Smileler Açık
[IMG] Kodları Açık
HTML-Kodları Kapalı.
Trackbacks are Açık
Pingbacks are Açık
Refbacks are Açık


Benzer Konular
Konu Konuyu Başlatan Forum Cevaplar Son Mesaj
Para CaN KıRıĞı M.Şevket Eygi 0 18.09.09 12:49
kahrolsun sıyonızm biryudum_41 RESİMLER 5 25.08.09 22:43
Saptıran Para BAKLACI M.Şevket Eygi 1 23.08.09 11:24
SİYONİZM ve TÜRKİYE: KOCAYUSUF SERBEST KÜRSÜ 7 20.11.08 15:24
TÜRKİYE ve SİYONİZM KOCAYUSUF SİYONİZM 1 20.11.08 11:02

Bütün Zaman Ayarları WEZ +2 olarak düzenlenmiştir. Şu Anki Saat: 18:03 .

SİSTEM BİLGİLERİ ÖNEMLİ BİLGİLENDİRME
Powered by vBulletin® Version 3.8.6
Copyright ©2000 - 2012, Jelsoft Enterprises Ltd.
Content Relevant URLs by vBSEO 3.5.0 RC2
www.milligorusforum.biz
Kuruluş Tarihi : 10 Ağustos 2008
Site içerisindeki materyaller kaynak gösterilmeden kullanılamaz,dağıtılamaz.

milligorusforum.net/biz/org sitemiz bir forum sitesi olduğu için kullanıcılar her türlü görüşlerini onay almaksızın anında siteye yazabilmektedir.Bu yazılardan dolayı doğabilecek her türlü sorumluluk yazan kullanıcıya aittir.Sitemizde yasalara aykırı herhangi bir materyal bulursanız iletisim@milligorusforum.biz e-mail adresimize bildirirseniz,şikayetiniz incelendikten sonra en kısa sürede gereken yapılacaktır.