| Konular: 50,310 | Mesajlar: 311,895 | Üyeler: 10,668 | Online: 215 | Elhamdülillah...



Geri git   Milli Görüş Forum GÜNCEL » YAZARLAR VE KÖŞE YAZILARI » Ebubekir Sifil »

Cevapla
 
Konuyu Sosyal Paylaşım sitelerinde Paylaşın LinkBack Seçenekler Stil
Alt 14.08.09, 13:50   #1
dua
dua - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
 
Derecesi :
Grubu : Refah
Üye No : 2907
Üyelik tarihi : 02-03-2009
Mesleği : dua dilencisi
Nereden : konya
Konuları : 225
Mesajlar : 759
Teşekkürleri: 0
273 mesajına 421 kere teşekkür edildi.
Tecrübe Puanı: 4 dua is on a distinguished road
Son Aktivitesi : 25.08.09
Durumu : Status: Offline

Standart hayreddin karaman ve diyalog...

Prof Dr. Hayrettin Karaman hoca bize göre bir İslam hukuku uzmanı olmanın yanı sıra güncel meseleler hakkındaki isabetli yorumları ile de önemsenilmesi gereken bir düşünce insanıdır. İlmi düzeyi ve alanındaki vukufiyeti dolayısıyla ülkemizde dinî meselelerde söz söyleyebilecek yetkinlikteki ciddi isimlerden birisidir.

Burada şunu ifade etmek isterim ki maalesef bizim “adam harcama” dediğimiz çok kötü bir hastalığımız var. Ömrünü İslamî ilimlere hizmetle geçirmiş yaşça ve ilimce büyük insanları bir dedikoduya rahatça kurban edebiliyoruz. Hayrettin Karaman hoca ile ilgili de bu türden yıpratmalar söz konusu.

Bendeniz; alimlerin her zaman “baş tacı” yapılması gerektiğine inanan birisi olarak Hayrettin Karaman hocaya yapılan eleştirilerin çoğunu haksız buluyorum. Zira bu eleştirileri yapanların birçoğunun ilmi bir ehliyeti yok. Takvim sayfalarından bir şeyler okumakla alimler eleştirilmemelidir. “Eleştirdiğin şahsın hangi kitabını okudun?” diye adama sorarlar. Şunu da kesin olarak söylemeliyim ki bu eleştirileri yapanların hiçbirisi hocanın karşısına çıkıp da bu düşüncelerini savunamazlar. Neden? Çünkü ilimlerinin buna yeteceğini sanmıyorum. Şimdi gelin elimizi vicdanımıza koyup Arapça tahsilinin ne kadar emekle yapıldığını ve bir fıkıh aliminin ne kadar zor yetiştiğini düşünelim de bu ilimlerin hatırına alimlerimizi hiç olmazsa kendimiz yıpratmayalım. İşte bu düşüncelerle bazı yanlış anlaşılmaları düzeltmek amacıyla bu yazıyı kaleme alıyorum.

Bu konuları hocanın kendi kitabından okumuş birisi olarak şunu peşin peşin ifade edeyim ki hoca kesinlikle Ehl-i Kitab’ın cennete gideceklerini iddia etmemektedir. Kur’an’ın Ehl-i Kitab’ı İslam’a çağırmadığı gibi bir iddiası da yoktur. Aynı zamanda hocanın diyalog konusunda da uyarıcı bir misyonu bulunmaktadır. Hocanın dinler arası diyalog ve Ehl-i Kitab’ın ehl-i necat olup olmadıkları konuları ile ilgili söylediği sözler çarpıtılmaktadır. Bazı görüşleri nakletmesi o görüşleri sahiplenmesi anlamına da gelmez. “Ufuk kitapları” hocanın “Dinler arası diyalog nedir?” isimli bir kitabını yayımladı. Şimdi bu kitaptan bir takım alıntılar yaparak hocanın bu konudaki görüşlerini ortaya koymaya çalışalım.

Karaman hoca kitabın önsözünde diyalogun fayda ve muhtemel risklerine dikkat çekmek istediğini ve Müslüman grupların bu konudaki farklı yaklaşımlarından dolayı birbirlerini öteki olarak görmelerine engel olmak istediğini söyler. (s. 8) Bu kitaptaki hedeflerinden birisinin de Müslümanların “öteki”nden önce kendi aralarında bir diyalog kurmalarını teşvik etmek olduğunu bildirir. (s. 8) Bu cümlesinin açılımını ise şu sözleri ile izah eder: “Diyalog farklılıklar arasında olur. Müslümanlar da şu veya bu şekilde aralarında diyalog yapmalıdırlar. Ben bir sohbette şöyle demiştim: Size itiraz eden gruplara karşı da deyin ki sizinle de diyaloga açığız, istediğiniz yere gelelim. Siz de gelin konuşalım, birbirimizi anlayalım, dinleyelim, belki bizim kusurlarımız vardır. Hakikaten iyi yaptığımız zannediyoruz ama hata ediyor olabiliriz, lütfen bizi uyarın hata ve kusurlarımızı açıklayın. Biraz katmalı, biraz abartılı biraz da saptırmalı olarak açıklamalar yapıp birbirimizi aleme teşhir etmek yerine bir araya gelelim, el alemle yaptığımız diyalogu bir de kendi aramızda yapalım dedim.” (s. 72)

Bu tarz diyalog toplantılarına kendisinin de katıldığını ve bu isim altında yapılan bütün toplantıları aynı kaba koymanın hatalı bir yaklaşım olduğunu söyledikten sonra katıldığı toplantıda dinler arası diyalog yerine Müslüman-Hıristiyan diyalogu isminin tercih edildiğini söyler. (s.13) 1976 yılında Libya’nın başkenti Trablus’ta bir diyalog toplantısı yapıldığını ve bu toplantıda Kaddafi’nin ehl-i kitaba şu eleştirileri yaptığını nakleder: “Bizce Yahudi ve Hıristiyanların en büyük problemi Hz Muhammed’in Peygamberliğine itiraz etmeleridir. Bu büyük bir hatadır.” Bu konuşmanın devamında Kaddafi, Hz Muhammed sallallahu aleyhi ve sellem’in isminin ehl-i kitabın kutsal kitaplarından sonradan silindiğini ve bu durumun Kuran’da bildirildiğini söyler. Kaddafi’nin bu sözleri üzerine oradaki Hıristiyanlar konunun Vatikan’da incelendiğini söylerler. (s. 30) Hayrettin Karaman Hoca bunu anlattıktan sonra şöyle bir yorum yapar: “Yüzlerce seneden beri bu inceleme bir türlü bitmiyor ve sanırım hala inceleniyor veya böyle geçiştiriyorlar”. (s.30)

Trablus’ta yapılan diyalog toplantısının sonuç bildirisine bakılırsa bu diyalogun yararlı olduğunun anlaşılacağını söyleyen Karaman hoca şöyle bir istisna cümlesi kurar: “Ancak bu ve benzeri toplantılarda alınan kararların çoğunun kağıt üzerinde kaldığı toplantıların arka planında hemen daima başka maksatların bulunduğu ve asıl bu maksatların gerçekleşmesi için gayret gösterildiği de bir gerçektir.” (s. 33) Görüldüğü gibi Karaman hoca birilerinin kötü maksatlarından da haberdardır.

Hoca din müntesipleri arasındaki diyalogun birçok amacının olduğunu söyledikten sonra bunlardan üç tanesini şöyle özetler: 1. Birbirlerini tanımak, doğru bilgi sahibi olmak. 2. Bir diğerini ikna ederek kendi inancına ve hayat tarzına insan kazanmak. 3. Gruplar arasında veya bütün dünyada mevcut ortak problemlerin bir kısmını çözmek, bütün taraflar için faydalı olacak bazı eylemlerde işbirliği yapmak. (s. 15)

Hayrettin Karaman Hoca Vatikan’ın dinler arası diyalogu desteklemekteki maksadının da ne olduğunun farkındadır. Kitabında 1962- 1965 II. Vatikan konsilinin bazı kararlarından bahsettikten sonra papalığın diyalogdan maksadının misyonerlik olduğunu da açıkça ifade etmiştir. (s.24) Ve ayrıca bu konuda şöyle bir uyarıda bulunmuştur: “Bu noktada önemli olan kırmızıçizgilere dikkat etmek, dengeyi bozmamak, kar zarar hesabını iyi yapmaktır; eğer bu çeşit bir diyalog İslam’ın ve Müslümanların menfaatine değil zararına olursa zinhar ondan uzak durmaktır.” (s. 25)

Hayrettin Karaman Hoca ehli kitabın bizim peygamberimize inanmaları gerektiğini inanmadıkları takdirde kafir olacaklarını da şu şekilde ifade eder: Biz onların peygamberlerine inanıyoruz onlar da bizim peygamberimize inansınlar. Bunu yapmadıkları sürece yani peygamberimizi yeterince tanıdıkları halde ona inanmadıkça dinleri ne olursa olsun onlar Müslümanlara göre kâfirler yani inkârcılardır. Yani Müslümanlara göre ötekilerdir. (s. 28)

Onları ötekiler olarak değerlendirdikten sonra “Müslümanlarla ötekiler arasında bir diyalog olamaz mı?” diye sorar. Ve olması gerektiğini söyler. (s.28) Efendimiz zamanında yapılan diyalog örneklerini verdikten sonra bu diyalogların ehl-i kitabın Müslüman olmasıyla sonuçlandığını aktarır. (s. 17) Kaldı ki ehl-i kitaba “mübahale” usulünün önerildiği ayetlerin sebeb-i nüzulü de bu durumdur. (Bkz. Kuran, 3/61-64)

Karaman hoca diyalog konusunda “Biz dinimize zarar vermeyecek şekilde diyalogu nasıl yaparız?” (s.38) sorusunu sorduktan sonra şu cümleleri ile diyalogun imkânını sorgular: “Dinlerimiz kültürlerimiz, hayat tarzlarımız farklı olduğu halde doğuda ve batıda pek çok insani yönleri değerleri paylaştığımız şahıslar var. Şimdi bu insanlarla bu yanlış gidişlere bu ifratlara bu tefritlere bu kan ve gözyaşına son vermek üzere ortak bir faaliyet yapabilir miyiz?” (s. 37) Daha sonra “Diyalogda niyet amaç usul önemlidir. Bunlarda bir sakatlık olmadıktan sonra ötekiyle diyalog mahzurlu olmak bir yana bize emrolunmuştur.“ (s.37) der.
Hıristiyanlık dinin bozulma sürecine ise şu sözleri ile değinir: “Misyonerlik, Hıristiyanlık var olduğundan beri mevcut. Hz İsa havarilerine bu dini neşretmelerini tebliğ ediyor. Kendine gelen dini... O Allah’a kavuştuktan sonra geride kalan

Hıristiyanlar dinlerini Hz İsa’nın tebliğ ettiği şekilde muhafaza edememişlerdir. Özellikle Yahudi asıllı Hz İsa’yı da görmemiş olan ama bir şekilde havari gibi telakki edilen Paulus’un bozduğu ve aslından uzaklaştırdığı bir Hıristiyanlık daha çok hâkim hale gelmiştir.“ (s.73)
Son olarak dinler arası diyalog toplantılarına katılanlar için de şu önemli uyarıyı yapar: “Eğer bu yol denenecekse kesin olarak (kırmızı çizgi) dikkat etmek ve titizlik göstermek gereken nokta, bu faaliyetlerin içinde görünmenin ve diyalogun bu faaliyetleri ve gruplarını meşrulaştırma ihtimali veya tehlikesidir. Böyle bir tehlike söz konusu olduğunda herkes kendi yolunda yürümelidir.” (s. 90)
Bu yazıda Hayrettin Karaman hocanın kitabından okumuş olduğum “diyalog” konulu görüşlerini; merak edenler için naklettim. Bu yazı ile ilgili olarak yapacağınız eleştirilerden önce Milli Gazete’de yayımladığımız “Dinler arası Diyalog” adlı yazımıza bakmanızı

aydın başar
__________________
SEBEPLER SUKUT ETMİŞ
ALLAHI DÜŞÜN SERİNLE
TELAŞA KAPILMA
İMANIN SESİNİ DİNLE
UNUTMA! SEN GÖRMESENDE
BİRİ VAR SENİNLE
HİÇ DURMA ONA YÖNEL
GÖNÜL DİLİYLE İNLE..
View dua'in Fotoğraf Albümü  
Digg this Post!Add Post to del.icio.usBookmark Post in TechnoratiFurl this Post!
Alıntı ile Cevapla
Bu mesaj için dua kullanıcısına teşekkür edenler:
el Büğdüzi (14.08.09)
Cevapla

Etiket
diyalog, hayreddin, karaman

Seçenekler
Stil

Yetkileriniz
Yeni Mesaj yazma yetkiniz Aktif değil dir.
Mesajlara Cevap verme yetkiniz aktif değil dir.
Eklenti ekleme yetkiniz Aktif değil dir.
Kendi Mesajınızı değiştirme yetkiniz Aktif değildir dir.

BB-Code Açık.
Smileler Açık
[IMG] Kodları Açık
HTML-Kodları Kapalı.
Trackbacks are Açık
Pingbacks are Açık
Refbacks are Açık


Bütün Zaman Ayarları WEZ +2 olarak düzenlenmiştir. Şu Anki Saat: 20:17 .

SİSTEM BİLGİLERİ ÖNEMLİ BİLGİLENDİRME
Powered by vBulletin® Version 3.8.6
Copyright ©2000 - 2012, Jelsoft Enterprises Ltd.
Content Relevant URLs by vBSEO 3.5.0 RC2
www.milligorusforum.biz
Kuruluş Tarihi : 10 Ağustos 2008
Site içerisindeki materyaller kaynak gösterilmeden kullanılamaz,dağıtılamaz.

milligorusforum.net/biz/org sitemiz bir forum sitesi olduğu için kullanıcılar her türlü görüşlerini onay almaksızın anında siteye yazabilmektedir.Bu yazılardan dolayı doğabilecek her türlü sorumluluk yazan kullanıcıya aittir.Sitemizde yasalara aykırı herhangi bir materyal bulursanız iletisim@milligorusforum.biz e-mail adresimize bildirirseniz,şikayetiniz incelendikten sonra en kısa sürede gereken yapılacaktır.