|
| Konular: 50,310 | Mesajlar: 311,895 | Üyeler: 10,668 | Online: 223 | Elhamdülillah...
|
|
|||||||
![]() |
|
|
|
LinkBack | Seçenekler | Stil |
|
|
#1 |
|
Derecesi :
![]() Grubu : İnadına ERBAKAN.....
Üye No : 2406
Üyelik tarihi : 05-02-2009
Nereden : kafkasya
Konuları : 3010
Mesajlar : 10,206
Teşekkürleri: 8,630
5,430 mesajına 10,723 kere teşekkür edildi.
Tecrübe Puanı: 10
![]() Son Aktivitesi : 01.05.12
Durumu : Status: Offline
|
Cüzzamlıdan kaçmak-2 Efendimiz (s.a.v)'in, "Cüzzamlıdan, aslandan kaçar gibi kaç" ifadesinin, bulaşıcılığın bizatihi hastalık sebebi olmadığını anlatan rivayet zımnında geçmesi calib-i dikkattir. Şarihlerin üzerinde en fazla durduğu nokta şudur: Efendimiz (s.a.v) bulaşıcılığın olmadığını söylerken, "Allah Teala'nın dilemesi ve izni olmadan" bulaşıcılığın vaki olmayacağını anlatmaktadır. Bulaşıcılık bizatihi hastalık sebebi olsaydı, bulaşıcı hastalığa ilk yakalananın niçin hasta olduğunu açıklamak mümkün olmazdı. Bu rivayetler arasındaki zahiri tearuzun nasıl giderileceği konusu üzerinde rivayet cihetinden en detaylı şekilde duranlardan birisi İmam et-Taberî'dir. Tehzîbu'l-Âsâr isimli eserinde1 özetle şöyle der: Kimse kimseye, Allah Teala'nın takdir edip yazdığından başka bir tesirde bulunamaz. Hastalıklının sıhhatliye yaklaşması, sağlıklının mutlak surette hastalık kapmasını gerektirmez. Ancak hadiste hastalıklının sağlıklıya yaklaşmaması ve sağlıklının hastalıklıyla yakın bulunmaması emir buyurulduğu içir buna riayet edilir. Sağlıklı bir kimsenin cüzamlıya yaklaşmamasının emredilmesi, bunun haram olmasından değildir. Bu sakındırma, sağlıklı kişinin bir gün o hastalığa yakalanması durumunda, bunu o hasta kişiden bilmesini engellemeye matuftur. Zira o böyle düşündüğünde, cahiliye döneminde yaygın olan bulaşıcılık, uğursuzluk... gibi inançlara yeniden dönülmüş olacaktır. Hz. Peygamber (s.a.v)'in, "Cüzzamlıdan, aslandan kaçar gibi kaç" emri ile, cüzamlı kişiyle oturup yemek yemesi arasında bir tezat yoktur. Zira Hz. Peygamber (s.a.v) bize bazen bir şeyi, "mendup kabilinden", bazen de "bildirme (i'lam), ibaha"... kabilinden emir buyurur. O, bu şekilde bir şeyi önce emreder, sonra da bizzat kendisi o emre aykırılık teşkil eden bir davranışta bulunur ki, bizler o emrin bağlayıcı olmadığını bilelim. Aynı şey, O'nun nehiyleri hususunda da bahis konusudur. O bir şeyi yapmaktan bazen "çirkin bulma" kabilinden, bazen da"te'dip" yollu sakındırır; sonra da bize o sakındırmanın "tahrim" amacı taşımadığını göstermek için bizzat kendisi o fili işler. Bulaşıcılığın olmadığını söylediği halde, Hz. Peygamber (s.a.v)'in, cüzamlıdan kaçmayı emir buyurmasının izahı da böyledir: O (s.a.v) cüzamlıdan kaçmayı emir buyururken, onunla yakınlaşan, birlikte yiyip-içen kimse bir gün gelip de cüzam hastalığına yakalandığında, bunun kendisine o cüzamlıdan bulaştığını düşünmemesini hedeflemiştir.2 Bu izaha, İbn Hacer'in -ilgili rivayetler arasındaki zahirî işkâlin çözümü hakkında zikrettiği yaklaşımlardan, rivyetlerin arasını bulmayı tercih edenlerin ortaya attığı 5-6 görüşten ikincisi olarak- naklettiği şu tesbiti de eklediğimizde mesele daha bir açıklığa kavuşmaktadır. "Cüzzamlıdan, aslandan kaçar gibi kaç" emri; tevekkülü ve yakini zayıf kimselere yöneliktir. Onları cüzzamlıyla yakın olmaktan sakındırmıştır ki, böyle bir yakınlıktan sonra cüzzam hastalığına yakalandıklarında, bulaşıcılığın bizatihi hastalık sebebi olduğuna inanmak suretiyle hak ve hakikatten uzaklaşmasınlar.3 İlgili rivayetler arasındaki işkâlin çözümü noktasında ulemanın başvurduğu nesh, tercih, cem... gibi izah tarzları ve detaylı değerlendirmeler için İbn Hacer'in Fethu'l-Bârî'nin muhtelif yerlerinde verdiği izahatın bulunmaz kıymette olduğunu belirtelim.4 Cüzzamlılarla ilgili rivayetler üzerinde dururken, Efendimiz (s.a.v)'in, cüzzamlının incinmesini engelleme tavrını da gözden uzak tutmamak gerekir. Cüzzamlı bir sahabînin bey'at etmek üzere Medine'ye girmesine gerek olmadığını belirtmesi ve kendisinden uzaktan bey'at aldığını söyleyip geldiği yere dönmesini emir buyurması, keza cüzzamlıya uzun süre bakmaktan sakındırması bu doğrultuda okunması gereken rivayetlerdir. 1 Müsnedu Alî b. Ebî Tâlib, 1-34. 2 et-Taberî, a.g.e., 33. 3 İbn Hacer, Fethu'l-Bârî, X, 160. 4 Bkz. Fethu'l-Bârî, X, 158 vd., 242; 252... |
|
|
![]() |
| Etiket |
| okuyucu, soruları |
| Seçenekler | |
| Stil | |
|
|
Benzer Konular
|
||||
| Konu | Konuyu Başlatan | Forum | Cevaplar | Son Mesaj |
| Okuyucu Soruları 10 | Muhammed | Ebubekir Sifil | 0 | 16.08.09 11:46 |
| [trigonometri karmasık ve bütün mat2 konuları ve soruları] | Vukuf-i Kalbi | Sınavlar ve Hazırlık-Öss | 0 | 09.04.09 15:49 |
| 1966-2005 ÖSS/ÖYS matematik soruları | Vukuf-i Kalbi | Sınavlar ve Hazırlık-Öss | 0 | 09.04.09 15:48 |
| Öss Soruları 1999-2008 | Vukuf-i Kalbi | Sınavlar ve Hazırlık-Öss | 0 | 09.04.09 15:42 |
| Ergenekon'da İsmailağa soruları | Vukuf-i Kalbi | ÜLKEMİZDEN HABERLER | 0 | 05.03.09 17:15 |
| SİSTEM BİLGİLERİ | ÖNEMLİ BİLGİLENDİRME |
|
Powered by vBulletin® Version 3.8.6 Copyright ©2000 - 2012, Jelsoft Enterprises Ltd. Content Relevant URLs by vBSEO 3.5.0 RC2 Kuruluş Tarihi : 10 Ağustos 2008 Site içerisindeki materyaller kaynak gösterilmeden kullanılamaz,dağıtılamaz. |
milligorusforum.net/biz/org sitemiz bir forum sitesi olduğu için kullanıcılar her türlü görüşlerini onay
almaksızın anında siteye yazabilmektedir.Bu yazılardan dolayı doğabilecek her türlü sorumluluk
yazan kullanıcıya aittir.Sitemizde yasalara aykırı herhangi bir materyal bulursanız
iletisim@milligorusforum.biz e-mail adresimize bildirirseniz,şikayetiniz incelendikten sonra en kısa
sürede gereken yapılacaktır.
|