| Konular: 50,310 | Mesajlar: 311,900 | Üyeler: 10,668 | Online: 221 | Elhamdülillah...



Geri git   Milli Görüş Forum GÜNCEL » YAZARLAR VE KÖŞE YAZILARI » Ebubekir Sifil »

Cevapla
 
Konuyu Sosyal Paylaşım sitelerinde Paylaşın LinkBack Seçenekler Stil
Alt 23.11.09, 10:23   #1
Adige Abzakh - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
 
Derecesi :
Grubu : İnadına ERBAKAN.....
Üye No : 2406
Üyelik tarihi : 05-02-2009
Nereden : kafkasya
Konuları : 3010
Mesajlar : 10,206
Teşekkürleri: 8,630
5,430 mesajına 10,723 kere teşekkür edildi.
Tecrübe Puanı: 10 Adige Abzakh is on a distinguished road
Son Aktivitesi : 01.05.12
Durumu : Status: Offline

Thumbs up Modernite ve gelenek


Modernite ve gelenek
Bir önceki gün Hollanda'da, dün de Almanya'da yaptığımız programların başlığı böyleydi. Kendimize, aidiyetlerimize, kimliğimize bakışımızı derinden etkilemiş, hatta neredeyse "belirlemiş" bulunan kavramlara dikkat çekmeden doğru bir zeminde hareket ettiğimizi düşünmek ve söylemek mümkün değil.
Bunların başında elbette modernitenin vücut verdiği kavramlar geliyor. En önce de başlıkta yer alan ikili taksimin "tuzak" olduğunu fark etmemiz gerekiyor. Hayatı, fikirleri, din anlayışını niçin böyle ikili bir taksimle anlamak zorundayız? Niçin bazı şeyler moderndir, yani "iyi"dir, "doğru"dur ve "olması gereken"dir dee, diğer bazıları gelenekseldir, yani "dönemini doldurmuş"tur, "ölü"dür ve günümüzde kayda değer bir işleve sahip değildir?
En az bunun kadar önemlisi, bu kavramların içini kim dolduruyor. Müslümanlar herhangi bir muhakemeye tabi tutmadan kavramsal dünyalarına buyur ettikleri bu kavramları, muhtevalarını kendileri belirleyerek mi kullanıyor, yoksa muhteva da "ithal" mi?
Tabii ki kavramlar ithal olunca muhteva da kaçınılmaz olarak ithal oluyor. 19. yüzyılın sonlarında ve 20. yüzyılın başlarında İslam Dünyası'na armağan edilen üç kavram moderniteyle ilişkimizi ve din anlayışımızı tayin etmişti: Adalet, musavat (eşitlik), uhuvvet (kardeşlik). O dönemin aydınları, hatta alimleri büyük çoğunluk itibariyle dini ve moderniteyle ilişkimizi bu kavramlar esasında tayin etmekte bir sakınca görmediler. Sultan II. Abdülhamid Han'a itirazların temelinde yatan şey, onun, "adalet" ve "hürriyet" kavramlarıyla çatışma teşkil eden uygulamaları, yani "istibdat" değil miydi? Bizler de bugün bu kavramların "çağdaş" versiyonlarına aynı temel fonksiyonu tanımakla aynı ölümcül hatayı işliyoruz: Eğer bizim dünyamıza bugün "eşitlik", "özgürlük" ve "insan hakları" temelli bir hayat ve din ve hayat algısı hakimse, aynı tuzağın "çağdaş" versiyonuna muhatap olduğumuzun göstergesidir. Acilen fark etmemiz gereken gerçek budur. Aksi halde Kur'an ve Sünnet tarafından ortaya konulan en temel hakikatlerle, bu dinin sabiteleriyle çatışmaya devam edeceğiz. Sadece Fıkhiyyat alanında değil, İtikadiyyat alanında bile "çağdaşlaşma" güdüsüyle hareket edecek, böylece Hıristiyanlığın Protestanlık tecrübesinde yaşadığına benzer bir dönüşümü, daha doğrusu bir "kırılma"yı biz de İslam bağlamında yaşayacağız.
Günümüzde sıklıkla dile getirilen "din dilinin değişmesi gerektiği" tarzındaki söylemin bizi nereye götüreceği sorusunun cevabı bu bağlamda hayli ehemmiyet arz ediyor. Diyanet tarafından da ifadeye konulan din dilini yenileme faaliyetinin amacı ve metodu ne olacak? Bu faaliyet bizi sonunda din algısı noktasında farklı bir noktaya sürükleyecekse, bunun "Dinde reform" dediğimiz şeyin tıpkısının aynısı olduğu aşikâr değil mi?
İşin enteresan yanı şu ki, bundan -fazla değil- çeyrek asır öncesine kadar "dinde reform" dendiğinde dinî hassasiyet sahibi çevreler buna refseksif bir tepki gösterirdi. Şimdi aynı istikametteki faaliyetler bizzat "muhafazakâr" çevrelerin gönüllü katılımıyla yürütülüyor.
Kavramların din anlayışımızda yol açtığı dönüşümü ve bunun bizi nereye taşıyacağını acilen fark etmek ne işimize yarayacak?
Hemen söyleyeyim ki bunun bizi "rahatlatmak" gibi bir sonucu hiçbir zaman olmayacak. Tam tersine bu fark ediş başımıza temelli problemler açacak. Rahatımız, huzurumuz, konforumuz gidecek, yeni ve "temelli" problemlerle karşı karşıya geleceğiz.
Müslüman olmanın, yaşadığı tarihe ve coğrafyaya Müslümanlık zemininden bakmanın bir bedeli olmasın mı? Kur'an ve Sünnet bize böyle bir garanti mi verdi? Bizden öncekilerin başına gelenler bizim de başımıza gelmeden cennete girebileceğimizi mi zannediyoruz
__________________

HAKKA HİZMET YOLUNDA İNANÇLI KADROLAR OMUZ OMUZA !

Girmeden tefrika bir millete düşman giremez
Toplu attıkça sineler, onu top sindiremez...
View Adige Abzakh'in Fotoğraf Albümü  
Digg this Post!Add Post to del.icio.usBookmark Post in TechnoratiFurl this Post!
Alıntı ile Cevapla
Bu mesaj için Adige Abzakh kullanıcısına teşekkür eden 3 üyemiz:
erva (23.11.09), Fâris (23.11.09), Isti'sam (23.11.09)
Cevapla

Etiket
gelenek, modernite

Seçenekler
Stil

Yetkileriniz
Yeni Mesaj yazma yetkiniz Aktif değil dir.
Mesajlara Cevap verme yetkiniz aktif değil dir.
Eklenti ekleme yetkiniz Aktif değil dir.
Kendi Mesajınızı değiştirme yetkiniz Aktif değildir dir.

BB-Code Açık.
Smileler Açık
[IMG] Kodları Açık
HTML-Kodları Kapalı.
Trackbacks are Açık
Pingbacks are Açık
Refbacks are Açık


Benzer Konular
Konu Konuyu Başlatan Forum Cevaplar Son Mesaj
Modernite: Bugüne Dair Hastalığımız.. Isti'sam YAZARLAR VE KÖŞE YAZILARI 6 15.07.09 02:38

Bütün Zaman Ayarları WEZ +2 olarak düzenlenmiştir. Şu Anki Saat: 20:47 .

SİSTEM BİLGİLERİ ÖNEMLİ BİLGİLENDİRME
Powered by vBulletin® Version 3.8.6
Copyright ©2000 - 2012, Jelsoft Enterprises Ltd.
Content Relevant URLs by vBSEO 3.5.0 RC2
www.milligorusforum.biz
Kuruluş Tarihi : 10 Ağustos 2008
Site içerisindeki materyaller kaynak gösterilmeden kullanılamaz,dağıtılamaz.

milligorusforum.net/biz/org sitemiz bir forum sitesi olduğu için kullanıcılar her türlü görüşlerini onay almaksızın anında siteye yazabilmektedir.Bu yazılardan dolayı doğabilecek her türlü sorumluluk yazan kullanıcıya aittir.Sitemizde yasalara aykırı herhangi bir materyal bulursanız iletisim@milligorusforum.biz e-mail adresimize bildirirseniz,şikayetiniz incelendikten sonra en kısa sürede gereken yapılacaktır.