| Konular: 50,310 | Mesajlar: 311,901 | Üyeler: 10,668 | Online: 223 | Elhamdülillah...



Geri git   Milli Görüş Forum GÜNCEL » YAZARLAR VE KÖŞE YAZILARI » Ebubekir Sifil »

Cevapla
 
Konuyu Sosyal Paylaşım sitelerinde Paylaşın LinkBack Seçenekler Stil
Alt 19.12.09, 13:46   #1
Isti'sam - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
 
Derecesi :
Grubu : MG ViP Üye
Üye No : 390
Üyelik tarihi : 05-09-2008
Konuları : 264
Mesajlar : 1,787
Teşekkürleri: 2,779
991 mesajına 1,864 kere teşekkür edildi.
Tecrübe Puanı: 5 Isti'sam is on a distinguished road
Son Aktivitesi : 24.08.11
Durumu : Status: Offline

Standart Dünyayla bütünleşmek..


Dünyayla bütünleşmek

Dr. Ebubekir Sifil



Efendimiz (s.a.v) döneminden beri Müslümanlar, gerek fetihle hakimiyet kurdukları ülkelerde,
gerekse şu veya bu sebeple gayrimüslimlerle bir arada yaşamak durumunda bulundukları
ortamlarda hep bir hassasiyeti yaşatmışlar:
Benzememek ve benzetmemek.


Kaynağını Sünnet-i Seniyye'den alan ve literatüre "eş-Şurûtu'l-Ömeriyye" diye geçen uygulamalarında
Hz. Ömer (r.a), Müslümanların fethettiği halklarının riayet etmesi gereken hususlar meyanında
bir şeyin altını çiziyordu: Müslümanlara benzemeyeceksiniz.
Giyim-kuşamda, konuşmada, isim/künye edinmede, hayatı yaşama tarzında...
Müslümanlarla bir arada yaşadıkları gayrimüslimler arasında kesin ve keskin çizgiler bulunuyordu.
Tarih boyunca bu hep böyle oldu.


Bu uygulamanın semeresi nedir diye baktığımızda iki husus dikkat çekiyor:


1. Bu sayede Efendimiz (s.a.v)'in şiddetle sakındırdığı "teşebbüh/benzeme"
tehlikesinin önüne geçilmiş oluyordu.

"Kim kendisini bir kavme benzetirse, onlardandır" 1
buyuran Efendimiz (s.a.v), kıyafetten başlayan gayrimüslimlere benzeme/özenti sürecinin,
kalplerin birbirine benzemesiyle sonuçlanacağına dikkatimizi çekmektedir.
Kimi taklit ediyorsanız, onu beğeniyorsunuz demektir.
Kimi beğeniyorsanız, kendinizi her bakımdan ona benzetmeye çalışmanız tabiidir ve
bu "benzemeye çalışma" süreci kaçınılmaz olarak sonunda "onun gibi olma"ya dönüşecektir.


2. Bu uygulama, sadece Müslümanların şu veya bu biçimde gayrimüslimleşmesinin
önüne geçmekle kalmamış, aynı zamanda gayrimüslimlerin kimlik ve benliğini muhafaza
edebilmesinin de biricik sebebini oluşturmuştur.



Örnek olarak iki farklı coğrafyadaki iki farklı sonuca dikkat çekmek fazlasıyla yeterli olacaktır:
Endülüs ve Ortadoğu.

Bu coğrafyalardan ilkindeki Müslüman hakimiyeti sona erdiğinde
İslam'dan ve Müslümanlıktan neredeyse eser kalmadı,
"Tarihî eser" olarak ve "işte Müslümanların sonu" diyebilmek için muhafaza edilen
el-Hamra Camii gibi birkaç eser bu sonucu değiştirmez.
Haçlıların eline geçtiğinde, insanlar din değiştirmekle ölüm arasında tercih yapmaya icbar edildiği
ve bir kısmı sureta din değiştirmeyi, bir kısmı da ölümü seçtiği için orada "Lâ ilâhe illallâh" diyen kimse kalmamıştır.
Sureta din değiştirenler bunun felaket olduğunu, ikinci nesil yetiştiğinde görmüşlerdi.
Zira onların çocukları içinde Müslüman kalan olmamıştı.


Avrupa'daki Müslümanlara yönelik olarak başından beri "insan hakları" şampiyonu
Avrupa devletleri tarafından uygulamada tutulan "asimilasyon" politikaları ve "bize benzeyin"
baskısı Avrupa'da dünyaya gelen kuşağın büyük ölçüde kendi dil, kültür ve aidiyetlerinden
kopuk olarak yetişmesini intaç etti.

O neslin ve onların çocuklarının dedeleri, hatta babaları kadar Müslüman
olamayacağını söylemek için gaybı bilmek gerekmiyor...



Modern dönem dediğimiz zaman diliminde İslam Dünyasında tepeden inmeci politikalarla
yürürlükte tutulan Batılılaşma ideolojisi hakkında da aynı tesbiti yapmak durumundayız.

Her türlü metoda başvurulmak suretiyle değerlerine ve aidiyetlerine yabancılaştırılarak
Batılı gibi olmaya zorlanan İslam coğrafyası halkları da -Batı'daki gibi hızlı ve etkili olmasa da-
yavaş yavaş dönüşüyor, aslından uzaklaşıyor.


Buna mukabil İslam'ın hakim olduğu yüzyıllar boyunca bu coğrafyada yaşayan
Yahudi, Hıristiyan, Sabii... topluluklar, "asimilasyon" ve "benzetme" anlamına gelen hiçbir politikayla
yüz yüze gelmemiştir. Aradan geçen bin dört yüz yıla rağmen bu toplulukların
hiçbir kimlik problemi yaşamadan varlığını sürdürebilmiş olması
bu söylediğimin en açık delilidir.



Bunları niçin anlattım?

Modern zamanlarda Ümmet'in yaşadığı en önemli problemin,
inançla hayatı, itikatla ameli bütünleştirememe
meselesi olduğunu
söylemek abartı olmaz.

Bunun en temel sebeplerinden birisi, olayları, fikirleri ve durumları kendi kavramsal dünyamız temelinde
algılama/açıklama hassasiyetini yitirmiş olmamızdır.


"Dünyayla bütünleşme", bizim dünya algımızı kökünden dönüştüren kalıp ifadelerden biri olarak
davranışlarımıza, düşünce ve algılarımıza yön veriyor.

Daha çok siyasî ortamlarda ifade edilse de, bu tabirin sokaktaki insanın hayatında
bir "dip akıntı" olarak "dönüştürücü" işlev gördüğü çok açık.


Açıktır ki, buradaki "dünya", Müslümanları anlatmıyor.

Bu tabir aslında "Batılılarla bütünleşmek" olarak işlev görüyor.

Zira "İslam dünyası" da bu "dünya" içinde yer aldığı halde "dünyayla bütünleşmek" dendiğinde
kimse bunu "İslam dünyasıyla bütünleşmek"
, ya da "İslam dünyasını da
içine alan bir bütünleşme"
olarak anlamıyor!


1 Ebû Dâvud, "Libâs", 5;
Ahmed b. Hanbel, el-Müsned, II, 50, 92; İbn Ebî Şeybe, el-Musannef, X, 286-7...
__________________




Yürümek isteyen bütün ağarlıklarını bırakmalı;
Yaşamak isteyen ölmeli...


SuÜstüneYazıYazmak
View Isti'sam'in Fotoğraf Albümü  
Digg this Post!Add Post to del.icio.usBookmark Post in TechnoratiFurl this Post!
Alıntı ile Cevapla
Bu mesaj için Isti'sam kullanıcısına teşekkür eden 3 üyemiz:
Durr-û Meknûn (19.12.09),  (19.12.09), Muhammed (19.12.09)
Cevapla

Etiket
bütünleşmek, dünyayla

Seçenekler
Stil

Yetkileriniz
Yeni Mesaj yazma yetkiniz Aktif değil dir.
Mesajlara Cevap verme yetkiniz aktif değil dir.
Eklenti ekleme yetkiniz Aktif değil dir.
Kendi Mesajınızı değiştirme yetkiniz Aktif değildir dir.

BB-Code Açık.
Smileler Açık
[IMG] Kodları Açık
HTML-Kodları Kapalı.
Trackbacks are Açık
Pingbacks are Açık
Refbacks are Açık


Bütün Zaman Ayarları WEZ +2 olarak düzenlenmiştir. Şu Anki Saat: 20:49 .

SİSTEM BİLGİLERİ ÖNEMLİ BİLGİLENDİRME
Powered by vBulletin® Version 3.8.6
Copyright ©2000 - 2012, Jelsoft Enterprises Ltd.
Content Relevant URLs by vBSEO 3.5.0 RC2
www.milligorusforum.biz
Kuruluş Tarihi : 10 Ağustos 2008
Site içerisindeki materyaller kaynak gösterilmeden kullanılamaz,dağıtılamaz.

milligorusforum.net/biz/org sitemiz bir forum sitesi olduğu için kullanıcılar her türlü görüşlerini onay almaksızın anında siteye yazabilmektedir.Bu yazılardan dolayı doğabilecek her türlü sorumluluk yazan kullanıcıya aittir.Sitemizde yasalara aykırı herhangi bir materyal bulursanız iletisim@milligorusforum.biz e-mail adresimize bildirirseniz,şikayetiniz incelendikten sonra en kısa sürede gereken yapılacaktır.