| Konular: 50,310 | Mesajlar: 311,901 | Üyeler: 10,668 | Online: 221 | Elhamdülillah...



Geri git   Milli Görüş Forum GÜNCEL » YAZARLAR VE KÖŞE YAZILARI » Ebubekir Sifil »

Cevapla
 
Konuyu Sosyal Paylaşım sitelerinde Paylaşın LinkBack Seçenekler Stil
Alt 02.01.10, 10:30   #1
Adige Abzakh - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
 
Derecesi :
Grubu : İnadına ERBAKAN.....
Üye No : 2406
Üyelik tarihi : 05-02-2009
Nereden : kafkasya
Konuları : 3010
Mesajlar : 10,206
Teşekkürleri: 8,630
5,430 mesajına 10,723 kere teşekkür edildi.
Tecrübe Puanı: 10 Adige Abzakh is on a distinguished road
Son Aktivitesi : 01.05.12
Durumu : Status: Offline

Exclamation İslam’da yorum tekeli

İslam’da yorum tekeli

Müslümanlar arasında ihtilaf konusu olan meselelere nasıl bakılması gerektiği konusunda kafalar eni-konu karışık durumda. En küçük bir fıkhî meselede bile ehli tarafından tercihte bulunulmasına tahammül gösteremeyenlerden, ihtilafın alanının en temel itikadî meselelere bile uzanabileceğini düşünenlere kadar geniş bir yelpaze söz konusu.
Bu meseleyi tafsil etmeden, genellemeler yaparak ve kestirmeden giderek hüküm vermek isabetli olmaz. Zira kalkış ve varış noktamız, ele aldığımız meselenin mahiyetine/muhtevasına göre değişiklik arz edecektir. Benim burada yapmayı tercih edeceğim tafsil, "itikad"i", "fıkhî" ve "diğer" olmak üzere üç ana gövde üzerine ibtina edecek. Elbette bunların her biri de kendi aralarında maddelere ayrılacak.
1. İtikadî alan. İnanılması "zaruri" olan temel itikad esaslarında ihtilaf olmaz. Dolayısıyla bir kimse açık ve kesin nasslarla sabit olmuş hususlardan birini veya birkaçını -ne suretle ve gerekçeyle olursa olsun- inkâr ediyorsa, kendisini "Müslüman" olarak ifade etmesi hiçbir şeyi değiştirmez, o kimse dinden çıkmıştır. Allah Teala'nın varlığı ve birliği, peygamberlerin, meleklerin ve kitapların varlığı, ahiret günü ve kader meseleleri böyledir. Burada son madde üzerinde biraz durmak gerekir. Fazla yer işgal edeceği için bir başka yazıda müstakil olarak ele alınması gereken bu nokta üzerinde şimdilik şunu söyleyelim: Biz bir fiili işlemeden Allah Teala bizim o fiili ne zaman ve nasıl işleyeceğimizi ve fiilin sonuçlarını bilemez gibi bir anlayış açıkça küfürdür. İtikadî alana taalluk etmekle birlikte "detay" sayılabilecek hususlar da vardır. İmanın tarifi, meleklerin tabiatı, peygamberlerin sayısı, kuldaki kudret ve iradenin mahiyeti... gibi hususlar böyledir ve bunlar üzerindeki ihtilafın -ilgili ayet ve hadisler tamamen göz ardı edilmedikçe- kişiyi dinden çıkardığını söylemek isabetli değildir.
2. Fıkhî alan. Bu alan üzerinde fazlaca sarf-ı kelam etmeye gerek yok zannederim. Zira fıkhî meselelerdeki ihtilafın hem "kaçınılmaz", hem de "gerekli" olduğu konusunda aklı başında kimsenin bir itirazı yoktur.
Ancak burada iki noktanın altını çizmek gerekir:
A. İhtilafın kabul edilebilir bir gerekçesi olmalıdır. Yani ihtilaf, nassların yapısından, farklı anlama tarzlarından.. vb. metodolojik gerekçeleri ortaya konulmuş tutumlardan kaynaklanmalıdır. "Ben yaptım, oldu" mantığıyla ortaya konulan ihtilafa itibar edilmez.
B. İcma son derece önemli bir unsurdur. Üzerinde ihtilaf edildiği bilinmeyen bir meselede farklı bir görüş ortaya atma cür'etini göstermeden önce, öncekilerin o farklı görüşe ve gerekçesine muttali olmadığından emin olunmalıdır. Bu ise hayli zor bir meseledir. "Onların gözünden kaçmış olamaz mı?" tarzındaki düşünce belki bu cür'ete haklılık kazandırır gibi görünür; ancak aldatıcıdır.
3. Diğer meseleler. Burada kasdettiğim, bilhassa itikad ve ahkâm alanına "doğrudan" girmeyen ayet ve hadislerin delaletidir. Herhangi bir Kur'an ayeti veya hadis hakkında "ben böyle anlıyorum" deme hakkımız var mıdır?
Burada da tafsile gidilmelidir. Yapı olara farklı anlaşılmaya müsait, tefsirlerde ve hadis şerhlerinde farklı anlaşıldığını gördüğümüz ayet ve hadisler hakkında, makul gerekçelerini ortaya koymak kaydıyla ve bir tarafı yaparken bir başka tarafı yıkmak gibi garabetler sergilememek şartıyla "ehil kimseler" tarafından farklı yorumlar yapılabilir. Yoruma açık olmayan hususlarda tevile dayalı olarak da olsa temel kabullere aykırı şeyler söyleyen kimseler tekfir edilmese bile, tehlikeli bir noktada bulundukları bilinmelidir. Burada, "Bir meselenin yoruma açık olup olmadığına kim karar verecektir?" şeklindeki mukadder sorunun cevabı şudur: İlgili husustaki nass(lar)ın yapısı, Sahabe döneminden itibaren üzerinde farklı bir yorum yapılıp yapılmamış olması ve yapılacak farklı yorumun nasslarda sarahaten yer almış hususlarda açıkça çatışma teşkil etmesi durumunda yorumun makbul olmayacağı, dolayısıyla sahibinin yoldan saptığına delalet edeceği açıktır.
İmam el-Gazzâlî'nin Kânûnu't-Te'vîl isimli eseri bu konuda gerçekten ufuk açıcı niteliktedir. Herhangi bir ayet ya da hadis hakkında "kişisel yorum"unu ortaya koymadan önce bu alanla iştigal eden herkesin mutlaka belli bir metodolojik/usulî zeminde bulunduğundan emin olması gerekir. Şu nokta son derece önemli: Efendimiz (s.a.v)'in, Sahabe'ye (r.anhum) tebliğ etmesi gereken her şeyi tebliğ ettiğinde şüphe yok. Onların da Efendimiz (s.a.v)'den aldıklarını kendilerinden sonrakilere aktardıkları kesin. Zira aksi halde bu dinin, daha ilk nesilde ortadan kalktığı ya da tahrif olduğu söylenmiş olur. Şu halde Sahabe, bilhassa "dinin sabiteleri" bağlamında neyi nasıl yapmışsa, onu öyle yapmaya dikkat etmek gerekir. Usul-i Fıkıh ilmine bir bütün olarak bakıldığında, genel bir "Selef" vurgusunun baskın olduğu görülür. Sahabe icmı ve genel olarak icma, sahabî kavlinin hücciyyeti, Medine Ehli'nin ameli, hükmen merfu rivayetler... gibi hususlar hep bunun göstergeleridir.
Müslüman bilincinde Selef kavramı nirengi noktası gibidir. Biz kendimizi Selef'e bakarak ayarlarız. Elbette bu sebepsiz değildir. Bilhassa Efendimiz (s.a.v)'in yönlendirmeleri ile oluşmuş bir bilinç durumudur bu. "İslâm'da yorum tekeli yoktur", İslâm'ın evrenselliği, yorum zenginliğindedir"... gibi ne anlattığı çok da iyi tesbit edilmemiş sloganların arkasına düşerek birtakım temel hakikatleri ıskalamayalım...
__________________

HAKKA HİZMET YOLUNDA İNANÇLI KADROLAR OMUZ OMUZA !

Girmeden tefrika bir millete düşman giremez
Toplu attıkça sineler, onu top sindiremez...
View Adige Abzakh'in Fotoğraf Albümü  
Digg this Post!Add Post to del.icio.usBookmark Post in TechnoratiFurl this Post!
Alıntı ile Cevapla
Cevapla

Etiket
tekeli, yorum, İslam’da

Seçenekler
Stil

Yetkileriniz
Yeni Mesaj yazma yetkiniz Aktif değil dir.
Mesajlara Cevap verme yetkiniz aktif değil dir.
Eklenti ekleme yetkiniz Aktif değil dir.
Kendi Mesajınızı değiştirme yetkiniz Aktif değildir dir.

BB-Code Açık.
Smileler Açık
[IMG] Kodları Açık
HTML-Kodları Kapalı.
Trackbacks are Açık
Pingbacks are Açık
Refbacks are Açık


Benzer Konular
Konu Konuyu Başlatan Forum Cevaplar Son Mesaj
Hicret’in ya da İslam Devleti’nin Kuruluşunun 1431. yılı Muhammed Mustafa Kasadar 0 23.12.09 11:55
“Ilıman İslâm” İfâdesi, Allah’ın Dini Olan İslâm’a Bir İftiradır Minikkelebek AKADEMİ GRUBU 0 11.12.09 22:17
İslam’da yorum tekeli el Büğdüzi Ebubekir Sifil 4 02.05.09 12:35
’Ilımlı İslam’a Dair Çok Aykırı Bir Tez- Ahmet Hakan Vukuf-i Kalbi YAZARLAR VE KÖŞE YAZILARI 1 09.04.09 13:05
Viyana İslam Federasyonu’ndan altıncı Kur’an ziyafeti 25 Ekim’de Agd_İntifada DÜNYADAN HABERLER 0 21.10.08 11:45

Bütün Zaman Ayarları WEZ +2 olarak düzenlenmiştir. Şu Anki Saat: 20:52 .

SİSTEM BİLGİLERİ ÖNEMLİ BİLGİLENDİRME
Powered by vBulletin® Version 3.8.6
Copyright ©2000 - 2012, Jelsoft Enterprises Ltd.
Content Relevant URLs by vBSEO 3.5.0 RC2
www.milligorusforum.biz
Kuruluş Tarihi : 10 Ağustos 2008
Site içerisindeki materyaller kaynak gösterilmeden kullanılamaz,dağıtılamaz.

milligorusforum.net/biz/org sitemiz bir forum sitesi olduğu için kullanıcılar her türlü görüşlerini onay almaksızın anında siteye yazabilmektedir.Bu yazılardan dolayı doğabilecek her türlü sorumluluk yazan kullanıcıya aittir.Sitemizde yasalara aykırı herhangi bir materyal bulursanız iletisim@milligorusforum.biz e-mail adresimize bildirirseniz,şikayetiniz incelendikten sonra en kısa sürede gereken yapılacaktır.