|
| Konular: 50,311 | Mesajlar: 311,903 | Üyeler: 10,668 | Online: 229 | Elhamdülillah...
|
|
|||||||
![]() |
|
|
|
LinkBack | Seçenekler | Stil |
|
|
#1 |
|
Derecesi :
![]() Grubu : İnadına ERBAKAN.....
Üye No : 2406
Üyelik tarihi : 05-02-2009
Nereden : kafkasya
Konuları : 3010
Mesajlar : 10,206
Teşekkürleri: 8,630
5,430 mesajına 10,723 kere teşekkür edildi.
Tecrübe Puanı: 10
![]() Son Aktivitesi : 01.05.12
Durumu : Status: Offline
|
[Üye Olmadan Linkleri Göremezsiniz. Üye Olmak için TIKLAYIN...] Usul zemininde hareket etmek-1 Prof. Dr. Hayreddin Karaman hoca, "İslam'da Ne Var, Ne Yok" başlığı altında ileri sürdüğü görüşlere aldığı tepkilerin ardından kaleme aldığı yazılarına, tenkitçisinin niyet okuduğunu, mezmum duyguların etkisi altında kaldığını, ilim ve ahlak ölçülerinin dışına çıktığını... ima, hatta tasrih eden satırlarla giriş yaptı. Kendi maksadını ise, "İslam'ın temiz, güzel, nurlu yüzünü kirli, kara, çatık göstermek isteyenlerin ellerinden bazı fırsatları almak" olarak ifade etti. Benim yaptığım, istisnasız tamamı aynı gerekçeden hareket ederek benzer sonuçlara ulaşan modernistlerle hocanın tutumu arasında ne denli ilgi çekici bir benzerlik bulunduğunu vurgulamaktan ibarettir ve bunun niyet okumakla, mezmum duyguların etkisi altında hareket etmekle, psikolojik tahlillere soyunmakla falan bir ilgisi yoktur. Hocanın atladığı önemli bir gerçek var: "İslam'ın temiz, güzel, nurlu yüzünü kirli, kara, çatık göstermek isteyenler" sadece hocanın derpîş ederek "İslam'da yoktur" dediği hususlarda masum endişeler taşımıyor; aksine onların problemi, bir bütün olarak İslam'ın kendisiyle. Dolayısıyla hoca o 9 meselenin İslam'da olmadığını olabildiğince açık ve kesin bir şekilde -herhangi bir kayıt ve şarta bağlamaksızın- söylemiş olsa bile İslam'ı, konuyla ilgili ilk yazısında naklettiği televizyon programındaki İngilizler gibi algılayanları ikna etme şansına hiçbir zaman sahip olamayacak. Bu durumda tahakkuk edecek olan, şairin, Dünyayı yamamak için parçalarız Din'i biz; Sonra ne Din kalır elde, ne yama diktiğimiz dediği durumdur sadece. İslam'a şu veya bu bahanenin ardına saklanarak kara çalmak isteyenler bildiklerini okumaya devam edecekler; bu dün de böyleydi bugün ve yarın da böyle olacak. Buna mukabil onlara, "Sizi endişeye sevk eden hususlar vazgeçilmez değildir" diyenler, yalnızca ve ancak Müslümanların din algısında derin kırılmalara yol açacaktır. Bir örnek: Hoca, recm konusundaki rivayetlerin, bu müeyyidenin "hadd" değil, "ta'zir" olarak algılanmasının doğru -hatta "daha doğru"- olduğunu gösterdiğini savunuyor. Bu tezine gerekçe olarak da, esasen hiçbirisi davasını teyit etmeyen hususlar ileri sürüyor. Bu gerekçeler tek tek ele alındığında -ki ilgili yazılarda bunu yapmaya çalışmıştım- recmin "ta'zir" olduğu davasına hiçbir şekilde delalet etmedikleri açık olarak görülüyor. Her biri farklı bir hassasiyeti ifade eden o gerekçeler hocada örneğini gördüğümüz sunum tarzlarıyla bir araya getirildiğinde, recm konusuyla ilgili olarak algıda oluşabilecek kırılma, aynıyla diğer hadd cezaları, hatta ahkâmın tamamı için de söz konusu olacaktır. Esasa gelecek olursak; Hoca, recm meselesine inhisar ettirdiği mukabil yazılarında meseleyi Usul zemininde ele aldığını belirttikten sonra icma ile ilgili alıntılara ve ahad ya da meşhur haberin Kur'an karşısındaki konumu bağlamlı tesbitlere yer veriyor. Bu hususlarda ne dediğini ve dediklerinin konuya taallukunu elbette değerlendirmek durumundayız. Recm konusunda Usul zemininde hareket ettiğini söyleyen hoca, hatırlanacağı gibi bu cezanın "hadd" değil "ta'zir" olduğu davasına şu hususları delil göstermişti: 1) Recm, İslam'ın getirdiği, başlattığı bir ceza değildir. 2) Zina cezalarının daha hafiflerine yer veren Kur'an, recme yer vermemiştir. 3) Efendimiz (s.a.v), birkaç defa uygulattığı recm cezalarında kendisi bizzat bulunmamış, infazı başkalarına yaptırmıştır. 4) Efendimiz (s.a.v) zina suçunu itiraf ederek cezalandırılmalarını talep edenlere hemen ceza uygulamamış, onların ısrarları sonucu cezayı uygulatmıştır. 5) Ceza infaz edilirken kaçan kişiyi bırakmadıklarını söyleyen sahabîlere "keşke bıraksaydınız" demiştir. 6) Recm cezasını ifade eden hadislerde bekâr zaniler için "sürgün" cezası da yer aldığı halde, sürgün cezasının uygulanmayacağını söyleyen müctehidler olmuştur. Devam edecek.
__________________
HAKKA HİZMET YOLUNDA İNANÇLI KADROLAR OMUZ OMUZA ! Girmeden tefrika bir millete düşman giremez Toplu attıkça sineler, onu top sindiremez... Konu Adige Abzakh tarafından (06.12.10 Saat 01:13 ) değiştirilmiştir.. |
|
|
| Bu mesaj için Adige Abzakh kullanıcısına teşekkür edenler: | bişnev (11.12.10) |
|
|
#2 |
|
Derecesi :
![]() Grubu : İnadına ERBAKAN.....
Üye No : 2406
Üyelik tarihi : 05-02-2009
Nereden : kafkasya
Konuları : 3010
Mesajlar : 10,206
Teşekkürleri: 8,630
5,430 mesajına 10,723 kere teşekkür edildi.
Tecrübe Puanı: 10
![]() Son Aktivitesi : 01.05.12
Durumu : Status: Offline
|
Usul zemininde hareket etmek2 Bir önceki yazıda Karaman hocanın "recmin hadd değil ta'zir olduğunu gösterdiğini" ileri sürdüğü argümanları özetlemiştim. Bunların hiç birisinin hocanın davasına delalet etmediği gün gibi aşikâr. Hoca bu argümanların her birinde mevcut olan ve her biri ayrı bir hususa delalet eden özelliklerin birbirine eklenmesinden ortaya bir "zaaf" çıkacağının zan ve bunun da recmle ilgili delillerin delalet gücünü zayıflattığının tahayyül edilmesini istiyor ya da kendisi öyle düşünüyor olabilir. Ancak bunun "Usul zemininde hareket etmek"le bir ilgisi yoktur. Bu, olsa olsa "Usul'e ve delile işkence etmek" olur! Recmin "hadd" değil "ta'zir" olduğuna delalet ettiğini söyleyebilmek için ilgili argümanların her birinin delalet vechini ayrı ayrı ve müstakil olarak ortaya koymak icap eder. Şimdi soralım: Hocanın "delil" diye ileri sürdüğü 6 hususun, recmin "ta'zir" olduğuna delaleti ne suretledir? Burada "sarih mantukun delaleti"nden bahsedebilir miyiz? "Evet"se söz konusu argümanlardan hangisi meseleye bu seviyede delalet eder ve konu hakkında "nass" olan "Benden alın..." hadisiyle tearuzu nasıl giderilir? "Hayır"sa mesele "gayrı sarih mantuk" kısmına intikal eder; burada hangi delalet vechi bahis konusudur? "İktiza"nın delaleti mi, "işaret"in delaleti mi, "ima"nın delaleti mi, hangisi? Yoksa burada "mantuk"un delaletinden değil de "mefhum"un delaletinden mi bahsetmeliyiz?.. Yahut esasen recmin "ta'zir" olduğu konusunda "delil" diye ileri sürülen hususların hiç birisi "delil" olma vasfını haiz olmadığı halde bize "delil" diye mi sunuluyorlar? Meseleye Usul zemininde baktığımız zaman gerçekten de mezkûr 6 madenin hiç birisinin teknik anlamda "delil" olmadığı, bunların ancak birer "karine" hüviyetini haiz bulunacağı açıktır. Aksi söz konusu olsaydı hoca, "Usul zemininde hareket ettiğini" söylediği cevabî yazılarında icmadan, meşhur haberden bahsetmek suretiyle sözü dolaştırmak yerine bu 6 maddenin delalet vechi üzerinde durur ve meseleyi bitirirdi! O halde soralım: Konuya nassen delalet eden delilin bulunduğu yerde karinenin delil yerine ikamesi mümkün müdür? Usul buna ne der? Yanlış anlaşılmaması için altını çizeyim: Bu söylediklerim, hocanın gündeme getirdiği 6 maddenin recmin "hadd" değil "ta'zir" olduğuna delalet ettiği davasının kabul edilebileceği anlamına gelmez. O 6 maddenin her biri farklı bir şeye delalet etmekte veya esasen konu hakkında herhangi bir delaleti haiz bulunmamaktadır. Hocanın icma, meşhur haber vb. hususlarda yaptığı nakillerin konuya taalluku meselesine geçmeden önce son bir noktayı daha vurgulayalım: Bir an için diyelim ki recmin "hadd" değil, "ta'zir" olduğu davası müsellemdir. Efendimiz (s.a.v)'in bu evli zanileri "ta'zir"le tecziye ettiğine dair elimizde hiçbir belge, delil yok ama yine de kendimizi zorlayarak bunun böyle olduğunu düşünelim. Bu demektir ki duruma göre recm cezası azarlayıp salıverme şeklinde de, öldürme şeklinde de uygulanabilir. Ancak yine de biliyoruz ki, Efendimiz (s.a.v) bu cezayı hep öldür(t)mek şeklinde uygulamıştır. Bir an için hocanın icra mevkiinde olduğunu ve cezaların infazında yetkili kılındığını farz edelim. Acaba hoca, önüne getirilen (failleri evli) zina 100 zina suçundan 1'ine recm uygulayabilecek midir? Açıktır ki buna, modern çağın suç ve ceza mantığı da, iliklerimize kadar işlemiş hümanizma da izin vermez. Peki acaba, Efendimiz (s.a.v) mi -haşa- daha katı kalpliydi, yoksa bizim merhamet duygularımız mı daha "gelişmiş"?! Konu hakkında ne söylenirse söylensin, hepsinin üstünde ve ötesinde "yalın" bir gerçek var. Ortada evli zaniler için getirilmiş bir ceza var ve adı "recm". Onun ne etimolojisi, ne morfolojisi, ne lugat ne ıstılah anlamı ve ne de tatbikatta arz ettiği durum "ta'zir" olarak görülmesine müsait. Gerisi laf-u güzaf... Devam edecek. |
|
|
|
|
#3 |
|
Derecesi :
![]() Grubu : İnadına ERBAKAN.....
Üye No : 2406
Üyelik tarihi : 05-02-2009
Nereden : kafkasya
Konuları : 3010
Mesajlar : 10,206
Teşekkürleri: 8,630
5,430 mesajına 10,723 kere teşekkür edildi.
Tecrübe Puanı: 10
![]() Son Aktivitesi : 01.05.12
Durumu : Status: Offline
|
Usül zemininde hareket etmek-3 Konuyla ilgili cevabî yazısında Karaman hoca, recm cezası hakkında, biri modern zamanlara gelene kadar üzerinde -bildiğimiz kadarıyla Haricîler dışında- bütün Ümmet ulemasının ittifak ettiği, (ya da en azından muhalifi bilinmeyen), diğerleri ise modern zamanların mahsulü 3 görüş zikretti. Ardından da, recmin ta'zir olduğu doğrultusundaki istidlalini desteklemek amacıyla "Bizim istidlalimizi destekleyen usul ve füru kitaplarından bazı nakiller" yapacağını ifade ederek birtakım iktibaslarda bulundu. Bu ifade üzerine okuyucuda, hocanın, daha evvel recmin "ta'zir" olduğunu gösterdiğini söylediği hususların davaya delalet vechi üzerinde duracağı şeklinde bir beklentinin oluşması tabiidir. Acaba iki yazı boyunca yaptığı nakillerin davayla herhangi bir bağlantısı yoktu. Bu çerçevede, ilk yazıda hoca, "icma" konusu üzerinde durdu ve bazı kaynaklardan, herhangi bir konuda icma bulunduğunu söylemekle, "muhalif bir görüşün bilinmediğini" söylemek arasındaki farkı tebarüz ettiren alıntılar yaptı. Anlaşıldığı kadarıyla bu iktibaslar, Usul zemininde hareket etmenin, recm meselesi üzerinde icma bulunduğunu söylemeye imkân vermediğini anlatmaya matufu idi. İcma meselesi; vukuu, imkânı, bağlayıcılığı... gibi noktalarda -aralarında eş-Şevkânî'nin de bulunduğu- kimi Usul yazarlarınca tartışılmıştır; bu doğru. Ama bir doğru daha var: Söz konusu müelliflerin hiçbirisi recmin ta'zir olduğu iddiasına gerekçe teşkil edecek herhangi bir görüş ileri sürmemiştir. Sürmüş olsaydılar bile bu, recm meselesi üzerinde icma bulunduğunu söylediğini bildiğimiz hoca için herhangi bir şey ifade etmeyecekti. Evet, doğru okudunuz, recm meselesiyle ilintili olarak icma meselesini gündeme getiren hoca, aslında bu meselede icma bulunduğunu daha evvel sarahatle ifade etmiş ve şöyle demişti: "Yahûdî bir erkek, yine yahûdî bir kadınla zina ederken yakalanmış ve Hz. Peygamber'e getirilmişlerdi. Peygamberimiz suçlulara, kendi dinlerine göre cezalarının ne olduğunu sormuş, onların yalan söylemeleri üzerine Abdullah b. Selâm'ın yardımı ile Tevrat'ta mevcut recm hükmünü bulmuş ve suçlulara uygulamıştı. Aynı hüküm, sünnete dayalı icmâ ile İslâm'a da intikal etmiş ve bu suçu işleyen evli şahıslara -az da olsa- uygulanmıştır."1 Hocanın icma konusunda söylediklerinden bazıları da şöyle: "Değişmez sahih geleneğin en önemli dayanaklarından biri de icmâdır."2 "Bir konuda bütün müctehidler aynı şeyi söylemiş olurlarsa icma oluşur ve buna muhalefet edilemez."3 Araştırıldığında daha fazlasına rastlanacağında şüphe bulunmayan bu tarz ifadelerin "recm" ve "İslam'da yok"lar kategorisine sokulan diğer meseleler söz konusu olduğunda unutuluvermiş olması manidardır... Bitirirken, bu meseleyi niçin bu kadar uzattığımı soranların merakını gidereyim: Modern zamanlarda İslam dünyasının ve ülkemizin içine sokulduğu "değişim" süreci, sürecin başlarında laikçiler tarafından yürütülüyordu. Dinine-diyanetine bağlı halka "dayatma" suretinde gerçekleştirilmek istenen bu değişim, tabii olarak ters tepiyordu. Şimdilerde (yani "postmodern" aşamada) ise önemli bir değişiklik yaşıyoruz. Değişim talebi artık bizden/aramızdan birileri tarafından dillendiriliyor. Daha "içeriden" bir dil söz konusu. Dolayısıyla bu "yeni" aşamada dönüşüm lehine farklı bir etki gözleniyor. Çağın (yani "Batı"nın) ve beklentilerine ve "küresel" olduğu söylenen değerlere uyum kabiliyetinin, kendi başına bir "değerlendirme kriteri" olarak sunulduğu/görüldüğü bu sürece özellikle dikkat etmek, bu süreçte daha bir müteyakkız olmak durumundayız. Mesele bundan ibaret... 1 [Üye Olmadan Linkleri Göremezsiniz. Üye Olmak için TIKLAYIN...]. 2 [Üye Olmadan Linkleri Göremezsiniz. Üye Olmak için TIKLAYIN...] 3 [Üye Olmadan Linkleri Göremezsiniz. Üye Olmak için TIKLAYIN...]
__________________
HAKKA HİZMET YOLUNDA İNANÇLI KADROLAR OMUZ OMUZA ! Girmeden tefrika bir millete düşman giremez Toplu attıkça sineler, onu top sindiremez... Konu Adige Abzakh tarafından (11.12.10 Saat 13:10 ) değiştirilmiştir.. |
|
|
![]() |
| Etiket |
| etmek1, hareket, usul, zemininde |
| Seçenekler | |
| Stil | |
|
|
Benzer Konular
|
||||
| Konu | Konuyu Başlatan | Forum | Cevaplar | Son Mesaj |
| hareket var bu gece... | Cihad Yıldızı | TEBRİKLER-PROTESTOLAR | 8 | 16.12.09 20:34 |
| Dinden Çıkaran 99 Söz ve Hareket... | AĞLAYAN_GÜL | İSLAMİ HAYAT SORU-CEVAP | 0 | 01.06.09 19:34 |
| Daglarin Hareket Etmesi | Muhammed | Mucizeler | 1 | 24.04.09 22:07 |
| çalişmalarda usul ve uslübumuz | el_ofi | SERBEST KÜRSÜ | 1 | 19.12.08 14:25 |
| Dinden çıkaran 99 söz ve HAREKET!!! | Elcihad | AKAİD-İ EHL-İ SÜNNET | 2 | 23.11.08 10:38 |
| SİSTEM BİLGİLERİ | ÖNEMLİ BİLGİLENDİRME |
|
Powered by vBulletin® Version 3.8.6 Copyright ©2000 - 2012, Jelsoft Enterprises Ltd. Content Relevant URLs by vBSEO 3.5.0 RC2 Kuruluş Tarihi : 10 Ağustos 2008 Site içerisindeki materyaller kaynak gösterilmeden kullanılamaz,dağıtılamaz. |
milligorusforum.net/biz/org sitemiz bir forum sitesi olduğu için kullanıcılar her türlü görüşlerini onay
almaksızın anında siteye yazabilmektedir.Bu yazılardan dolayı doğabilecek her türlü sorumluluk
yazan kullanıcıya aittir.Sitemizde yasalara aykırı herhangi bir materyal bulursanız
iletisim@milligorusforum.biz e-mail adresimize bildirirseniz,şikayetiniz incelendikten sonra en kısa
sürede gereken yapılacaktır.
|