|
| Konular: 50,311 | Mesajlar: 311,903 | Üyeler: 10,668 | Online: 230 | Elhamdülillah...
|
|
|||||||
![]() |
|
|
|
LinkBack | Seçenekler | Stil |
|
|
#1 |
|
Derecesi :
![]() Grubu : MG ViP Üye
Üye No : 390
Üyelik tarihi : 05-09-2008
Konuları : 264
Mesajlar : 1,787
Teşekkürleri: 2,779
991 mesajına 1,864 kere teşekkür edildi.
Tecrübe Puanı: 5
![]() Son Aktivitesi : 24.08.11
Durumu : Status: Offline
|
Türk-Arap İlişkileri ? Geçtiğimiz Cuma günü başlayan Avusturya yolculuğu, 2 gün süren çok bereketli programların ardından Pazar sabahı sona erdi. Avusturya'nın İslam'ı ikinci resmî din olarak tanıması, oradaki kardeşlerimize Avrupa'nın diğer ülkelerine kıyasla büyük avantajlar sağlamış. Söz gelimi cami görevlilerinin ve eğitimcilerin hemen tamamı Ezher mezunu. Bu sebeple ilmî seviye diğer Avrupa ülkelerine göre daha ileride. Elbette bu, oradaki hizmetlerin kalitesine de etki ediyor. Pazar sabahı indiğim İstanbul'da birkaç saatlik dinlenmeden sonra, "Türk-Arap İlişkileri Konferansı"na iştirak etmek üzere gece 22.00 uçağıyla Kuveyt'e uçtuk. Gelenleri ilk olarak birbiriyle yarışan gökdelenlerin ve yüksek kulelerin selamladığı Kuveyt, Arap dünyasının "dönüşen" yüzünü yansıtıyor. Nereye baksanız şantiye görüyorsunuz. Kuveyt kocaman bir inşaat alanı sanki. Dönüşümün "istikametini" tasrihe gerek yoksa da, bahse konu edilen ilişkinin "mahiyetini" tayin ve tasrihe şiddetle ihtiyaç bulunduğu açık. Yukarıda Türk-Arap İlişkileri Konferansı ifadesini tırnak içinde vermemin sebebi bu. Etle tırnak gibi olduğumuzu unutalı uzun zaman olmuş. Köprülerin altından çok sular akmış. Şimdi Arap kardeşlerimizle birbirimizi yeniden tanımanın yollarını arıyoruz. "Türk-Yunan ilişkileri" gibi cümleleri çağrıştıran başlıklar altında düzenlenen "resmî" toplantılar aradığımızın ne kadarını verir, bunu zaman gösterecek… Hemen dikkat çeken acemilikler ve insanı bıktıran ağırkanlılığı saymazsak organizasyonun başarılı olduğunu söyleyebiliriz. Olağanüstü gayret ve temposuyla Nesim hocanın bu başarıdaki katkısı bilhassa anılmalı. Birkaç oturum halinde yapılan konferansta ortak vurgu, Türk-Arap ilişkilerinin arzu edilen seviyede olmadığı ve –sonuç bildirgesine de yansıdığı gibi– ilişkilerin muhtelif alanlarda daha ilerilere taşınması gerektiği noktasında yoğunlaştı. Temennilerin, duygusal yaklaşımların, hamasetin oluşturduğu perdeyi kaldırdığımızda Türkiye'nin İslam coğrafyasında hızla yükselen prestijinin, gerek Türkiye, gerekse Arap ve İslam dünyası için ciddi sınavları da beraberinde getirdiğini görmemiz lazım. Arap ve İslam dünyası, "Türkiye'nin önderliği" meselesine yapılan vurgunun gerçekte neye tekabül ettiği noktasında netleşmeli. Konferansın birinci gününün ardından Kuveytli katılımcılardan biri, katıldığı bir televizyon programında Türkler'in Araplar'ı doğru tanıması gerektiğini dolayısıyla bu konferansın iyi değerlendirilmek zorunda olduğunu söylüyordu. Başbakan Erdoğan burada yaptığı konuşmalarda, Türkiye ile Arap dünyasının yakınlaşmasının özellikle ekonomik veçhesine dikkat çekti ve "Kimse bunun altında başka bir şey aramasın" cümlesini iki günde birkaç kere tekrarladı. Evet Türkiye bir yandan Avrupa Birliği'ne tam üyelik konusundaki ısrarını sürdürürken, diğer yandan Arap/İslam dünyasıyla ilişkilerini geliştirmek için büyük çaba harcıyor. Ama bunun ne anlama geldiği Arap dünyası tarafından da Türkiye tarafından da iyi tahlil etmeli. Türkiye şu noktalarda netleşmek zorunda: 1.Türkiye Avrupa Birliği ile ne yapmak istiyor? Avrupa kapısındaki bu ısrarlı bekleyiş ne zamana kadar sürecek ve nasıl bitecek? Bu konuda Türkiye'nin verilmiş bir kararı, bir "B planı" var mı? 2. Batı ile ilişkilerde Avrupalı kimliğine vurgu yaparken İslam Dünyasıyla ilişkilere geldiğinde Müslüman kimliğini öne çıkartmak inandırıcılıkla ne ölçüde bağdaşıyor? Türkiye'yi Doğu'ya giden trende Batı'ya doğru yürüyen adama mı, Batı'ya doğru giden trende Doğu'ya doğru yürüyen adamamı benzetmeli? Gerçek durum bunlardan hangisi olursa olsun, sağlıklı olmadığı kesin. 3.Türkiye Kudüs başta olmak üzere İslam Dünyasının meselelerine gerçekten sahip çıkıyor mu? Yoksa izlenen "Ne şiş yansın ne kebap" politikası mı? Başta Ürdünlü Ekrem Hicazi olmak üzere aklı başında gözlemciler, her iki taraf bakımından "söylem"in altında kocaman bir belirsizliğin yattığına dikkat çekiyor. Ebubekir Sifil
__________________
Yaşamak isteyen ölmeli... SuÜstüneYazıYazmak |
|
|
![]() |
| Seçenekler | |
| Stil | |
|
|
Benzer Konular
|
||||
| Konu | Konuyu Başlatan | Forum | Cevaplar | Son Mesaj |
| Hz. Muhammed ’in Ailesi ve Yakın Akrabaları ile İlişkileri | Alemdâr-ı İslâm | SİYER-İ NEBİ | 1 | 11.03.10 13:49 |
| Türkiye-İsrail İlişkileri ve Erbakan Engeli | milliçözümcü | © Geri Dönüşüm Kutusu | 2 | 06.09.09 10:52 |
| Türkiye-İsrail İlişkileri ve Erbakan Engeli | milliçözümcü | © Geri Dönüşüm Kutusu | 0 | 01.09.09 11:59 |
| Arap Kanallarındki Türk Dizisi Sayısı 10’a Ulaştı | Kaf-Kef | DÜNYADAN HABERLER | 8 | 16.04.09 12:18 |
| Mısır-İsrail İlişkileri | whamzaw | DÜNYADAN HABERLER | 0 | 09.04.09 15:00 |
| SİSTEM BİLGİLERİ | ÖNEMLİ BİLGİLENDİRME |
|
Powered by vBulletin® Version 3.8.6 Copyright ©2000 - 2012, Jelsoft Enterprises Ltd. Content Relevant URLs by vBSEO 3.5.0 RC2 Kuruluş Tarihi : 10 Ağustos 2008 Site içerisindeki materyaller kaynak gösterilmeden kullanılamaz,dağıtılamaz. |
milligorusforum.net/biz/org sitemiz bir forum sitesi olduğu için kullanıcılar her türlü görüşlerini onay
almaksızın anında siteye yazabilmektedir.Bu yazılardan dolayı doğabilecek her türlü sorumluluk
yazan kullanıcıya aittir.Sitemizde yasalara aykırı herhangi bir materyal bulursanız
iletisim@milligorusforum.biz e-mail adresimize bildirirseniz,şikayetiniz incelendikten sonra en kısa
sürede gereken yapılacaktır.
|