| Konular: 50,311 | Mesajlar: 311,904 | Üyeler: 10,668 | Online: 225 | Elhamdülillah...



Geri git   Milli Görüş Forum HİCRETİN KUTLU OLSUN ERBAKAN » PRF.DR. NECMETTİN ERBAKAN » Erbakan Hakkında Yazılanlar »

Cevapla
 
Konuyu Sosyal Paylaşım sitelerinde Paylaşın LinkBack Seçenekler Stil
Alt 02.04.09, 23:06   #1
alirıza - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
 
Grubu : ALLÂH Bu Üyemizi ISLÂH Etsin..
Üye No : 191
Üyelik tarihi : 23-08-2008
Konuları : 128
Mesajlar : 235
Tecrübe Puanı: 0 alirıza is on a distinguished road
Son Aktivitesi : 19.11.10
Durumu : Status: Offline

Arrow Hak ne demektir?

HAK NE DEMEKTİR?
Bir insanın yağmur yağarken yağmur şemsiyesini alıp da dışarı çıkması doğru bir harekettir. Ama yağmur yağmadığı halde yağmur şemsiyesini açarak dışarı çıkması ise yanlış bir harekettir. Dolayısıyla, Türkçe’mizde kullanılan Doğru ve Yanlış kelimeleri şarta bağlı olarak isabetli olan şey veya olmayan şey manasındadır. Halbuki iki kere iki dört eder. Yağmur yağsa da dört eder, güneş açsa da dört eder, bir hafta önce de dört eder, bin yıl önce de dört eder. İşte şarta bağlı olmaksızın mutlak olarak her şart altında doğru olan şeye HAK denir. Bunun tersine olarak bir insan iki kere iki üç dese yağmur yağsa da yanlıştır, güneş açsa da yanlıştır, bir hafta önce de yanlıştır, bin sene önce de yanlıştır. Her şart altında yanlış olan şeye ise BATIL denir. Şimdi bu temel esaslar altında her şart altında doğru olan gerçeklere büyük bir dikkatle bakalım:
BU KAİNAT NİÇİN YARATILDI?
Başımızı gök yüzüne çevirip baktığımız zaman ne görüyoruz? Sonsuz bir kainat, sonsuz bir güzellik, sonsuz bir nizam, o kadar büyük bir kainat ki, içersinde bir yıldızın ışığı diğer bir yıldıza 100 milyon senede bile gidemiyor. Işığın bir saniyede 300 bin km. yol kat ettiğini düşünecek olursak bu ne büyük azamettir Ya Rabbi Cenab-ı Hak insanlara bir esere bakarak bu eserin sahibi hakkında fikir edinme kabiliyeti vermiştir. Bir resime baktığımız zaman bu resimi yapan kimsenin çocuk mu?, Olgun bir insan mı?, Sinirli mi?, Huzurlu mu? Olduğunu anlamak mümkündür. İşte bunun gibi bu kainata baktığımız zaman en ufak bir yerinde bir aksaklık bulunmayan, bir uyumsuzluk olmayan, şurada da müteahhidin parası yetişmemiş burayı da idare edivermiş sen de oraya bakmayıver kardeşim, denmesine ihtiyaç duyulacak en ufak bir kusur bulunmayan bu kainatın yaratıcısı da elbette her türlü kusurdan münezzeh sonsuz Kemal sahibi olan Rabbimiz`dir.
Dolayısıyla etrafımıza bakındığımız zaman yaratıcımız olan Rabbimizin Kemal sıfatıyla muttasıf olduğunu idrak etmememiz mümkün değildir. Rabbimiz her türlü eksikten, noksan münezzehtir. Sonsun Kemal sahibidir.
Bir hadisi kutside Cenab-ı Hak bildirmiştir ki:
"Ben gizli bir hazine idim. Bilinmeyi murad ettim. Beni bilsinler diye mahlûkatı yarattım." (Keşfu`l-Hafa, C.2-5-132, H.No: 2016)
Bir yerde çok kıymetli bir hazine olsa, ama onu kimse bilmese; diğer yerde ise bir hazine olsa kendisini bilecek bir kainatı yaratsa ve bilinse elbette ikinci hâl birinciye nazaran daha büyük bir "KEMÂL" ifade eder.
Rabbimiz ise sonsuz kemâl sahibidir. Hadis-i Kutside de bildirildiği gibi; işte bu yüzden bu kainat yaratılmıştır. Eğer bu kainat yaratılmasaydı Rabbimizin Kemal sıfatında noksanlık olurdu.
Yaratılan bu kainatta cemadat var; canlı nebatlar, hayvanlar ve insanlar var. İnsan yaratılanın en mükemmeli, en şereflisidir (Eşref-i Mahlûkat) tır.
İNSAN NİÇİN YARATILDI?
İnsanın bütün diğer yaratılanlardan, nebatlardan ve hayvanlardan üstün olmasının temelinde Cenab-ı Hakkın ona verdiği dört önemli meziyet bulunmaktadır.
Bunlar, insana verilen;
1. Doğru ile Yanlışı (Bu meziyetten İlimler doğmuştur)
2. Güzel ile Çirkini-İyi ile Kötüyü (Bu meziyetten Dinler doğmuştur.)
3. Faydalı ile Zararlıyı (Bu meziyetten Ekonomi doğmuştur.)
4. Adalet ile Zulmü (Bu meziyetten Siyaset ve Hukuk Doğmuştur.) ayırabilme meziyetleridir
Diğer mahlukatta bu kıymetli meziyetler yoktur.
Bunun için bir insan bu meziyetleri ne derece süratle ve isabetle kullanabilirse o insana o derecede akıllı diyoruz.
Bir insan bu 4 temel meziyete ve akıla sahip olunca o insa iman olur. İnsanı yücelten işte bunlardır: Akıl, iman ve 4 temel meziyet.
Eğer İnsan gibi mükemmel bir mahluk yaratılmasaydı bu Rabbimizin sonsuz Kemal sıfatına uygun düşmezdi. Çünkü bir çok güzellikler yaratılmış ama bunu gören, sezen yok. Bu bir eksiklik olurdu. Ondan dolayı, insanın yaratılması Yüce Rabbimizin sonsuz Kemal sıfatının bir gereğidir.
İNSAN BU DÜNYADA NEDEN İMTİHAN EDİLİYOR?
Rabbimizin Kemal sıfatıyla birlikte bir de Âdil sıfatı var. İşte bundan dolayı; yani mahlukatın bir çeşidi olan insanoğluna diğer mahluklardan farklı olarak bu kıymetli meziyetler emanet edilip verilince Adalet gereği insanoğlunun imtihan edilmesi gerekmiştir.
Nitekim bir insanın çok kıymetli ve paha biçilmez bir pırlantası olsa bunu uzak bir yerdeki bir kimseye göndermesi gerekse "Ahmet kilerde bir taş var al bunu falanca yerde filanca kimseye götür ver" diyemez. Taş paha biçilmez değerde olduğu için, uzun uzun düşünür, araştırır, en uygun bir kimseyi bulur. Ona uzun uzun tenbihatta bulunur "Bu taş çok kıymetlidir, paha biçilmez kıymettedir. Bunu gözünden ayırmayacaksın, yatarken karşına koyacaksın, üstündeki ipek örtüyü açmayacaksın...vs." eğer Ahmet bu tenbihatlara dikkat eder, emaneti gönderilmesi icab eden yere sağlam olarak ulaştırırsa ona aferin denir ve bir mükâfat verilir. Yok eğer bütün bu tenbihata rağmen taşı kaybeder veya çaldırırsa o zaman da Ahmet`e çok büyük bir ceza verilmesi zaruri olur. Çünkü Adalet böyle gerektirir.
İşte onun için bu kıymetli meziyetlerin kendisine verilmesi dolayısıyla insanoğlu, "Rabbimiz Adil olduğundan" imtihan edilmek mecburiyetindedir.
Biz dünya hayatına, bu imtihan için geliyoruz. İmtihan oluyor ve gidiyoruz. Cenab-ı Hak bu imtiha hepimize yüz aklığı ve muvaffakiyet versin İnşaallah. Amin.
İNSAN DÜNYADA NASIL İMTİHAN OLUYOR?
Cenab-ı Hak insanoğlunun bu dünyada, ona verdiği kıymetli meziyetlerden dolayı nasıl imtihan ediyor. "Kim 2 m.den daha yüksek atlarsa onu cennetime koyarım" veya "Kim 100 m.yi 15 sn.den daha çabuk koşarsa onu cennete koyarım." diye mi imtihan ediyor? Haşa Böyle bir imtihan çocukça bir imtihan olurdu. Eğer imtihan böyle yapılsaydı, hatta hayvanların pek çoğu insanlardan daha başarılı olur cennete girmeye hak kazanırlardı.
Peki bu imtihan nasıl oluyor? Bu imtihan; Bir insan, iyi midir?, kötü müdür?
esasına göre yapılmaktadır. Yani bu imtihan en ulvi, en kıymetli, en yüksek bir gaye bakımından yapılmaktadır.
İyi İnsan Olmak Nasıl Mümkündür?
Bir Hadis-i Şerifte "Hayrun nas men yenfeûn nas" buyurulmaktadır. Yani "insanların hayırlısı, insanlara faydası dokunır."
(el-Camiu`s-Sağır Şerhi Feyzül-Kadir, Hadis No: 4044)
İyilik kendi kendine olmaz. Başkasına faydası dokunmakla olur. En büyük fayda, en büyük iyilik herkesin, bütün insanların iyiliğini isteme ve bu yolda elinden gelen gayretle çalışmaktır. Yani bütün insanların Dünyada da, Ahirette de mesut olmalarını istemek ve bu yolda bütün gücüyle çalışmaktır.
Bundan dolayı, İslam Dininin özü: "Hâlıki Tâzim, Bütün Mahlukata, Allah`ın kulları olduğu için, şefkattir". "Yaratılanı severiz, Yaratan ötürü"
İslam dininin temeli "iyilik" tir. Sadece insanlara değil, bütün mahlukata şefkat, bu arada çevreye, bütün nebatlara, hayvanlara şefkat İslam dininin temelini oluşturur. Bunun için Kur`an-ı Azimüş-Şan "Bismillahirrahmanirrahim" ile başlıyor. Yani Cenab-ı Hakkın Rahman ve Rahim ismi şerifleriyle başlıyor. Rahman demek: herkese, bütün mahlukata şefkati olan, rahmeti olan, esirgeyen, bağışlayan demektir. Cenab-ı Hakkın sonsuz ismi şerifi vardır. Kur`an-ı Azimüş-Şa bunlardan 99`tanesi zikredilmiştir. Bunlara "Esma`ül Hüsnâ" denir. Bu mübarek isimlerin içerisinden başka sıfatların zikredilmeyip de Kur`an-ı Azimüş-Şan`a başlarken Rahman ve Rahim isimleriyle, sıfatlarıyla başlaması, İslam Dininin temelinin iyilik olduğunu, şefkat olduğunu, merhamet ve rahmet olduğunu göstermektedir.
Esasen İslam Kelimesinin manası ise "silm" kökünden gelmektedir. Yani (iyilik, barış, kardeşlik, selamet, huzur) demektir.
Ve yine (Hz.Muhammed S.A.V.) "Rahmeten Lilâlemin" olarak gönderilmiştir. Yani sadece insanlar, nebatlar ve hayvanlar için değil bütün âlemlere rahmet olarak gönderilmiştir. Bütün bu temel esaslar İslam dinin temelinin iyilik olduğunu ve yeryüzündeki bütün insanların saadeti için gönderilmiş olduğunu açıkça göstermektedir.
İNSANLARIN İYİLİĞİ VE SAADETİ NASIL GERÇEKLEŞİR?
Peki "insanların iyiliği ve saadeti nasıl gerçekleşir?" ki o yolda bütün gücümüzle çalışalım.
İnsanlığın saadete erebilmesi için yeryüzünde;
Yanlışın değil Doğrunun,
Çirkinin değil Güzelin,
Kötülüğün değil İyiliğin,
Zararlının değil Faydalının,
Zulmün değil Adaletin,
hakim olması gerekir.
Cenab-ı Hakk insanlara bunları ayırt edebilme kabiliyeti verdiğine göre insanlar, iyi insan olabilmek için yeryüzünde yanlışın değil, doğrunun, kötülüğün değil iyiliğin, zararlının değil, faydalının, çirkinin değil güzelin, zulmün değil adaletin hakim olması için bütün güçleriyle çalışmakla sorumludurlar.
Peki Hak olan, doğru olan, iyi ve güzel olan, faydalı olan, adil olan nedir?
Cenab-ı Hakkın insanlara verdiği yukarıda zikredilen 4 meziyet ile insanlar her ne kadar doğruyu, iyiliği, güzeli, faydalıyı ve adil olanı ayırt edebilirlerse de bunların ideal şekillerini bütün insanlığa saadet getirecek olan Hak ve adalet ölçülerini, akıllarıyla ortaya koyamazlar. Onun için Cenab-ı Hak insanları Adil sıfatından dolayı imtihan ederken kendisinin Rahman ve Rahim sıfatlarından dolayı da insanlara bu imtiha muvaffak olabilmeleri için saadet yolunu da ayrıca göstermiştir, işte Peygamberler vasıtasıyla da din yani İslam bunun için gönderilmiştir.
"İSLAM" NEDİR, "KUR’AN" NEDİR
İlk insan Adem (A. S) dan beri gelen bütün peygamberlerin hepsi aynı gerçeği yani (Îslam’ı) tebliğ etmişlerdir. Allah indinde din tektir, o d İslam’dır. İnsanlık tarihinin gelişmesine uygun olarak gönderilen peygamberlerin tebliğ ettikleri dinde inancın temel esasları aynıdır. (Amentü) ile b esasları ortaya koyuyoruz: (1.Allah`a, 2.Meleklere, 3.Kitaplara, 4.Peygamberlere, 5.Ahiret Gününe (öldükten sonra dirileceğimize), 6.Hayır ve Şerrin Allah`tan Olduğuna) inanıyoruz. Zaman zaman değişen sadece o devrin gereklerine uygun olarak bildirilen ibadetleri şekilleridir. Yoksa inancın temel esasları Adem (A.S) dan beri bütün peygamberler tarafından aynen bildirilmiştir.
Son Peygamber Hz.Muhammed (S.A.V) dir. Ve onun getirmiş olduğu Kur`an-ı Azimüş-Şan bütün insanlığa saadetin yolunu göstermek içi gönderilmiştir. Kıyamete kadar saadetin tek yolu Cenab-ı Hakkın Cebrail (A. S) vasıtasıyla Hz.Muhammed (S.A.V)`e gönderdiği ve onun vasıtasıyla insanlara tebliğ ettiği "Kur`an"dadır. O Kur`an-ı iyice anlayabilmemiz içi Cenab-ı Hak kitabından başka, aynca kendi sevgilisini yani Peygamber efendimiz (S.A.V)`i de "bize en güzel örnek olarak göndermiştir". Zaten yol gösterme de en mükemmel şekil kitap ve örnek ile yani (sünnet) ile olabilirdi. Böyle de yapılmıştır.
Kitap ve Sünnetle bize bildirilen İslam bir haritaya benzer. Cenab-ı Hakkın insanlara verdiği akıl nimeti ise bir pusulaya benzer; Saadet içi hem İslam hem de Akıl lazımdır. Ama yalnız akıl ile saadete ulaşılama Nitekim bir insan gecenin zifiri karanlığında bir orman içinde yalnız başın kalsa ve kurtulmak istese etrafı da ormanlık olsa bu ormanların içinde v arkasında ne var, karanlıktan dolayı bilemiyor. Nereye giderse kurtulabilecek? Bunu nasıl tayin edebilecektir? İnsanın aklı var onunla göğe bakacak (Büyük Ayı), (Küçük Ayı)yı görecek. Bunlar vasıtasıyla diyelim ki Kuzey ne taraftadır bunu tesbit edebilecek. Ancak yönleri tesbit ettikten som hangi yöne giderse kurtulacak, bunu aklıyla bulması mümkün değildi Acaba kuzeye gitse o ağaçların içinde veya arkasında bataklıklar, timsahla uçurumlar var ise kuzeye gitmesi ne işe yarar. Ne taraf emindir, ne taraf kurtuluş vardır, ne tarafta tehler vardır bunu bilecek olursa ancak zaman kendisini kurtarabilir. Bunu ise aklıyla bilemez. Bunun bilinebilmesi için; etrafında ne var, bu ormanların içinde ve arkasında kendisi içi iyilik mi var, yoksa kötülük mü var. İşte bunu gösteren bir haritaya ihtiyaç vardır. O harita İslam’dır. İslâm; Rahman ve Rahim olan Cenab-ı Hakkı bu sıfatlarından dolayı, insanların dünya ve ahiret saadetine ulaşabilmesi için onlara gönderdiği saadet yoludur.
İnsanlar bu saadet yolunu kendilerine esas alırlarsa bu saadet yoluyla gösterilmiş olan Hak ve Adalet ölçülerine dayanan bir düzen kurarlarsa ve Peygamber (S.A.V)`i kendilerine en güzel örnek edinirlerse bu taktirde dünyada da saadet bulurlar, ahirette de saadet bulurlar. Yok eğer İslâm’dan, Kur`an`dan, Sünnetten sapacak olurlarsa bu taktirde dünyaları da, ahiretleri de ızdırap ile dolu olur.(Allah Korusun)
MÜSLÜMAN OLMAK NE DEMEKTİR?
"Müslüman" demek; lugattaki kelime manası itibariyle (Allah`ın emirlerine teslim olmuş) kimse demektir.
Müslüman olabilmek için bir insanın: Kelime-i Tevhid`i yani (La ilahe illallah Muhammedün Resulullah) sözünü bilerek kalbiyle tasdik ederek diliyle söylemiş olması gerekir. Kelime-i Tevhid`in içindeki (La ilahe illallah Muhammedün Resulullah) sözünün manası ise Allah`tan başka ilâh yoktur, Hz.Muhammed (S.A.V) Allah`ın elçisidir demektir. Ancak bu sözün manasının iyice anlaşılabilmesi için Arapça bir kelime olan İLAH kelimesinin manasının iyice bilinmesi zaruridir.
Arapça lisanı, veciz bir lisır. Diğer pek çok lisanlardan üstünlük arz eden meziyetleri yanında Arapça lisanının veciz bir lisan olmasının manası kısa bir kelimeyle bir çok manaları ifade edebilme kabiliyeti içmektir, işte İLAH kelimesi de böyle bir kelimedir. Bu kelimenin lügat manası incelendiği zaman görülür ki; Bu kelimede, 4 ana mana aynı ama ifade edilmektedir. İLAH kelimesinin ifade ettiği dört ana mana şunlardır:

1. Kendisine kulluk yapılacak şey
2. Kendinden yardım istenilen şey.
3. Rızası gözetilecek şey
4. Hak ve Adaleti tanzim edici, kanun koyucu

Bu sebepten dolayı bir insan Kelime-i Tevhid`i söylediği zaman: Ya Rabbi; Ben inanıyorum ki Allah`tan başka kulluk yapılacak, kendinden ardım istenecek, rızası gözetilecek yoktur; Hak ve Adaleti Sen tayin edersin, ben senin bildirdiğin Hak ve Adalet ölçülerinin yeryüzünde hakim iması için bütün gücümle çalışacağım demiş olur. Peki nerede bu Hak ve adalet ölçüleri? Cevap: Muhammedün Rasulullah yani, Hz.Muhammed (S.A.V) Cenab-ı Hakkın elçisidir, onun elçisi olarak Cenab-ı Haktan getirdiği Cenab-ı Haktan kendisine Cebrail (A.S) vasıtasıyla indirilip bize tebliğ ettiği bu Kur`an-ı Azimüş-Şan Allah`ın kitabıdır ve bu kitapta Allah`tır bize bildirdiği Hak ve Adalet ölçüleri insanlığın saadetinin teme; esaslarıdır. Ve ben işte bu Hak ve Adalet ölçülerinin yeryüzünde hakim olması için bütün gücümle çalışacağım, bütün insanlığın dünyada ve ahirette saadete ermesi için bütün gücümle çalışacağım demiş olur.
işte Kelime-i Tevhidi söylemenin ve Müslüman olmanın manası budur.
Müslümanlara (Müslüman) kelimesiyle isimlendirmek bizzat Cenab-ı Hakkın Kur`an-ı Kerimde zikrettiği bir husustur. Nitekim Cenab-ı Hak Kur`an-ı Kerimde Müslümanlara siz Müslümanlarsınız öbürlerinden ayrısınız diyerek diğerlerinden bizleri ayırıyor. Peki diğerleri kimlerdir: NEFSİNE ESİR OLANLARDIR
İşte yeryüzünde Hak ile Batılın mücadelesi; Hakka hizmet eden Müslümanlarla, gerçek Hakkı kabul etmeyip, nefsine esir olarak Batıla hizmet edenlerin mücadelesidir.
Cenab-ı Hak Kur`an-ı Azimüş-Şan`da "Kim Allah`ın indirdiği hükümlerle hükmetmezse işte onlar kafirlerin tâ kendileridir." (Maide Sûresi, âyet 44)
"Kim Allah`ın indirdiği hükümlerle hükmetmezse onlar zâlimlerin tâ kendileridir." (Maide Sûresi, âyet 45)
"Kim Allah`ın indirdiği hükümlerle hükmetmezse onlar fâsıkların tâ kendileridir." (Maide Sûresi, âyet 47) buyuruyor.
Elbette Cenab-ı Allah`ın Kur`an-ı Azimüş-Şan`da bildirdiği Hak ve Adalet ölçüleri insanlığın saadetini belirtmektedir. Bir insan bu saadet yolundan ayrılırsa yapmış olduğu iş zulüm olur.
İşte Adem (A.S) dan beri yeryüzünde, insanoğlunun imtihan olduğu bu dünyada, Hak ve Batıl böylece mücadele ediyor.
Ne yazık ki kendisine İrade-i Cüz`iyye verilen insanoğlunun hepsi Müslüman olup Allah`ın emirlerine tâbi olup, yeryüzünde Hak ve Adaletin tesisi için Hak ve Hayır yolunda çalışmıyor. Bazı insanlar bunu yaparken bazıları da maalesef nefsine esir oluyor şeytanın tesiriyle zulüm ve şer için çalışıyor.
View alirıza'in Fotoğraf Albümü  
Digg this Post!Add Post to del.icio.usBookmark Post in TechnoratiFurl this Post!
Alıntı ile Cevapla
Cevapla

Etiket
demektir, hak

Seçenekler
Stil

Yetkileriniz
Yeni Mesaj yazma yetkiniz Aktif değil dir.
Mesajlara Cevap verme yetkiniz aktif değil dir.
Eklenti ekleme yetkiniz Aktif değil dir.
Kendi Mesajınızı değiştirme yetkiniz Aktif değildir dir.

BB-Code Açık.
Smileler Açık
[IMG] Kodları Açık
HTML-Kodları Kapalı.
Trackbacks are Açık
Pingbacks are Açık
Refbacks are Açık


Bütün Zaman Ayarları WEZ +2 olarak düzenlenmiştir. Şu Anki Saat: 22:39 .

SİSTEM BİLGİLERİ ÖNEMLİ BİLGİLENDİRME
Powered by vBulletin® Version 3.8.6
Copyright ©2000 - 2012, Jelsoft Enterprises Ltd.
Content Relevant URLs by vBSEO 3.5.0 RC2
www.milligorusforum.biz
Kuruluş Tarihi : 10 Ağustos 2008
Site içerisindeki materyaller kaynak gösterilmeden kullanılamaz,dağıtılamaz.

milligorusforum.net/biz/org sitemiz bir forum sitesi olduğu için kullanıcılar her türlü görüşlerini onay almaksızın anında siteye yazabilmektedir.Bu yazılardan dolayı doğabilecek her türlü sorumluluk yazan kullanıcıya aittir.Sitemizde yasalara aykırı herhangi bir materyal bulursanız iletisim@milligorusforum.biz e-mail adresimize bildirirseniz,şikayetiniz incelendikten sonra en kısa sürede gereken yapılacaktır.