|
| Konular: 50,311 | Mesajlar: 311,903 | Üyeler: 10,668 | Online: 198 | Elhamdülillah...
|
|
|||||||
![]() |
|
|
|
LinkBack | Seçenekler | Stil |
|
|
#1 |
|
Derecesi :
![]() Grubu : Çizgindeyiz HOCAM
Üye No : 11
Üyelik tarihi : 04-08-2008
Nereden : Dünya
Konuları : 659
Mesajlar : 3,618
Teşekkürleri: 3,806
2,098 mesajına 5,518 kere teşekkür edildi.
Tecrübe Puanı: 10
![]() Son Aktivitesi : Dün
Durumu : Status: Offline
|
Onun kişiliği, kimliği, mücadelesi ve ahlakı hakkında aslında hiçbir şey söylemeye gerek yok, çünkü onun bütün vasıfları hem adında hem de soyadında saklı zaten. Adı: fedakâr, İnandığı mukaddes değerleri için şahsi menfaatlerini hiçe sayan demek yani. Böylemiydi gerçekten? Evet, hem de kelimenin tam anlamıyla öyle bir insandı. Soyadı: Gülderen, Yani gül toplayan, gülleri bir araya getiren. Büyüklerimizin deyimiyle; ismiyle müsemma diyebileceğimiz ender şahsiyetlerden biriydi Fedakâr Gülderen hocamız. Kendisini ilk olarak; Kayserimizin Melikgazi MGV İlçe temsilciliğini açtığı 1986 yılında tanıma bahtiyarlığına nail oldum. Çok yakın bir tanışıklık meydana gelmeden görevimiz icabı bir süre Kayseri dışında kalmamız sebebiyle uzun yıllar görüşemedik. Yıllar sonra tekrar Kayseri’ye tayin olup geldiğimde arkadaşlar tanıştırmak istediler. O hemen; “Tanıyorum canım Halil İbrahim hocayla biz burayı açarken tanışmıştık.” diye gözleri görmemesine rağmen sesimden beni hemen tanımış ve zekâsına beni hayran bırakmıştı. Hayatı, rahatsızlığı, vs. hakkında kabaca bazı bilgilerimiz vardı. Ancak vefatından sonra evlatlarından ayrıntılı bilgiler alma imkânımız oldu. Onun özgeçmişini bilmeden kişiliği, fedakârlığı ve mücadelesi tam olarak bilinemez. Merhum Fedakâr Gülderen hocamız 1953 yılında Yozgat ili Çayıralan İlçesi Elçi Köyünde dünyaya gelmiştir. İlkokulu köyünde İmam Hatip Lisesini Yozgat’ta okumuş, zamanın şartları gereği İmam Hatipliler diğer alanlarda tahsilini sürdüremedikleri için fark dersleri sınavına girerek liseyi de bitirmişti. 1973 yılında ailecek Kayseri’ye yerleştiler. Yüksek tahsilini Erzurum İslâmi İlimler Akademisinde tamamladı. 1980 yılında Siirt Endüstri Meslek Lisesine öğretmen olarak atanmış on- onbeş gün kadar görev yaptıktan sonra Behçet Hastalığının belirtileri ortaya çıkarak rahatsızlanmış ve tedavi olmak üzere Kayseri’ye gelmişti. Tedavisinin uzaması sbebiyle bazı Milli Eğitim yetkilileri elinden bir istifa dilekçesi alır ve işleme koyarlar. Böylece çok sevdiği ve layık olduğu öğretmenlik hayatı başlar başlamaz memuriyette asalet alamadan bitmiş olur. Artık Behçet hastalığının pençesine de yakalanmış olan Fedakâr hocamızın bir sosyal güvencesi de kalmadığından çileli ve zor günleri başlamıştı. Hastalığının bu ilk yıllarında görmesinin de % 75 ini de kaybetmişti. Bu şartlar altında imkânları tekrar zorlayarak Diyanet Bünyesinde imamlık görevi alarak Yeni Sanayi Camii’nde göreve başlamış fakat hastalığı iyice ilerleyip görme yeteneğini tamamen kaybedince artık uzun süreler hastaneler onun mekânı olmuş ve raporlu olarak görevine devam edememiştir. Bu durum karşısında da zamanın Müftüsü tarafından “Daha fazla seni idare edemeyiz.” denilerek bu görevinden de istifa etmek zorunda bırakılmıştır. Dünya hayatının bu kadar acımasızlığını ve insanların böyle vefasız, zalimce tutumlarını gösterdiği bu günlerde ise, o bunları umursamamış ve Keykubat Mahallesinde Milli Gençlik Vakfı Melikgazi ilçe temsilciliğini açarak tek başına o mekânın kira, elektrik, su, telefon vs. gibi bütün giderlerini hayır sahiplerine aracı olarak karşılamıştı. Vefat ettiği güne kadar da bu hizmetine, Anadolu Gençlik Dergisi Keykubat temsilciliği olarak devam etmiş ve burada yüzlerce gencimize İslam ve dava şuuru vermiştir. O bir yandan hastalığın ıstırabıyla cebelleşirken diğer yandan gençlerle ilgileniyor en sıkıntılı zamanlarında dahi davet edildiği sohbete gitmezlik etmiyordu. Hatta son günlerinde mevcut hastalığına ilaveten bir de fıtık rahatsızlığı ortaya çıkmıştı. O kadar muzdaripti ki mutlaka hastaneye kaldırılması gerekiyordu. Fakat AGD’de mübarek Mevlid kandili sebebiyle program düzenlenmiş sohbet yapabilecek hangi hoca efendi arandıysa hepsi de bir programa katılacağı için müsait olmadığını belirtmiş. Durum hocamıza iletilince o rahatsızlığına rağmen kalkmış gitmiş hastalığı ile ilgili herhangi bir sızlanma, belirti göstermeden orada bulunan gençlere o tatlı sohbetini sunmuştur. Kendisi Yahyalı’lı merhum Hacı Hasan Efendi (K.S)’ye intisap etmiş hal ehli iyi bir derviş olmasına rağmen cihad çalışmalarına daima öncelik verir ve “Kardeşlerim, karargâh olmadan dergâhın hükmü olmaz.” derdi. Binaenaleyh bir tasavvuf toplantısı ile gençlik sohbeti veya düğün, nişan, taziye vb. sohbetler arasında tercih yapmak durumunda kaldığında da “Buralarda manevi irşada oradan daha çok ihtiyaç var.” diyerek hep sohbetleri tercih ederdi. Dünya gözüyle göremediği insanların manevi gözle fark ettiği eksiklerini dile getirerek güzel bir üslupla uyarılarda bulunurdu. Onun yetiştirdiği güzide gençlerimizden olan Yunus Emre Göksu kardeşimiz 2007 Aralık ayında elim bir trafik kazasında vefat edince hastanede yatmakta idi. Ahde vefanın zirvesinde olan hocamız hastaneden izin alarak çıktı. Merhum Yunus Emre kardeşimizin ilk Perşembesinde yapılan hatim merasimine iştirak ederek gençlerimize hem güzel bir vefa dersi verdi, hem de yunus Emre gibi örnek, model bir genç olmaları yönünde onlara sohbet yaptı. Vefat etmeden önce yaptığı vasiyetinde kendisinin vefatı münasebetiyle ne etkinlik yapılırsa AGD’de yapılmasını isteyerek ölürken bile davasını düşünen bir mücahid olduğunu müşahede ettik. Ayrıca yok 40. gece yok 52. gece gibi Kur’an ve Sünnette olmayan etkinliklerin kendisi için yapılmamasını isteyerek ölümüyle bile Kur’an ve Sünnete sadık, hurafelerle mücadele eden bir Allah eri olduğunu tüm dost ve sevenlerine bir kez daha göstermiştir. O hastanede yatarken kendisinin maddi hastalığına deva bulmaya çalışan doktor, hemşire gibi hastane personeline gönül doktorluğu yaparak onlara manevi şifa dağıtmıştır. Hatta o doktorlardan bazıları da cenazesine ve akabinde yapılan anma programına katılarak onun bu çabalarının boşa gitmediğini, kendileri üzerinde ne kadar olumlu bir etki bıraktığını göstermişlerdir. Velhasıl o ecdadın imanlı gönül erleri yetiştirerek gül bahçesine çevirdiği Anadolu’nun diken çalılığına dönüşmemesi ve gül bahçesi olarak kalması için soyadında olduğu gibi, GÜLDEREN; gül toplayan, gülleri bir araya getiren, onlara gül olmalarının, gül kalmalarının değerini anlatan ve bu şuura sahip olmaları için çalışan bir mücahid olarak 19 Mayıs 2008 tarihinde dar-ı Bekâ’ya irtihal eyledi. Vefat ettiği tarihten birkaç gün sonra Saadet Partisi il kongresi vardı. Bu münasebetle Adalet eski Bakanlarından Muhterem Şevket Kazan Bey Kayseri’de bulunuyordu. SP il başkanı Haşim Özçelik Beyle birlikte evini ziyaret ederek Kur’an Okumuş ve ailesine taziyede bulunmuştur. Rabbimizden, makamını âli eylemesini Efendiler Efendisi Efendimiz (S.A.V)’e komşu eylemesini niyaz ederim. Yetiştirdiği gül bahçesini kıyamete kadar soldurmamasını yolundan gidenlerin sadakat ve gayretlerini arttırmasını dilerim. Halil İbrahim KABAK ÖĞ-DER Şuurlu Öğretmenler Derneği Kayseri Şube Başkanı |
|
|
| Bu mesaj için Zirve58 kullanıcısına teşekkür edenler: | Hizbul İslam (11.02.09) |
![]() |
| Etiket |
| adi, bir, fedakâr, gibi, hoca, merhûm, mücahit |
| Seçenekler | |
| Stil | |
|
|
| SİSTEM BİLGİLERİ | ÖNEMLİ BİLGİLENDİRME |
|
Powered by vBulletin® Version 3.8.6 Copyright ©2000 - 2012, Jelsoft Enterprises Ltd. Content Relevant URLs by vBSEO 3.5.0 RC2 Kuruluş Tarihi : 10 Ağustos 2008 Site içerisindeki materyaller kaynak gösterilmeden kullanılamaz,dağıtılamaz. |
milligorusforum.net/biz/org sitemiz bir forum sitesi olduğu için kullanıcılar her türlü görüşlerini onay
almaksızın anında siteye yazabilmektedir.Bu yazılardan dolayı doğabilecek her türlü sorumluluk
yazan kullanıcıya aittir.Sitemizde yasalara aykırı herhangi bir materyal bulursanız
iletisim@milligorusforum.biz e-mail adresimize bildirirseniz,şikayetiniz incelendikten sonra en kısa
sürede gereken yapılacaktır.
|