|
| Konular: 50,311 | Mesajlar: 311,903 | Üyeler: 10,668 | Online: 200 | Elhamdülillah...
|
|
|||||||
![]() |
|
|
|
LinkBack | Seçenekler | Stil |
|
|
#1 |
|
Derecesi :
![]() Grubu : Üye
Üye No : 6467
Üyelik tarihi : 24-12-2009
Konuları : 10
Mesajlar : 13
Teşekkürleri: 0
7 mesajına 15 kere teşekkür edildi.
Tecrübe Puanı: 0
![]() Son Aktivitesi : 10.03.12
Durumu : Status: Offline
|
Muhterem Hocamız Hakk’ın rahmetine kavuştu. O gitmeden milletin çileli insanına 60 yıldır bir şeyler anlattı, bir şeyler öğretti ve bir şeyler hatırlattı. İtilmiş, hırpalanmış, hor görülmüş bir millete dik durmayı, vakarı ve izzeti öğretti. Köylüye efendi olmayı, şehirliye beyefendi olmayı, elleri tezek kokan kadınlarımıza Fatihler yetiştirmeyi öğretti. Müslümanlara ümmet olmayı, birlik olmayı ve insanlığın saadeti için cihad etmeyi öğretti. Batıya bu milletin imanını tekrar hatırlattı. Siyonizme asıl plan sahibinin Allah olduğunu gösterdi. Zalime mazlumun ahını iletti. Mazluma zalimin abat değil berbat olacağını bildirdi. Tarihi doğru anlamayı bize öğretti. Hak batıl mücadelesinin tarihin gerçek seyri olduğunu zihnimize yerleştirdi. Bu memleketin çocuklarına yıllarca tarihi gerçekler diye belletilen tarih algısını yıktı. Hiçbir aleti kullanamayan, yazıyı bilmeyen ve hatta daha da ileri giderek aslı maymuna dayanan bir insandan başlayan ve sürekli gelişen bir tarih serüvenini öğretmişlerdi bize. Tarihi bölüp, parçalayıp, dilimlere ayırmışlardı. Avrupa’nın karanlık tarihini bizimmiş gibi beynimize aşılamışlardı. İnsanlık tarihinin en müreffeh ve en aydınlık dönemini bize ortaçağın karanlık tarihi diye yutturmuşlardı. İşte Hocamız bize bu tarih algısının dışında farklı bir tarihi seyrin olduğunu hatırlattı. Aslında tarihin öyle sürekli gelişen bir ilerlemenin olmadığını, Hak batıl mücadelesi çerçevesinde imtihan gereği Hakk’ın üstün olduğu dönemlerde iyinin, güzelin ve adaletin egemen olduğunu; batılın üstün olduğu dönemlerde ise kötünün baskının ve zulmün egemen olduğunu her seferinde yılmadan usanmadan anlattı. Bize şanlı tarihle nasıl motive olacağımızı öğretti. Selahattin Eyyubi’nin, Alparslanı’ın, Fatih’in, Seyit Çavuş’un, Nene Hatun’un, Rıdvan Hoca’nın ruhundan üfledi yüreklerimize. Malazgirt’i yaşattı yeniden, İstanbul’u adeta her seferinde yeniden fethetti ve imanın zaferi Çanakkale’yi zinde tuttu hep. Ve her konuşmasında tarihin şanlı sayfalarını yüzümüze çarptı. Uyan diye haykırdı, “sen hangi tarihin evladısın, hangi milletin çocuğusun” diye seslenirken silkeledi hepimizin ümitsizlikten yıpranmış bedenlerini. İslam’ı yeniden öğretti bize. İslam’ın sadece namaz kılıp oruç tutup hacca gitmekten ibaret olmadığını her seferinde anlattı. “Namaz dinin direği cihat ise zirvesidir” diyerek İslam’ı nasıl yaşamamız gerektiğini hatırlattı. İmanın zirvesini işaret etti bütün ümmete. Cihadın yaşı yoktur diyerek son nefesine kadar çalıştı. Eyüp El Ensari hazretlerinin cihad şuurunu aşıladı. Her seferinde onu anlattı bize. Onu örnek aldı kendisine ve bizlere de onu örnek gösterdi. Onun gibi, mücahit olarak yaşadı ve mücahit olarak aramızdan ayrıldı. Emri bil maruf nehyi anil münker nasıl yapılırmış hepimize gösterdi. Bana dokunmayan yılan bin yaşasın deyip etliye sütlüye karışmayan yığınlardan, canıyla malıyla cihad etmeye hazır bir topluluk meydana getirdi. Gücün tanımını bize yeniden öğretti. “Bir milletin gücü tankı topu tüfeği değil, imanlı evlatlarıdır” diyerek İstiklal Harbi ruhunu nakşetti yüreğimize. “İman varsa imkan var” diye haykırarak yeise düşmemiz gerektiğini vurguladı her seferinde. Düşmanımızın gücünü bize her seferinde anlattı. Onların ne kadar güçlü olduğunu, oyunlarını, hile ve desiselerinin ne kadar büyük olduğundan dem vurdu. Ama hiçbir zaman ümitsizliğe düşürmedi bizi. “Zafer inananlarındır ve zafer çok yakındır” ayetini hatırlatarak ümit aşıladı aciz kalplerimize. Onların dağları yerinden oynatacak hile ve desiselerine karşı Allah’ın onların hilelerini boşa çıkaracağını anlattı. Sıcak yataklarımızda rahat uyutmadı bizi. Kudüs yanarken, kalbi Kudüs ile yandı. Bosna’ya ateş düşünce su olup koştu söndürmek için. Azerbaycan’ı, Keşmir’i, Çeçenistan’ı, Doğu Türkistan’ı, Moro’yu, Somali’yi, Bağdat’ı, Kabil’i ve nerde kan ve gözyaşı varsa orayı bize gösterdi. Kalkın rahat yataklarınızdan ve uyanın diye salladı hamlaşmış vicdanlarımızı. Her yaraya merhem olmak için çırpındı. Koştu, koşturdu. Bize imanın sancılarını yaşattı adeta. “Müslümanlar bir bedenin azaları gibidir, bir uzvu acı çekerse bütün uzuvları bunu hisseder” hadisini koydu her seferinde önümüze. Batıyı tanıttı bize. Karşısında ezildiğimiz, yenilmişlik içinde hayranlık beslediğimiz batının aslında bir hiç olduğunu anlattı. Batının köklerine indi, ve oradan Firavunun, putperest Yunan’ın ve zalim Roma’nın izlerini çıkardı ortaya. Batının çürümüş ahlaki yapısını göstererek kendimize gelmemizi öğütledi. Kokmuş batı medeniyetine tabi olmak için yıllarca yalvarmamızı içine sindiremedi. Ve İslam Birliği, İslam Nato’su, İslam dinarı diye haykırdı son nefesine kadar. Bize büyük bir emanet bıraktı birde. D-8’ler bu ümmete bırakılmış en büyük hediyesidir. Bu hediyeye sahip çıkıp onu en ileri seviyelere çıkarmaya çalışmak bizim boynumuzun borcu olmalıdır. Siyonizmi öğretti tüm insanlığa. Gizli dünya devletinin şifrelerini deşifre etti. Kabbala’yı, Muharref Tevrat’ı, Siyonizmin amentüsünü her konuşmasında anlattı. Yorulmadı, yılmadı, köy kahvesindeki kasketliye de, cami cemaatinde ki sakallıya da anlattı. Onun sayesinde tanıdı dünya siyonizmi ve gizli emellerini. Siyonizmi korkuttu, telaşlandırdı, taktiklerini altüst etti. Bir savaş yaşandı 50 yıl bu topraklarda. Hoca ile Siyonizm arasında görünmeyen bir savaş. Vuruldu, ihanete uğradı, mevzi kaybetti ama hiç yılmadı, teslim etmedi kaleyi, sancağı elinden hiç düşürmedi. Hakkı üstün kılmak için çalıştı. Bize güç ve kuvvetin hak sebebi olamayacağını her seferinde anlattı. Önce ahlak ve maneviyat dedi. Ahirete inanmanın ehemmiyetine dem vurdu. Nefsi terbiye esastır dedi. Yaptıklarınızı kendiniz için değil kardeşiniz için yapın dedi. Bir garip “adem” iken, “adam” etti bizi. Peygamber Efendimizin , “nasıl yaşarsanız öyle ölürsünüz” hadisinin en canlı örneğini yaşattı bizlere. Ve ayrıldı aramızdan. Bir buçuk milyon duayı yüklenerek yükseldi semaya. Mekanın cennet olsun Hocam… Muhammet ESİROĞLU Anadolu Gençlik Dergisi, Nisan 2011 Konu Alemdâr-ı İslâm tarafından (21.04.11 Saat 13:05 ) değiştirilmiştir.. Sebep: Daha rahat okunabilmesi için font ve renk ayarı yapıldı. |
|
|
| Bu mesaj için esenyolcu kullanıcısına teşekkür edenler: | Alemdâr-ı İslâm (21.04.11) |
![]() |
| Etiket |
| erbakan, hocanın, tedrisatı |
| Seçenekler | |
| Stil | |
|
|
Benzer Konular
|
||||
| Konu | Konuyu Başlatan | Forum | Cevaplar | Son Mesaj |
| Cübbeli Hoca: Erbakan Hoca Allah Dostudur! | arifan yolcusu | MGFORUM GÜNDEMİ | 5 | 29.01.11 21:37 |
| Erbakan hoca Necmettin Erbakan'ın Ağzından Kıbrıs Barış Harekatı | sevgiliye sevdalı | Erbakan Video Arşivi | 3 | 06.04.10 12:56 |
| Erbakan Hoca Tv-5 te | Nil Fırat | DUYURULAR | 5 | 28.05.09 10:19 |
| Cübbeli Ahmed Hoca ve ERBAKAN Hoca Tahlili | AeX | Erbakan Video Arşivi | 0 | 09.04.09 00:19 |
| Erbakan hoca | sufican | DUA VE İBADET | 1 | 11.11.08 16:34 |
| SİSTEM BİLGİLERİ | ÖNEMLİ BİLGİLENDİRME |
|
Powered by vBulletin® Version 3.8.6 Copyright ©2000 - 2012, Jelsoft Enterprises Ltd. Content Relevant URLs by vBSEO 3.5.0 RC2 Kuruluş Tarihi : 10 Ağustos 2008 Site içerisindeki materyaller kaynak gösterilmeden kullanılamaz,dağıtılamaz. |
milligorusforum.net/biz/org sitemiz bir forum sitesi olduğu için kullanıcılar her türlü görüşlerini onay
almaksızın anında siteye yazabilmektedir.Bu yazılardan dolayı doğabilecek her türlü sorumluluk
yazan kullanıcıya aittir.Sitemizde yasalara aykırı herhangi bir materyal bulursanız
iletisim@milligorusforum.biz e-mail adresimize bildirirseniz,şikayetiniz incelendikten sonra en kısa
sürede gereken yapılacaktır.
|