|
| Konular: 50,311 | Mesajlar: 311,903 | Üyeler: 10,668 | Online: 198 | Elhamdülillah...
|
|
|||||||
![]() |
|
|
|
LinkBack | Seçenekler | Stil |
|
|
#1 |
|
Derecesi :
![]() Grubu : Üye
Üye No : 9102
Üyelik tarihi : 06-02-2011
Mesleği : öğrenci
Konuları : 38
Mesajlar : 39
Teşekkürleri: 1
7 mesajına 10 kere teşekkür edildi.
Tecrübe Puanı: 0
![]() Son Aktivitesi : 06.05.12
Durumu : Status: Offline
|
DİN NASIHATTIR. Âlemlere rahmet olarak gönderilen peygamberimiz Hz. Muhammed (SAV) “DİN NASİHATTIR- DİN NASİHATTIR” buyurmuştur. Bu önemli hadisi şerife göre; Kişileri, yöneticileri, aydınları, siyasetçileri, Parti başkanlarını, Başbakanı, Bakanları, Cumhurbaşkanını, Kuvvet komutanlarını, medyayı yazarları, bürokratları, şeyhleri, cemaatleri, tarikatları, sendikaları, dernekleri, sivil toplum örgüt temsilcilerini, kanaat önderlerini hülasa yediden yetmişe herkesi ve herkesimi eleştirmek, uyarmak, ikaz etmek, yol göstermek, fıtratını hatırlatmak, vicdan ehli olan her insanın görevi olduğu gibi Müslümanların da baş görevlerindendir. Vatanını, dinini, milletini seven bir Müslüman olarak, dilimin döndüğü kadarıyla Müslümanım diyen herkese nasihat etmek istiyorum. Âcizane ve fakirane olarak yapmaya çalıştığım bu nasihatimi yayınlamayan yayıncı kuruluşun yöneticilerini uyararak nasihatime başlamak istiyorum. Emir ve talimatlara uyarken, hakka ve hakikatte uymayı ihmal etmeyiniz. Birilerinin nefsi talimatlarıyla insanların tebliğ yoluna taş koymayınız. Bildiğiniz gibi, zerre miktarı hayrın ve şerrin görüleceği hesap gününde Yüce Allah’tan başka hiçbir yardımcınız olmayacaktır. Hesabınızı buna göre yaparak kendi selametiniz için görevinizi yerine getiriniz, kul hakkına tecavüz etmeyiniz. Ebedi hayatı kazanmak için bir imtihan salonu olan fani dünya, ihtiyarlık dönemi yaşamaktadır. Kıyametin ne zaman kopacağını, Yüce Allah’tan başkası bilemez. Haber verilen küçük alametlerin tamamı, büyük alametlerin büyük bir kısmı meydana çıkmıştır. Fani dünya depremlerle sarsılmakta, volkanik patlamalarla, zalimleşen insanlığa isyan etmekte, kuraklıkla kavrulmaktadır. Ayni şeklide bu fani dünyada geçici olarak yaşayan insanlık, adamlığını unuturcasına, hemcinslerini vahşice öldürmekte, yaşadığı dünyayı her alanda kirleterek adeta intiharlarını hazırlamaktadırlar. Bir tarafta alabildiğine lüks ve israf, diğer tarafta açlık ve sefalet, aynı anda yaşanmaktadır. Mahlûkatın en şereflisi olarak yaratılan insan, bu çirkinliklerden habersiz bir şekilde, vur patlasın çal oynasın havası içinde hayvandan aşağı bir mertebeye düştüğünün farkında değildir. Öyle bir noktaya gelindi ki, “ Müslümanlar ancak kardeştir” ayeti unutuldu. Müslümanlar asil görevlerini unutarak birbirini alt etmek, haklara tecavüz etmek, kul hakkı yemek, emanetlere ihanet etmek gibi bir yarışmanın içine girdiler. “ Müslümanlar tek bir vücut gibidir.” hadisini unutan Müslümanlar; ölen veya ölmekte olan uzuvlarından haberleri olmadığı için yarı ölü gibi yaşamaktadırlar. Hal böyle olunca, korkak düşmanlar; Akbabalar gibi tepemize bütün acımasızlığıyla inmektedir. Önüne geleni alçakça öldürmekte, namuslarımızı kirletmekte, zenginliklerimizi sömürmekte ülkelerimizi işgal etmekte kardeşlerimizi aç bırakmaktadırlar. Bu çirkinlikleri ve aşağılık ahlaksızlıkları gören yaşayan, bende Müslümanım diyen insan, hala uyanamıyorsa, uyanmak istemiyorsa, bu insan 365 gün oruç tutsa her akşam iftar ziyafetleri verse, biliniz ki yaptıklarının hiçbir faydası olmadığı gibi hesabını da çok ağır verecektir. Müslümanlar; kibir, haset ve nefsi hırs mikroplarından şiddetle kaçınmalıdırlar. Yapamayacakları sözleri söylememelidirler. Yapma imkânı olduğu halde menfaat korkularından, yapamadıklarının hesabını düşünerek hareket etmelidirler, İslam’dan, dinden, imandan, amelden, Kur’an dan, insanlıktan, bihaber, kuru kuruya bende Müslümanım diyenler, dar ağacına sallanan, esen rüzgarların tesiriyle, bir sağa, bir sola, savrulan ölü gibidirler. Üzülerek ifade edelim ki, sağcı solcu, liberal, milliyetçi, İslamcı medyamız derneklerimiz ve cemiyetlerimizde aynı durumdadır. Yazılı ve görsel basın, İslam dini ile alakalı %1 yer verirlerken /vermezlerken, medyaların magazin, spor, reklâm ve malayani haberlerle doldururlarken, medya patronları, Müslüman olan milletimize hizmet yaptıklarını söyleyemezler. Mesela İslamcı denilen medyada, spora ve diğer haberlere ayrılan yer kadar, bir Müslüman’ın tebliğ için emek verdiği makalesine yer verilmemektedir. İstisna olsa da, genel manada söylemek gerekirse, Doğruyu söylemek, konuşmak ve yazmak yasak, yanılışı ve yanlışa yakın şeyleri konuşmak serbesttir. Bu yasakların birçoğunu Medya patronları, siyasi parti başkanları, cemaat, tarikat liderleri koymaktadır. Ehli iman ve ehli vicdan insanlara seslenmek istiyorum. Afrika’da açlıktan ölmek üzere olan bir çocuğu, yemek için bekleyen Akbabaları gördüğünüz halde iftar sofrasına utanmadan sıkılmadan oturabiliyorsanız, iftar sofralarınızı türlü yiyecekler içeceklerle donatırken, açlıktan ve susuzluktan kıvranan Somali’li çocuklar için eliniz cebinize gitmiyorsa, insanları yardıma teşvik edemiyorsanız, liderliğinizin, şeyhliğinizin, âlimliğinizin ne önemi var. Bu hususta duyarlılık gösterip, tüm iftar programlarını iptal ederek Somali’ye, Gazze’ye ve diğer yoksul bölgelere yardım gönderen derneklere, siyasi partilere, sendikalara, sivil toplum örgütlerine, vakıflara, fertlere, cemaatlere, Kızılay’a, İHH’ ya, Can suyuna, Deniz fenerine, kimse yokmu derneğine ve diğer yardım kuruluşlarına teşekkürlerimi arz ediyorum. Bu hususta duyarlık göstermeyen iftar programlarını iptal etmeyenlere iki çift sözüm var. Bugün onların başına gelen açlık ve susuzluk felaketi, yarın senin başına geleceğini düşünerek hareket etmelisiniz “ Komşusu açken tok yatan bizden değildir.” Hadisini unutmamalısınız. Dünya imtihan salonudur, Yüce Allah kimine fakirlik vererek sabrını, kimine zenginlik vererek çömerliğini ölçer. Sabretmeyerek isyan edenler imtihanı kaybedeceği gibi, açlık çekenlere yardıma koşmayan zenginlerde imtihanı kaybedecektir. Kur’anıma, Peygamberime, dinime ve Müslümanlara hakaretler ve iğrenç tecavüzler yapılırken, sesini çıkarmayan, yapılan protesto mitinglerine katılmayan veya mitingler düzenleyerek tepkisini göstermeyen şeyh efendi, hesabını kolay veremeyecektir. Dilleriyle konuştukları halde, eyleme geçmeyenler, ekmeğini, suyunu paylaşmayanlar, insanları hayra teşvik etmeyenler, zengin olsaydık verirdik diyen yalancı fakirler de imtihanı kaybetmiştir. “ Bir hurmanın yarısı olsa da sadaka veriniz” hadisini bilenler evlerinde oturup iftar edebilirler mi? Hiç kimse kusura bakmasın, iftar programları iptal etmeyerek, açlık ve sefalet çekenler için kuru kuruya nutuk çekmek, yağmura vesile olmayan gök gürültüsüne benzer. Dünyada ve ülkemde yok olmakta olan, ahlak, edep ve namus kavramları, gündüzün ortasında mumla arandığı halde bulunamıyorsa, Müslümanım diyenler iftar sofralarına oturmadan önce, kendilerini öz eleştiriye tabi tutarak, nerde nasıl yanlış yaptıklarını ve yapmakta olduklarını tefekkür etmelidirler. Hem Müslümanım diyeceksin, hem de kardeşinin açlığını hissetmeden lüks otellerde restoranlarda iftar ziyafetleri vereceksin, böyle ucuz Müslümanlık olmaz. Yüce Allah “ Müminler ancak kardeştir, onlar birbirlerinin yardımcılarıdır. Zengin müminlerin malında fakirin hakkı vardır. Onlar fakirleri gözetirler, haklarını veririler. Verdiğim nimeti üzerinize görmek isterim. Yiyiniz içiniz israf etmeyiniz. Onlar mallarını gece gündüz infak ederler. Onlar Malları ve canları karşılığında cenneti satın almışlardır.”buyurmaktadır. Peygamberimiz Hz. Muhammed (SAV) “ Garptaki bir müminin ayağına diken batsa şarktaki mümin bunu hissetmezse kâmil mümin olamaz. Müminler bir vücudun uzuvları gibidir. Mümin mümini sevmedikçe, derdiyle ilgilenmedikçe iman edilmiş sayılmaz, İman etmeyende cennete giremez” buyurmaktadır. Nasihat olarak naklettiğimiz bu mübarek ayet ve hadisler, Aklını şuurla kullanabilen, nefsine mağlup olmayan bir Müslüman’a, okyanusa açılmak için yeterlidir. Ahlaksızlığın her türlüsü, ( zinasından- fuhşuna, kumarından- içkisine, faizinden-rüşvetine, uyuşturucudan-silah kaçakçılığına kadar) her şey evlerimize, sokaklarımıza, köylerimize şehirlerimize rahatlıkla dolaşabilmektedir. Bu gibi çirkinliklere insanlar ve Müslümanlar tepki vermiyorsa, veremiyorsa, insanlar ve Müslümanlar hasta demektir. Kulağımızı dolandırarak göstermenin devri kapanmalıdır. Zifiri karanlığı fenerle, mumla aydınlatamazsınız. Karanlıkları aydınlığa çeviren güneştir. Güneşin girmediği yere mikrop girer. Bugün insanlık karanlıktadır ve hastadır. İnsanlığın karanlık dünyasını Kur’an dan başka hiçbir şey aydınlatamaz. İnsanlığı hasta eden mikroplardan kurtulmanın çaresi İSLAM’DIR. İnsanlık âlemi, özelikle Müslümanların yaşadıkları acımasız alçak vahşetlerden kurtulmaları için, sosyalizm, komünizm, faşizm, liberalizm, milliyetçilik, millilik, muhafazakâr demokratlık hulasa beşeri sistemlerin uyguladıkları veya dayadıkları reçetelerle olmayacaktır.. Bu gibi reçeteler okyanusa resimlerle halka tanıtmaya, tepeler üzerinden göstermeye, yakınlaştırma ve uzaklaştırmaya yarayan geçici pansuman tedavilerdir. Asil tedavi korkmadan şuurlu bir şekilde KUR’AN ve SÜNETE sarılmaktır. Alaettin KÖKSAL |
|
|
| Bu mesaj için merve. kullanıcısına teşekkür edenler: | SaFKaN (10.08.11) |
![]() |
| Seçenekler | |
| Stil | |
|
|
| SİSTEM BİLGİLERİ | ÖNEMLİ BİLGİLENDİRME |
|
Powered by vBulletin® Version 3.8.6 Copyright ©2000 - 2012, Jelsoft Enterprises Ltd. Content Relevant URLs by vBSEO 3.5.0 RC2 Kuruluş Tarihi : 10 Ağustos 2008 Site içerisindeki materyaller kaynak gösterilmeden kullanılamaz,dağıtılamaz. |
milligorusforum.net/biz/org sitemiz bir forum sitesi olduğu için kullanıcılar her türlü görüşlerini onay
almaksızın anında siteye yazabilmektedir.Bu yazılardan dolayı doğabilecek her türlü sorumluluk
yazan kullanıcıya aittir.Sitemizde yasalara aykırı herhangi bir materyal bulursanız
iletisim@milligorusforum.biz e-mail adresimize bildirirseniz,şikayetiniz incelendikten sonra en kısa
sürede gereken yapılacaktır.
|