| Konular: 50,311 | Mesajlar: 311,903 | Üyeler: 10,668 | Online: 185 | Elhamdülillah...



Geri git   Milli Görüş Forum HİCRETİN KUTLU OLSUN ERBAKAN » PRF.DR. NECMETTİN ERBAKAN » Erbakan'ın Kitap ve Makaleleri »

Cevapla
 
Konuyu Sosyal Paylaşım sitelerinde Paylaşın LinkBack Seçenekler Stil
Alt 09.04.09, 23:21   #1
AeX
AeX - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
 
Grubu : Misafir
Üye No :
Konuları : 227
Mesajlar : n/a
Son Aktivitesi : 01.01.70
Durumu :

Standart Kenan Evren'in anılarındaki yanılgılar - Necmettin Erbakan



Yazarı: Necmettin Erbakan
Çeviren:
Hazırlayan:

Yayınevi: rehber
Yayın Yeri: Ankara
ISBN NO:
Yayın Yılı: 1991

Dili: Türkçe
Özellikler:
Cildi: Karton Kapaklı
Durum: İkinci El



Açıklama:116 s.
View AeX'in Fotoğraf Albümü  
Digg this Post!Add Post to del.icio.usBookmark Post in TechnoratiFurl this Post!
Alıntı ile Cevapla
Alt 02.03.10, 15:40   #2
Alemdâr-ı İslâm - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
 
Derecesi :
Grubu : Genel Yönetici
Üye No : 311
Üyelik tarihi : 28-08-2008
Mesleği : Kul
Nereden : Kâinat
Konuları : 5084
Mesajlar : 16,304
Teşekkürleri: 24,279
9,025 mesajına 19,445 kere teşekkür edildi.
Tecrübe Puanı: 10 Alemdâr-ı İslâm is on a distinguished road
Son Aktivitesi : Dün
Durumu : Status: Offline

Standart


KENAN EVREN’İN ANILARINDAKİ YANILGILAR
Prof. Dr. Necmettin ERBAKAN
1.Bölüm: Evren, Emperyalizmin Propagandasına Kapılmış
AĞIR SANAYİ HAMLEMİZ VE EVREN’İN YANILGISI
Evren anılarının 180. Sayfasında “Erbakan ise… Sanayi Bakanlığını ele geçirdiğinden Ağır Sanayi kurma sloganı ile plansız ve programsız, fizibilite etütleri doğru dürüst yapılmamışhatta hiç yapılmamış fabrikaların temellerini konut temeli atar gibi atmakta ve sözde bu yolla oy potansiyelini yükseltmekteydi.” demektedir.
Neden Ağır Sanayi Hamlesi?
Biz 21 yıldan beri Türkiye’mizin ağır sanayiye sahip olması için bütün gücümüzle çalışıyoruz. Çünkü ağır sanayiye sahip olmadan bağımsız olmak, emperyalizmin sömürüsünden kurtulmak mümkün değildir.
Türkiye’mizin güçlenmesini istemeyen emperyalist güçler bunu önlemek için her çareye başvurdular.


Neden MSP?
Türkiye’nin sanayileşme ve ağır sanayinin kurulması hususunda en tecrübeli ve bu konuda en inançlı kadronun MSP’de bulunduğu içini münakaşasız Sanayi ve Teknoloji Bakanlığı’nın MSP’ye verilmesi uygun görülmüştür.
Kenan Evren haklı mı?
Bu hamlenin yürütülebilmesi için Sanayi ve Teknoloji Bakanlığı güçlendirilmiş, çeşitli Genel Müdürlükler (25 adet) oluşturulmuş, koordinatörlüklerdeki görevlerin canla başla yürütülebilmesi için yeni uzmanlarla güçlendirilmiştir.
Bu hamle o zamanki parayla 244 milyar TL( 15 milyar $) harcanarak 7 yılda tamamlanmak üzere programlanmıştır.
Uzman kadrolar 3 yıl boyunca gayretle çalışmış, fizibilite etütleri, yer seçimleri, kapasite tespitleri, üretim konuları vb plan ve projelerini tamamlamışlardır.
Takip: Plan ve projelerle ilgili her şey dikkat ve titizlikle takip edilmiştir.

SONUÇ: 219 tesisin tamamının kuruluşu başlatılmış ve 70 tanesi işletmeye açılmıştır. Eğer engellenmeseydi:
· 219 tesisin tamamı işletmeye açılacaktı.
· Bunun için otoyollar şebekesi de tamamlanacaktı. (1976’da İtalya ile gerekli anlaşma imzalanmıştır.)
· 2. Ağır Sanayi hamlesi başlatılacaktı.
Kenan Evren’in kendi dilinden Erbakan’ın Ağır Sanayi Hamlesi:
“Nereye gitsem karşıma Erbakan’ın fabrikaları karşıma çıkıyor.”

Konu Alemdâr-ı İslâm tarafından (02.03.10 Saat 16:09 ) değiştirilmiştir..
View Alemdâr-ı İslâm'in Fotoğraf Albümü  
Digg this Post!Add Post to del.icio.usBookmark Post in TechnoratiFurl this Post!
Alıntı ile Cevapla
Bu mesaj için Alemdâr-ı İslâm kullanıcısına teşekkür eden 3 üyemiz:
mavi (09.03.10), suvari4060 (03.03.10), Zeynel Açıkgöz (10.03.10)
Alt 02.03.10, 15:42   #3
Alemdâr-ı İslâm - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
 
Derecesi :
Grubu : Genel Yönetici
Üye No : 311
Üyelik tarihi : 28-08-2008
Mesleği : Kul
Nereden : Kâinat
Konuları : 5084
Mesajlar : 16,304
Teşekkürleri: 24,279
9,025 mesajına 19,445 kere teşekkür edildi.
Tecrübe Puanı: 10 Alemdâr-ı İslâm is on a distinguished road
Son Aktivitesi : Dün
Durumu : Status: Offline

Standart

2.Bölüm: Evren’e Kalsaydı Kıbrıs Elden Çıkardı


Kıbrıs’a Yapılan 3 Rum Katliamı
Kıbrıs’taki Rumların 1963’teki katliamları sırasında İnönü başbakandı. Johnson’ın mektubu ile adaya yaklaşmış deniz birlikleri geri çekildi. 1967 yılındaki katliam sırasında Demirel başbakandı O da ABD’nin karşı çıkmasıyla yola çıkmış gemileri geri çağırdı.
Bu şekilde şımartılan Rumlar ve Yunanlılar 1974’te Samson’ü adaya götürdüler. Büyük bir katliama başladılar.
Katliam haberi bize Ecevit’i Etimesgut Havaalanı’ndan Afyon’a uğurlarken 16 Temmuz sabahında ulaştı. Ne kadar seyahati bu durumda iptal etmesinin doğru olduğunu savunsak da gitmekten vazgeçmedi.
Biz havaalanından döner dönmez aynı gün MSP Meclis Grubu’nu toplantıya çağırdık. Hem Genel İdare Kurulu’nda hem de grupta katliamı durdurmak üzere bir askeri harekâta girişilmesi için her türlü çalışmanın yapılmasına karar alındı.
MÜDAHALE GECİKMEMELİ
Genel Kurmay Başkanı ve Kuvvet Komutanları müdahalenin gecikmemesi görüşünde idiler.
Erbakan başbakan Vekili olarak resmen müdahale emri veriyor:
Sayın Ecevit, müdahalenin İngiltere ile birlikte yapılmasının daha uygun olacağını söylüyordu. Bize gelince garantör devlet olması nedeniyle sadece teklif yapılması gerektiğini öngördük. Akdi takdirde donanma gecikmesi olası idi. Bu sebeple Sayın Ecevit’i İngiltere’ye uğurladıktan sonra başbakan vekili olarak genelkurmay başkanı ve kuvvet komutanlarıyla fikir birliğine vararak resmen müdahale emri verdik.
BM ATEŞKES KARARI
Ne var ki daha harekâtın 1. Günü BM Güvenlik Konseyi hareketin durdurulması kararı alması üzerine, Sayın Ecevit Bakanlar Kurulu’nu toplayarak ateşkes ilan etmemizi istedi. Şiddetle karşı çıktık. Ne var ki Kissinger ve Sisco ile devamlı temasta bulunan Ecevit ABD’nin baskısı üzerine 2. Gün akşam tekrar Bakanlar Kurulu’nu toplayarak ateş kesilmesinde ısrar etti.
Genelkurmay Başkanı Semih Sancar, 5 günlük çıkartma planını 3 güne alınabileceğini fakat durulan alanda fazla ikame edilemez, ikinci bir harekât şarttır dedi. Ancak ikinci harekât ile yeşil hatta ulaşılır. Böylelikle asker sözü alarak razı olduk.
17.00’da bitirilecek olan müdahale Ecevit’in ABD baskısı sonucundaki kararı ile 11.00’a alındı. Bunun üzerine kaçmakta olan Rum kuvvetleri henüz bizim kuvvetlerimiz ulaşamadığı için geri dönerek Lefkoşa Havaalanı’na, elektrik santraline ve PTT merkezine yeniden yerleştiler.
Ecevit:
“MSP’li arkadaşlarıma teşekkür ederim. Beni tarihi bir yanılgıdan kurtardılar.” Demek hakşinaslığını gösterdi.
Kıbrıs’taki kantonal sistemi Sayın Sancar ve biz reddediyoruz. Evren anılarında bunun tersini söylemektedir. Oysa kantonal sistemi CHP teklif etmiştir.
SAVUNMA BAKANI ENGELLİYOR!
Hasan Esat Işık ikinci harekât için gerekli mühimmat ve teçhizata sahip olmadığını söyledi. Bilhassa füzelerin yeterli olmadığını…
Fakat işin aslını öğrenmek için Genelkurmay Plan ve Prensipler Dairesi Başkanı Sayın Necdet Üruğ’a danıştığımızda:
-Füzelerin yetersizliğinden söz ediliyor. Bu doğru mu?
-Kim demiş? Sadece Kıbrıs’ta değil bütün cephelerde aynı anda savaşsak dahi yeteli füzemiz mevcut.
Yine kendisine:
-Şu anda bulunduğumuz yerde kendimizi uzun süre savunabilir miyiz?
-Hayır. Bu asla mümkün değildir. Bulunduğumuz yer ufak bir arazi parçasından ibarettir. Burada bulunduğumuz kuvvetleri biz normal barış zamanında dahi bu kadar dar yere konumlandıramayız. Kaldı ki savaş zamanında, bahçe kadar bir yerde bu kadar kuvvetin bulundurulmadı çok tehlikelidir. Burada sürekli kalmamız askeri bakımdan mümkün değildir. Dedi. Kendisine teşekkür ettik ve ayrıldı.
İKİNCİ HAREKÂT
Tüm engellere rağmen ısrarla yapılmıştır. En azından yeşil hatta kadar çekilmesi teklifini kabul etmemeleri üzerine harekât başlamıştır.
CHP-kantonal teklif
MSP-en az yeşil hat
Adanın tamamını biz garantör devlet olarak alalım, adaletini sağlayalım dedik ama engel olundu. KKTC on yıl çözümsüz bırakıldı. Kurulduktan sonra da 7 sene hükümet Kıbrıs’ın tanınmasını engellemiştir. (Pakistan ve Bangladeş tanımak istemiştir.) Hükümet ise federal sistem için uğraşmıştır.
Kenan Evren anılarında:
“Koalisyon kanadı MSP, Kıbrıs’ta ele geçirilen topraklardan bir karışının bile verilmesine razı olmuyor, sanki ulaşılan hedef, kazanılan araziyi kendisi kararlaştırmış gibi “Kanla alınan toprak verilmez” diyerek bütün görüşmeleri baltalıyordu. Hâlbuki ele geçirilen topraklar esnasında karışlaştırılandan fazla idi. Sebebi de yapılacak müzakerelerde bu fazlalıklar bir taviz olarak verilebilecekti. Fakat Erbakan, sanki kendisi cephede savaşmış gibi bir mücahit edasıyla her müzakereyi neticesiz bırakıyordu.”

Erbakan:
“Şehit kanıyla kurtarılan toprağın bir karışı bile geri verilemez.”

DENKTAŞ EVREN’İ TEKZİP EDİYOR(YANLIŞLIYOR)
Evren’in “Söz konusu topraklar ile Maraş’ın Rumlara iadesi halinde Kıbrıs sorunu o dönemde çokta çözüme kavuşturulmuş olurdu.” İddiasını reddetmiş, buna verdiği cevapta:
“Zamanında havaalanının müşterek kullanımına karşı Maraş’ın bir kısmını önerdik. Kipriyanu bunu reddetti. Rumların istedikleri tüm Kıbrıs’tır.
Şimdiki halde işgalci çıksın herkes yerli yerine dönsün diyorlar. Konuya yaklaşımları bu olan Rum liderliğini toprak tavizi ile tatmin edemezsiniz. Onlar her şey kendilerinin biliyorlar ve bunu elde etmek için de dünyayı kandırmaya, en vahim şekilde silahlanmaya devam ediyorlar.” Demiştir.

Konu Alemdâr-ı İslâm tarafından (02.03.10 Saat 15:43 ) değiştirilmiştir..
View Alemdâr-ı İslâm'in Fotoğraf Albümü  
Digg this Post!Add Post to del.icio.usBookmark Post in TechnoratiFurl this Post!
Alıntı ile Cevapla
Bu mesaj için Alemdâr-ı İslâm kullanıcısına teşekkür eden 3 üyemiz:
mavi (09.03.10), suvari4060 (03.03.10), Zeynel Açıkgöz (10.03.10)
Alt 02.03.10, 15:50   #4
Alemdâr-ı İslâm - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
 
Derecesi :
Grubu : Genel Yönetici
Üye No : 311
Üyelik tarihi : 28-08-2008
Mesleği : Kul
Nereden : Kâinat
Konuları : 5084
Mesajlar : 16,304
Teşekkürleri: 24,279
9,025 mesajına 19,445 kere teşekkür edildi.
Tecrübe Puanı: 10 Alemdâr-ı İslâm is on a distinguished road
Son Aktivitesi : Dün
Durumu : Status: Offline

Standart


3. Bölüm Milli Görüş ve Adil Ekonomik Düzen
Milli Görüş’ün ekonomik politikası, Türkiye’deki “Modern Müstemlekecilik”e (Müstemleke: Sömürü Düzeni) son vermek, faizci kapitalist sistem vasıtasıyla kurulmuş olan “Sömürü Düzeni”ni ortadan aldırıp yerine herkese hakkını veren bir “Adil Ekonomik Düzen” kurmaktır.
Bundan dolayı MSP ekonomik programına;-Milli, güçlü, süratli, yaygın kalkınma,-Borçla değil kendi gücüyle kalkınma,-Sıhhatli ekonomi,-Herkese refahTemel prensiplerine yer vermiştir.Bundan dolayı 1974-1978 yılları arasında yer alan 4 yıllık dönemde MSP’nin iştirak ettiği 3 hükümette de Bakanlıklar arası Ekonomik Kurul başkanlığı MSP’ye verilmiştir.
Neler Yapıldı?
1)Tarım Üretiminin Arttırılması:
Buğday 4 yılda 10 milyon tondan 18 milyona çıkartıldı.
Türkiye yılda 5 milyon ton buğday ihraç edecek hale geldi.
Et üretimi 125 bin tondan 625 bin tona çıkartıldı.
2)Türk lirasının değerinin sabit tutulması:
1$ 16.5 TL Değerinde tam 4 yıl sabit kaldı
3)Ücret ve gelirlerin arttırılması:
İşçi, köylü, esnaf, memur tüm çalışan kesim, en yüksek reel gelire 1974-1978 yılları arasında sahip oldu.
4)Kalkınma hızının yüksek, enflasyonun düşük olması:Dört yıl içinde enflasyon ortalama %10, kalkınma hızı %7 oldu.
5)IMF heyetlerinin ekonomimize zarar veren teklifleri reddedildi.
6)Müslüman ülkelerle ekonomik işbirliği yapıldı.
7)Türkiye, İslam Bankası’na ortak yapıldı.
8)Yeni hiçbir vergi kanunu çıkartılmadı.
Maliye Bakanlığınca hazırlanan KDV tatbikatına izin verilmedi.
9) Ankara Antlaşması yürütülmedi.
10) Faizsiz banka kararnamesi çıkartıldı.
11) Ağır sanayi hamlesi.
AMBARGO

Kıbrıs Barış Harekâtı’ndan sonra ABD silah ambargosu koydular. Buna karşı ağır sanayi ilan ederek savunma ihtiyaçlarımızı yurt içinden sağlama planını yürürlüğe koyduk. Bunun üzerine ekonomik ambargo uyguladılar. Buna karşılık ülkemizin döviz ve para ihtiyacını kendi imkânlarımızla nasıl karşılayacağımızın planını yapıp ilan ettik.
View Alemdâr-ı İslâm'in Fotoğraf Albümü  
Digg this Post!Add Post to del.icio.usBookmark Post in TechnoratiFurl this Post!
Alıntı ile Cevapla
Bu mesaj için Alemdâr-ı İslâm kullanıcısına teşekkür eden 2 üyemiz:
mavi (09.03.10), suvari4060 (03.03.10)
Alt 02.03.10, 15:52   #5
Alemdâr-ı İslâm - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
 
Derecesi :
Grubu : Genel Yönetici
Üye No : 311
Üyelik tarihi : 28-08-2008
Mesleği : Kul
Nereden : Kâinat
Konuları : 5084
Mesajlar : 16,304
Teşekkürleri: 24,279
9,025 mesajına 19,445 kere teşekkür edildi.
Tecrübe Puanı: 10 Alemdâr-ı İslâm is on a distinguished road
Son Aktivitesi : Dün
Durumu : Status: Offline

Standart

4.BÖLÜM: İNSAN HAKLARI VE EVREN

Sayın Evren, hürriyetlerin bolluğundan sık sık bahsetmekte ve provakatörlerin yaptıkları belli maksada yönelik tertipli olayları bahane ederek insanların hak ve hürriyetlerinin kısıtlanmasından yana olmaktadır.
Mesela anılarının 141.sayfasında, Konya’da solculara karşı sağcıların bir yürüyüş yapacaklarını haber aldığı zaman “Asker getirdik ve askere mermi verdik. Ayrıca bir helikopter de havadan yürüyüşü takiple görevlendirildi. Yürüyüşe katılanlara şu haberi yaydık: Eğer bu yürüyüş esnasında geçen seneki gibi tecavüze varan olaylar (bir evvelki sene orduevinin önünden geçerken çirkin sloganlar atılmış) görülecek olursa helikopterden bomba ve makineli tüfekle müdahale edilecek, karadaki askerlerde de mermi vardır. Ona göre hareket edilsin.” demektedir.
Görülüyor ki Evren, temel insan hak ve hürriyetlerini içine sindirebilecek bir düşünce yapısına sahip değildir. Dünyanın bütün medeni ülkelerinde böyle olaylar karşısında güvenlik kuvvetleri önleyici tedbirler alırlar ve göstericilere karşı basınçlı su, daha çok mecbur kalırlarsa göz yaşartıcı gaz gibi kan dökmeyen, ölüme sebep olmayan şeyler kullanırlar.
1982 Anayasası’nda EVREN’İN İZLERİ
Sadece anılarında kalmamış Evren’in bu görüş ve düşünceleri 1982 Anayasası’na da yansımıştır. Bilindiği gibi bu anayasa, insan hak ve hürriyetleri açısından asrın çok gerisinde, temel hak ve hürriyetleri kısıtlayan, ortadan kaldıran bir yapıya sahiptir.
EVREN ÇAĞIN ÇOK GERİSİNDE
Emperyalizm Türkiye’yi sömürmek istemektedir. Bunun için de her türlü imkânını kullanarak Türkiye’de “Sömürü Düzeni”nin kurulmasını sağlamıştır. Bu düzenin devam edebilmesi ancak hürriyetlerin kısıtlanmasıyla mümkündür. Bunun için de Demokrasi adı altında gerçekte bir “Güdümlü Demokrasi” yürütülmekte ve tatbikatta bu da dejenere edilerek tam bir “Hile Rejimi” uygulanmaktadır.
Sayın Evren’in anılarının 180.sayfasında:
“Erbakan ise din görevlilerini veya tarikat mensuplarını önemli yerlere yerleştirmekte…”demektedir.
Bu söz insan haklarına ve Anayasa’ya aykırıdır. Çünkü kendilerinin de çok iyi bildikleri gibi TC Devleti’nin hangi görevine, hangi şartlara sahip vatandaşların getirileceği yasalarla düzenlenmiştir. Yapılan tayinlerde yasalara aykırı hiçbir hususun bulunmadığı bilinen bir gerçektir ve yine bilinen bir gerçek ki, bizim dönemimizde yapılan tayinlerde görece en ehil kimseler seçilmiştir ve her meslekten insanlar tayin edilmişlerdir.
Ve yine şu da bir gerçektir ki, bizim görev verdiğimiz elemanların pek çoğu, Sayın Evren’in zamanında çok daha yüksek kademelere getirilmişlerdir.

MANEVİ KALKINMA HAMLEMİZ
Devletin görevi, milletin isteklerini önlemek ve engellemek değil, bilakis milletin taleplerini yerine getirmektir.
Ne insan hakları açısından ne de anayasa ve yasalar açısından hiç kimseyi hayat boyu belli bir meslekte çalışma mecburiyeti getirilemez. Eğer böyle olsaydı Evren’in de askerlikten başka bir işte çalışması mümkün olmazdı.

EVREN HUKUK DEVLETİ İLKELERİNİ HİÇE SAYIYOR
Evren bu ifadelerle bizim laikliğe aykırı davrandığımız intibaını uyandırmak istemektedir. Bilindiği gibi 12 Eylül’den sonra bu ve buna benzer iddialarla aleyhimizde sıkıyönetim mahkemelerinde dava açtılar. Beş yıl süreyle devletin her türlü imkânını seferber ettiler. 3000’den fazla yerde aleyhimize delil bulabilmek için araştırma yaptılar. Avustralya’da çalışan işçinin özel mektuba varıncaya kadar ne duldularsa delil diye askeri mahkemelerin önüne koydular.
Bütün bunlara rağmen yüksek yargı organlarının Askeri Yargıtay’ın kararıyla, laikliğe aykırılık iddiasının geçersiz ve tutarsız olduğu tespit edilerek MSP’nin bütün yöneticileri beraat etti. Buna karşın Evren’in anılarında hala imalara yer vermesi kendisi adına üzülecek bir olaydır ve bu davranış yüksek yargı organlarının kararlarını ve ülkemizdeki hukuk düzenini hiçe saymak demektir.
View Alemdâr-ı İslâm'in Fotoğraf Albümü  
Digg this Post!Add Post to del.icio.usBookmark Post in TechnoratiFurl this Post!
Alıntı ile Cevapla
Bu mesaj için Alemdâr-ı İslâm kullanıcısına teşekkür eden 2 üyemiz:
mavi (09.03.10), suvari4060 (03.03.10)
Alt 02.03.10, 15:54   #6
Alemdâr-ı İslâm - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
 
Derecesi :
Grubu : Genel Yönetici
Üye No : 311
Üyelik tarihi : 28-08-2008
Mesleği : Kul
Nereden : Kâinat
Konuları : 5084
Mesajlar : 16,304
Teşekkürleri: 24,279
9,025 mesajına 19,445 kere teşekkür edildi.
Tecrübe Puanı: 10 Alemdâr-ı İslâm is on a distinguished road
Son Aktivitesi : Dün
Durumu : Status: Offline

Standart

5. Bölüm: 12 EYLÜL’ÜN PERDE ARKASI 1

İSMET PAŞA’NIN DIŞ GÜÇLERDEN ŞİKÂYETİ
İsmet İnönü:
“Amerikalıları Türkiye’den çıkarmaya kalksak başımıza neler gelir kestiremem.”
“Daha bağımsız ve şahsiyetli dış politikaların izlenmesinden mi bahsediyorsunuz? Herkes aynı şeyden bahsediyor. Nasıl yapacağım ben bunu? Karar vereceğim ve işi teknisyenlere bırakacağım. Onlar etraflı çalışmalar yağacaklar, teklifler hazırlayacaklar. Yapabilirler mi bunu? Hepsinin etrafında uzman denilen yabancılar dolu, iğfal etmeye çalışıyorlar, muvaffak olamazlarsa işi sürüncemede bıraktırmaya çalışıyorlar. O da olmazsa karşı tedbir alıyorlar. Bir görev veriyorum. Neticesi bana gelmeden Washigton’un haberi oluyor. Sonucu memurumdan önce sefirimden öğreniyorum…”
İsmet İnönü’nün bu sözleri emperyalizmin Türkiye’deki olayları ne derece etkilediğini ve bağımsızlığımızın nasıl zedelendiğini açıkça göstermektedir.
ERKEN SEÇİMİN NEDENİ(1977)
1977 yılında MSP-AP koalisyon hükümetindeydik. Ocak 1977’de yapılan bir Milli Güvenlik Kurulu toplantısında, bir istihbarat raporu okundu. Bu raporda ABD Başkan Carter’a Dünya ülkelerinin durumu hakkında CIA’nın verdiği rapordan pasajlar okunuyordu. Türkiye ile ilgili kısmında “Bu yılın Ekim ayında Türkiye’de seçim yapılacağı, CIA’nın yaptığı istihbarat çalışmalarına göre bu seçimde hiçbir partinin çoğunluk alamayacağı, bu seçimin netice olarak sadece MSP’nin oylarının artmasına yarayacağı” belirtiliyordu. Buna karşılık bazı tedbirler alınmıştı:


MİLLİ GÜVENLİK KURULU’NDA OKUNMAYAN TEDBİRLER
-Seçimlerin mümkün olduğu kadar erkene alınması,
-Seçimlerde mükerrer(birden fazla) oy kullanılması,
-Seçimlerde bütün partilerce MSP’nin hedef alınması,
-Seçimlerden sonra MSP’siz hükümet kurulması.
ERKEN SEÇİMİ İLK KEZ BİRLEŞMİŞ MİLLETLER AÇIKLIYOR:
GENEL SEKRETER EŞSİZ BİR KÂHİN Mİ?
Kurt Waldheim Kıbrıs’ta basın toplantısında (dünyaya mensup 250 gazeteci ile), Türkiye’deki seçimlerdin görüşmeleri Kıbrıs’ı ne şekilde etkileyeceği hususundaki soruya şu cevabı verdi:“BEN HERHANGİ BİR HÜKÜMET ADINA KONUŞAMAM, BİLDİĞİM KADARIYLA TÜRKİYE’DE SEÇİMLER HAZİRAN AYINDA YAPILACAK. ZAMAN BAKIMINDAN ZANNEDERİM Kİ ÇOK İYİDİR.”
Şimdi soralım BM genel sekreteri Türkiye’de Haziran ayında seçim yapılacağını nereden biliyordu?
DÜŞMAN KARDEŞLER ANLAŞIYOR (AP-CHP)
Nitekim bundan sonra AP ve CHP, aralarındaki münasebet tarihindeki görülmemiş bir anlaşma kabiliyeti ve görülmemiş bir acelecilik göstererek, Waldheim’in çok önceleri bütün dünyaya açıkça ilan ettiği Haziran 1977 tarihindeki erken seçim kararı almışlar ve BM Genel Sekreteri’nin kehanetini doğru çıkarmışlardır.
GARİP BİR TESADÜF!Yeni CIA Başkanı Gizli Ziyaret:
AP saflarında henüz erken seçim konusunda lehte bir tavır bile bulunmadığı buna mukabil CHP’li Turan Güneş tarafından 5 Haziran tarihinde kesinlikle erken seçim yapılacağı tarzında dikkatleri çekmeyen ve kimsenin üzerinde durmadığı beyanat yapıldığı günlerin kovalamacası içinde Türkiye’ye gizlice esrarengiz bir ziyaretçi daha gelmiş(YENİ CIA BAŞKANI), Demirel ve bazı yetkililerle görüştükten sonra, yine geldiği gibi, sessiz sedasız Türkiye’yi terk etmiştir.
Bu ziyaret 1 Mart’ta Hürriyet Gazetesi’nde verilmiştir. Hemen ertesi gün 2 Mart’ta AP erken seçim önergesini patlatmıştır.
BİZİM HEDEFİMİZ NEDİR?
Bize göre en köklü çare bütün milletin bu konuda bilinçli hale gelmesi, emperyalizm ile mücadele edenlere sahip çıkarak onların safında yer almasıdır.
Prof. Dr. Necmettin ERBAKAN

Konu Alemdâr-ı İslâm tarafından (02.03.10 Saat 16:07 ) değiştirilmiştir..
View Alemdâr-ı İslâm'in Fotoğraf Albümü  
Digg this Post!Add Post to del.icio.usBookmark Post in TechnoratiFurl this Post!
Alıntı ile Cevapla
Bu mesaj için Alemdâr-ı İslâm kullanıcısına teşekkür eden 2 üyemiz:
mavi (09.03.10), suvari4060 (03.03.10)
Cevapla

Etiket
anılarındaki, erbakan, evrenin, kenan, necmettin, yanılgılar

Seçenekler
Stil

Yetkileriniz
Yeni Mesaj yazma yetkiniz Aktif değil dir.
Mesajlara Cevap verme yetkiniz aktif değil dir.
Eklenti ekleme yetkiniz Aktif değil dir.
Kendi Mesajınızı değiştirme yetkiniz Aktif değildir dir.

BB-Code Açık.
Smileler Açık
[IMG] Kodları Açık
HTML-Kodları Kapalı.
Trackbacks are Açık
Pingbacks are Açık
Refbacks are Açık


Bütün Zaman Ayarları WEZ +2 olarak düzenlenmiştir. Şu Anki Saat: 02:12 .

SİSTEM BİLGİLERİ ÖNEMLİ BİLGİLENDİRME
Powered by vBulletin® Version 3.8.6
Copyright ©2000 - 2012, Jelsoft Enterprises Ltd.
Content Relevant URLs by vBSEO 3.5.0 RC2
www.milligorusforum.biz
Kuruluş Tarihi : 10 Ağustos 2008
Site içerisindeki materyaller kaynak gösterilmeden kullanılamaz,dağıtılamaz.

milligorusforum.net/biz/org sitemiz bir forum sitesi olduğu için kullanıcılar her türlü görüşlerini onay almaksızın anında siteye yazabilmektedir.Bu yazılardan dolayı doğabilecek her türlü sorumluluk yazan kullanıcıya aittir.Sitemizde yasalara aykırı herhangi bir materyal bulursanız iletisim@milligorusforum.biz e-mail adresimize bildirirseniz,şikayetiniz incelendikten sonra en kısa sürede gereken yapılacaktır.