|
| Konular: 50,311 | Mesajlar: 311,903 | Üyeler: 10,668 | Online: 187 | Elhamdülillah...
|
|
|||||||
![]() |
|
|
|
LinkBack | Seçenekler | Stil |
|
|
#1 |
|
Grubu : Misafir
Üye No :
Konuları : 227
Mesajlar : n/a
Son Aktivitesi : 01.01.70
Durumu :
|
ADİL DÜZEN VE MİLLİ GÖRÜŞ MEDENİYETİ Herhangi bir düzenin veya düşüncenin hayırlı ve tutarlı sayılması için onun "kesin doğrulara dayanması ve mutlak yanlışlardan sakınılarak hazırlanması gerekir. "Kesin doğrularla "mutlak yanlışları tayin ve tesbit edebilmek için de: 1- Akıl selim, 2- Müsbet ilim, 3- Vicdani tatmin, 4- Tarihi birikim, 5- Ve İlahî din ölçü kabul edilmelidir. Yani hem aklı selimin, hem müsbet ilmin, hem vicdanî kanaatin, hem tarihî tecrübelerin hem de bozulmamış dinlerin ittifakla "hayırlı, yararlı ve güzel" bulduğu şeyler "kesin doğru"dur. Ve yine bütün bunların ittifakla "kötü, zararlı ve çirkin" bulduğu şeyler de "mutlak yanlış"tır. Şimdi "Her dinden, her kavimden ve her düşünceden bütün insanların can, mal ve namus emniyeti din ve düşünce hürriyeti kutsaldır ve korunmalıdır" fikrini ele alalım. a-Bu görüş akıl ve mantık acısından güzeldir ve gereklidir. b-Bu fikir, ilim ve medeniyet açısından da değerlidir. c-Bu görüş vicdan ve adalet açısından da makbul ve mübarektir. d-Bu görüş tarihi tecrübeler ve geçirilen merhaleler bakımından da yerindedir ve gerçekçidir. e- Bu fikir ilahi dinlere göre de güzeldir ve geçerlidir. Öyle ise "herkesin can, mal ve namus emniyetini, din ve düşünce hürriyetini korumak ve saygı duymak" fikri "kesin doğru" dur. Ve bu "kesin doğruyu esas alan ve uygulayan düzen HAKtır. HAYIRLIdır ve ADİLdir. Ve yine en mukaddes hak olan yaşama garantisini ve can emniyetini ortadan kaldıran kürtaj, katliam, anarşi ve sömürüyü amaçlayan savaş, zulümdür ve haksızlıktır. Alın terini ve emeği sömüren faiz, kumar, rüşvet, vurgun gibi kazanç yolları haramdır ve hırsızlıktır. Aile saadetini ve nesil emniyetini mahveden fuhuş ve zinayı meşrulaştırmak ve yaygınlaştırmak apaçık bir ahlaksızlıktır. Düşünce hürriyetini, beyin ve ruh sağlığını ve akıl emniyetini tehdit eden içki ve uyuşturucular kötüdür ve zararlıdır. İnsanların inancını yaşama ve dinini uygulama hakkını engellemek, din ve vicdan hürriyetine müsamaha göstermemek saygısızlıktır ve çağ dışıdır. Öyle ise hem aklı selimin, hem müsbet ilmin, hem vicdani kanaatlerin, hem tarihi tecrübelerin hem de İslâm dininin ittifakla "kötü, zararlı ve çirkin gördüğü bu durumlar "mutlak yanlış tır. İşte bu "mutlak yanlışları" terk eden bunlara müsade ve müsamaha etmeyen bir düzen elbette Haktır ve ADİLdir. Tam tersine bu "mutlak yanlışları" mubah ve medeniyet sayan, cinayetleri, içkileri, faizleri, fuhşu ve din düşmanlığını yaygınlaştıran ve böylece "can, mal ve namus emniyetini, din ve düşünce hürriyetini" ortadan kaldıran her türlü düşünce ve düzen ise elbette BATILdır, ZALİMdir ve ÇAĞDIŞI dır. Ve işte ADİL DÜZEN kesin doğruları esas alarak ve mutlak yanlışlardan uzaklaşarak hazırlanmış yepyeni ve yeterli bir barış ve denge düzenidir. Ekonomide faizi ve haksız kazancı yasaklayıp üretimi ve ticareti teşvik ve tanzim eden... Siyasette hile rejimini ve dayatmacılığı yasaklayıp konsensüsü ve katılımcılığı tertip ve tasvip eden... Ahlaki sahada hem yozlaşmayı hem de yobazlaşmayı önleyip gerçek din hürriyetini ve manevi kalkınmayı hedefleyen... İlimde ise ezberciliği ve taklitçiliği bırakıp toplumun ihtiyaçlarını karşılayacak ve gerçek medeniyetler kuracak bir anlayış ve araştırmaya yönelen ve Siyonizmin hazır zulüm ve sömürü sistemine natif olarak üretilen yegane ilmî ve insanî bir düzendir. ADİL DÜZEN maddî ve manevî hayatı bir bütün olarak ele alan Kâmil bir düzendir. ADİL DÜZEN her türlü ifrat ve tefritten (aşırılıklardan ve sivriliklerden) uzak olarak hazırlanan mutedil bir düzendir. ADİL DÜZEN tüm insanlığı kuşatacak ve kurtaracak olan İSLÂMİ bir düzendir. Zaten İslâm; barış ve bereket demektir. İslâm; Hakka teslimiyettir. Buna karşılık ülkedeki ve yeryüzündeki sömürü ve sefaletin, her türlü ekonomik dengesizliğin temel sebebi olan faizi gerekli sayan ve birlikte savunan... Hastanelerde, hapishanelerde ve tımarhanelerde yatanların pek çoğunun zehiri ve sebebi olan içkinin fabrikasını kuran ve reklamını yapan ve de her akşam kadeh tokuşturan... Fuhşun ve cinsi sapıklığın sosyete ve sanat adına yaygınlaşmasına birlikte göz yuman... Laiklik ve ilericilik perdesi altında, birlikte İslama saldıran ve ülkedeki dini gelişmeler karşısında birlikte salyasını akıtan... Ülkeyi ve milleti birlikte soyan ve milli menfaatleri birlikte satan partiler ise: Hükümette de bulunsalar, muhalefette de kalsalar... Sağcı da olsalar, solcu da olsalar... Horoz dövüşü de yapsalar birlikte koalisyon da kursalar, değil mi ki haksızlığı ve ahlaksızlığı savunuyorlar ve değil mi ki bu zulüm ve zillet düzenini birlikte sahipleniyorlar öyle ise MİLLİ GÖRÜŞün dışında hepsi de BATILdır, hepsi de BATICIdır, hepsi de BATIRICIdır. Sanayi ve ekonomiyi batıran sosyal hayatı ve ahlakı berbatlaştıran, gençlerimizi anarşiye iten ve barbarlaştıran, milletimizi İslama ve İslâm alemine yabancılaştıran bunlardır. ADİL DÜZENe düşmanlıkları ise zulüm ve haksızlıklarının son bulacağı korkusundır. Şimdi Adil Düzenin özelliklerini ve üstünlüklerini maddeler halinde belirtelim: 1-ADİL DÜZEN herkese ve her zaman hayırlı ve yararlı olan "KESİN DOĞRUları esas almıştır. 2-ADİL DÜZEN herkese ve her zaman zararlı ve kötü olan "MUTLAK YANLIŞlardan uzak kalmıştır. 3-Farklı din ve görüşlerden bütün insanların birlikte barış içinde yaşama şartlarını hazırlamıştır. 4-Tarihte yaşanmış İslâmi devlet düzenlerinden veya beşeri sistemlerden hiç birisinin aynısı veya kopyası değildir. Çünkü taklitçiliğe karşıdır. 5-Ancak kendi çağı ve şartları içinde en ideal devlet ve medeniyet örnekleri gösteren HAKKa dayalı düzenlerin temel dayanaklarını kendisine esas yapmıştır. 6-İslâmda itikat konuları (inanç esasları) kesindir, bellidir ve Hz. Ademden beri değişmemiştir. İbadet ve ahlak konularında ise yeterli ve gerekli içtihatlar zaten yapılagelmiştir. Ancak muamelat (ekonomi, hukuk, siyaset ve sosyal hayat) konularında değişen ve gelişen şartlara ve startlara uygun yeni ve yeterli içtihatlara ihtiyaç duyulmaktadır. 7-ADİL DÜZENin ilmi projeleri anlaşılacak ve asıl devlet ve hükümet programı olarak tatbikata koyulduğunda önemi anlaşılacak ve olgunlaşacaktır. 8-İSLÂMın iman ve ibadet kısımları ancak inananları, bağlar ve onlara hastır. Ancak ADİL DÜZEN kısmı evrenseldir ve insanlığın ortak malıdır. 9-Adil Düzen, Milli Görüş, yerli uyanış ve manevi dirilişle birlikte anlam kazanacak ve amacına ulaşacaktır. 10-HAKKa dayanan, adalet ve saadeti sağlayan tüm sistemlerde olduğu gibi MİLLİ GÖRÜŞ MEDENİYETİ de iki önemli temele dayanır: a- CİHAT b- İÇTİHAT CİHAT: İyinin, doğrunun, adaletin, faydalının ve güzelin hakim kılınıp yürütülmesi için bütün gücümüzle çalışmak demektir.(İnancımızı iktidara taşıyacak ve kötülükleri engelleyecek tüm hizmet ve hazırlıkları içine alır). İÇTİHAT: İnsanlığın sürekli değişen problemlerine, Kuranın ve sünnetin değişmeyen temel esaslarından yola çıkarak çözüm üretmek demektir. (Hakkı üstün tutan medeniyeti devamlı ve başarılı kılmak için şart olan Adil Düzen projelerinin geliştirilip olgunlaştırılması için yapılan ilmi ve fikri faaliyetlerin tamamı.) MİLLİ GÖRÜŞE SAHİP ÇIKMAYANLAR Tarihte de acı bir şekilde tespit edildiği gibi, Hz. Musanın şeriatını ihya ve icra etmek için geldiği halde Hz. İsaya (a.s.) ilk düşmanlığı malesef Yahudiler yapmışlardı. Aleyhisselatü Vesselam Efendimizin geleceğini ve hatta ismini ve işaretlerini bildikleri halde ehli kitap ona haset ve hıyanette bulunmuşlardı. İslâm tarihindeki müceddidlerin durumu da aynıdır. Bir imam-ı Azam Hz.lerine en büyük sıkıntıyı taklitçi ve taassupçu alimler açmışlardır. Zalim idareciler tarafından dövülerek şehit edilmesi karşısında bile malesef suskun kalmışlardır. Ve asrımızda bir Bediüzzaman Hazretlerine ilk sahip çıkması gereken medrese ve tekke ehli, malesef "nurlardan" yararlanmaya ilgi ve ihtiyaç duymamışlar ve Hz. Üstadı şanlı mücadelesinde yalnız bırakmışlardır. Ve yine Risale-i Nur pek çok yerde Milli Görüşü işaret ettiği ve açıkça müjdelediği halde nur talebesi kardeşler bu davaya gerektiği gibi sahip çıkamamışlardır... İşte "taassup inadı ve haset damarı psikolojisini" izah ve ifade eden ayeti kerime: "Kitap ehlinden çoğu, "Hak" (Hakikat) kendilerine apaçık bir şekilde belli olduktan sonra, sırf nefislerini (kuşatan içlerindeki) kıskançlıktan dolayı, sizi imanınızdan (ve inığınız davadan) döndürmeye çalışırlar." (Bakara: 109) Evet, şahsen Milli Görüş Hareketinin ve muhterem liderinin haklı ve hayırlı bir yolda olduklarına kanaat getirmemiz ve bu sahada çalışmaya karar vermemiz hususunda Risale-i Nurun işaret ve beşeratları en büyük dayanağımız ve fikir kaynağımız olmuştur. Çünkü Üstat Hz.lerinin "Batı (alemi) Fen ve sanayi silahı ile bizi istibdad-ı manevi (baskı ve esaret) altında eziyor. Onlara karşı maddi terakki ve sanayileşmek şarttır." (Hutbe-i Şamiye) "İlayı kelimetullah şu zama maddeten terakkiye mütevakkıftır. (Ekonomik yönden kalkınmaya bağlıdır) (Münazarat: 30)" diye haber verdiği ağır sanayi ve ekonomik kalkınma hamlesini başlatan Milli Görüştür. Risale-i Nurlarda "Nevi beşeri (insanlık alemini) umumi felaketlere sürükleyen ve bolşevikliğe (komünistliğe, anarşistliğe) sevkedip terakkiyatı ve asayişi (çok yönden gelişmeyi ve genel huzuru) mahveden (her türlü haksızlık ve ahlaksızlığın) kökünü kesecek iki şeydir: l- Vücub-u Zekat, 2- Hurmet-i Riba" diye anlatılan gerçeği: 1-Sermaye ve üretimden alınacak tek cins vergi (zekat) uygulaması. 2-Ve faizin her türlüsünün kaldırılacağı Adil ekonomik düzen programları ile ortaya çıkan Milli Görüştür... (İşaratül İcaz sh. 48) Bediüzzamanın (r.a.) "İnşallah ileride Cemahir-i Müttefika-i Amerika gibi Cemahir-i Müttefika-i İslâmiye de meydana gelecektir." (Hutbe-i Şamiye) diye işaret ve beşaret ettiği İslâm Birleşmiş Milletleri, İslâm Ortak Pazarı gibi vahdet ve kuvvet unsurlarını savunan İslâmın ittihat ve ittifak şartlarını hazırlayan Milli Görüştür. İşte bunun gibi hüccet derecesine ulaşan pek çok işaret gösteriyor ki Üstat Bediüzzaman Hz.lerinin "İleride geniş dairede ve siyaset aleminde gelecek mesudane vaziyetler..." diye müjdelediği ve O mutlu ve mesut gelişmelere zemin hazırlamakla görevli olduklarını söylediği hareket Milli Görüştür... (Kastamonu Lahikası sh. 201) Evet tarih boyunca ehli kitabın ve dindar grupların yakasını bırakmayan "haset, inat ve taassub" damarı terk edilip izan ve insaf ölçüleriyle dikkat edilse bizim söylediklerimizin ne kadar haklı olduğu görülecektir. Bu konuyu Üstadımızın çok önemli bir tesbit ve teşhisiyle kapatalım: "Hiç bir fasık (günahkar) yoktur ki salih olmasını (kötülükten kurtulmasını) temenni etmesin. Ve amirini ve reisini (yöneticilerini ve hükümet yetkililerini) mütedeyyin (dindar ve dürüst) görmek istemesin. (Kalbinde imanı bulundukça fasık bile olsa bunları mutlaka arzu eder) İlla ki, eliyazübillah, irtidat ile vicdanı tefessüh edip yani (ancak Allah korusun, gizli bir dinsizlikle vicdanı bozulmuş olup) yılan gibi başkalarını zehirlemekten zevk alan (birileri ancak içkiyi, kumarı faizi ve fuhşu yaygınlaştıran ibadetsiz ve istikametsiz zihniyet ve şahsiyetleri idareci seçip milyonlarca insanımızın ekonomik ve ahlaki yönden sefalete sürüklenmelerine razı) olabilir." (Lemalar: 122) |
|
|
![]() |
| Etiket |
| adil, düzen, görüş, medeniyeti, milli |
| Seçenekler | |
| Stil | |
|
|
| SİSTEM BİLGİLERİ | ÖNEMLİ BİLGİLENDİRME |
|
Powered by vBulletin® Version 3.8.6 Copyright ©2000 - 2012, Jelsoft Enterprises Ltd. Content Relevant URLs by vBSEO 3.5.0 RC2 Kuruluş Tarihi : 10 Ağustos 2008 Site içerisindeki materyaller kaynak gösterilmeden kullanılamaz,dağıtılamaz. |
milligorusforum.net/biz/org sitemiz bir forum sitesi olduğu için kullanıcılar her türlü görüşlerini onay
almaksızın anında siteye yazabilmektedir.Bu yazılardan dolayı doğabilecek her türlü sorumluluk
yazan kullanıcıya aittir.Sitemizde yasalara aykırı herhangi bir materyal bulursanız
iletisim@milligorusforum.biz e-mail adresimize bildirirseniz,şikayetiniz incelendikten sonra en kısa
sürede gereken yapılacaktır.
|