|
| Konular: 50,311 | Mesajlar: 311,903 | Üyeler: 10,668 | Online: 196 | Elhamdülillah...
|
|
|||||||
| © Geri Dönüşüm Kutusu Gereksiz ve fazlalık dökümanların barındırıldığı bölümümüz. |
|
|
|
LinkBack | Seçenekler | Stil |
|
|
#1 |
|
Derecesi :
![]() Grubu : Milli Nizam
Üye No : 160
Üyelik tarihi : 20-08-2008
Nereden : Kocaeli
Konuları : 76
Mesajlar : 296
Teşekkürleri: 149
128 mesajına 264 kere teşekkür edildi.
Tecrübe Puanı: 4
![]() Son Aktivitesi : 04.06.11
Durumu : Status: Offline
|
Hz. Ömer arkadaşlarıyla sohbet ederken, huzura üç genç girerler. Derler ki: Ey halife, bu aramızdaki arkadaş bizim babamızı öldürdü. Ne gerekiyorsa lütfen yerine getirin. Bu söz üzerine Hz. Ömer suçlanan gence dönerek: Söyledikleri doğru mu diye sorar. Suçlanan genç der ki: Evet doğru. Bu söz üzerine Hz Ömer anlat bakalım nasıl oldu diye sorar. Genç anlatmaya başlar: Ben bulunduğum kasabada hali vakti yerinde olan bir insanım. Ailemle beraber gezmeye çıktık, kader bizi arkadaşların bulunduğu yere getirdi. Affedersiniz hayvanlarımın arasında bir güzel atım var ki dönen bir defa daha bakıyor. Hayvana ne yaptıysam bu arkadaşların bahçesinden meyve koparmasına engel olamadım. Arkadaşların babası içerden hışımla çıktı atıma bir taş attı, atım oracıkta öldü. Nefsime bu durum ağır geldi, ben de bir taş attım, babası öldü. Kaçmak istedim fakat arkadaşlar beni yakaladı, durum bundan ibaret, dedi. Hz Ömer: Bu suçun cezası idam — Söyleyecek bir şey yok, bu suçun cezası idam. Madem suçunu da kabul ettin, dedi. Bu sözden sonra delikanlı söz alarak: — Efendim bir özrüm var, diyerek konuşmaya başladı: —Ben memleketinde zengin bir insanım, babam, rahmetli olmadan bana epey bir altın bıraktı. Gelirken kardeşim küçük olduğu için saklamak zorunda kaldım. Şimdi siz bu cezayı infaz ederseniz yetimin hakkını zayi ettiğiniz için Allah(cc) indinde sorumlu olursunuz, bana üç gün izin verirseniz ben emaneti kardeşime teslim eder gelirim, bu üç gün içinde yerime birini bulurum, der. Hz. Ömer der ki: —Bu topluluğa yabancı birisin, senin yerine kim kalır ki? Sözün burasında genç adam ortama bir göz atar, der ki: —Bu zat benim yerime kalır. O zat Hz. Peygamber Efendimizin (s.a.v.) ashabından olan Amr İbni As'dan başkası değildir. Hz. Ömer Amr'a dönerek: —Ey Amr, delikanlıyı duydun, der. Amr İbni As: —Evet, ben kefilim, der ve genç adam serbest bırakılır. Üçüncü günün sonunda vakit dolmak üzere ama gençten bir haber yoktur. Medine'nin ileri gelenleri Hz. Ömer'e çıkarak gencin gelmeyeceği, dolayısıyla Amr İbni As'a verilecek idam yerine maktulün diyetini vermeyi teklif ederler fakat gençler razı olmaz ve babamızın kanı yerde kalsın istemiyoruz derler. Hz. Ömer kendinden beklenen cevabı verir der ki: Kefil babam olsa fark etmez —Bu kefil babam olsa fark etmez cezayı infaz ederim. Hz Amr İbni As ise tam bir teslimiyet içerisinde der ki: —Biz de sözümün arkasındayız. Bu arada kalabalıkta bir dalgalanma olur ve insanların arasından genç görünür. Hz. Ömer gence dönerek derki: Neden geldin evladım?! —Evladım gelmeme gibi önemli bir nedenin vardı neden geldin? Genç vakurla başını kaldırır ve (günümüz insanı için pek de önemli olmayan): —“Ahde vefasızlık etti" demeyesiniz diye geldim der. Hz. Ömer başını bu defa çevirir ve Amr Ibni As'a der ki: Neden kefil oldun?! -Ey Amr, sen bu delikanlıyı tanımıyorsun, nasıl oldu onun yerine kefil oldun? Amr İbni As şu cevabı verir: -Bu genç, bu kadar insanın içerisinden beni seçti. "İnsanlık öldü" dedirtmemek için kabul ettim, der. Neden davadan vazgeçiyorsunuz?! Sıra gençlere gelir, derler ki: —Biz bu davadan vazgeçiyoruz. Bu sözün üzerine Hz Ömer: —Biraz evvel babamızın kanı yerde kalmasın diyordunuz ne oldu da vazgeçiyorsunuz, der. Gençlerin cevabı da dehşetlidir: -"Merhametli insan kalmadı" demeyesiniz diye efendim. En Merhametli Efendimiz! Ey Allah'ın Resulü! Anam ve babam Sana feda olsun! Eğer Allah Teâlâ, içinden pınarlar akan bir taşı İmran oğlu Musa'ya (a.s) vermiş ise, o, senin parmaklarının arasından fışkıran sudan daha mucizevî değildir ki Allah Teâlâ ondan ötürü sana salât getirdi. Ey Allah'ın Resulü! Anam babam Sana feda olsun! Eğer Allah Teâlâ Hz. Süleyman'a sabahtan öğleye kadar katettiği mesafesi bir aylık, öğleden akşama kadar katettiği mesafesi de bir aylık yol olan rüzgârı vermiş ise de, o, Sana verilen ve üzerinde geceleyin tâ yedinci semaya kadar çıkıp sonra aynı gecenin sabahında dönerek sabah namazını Mekke'nin el Ebtah vadisinde kıldığın Burak'tan daha mucizevî değildir. Allah rahmet deryalarını Senin üzerine boşaltsın. Ey Allah'ın Resulü! Anam babam Sana feda olsun. Eğer Allah Teâlâ, Meryem oğlu İsa’ya ölüleri diriltme mucizesi ihsan etmiş ise de, onun bu mûcizesi zehirlenmiş ve pişirilmiş koyunun Seninle konuşup "Ben zehirliyim, beni yeme" diyen mucizenden daha üstün değildir. Ey Allah'ın Resulü! Anam babam Sana feda olsun! Nûh (a.s) kavmine beddua ederek: "Ey Rabbim! Kâfirlerden hiç kimseyi yeryüzünde bırakma!" (Nûh/26) demiştir. Eğer Sen de o beddua gibi bizim için bir beddua etseydin muhakkak hepimiz helâk olurduk. Oysa secde halindeyken Senin sırtına pislik dolu işkembeyi attılar. Senin yüzünü kanattılar ve dişlerini kırdılar. Bütün bunlara rağmen Sen, hayırla dua etmekten başka bir şey yapmadın ve hattâ şöyle dedin: "Ey Allah'ım! Kavmimi bağışla. Çünkü onlar bilmiyorlar." "Vah bize" dememek için Ey Allah'ın Resulü! Anam babam sana feda olsun! Senin faziletin Allah'ın nezdinde öyle yüksek derecelere ulaşmıştır ki, seni bütün peygamberlerden sonra göndermesine rağmen hepsinin başında zikredip yer vermektedir. "(Ey Resulüm!) Hatırla ki, bir vakit peygamberlerden söz almıştık. Senden de, Nûh'tan da, İbrahim'den de, Musa'dan da, Meryem oğlu İsâ'dan da... Onlardan sağlam bir söz aldık." (Ahzâb/7) Ey Allah'ın Resulü! Anam babam Sana feda olsun! Allah nezdinde Senin faziletin öyle bir dereceye ulaşmıştır ki, cehennem ehli Sana itaat etmiş olmayı temenni ederler. Oysa bu temenniyi yaptıkları zaman ateş içinde azap görmektedirler. Nitekim Allah Teâlâ (c.c.) onların bu durumunu şu şekilde belirtmektedir: "O gün yüzleri ateş içinde kaynayıp çevrilirken: "Vah bize! Keşke Allah'a itaat etseydik! Peygamber'e itaat etseydik!" diyeceklerdir." (Ahzâb/66) Milli Gazete
__________________
Ahir zamanda bir takım, kimseler çıkacak, evvelkilerin aleyhine konuşup dil uzatacaklar, o vakitte ilmi olan ilmini gizlemesin. Buyuran Efendimiz , bu feci hali bizlere haber vermişti. Şimdi tam içine düşdük, maalesef.Emri bil mağruf ve nehyi anil münker yapanlar şüphesiz kurtuluşa ereceklerdir. AliKaraHoca Khattab
|
|
| Etiket |
| ahde, bir, böyle, vefa, şey |
| Seçenekler | |
| Stil | |
|
|
| SİSTEM BİLGİLERİ | ÖNEMLİ BİLGİLENDİRME |
|
Powered by vBulletin® Version 3.8.6 Copyright ©2000 - 2012, Jelsoft Enterprises Ltd. Content Relevant URLs by vBSEO 3.5.0 RC2 Kuruluş Tarihi : 10 Ağustos 2008 Site içerisindeki materyaller kaynak gösterilmeden kullanılamaz,dağıtılamaz. |
milligorusforum.net/biz/org sitemiz bir forum sitesi olduğu için kullanıcılar her türlü görüşlerini onay
almaksızın anında siteye yazabilmektedir.Bu yazılardan dolayı doğabilecek her türlü sorumluluk
yazan kullanıcıya aittir.Sitemizde yasalara aykırı herhangi bir materyal bulursanız
iletisim@milligorusforum.biz e-mail adresimize bildirirseniz,şikayetiniz incelendikten sonra en kısa
sürede gereken yapılacaktır.
|