İsmet Özel Bir Yusuf Masalı.
ben anlatmak isterim bu kitabı, çünkü sevimli zamanlarımın kitabıydı ... bütün kardeşlerimizede tavsiye ederim..
bir masal kitabı ya da değil: nifak!
bir kitap ya da değil : kuz!
ilk sayfada MÜNACAAt'ıyla gülümsüyor bize İsmet Özel... ondan önce yarım kalmış bütün sözleri tamamlamak istercesine oturtuyor uslara sözlerini... size derin bir "ah!" çekmek kalıyor. varsa eğer kalbinizde derin sızılar ağlayabilirsiniz de...
"Bu yaşa erdirdin beni, gençtim almadın canımı
ölmedim genç olarak, ölmedim beni leylak
büklümlerinin içten ve dışardan
sarmaladığı günlerde bir zamandı
heves ettim gölgemi enginde yatan
o berrak sayfada gezindirsem diye
ölmedim, bir gençlik ölümü saklı kaldı bende. "
ilerledik şimdi bilmem kaçıncı sayfadayız... işte başka bir iklim! NAAT diyor ismet özel 'ondaki kırgın ikindi'nin sıcaklığıyla dağıtıyor ortalığı...darma duman bir vaziyette okuyucu, ah! şair işte...dağıtmayı nasıl biliyorsa toplamayı da biliyor!...
"Dinleyin ey vakti duymak doruğuna varanlar!
Falları grafiklerde bakılanlar sizde işitin!
Külden martı doğuran odalıklar
ve kâhyalar
kara pıhtıyla damgalanmış veznelerde dili
şehvetsiz çilingirler, yaltak çerçiler
celepler ki sıvışık, natırlar ki nadan
ey hayat rengini sazendelik sanan
yırtlaz kalabalık!
Dinleyin bendeki kırgın ikindiyi
Hepiniz kulak verin! "
şimdi üçüncü soluk aralığı... devir değişti.seni, beni, bizi suçluyor mu ne? en meyus aynalarasürüyor bizi şair! sesleniyor işte satır arasından;sana,bana, kalbimize!!!! "bize ait olan ne kadar uzakta" diye... gümrah bir ırmak gibi akıyor şiir, beraberinde siz akıtılıyorsunuz şiire, farkındalık geçerli değil, üzgünüz!
"hepimiz, her birimiz gizli bir isimle adaşız
yoksa şimdiye kadar hesapların tutması lazımdı
hayatımıza kendi aşkımızla başlardık
bilmediğimiz bu isim, hesaptaki bu açık
belki dilimi çözer,aşkımı başlatırım
Aşk yazılmamış olsa bile adımın üzerine
Adımı aşkın üzerine kendim yazarım. " diyor şair sonra... size sadece "eyvallah" demek kalıyor!
ilerlemekteyiz. yol bizi almakta! hala sayfa kaç bilmiyoruz! bakmak da gelmiyor aklımıza... neyse ne!
DİBACE diyor şair... o da ne? şair başlıyor birşeylere... şairin başladığı birşeyler de ne?
"Oradaydık hepimiz, müheyyâ bekliyorduk " diyor. seni, beni görür gibi... lamekanda bir sızı!
"bir çift göz,bir yumruk yürek arasında
darma dumandık " diyor... kusursuz bir şiveyle!
biz tam alışıyoruz akmaya, akıtılmaya!
şair , kendini masala sakla diyor!
ve bitiyor bu kısım : "değil mi ki hepimiz
işaretli ve yarım
dünyaya sarkık. " diyerekten!!!!
sonrası şivekar...yusuf...masal...yusuf'un masalı... bildiğimiz ya da bilmediğimiz.... duyduğumuz ya da duymadığımız...
yusuf işte!
gül'den öte...güzelllik abidesi!
sadece onbir yıldız ve ayın değil kalbiminde secde ettiği güzellik abidesi, biricik!
ve son!
bir söz. bilmem kaç kelimeden oluşmuş! devrimci yağmurlarla yıkanmış bir söz!
yerle bir ediyor beni, ah!
sahipleniyorum... evet! bu söz benim için söylenmiş:
" SIZIYI GİDEREN SU... SUYUN SIZLADIĞINI KİMSE BİLMEZ"