|
| Konular: 50,311 | Mesajlar: 311,903 | Üyeler: 10,668 | Online: 194 | Elhamdülillah...
|
|
|||||||
| HADİS Rasûlün(sav) Bize Tebliğ Ettiği O Mubarek Yaşantısını Paylaşmak ve Tatbik Etmek İçin. |
![]() |
|
|
|
LinkBack | Seçenekler | Stil |
|
|
#1 |
|
Derecesi :
![]() Grubu : Refah
Üye No : 2063
Üyelik tarihi : 10-01-2009
Mesleği : tebliğ
Nereden : ıraq,afgan,chechen,filistin,bosna
Konuları : 157
Mesajlar : 992
Teşekkürleri: 337
439 mesajına 677 kere teşekkür edildi.
Tecrübe Puanı: 4
![]() Son Aktivitesi : 01.02.12
Durumu : Status: Offline
|
1. Zühd: Nefis, yeme içme, giyinme ve kadın arzusuna kapılır ve bu ar*zu sonucunda kendisine kötü bir renk siner ve bu cevherine nüfuz eder. Eğer insan, bunu nefsinden silkelemeyi başarabilirse, işte bu zühddür. Bu sayılan şeylerin tümden terkedilmesi aslında şer'an iyi bir şey değildir. Bunlardan istenilen, bu arzuların kontrol altı*na alınması ve böylece semahat vasfının gerçekleştirilmesine çalı*şılmasıdır. Zühd hakkında Rasûlullah (s.a.) şöyle buyurmuştur: "Dünyada zahittik, ne helâli haram kılmakla, ne de malı zi*yan etmekledir. Aksine zahitlik, kendi ellerinde bulunana, Allah'ın ellerinde olandan daha çok güvenmemen, başına bir musibet gel*mesi halinde, sanki o başına gelmemiş gibi tepki göstermen ve elde edeceğin sevaba karşı daha arzulu olmandır.[929] "Şu üç şeyden başka Âdem oğlunun bende bir hakkı yoktur: Oturacağı bir ev, avret yerini Örteceği bir elbise ve karnını doyura*cağı ekmek ve su. [930] "Âdem oğluna, belini doğrultacak birkaç lokma yeterlidir. [931] "iki kişinin yiyeceği, üç kişiye yeter; üç kişinin yiyeceği, dört kişiye yeter. [932] Yani, iki kişiyi iyice doyuracak yemek, orta şekilde üç kişiye yeter. Bununla Rasûlullah (s.a.), yardımlaşmayı teşvik etmiş ve oburlu*ğun kötü olduğunu ifade etmiştir. [933] 2. Kanaat: İkincisi kanaattir. Mal hırsı bazen nefse galebe çalar ve onun ta cevherine nüfuz eder. Bu durumda kişi, onu kalbinden çıkar*mak ister ve bunu kolayca başarırsa, işte o kanaat sahibi demek*tir. Kanaat, Allah Teâlâ'mn, nefsin aşırı arzusu olmaksızın rızık olarak verdiği nimetleri terketmek değildir. Nitekim bu manada Rasûlullah (s.a.) şöyle buyurmuştur: "Zenginlik mal çokluğundan ibaret değildir. Gerçek zengin*lik, gönül zenginliğidir.[934] "Ya Hakimi Hakikaten şu mal yeşil ve tatlıdır. Dolayısıyla onu her kim gönül hoşluğu ile alırsa, o malda kendisine bereket verilir. Kim de ona göz dikerek alırsa o malda kendisine bereket verilmez ve o, yiyip yiyip de doymayan kimse gibi olur. Yüksek (ve*ren) el, alçak (alan) elden hayırlıdır. [935] "Göz dikmediğin ve istemediğin halde bu kabil maldan sana bir şey gelirse onu al. Böyle olmayan bir malı ise canın çekmesin. [936] 3. Cömertlik: Üçüncüsü cömertliktir. Mal tutkusu, onu tutma sevgisi bazen kalbe hakim olur ve onu her bir tarafından kuşatır. Bu halde iken insan, infâka muktedir olur ve bir sıkıntı duymaz ise, işte o cö*merttir. Cömertlik, malı ziyan etmek değildir. Mal da, haddizatında kötü bir şey değildir; çünkü o, Allah Teâlâ'nm en büyük nimetle*rinden biridir. Bu konuda Rasûlullah (s.a.) şöyle buyurmuştur: "Cimrilikten sakının; çünkü cimrilik, sizden öncekileri helak etmiştir. Onları aralarında kan dökmeye ve dokunmazlıklarını çiğnemeye sürüklemiştir. [937] "Hasetlik (gıpta) ancak iki kişiye[938] karşı caizdir. [939] Mal hakkındaki uyarısına, "Hiç hayır şer getirir mi?" denilin*ce de şöyle buyurmuştur: "Şüphesiz ki hayır ancak hayır getirir. Ama baharın yetiştir*diği her nebat ya öldürür, yahut ölüme yaklaştırır. Yalnız yeşillik yiyen hayvanlar müstesna.. [940] "Kimin yanında fazla hayvan varsa, onu hayvanı olmayana versin! Kimin fazla azığı varsa, onu azığı olmayana versin!" Ravi diyor ki: "Mal çeşitlerinden o kadar çok şey saydı ki, hatta bir ar*tan malda hiçbirimizin hakkı olmadığı düşüncesine vardık. [941] Rasûlullah (s.a.), bu konuda aşırı bir teşvik yolu tutmuştu; çünkü cihaddaydılar, müslümanlar ihtiyaç içerisindeydi. Dolayı*sıyla bu emir, hem semahat, hem dinin yüceltilmesi, hem de müs-lümanların ihtiyaç yüzünden telef edilmemeleri gibi amaçlan bir*den içeriyordu. [942] 4. Kısa Emel: Dördüncüsü kısa emelli olmaktır. İnsan, uzun yaşama arzu*sundadır ve bu yüzden ölümü sevmez. Yaşayamayacağı kadar uzun emele sahiptir. O, bu hal üzere öldüğünde, iştiyak duyduğu şeye karşı olan aşırı meyli sebebiyle azap görür, o arzusunu yaka*layamaz. Aslında ömür, kötü bir şey değildir; aksine Allah Teâlâ'mn bahşettiği en büyük nimetlerden biridir. Bu konuda Rasûlullah (s.a.) şöyle buyurmuştur: "Dünyada bir garip ya da yolcuymuş gibi ol!" Sonra Rasûlul*lah (s.a.), bir dikdörtgen şekli çizdi, bunun ortasından dışarı doğru uzanan uzunca bir çizgi çizdi. Bu ortadaki uzunca çizgiyle kesişen küçük çizgiler çizdi. Sonra şöyle buyurdu: "Bu insandır, bu da onu dört bir tarafından kuşatan ecelidir. Bu dışarı doğru uzanan çizgi, insanın emelidir. Bu onunla kesişen küçük çizgiler ise, karşılaştıkları engeller, belâ ve musibetlerdir. Eğer bu isabet etmezse şu isabet eder, Şu isabet etmezse Öteki isa*bet eder. (Sonunda da ecel onu yakalar). [943] Rasûlullah (s.a.), lezzetleri alt üst eden ölümü çokça hatırla*mak, kabir ziyaretinde bulunmak, akranların ölümünü düşünmek suretiyle bu hastalığı tedavi etmek istemiştir. Bir başka hadiste de şöyle buyurmuştur: "Biriniz ölümü temenni etmesin. O kendisine gelmeden önce, onun gelmesi için dua etmesin. Çünkü biriniz öldüğü zaman ameli kesilir. [944] 5. Tevazu: Beşincisi tevazudur. Bu nefsin, kibir ve kendini beğenme dür*tüsüne kapılmaması, bunun sonucu olarak insanları hor ve hakir görmemesidir. Kibir insanın nefsini ifsad eder; insanlara zulmet*meye, onları küçük görmeye iter. Rasûlullah (s.a.) bu konuda şöyle buyurmuştur: "Kalbinde zerre kadar kibir olan kimse cennete giremez." Bir zatın: "Ya Rasûîallah! İnsan elbisesinin güzel, ayakkabısının güzel olmasını ister?" demesi üzerine: ''Şüphesiz ki Allah güzeldir, gü*zelliği sever. Kibir; hakkı inkâr ve insanları hor görmektir." buyur*muştur[945] "Size cehennemlikleri haber vereyim mi? Her katı düşman, cimri, kibirlidir. [946] "Bir adam, nefsinin hoşuna giden güzel bir elbise içinde, saç*ları taranık vaziyette, çalımlı çalımlı yürürken, Allah onu ansızın yere batırmıştır; o ta kıyamet kopuncaya kadar paldır küldür yere batmakta devam edecektir. [947] 6. Hilim, Teenni Ve Yumuşaklık: Altıncısı hilim, teenni ve yumuşaklıktır. Kısaca, kişinin iyice düşünmeden, bir maslahat görmeden öfkeye kapılmanı asıdır. As*lında öfkelenmek her halükârda kötü bir şey değildir.[948] Bu konuda Rasûlullah (s.a.) şöyle buyurmuştur: "Kim yumuşak davranmaktan (rıfk) mahrum ise, bütün ha*yırdan mahrum olmuştur. [949] Bir adam Rasûlullah'tan (s.a.) kendisine öğütte bulunmasını istedi. Rasûlullah (s.a.), ona "Öfkelenme!" buyurdu. Adam isteğini bir kaç defa tekrarladı. Rasûlullah (s.a.), her defasında aynı şekil*de "Öfkelenme!" diye cevap verdi. [950] Rasûlullah (s.a.) şöyle buyurmuştur: "Size, cehenneme haram olacak kimseyi bildireyim mi? Her yakın olan, yumuşak davranan, oluruna gidip kolaylık çıkaran kimsedir. [951] "Siz pehlivanı da kuvvetli kimseden ibaret sanıyorsunuz. Halbuki gerçek pehlivan, kızdığı zaman kendisini tutabilen kimse*dir. [952] 7. Sabır: Yedincisi sabırdır. Bu, nefsin; lüks yaşama, feveran etme, şehveti giderme, şımarıklık etme, sırrı ifşa etme, sevgiyi kopar*ma... gibi isteklere karşı sebat göstermesi, bu tür dürtülere boyun eğmemesidir. Dürtünün türüne göre çeşitli isimler alır. [953] Sabır hakkında Allah Teâlâ şöyle buyurmuştur: "Sabredenlere, mükâfatları hesapsız ödenecektir. [954] Rasûlullah (s.a.) da şöyle buyurmuştur: "Hiçbir kimseye sabırdan daha geniş ve daha hayırlı bir ih*san (fazilet) verilmemiştir. [955] Rasûlullah (s.a.), semahat vasfını gerçekleştirici hasletler üzerinde durduğu gibi, adalet vasfı üzerinde de durmuş ve bu vas*fın kapsamı altına giren hasletler üzerine dikkat çekmiş, mahlukâta merhametli olmanın güzelliklerini açıklamış ve buna teşvikte bulunmuş, bunun ev halkı, mahalle halkı ve şehir/ülke halkı ile olan ilişkilere yansıması bakımından kısımlarını zikret*miş, toplum içerisinde büyüklere saygı gösterilmesini ve herkesin lâyık olduğu yere konulmasını emir buyurmuştur.[956] [949] Müslim, Birr, 75.
[950] Buhârî, Edeb, 76. [951] Tirmizî, Kıyamet, 45; Ahmed, 1/415. [952] Müslim, Birr, 108. Şah Veliyyullah Dihlevî, Hüccetullâhi’l-Bâliğa İslâm Düşüncesinin İlkeleri, İz Yayınları: 2/264-265. [953] Meselâ şehvet dürtüsüne karşı tahammül göstermesine, "iffet" denil*mesi gibi.(Ç) [954] Zümer 39/10. [955] Müslim, Zekât, 124. [956] Şah Veliyyullah Dihlevî, Hüccetullâhi’l-Bâliğa İslâm Düşüncesinin İlkeleri, İz Yayınları: 2/265-266. [929] Tirmizî, Zühd, 29; İbn Mâce, Zühd, 1. [930] Tirmizî, Zühd, 30; Ahmed, 1/62. [931] İbn Mâce, Afime, 50. [932] Müslim, Eşribe, 178. [933] Şah Veliyyullah Dihlevî, Hüccetullâhi’l-Bâliğa İslâm Düşüncesinin İlkeleri, İz Yayınları: 2/261-262. [934] Müslim, Zekât, 120. [935] Müslim, Zekât, 96. [936] Buhârî, Zekât, 51; Müslim, Zekât, 110. Şah Veliyyullah Dihlevî, Hüccetullâhi’l-Bâliğa İslâm Düşüncesinin İlkeleri, İz Yayınları: 2/262. [937] Müslim, Birr, 56. [938] Malını infaktan çekinmeyen zengine ve gerçek ilim adamına. (Ç) [939] Müslim, Müsâfırîn, 268. [940] Müslim, Zekât, 122. [941] Müslim, Lukata, 18. [942] Şah Veliyyullah Dihlevî, Hüccetullâhi’l-Bâliğa İslâm Düşüncesinin İlkeleri, İz Yayınları: 2/262-263. [943] Buhârî, Rikâk, 3; İbn Mâce, Zühd, 3. [944] Müslim, Zikir, 13. Şah Veliyyullah Dihlevî, Hüccetullâhi’l-Bâliğa İslâm Düşüncesinin İlkeleri, İz Yayınları: 2/263-264. [945] Müslim, îmân, 147. [946] Müslim, Cennet, 46. [947] Müslim, Libâs, 49-50. Şah Veliyyullah Dihlevî, Hüccetullâhi’l-Bâliğa İslâm Düşüncesinin İlkeleri, İz Yayınları: 2/264.
__________________
TEBLİG EDİCİLERİZ İMAN ETTİREN ANCAK ALLAH SUBHAN WE TEALADIR!!
|
|
|
![]() |
| Seçenekler | |
| Stil | |
|
|
Benzer Konular
|
||||
| Konu | Konuyu Başlatan | Forum | Cevaplar | Son Mesaj |
| 01-02-2010 Haftanın Konusu : Kerem ve Cömertlik | Ruh-efzâ | Haftanın Konusu | 2 | 04.02.10 09:52 |
| 7-12-2009 Haftanın Konusu : Zühd ve Kanaat | Ruh-efzâ | Haftanın Konusu | 12 | 11.12.09 13:35 |
| Hilim Sahibinin Alâmeti | Ef'al-i Kulub | TASAVVUF | 0 | 11.09.09 14:17 |
| bir devin uyanışı...5...sayın numan kurtulmuşa hitaben...kısa kısa... | şenume | şenume | 0 | 21.02.09 12:01 |
| Milli Görüş... KıSa KıSa... [İzle] | MillîGenclik | VİDEO - FLASH PAYLAŞIMLARI | 12 | 18.09.08 14:31 |
| SİSTEM BİLGİLERİ | ÖNEMLİ BİLGİLENDİRME |
|
Powered by vBulletin® Version 3.8.6 Copyright ©2000 - 2012, Jelsoft Enterprises Ltd. Content Relevant URLs by vBSEO 3.5.0 RC2 Kuruluş Tarihi : 10 Ağustos 2008 Site içerisindeki materyaller kaynak gösterilmeden kullanılamaz,dağıtılamaz. |
milligorusforum.net/biz/org sitemiz bir forum sitesi olduğu için kullanıcılar her türlü görüşlerini onay
almaksızın anında siteye yazabilmektedir.Bu yazılardan dolayı doğabilecek her türlü sorumluluk
yazan kullanıcıya aittir.Sitemizde yasalara aykırı herhangi bir materyal bulursanız
iletisim@milligorusforum.biz e-mail adresimize bildirirseniz,şikayetiniz incelendikten sonra en kısa
sürede gereken yapılacaktır.
|