|
| Konular: 50,311 | Mesajlar: 311,903 | Üyeler: 10,668 | Online: 187 | Elhamdülillah...
|
|
|||||||
![]() |
|
|
|
LinkBack | Seçenekler | Stil |
|
|
#1 |
|
Derecesi :
![]() ![]() Grubu : MG ViP Üye
Üye No : 3889
Üyelik tarihi : 28-04-2009
Nereden : Nevşehir
Konuları : 470
Mesajlar : 2,438
Teşekkürleri: 2,907
1,576 mesajına 3,324 kere teşekkür edildi.
Tecrübe Puanı: 6
![]() Son Aktivitesi : 24.11.10
Durumu : Status: Offline
|
Esselamu aleykum,
Haftanın Hadis-i Şerifi: konusu Sabır Siz degerli milligorusforum.biz Arkadaşlardan da paylasimlar bekliyoruz selam ve dua ile..
__________________
Ya ayağa Kalkın Kuşanın Kavgaları çocuklar ölmesin... ya da saklayın KorkuLarınızı ÇocukLar GÖRMESİN... Haftanın Hadis-i Şerifi [Üye Olmadan Linkleri Göremezsiniz. Üye Olmak için TIKLAYIN...] [Üye Olmadan Linkleri Göremezsiniz. Üye Olmak için TIKLAYIN...]
|
|
|
|
|
#2 |
|
Derecesi :
![]() ![]() Grubu : MG ViP Üye
Üye No : 3889
Üyelik tarihi : 28-04-2009
Nereden : Nevşehir
Konuları : 470
Mesajlar : 2,438
Teşekkürleri: 2,907
1,576 mesajına 3,324 kere teşekkür edildi.
Tecrübe Puanı: 6
![]() Son Aktivitesi : 24.11.10
Durumu : Status: Offline
|
(3232)- Hz. Enes (radıyallahu anh) dan rivayet olunduğuna göre "Resûlullah (aleyhissalâtu vesselâm), (ölen) çocuğu için ağlamakta olan bir kadına rastlamıştı:
"Allah'tan kork ve sabret!" buyurdu. Kadın (ızdırabından kendisine hitab edenin kim olduğuna bile bakmadan):"Benim başıma gelenden sana ne?" dedi. Resûlullah (aleyhissalâtu vesselâm) uzaklaşınca, kadına: "Bu Resûlullah idi!" dendi. Bunun üzerine, kadın çocuğun ölümü kadar da söylediği sözden dolayı (utanıp) üzüldü. (Özür dilemek için) doğru aleyhissalâtu vesselâm'ın kapısına koştu. Ama kapıda bekleyen kapıcılar görmedi, doğrudan huzuruna çıktı ve: Ey Allah'ın Resulü, (o yakışıksız sözü) sizi tanımadan sarfettim (bağışlayın!)" dedi. Aleyhissalâtu vesselâm: "Makbul sabır, musibetle karşılaştığın ilk andakidir" buyurdu."[2] Tirmizî, Cenâiz: 13, Açıklama 1- Hadisin Buharî'de gelen bir başka veçhinde kadının, Resûlullah (aleyhissalâtu vesselâm)'a: "Git başımdan, benim musibetim sana gelmedi" dediği; bir başka veçhinde: "(Nasihat kolaydır çünkü) bana gelen musibetten âzâdesin" dediği kaydedilmiştir. 2- Hadis, Resûlullah (aleyhissalâtu vesselâm)'ın kapıcı kullanmadığını göstermektedir. Kadın bizzat huzura çıkabilmektedir. Resûlullah'ın tevazu hâlini gösteren diğer bir husus, yolda, sokakta dolaşırken peşini takip eden maiyet ekibine yer vermemesidir. Normal olarak melîk ve büyükler haşmet izharı için bir grup maiyetle dolaştıkları halde, Aleyhissalâtu vesselâm tek başına dolaşmakta ve bu sebepledir ki, ağlayan kadın onu tanıyamamaktadır. Tîbî der ki: "... Kadına: "Bu Hz. Peygamber aleyhissalâtu vesselâm'dır" denince kadın, içinden korku ve heybet hissetti ve onun da diğer melikler gibi, halkın onlara ulaşmasını engelleyen kapıcı ve koruyucuların olacağını zannetti, ancak gidince tasavvur ettiğinin aksine bir durumla karşılaştı." 3- "Makbul sabır musibetle karşılaştığın ilk andakidir" sözü, "Kalbe hücum eden ilk duygular sırasında, onun gereklerine uymayıp sebat edilirse işte bu makbul sabırdır, Allah'ın mükâfat vaadettiği sabırdır. Hattâbî, biraz farkla şöyle der: Sâhibi, şeriatça övülen sabır, musibet aniden geldiği anda ortaya konan sabırdır, bundan sonraki sabır değildir. Çünkü zamanla musibet de unutulur. Bazıları: "Kişi musibet sebebiyle sevaba mazhar olmaz, zira musibet kendi elinde değildir, kişi musibet karşısındaki metanet ve güzel sabrı sebebiyle sevap kazanır" demiştir. İbnu Battal: "Resûlullah (aleyhissalâtu vesselâm), kadına hem helak ve hem de sevaptan mahrum kalma musibetlerinin cem olmamasını arzu ederek müdahale etmiştir" der. Resûlullah'ın bu sözü hakkında Tîbî şu değerlendirmeyi yapar: "Resûlullah'tan bu söz, kadının "Sizi tanımadım..." demesi üzerine, hikmetli bir üslûbla sâdır olmuştur. Sanki kadına şunu demiştir: "Özür dilemeyi bırak, zira ben Allah için olmayan şeylerde öfkelenmem, sen kendi nefsine bak." Zeyn İbnu'l- Münir de şöyle der: "Kendisine yaptığı takva ve sabr tavsiyesine uyarak, üzüntünün sevkiyle sarfettiği sözlerden özür dilemek üzere geldiği zaman, kadına, Resûlullah (aleyhissalâtu vesselâm) o şekilde cevap vermekle: "Bu sabrın zamanı, hâdisenin olduğu ilk andı, Cenab-ı Hakk'ın sabredenlere vaadettiği sevap da o anda yapılan sabradır" demek istemiştir." 4- Hadisten Çıkarılan Bazı Fevaid: * Resûlullah mütevazidir, cahillere karşı rıfkla muamele etmektedir. * Musibete düşenlere müsamaha etmektedir. * Özür dileyenin özrünü kabul etmiştir. * Emr-i bi'l- ma'ruf ve nehy-i ani'l-münker ihmal edilmemektedir. * Kâdılar, halka karşı kapısını kapamamalı, halkın temasını önleyecek engeller koymamalıdır. * Kendisine emr-i bi'l-ma'ruf yapılan kimse buna uymalıdır, emredenin kim olduğunu bilmese de. * Fazla üzüntü, yasaklardan biridir, zira Aleyhissalâtu vesselâm bu üzgün kadına sabır ve takva emretmiştir. * Bazı can sıkıcı durumların olma ihtimali bulunsa bile emr-i bi'l-ma'ruf yapılmalıdır.
__________________
Ya ayağa Kalkın Kuşanın Kavgaları çocuklar ölmesin... ya da saklayın KorkuLarınızı ÇocukLar GÖRMESİN... Haftanın Hadis-i Şerifi [Üye Olmadan Linkleri Göremezsiniz. Üye Olmak için TIKLAYIN...] [Üye Olmadan Linkleri Göremezsiniz. Üye Olmak için TIKLAYIN...]
|
|
|
| Bu mesaj için fatımatüzzehra kullanıcısına teşekkür eden 2 üyemiz: | Medine Sevdalisi (03.08.09), Muhammed (03.08.09) |
|
|
#3 |
|
Derecesi :
![]() Grubu :
![]() Üye No : 1888
Üyelik tarihi : 01-01-2009
Konuları : 342
Mesajlar : 4,129
Teşekkürleri: 7,987
1,970 mesajına 3,023 kere teşekkür edildi.
Tecrübe Puanı: 8
![]() Son Aktivitesi : 04.03.12
Durumu : Status: Offline
|
Sabır hakkında hadis-i şeriflerden bazıları şöyledir: "İmanı en üstün olan; sabırlı, cömert ve hoşgörülü olandır."[Deylemi] "Hak teâlâ, sevdiği kulu dertlere müptela kılar, oda sabrederse, ondan razı olur." [Deylemi] "Kötü komşunun eziyetlerine ölünceye kadar sabredeni Allahü teâlâ sever." [Hakim] "Allahü teâlâ, sabredeni sever."[Taberani] "Allahü teâlâ buyurdu ki: “Kimin, bedenine, evladına veya malına bir musibet gelir, o da güzel sabrederse, Kıyamette ona hesap sormaya hayâ ederim." [Hakim] "Hak teâlâ, kendini sabretmeye zorlayanı sabretmeye muvaffak kılar."[Buhari] "Sevmediklerinize sabretmedikçe, sevdiklerinize kavuşamazsınız." [İ. Maverdi] "Acıya sabredip uğradığı felaketi gizlemesi ve kimseye şikayet etmemesi, kişinin Allahü teâlâyı iyi tanımış olmasındandır."[İ.Gazali] "En üstün ibadet sıkıntıya sabretmektir." [Tirmizi] "En şiddetli bela sabrın az olmasıdır."[Deylemi] "Yeminle söylüyorum, uğradığı zulme sabredenin Allahü teâlâ şerefini arttırır." [Taberani] "Geçim sıkıntısına sabredeni Allahü teâlâ Firdevs Cennetine koyar." [Ebuşşeyh] "Kıt kanaat geçinecek kadar az rızka sabredenlere müjdeler olsun."[Deylemi] "İki gözünü kaybeden sabrederse Cennete gider."[Hatib] "Müminin silahı sabır ve duadır."[Deylemi] Allahü teâlâ buyurdu ki: "Benim hükmüme razı olmayan ve verdiğim musibete sabretmeyen benden başka Rab arasın." [Taberani] Resulullah efendimiz, Allah’tan sabır isteyen birine buyurdu ki: "Allah’tan bela mı istiyorsun, önce afiyet iste."[Tirmizi]
__________________
Hakkın karşına çıkardığı değişimlere direnmek yerine, teslim ol. Bırak hayat sana rağmen değil, seninle beraber aksın. �Düzenim bozulur, hayatım alt üst olur� diye endişe etme. Nereden biliyorsun hayatın altının üstünden iyi olmayacağını? ~ Tebrizli Şems ~ *** Sustum...
Avazım çıktığı Kadar |
|
|
| Bu mesaj için Medine Sevdalisi kullanıcısına teşekkür eden 2 üyemiz: | fatımatüzzehra (03.08.09), Muhammed (03.08.09) |
|
|
#4 |
|
Derecesi :
![]() ![]() Grubu : MG ViP Üye
Üye No : 3889
Üyelik tarihi : 28-04-2009
Nereden : Nevşehir
Konuları : 470
Mesajlar : 2,438
Teşekkürleri: 2,907
1,576 mesajına 3,324 kere teşekkür edildi.
Tecrübe Puanı: 6
![]() Son Aktivitesi : 24.11.10
Durumu : Status: Offline
|
(3235)- Ebu Hüreyre (radıyallahu anh) anlatıyor: "Resûlullah (aleyhissalâtu vesselâm) buyurdular ki:
"Allah Teâla hazretleri şöyle demiştir: "Ben kimin iki sevdiğini almışsam ve o da sevabını umarak sabretmişse, ona cennet dışında bir mükâfaat vermeye razı olmam."[7] Tirmizî, Zühd: 58, (2403).Derim ki: "Bu hadisi Buharî de tahric etti. Ondaki ibare şöyle: "Hz. Enes (radıyallahu anh) anlatıyor: "Resûlullah (aleyhissalâtu vesselâm)'ın şöyle söylediğini işittim: " Allah Teâla hazretleri buyurdu ki: "Ben kulumu iki sevdiğiyle imtihan edersem o da sabır gösterir (ve sevap umarsa) onlara bedel cenneti veririm."[8] İbrahim Canan, Kutub-i Sitte TercümeAÇIKLAMA: 1- Bu hadiste, kişi sevdiği şeylerin kaybı karşısında sabra çağırılmakta ve bunun sevabının büyük olacağı müjdelenmektedir. Hadislerde mü'minin imtihan olunduğu iki sevgilisinden maksad, gözleridir. Göz'ün "sevgili" olarak tesmiyesi, onların insanda en kıymetli organları teşkil etmelerinden dolayıdır. Gözlerin kaybı, diğer organlara nazaran insanda daha büyük hüsran meydana getirir. Onların elden gitmesiyle, ne görmek istediği hayrı görebilir ne de kaçınmak istediği şerden kaçabilir. 2- Hadisin Tirmizî'deki veçhinde احتسبyani sevap umarsa ziyadesi yer alır. Bunu âlimler mücerred sabretmenin uhrevi faydası olmayacağı şeklinde anlarlar. Sabrın uhrevi mükâfaata sebep olabilmesi için niyet şarttır. Bu da sabrı, "Allah'ın mükâfatlandıracağını düşünerek" yapmakla olur. Allah'ın dünyadaki imtihanı, kula olan garazı, gadabı sebebiyle değildir. Bilakis, Allah sevdiği kuluna bazı kötülükleri ondan defetmek için veya günahlarına kefâret olmak için, yahut da mertebesini yüceltmek için musibetlere müptelâ kılar. Kul bunları rıza ile karşılarsa murad-ı ilahî hâsıl olur. Aksi takdirde onun sabrı şu Selmân hadisindeki sabra benzer: "Mü'min hastalanırsa Allah onun hastalığını ona bir kefâret ve af vesilesi kılar. Fâcir hastalanırsa o da şu deveye benzer: "Sahibi onu bağlamış, sonra da salıvermiştir; niçin bağlandığını, niçin salıverildiğini bilmez."[9]
__________________
Ya ayağa Kalkın Kuşanın Kavgaları çocuklar ölmesin... ya da saklayın KorkuLarınızı ÇocukLar GÖRMESİN... Haftanın Hadis-i Şerifi [Üye Olmadan Linkleri Göremezsiniz. Üye Olmak için TIKLAYIN...] [Üye Olmadan Linkleri Göremezsiniz. Üye Olmak için TIKLAYIN...]
|
|
|
| Bu mesaj için fatımatüzzehra kullanıcısına teşekkür eden 3 üyemiz: |
|
|
#5 |
|
Derecesi :
![]() Grubu : Saadet
Üye No : 888
Üyelik tarihi : 20-10-2008
Konuları : 1521
Mesajlar : 7,102
Teşekkürleri: 7,769
2,861 mesajına 4,489 kere teşekkür edildi.
Tecrübe Puanı: 11
![]() Son Aktivitesi : 26.02.10
Durumu : Status: Offline
|
Yanimda bulunan hayirdan (yani maldan) hiçbir seyi sizlerden alikoymuyorum. Su muhakkak ki, kim (istemeyip) iffetli kalmak isterse, Allah onu iffetli kilar. Kim de sabretmeye çalisirsa, Allah ona da "sabir" ihsan eder. Kim insanlardan müstagni olmak isterse, Allah onu müstagni kilar. Sizlere "sabirdan" daha hayirli ve "sabirdan" daha genis hiçbir atiyye asla verilmemistir!” buyurdu. (Sahih-i Buhari, Cilt 14, syf.6401) ... Sen, yakini bir imanla, tam bir riza ile Allah için çalismaya muktedir olabilirsen çalis; sayet buna muktedir olamazsan, hosuna gitmeyen seyde "sabirda" çok hayir var. Sunu da bil ki nusret "sabirla" birlikte gelir, kurtulus da sikintiyla gelir, zorlukta da kolaylik vardir, bir zorluk iki kolayliga asla galebe çalamayacaktir. "Sabir imanin yarisi, yakin de imanin tamidir." (Hz.Ibni Mes’ud r.a) Ramuz El-hadis s.217 Haya zinettir. Takva’da keremdir. En hayirli binek de sabirdir. Ibtila halinde insanin musibetinin berteraf olmasini Allah’tan beklemek ibadettir. (Hz.Cabir r.a). Ramuz El-Hadis s.204 Mümin kisinin durumu ne kadar sasirticidir. Zira her isi onun için bir hayirdir. Bu durum, sadece mümine hastir, baskasina degil: Ona memnun olacagi bir sey gelse sükreder, bu ise hayirdir; bir zarar gelse "sabreder", bu da hayirdir. |
|
|
| Bu mesaj için Muhammed kullanıcısına teşekkür eden 3 üyemiz: |
|
|
#6 |
|
Derecesi :
![]() Grubu :
![]() Üye No : 342
Üyelik tarihi : 31-08-2008
Mesleği : öğretmen
Nereden : Viranşehir, Şanlıurfa
Konuları : 74
Mesajlar : 1,572
Teşekkürleri: 2,554
706 mesajına 1,301 kere teşekkür edildi.
Tecrübe Puanı: 5
![]() Son Aktivitesi : Dün
Durumu : Status: Offline
|
Ebû Yahyâ Suheyb İbni Sinân radıyallahu anh'den rivâyet edildiğine göre Resûlullah sallallahu aleyhi ve sellem şöyle buyurdu: "Mü'minin durumu gıbta ve hayranlığa değer. Çünkü her hâli kendisi için bir hayır sebebidir. Böylesi bir özellik sadece mü'minde vardır: Sevinecek olsa, şükreder; bu onun için hayır olur. Başına bir belâ gelecek olsa, sabreder; bu da onun için hayır olur." Müslim, Zühd 64 Açıklamalar İmanı uğrunda Mekke müşriklerinin dayanılmaz işkencelerine uğramış olan bu çilekeş ve büyük sahâbînin rivâyet ettiği hadîs-i şerifte sevgili Peygamber Efendimiz, mü'minin imrenilecek durumuna, onun her hal ü kârda hayır üzere ve mutlu olduğuna dikkat çekmekte, dolayısıyla müslümanları sabır ve şükre davet etmektedir. Bilinen bir gerçektir ki, hayır içinde olmak, kâr etmek, mutlu yaşamak, yarınlara umutla bakmak her insanın temel arzusudur. Şerre, kötülüğe, mutsuzluğa, zarara râzı olacak akıllı bir kişi düşünmek mümkün değildir. Zira böyle bir şey fıtrata aykırıdır. Bunun yanında dünyanın meşakkatler, sıkıntılar külfetler ve tezatlar yurdu olduğu da bir başka gerçektir. Bu sebeple tezatlar içinde doğruyu bulmak, sıkıntılar içinde mutlu olabilmek, külfetler içinde boğulmadan, kötülüğe kapılmadan hayr üzere hayatı sürdürebilmek büyük bahtiyarlıktır. İşte insanı bu bahtiyarlığa ve başarıya ulaştıran özellik tek kelime ile iman'dır. Çünkü iman duygu ve davranışlarda orta hallilik (itidal) ve hayırda devamlılık (istikrar) kaynağıdır. İnsanlar hatayı itidallerini kaybettikleri anda işlerler. İman, ilâhî irâde ile irtibat kurmak demektir. Bu irtibat kesintiye uğrarsa, insan tehlike, zarar ve şerle karşı karşıya kalır. Hayat sevinç-üzüntü şeridi halinde devam edip gider. Sevinç vesileleriyle karşılaşınca şımarmak, üzüntü sebepleriyle yüz yüze gelince ölçüsüz şekilde üzülmek, mü'minin iradesini, aşırılıktan uzak orta halli yaşayışını etkileyip onu büyük yanlışlara sürükleyebilir. İşte bu tehlikeli ortamdan mü'min, nimete kavuşunca şükretmek, sıkıntıya düşünce sabır göstermekle kurtulur. Hadisimiz, olgun müslümanın öteki insanlardan farklı olan bu özelliğine işâret etmekte, inananlara hayat mücâdelesinde güçlü ve mutlu olmanın en doğru yolunu göstermektedir. İnsanların olaylar karşısında gösterdikleri tepkiler değişiktir. Çok büyük sevinç anlarını geçiştiriveren kişilerin yanında, her türlü kaydı unutmuş görünerek, olmadık aşırılıklara düşenler de görülmektedir. Büyük sıkıntıları büyük bir metânetle karşılayanlar olduğu gibi, çok küçük sıkıntıları bile dayanılması imkânsız felâketmiş gibi büyütüp feryâd ü figân edenler, hatta işi daha da ileri götürüp - Allah saklasın - kendi canına kıyanlar, intihara kalkışanlar da bulunmaktadır. Unutulmamalıdır ki, şükür şımarıklığa, aşırılığa, dolayısıyla nimetin zevâline engel olma irâdesidir. Sabır, belâyı daha başka belâlara sebep kılmama, günahı günahlara gerekçe yapmama disiplinidir. Hadisimiz, bu irade ve disiplinin sadece olgun mü'mine has olduğunu haber vermekte, imanın, tepkilerimize olan etkisini gözler önüne sermektedir. Hadisimizden anladığımıza göre, mü'min olmak demek, belâ ve sıkıntıya uğramamak demek değildir [bk. Ankebût sûresi (28), 2]. Öteki insanlar gibi mümin de sıkıntılarla karşılaşır, imtihan olunur. Ne var ki o, bu sıkıntı ve musibet ortamından kurtulma imkânına, sabır gibi bir can yeleğine sahiptir. O halde "çekilmesi gücleşen dünya hayatı"nın, "yaşanması istenen" bir hayat haline gelebilmesi için gerçek anlamda mü'min olma yarışına girmek lazımdır. "Dayanıklı mü'min" olmak konusunda öteki mümin kardeşlerimize destek olmak gerekmektedir. Hadisimizin ihtivâ ettiği hayret karışımı takdirin ve teşvikin anlamı bu olsa gerektir. Hadisten Öğrendiklerimiz 1. İman, belâ ve musibete uğramaya mâni değildir. 2. Sabretmek suretiyle belâ nimete dönüştürülebilir. 3. Nimete şükür, nimetin arttırılmasına sebep olduğu gibi, belâya sabır da onun hayra dönüşmesine vesile olur. 4 Şükür ve sabır, bütün hayatı hayır üzere geçirme imkânıdır. Bunu da Allah Teâlâ mü'minlere ihsan buyurmuştur. Kaynak: Riyazüssalihin
__________________
Rahman ve Rahim olan Allah'ın aşkıyla... MG Akademi Grubu Kitap Ekibi "Okumak, özgürlüğe uçmaktır." (Aliya İzzet Begoviç) [Üye Olmadan Linkleri Göremezsiniz. Üye Olmak için TIKLAYIN...] [Üye Olmadan Linkleri Göremezsiniz. Üye Olmak için TIKLAYIN...] [Üye Olmadan Linkleri Göremezsiniz. Üye Olmak için TIKLAYIN...] |
|
|
| Bu mesaj için yusufsunetci kullanıcısına teşekkür eden 3 üyemiz: |
![]() |
| Etiket |
| hadisi, haftanın, konusu, konususabır, sabır, şerif, şerifi |
| Seçenekler | |
| Stil | |
|
|
Benzer Konular
|
||||
| Konu | Konuyu Başlatan | Forum | Cevaplar | Son Mesaj |
| Haftanın hadis-i şerif konusu: Emanet | fatımatüzzehra | Haftanın Hadis-i Şerifi | 11 | 11.10.09 09:03 |
| Haftanın hadis-i şerif konusu: Gıybet | fatımatüzzehra | Haftanın Hadis-i Şerifi | 14 | 04.10.09 16:03 |
| Haftanın hadis-i şerif konusu: Selam | fatımatüzzehra | Haftanın Hadis-i Şerifi | 12 | 27.09.09 09:06 |
| Haftanın hadis-i şerif konusu: Sünnet | fatımatüzzehra | Haftanın Hadis-i Şerifi | 11 | 12.09.09 17:22 |
| Haftanın Hadis-i Şerif Konusu: Âhlak | Sükut-u Leyl | Haftanın Hadis-i Şerifi | 14 | 20.07.09 08:43 |
| SİSTEM BİLGİLERİ | ÖNEMLİ BİLGİLENDİRME |
|
Powered by vBulletin® Version 3.8.6 Copyright ©2000 - 2012, Jelsoft Enterprises Ltd. Content Relevant URLs by vBSEO 3.5.0 RC2 Kuruluş Tarihi : 10 Ağustos 2008 Site içerisindeki materyaller kaynak gösterilmeden kullanılamaz,dağıtılamaz. |
milligorusforum.net/biz/org sitemiz bir forum sitesi olduğu için kullanıcılar her türlü görüşlerini onay
almaksızın anında siteye yazabilmektedir.Bu yazılardan dolayı doğabilecek her türlü sorumluluk
yazan kullanıcıya aittir.Sitemizde yasalara aykırı herhangi bir materyal bulursanız
iletisim@milligorusforum.biz e-mail adresimize bildirirseniz,şikayetiniz incelendikten sonra en kısa
sürede gereken yapılacaktır.
|