|
| Konular: 50,311 | Mesajlar: 311,903 | Üyeler: 10,668 | Online: 187 | Elhamdülillah...
|
|
|||||||
![]() |
|
|
|
LinkBack | Seçenekler | Stil |
|
|
#1 |
|
Derecesi :
![]() ![]() Grubu : MG ViP Üye
Üye No : 3889
Üyelik tarihi : 28-04-2009
Nereden : Nevşehir
Konuları : 470
Mesajlar : 2,438
Teşekkürleri: 2,907
1,576 mesajına 3,324 kere teşekkür edildi.
Tecrübe Puanı: 6
![]() Son Aktivitesi : 24.11.10
Durumu : Status: Offline
|
![]() Haftanın Hadisi Şerif Konusu
" Muzaraa / Ortaklık " Arkadaşlar sizlerinde paylaşımlarını bekliyoruz. UMUMİ AÇIKLAMA Müzaraa, çiftçilikte yapılan bir akid çeşidini ifade eder. Bir taraftan tarla, diğer taraftan da çalışma konularak, elde edilen hasılat aralarında tesbit edilen bir nisbette pay edilmek üzere teşkil edilen şirkettir. Her bir tarafın hasılattan alacağı pay yarı, üçte bir veya üçte iki şeklinde önceden tesbit edilir ve bu esasa göre taksim edilir. Bu, az sonra kaydedilecek hadislerde görüleceği üzere sünnetle sabit, meşru bir akittir. Müzaraa akdine muhabere, muakele de denir. Müzaraa akdine dört rükün dahil olur; tarla, tohum, çalışma ve ziraatte kullanılacak hayvan (veya makine). Ortaklardan herbirinin bunlardan bir veya daha fazlasıyla iştirakine göre, hasılattan alacakları pay farklı olur. Sözgelimi arazi ile tohum bir taraftan; çalışma ve hayvan (makine), öbür taraftan olabilir. * Arazi, tohum ve hayvan bir taraftan; çalışma da diğer taraftan olabilir. * Arazi bir taraftan; amel, tohum, hayvan bir taraftan olabilir. Bu üç şekilde yapılan akid sahihtir. Müzâra’a akdinin sıhhati için sekiz şart aranır. 1) Akid yapanlar, akde ehil olmalıdır. Akil olmaları şarttır. Çocuk büluğa ermemiş olsa bile, velisinden izin almış (me'zun) olan bir çocuk bu akdi yapabilir. 2) Ziraate elverişli bir zaman kaydı konmuş olmalıdır: Bir yıl, iki yıl gibi. 3) Tohumu hangi taraf verecek, belirtilmesi şarttır. 4) Ne ekileceği belirtilmiş olmalıdır. 5) Akidlerin, mahsulatın hisseleri ne ise, yarım, üçte bir gibi cüz-ü şayi şeklinde belirtilmesi gerekir. Böyle belirlenmez veya hasılattan başka bir şey verilmek üzere tayin edilirse caiz olmaz. 6) Arazi, ziraate elverişli olmalıdır. 7) Ekilecek arazi, ekecek olana teslim edilmiş olmalıdır. 8) Hasılata akidler ortak sayılmalıdır. Bu meselede teferruat için fıkıh kitaplarının ilgili babları görülmelidir.
__________________
Ya ayağa Kalkın Kuşanın Kavgaları çocuklar ölmesin... ya da saklayın KorkuLarınızı ÇocukLar GÖRMESİN... Haftanın Hadis-i Şerifi [Üye Olmadan Linkleri Göremezsiniz. Üye Olmak için TIKLAYIN...] [Üye Olmadan Linkleri Göremezsiniz. Üye Olmak için TIKLAYIN...]
|
|
|
| Bu mesaj için fatımatüzzehra kullanıcısına teşekkür eden 3 üyemiz: |
|
|
#2 |
|
Derecesi :
![]() ![]() Grubu : MG ViP Üye
Üye No : 3889
Üyelik tarihi : 28-04-2009
Nereden : Nevşehir
Konuları : 470
Mesajlar : 2,438
Teşekkürleri: 2,907
1,576 mesajına 3,324 kere teşekkür edildi.
Tecrübe Puanı: 6
![]() Son Aktivitesi : 24.11.10
Durumu : Status: Offline
|
(5379)- İbnu Ömer (radıyallahu anhümâ) anlatıyor:
"Resulullah (aleyhissalâtu vesselâm), meyve ve ekinden çıkacak olan bütün mahsulün yarısı karşılığında Hayber'i (Yahudilere) verdi. Her sene zevcelerine, yüz vask veriyordu. Seksen vask kuru hurma, yirmi vask arpa. Hz. Ömer (radıyallahu anh) başa geçince, Hayber'i taksim etti ve Resulullah (aleyhissalâtu vesselâm)'ın zevcelerini, kendilerine arazi ve suyu ikta etmek veya her yıl almakta oldukları vaskları tazmin etme arasında muhayyer bıraktı. Onlar bu teklifi benimsemede farklı kararlara vardılar: Bir kısmı arazi ve suyu tercih etti, bir kısmı da vaskları tercih etti. Hz. Aişe ve Hz. Hafsa (radıyallahu anhümâ) arazi ve suyu tercih edenlerdendi." [Buhârî, Müzaraa 8, 9, 11, İcare 22, Şirket 11, Şurut 5, Megazi 40; Müslim, Müsakat 2, (1551); Ebu Davd, Büyû 35; Tirmizî, Ahkam 41, (1383); Nesâî, Müzaraa 46, (7, 53).] (5380) Müslim'in bir rivayetinde şöyle denmiştir: "Resulullah (aleyhissalâtu vesselâm) Hayber hurmalarını ve arazisini kendi emvalleri gibi işleyip meyvesinin yarısını Resulullah'a vermeleri şartıyla Hayberlilere geri verdi." [Müslim, Müsakat 5, (1551).] (5381)- Yine Müslim'in bir diğer rivayetinde şöyle denmiştir: "Resulullah (aleyhissalâtu vesselâm) Hayber'i fethettiği zaman, Yahudiler, Resulullah'a müracaat ederek, çalışıp elde edecekleri ekin ve meyve hasılatının yarısını vermek şartıyla kendilerini arazilerinde bırakmasını talep ettiler. Aleyhissalâtu vesselâm onlara: "Biz sizi, dilediğimiz zamana kadar orada bırakabiliriz" dedi ve kalmalarına müsaade etti. Hayber'in meyve hasılatının yarısı iki hisseye taksim ediliyordu. Resulullah (aleyhissalâtu vesselâm) bu gelirin humusunu (beşte birini) alıyordu." [Müslim, Müsakat 4, (1551). AÇIKLAMA 1- Yukarıda kaydedilen üç hadis de Hayber arazisi ile ilgilidir. Hayber, Medine ile Şam arasında, Medine'ye dokuz konak mesafede bulunan ziraate elverişli, suyu bol bir vahadır. Resulullah (aleyhissalâtu vesselâm) devrinde, burada Yahudiler yaşardı. Medine'de tutunamayan bir kısım Yahudi kabileleri de buraya göç ederek Yahudi kesafetini artırmışlardır. Hz. Peygamber, Mekke fethine hazırlık maksadıyla, Hudeybiye Sulhü'nden sonra bu mukavemet ve tehlike yuvasını halletme cihetine gitti. Hayber gibi, Medine'nin burnunun dibinde İslam düşmanı, maddî yönden güçlü müsellah bir kitlenin varlığı ciddi bir tehlike idi. Yapılacak siyasî bir sulh antlaşması ile de tehlikelerin bertaraf edilmesi düşünülebilirdi. Ancak Hendek Savaşı sırasındaki ihanetleri, ciddi bir anda dostluklarına güvenilmeyeceğini ortaya koymuştu. Bu sebeple ne yapıp yapıp bu tehlike yuvası bertaraf edilmeli, iktisadî yönden çökertilmeli, silahları elinden alınmalı, zarar veremeyecek hale getirilmeli idi. Resulullah siyasî dehasıyla, önce Hudeybiye Sulhü'nü gerçekleştirerek Mekkelilerin bunlarla anlaşmasını önledi. Şöyle ki: Başta Hz. Ömer bütün Ashab'ın memnuniyetsizliğine rağmen, Müslümanlara züll getiriyor görünümündeki -Mekkelilerce koşulan- bütün antlaşma şartlarına rağmen, Hudeybiye Sulhü'nü yapmadaki gerçek hedef belki de Hayber'in fethine gerekli siyasî ortamı hazırlamaktı. Zira asıl hedef olan Mekke'nin fethi için bu tehlike yuvasının mutlaka bertaraf edilmesi lazımdı. Medine'den İslam ordusunun uzaklaşması halinde bunların varlığı Medine için ciddi bir tehdit teşkil edecekti. Altıncı hicrî yılın akabinde, yedinci yıl içerisinde Hayber üzerine gidilerek, kaleler kuşatıldı ve birkaç gün devam eden mukavemetleri kırılarak Müslümanların sulh şartlarını kabule mecbur edildiler. Servetleri, silahları ellerinden alındı, arazileri üzerinde ziraat işçileri olarak kalabilecekler hasılatın yarısını Müslümanlara ödeyeceklerdi. Burada kalma müddetleri, Müslümanların dileyecekleri uygun görecekleri zamana kadardı. Resulullah ve Hz. Ebu Bekir zamanında orada kaldılar. Hz. Ömer, daha önce teferruatı geçtiği üzere, yapılmış olan antlaşma şartlarına dayanarak Hayber Yahudilerini, Hayber'den Teyma'ya sürdü. Burası Medine'den yedisekiz konak uzakta, Kudüs'e at sırtında bir günlük mesafede sarp yollarla çıkılan dağlık üzerinde, Ürdün'ün doğu tarafında bir yerdi. Resulullah'ın ölüm döşeğinde yaptığı en son vasiyetlerinden biri de Arap yarımadasından Yahudi ve Hıristiyanların sürülmesi idi. Hz. Ömer'in onları Teyma'ya sürmesi, o hadiste, Arap Yarımadası bilinen coğrafi bölgeden ziyade, Hicaz'ın kastedildiği anlaşılmaktadır. Çünkü Teyma, Arap Yarımadası'ndan sayılırsa da Hicaz'dan sayılmaz. 2- Hayber arazisinin hukuki statüsü ve vasfı hususunda İslam alimleri ihtilaf etmiştir. Burası sulh yoluyla mı alındı, savaşla mı fethedildi? * Harp yoluyla alındı diyenler olmuştur. * Sulh yoluyla alındı diyenler olmuştur. * Ahalisi burayı terkettiği için harpsiz olarak alındı diyenler olmuştur. * Bazı kısımlarının harp, bazı kısımlarının sulh, bazı kısımlarının ahalisinin çekilmesiyle alındığını söyleyenler de olmuştur. Bu görüşlerden herbirini destekleyen rivayetler var. Ulema bu rivayetleri benimsemede ihtilaf edince farklı görüşlerin ortaya çıkması tabii bir durum olmuştur. İslam âlimlerinden müsakat ve müzaraanın meşruiyyetini söyleyenlerin en kuvvetli delilleri bu mevzuda gelen rivayetlerdir. Bu rivayetlerde, Aleyhissalâtu vesselâm, Hayber halkı ile, araziden çıkacak mahsulün yarısını onlara vermek üzere antlaşma yapmış bulunmaktadır. Meyve ile ilgili yarılaşma antlaşmasına müsakat, ekin ile ilgili yarılaşma antlaşmasına da müzaraa denmiştir. İmam Şafii, İmam Malik, Ahmed İbnu Hanbel, Leys İbnu Sa'd, Süfyan-ı Sevrî gibi fakihler, hadis uleması Zahirîler, fukahanın ekseriyeti müsakatın caiz olduğuna hükmetmiştir. İmam A'zam'la Züfer'e göre müsakat da müzaraa da caiz değildir. Ebu Hanife, sadedinde olduğumuz hadiste belirtilen antlaşmanın bir akit olmayıp Aleyhissalâtu vesselâm'ın Hayber ahalisine bir iyiliği, bir ihsan ve lütfu olarak yorumlanır. Ona göre, Aleyhissalâtu vesselâm Hayber'i ganimet olarak almıştı, Yahudilere hiçbir şey vermeyebilirdi. Öyleyse onları mahsulden yarısını alma karşılığında yerlerine bırakması bir lütuftan ibarettir. Buna harac-ı mukaseme denmiştir. Harac-ı tavzif gibi mukaseme de caizdir. Harac-ı mukaseme: İslam hükümdarı tarafından mahsulün üçte bir, dörtte bir veya onda bir gibi muayyen bir miktarı alınarak arazinin sahiplerine bırakılmasıdır. Bu usulde arazi sahiplerinin korunması vardır. Çünkü vergi, elde edilen mahsule bağlıdır. Mahsul elde edilemezse vergi de alınamaz. Bu aynı zamanda cizye yani gayr-i müslimlerden alınan vergidir. Nitekim Aleyhissalâtu vesselâm, Hz. Ebu Bekir ve Hz. Ömer zamanında Yahudilerden bir de cizye alındığı rivayetlere intikal etmemiştir. Öyleyse bu vergi aynı zamanda cizyedir, aksi takdirde bir de cizye alınması gerekirdi denmişti. Bu hal İmam A'zam hazretlerinin yaptığı yorumun sahih olduğu gösterir. Harac-ı muvazzaf: Zımmilerin ziraate elverişli arazisinden dönüm başına alınan bir sa' ve bir dirhemlik vergidir. Müsakati caiz görenler, bunun hangi ağaçlardan alınacağında ihtilaf ederler: * İmam Şafii'ye göre yalnız hurma ve üzümden alınır. * İmam Malik'e göre her çeşit ağaçtan müsakat alınır. * Davud-u Zahiri'ye göre müsakat sadece hurmadan alınır. İmam Şafii ve bir kısım ulemaya göre müstakilen müzaraa caiz değilse de müsakatla birlikte olursa müzaraa da caizdir. İmam Malik müstahil de olsa, müsakata, tebaen de olsa müzaraaya cevaz vermez. Hanefilerden Ebu Yusuf, İmam Muhammed ile diğer Kûfe uleması, muhaddisler, İbnu Ebî Leyla, İmam Ahmed, İbnu Şübrüme bir kısım ulema ise, müzaraa ve müsakatın birlikte olsun ayrı olsun yapılabileceğini söylemişlerdir. İmam Nevevî "Zahir ve muhtar olan kavil budur" der. 3- Zahirîler hadiste geçen "Dilediğimiz müddete kadar sizi burada bırakabiliriz" ibaresini esas alarak müsakat ve müzaraa akdinin meçhul müddet için yapılabileceğini söylemiş ise de cumhur, müsakatın icare gibi malum bir müddet için caiz olacağını söylemiştir. Yahudilere tanınan avantaj, bir akit değil, bir lütuftur. Müsâkât anlaşmasında, araziyi tutana terettüp eden hizmetler ağaçları sulamak, budamak, aşılamak, köklerini temizlemek, kazımak, meyvelerini korumak, zaman gelince toplamak, kurutmak gibi her sene yapılan hizmetlerdir. Duvar çekmek, hendek koymak gibi her yıl yapılmayan işler mal sahibine aittir. 4- Savaşla alınan araziye yapılacak muamele de ihtilaflıdır: * İmam A'zam ve Kûfe ulemasına göre hükümdar muhayyerdir. İcab-ı hale göre, dilerse fetheden askerlere taksim eder, dilerse sahiplerine bırakıp onlardan haraç alır. * Malikîler: "Bu araziyi, hükümdar Müslümanlara vakfeder. Nitekim Hz. Ömer Irak arazisini vakfetmiştir" demiştir. * Nevevî, Hayber Yahudileri ile yapılan antlaşmanın, alınan ganimetin askerlere dağıtılmasından sonra, onların rızasıyla yapıldığını söyler.
__________________
Ya ayağa Kalkın Kuşanın Kavgaları çocuklar ölmesin... ya da saklayın KorkuLarınızı ÇocukLar GÖRMESİN... Haftanın Hadis-i Şerifi [Üye Olmadan Linkleri Göremezsiniz. Üye Olmak için TIKLAYIN...] [Üye Olmadan Linkleri Göremezsiniz. Üye Olmak için TIKLAYIN...]
|
|
|
| Bu mesaj için fatımatüzzehra kullanıcısına teşekkür eden 3 üyemiz: |
|
|
#3 |
|
Derecesi :
![]() ![]() Grubu : MG ViP Üye
Üye No : 3889
Üyelik tarihi : 28-04-2009
Nereden : Nevşehir
Konuları : 470
Mesajlar : 2,438
Teşekkürleri: 2,907
1,576 mesajına 3,324 kere teşekkür edildi.
Tecrübe Puanı: 6
![]() Son Aktivitesi : 24.11.10
Durumu : Status: Offline
|
(5382)- İbnu Ömer (radıyallahu anhümâ) anlatıyor:
"Ekim arazileri, Resulullah (aleyhissalâtu vesselâm) zamanında, -tarlaya su alınan dere kenarındaki- ekin, tarla sahibinin olması ve ne kadar olduğunu bilmediğim bir miktarda saman verilmesi karşılığında kiralanırdı." [Nesâî, Müzaraa 46, (7, 53).] (5383)- İmam Malik anlatıyor: "Bana ulaştığına göre, Abdurrahman İbnu Avf (radıyallahu anh) bir tarlayı kiraladı. Ölünceye kadar da bu arazi elinde kaldı. Oğlu dedi ki: "Ben bu araziyi uzun müddet babamın elinde kaldığı için bizim malımız sanıyordum. Babam öleceği sırada tarlanın bize ait olmadığını söyledi ve tarlanın kirasından ödenmesi gereken bir miktar borcun altın veya gümüş olarak ödenmesini emretti." [Muvatta, Kirau'l-Arz 4, (2, 712).] (5384)- Kays İbnu Müslim, Ebu Ca'fer'den naklen diyor ki: "Medine'de muhacir aileden hiçbiri yoktu ki, üçte veya dörtte bir pay ile ziraatçilik yapmasın. Hz. Ali, Sa'd İbnu Malik, İbnu Mes'ud (radıyallahu anhüm) da bu çeşitten muzaraa akdi yapmışlardı. el-Kasım (İbnu Muhammed) ve Urve'den de benzer rivayet mevcuttur. Rivayette şu ziyade de var: "Ebu Bekr ailesi, Hz. Ömer ailesi, Hz. Osman'ın ailesi, Ali ailesi ve İbnu Sirin ailesi de." [Buharî, Müzaraa 8 (bab başlığı olarak kaydedilmiştir.)] AÇIKLAMA Başka kaynaklarda mevsul olarak gelen Buhârî'nin bu munkatî rivayeti, Ashab'ın ileri gelenlerinin de müzaraa usulüyle arazi kiraladıklarını, kira bedeli olarak mahsulatın -tarlanın durumuna, kiralayan kimsenin tohum, ekim, sulama... gibi katkılarına göre- üçte biri, dörtte biri, yarısı gibi bir miktarda kira ödediklerini ifade etmektedir. Buhârî'nin bunları kaydetmedeki maksadı, müzaraa akdinin cevazını ifade etmektir.
__________________
Ya ayağa Kalkın Kuşanın Kavgaları çocuklar ölmesin... ya da saklayın KorkuLarınızı ÇocukLar GÖRMESİN... Haftanın Hadis-i Şerifi [Üye Olmadan Linkleri Göremezsiniz. Üye Olmak için TIKLAYIN...] [Üye Olmadan Linkleri Göremezsiniz. Üye Olmak için TIKLAYIN...]
|
|
|
| Bu mesaj için fatımatüzzehra kullanıcısına teşekkür eden 3 üyemiz: |
|
|
#4 |
|
Derecesi :
![]() ![]() Grubu : MG ViP Üye
Üye No : 3889
Üyelik tarihi : 28-04-2009
Nereden : Nevşehir
Konuları : 470
Mesajlar : 2,438
Teşekkürleri: 2,907
1,576 mesajına 3,324 kere teşekkür edildi.
Tecrübe Puanı: 6
![]() Son Aktivitesi : 24.11.10
Durumu : Status: Offline
|
(5385)- Rafi İbnu Hadic (radıyallahu anh) anlatıyor:
"Yanıma Züheyr geldi ve bana: "Resulullah (aleyhissalâtu vesselâm) bize faydalı olan bir şeyi yasakladı" dedi. Ben: "Resulullah (aleyhissalâtu vesselâm) her ne söyledi ise, mutlaka haktır!" dedim. "Muhâkala'yı (tarla kiralamasını) nasıl yaptığımızı sordu. Ben de:"Biz onu, dörtte bir ve kuru hurma ve arpadan vasklarla ücretlendiriyoruz" dedim, bunun üzerine Aleyhissalâtu vesselâm: "Öyle yapmayın! Araziyi ya kendiniz ekin veya ektirin veya (kimseye vermeyip) sahip olun!" buyurdular. "Rafi der ki: "Ben de: "(Başüstüne!) dinlemek ve itaat etmek (borcumuzdur!)" dedim." [Buharî, Muzaraa 18, 19; Müslim, Büyû 114, (1548); Ebu Davud, Büyû 32, (3394); Nesâî, Müzaraa 45, (7, 44, 49).] (5386)- Yine Rafi (radıyallahu anh) anlatıyor: "Biz ensardan tarlası en çok olan kimseydik ve biz, şu tarla bize, şu tarla onlara (ekenlere) olmak üzere kiraya verirdik. Bazan şu tarla mahsul verirdi, şu tarla vermezdi. Resulullah (aleyhissalâtu vesselâm) bizi bundan yasakladı. Fakat gümüş (mukabili kiralamay)a gelince onu yasaklamadı." [Buhârî, Müzaraa 6, 12, 18, Şurut 7; Müslim, Büyû 106, (1547); Muvatta, Kira'ul-Arz 1, (2, 713); Tirmizî, Ahkam 42, (1384); Ebu Davud, Büyû 31, 32, (3392, 3393, 3395, 3397, 3398, 3399, 4000, 3401, 3402); Nesâî, Müzaraa 45, 7, (33-50).] AÇIKLAMA Az yukarıda da (5381) açıkladığımız üzere arazinin kiraya verilmesi meselesi ulema arasında ihtilaflıdır. Yukarıda kaydedilen rivayetler, araziyi kiralama işini Aleyhissalâtu vesselâm'ın yasakladığını ifade etmektedir. Hatta bazı rivayetler, yasaklama ile ilgili hadislerin muahhar ve dolayısıyle nasih, ruhsat ifade eden rivayetlerin de mensuh olduğunu ifade eder. Sahiheyn'de gelen şu rivayette olduğu gibi: "Nafi anlatıyor: "İbnu Ömer (radıyallahu anhümâ), Resulullah (aleyhissalâtu vesselâm) zamanında tarlasını kiraya verirdi. Hz. Ebu Bekr, Hz. Ömer, Hz. Osman devirlerinde ve Hz. Muaviye (radıyallahu anhüm ecmain) devrinin başına kadar kiraya vermeye devam etti. Ancak Hz. Muaviye'nin hilafetinin sonlarına doğru, kendisine, Rafi İbnu Hadic'in bu meselede Aleyhissalâtu vesselâm' ın bunu yasakladığına dair rivyette bulunduğu ulaştı. Bunun üzerine, Rafi'in yanına gitti, beraberinde ben de vardım. Meseleyi sordu. Rafi: "Resulullah (aleyhissalâtu vesselâm) tarlaların kiralanmasını yasakladı" dedi. Bundan sonra İbnu Ömer kiralamayı teketti. Bu hususta kendisine sorulunca: "İbnu Hadic, Resulullah'ın bunu yasakladığı kanaatinde!" derdi." Tirmizî'nin İbnu Abbas'tan kaydettiği bir rivayette: "Resulullah'ın müzaraayı yasaklamadığı, ancak insanların birbirlerine, rıfkla muamele etmelerini emrettiği" belirtilir. Yine Tirmizî'nin İbnu Hadic'ten kaydettiği bir rivayette Aleyhissalâtu vesselâm'ın: "Birinizin tarlası varsa (onun ekimini) kardeşine bağışlasın veya kendisi eksin" dediği belirtilir. Gerek hadislerde ve gerekse hadislerin yorumlarında teferruat var. Hepsine burada yer vermeyip, bahsin sonunda (5390'ın açıklamasında) bahsi özetleyeceğiz.
__________________
Ya ayağa Kalkın Kuşanın Kavgaları çocuklar ölmesin... ya da saklayın KorkuLarınızı ÇocukLar GÖRMESİN... Haftanın Hadis-i Şerifi [Üye Olmadan Linkleri Göremezsiniz. Üye Olmak için TIKLAYIN...] [Üye Olmadan Linkleri Göremezsiniz. Üye Olmak için TIKLAYIN...]
|
|
|
| Bu mesaj için fatımatüzzehra kullanıcısına teşekkür eden 3 üyemiz: |
|
|
#5 |
|
Derecesi :
![]() ![]() Grubu : MG ViP Üye
Üye No : 3889
Üyelik tarihi : 28-04-2009
Nereden : Nevşehir
Konuları : 470
Mesajlar : 2,438
Teşekkürleri: 2,907
1,576 mesajına 3,324 kere teşekkür edildi.
Tecrübe Puanı: 6
![]() Son Aktivitesi : 24.11.10
Durumu : Status: Offline
|
(5387)- Hz. Cabir (radıyallahu anh) anlatıyor:
"Bizden bazı kimselerin ihtiyaçlarından fazla arazileri vardı. Onlar: "Biz arazimizi üçte bire veya dörtte bire veya yarıya kiraya verelim" dediler. Bunun üzerine Aleyhissalâtu vesselâm: "Kimin arazisi varsa bizzat eksin veya bir kardeşine bağışlasın; ne ücret mukabili versin ne de kiraya versin!" buyurdular." [Buhârî, Müzaraa 18, Hibe 35; Müslim, Büyû 92, (1536); Nesâî, Müzaraa 45, (7, 36-38).] (5388)- İbnu Abbas (radıyallahu anhümâ) anlatıyor: "Resulullah (aleyhissalâtu vesselâm) (bir gün) tarlaya uğramıştı, tarlada ekin üğrünüyordu. "Burası kime ait?" buyurdular. Yanındakiler: "Falan kimse kiraya verdi" dediler. Aleyhissalâtu vesselâm: "Eğer burayı bağışlasaydı, kendisi için bunun üzerinden muayyen bir ücret almasından daha hayırlı olurdu" buyurdular." [Buharî, Müzaraa 9, 18, Hibe 35; Müslim, Büyû 120, (1550); Nesâî, Müzaraa 45, (7, 36).] 5389)- Zeyd İbnu Sabit (radıyallahu anh) anlatıyor: "Resulullah (aleyhissalâtu vesselâm) muhabereyi yasakladı. Muhabere, tarlayı yarı, üçte bir veya dörtte bir karşılığında almaktır." [Ebu Davud, Büyû 34, (3407).] (5390)- Hz. Cabir (radıyallahu anh) anlatıyor: "Resulullah (aleyhissalâtu vesselâm) buyurdular ki: "Muhabereyi terketmeyen Allah ve Resulü ile savaş ilan etsin." [Ebu Davud, Büyû 34, (3406).][16] AÇIKLAMA Son hadislerde geçen muhabere Hayber kelimesinden alınmıştır. Bununla Hayber usulünce arazi kiralanması kastedilir. Hayber usulünce tabirinden, Hayber Yahudileri ile Resulullah arasındaki arazi kiralaması anlaşılmaktadır. Yani Resulullah Hayber arazisini, meyve ve ekin mahsulatının yarısı mukabilinde Hayber Yahudilerinin elinde bırakmıştı. Sadedinde olduğumuz hadise göre bu tarz arazi kiralanması yasaklanmıştır. Önceki tatbikat bilahare neshedilmiş olmaktadır. Ancak, bu husus ulema arasında ihtilaflıdır. Abdülhak Dehlevi'nin mevzuyu özetlemesi şöyledir: "Müsâkât: Kişinin ağaçlarını, sulamak, bakımını yapmak, yetiştirip ürününü almak üzere bir başkasına, yarı, üçte bir, dörtte bir gibi belli bir hisse karşılığında vermesidir. Müzaraa ise tarlaya yapılan ekim hususunda mahsulün bir miktarı karşılığında yapılan anlaşmadır. Musakat ağaçlar üzerine, müzaraa araziler üzerine yapılır. İkisinin hükmü de birdir. Ebu Hanife'ye göre iki akid de fasiddir. Ebu hanife'nin iki ashabı ve diğer imamlara göre caizdir. Bazı müellifler: "Ebu Hanife dışında bu muameleleri yasaklayan bir başka alim bilmiyoruz" demiştir. Ancak Züfer'in de Ebu Hanife gibi düşündüğü söylenmiştir. el-Hidaye'de: "Fetva İmameyn'e göre verildi" denir. Caiz görenlerin delili Resulullah'ın Hayber Yahudileri ile yaptığı anlaşmadır. Bu anlaşmaya göre ekin olsun, meyve olsun mahsulün yarın Resulullah'a verilecektir. Ebu Hanife'nin delili, Resulullah'ın muhabereyi -ki bu, müzaraadır- yasakladığına dair rivayettir." Alimler, muhabereyi yasaklayan ve diğer nehyedici rivayetleri tahrime değil, tenzihe hamlederek, gerek müsakat ve gerekse müzaraanın cevazına hükmetmişlerdir. Alimler, yasakla ilgili bazı rivayetleri tarla sahibinin arazinin belli bir kısmını şart koşması haline hamletmişlerdir. Nitekim bu husus 5386 numaralı hadiste daha sarih geçti. Sözgelimi kiraya verdiği arazinin "sulanabilen kısmının ürünü benim, geri kalan kısmının ürünü senin olmak şartıyla" demesi gibi. Yasağın bu çeşitten şartlarla yapılan anlaşmalara şamil olduğu söylenmiştir. Öyle ise, cumhura ve hatta Hanefi mezhebine göre müsakat ve müzaraa akdi meşrudur.
__________________
Ya ayağa Kalkın Kuşanın Kavgaları çocuklar ölmesin... ya da saklayın KorkuLarınızı ÇocukLar GÖRMESİN... Haftanın Hadis-i Şerifi [Üye Olmadan Linkleri Göremezsiniz. Üye Olmak için TIKLAYIN...] [Üye Olmadan Linkleri Göremezsiniz. Üye Olmak için TIKLAYIN...]
|
|
|
| Bu mesaj için fatımatüzzehra kullanıcısına teşekkür eden 2 üyemiz: | Alemdâr-ı İslâm (09.11.10), muallim (10.11.10) |
|
|
#6 |
|
Derecesi :
![]() Grubu : Saadet
Üye No : 3461
Üyelik tarihi : 29-03-2009
Konuları : 654
Mesajlar : 4,482
Teşekkürleri: 10,380
2,954 mesajına 5,392 kere teşekkür edildi.
Tecrübe Puanı: 8
![]() Son Aktivitesi : 24.05.12
Durumu : Status: Offline
|
Ziraat ortaklığı (muzaraa) Müzaraa, bir taraftan arazi, diğer taraftan çalışma olmak üzere ve bu husustaki şart ve rükünlere uygun olarak yapılan ortaklıktır. Bunlar, çıkan mahsule yarı yarıya, ikili birli gibi belirli bir nispet üzerinde karara bağlayabilirler. Müzaraanın meşruiyeti Peygamber Efendimiz'in sünneti ile sabittir. Efendimiz , Hayber halkına mahsulünün yarısını vermek üzere müzaraa akdi yapmışlardır. Bu hususa insanların ihtiyacı vardır. İmameyn'in içtihadı bu istikamettedir.Müzaraanın rüknü dörttür: Arazi, tohum, iş ve ziraatte kullanılacak hayvanlardan ibarettir. Bugün, hayvanın yerine traktörü koyabilirsiniz. Müzaraanın mahiyeti, bu dört rüknün bulunması ile tahakkuk eder. Bu rükünler muvacehesinde yapılacak bir müzaraada yedi şekil tasavvur edilebilir: 1 - Arazi ile tohum bir taraftan, iş görme ile hayvanlar diğer taraftan olmasıdır. (Bu müzaraa şekli sahihtir. Çünkü bunda iş üzerine kiralama yapılmış olur, hayvan ise iş görenin aletidir) 2- Arazi ile tohum ve hayvan bir taraftan, iş görme de diğer taraftan olmak üzere yapılan bir akiddir. (Bu şekildeki müzaraa da sahih olup, arazinin sahibi kendi aletleri ile iş görmesi için çalışacak olanı isticar etmiş olur) 3- Arazi bir taraftan; iş, tohum ve hayvan, diğer taraftan olmak üzere yapılan müzaraadır. (Bu şekilde müzaraa da sahihtir) 4- Arazi ile hayvan bir taraftan, iş ile tohum diğer taraftan olmak üzere yapılan sözleşmedir. (Bu müzaraa şekli fasiddir) 5- Arazi ile işçilik bir taraftan, tohum ile hayvan da diğer taraftan olmak üzere yapılacak sözleşmedir. (Bu şekil de fasiddir) 6- Arazi ile tohum ve işçilik bir taraftan, hayvan ise diğer taraftan olmak üzere yapılacak akiddir. (Bu şekil de fasiddir) 7- Arazi ile iş ve hayvan bir taraftan, tohum da diğer taraftan olmak üzere yapılacak sözleşmedir. (Bu şekil de fasiddir) Müzaraa akdinin rüknü, icap ve kabulden ibaret olmak üzere ikidir. Arazi sahibi, çiftçiye hitaben, "Şu tarlamı, çıkacak mahsulün yarısı sana ait olmak üzere müzaraa cihetiyle sana verdim" dese, iş görecek olan da "Kabul ettim" veya "Razı oldum" 'dese, aralarında müzaraa akdi yapılmış olur. Müzaraa'nın sıfatına gelince, tohum sahibi olmayan taraf hakkında, müzaraa akdinin ukud-i lâzimeden olmasıdır. Müzaraa ortaklığının sahih olabilmesi için sekiz şart vardır. (Bunlar bulunmaz ise müzaraa fasid olur): 1 - Müzaraa akdini yapanların akıllı olmaları şarttır. (Ehliyeti haiz olmayan kimselerin hiçbir akdi sahih değildir. Müzaraaya ehliyet akıllı olmakla tahakkuk eder) 2- Ziraate yeterli bir müddetin dile getirilip tayin edilmiş olması şarttır. (Meselâ, bir sene, iki sene gibi bir zamanın belirtilmesi gerekir) 3- Müzaraa akdinde tohumun kimin tarafından verileceğinin açıklanması şarttır. (Tohumu kim tarafından verileceği belli olmazsa, iki taraf arasında anlaşmazlığa yol açar) 4- Müzaraa ortaklığında tarlaya ne ekileceğinin belirtilmesi veya çiftçiye ne dilerse ekme hususunda geniş salâhiyet verilmesi şarttır. (Zira, ümit edilen fayda tohuma göre değişir, hatta bazı tohum yere zararlı bile olur. Bu sebeple arazi sahibinin buna rıza göstermesi lâzımdır) 5- Müzaraada akdi yapanların çıkacak mahsuldeki hisselerinin yarı, ikili, birli gibi cüz'ü şâyi olarak tayini şarttır. (Eğer böyle bir hisse belirtilmeyecek olursa veya çıkacak mahsulden şu kadar kile diyerek kesin bir tayin yapılırsa müzaraa sahih olmaz) 6- Müzaraada arazinin ziraate elverişli olması şarttır. (Arazi taşlık veya çorak durumda olursa, ziraate elverişli değildir. Bu takdirde yapılacak müzaraa ise fasid olur) 7- Müzaraa ortaklığında ekilecek arazinin çiftçiye teslimi şarttır. (Zira, çiftçinin iş görebilmesi böyle bir teslime dayalı bulunmaktadır) 8- Müzaraa akdinin neticesinde hasılat meydana gelince, akdi yapanların ortak sayılmaları şarttır. (Çünkü müzaraa, başlangıçta icare, sonunda şirket mahiyetindedir) İslâm fukahasının bu hususlar muvacehesinde verdikleri fetvalardan bazı örnekleri aşağıya alıyoruz:2390 - Netice Fetvalarından: "Yer ve öküz Zeyd'in, tohum ve işçilik Amr'dan olmak üzere müzaraa akdi yapsalar, (bu sözleşme) fasid olduğu için, Amr yerin ve öküzün ecr-i mislini Zeyd'e verip mahsulü kendi zapt eder" (H.Ec. 2/158) 2391 - Ali Efendi Fetvalarından: "İşçilik, Zeyd'in; tohum, yer ve öküz Amr'ın olmak üzere müzaraa akdi yapsalar, lâkin Zeyd iş görmese, müzaraa akdi yapmıştık, diyerek Amr'dan bir şey almaya güçlü (ve haklı) olmaz" (H.Ec. 2/158) 2392 - Behçe Fetvalarından: "Tohum, yer, öküz ve aletler Zeyd'in; işçilik Amr'ın olmak üzere müzaraa akdi yapılsa ve fakat müddet açıklanmasa sahih olmaz" (H.Ec. 2/158) Açıklama: Fetvada belirtilen müzaraa tablosu, bu bahsin evvelinde gösterilen yedi şekilden ikincisine uygunluk arzettiği halde, akdin sahih olmamasının sebebi, müzaraa akdinin sahih olabilmesi ile alâkalı 8 şarttan ikincisine aykırılık gösterdiği içindir. Zira, "Ziraate yeterli bir müddetin belirtilmiş olması" şartı bulunmamıştır. 2393 - Netice Fetvalarından: "Yer ve tohum Zeyd'in, öküz Amr'ın, işçilik ise aralarında ortak olmak üzere müzaraa sözleşmesi yapsalar, fasid olması sebebiyle, Zeyd öküzün ve işçiliğin ecr-i mislini Amr'a verip mahsulün hepsini alır" (H.Ec. 2/158) 2394 - Ali Efendi Fetvalarından: "Yer Zeyd'in, tohum, işçilik ve öküz Amr'ın olmak üzere müzaraa sözleşmesi yapılsa, mahsul meydana geldiğinde Zeyd zor kullanarak tamamını almış olsa, Amr hissesini almaya güçlü (ve haklı) olur" (H.Ec. 2/158) 2395 - Behce Fetvalarından: "Yer Zeyd'in, işçilik, öküz ve tohum Amr'ın, çıkacak mahsul beraber (yarıya) olmak üzere müzaraa akdi yapılıp (tarla) işlense, (tohum) çimlendikten ve fakat harman olmazdan önce Zeyd vefat etse, varisler mahsulün yarısını alırlar" (H.Ec. 2/158) 2396 - Abdürrahim Fetvalarından: "Müzaraa akdi yapanlar, çıkacak mahsulün aralarında ne miktar taksim olunacağını açıklamasalar sahih olmaz" (H.Ec. 2/158) 2397 - Netice Fetvalarından: "İşçilik Zeyd'in; tohum, yer ve öküz Amr'ın olmak üzere müzaraa sözleşmesi yapsalar fakat mahsul olmasa, Zeyd iş gördüğü için Amr'dan bir şey almaya güçlü (ve haklı) olmaz" (H.Ec. 2/158) 2398 - Behce Fetvalarından: "Fasid olan bir müzaraa akdinde, iş gören, bir miktar çalıştıktan sonra tohum sahibi ziraat yapmaktan çekinse, iş gören çalışmasının ecr-i mislini alır" (H.Ec. 2/158) 2399 - Abdürrahim Fetvalarından: "Bir öküz ile tarla ve işçilik Zeyd'in; bir öküz ile tohum da Hind'in olmak üzere müzaraa akdi yapılsa sahih olmaz" (H.Ec. 2/158) 2400 - İbni Nüceym Fetvalarından: "Zeyd, Amr ile ortak olduğu tarlaya buğday ekip (tohumlar) yetiştikten sonra, Amr, tohumunun yansının bedelini Zeyd'e verip ekin aralarında ortak olmak üzere karşılıklı razı olsalar, bu akid caiz olmaz" (H.Ec. 2/158) 2401 - Ali Efendi Fetvalarından: "Tarla ve tohum Zeyd'in işçilik ve öküz Amr'ın olmak üzere yarıya müzaraa akdi yapılıp saman konuşulmasa, saman da yarıya (taksim) edilir" (H.Ec. 2/158) 2402 - Ali Efendi Fetvalarından: "İşçilik ve öküz ile tohumun yarısı Zeyd'in, tohumun diğer yarısı ile tarla Amr'ın, çıkacak mahsul aralarında eşit olmak üzere müzaraa akdi yapsalar, Zeyd, tarlanın yarısının ecr-i mislini Amr'a verip çıkan mahsulün yarısını almaya güçlü (ve haklı) olur" (H.Ec. 2/158) 2403 Behce Fetvalarından: "Zeyd, Amr ile bir sene sonuna kadar müzaraa akdi yapsalar, sonunda çıkan mahsulü aralarında taksim ettikten sonra, yeni bir sözleşme yapmadan, önceki sözleşme gereğince Amr bir sene daha (tarlayı) işleyip mahsul yetişse, o beldenin âdeti bu şekilde ise, akid yapılmayan senenin mahsulü de akdi yapılmış bulunan senenin şartı üzerine aralarında taksim olunur" (H.Ec. 2/158) 2404 İbni Nüceym Fetvalarından: "Zeyd, Amr ile müzaraa akdi yaptıktan sonra, ekinin biçilmesi, dövülmesi ve savrulması Amr'ın üzerine olmak üzere şart kılınsa caiz olur" (H.Ec. 2/158) 2405 - İbni Nüceym Fetvalarından: "Sahih olan müzaraa yer ve tohum Zeyd'in, öküz ve işçilik Amr'ın; yahut yer Zeyd'in, tohum, öküz ve işçilik Amr'ın veyahut da yer, öküz ve tohum Zeyd'in, sadece işçilik Amr'ın olandır. Bu (üç) şekilden başka yapılacak müzaraa akdi sahih olmaz" (H.Ec. 2/158) 2406 - Feyziye Fetvalarından: "Yer ve tohum olarak Zeyd ve Amr'ın, işçilik ve öküz Bekir'in olup mahsulün yarısı Zeyd ve Amr'in; diğer yarısı Bekir'in olmak üzere müzaraa akdi yapıp da Zeyd hissesini almadan vefat etse, mirasçıları alırlar" (H.Ec. c. 2/59) 2407 - Ali Efendi Fetvalarından: "Tohum Zeyd'in; yer, öküz ve işçilik Amr'ın olmak üzere müzaraa akdi yapılıp ekin olduğunda, Amr, Zeyd'in izni ile ekini kendi harmanında dövmekte iken, tecavüz (ve kusuru) olmaksızın ekin çalınmış olsa, Amr'ın ödemesi lâzım gelmez" (H.Ec. c. 2/159) 2408 - İbni Nüceym Fetvalarından: "İşçilik Zeyd'in; tohum, yer, öküz ve (işçilik için gerekli) aletler Amr'ın olup, çıkacak mahsul aralarında beraber (yarı yarıya) olmak üzere müzaraa akdi yapsalar, mahsul meydana geldikten sonra, haksızlık yapmak isteyen Bekir, o mahsulü hayvanlarına yedirse Amr hissesini Bekir'den tahsil eder." (H.Ec. c. 2/159) 2409 - Abdürrahim Fetvalarından: "Zeyd, mülkü olan bahçesini yetmiş seneden beri bir sudan nöbet ile sulayıp geldiği halde, nöbet (ile su alan) diğer hak sahipleri, eskiden beri konulan sıraya göre su almaktan Zeyd'i engellemeye güçlü ve haklı olmazlar" (H.Ec. c. 2/160) 2410 - Abdürrahim Fetvalarından: "Zeyd'in evinin suyu, eskiden beri Amr'ın arsasından akıp gelmekte iken, Amr arsayı Bekir'e satsa, Bekir o suyu akıtmaktan Zeyd'i men etmeye güçlü olmaz" (H.Ec. c. 2/160) Alıntıdır
__________________
[Üye Olmadan Linkleri Göremezsiniz. Üye Olmak için TIKLAYIN...] " Kişi Sevdiği ile Beraberdir " (Hadisi Şerif) "İlim mü'minin en yakın dostudur.
Akıl onun yol göstericisi;iyi,yararlı amel,işlerini düzene sokucusudur. Yumuşak huyluluk onun veziri,sabır onun hükümdarı,şefkat ve merhamet onun babası,hazımlı olmak onun kardeşidir." Konu muallim tarafından (10.11.10 Saat 19:22 ) değiştirilmiştir.. |
|
|
| Bu mesaj için muallim kullanıcısına teşekkür edenler: | Alemdâr-ı İslâm (30.12.10) |
![]() |
| Etiket |
| hadisi, haftanın, konusumuzaraa, ortaklık, şerif |
| Seçenekler | |
| Stil | |
|
|
Benzer Konular
|
||||
| Konu | Konuyu Başlatan | Forum | Cevaplar | Son Mesaj |
| Haftanın Hadisi Şerif Konusu: Tevbe | fatımatüzzehra | Haftanın Hadis-i Şerifi | 11 | 05.11.10 12:34 |
| Haftanın Hadisi Şerif Konusu: Sıdk \ Doğruluk | fatımatüzzehra | Haftanın Hadis-i Şerifi | 8 | 27.10.10 13:06 |
| Haftanın Hadisi Şerif Konusu: Falcılık ve Sihir | fatımatüzzehra | Haftanın Hadis-i Şerifi | 18 | 20.10.10 12:53 |
| Haftanın Hadisi Şerif Konusu: Cennet ve Cehennem | Alemdâr-ı İslâm | Haftanın Hadis-i Şerifi | 24 | 08.10.10 10:33 |
| SİSTEM BİLGİLERİ | ÖNEMLİ BİLGİLENDİRME |
|
Powered by vBulletin® Version 3.8.6 Copyright ©2000 - 2012, Jelsoft Enterprises Ltd. Content Relevant URLs by vBSEO 3.5.0 RC2 Kuruluş Tarihi : 10 Ağustos 2008 Site içerisindeki materyaller kaynak gösterilmeden kullanılamaz,dağıtılamaz. |
milligorusforum.net/biz/org sitemiz bir forum sitesi olduğu için kullanıcılar her türlü görüşlerini onay
almaksızın anında siteye yazabilmektedir.Bu yazılardan dolayı doğabilecek her türlü sorumluluk
yazan kullanıcıya aittir.Sitemizde yasalara aykırı herhangi bir materyal bulursanız
iletisim@milligorusforum.biz e-mail adresimize bildirirseniz,şikayetiniz incelendikten sonra en kısa
sürede gereken yapılacaktır.
|