|
| Konular: 50,311 | Mesajlar: 311,903 | Üyeler: 10,668 | Online: 194 | Elhamdülillah...
|
|
|||||||
![]() |
|
|
|
LinkBack | Seçenekler | Stil |
|
|
#1 |
|
Derecesi :
![]() Grubu :
![]() Üye No : 503
Üyelik tarihi : 14-09-2008
Nereden : -
Konuları : 785
Mesajlar : 2,732
Teşekkürleri: 3,635
1,492 mesajına 3,323 kere teşekkür edildi.
Tecrübe Puanı: 6
![]() Son Aktivitesi : 24.06.10
Durumu : Status: Offline
|
Esselamu aleykum MilliGörüsForum.biz üyeleri Haftamızın Konusu SaDâKaT Paylasimlarinizi ve desteğinizi bekliyoruz.. ![]() Hz. Ebu Bekir Sadâkat Yolunun İlk Yolcusuydu Peygamber Efendimiz’in (sas) İslâm’ı tebliğe başlamasından sonra iman eden hür erkeklerin; raşit halifelerin, aşere–i mübeşşerenin ilkidir. Câmiu’l–Kur’an, es–Sıddîk, el–Atik lakaplarıyla bilinir. Efendimiz’le aynı yılda (M. 571) doğmuş, ondan iki sene sonra (634) vefat etmiştir. Kur’ân–ı Kerim’de hicret sırasında Resulullah’la beraber olmasından dolayı, “...mağarada bulunan iki kişiden biri...” (Tevbe, 9/40) şeklinde ondan bahsedilmektedir. Asıl adı Abdülkâbe olup, İslâm’dan sonra Resulullah’ın (sas) ona Abdullah adını verdiği kaydedilir. Dürüst, sadık, emin ve iffetli olduğundan dolayı “sıddık” lâkabıyla anılmıştır. Teym Oğulları kabilesinden olan Hz. Ebû Bekir’in (ra) nesebi Mürre b. Kâ’b’da Resulullah’la birleşir. Bedir Savaşı’na kadar müşrik kalan oğlu Abdurrahman dışında bütün ailesi Müslüman olmuştur. İslâm’dan önce de saygın, dürüst, kişilikli, putlara tapmayan ve evinde put bulundurmayan “hanîf” bir tacir olan Hz. Ebû Bekir, ölümüne kadar Efendimiz’den hiç ayrılmamıştır. Bütün servetini, kazancını İslâm için harcamış, çok zengin olmasına rağmen kendisi sade bir şekilde yaşamıştır. Resulullah’a iman eden Hz. Ebû Bekir (ra) İslâm dâvetçiliğine başlamış, Osman b. Affân, Zübeyr b. Avvâm, Abdurrahman b. Avf, Sa’d b. Ebî Vakkas ve Talha b. Ubeydullah gibi İslâm’ın yücelmesinde büyük emekleri olan ilk Müslümanların birçoğu İslâm’ı onun dâvetiyle kabul etmişlerdir. Hz. Ebû Bekir, Hira Mağarası’ndan dönen Hz. Muhammed (sas) ile karşılaştığında, Resulullah ona, “Allah’ın elçisi” olduğunu söyleyip “Yaratan Rabb’inin adıyla oku.” (el–Alâk, 96/1) diye başlayan âyetleri bildirdiği zaman hemen O’na, “Allah’ın birliğine ve senin O’nun Resulü olduğuna iman ettim.” demiştir. Allah Rasulü (sas), “Bütün insanların imanı bir kefeye, Ebû Bekir’inki bir kefeye konsa, onun imanı ağır basardı.” diye hoş bir benzetmede bulunmuştur. Hz. Ebû Bekir (ra), Mekke döneminde müşriklerin işkencelerine maruz kalan güçsüzleri, köleleri korudu; servetini eziyet edilen köleleri satın alıp azat etmekte kullandı. Müşriklerin eziyetleri çoğalıp Müslümanlara yapılan baskılar arttıktan sonra Hz. Peygamber, Hz. Ebû Bekir’e de Habeşistan’a göç etmesini söylemiş ve Hz. Ebû Bekir yola çıkmış; ancak yolda Mekke’nin ileri gelen kabile reislerinden İbn Dugunne ile karşılaştığında o, kendisini himayesine aldığını ve geri dönmesi gerektiğini belirtmiş ve birlikte dönmüşlerdir. İbn Dugunne, Hz. Ebû Bekir’in açıktan açığa ibadet etmesi ve inancını yaymaya devam etmesi sebebiyle şartları yerine getirmediğini iddia ederek ona ibadetini gizli yapmasını söylediğinde Hz. Ebû Bekir, onun himayesine ihtiyacı olmadığını, zaten kendisine söz de vermediğini ifade ederek, “Senin himayeni sana iâde ediyorum. Bana Allah’ın himayesi yeter.” demiştir. Böylece Mekke’de kalan Hz. Ebû Bekir, Hz. Aişe’nin rivâyetine göre, Resulullah hicret emrini alıp Hz. Ebû Bekir’e gelerek ona beraberce hicret edeceklerini söyleyince sevinçten ağlamaya başlamıştı (İbn Hişâm, es–Sire, II, 485). Allah Rasulü’nün (sas) bir gecede Mekke’den Kudüs’e oradan Sidretü’l–Münteha’ya gittiği İsra ve Mi’râc hâdisesini duyan müşrikler bunu Hz. Ebû Bekir’e yetiştirdikleri zaman; hiç tereddüt etmeden “O dediyse doğrudur.” demiştir. Bu sözünden sonra Ebu Bekir’e; ihlâslı, asla yalan söylemeyen, özü doğru, itikadında şüphe olmayan anlamında, “Sıddık” lâkabı verildi. Resulullah ile birlikte neredeyse tüm seferlere katılmış, malını İslam ordusunun teçhizi için harcamıştır. Resulullah (sas) vefat ettiğinde Hz. Ömer, O’nun Hz. Musa gibi Rabb’i ile buluşmaya gittiğini, O’nun için “öldü” diyen olursa ellerini keseceğini söylüyordu. Hz. Ebû Bekir, Hz. Ömer’i susturdu ve şöyle hitap etti: “Ey insanlar, Allah birdir, O’ndan başka ilâh yoktur, Muhammed O’nun kulu ve elçisidir. Allah apaçık hakikattir. Muhammed’e kulluk eden varsa, bilsin ki O ölmüştür. Allah’a kulluk edenlere gelince, şüphesiz Allah diri, bâkî ve ebedîdir. Size Allah’ın şu buyruğunu hatırlatırım: “Muhammed sadece bir elçidir. O’ndan önce de peygamberler gelip geçmiştir. Şimdi O ölür veya öldürülürse siz ökçelerinizin üzerinde geriye mi döneceksiniz? Kim ökçesi üzerinde geriye dönerse Allah’a hiçbir ziyan veremez. Allah şükredenleri mükâfatlandıracaktır.” (Âl–i İmrân, 3/144) Allah’ın kitabı ve Resulullah’ın sünnetine sarılan doğruyu bulur, o ikisinin arasını ayıran sapıtır. Şeytan, peygamberimizin ölümü ile sizi aldatmasın, dininizden saptırmasın. Şeytanın size ulaşmasına fırsat vermeyiniz.” (İbn Hişâm, es–Sire, IV, 335; Taberî, Tarih, III, 197-198) Hz. Ebû Bekir, Resulullah’ın halifesi olduktan sonra, O’nun vefâtıyla Arabistan’da Mekke ve Medine dışındaki bölgelerde görülen dinden dönme hareketlerine, yalancı peygamberlere, “Namaz kılarız, ama zekât vermeyiz.” diyenlere karşı savaş açtı. Ve yalancı peygamberleri ve fitnelerini ortadan kaldırdı. Hz. Ebû Bekir, mağarada kaldıkları günü şöyle anlatır: “Resulullah (sas) ile beraber bir mağarada bulundum. Bir ara başımı kaldırıp baktım. O anda Kureyş casuslarının ayaklarını gördüm. Bunun üzerine, ‘Ya Resulallah, bunlardan birkaçı gözünü aşağı eğse de baksa mutlaka bizi görür.’ dedim. O, ‘Sus ya Eba Bekir. Allah'ın üçüncü olarak kendileriyle beraber olduğu iki yoldaşın endişe etmesine gerek yoktur.’ buyurdu. ALİ BUDAK
__________________
Sözlerime lâl düştü...
Konu Alemdâr-ı İslâm tarafından (06.07.09 Saat 17:33 ) değiştirilmiştir.. Sebep: Birkaç imla yanlışı değiştirilmiştir.. |
|
|
| Bu mesaj için Sükut-u Leyl kullanıcısına teşekkür eden 12 üyemiz: | Abdülhamit (06.07.09), Alemdâr-ı İslâm (06.07.09), el Büğdüzi (06.07.09), Fâris (06.07.09), fatımatüzzehra (10.07.09), Isti'sam (07.07.09), Medine Sevdalisi (20.07.09), muallim (29.10.09), NECAT (31.08.09), nuveyba (10.07.09), sevgiliye sevdalı (06.07.09), yusufsunetci (14.07.09) |
|
|
#2 |
|
Derecesi :
![]() Grubu : Saadet
Üye No : 514
Üyelik tarihi : 15-09-2008
Mesleği : Öğrenci
Nereden : Üsküdar
Konuları : 524
Mesajlar : 5,768
Teşekkürleri: 2,967
2,172 mesajına 3,803 kere teşekkür edildi.
Tecrübe Puanı: 9
![]() Son Aktivitesi : 06.06.10
Durumu : Status: Offline
|
bu bilgi yanlış, efendimiz ondan 2 yaş büyüktür. o da efendimizden 20 ay kadar sonra 63(yani efendimizle aynı yaşında vefat etmiştir.
__________________
''Cahil, öfkelenince bağırır-çağırır; akıllı ise, yapması gerekli olan şeyleri planlar...'' (M. Fethullah Gülen) Konu el Büğdüzi tarafından (06.07.09 Saat 16:13 ) değiştirilmiştir.. |
|
|
| Bu mesaj için el Büğdüzi kullanıcısına teşekkür eden 5 üyemiz: | Fâris (06.07.09), fatımatüzzehra (10.07.09), Medine Sevdalisi (20.07.09), Sükut-u Leyl (06.07.09), yusufsunetci (14.07.09) |
|
|
#3 |
|
Derecesi :
![]() Grubu : Saadet
Üye No : 514
Üyelik tarihi : 15-09-2008
Mesleği : Öğrenci
Nereden : Üsküdar
Konuları : 524
Mesajlar : 5,768
Teşekkürleri: 2,967
2,172 mesajına 3,803 kere teşekkür edildi.
Tecrübe Puanı: 9
![]() Son Aktivitesi : 06.06.10
Durumu : Status: Offline
|
peygamberimiz fil vakıasının olduğu yıl doğmuştur, hz ebubekir ise fil vakıasından 2 yıl 6 ay sonra doğmuştur.
__________________
''Cahil, öfkelenince bağırır-çağırır; akıllı ise, yapması gerekli olan şeyleri planlar...'' (M. Fethullah Gülen) |
|
|
| Bu mesaj için el Büğdüzi kullanıcısına teşekkür eden 7 üyemiz: | Adige Abzakh (06.07.09), Fâris (06.07.09), fatımatüzzehra (06.07.09), Medine Sevdalisi (20.07.09), nuveyba (10.07.09), Sükut-u Leyl (06.07.09), yusufsunetci (14.07.09) |
|
|
#4 |
|
Derecesi :
![]() Grubu :
![]() Üye No : 503
Üyelik tarihi : 14-09-2008
Nereden : -
Konuları : 785
Mesajlar : 2,732
Teşekkürleri: 3,635
1,492 mesajına 3,323 kere teşekkür edildi.
Tecrübe Puanı: 6
![]() Son Aktivitesi : 24.06.10
Durumu : Status: Offline
|
SADAKAT Doğruluk ve dürüstlük üzerine kurulmuş samimi ve sağlam dostluk, içten bağlılık ve gerçek dostluk kalb doğruluğu, samimiyet ve ihlas anlamında bir İslâm ahlakı terimi. Doğru olmak, sözünde durmak ve sözünü yerine getirmek anlamına gelen sadaka (sa-da-ga) fiilinden türemiş bir isimdir. Doğru muamelede bulunmak, sıdk ve ihlâs ile dostluk etmek, herhangi bir kişisel çıkar ve garazdan uzak ve her yönüyle Allah rızası için halis olan dostluk da sadakattir. Sadakat; daha ziyâde kardeşinin Allah rızası için iyiliğini istemek ve ona hayırhak olmak, kardeşlik ve dostlukta hâlis ve samimi olmak anlamlarında kullanılır. Herhangi bir doğruluk ve dürüstlüğe de sadakat denilir. Zıddı hıyanettir. Sıdkın (doğruluğun) zıddı ise kizb (yalan)dir. Müslümanların işlerinde ve çeşitli muamelelerinde birbirlerine karşı sadakat borcu vardır. Meselâ evlilikte karı koca birbirlerine karşı sadakatle mükelleftirler. Evlilik süresince zevc ve zevce birbirlerine karşı sadakat göstermek mecburiyetindedirler. Eşler arasında boşanma sebeplerinden birisi de sadâkat borcunun ihlâlidir. Nasıl olursa olsun eşler arasında sadâkatin ihlali geçimsizlik sebebidir. İşçinin yanında çalıştığı işverenin iş sırlarından öğrendiklerini, işverenin rakibine açıklaması doğru değildir. İşçinin öğrenmiş olduğu sırları saklaması bir sadâkattir. İşçinin sadakatsiz olması, işveren için haklı bir fesih hakkı doğurur. İşveren, işçinin sadakat borcunu ihlâlinden zarara uğramışsa, bu zararın tazminini isteyebilir. Müslümanlar sözlerinde ve işlerinde sadık olmalıdırlar. Muamelelerinde ve iş münasebetlerinde çeşitli hile ve dalâverelerle birbirlerini aldatanlar hâindirler. Peygamberimiz "Bizi aldatan bizden değildir" buyurmuştur. Dostluk, kardeşlik ve vefâkârlık da bir sadâkattir. Verilen sözü yerine getirmek, ahdinde durmak, borcu ödemek, din ve akılca lüzumlu görülen işleri ifâ etmek, emanetlere riayet etmek, üzerine aldığı vazifeleri-hakkını vererek- yerine getirmek ve vazifeleri ehline vermek de sadâkattir, aksi ihânettir. Hakkı bilerek ibadet ve taâtlarda ve kul haklarında tam bir sadakat gösteren, kötü huy ve nefsin âfetlerinden temizlenen kimse sadâkatli (sadık)" mü'mindir. Mü'minlerde sadâkatül-hakk (hakka bağlılık) en önemli esas ve temel vazifedir. İnsana sadâkat yakışır görse de ikrah Yardımcısıdır doğruların Hazret-i Allah (Ziya Paşa) Sırf Allah rızası için, iyilik ve hayır yollarında yardımlaşmak için sıdk ve ihlâs ile dostluk etmek de sadâkattir. Allah için doğruluk ve dürüstlük uğrunda, iman yolunda meydana gelen sadakati (dostluğu) muhafaza etmenin sevabı pek büyüktür. Bu konuda Hz. Peygamber (s.a.s) şöyle buyurmuştur: "Allah Teâla Kıyamet gününde, benim büyüklüğüm için sevişenler (ve dost olanlar) nerede? Onları, benim himâyemden başka bir gölgenin olmadığı himayem altında gölgelendireyim, diye buyurur" (Müslimden naklen Mansûr Ali Nâsıf, et-Tâc, V, 83). Yine Rasûlüllah; aralarında akrabalık ve alış-veriş münasebeti bulunmadan Allah sevgisi ile O'nun yolunda sadâkatle sevişenlerin derecelerine peygamberler ve şehidlerin gıbta edeceklerini anlatarak şöyle buyurmuştur: "Vallahi, onların yüzleri nurdur ve nur üzerindedirler. İnsanlar korktuğu vakit onlar korkmazlar, insanlar mahzun oldukları vakit onlar mahzun olmazlar. Haberiniz olsun ki, Allah'ın gerçek dostları için korku yoktur, onlar üzülmeyeceklerdir de" (Ebû Davûd'dan, et-Tâc, V, 83). Muhiddin BAĞÇECİ
__________________
Sözlerime lâl düştü...
|
|
|
| Bu mesaj için Sükut-u Leyl kullanıcısına teşekkür eden 8 üyemiz: | Abdülhamit (06.07.09), Alemdâr-ı İslâm (06.07.09), Fâris (06.07.09), fatımatüzzehra (06.07.09), Isti'sam (07.07.09), Medine Sevdalisi (20.07.09), muallim (29.10.09), yusufsunetci (14.07.09) |
|
|
#5 |
|
Derecesi :
![]() Grubu :
![]() Üye No : 503
Üyelik tarihi : 14-09-2008
Nereden : -
Konuları : 785
Mesajlar : 2,732
Teşekkürleri: 3,635
1,492 mesajına 3,323 kere teşekkür edildi.
Tecrübe Puanı: 6
![]() Son Aktivitesi : 24.06.10
Durumu : Status: Offline
|
SADAKA KELİMESİ İLE İLGİLİ AYETLER Rahman ve Rahim olan Allah'ın adıyla
__________________
Sözlerime lâl düştü...
|
|
|
| Bu mesaj için Sükut-u Leyl kullanıcısına teşekkür eden 9 üyemiz: | Abdülhamit (06.07.09), Alemdâr-ı İslâm (06.07.09), Fâris (06.07.09), fatımatüzzehra (06.07.09), Isti'sam (07.07.09), Medine Sevdalisi (20.07.09), muallim (29.10.09), sevgiliye sevdalı (06.07.09), yusufsunetci (14.07.09) |
|
|
#6 |
|
Derecesi :
![]() Grubu :
![]() Üye No : 503
Üyelik tarihi : 14-09-2008
Nereden : -
Konuları : 785
Mesajlar : 2,732
Teşekkürleri: 3,635
1,492 mesajına 3,323 kere teşekkür edildi.
Tecrübe Puanı: 6
![]() Son Aktivitesi : 24.06.10
Durumu : Status: Offline
|
Sadakat ile ilgili sözler Sadakat
__________________
Sözlerime lâl düştü...
|
|
|
| Bu mesaj için Sükut-u Leyl kullanıcısına teşekkür eden 6 üyemiz: | Adige Abzakh (06.07.09), Alemdâr-ı İslâm (06.07.09), el Büğdüzi (06.07.09), fatımatüzzehra (10.07.09), muallim (29.10.09), yusufsunetci (14.07.09) |
![]() |
| Etiket |
| haftanın, konusu, sadakat |
| Seçenekler | |
| Stil | |
|
|
| SİSTEM BİLGİLERİ | ÖNEMLİ BİLGİLENDİRME |
|
Powered by vBulletin® Version 3.8.6 Copyright ©2000 - 2012, Jelsoft Enterprises Ltd. Content Relevant URLs by vBSEO 3.5.0 RC2 Kuruluş Tarihi : 10 Ağustos 2008 Site içerisindeki materyaller kaynak gösterilmeden kullanılamaz,dağıtılamaz. |
milligorusforum.net/biz/org sitemiz bir forum sitesi olduğu için kullanıcılar her türlü görüşlerini onay
almaksızın anında siteye yazabilmektedir.Bu yazılardan dolayı doğabilecek her türlü sorumluluk
yazan kullanıcıya aittir.Sitemizde yasalara aykırı herhangi bir materyal bulursanız
iletisim@milligorusforum.biz e-mail adresimize bildirirseniz,şikayetiniz incelendikten sonra en kısa
sürede gereken yapılacaktır.
|